TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
PURO DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8535)
Karar Tarihi: 19/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Puro Dış Ticaret Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Seyit KAPLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari para cezasının iptali istemiyle açılan davadagerekçesiz ve hukuka aykırı karar verilmesi ve yargılamanın makul süredetamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu, İstanbul ili Beyoğlu ilçesinde eğlence mekânıişletmektedir. Başvurucunun iş yerinde 25/9/2009 tarihinde saat 02.45itibarıyla Beyoğlu Belediyesi görevlileri tarafından yapılan ölçümde sesdüzeyinin yasal sınırların üzerinde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tespitüzerine Beyoğlu Belediye Başkanlığının 13/10/2010 tarihli işlemiyle başvurucuya15.872 TL tutarında idari para cezası verilmiştir. Başvurucu söz konusu işleminiptali için 22/10/2010 tarihinde dava açmıştır.
7. İstanbul 10. İdare Mahkemesi (Mahkeme) öncelikle konuyailişkin olarak bilirkişi incelemesi ve keşif yapmıştır. Mahkeme, bilirkişilertarafından hazırlanan rapordan yola çıkarak keşif sırasında elde edilen ölçümsonuçlarının yasal düzeyin altında olduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, tonaliteincelemesi sonucunda alınan ölçümlerde tonal bileşenolmadığını ve bu analiz sonucunda da gürültü düzeyini artırıcı bir unsurunbulunmadığını belirtmiştir. Mahkeme sonuç olarak 23/10/2012 tarihli kararıyla,hukuka uygun bulunmadığı kanaatine vardığı işlemin iptaline karar vermiştir.
8. Söz konusu karar, Beyoğlu Belediye Başkanlığının itirazıüzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin 27/9/2013 tarihli kararıyla bozulmuşve işin esasına girilerek dava reddedilmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesiret gerekçesinde, işleme esas olan ölçümünidaretarafından gerekli kalibrasyon sertifikasına sahip teknik cihazlar ileyapıldığını ve ölçümde yasal değerlerin üzerinde arka plan gürültüsü tespitedildiğini vurgulamıştır. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi -Derece Mahkemesinceher ne kadar bilirkişi keşif incelemesi yapılmış ise de- iş yerinde bulunanteknik ses cihazlarının kapasitesi ve kullanım biçimine dayalı olarak sesdüzeyinin insan kontrollü olarak her zaman değiştirilebileceğine dikkatiçekmiştir. Ayrıca, idarece ölçümün yapıldığı tarih itibarıyla da yapılanölçümün aksini kanıtlayacak farklı bir tespitin söz konusu olmadığını ve tesisedilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.
9. Başvurucunun karar düzeltme istemi İstanbul Bölge İdareMahkemesi Dördüncü Kurulu tarafından 1/4/2014 tarihli kararla reddedilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
10. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
11. Başvurucu, yargılama sürecinde derece Mahkemesi ve itirazmercii tarafından gerekçeden yoksun karar verildiğini ileri sürmektedir.
12.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli kararhakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintaraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabuledilmesi gerekir (Abdullah Topçu,B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
13. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
14. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
15. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesigerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulantüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (YaseminEkşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarınınincelenmiş olduğu gerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
16. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
17. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarıncevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
18. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemeninkararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da biratıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, §57).
19. Uyuşmazlık konusu işleme ilişkin hukuka uygunluk gerekçesi,idarenin yeterli donanıma sahip cihazlarla ölçüm yapmış olması üzerinetemellendirilmiştir. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi; yargılama aşamasında herne kadar bilirkişi marifetiyle ölçüm yapılmış ise de eğlence mekânındaki sescihazlarının her zaman müdahale edilebilir nitelikte olduğuna dikkat çekerekişleme esas olan ölçümün yanlış olduğunu gösterecek bir tespitin bulunmadığınavurgu yapmıştır. Bu bağlamda Mahkeme, idarenin kalibrasyonu yapılmış cihazlarlagerçekleştirdiği ölçüm üzerine verdiği idari para cezasını hukuka uygunbulmuştur. Bu hâle göre ilgili mevzuat hükümleri ve somut olaya ilişkin durumbirlikte değerlendirilmek suretiyle sonuca varıldığı anlaşılmıştır.
20.Bu durumda yapılan yargılama sonunda hükme ulaşılması içinyeterli gerekçe (bkz. §§ 7, 8)bulunduğu ve karar düzeltme aşamasında verilen kararda, değerlendirme konusuhüküm ve gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli kararhakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia
22. Başvurucu delillerin doğru değerlendirilmediğini ilerisürmektedir.
23. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bukapsamda değildir (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
24. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerekilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. §§ 7, 8) gerekçe ile 27/9/2013tarihinde hüküm kurulmuştur. Kanun yolu mercii tarafından da deliller takdiredilerek karar verildiği ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmadığıgerekçesiyle karar yerinde görülmüştür.
25. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, delillerindeğerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup karardabariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturanbir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
26. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir..
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
27. Başvurucu yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını ilerisürmektedir.
28. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında medeni hak veyükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanmasıgerektiğine dair temel ilkeler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiş ve bukonuda karar verilmiştir (Selahattin Akyıl,B. No: 2012/1198, 7/11/2013). Başvuru konusu olayda bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir husus bulumamaktadır.
29. Somut olayda 22/10/2010 tarihinde İstanbul 10. İdareMahkemesi nezdinde açılan dava ile başlayan yargılama sürecinin, İstanbul Bölgeİdare Mahkemesi Dördüncü Kurulu tarafından verilen karar düzeltme isteğininreddine dair 1/4/2014 tarihli ilamla sona erdiği anlaşılmıştır.
30. Başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde davanın ikidereceli bir yargılama sisteminde toplam yaklaşık 3 yıl 6 ay sürdüğü, yargılamasürecinin bütünü dikkate alındığında başvurucunun haklarını ihlal edecek birgecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.