TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
R.A. BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2015/15891)
Karar Tarihi: 9/10/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Sinan ARMAĞAN
Başvurucu
:
R.A.
Vekili
:
Av. Ferdi AMCA
Av. Zerrin KIZILTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; insan haysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda hukukaaykırı olarak idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının, idari gözetim kararına itiraz kabuledildiği hâlde lehe vekâlet ücreti hükmedilmemesi nedeniyle de mülkiyethakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra başvuru Komisyona sunulmuştur.
3. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılamaimkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
4. 6/5/2016 tarihinde tespit edilen birtakım eksikliklerin onbeş günlük süre içinde tamamlanmadığı gerekçesiyle başvuru, idari yöndenreddedilmiştir. Başvurucu vekili, verilen karara süresinde itiraz etmiştir.
5. Komisyonca 16/5/2017 tarihinde gizlilik talebi konusundaoybirliği sağlanamaması nedeniyle itiraz ve kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgilikurumlardan temin edilen bilgilere göre olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu 1977 doğumlu olup Rusya Federasyonu vatandaşıdır.Başvurucu, eşi ve iki çocuğuyla birlikte 10/3/2015 tarihinde İstanbul AtatürkHavalimanı'ndan yasal yollarla ülkeye giriş yaptığını beyan etmektedir.
8. Başvurucu, Türkiye'de yaşamaktayken adli bir soruşturmakapsamında 20/6/2015 tarihinde gözaltına alınıp tutuklanması istemiyle SulhCeza Hâkimliğine sevk edilmiş fakat adli kontrol şartıyla serbestbırakılmıştır. Başvurucu, bu karara rağmen İstanbul Emniyet Müdürlüğünde idarigözetim altında tutulduğunu ileri sürmektedir. Daha sonra İstanbul Valiliğinin22/6/2015 tarihli kararıyla -4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar veUluslararası Koruma Kanunu’nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (d) ve(e) bentleri uyarınca- başvurucunun sınır dışı edilmesine ve bir ay süreyleidari gözetim altına alınmasına karar verilmiştir.
9. Başvurucunun itirazı üzerine İstanbul 7. Sulh CezaHâkimliğinin 17/8/2015 tarihli kararıyla idari gözetim kararınınsonlandırılmasına karar verilmiş, başvurucu tutulduğu Kumkapı Geri GöndermeMerkezinden aynı gün salıverilmiştir.
10. Verilen karardan başvurucu vekili 17/8/2015 tarihindehaberdar olmuştur.
11. Başvurucu 16/9/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. İlgili hukuk için bkz. B.T.([GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38) başvurusu hakkındaverilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu; usule ilişkin güvencelerden faydalandırılmaksızınhukuka aykırı şekilde idari gözetim altında tutulduğunu, tutulma koşullarınıninsan haysiyetiyle bağdaşmayacak ölçüde kötü olduğunu, dış dünyayla iletişimkurma imkânı tanınmadığını ve bu koşullara karşı makul sürede sonuç alabileceğietkili bir başvuru yolunun bulunmadığını iddia etmiştir. Başvurucu ayrıcaitiraz üzerine Sulh Ceza Hâkimliği kararıyla serbest bırakılmasına rağmen lehevekâlet ücretine hükmedilmediği belirterek Anayasa'nın 17., 19., 36., 38. ve40. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. İdari Ret KararıYönünden
15. Başvurucunun itirazının değerlendirilmesi neticesinde, eksiklikbildirimine ilişkin tebligatın başvurucunun vekili yerine sehven başka biravukata gönderildiği ve inceleme tarihi itibarıyla başvurunun ele alınmasınailişkin bir engel bulunmadığı anlaşılmakla itirazın kabul edilerek Komisyonlar Başraportörlüğünün 6/5/2016 tarihli idari ret kararınınkaldırılması gerektiğine karar verilmiştir.
2. Adli Yardım TalebiYönünden
16. Anayasa MahkemesininMehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilenilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
3. Kabul EdilebilirlikYönünden
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukukinitelendirmesini kendisi takdir eder(TahirCanan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Geri GöndermeMerkezinde tutulmasına ilişkin şikâyetleri kötü muamele yasağı ile kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında ele alınmıştır.
a. Kötü Muamele Yasağıile Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
18. Başvurucu; usule ilişkin güvencelere aykırı olarak idarigözetim altında tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, insanhaysiyetiyle bağdaşmayan koşullarda geri gönderme merkezinde tutulmasınedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bukonularda şikâyetini ileri sürebileceği etkili bir başvuru mekanizmasıbulunmadığını ifade etmiştir.
19. Anayasa Mahkemesi B.T. başvurusundaidari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesininİçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idariişlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıdatam yargı davası açabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen buyolun -sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisizolduğu biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesihâlinde etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).
20. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sonaerdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararlaözgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdüklerimaddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılanbaşvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T., § 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).
