TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN KILIÇ VE NURCAN FIRAT BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2627)
Karar Tarihi: 4/11/2015
R.G. Tarih ve Sayı: 23/12/2015-29571
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucular
:
Ramazan KILIÇ
Nurcan FIRAT
Vekili
:
Av. Mustafa ALADAĞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yanlış tıbbimüdahaleden dolayı felç kalma nedeniyle açılan davalarda hükmedilen tazminatınidarece ödenmemesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaliiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular, 15/4/2013 tarihinde Van 2. İdare Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvuruların Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek eksikliklerinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Komisyon tarafından 26/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 19/12/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına, başvuru belgelerinin bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bakanlığa başvuru konusuolay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş içingönderilmiştir. Bakanlığın 15/1/2014 ve 4/4/2014tarihli görüşlerine karşı, başvurucular herhangi bir beyanda bulunmamışlardır.
6. 17/5/2015 tarihinde 2013/2628 başvurunumaralı bireysel başvuru dosyasının aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle2013/2627 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin2013/2627 başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ilekamu kurumlarından elde edilen bilgiler ışığında tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular, 2005 yılında “kifoskolyos” şikâyeti ile başvurdukları AtatürkÜniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavileri amacıyla yapılan ameliyatlarneticesinde felç kalmışlar, oluşan zararın giderilmesi amacıyla 28/9/2006 tarihinde Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünden(Rektörlük) maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
9. Rektörlüğün 28/09/2006 tarihli başvuruya cevap vermemek suretiyle reddiüzerine başvurucular, 11/1/2007 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesinde idarealeyhine ayrı ayrı tam yargı davası açmışlar, yasal faizi ile birliktelehlerine maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
10. Erzurum 1. İdare Mahkemesi, 30/9/2011 tarihli ve E.2007/53, K.2011/1256 sayılı kararıile başvurucu Ramazan Kılıç’ın %100 oranında, meslekte kazanma gücünden yoksunkaldığını ve olayda İdarenin %100 oranında hizmet kusuru bulunduğunu belirtmiş;davanın kısmen kabulüne karar vermiş ve başvurucu lehine 861.968,50 TL maddi ve150.000 TL manevi tazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 28/9/2006’danitibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesinehükmetmiştir.
11. Erzurum 1. İdare Mahkemesi,başvurucu Nurcan Fırat yönünden yaptığı yargılama sonucunda ise başvurucunun%100 oranında meslekte kazanma gücünden yoksun kaldığını ve olayda idarenin%100 oranında hizmet kusuru bulunduğunu belirtmiş; 30/9/2011tarihli ve E.2007/54, K.2011/1257 sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne,başvurucu lehine 771.138,21 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın davalıidareye başvuru tarihi olan 28/9/2006’dan itibaren işletilecek yasal faizi ilebirlikte başvurucuya ödenmesine hükmetmiştir.
12. Erzurum 1. İdare Mahkemesininkararları üzerine 1/11/2011 tarihinde başvurucuRamazan Kılıç Van 1. İcra Müdürlüğünün 2011/11554–11556–11558 dosyanumaralarında, başvurucu Nurcan Fırat da aynı icra müdürlüğünün2011/11555–11557–11559 dosya numaralarında maddi tazminat, manevi tazminat vevekâlet ücretleri yönünden ayrı ayrı ilamlı icra takibi başlatmıştır.
13. Başlatılan icra takipleriüzerine Rektörlük, 9/12/2011 tarihinde 2011/11556 ve2011/11557 numaralı icra dosyalarına ayrı ayrı 75.000 TL ödeme yapmış ayrıca14/11/2011 tarihli yazısı ile Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol GenelMüdürlüğüne başvurarak ilgili takip dosya borçlarının ödenebilmesi için ödenektalebinde bulunmuştur.
14. Maliye Bakanlığı Bütçe veMali Kontrol Genel Müdürlüğü, Rektörlüğe gönderdiği 30/12/2011tarihli cevap yazısı ile söz konusu ödemelerin -sorumlulara rücu hakkı saklıkalmak kaydıyla- Rektörlüğün döner sermaye bütçesinden karşılanmasıgerektiğinin düşünüldüğünü belirtmiştir.
15. Bununla birlikte İdareMahkemesi kararları davalı idarece temyiz edilmiş, Danıştay 10. Dairesi 28/3/2012 tarihli E.2011/11311, K.2012/1213 ve E.2011/11312,K.2012/1212 sayılı ilamları ile kararları onamıştır.
16. Karar düzeltme istemleri de 26/12/2012 tarihli E.2012/4714, K.2012/6965 ve E.2012/4715,K.2012/6964 sayılı ilamlar ile reddedilmiştir.
17. Van İcra Müdürlüğünce,ilgili dosya alacaklarının tahsili için Rektörlüğe çeşitli tarihlerdegönderilen yazılara cevaben Rektörlük, dosya borçlarına ilişkin olarak ödenektemin etme çalışmalarının devam ettiği, Maliye Bakanlığından ödenek talepedildiği ancak henüz sonuç alınamadığı açıklamalarında bulunmuştur.
