TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
IPS İLETİŞİM VAKFI BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/15873)
Karar Tarihi: 7/3/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 26/4/2019-30756
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
IPS İletişim Vakfı
Vekili
:
Av. Oya Meriç EYÜPOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, internet haber sitesinde yer alan bir habereerişimin engellenmesi kararı verilmesinin ifade ve basın özgürlüklerini ihlalettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu, www.bianet.orgadresindeki Bağımsız İletişim Ağı isimli web sitesi üzerinden internethaberciliği yapmaktadır.
10. Bahse konu internet haber sitesinde 17/10/2011 tarihinde "Aradaki Farkı Bulun" başlıklıbir haber yayımlanmıştır. Haber şöyledir:
"Eğitim Bakanlığı gibi bir görevde bulunankişinin, böyle bir suçla anılıyor olması kabul edilemez. ...'nın ya intihal yapmadığınıkanıtlaması ve herkesi ikna etmesi ya da Guttenberg’letanışması gerekiyor.
Bilgi Üniversitesi Medya İletişimSistemleri'nin ilk dersiydi; Bölüm Başkanı ... sınıfa girdi. Yanılmıyorsamsöylediği ilk şeydi: 'Plagiarism willnot be tolerated.' Bizim dilde 'İntihale toleransgösterilmeyecektir' oluyor.
Çünkü intihal, 'hırsızlık' demektir;başkasının fikrini, tezini, çalışmasını alıp kendininmiş gibi sunmaktır.Akademik bir suçtur. Cezası vardır, ağırdır. Kariyerinizi bitirebilir,itibarınızı sıfırlayabilir. Olması gereken budur.
Mesela Almanya'da böyle olur. 39 yaşındakiSavunma Bakanı Karl-Theodor zuGuttenberg, 475 sayfalık doktora tezinin bazıbölümlerinde intihal yaptığı ortaya çıkınca 2010 Mart'ında görevinden istifaetmişti.
Kararını açıklarken, doktora teziyle ilgiliyapılacak araştırmaya kendisinin de katılacağını söyledi ve daha fazlaAlmanya'da kalamayarak Amerika'ya yerleşti.
Şimdi Guttenberg'insiyasetteki hızlı yükselişi ve doktora tezindeki intihal nedeniyle yaşadığıdüşüş bir filme konu oluyor.
Peki, Türkiye'de ne oluyor?
Hakkında intihal suçlamaları olan ...,Türkiye'de Milli Eğitim Bakanı olarak görev yapıyor.
Üniversite Konseyleri Derneği, geçtiğimiz gün...'nin 'İşletme Yönetimine Giriş (1995)' ve 'İşletmeYönetimi (1996)' kitaplarındaki intihal iddialarını karşılaştırma yaparakraporladı ve yayımladı. Sonuç olarak da, Milli Eğitim Bakanı'nın akademikunvanlarının geri alınması çağrısında bulundu.
İroninin boyutuna bakar mısınız?
Aslında, 2005'te intihal ortaya çıktığındaYükseköğretim Kurulu (YÖK), ...'ye 'üniversite öğretim mesleğinden çıkarmacezası' verdi.
Çünkü Yükseköğretim Kurumları Yönetici,Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 11/3 maddesi açık: 'Birbaşkasının bilimsel eserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynakbelirtmeden kendi eseri gibi göstermek' üniversite öğretim mesleğinden çıkarmacezasını gerektiren bir fiildir.
Ama beş yıl sonra, 29 Aralık 2010 tarihli 'YÖKMüşterek İnceleme Raporu'nda ...'nin eserinde 'tam olarak' intihal yapılmadığına kararverildi. Danıştay, YÖK Disiplin Yönetmeliği'nde değişiklik yaptı ve ...'nin 'Profesör' unvanı geri alınmadı.
..., iddiaları reddetti. Hakkındaki iddiaların'Ergenekon'un bir parçası olduğunu ve bunları organize edenin de emekliTuğgeneral ... olduğunu söyledi.
'İntihal iddiası, tam bir faciadır. İntihalbeni en çok yaralayan bir olaydır. Ergenekon'un benim müsteşarlıktan alınmamiçin hazırladığı özel bir projedir. Kendini devlet yerine koyanları korumadığımiçin bunlar başıma geldi. Benimle ilgili operasyonu başlatan şu anda içeride,Ergenekon'dan tutuklu olan bir paşa' dedi.
Burada ...'ninintihale konu olan kitabının ilgili sayfaları, intihal yapıldığı söylenen ...'nın kitabıyla karşılaştırmalı olarak sunuluyor. Kendinizbakıp karar verebilirsiniz.
