TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RABİA KOCAAKU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5053)
Karar Tarihi: 7/7/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Rabia KOCAAKU
Vekili
:
Av. Ayşegül HANYALIOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tahsil edilen gelir vergisinin dayanağı olankanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptali üzerine fazladan ödendiği iddiaedilen verginin iade edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/6/2013 tarihinde İstanbul 5. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/11/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetleşöyledir:
5. Başvurucu, 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir VergisiKanunu’nun, 30/3/2006 tarihli ve 5479 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, AmmeAlacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu veVergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değiştirilen 103.maddesindeki “…fazlası %35 oranında”ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli ve E.2006/95, K.2009/144sayılı kararıyla iptal edildiğini belirterek, 2006-2009 yılları arasındaişvereni tarafından verilen muhtasar beyannameler üzerine tahakkuk eden gelirvergisinin, hatalı olarak fazladan tahsil edildiğini iddia ettiği 6.044,18 TLtutarındaki kısmının yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle Anadolu KurumlarVergi Dairesi Müdürlüğüne ve Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığınabaşvurmuştur.
6. Başvurucu, talebinin zımnen reddi üzerine 8/3/2012tarihli şikâyet dilekçesiyle Maliye Bakanlığına başvurmuş, bu başvurunun dasüresinde cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine 10/5/2012 tarihindeİstanbul 9. Vergi Mahkemesinde iptal ve tam yargı davası açmıştır.
7. Mahkemenin, 28/9/2012 tarihli ve E.2012/1227, K.2012/2503sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir:
“Davakonusu olayda, Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihli kararıyla 5479 sayılıKanun’un 1. maddesiyle değiştirilen, 193 sayılı Kanun’un 103. maddesinde yeralan; 40.000 TL'den fazlasının 40.000 TL'si için 9.190 TL, ifadesinden sonragelen ‘fazlası %35 oranında’ ibaresinin ‘ücret gelirleri’ yönünden iptalinekarar verildiği dolayısıyla 2009 yılında Anayasaya aykırılığı karara bağlananbir tarife üzerinden vergilendirme yapıldığı, bu durumda ücret geliri üzerindenyapılan vergi kesintisinin hesaplanmasında, 50.000-TL üzerindeki kısmın %27oranı yerine %35 oranında vergilendirilmesi dolayısıyla vergi miktarının hatalıhesaplandığı ve düzeltmeye konu olabileceği yolunda davacı tarafından ilerisürülen iddia; 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 117. ve118. maddelerinde düzeltme istemine konu yapılabileceği öngörülen hesap vevergilendirme hatalarından hiçbirinin varlığına dayanmadığı gibi AnayasaMahkemesi iptal kararlarının yürürlüğe girdiği tarihte ihtilaflı olmayıp,kesinleşmiş hukuksal işlemlerin kaldırılması veya değiştirilmesine olanakbulunup bulunmadığı noktasında doğan hukuksal sorunun çözümüne bağlıdır. Bunedenle, hukuki bir sorun teşkil eden ve kanunların yorumu sonundaçözümlenebilecek nitelikte olan davaya konu yapılan işlem hakkında, 213 sayılıKanun’un yukarıda değinilen, 122. ve 124. madde hükümleri uygulanamayacağından,ileri sürülen hatanın düzeltme ve şikâyet yoluyla giderilmesi imkânıbulunmadığı anlaşılmakla uyuşmazlıkta, düzeltme ve şikâyet yoluna gidilmesisonucu tesis olunan ret işleminde isabetsizlik görülmemiştir.”
8. İtiraz üzerine, İstanbul Bölge İdare Mahkemesinin7/1/2013 tarihli ve E.2012/20629, K.2013/169 sayılı ilamıyla İlk DereceMahkemesinin kararı onanmıştır.
9. Karar düzeltme istemi, aynı Mahkemenin 6/5/2013 tarihlive E.2013/5778, K.2013/7096 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
10. Karar, başvurucuya 30/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu, 28/6/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
12. Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci ve dördüncü fıkralarışöyledir:
"...
Kanun, kanun hükmünde kararname veTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri iptalkararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğegireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
...
İptal kararlarıgeriye yürümez."
13. 193 sayılı Kanun’un, 5479 sayılı Kanun’un 1. maddesiyledeğişik ve 1/1/2006 - 31/12/2009 tarihleri arasındauygulanmış olan 103. maddesi şöyledir:
“Gelir vergisine tabi gelirler;
7.000 YTL'yekadar % 15
18.000 YTL'nin7.000 YTL'si için 1.050 YTL, fazlası % 20
40.000 YTL'nin18.000 YTL'si için 3.250 YTL, fazlası % 27
40.000 YTL'denfazlasının 40.000 YTL'si için 9.190 YTL, fazlası % 35
oranında vergilendirilir."
