TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
R.A. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3955)
Karar Tarihi: 10/1/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
R.A.
Vekili
:
Av. Sümeyye Nur YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari gözetim altında tutmanın hukuki olmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutulma koşulları nedeniyle dekötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/3/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Rusya Federasyonu vatandaşı olan Çeçenistan kökenlibaşvurucu, Müslüman kimliğinden ötürü zulme maruz kaldığından Mısır’a yerleştiğinibelirtmiştir. Yedi yıl Mısır’da yaşayan başvurucu, askerî cunta yönetime elkoyduktan sonra yabancı uyruklu Müslümanların ülkeyi terk etmeleri için baskıyapıldığını, 23/8/2013 tarihinde Türkiye’ye geldiğini söylemektedir.
10. Başvurucu 22/11/2013 tarihinde Türkiye’de turistik (evkiralayan yabancı) amaçlı ikamet izni almak için İkamet Büro Amirliğinegeldiğinde yapılan Polis Bilgi Sistemi (PolNet)arananlar sorgu ekranında hakkında G-87 (genel güvenlik) ve Ç-114 (haklarındaadli idari işlem yapılan yabancı) kodlu tahdit kayıtları olduğu anlaşılmıştır.İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 22/11/2013 tarihli, saat 16.00’da düzenlenenyakalama gözaltına alma tutanağındaki bilgilere göre başvurucuya isnat edilensuç “giriş yasağını ihlal”dir. Başvurucu bugerekçeyle aynı gün Kumkapı Geri Gönderme Merkezine (GGM/Merkez) teslimedilmiştir.
11. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kaldığı süreçte Kumkapı GGM’nin durumu hakkında Emniyet Genel Müdürlüğünden (EGM)bilgi istemiştir. EGM'nin 16/3/2016 tarihli cevap ekindekibelgelerde belirtilmeyen bir tarihte başvurucunun Türkiye’ye iltica talebindebulunduğu anlaşılmıştır. Bu talep EGM’nin 23/12/2013tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, aynımakamın 14/2/2014 tarihli yazısıyla reddedilmiş; ayrıca başvurucu, ikincilkoruma kapsamına da alınmamıştır.
12. Bu karar başvurucuya tebliğ edilmek suretiyle 15/7/1950tarihli ve 5683 sayılı mülga Yabancıların Türkiye’de İkamet ve SeyahatleriHakkında Kanun’un 23. maddesi uyarınca başvurucu 20/2/2014 tarihinde GGM’den salıverilmiştir.
13. Başvurucu, salıverildikten sonra 20/3/2014 tarihinde süresiiçinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanunu ile 5683sayılı Kanun'un ilgili maddeleri T.T. (B.No: 2013/8810, 18/2/2016, §§ 22-25) kararında; 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılıYabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun ilgili maddeleri B.T. ([GK],B. No: 2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-21) kararında açıklanmıştır.
B. Uluslararası Hukuk
15. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ilgili maddeleri,tutulma koşullarından dolayı kötü muamele yasağı, etkili başvuru ile kişihürriyeti ve güvenliği haklarına dair Avrupa İnsan Hakları Mahkemesininuygulaması B.T. (Aynı karardabkz. §§ 23-38) kararında açıklanmıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
17. Başvurucu; tutulma koşullarının insan onuru ve haysiyetiylebağdaşmayacak ölçüde kötü olduğunu, bu koşullara karşı sonuç alabileceği etkilibir başvuru yolunun bulunmadığını belirterek adil yargılanma hakkının, kötümuamele yasağının ve bununla bağlantılı olarak da etkili başvuru hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Yabancıların ülkeye girişleri, ülkedeikametleri ve ülkeden sınır dışı edilmeleriyle ilgili işlemler “medeni hak veyükümlülük” veya bir “suç isnadı”nın esasının kararabağlanmasıyla ilgili olmadığından adil yargılanma hakkı yönünden ayrıcainceleme yapılmamıştır.
19. Anayasa Mahkemesi birçok kararında idari gözetim altındatutulan yabancıların tutulma koşullarını kötü muamele yasağı kapsamındaincelemiştir (Rıda Boudraa, B. No:2013/9673 , 21/1/2015; K.A. [GK], B. No: 2014/13044, 11/11/2015; F.A. ve M.A., B. No: 2013/655, 20/1/2016, A.V. ve diğerleri, B. No: 2013/1649,20/1/2016; F.K. ve diğerleri, B.No: 2013/8735, 17/2/2016; T.T.; A.S., B. No: 2014/2841, 9/6/2016; I.S. ve diğerleri, B. No: 2014/15824,22/9/2016).
20. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
22. Anayasa Mahkemesi K.A. (Aynıkararda bkz. §§ 80, 81) kararında olumsuz tutulma koşulları nedeniyle uğranılanzararın tazminine ilişkin etkili idari ve yargısal bir başvuru yolununbulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu kanaate varırken tutulmakoşullarından kaynaklanan çekilen ızdırap içintazminata hükmedildiğini gösteren herhangi bir adli veya idari yargı kararınınbulunmadığı hususunu gözönünde bulundurmuştur.