Kimler intihalle suçlanmıştı?
Daha önce, ÖSYM (Ölçme, Seçme Ve YerleştirmeMerkezi) Başkanı Prof. Dr. ...'nin 1990'da Teknik veTekstil Dergisi'nde dokuz bölüm süren yazı dizisinde intihal yaptığı ortayaçıkmıştı. ..., özür diledi ve görevinde kaldı.
2007 Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) OnurÖdülü'ne layık görülen, ilk YÖK Başkanı Prof. Dr. ...'ninintihal yaptığı iddiasını gazeteci ... gündeme getirmişti. Yargıtay Hukuk GenelKurulu, uzun zaman sonra ...'nin imzasını taşıyan'Annenin El Kitabı' adlı eserde intihal olmadığına, 8'e karşı 39 oyla kararvermişti. Kitabın aslı Amerika Birleşik Devletleri'nin en ünlü çocukhastalıkları uzmanlarından Benjamin Spock'ın 'Baby and Child Care' adlı çok bilinen çalışmasıydı.
İstanbul Üniversitesi Rektörü ...'nın da adı uzun süre intihalle anıldı. 'LaparoskopikCerrahi' eserinde intihal yaptığı için rektörlükten alındı; Türk TabiplerBirliği ...'yı iki ay süreyle 'meslekten men' etti.Danıştay 8. Dairesi ise meslekten men cezasına ait kararın yürütmesinidurdurdu.
Türkiye, intihale alışkın. Ancak Milli EğitimBakanlığı gibi bir görevde bulunan kişinin, böyle bir suçla anılıyor olmasıkabul edilemez. ...'nin ya intihal yapmadığınıkanıtlaması ve herkesi ikna etmesi ya da Guttenberg'letanışması gerekiyor. (IC)"
11. Haberde bahsi geçen Bakan (müşteki), haberin yayımlandığı www.bianet.org sitesinin de aralarındabulunduğu birçok internet haber sitesinde yer alan haber içerikleri nedeniylekişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek internet içeriğine erişiminengellenmesi talebinde bulunmuştur.
12. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliği 8/7/2015 tarihinde haberiçeriğine erişimin engellenmesine karar vermiştir. Gerekçeli karar şöyledir:
"Talep konusu içeriklerin, yayınlatalepte bulunan hakkında bırakılan intiba ve saik de dikkate alındığında, basınözgürlüğü, düşünce açıklama özgürlüğü, haber verme ve eleştiri hakkısınırlarında değerlendirilemeyecek, talepte bulunanın kişilik haklarını ihlaledici nitelikte olduğu sonuç ve vicdani kanaatine varılmış, bu nedenle talebinkabulü yönünde aşağıdaki karar tesis edilmiştir."
13. Başvurucunun anılan karara itirazı İstanbul 10. Sulh CezaHâkimliğinin 3/8/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
14. Ret kararı başvurucuya 14/8/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 11/9/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk kuralları için bkz. Ali Kıdık (B.No: 2014/5552, 26/10/2017, §§ 21-29) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu, şikâyet konusu haberin akademik bir suç olanintihalle ilgili olduğunu belirtmiş; haberde eğitim öğretim alanından sorumlubir bakanın da intihal yapanlar arasında yer aldığı bazı örneklere yer verilerekTürkiye'deki durumun aktarıldığını ifade etmiştir. Başvurucu, millî eğitimdensorumlu bir bakanın intihal yapmasının akademik dünyadaki yansımalarının vetoplumsal karşılığının dikkate alınması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucuyagöre başvuruya konu haberin yayımlanmasında kamu yararı bulunmaktadır; habergerçek, günceldir, özle biçim arasında denge kurularak verilmiştir. Başvurucu,gerekçesiz olarak verilen erişimin engellenmesi kararının adil yargılanma hakkıile ifade ve basın özgürlüklerini ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) ifade özgürlüğü ile bireyin şeref ve itibarınınkorunmasını isteme hakkının dengelendiği bir dizi kararı zikredilmiş;başvurucunun ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarının korunmasınıisteme hakkı arasında demokratik bir toplumun gerekleri dikkate alınarak adilbir dengenin kurulması gerektiği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tüm iddiaları ifade ve basınözgürlükleri kapsamında incelenmiştir.