14. Anayasa Mahkemesinin, 8/1/2010 tarihli ResmiGazetede yayımlanan E.2006/95, K.2009/144, K.T. 15/10/2009 tarihli kararınınsonucu şöyledir:
“30/3/2006 tarihli, 5479 sayılı Gelir Vergisi Kanunu, AmmeAlacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, Özel Tüketim Vergisi Kanunu ve VergiUsul Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un:
A- 1. maddesiyledeğiştirilen 31/12/1960 tarihli, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 103.maddesinde yer alan 40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'si için 9190 YTL,ifadesinden sonra gelen '' fazlası % 35 oranında ''ibaresinin, 'ücret gelirleri' yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE,
..
D- 1. maddesiyledeğiştirilen 193 sayılı Kanun’un 103. maddesinde yer alan 40.000 YTL'denfazlasının 40.000 YTL'si için 9190 YTL, ifadesinden sonra gelen '' fazlası % 35oranında '' ibaresinin, 'ücret gelirleri' yönünden iptal edilmesi nedeniyledoğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden,Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesinin dördüncü vebeşinci fıkraları gereğince İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE'DEYAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE,
15/10/2009 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.”
15. 23/7/2010 tarihli ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanun ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 193 sayılı Kanun’un 103. maddesi şöyledir:
"Gelirvergisine tabi gelirler;
8.800TL’ye kadar % 15
22.000 TL’nin8.800 TL’si için 1.320 TL, fazlası % 20
50.000TL’nin 22.000 TL’si için 3.960 TL
(ücret gelirlerinde 76.200 TL'nin 22.000 TL’si için 3.960TL), fazlası % 27
50.000TL’den fazlasının 50.000 TL'si için 11.520 TL
(ücret gelirlerinde 76.200 TL’den fazlasının 76.200 TL’siiçin 18.594 TL), fazlası % 35
oranında vergilendirilir.”
16. 213 sayılı Kanun’un “Hesaphataları” kenar başlıklı 117. maddesi şöyledir:
“Hesap hatalarışunlardır:
1. Matrahhataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalifcetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazlagösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
2. Vergimiktarında hatalar: Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması,mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılıvesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
3. Vergininmükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirmedönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veyaalınmasıdır.”
17. 213 sayılı Kanun’un “Vergilendirmehataları” kenar başlıklı 118. maddesi şöyledir:
“Vergilendirme hataları şunlardır:
1. Mükellefinşahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesiveya alınmasıdır;
2.Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyanveya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır;
3. Mevzudahata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veyavergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemlerüzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
4.Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğuvergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veyafazla hesaplanmış olmasıdır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 7/7/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 28/6/2013 tarihli ve 2013/5053 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, 193 sayılı Kanun’un, 5479 sayılı Kanun iledeğiştirilen 103. maddesindeki “…fazlası %35oranında” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarihlikararıyla iptal edildiğini, Anayasa’ya aykırı olduğuna karar verilen kanunhükmüne dayanılarak 2006-2009 yılları arasında işvereni tarafından verilenmuhtasar beyannameler üzerine fazladan gelir vergisinin tahsil edildiğini, 6009sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemde fazladan tahsiledilen vergilere ilişkin düzenleme yapılmadığını, Anayasa Mahkemesikararlarının geriye yürümezliğine ilişkin kuralın mutlak olmadığını, hukukigüvenlik ve kamu barışının sağlanmasını teminen davakonusu olayda Anayasa Mahkemesi kararının geçmişe yürütülmesi gerektiğinibelirterek, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes,Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
22. Belirtilen hükümler uyarınca, bir anayasal hak ihlaliiddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisi dâhilinde olabilmesiiçin, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve bunaek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında yer alması, ayrıcabaşvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamına giren korunmayadeğer bir menfaatinin bulunması gerekir (AhmetSağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 31).
23. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
24. Anayasa’nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkınınihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamakzorundadır (Cemile Ünlü, B. No:2013/382, 16/4/2013, § 26). Bu nedenle, öncelikle başvurucunun, Anayasa’nın 35.maddesi uyarınca korunması gereken mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaate sahipolup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekir.
25. Bireysel başvuru yolunda mülkiyet hakkının ihlaliiddiasının ileri sürülebilmesi için mülkiyet konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracakbir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Benzer yöndeki Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kararları için bkz. J.A. Pye (Oxford) Ltd ve J.A. Pye (Oxford) Land Ltd/BirleşikKrallık, B. No: 44302/02, 30/8/2007, § 61; VonMaltzan ve Diğerleri/Almanya (k.k.), B. No: 71916/01, 71917/01, 10260/02, 2/3/2005, §74(c); Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98, 28/9/2004, §35(c); Selçuk Emiroğlu, B. No:2013/5660, 20/3/2014, § 26).