23. Ancak Anayasa Mahkemesi,B.T. başvurusunda bu içtihadını gözdengeçirerekbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylebaşvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Anayasa Mahkemesi; idari gözetim altındatutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri Bakanlığıtarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un 2.maddesine göre idari işlem ve eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan muhtel olanlarca idari yargıda tam yargı davasıaçılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun sırf -bilgieksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu biçimindeyorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlinde etkili hukukmekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).
24. Başvuruya konu somut olayda bu ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir husus bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmiştir.
26. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldekibaşvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresineilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.
27. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacakdavaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresindeaçılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öteyandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'deyayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmedendoğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacakdavalarda dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeyeerişim hakkının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğinede işaret edilmelidir (B.T., §59).
28. Kötü muamele yasağı yönünden başvuru yollarınıntüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararı verildiğinden anılan yasaklabağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkınınihlal edildiği iddiasının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
29. Başvurucu; yasal dayanaktan yoksun olarak sırf yabancıolmasından dolayı özgürlüğünden yoksun bırakıldığını, gözetim altına alınırkenhâkim önüne derhâl çıkarılmadığını, gözetim kararına karşı yasal haklarıkonusunda bilgilendirilmediği için itiraz hakkını kullanamadığını, açıklananihlal iddialarına ilişkin olarak Türk hukukunda başvuru yapabileceği vetazminat talep edebileceği etkili bir yol bulunmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, § 16).Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında; hürriyeti kısıtlanan kişileriçin güvence altına alınan bir yargı merciine etkili başvuru hakkı, Anayasa’nın40. maddesinin özel bir hâlini ifade ettiğinden 40. madde yönünden ayrıca birdeğerlendirme yapılmamıştır.
31. Anayasa Mahkemesi 6458 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği11/4/2014 tarihinden önce gerçekleşen olaylar yönünden hukukumuzda Anayasa'nın19. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan istisnalar arasında yer verilenusulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkında sınırdışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veyatutuklanması uygulamasında tutma kararı verme işleminin koşulları, süresi,sürenin uzatılması, ilgiliye bildirilmesi, idari gözetim kararına karşı başvuruyolları, idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi, tercümanyardımından yararlanması gibi usul güvencelerini açık bir şekilde ortaya koyanyasal bir düzenleme bulunmadığına dayalı olarak bu başlık altında yapılanşikâyetlerden ötürü ihlal kararları vermiştir (F.A.ve M.A., A.V. ve diğerleri,F.K. ve diğerleri, T.T., A.S.).
32. Ancak Anayasa Mahkemesi tarafından içtihat değişikliğinegidilen B.T. başvurusunda,herhangi bir idari karar olmaksızın idari gözetim altına alınarak özgürlüğündenyoksun bırakılan yabancılar bakımından doğan zararlar için doğrudan idari yargımercilerinde tam yargı davası açılabileceği belirtilmiştir (B.T., § 74). Anılan kararda 2577 sayılıKanun'un 2. maddesinin idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi birayrım yapılmadığından idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylemsebebiyle oluşan zararın tazmininin bu kurala dayanılarak idari yargıdaaçılacak tam yargı davasıyla istenebilmesi için yeterli bir yasal zeminoluşturduğu, sırf -bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta bu yolunişletilmemesinin etkisiz olduğu biçiminde yorumlanamayacağı, hiçbir idari işlemve eyleme dayanmadan hukuka aykırı biçimde tutulan yabancılar yönünden tamyargı davasının etkili hukuk mekanizması olduğu belirtilmiştir (B.T., §§ 52, 54).
33. Herhangi bir idari karar olmaksızın hukuka aykırı şekildefiilî bir tutma; aynı zamanda buna bağlı olarak tutma nedenlerininbildirilmemesi, hâkim önüne derhâl çıkarılmama, tutmanın kişinin yakınlarınahaber verilmemesi, tutmaya karşı etkili bir başvuru yolunun ve haksız tutulmanedeniyle tazminat elde etme imkânının bulunmamasıiddialarınıda çoğunlukla içinde barındırır. Lakin kişinin hürriyetinden yoksun kılınmasısonucunu doğuran hukuka aykırı bir idari eylem dolayısıyla Anayasa'nın 19.maddesindeki ihlal yelpazesinin çeşitliliği, açılacak tam yargı davasında tayinedilecek tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınabilecek bir husustur.
34.Bu durumda 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi dikkate alındığındasomut olayda başvurucunun uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararlarınkarşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlamakapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen "tam yargı davası"yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun"ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
36. Başvurucunun bu karardan sonra idari yargıda açacağı davasüresi hususunda kötü muamele yasağının incelendiği kısımda yapılanaçıklamaların (bkz. § 27) burada da geçerli olduğu ifade edilmelidir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 6100 sayılı Kanun’un 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 10/1/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.