21. Anayasanın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26.maddesi ve “Basın hürriyeti” kenarbaşlıklı 28. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“(26)Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başınaveya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmimakamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermekserbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarınınşöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
“(28) Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
23. İnternet üzerinden yayın yapan bir haber sitesindeyayımlanan habere, erişimin engellenmesine karar verilmiştir. Söz konusumahkeme kararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik birmüdahalede bulunulmuştur.
b. Müdahalenin İhlal OluşturupOluşturmadığı
24. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
25. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
26. Kanunilik ölçütüne ilişkin bir şikâyette bulunulmamıştır.Mevcut başvurunun koşullarında 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternetOrtamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenenSuçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'un 9. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır. .
ii. Meşru Amaç
27. Başvuruya konu habere erişimin engellenmesine ilişkinkararın başkalarının şöhret veya haklarınınkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaçtaşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
28. Somut olaya uygulanan genel ilkelerin geniş anlatımı içinAnayasa Mahkemesinin Ali Kıdık(aynı kararda bkz. §§ 41-67) kararına bakılabilir.
(2) 5651Sayılı Kanun'un 9. Maddesine Dayanan Erişimin Engellenmesi Kararı Hakkında BazıTespitler
29. Anayasa Mahkemesi, Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun ile getirilen içeriğin yayındançıkarılması ve yayına erişimin engellenmesi kararlarına yönelik usulü ayrıntılıbir şekilde incelemiştir (Ali Kıdık, §§ 55-63). Mahkemeye göre bu usul kanunkoyucunun internet ortamında işlenen suçlarla mücadelenin daha etkinyapılabilmesi, özel hayat ile kişilik haklarının hızlı ve etkili bir şekildekorunması ihtiyacı nedeniyle öngördüğü özel ve hızlı sonuç alınabilecek birkoruma tedbiri kararıdır; dolayısıyla istisnai bir yoldur(Ali Kıdık, §55).
30. Anayasa Mahkemesi başvuruya konu internet yayınına erişiminengellenmesi tedbirinin alınmasını ancak görünüşte haklılık veya ilk bakışta (prima facia)haklılık varsa meşru kabul etmekte ve bu usulün ancak internet yayınınınkişilik haklarını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakıştaanlaşıldığı durumlarda işletilebileceğini belirtmektedir. Anayasa Mahkemesinegöre bir kimsenin çıplak resimlerinin veya video görüntülerinin yayımlanmasıgibi kişilik haklarının ihlal edildiğinin daha ileri bir inceleme yapılmayagerek olmaksızın ilk bakışta anlaşılabildiği hâllerde 5651 sayılı Kanun'un 9.maddesinde öngörülmüş olan istisnai usul işletilebilir (Ali Kıdık, §§62, 63).
(3) Şerefve İtibara Yapılan Müdahalelerde Başvurulabilecek Diğer Hukuki Yollar
31. Anayasa Mahkemesi Ali Kıdık kararında 5651 sayılı Kanun'un 9.maddesine göre ilk bakışta ihlal bulunmayan hâllerde kişilik haklarınınkorunması için genel hukuk ve ceza yollarına başvurulması gerektiği sonucunaulaşmıştır (Ali Kıdık,§§ 66, 67).
(4) Genelİlkelerin Somut Olaya Uygulanması
32. Somut olayda erişimin engellenmesine karar verilen haber17/10/2011 tarihinde www.bianet.orgisimli internet haber sitesinde yayımlanmıştır. Haber, bir başkasının bilimseleserinin veya çalışmasının tümünü veya bir kısmını kaynak belirtmeden, kendieseri gibi göstermek olarak nitelendirilebilecek intihal fiiliyle ilgilidir.Haberde, müştekinin de aralarında bulunduğu, kamuoyunca tanınan bazıakademisyenlerin intihal yaptığı iddia edilmiştir. Haberin yayımlandığı dönemdemillî eğitim bakanlığı görevini yürüten müşteki hakkında 2005 yılında YüksekÖğretim Kurulu (YÖK) tarafından intihal nedeniyle üniversite öğretimmesleğinden çıkarma cezası verildiği ancak 2010 yılında YÖK'ün bu konuyu tekrarincelediği ve müştekinin intihal yapmadığına karar vererek profesör unvanınıgeri almadığı iddia edilmiştir. Haberde eski bir Alman bakanın akademikçalışmasında intihal yaptığı ortaya çıkınca görevinden istifa ettiği hattayaşadığı ülkeyi terk ettiği bilgisine yer verilmiş, Alman bakanla aynı mevkidebulunan müşteki karşılaştırılarak Türkiye'deki durum ortaya konulmayaçalışılmıştır.