26. Mülkiyet hakkı kapsamında sahip olunan şey, "mevcut bir şey" olabileceğigibi, "malvarlığına ilişkindeğerler" de olabilir. Bu kapsamda alacak hakları da mülkiyethakkı kapsamında değerlendirilebilecektir. Ancak alacak haklarının mülkiyethakkı kapsamında korunabilmesi için, ya bir mahkeme hükmü, hakem kararı, idarikarar gibi bir işlemle "yeterliderecede icra edilebilir kılınmış olması" (Benzer yöndeki AİHMkararları için bkz. Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 28; Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, § 45) ya da enazından bunlarla bağlantılı olarak "meşrubir beklenti"ninbulunması gerekmektedir. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklentiolmayıp, bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatleilgili hukuki bir işleme dayalı beklentidir (Benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98, 28/9/2004, §§45-52; Saghinadze ve Diğerleri/Gürcistan, B. No: 18768/05,27/5/2010, § 103; Selçuk Emiroğlu, , § 28).
27. Yukarıda belirtilen Mahkeme içtihatları gereği, mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucunun, öncelikle böyle birhakkının var olduğunu, en azından meşru bir beklenti içinde olduğunukanıtlaması gerekmektedir.
28. Somut olayda başvurucu, 2006-2009 yılları arasında ücretgelirleri ile diğer gelirlerin vergilendirilmesinde aynı tarifeninuygulanmasının Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'ya aykırı bulunması vetarifenin "...40.000 YTL’den fazlasının40.000 YTL’si için 9190 YTL..." ifadesinden sonra gelen “… fazlası % 35 oranında …” ibaresinin,ücret gelirleri bakımından iptal edilmesi dolayısıyla, 2006-2009 yılları arasındakiücret gelirlerine uygulanan tarifenin hukuka aykırılığının ortaya çıktığını vekendisinden fazla vergi alınması suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
29. Başvurucunun iddialarının, kendisinden fazla vergialınması suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği, fazladan alınan kısmıniade edilmesi gerektiği, dolayısıyla bir alacak hakkının bulunduğu yönündeolduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mülkiyet hakkı ihlali iddiasınındeğerlendirilebilmesi için öncelikle mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilebilecek bir alacak hakkının mevcudiyetinin tartışılmasıgerekmektedir.
30. 193 sayılı Kanun'un 103. maddesini değiştirerek ücretgelirleriyle diğer gelirlerin aynı tarifeye tabi tutulması uygulamasını getiren5479 sayılı Kanun'un 1. maddesi 1/1/2006 tarihinde yürürlüğe girmiş, AnayasaMahkemesi tarafından 15/10/2009 tarihinde iptal edilmiş, iptal kararı Resmî Gazete'de 8/1/2010 tarihinde yayımlanmış ve 8/7/2010tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal üzerine TBMM tarafından çıkarılan 6009sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 193 sayılı Kanun'un 103. maddesi değiştirilerek,ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde farklı bir tarifeye geçilmiş, en yüksekoran olan % 35 oranına tabi ücretler bakımından matrahdilimi tutarı artırılmıştır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi iptal kararınınyürürlük tarihi 8/7/2010 tarihi olsa da, 6009 sayılı Kanun'un 3. maddesiylegetirilen düzenlemenin yürürlük tarihi, vergiye tabi gelirin "yıllık olması ilkesi"ne uygun olarak1/1/2010 tarihi olarak belirlenmiş ve böylelikle Anayasa'ya aykırılık durumu2010 yılı başından itibaren giderilmiştir(Selçuk Emiroğlu, , § 32).
31. Anayasa'nın 153. maddesinin ikinci fıkrası gereği,Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmü, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesince dahaileri bir tarih belirlenmiş ise o tarihte yürürlükten kalkacaktır. Aynımaddenin dördüncü fıkrası gereği ise Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriyeyürümeyecektir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü,iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükten kalkacak veiptal kararları geriye yürümeyeceği için de, bu kanunhükmüne göre tesis edilmiş işlemler geçerliliklerini sürdüreceklerdir. NitekimAİHM de, hukuki kesinlik ilkesi gereği AnayasaMahkemesi iptal kararlarının geriye dönük olarak haklar tesis etmeyeceğinibelirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. H.R./Almanya, B. No: 17750/91, 30/6/1992; J.R./Almanya, B. No: 22651/93, 18/10/1995;Mika/Avusturya, B. No: 26560/95,26/6/1996; Selçuk Emiroğlu, §33).
32. Bu durumda başvurucunun, 2006-2009 yılları arasındakendisinden fazla vergi alındığı ve bunların iade edilmesi gerektiği yönündekiiddialarına dayanak olarak ileri sürdüğü Anayasa Mahkemesi iptal kararı, geçmişedönük olarak vergi iadesi şeklinde alacak hakkı doğurucu bir etkiye sahipolmadığı gibi, bu konuda meşru beklenti oluşturmak bakımından da elverişlideğildir. Dolayısıyla başvurucuyu, iddia ettiği hakkı elde etme konusunda meşrubir beklentiye sevk edecek bir kanun hükmü veya yerleşik yargısal bir içtihatbulunmadığından, başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyethakkına ilişkin korumadan yararlandırılması mümkün değildir.
33. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesikapsamına giren korunmaya değer bir menfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının "konubakımından yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
7/7/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.