21. Anayasa Mahkemesi R.M. vediğerleri (B. No: 2015/19133, 17/4/2019) başvurusunda bir kez dahayukarıda yer verilen ilkelere bağlı kaldığını vurgulamıştır (aynı kararda bkz.§ 31). Başvurucunun geri gönderme merkezinde tutulması nedeniyle kötü muameleyasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarıbakımından açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
23. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle mevcutbaşvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresineilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.
24. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacakdavaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresindeaçılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öteyandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'deyayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden,doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakip açılacak davalardadava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişimhaklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine deişaret edilmelidir (B.T., § 59).
25. Kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıyönünden başvuru yollarının tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararıverildiğinden anılan yasak ve hakla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasının buaşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
b. Lehe Vekâlet ÜcretineHükmedilmediğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, Sulh Ceza Hâkimliğince idari gözetim kararınaitirazının kabul edilmesine rağmen lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, anayasal açıdan önem taşımayan ve başvurucunun önemli bir zararauğramadığı başvuruların esastan incelenmeksizin reddedilebileceği hüküm altınaalınmıştır.
28. Anılan hükümle anayasal ve kişisel önemden yoksunbaşvuruların esastan incelenmemesine imkân tanıyan ek bir kabul edilebilirlikkriteri getirilmiştir. Dolayısıyla diğer tüm kabul edilebilirlik kriterlerinitaşısa hatta esas hakkında incelemeye geçildiğinde ihlal kararı verilebileceknitelikte olsa bile kanunda belirtilen nitelikteki bir başvuru kabul edilemezbulunabilecektir (K.V. [GK], B.No: 2014/2293, 1/12/2016, § 55).
29. Kanun’da anayasal ve kişisel önemden yoksun başvuruların kabuledilemez bulunabilmesi için iki koşul öngörülmüştür: Anayasal önem olarak adlandırılabilecek olan birinci koşul başvurunun Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanmasıveya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önemtaşımaması, kişisel önemolarak adlandırılabilecek olan ikinci koşul ise başvurucunun önemli bir zarara uğramamasıdır (K.V., § 57).
30. Anayasa hükümlerinin yorumlanması açısından önem taşımaunsurunun başta Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yoluyla daha önce yorumlamadığımeseleleri kapsadığında kuşku bulunmamaktadır. Bununla birlikte AnayasaMahkemesi, bir meseleyle ilgili olarak daha önce Anayasa’nın ilgili hükümleriniyorumlamış olsa bile değişen durumları dikkate alarak yeniden yorumlamaihtiyacı duyabilir. Bu durumda da o meseleye ilişkin başvurunun anayasalöneminin bulunduğunu kabul etmek gerekir(K.V.,§ 63).
31. Anayasa’nın uygulanması açısından önem taşıma unsurunda iseAnayasa hükümlerinin uygulanması açısından başvurunun önem taşıdığınınsöylenebilmesi için kamu makamları ve derece mahkemelerinin belli bir meseleyeilişkin uygulamalarının Anayasa Mahkemesi yorumlarından farklı olması ve bufarklılığın da önemli olması gerekir (K.V.,§ 64).
32. Kişisel önemin bulunmaması koşulu ise -başvurucunun içindebulunduğu koşullar da dâhil olmak üzere- her olayın kendine özgü koşullarıdikkate alınarak ve objektif verilerden hareket edilerek Anayasa Mahkemesitarafından değerlendirilir (K.V.,§§ 66, 67).
33. Somut olayda başvurucu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre lehine vekâlet ücretine hükmedilmesigerektiğini ileri sürmektedir. Başvurucununiddiasının özü adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik olup başvurucu tarafından dile getirilenşikâyete benzer şikâyetler Anayasa Mahkemesince daha önce incelenmiştir (Daygınat Magomedzhamılova vediğerleri, B. No: 2015/516, 20/3/2019, §§ 33-42).
34. Başvurucu açısından önem taşıyan husus; kesin niteliktekikararla, yararına bir miktar vekâlet ücreti takdir edilmemesidir. Takdiredilmeyen vekâlet ücreti nedeniyle içinde bulunduğu kişisel koşullara göre kendisine ciddi anlamda zarar verdiği vekendisi için ne denli önemli olduğu hususunda başvurucunun herhangi biraçıklamasının olmadığı da gözetildiğinde önemli bir zarar olduğu kanaatineulaşılamamıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın yorumlanması veuygulanması açısından önem taşımadığı gibi başvurucunun da önemli bir zararauğramadığı sonucuna varıldığından anayasal ve kişisel önemden yoksun olduğuanlaşılan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
C. Başvurucunun idari ret kararına karşı yaptığı itirazınKABULÜNE,
D. 1. Kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Lehe vekâlet ücretine hükmedilmediğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
E. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi kabul edilenbaşvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 9/10/2019tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.