33. Habere göre Üniversite Konseyleri Derneği (Dernek),müştekinin iki eserinde intihal yaptığına ilişkin rapor yayımlamış vemüştekinin akademik unvanlarının geri alınması çağrısında bulunmuştur. Haberile millî eğitim bakanlığı görevinde bulunan bir kişinin intihal fiiliyleanılıyor olmasının kabul edilemez olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle müştekihakkında geçmiş yıllarda ortaya atılan iddialar ve Derneğin yayımladığı raporda ortadayken müştekiye ya intihal yapmadığını kanıtlaması ya da Alman mevkidaşı gibi hareket etmesi tavsiyesinde bulunulmaktadır.
34. Söz konusu haberin olayların meydana geldiği tarihte millîeğitim bakanı olan müştekinin akademik alandaki faaliyetlerinin keşfedilmesi vebunlara ilişkin kanaat oluşturulması işlevini gördüğü, dolayısıyla kamumenfaatine ilişkin bulunduğu ve bilgilendirme değerinin yüksek olduğutartışmasızdır. Ülkenin eğitim politikasını tayin eden bakanlığın başına atananbir bakanın eserlerinde intihal yaptığının tespit edilmesi ile ilgili bazıiddiaların yer aldığı haberin yayımlanmasının kamusal faydası yüksek birtartışmaya katkı sunduğunda kuşku bulunmamaktadır.
35. Müşteki, haber nedeniyle şeref ve itibarının zedelendiğiniileri sürerek 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre internet içeriğineerişimin engellenmesi talebinde bulunmuştur. İstanbul 9. Sulh Ceza Hâkimliğimüştekinin talebini kabul etmiştir. Mahkeme kararının gerekçesinde yayıniçeriğinin -müşteki hakkında bıraktığı intiba ve saik de dikkate alındığında-haber verme ve eleştiri hakkı sınırlarında değerlendirilemeyecek nitelikteolduğu, müştekinin itibarını zedelediği ve kişilik haklarını ihlal ettiğibelirtilmiştir.
36. Çelişmesiz bir dava sonucunda yayın içeriğine erişiminengellenmesi kararı verebilmenin ancak hukuka aykırılığın ve kişilik haklarınamüdahalenin ilk bakışta anlaşılacak kadar belirgin olduğu ve zararın süratlegiderilmesinin zaruri olduğu hâllerde mümkün olduğu hatırlanmalıdır (bkz. §30). Buna karşın somut olayda ilk derece mahkemesi yayımlanmasının üzerindenyaklaşık dört yıl geçen haber ile şeref ve itibara yapıldığı ileri sürülensaldırının çelişmeli bir yargılama yapılmadan, gecikmeksizin ve süratlebertaraf edilmesi ihtiyacını ortaya koyabilmiş değildir. Haber içeriklerininincelenmesinden de 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesine göre içeriğe erişiminengellenmesi tedbirinin uygulanmasını gerektirecek ağırlıkta bir durumbulunmadığı görülmektedir.
37. İnternet mecralarında yer alan fikir ve kanaat açıklamalarınedeniyle bireylerin şeref ve itibar hakkına hukuka aykırı olarakgerçekleştirilen müdahalelerde mağdurun asıl gayesinin zararının telafiedilmesi olduğu nazara alındığında özellikle somut başvuruya konu benzeruyuşmazlıklar açısından, koşullara göre diğer ceza veya hukuk yollarının dahayüksek başarı şansı sunabilecek, kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıolduğu anlaşılmaktadır. Dahası müşteki, açacağı çelişmeli bir hukuk davasındaiçeriğe erişimin engellenmesi talebini ileri sürme imkânına da her zamansahiptir (Ali Kıdık,§ 86).
38. Sonuç olarak başvurunun bütün koşulları gözönündetutulduğunda 5651 sayılı Kanun'un 9. maddesi uyarınca çelişmeli bir yargılamaolmaksızın süresiz olarak etki gösteren tedbir mahiyetinde internete erişiminengellenmesi kararı verilmesi için gösterilen gerekçeler ilgili ve yeterlikabul edilemez.
39. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvencealtına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
41. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
42. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
43. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
44. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılık ihlalinidari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesince yapılan veyayapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararının sonucundankaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği hâllerde derecemahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudan mümkün olduğuncadosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarınıortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan,§ 60).
45. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.
46. Anayasa Mahkemesi başvurucu tarafından yayımlanan haberiniçeriğine erişimin engellenmesine karar verilmesinin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenle başvurucunun ifade ve basınözgürlüklerinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvurudaihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
47. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 9. Sulh CezaHâkimliğine (2015/1873 Değişik İş) GÖNDERİLMESİNE,
D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226.90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.