18. Başvurucular, alacaklarınıtahsil edememeleri üzerine Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığına, Rektör ve yardımcılarıhakkında görevi kötüye kullanma suçunu işledikleri iddiasıyla suç duyurusundabulunmuşlar, Savcılık yaptığı değerlendirme sonucu 18/6/2012tarihinde S.2012/3081, K.2012/4223 sayılı kararı ile ilgililer hakkındakovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
19. Savcılık kararınınkaldırılması için Oltu Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz da Mahkemenin, 25/7/2012 tarihli ve 2012/437 Değişik İş sayılı kararı ilereddedilmiştir.
20. Başvurucular AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulundukları 15/4/2013tarihi itibarıyla hâlen alacaklarının tamamını tahsil edemediklerini, ilgiliicra dosyalarına düşük miktarlarda ödemelerin yapıldığını ifade etmişlerdir.
21. Ancak başvurucular, AnayasaMahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli dilekçe ileborçlu idarenin 24/7/2013 tarihinde yaptığı ödemeler neticesinde alacaklarınıtahsil edebildiklerini bununla birlikte şikâyetlerine devam ettiklerinibelirtmişler; ihlalin tespit edilmesini ve tazminata hükmedilmesini talepetmişlerdir.
B. İlgili Hukuk
22. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılıİdari Yargılama Usul Kanunu’nun “Kararlarınsonuçları:” kenar başlıklı 28. maddesinin 1. ve 2. fıkralarışöyledir:
“1. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergimahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. Ancak, ancak disiplin hükümleri saklıdır.
2. Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektirendavalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veyavekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bubildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslarçerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödemeyapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur”
23. 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz veya istinaf istemlerinde yürütmenindurdurulması:” kenar başlıklı 52. maddesi şöyledir:
“Temyizveya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hakim, mahkemeveya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmaz. …”
24. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcraİflas Kanunu’nun “Haczi caiz olmayan mallarve haklar:” kenar başlıklı 82. maddesi şöyledir:
"Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarında haczi caizolmadığı gösterilen mallar,
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların15/4/2013 tarihli ve 2013/2627 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
26. Başvurucular, yanlış tıbbimüdahale nedeniyle felç kalmalarından dolayı Atatürk Üniversitesi Tıp FakültesiHastanesi aleyhine açmış oldukları tam yargı davaları sonunda lehlerinehükmedilen tazminatların büyük kısmının icra takibine rağmen ödenmediğini vedolayısıyla kararın icra edilmediğini, idarenin 2004 sayılı Kanun’un devletmallarının haczedilemeyeceği hükmüne dayanarak ödememe hâlini sürdürdüğünübelirtip mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşler; ihlalin tespiti ile sonuçlarının ortadan kalkması için yapılmasıgerekenlere karar verilmesini, maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talepetmişlerdir.
B. Değerlendirme
27. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde başvurucuların, açtıkları davalar sonunda lehlerine hükmedilentazminatların icra yolu ile takip edilmesine rağmen büyük kısmının kendilerineödenmediğini ve mahkeme kararının yerine getirilmediğini belirterek mülkiyethaklarının ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Fakat başvurucular,Anayasa Mahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihlidilekçe ile borçlu idarenin 24/7/2013 tarihinde yaptığı ödemeler sonucualacaklarını tahsil ettiklerini beyan etmişlerdir. Bu nedenle başvurucuların lehlerine hükmedilen tazminat miktarının ödenmediğişikâyetinin değerlendirilmesine gerek görülmemiş ancak başvurucuların sözkonusu tazminatların geç ödenmesinden dolayı mağduriyet yaşadıklarını ve bukapsamda şikâyetlerini devam ettirdiklerini ifade etmeleri üzerine bu yöndeinceleme yapılmıştır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
28. Başvurucuların yargıkararlarının yerine getirilmemesiyle ilgili şikâyetleri açıkça dayanaktanyoksun olmadığı gibi bu şikâyet için başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
29. Başvurucular, AnayasaMahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli dilekçe ile24/7/2013 tarihinde yapılan ödemeler sonucu alacaklarının ödendiğini fakatyargı kararlarının geç yerine getirilmesinden dolayı şikâyetlerini devamettirdiklerini bildirmişlerdir.
30. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
31. Anayasa’nın 138. maddesinin4. fıkrası şöyledir:
“Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
32. Anayasa’nın 125. maddesininson fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlüdür.”
33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
34. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarındanortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke vehaklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alangerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
35. Anayasa’nın 36. maddesindeifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak ve özgürlüklerden gerekenşekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerdenbiri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışı güçlendiren; bireyinadaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır.Hak arama özgürlüğü, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarakiddia ve savunmada bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı eldeetmeyi de kapsayan bir haktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).Dolayısıyla Anayasa’nın, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkemekararlarına uyma zorunluluğunu ve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ileuygulanmasının geciktirilemeyeceğini ifade eden 138. maddesinin de adilyargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş, B. No: 2013/2002, 30/12/2014, § 51).
36. Sözleşme’nin adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde açıkça kararların icrasından bahsedilmediğiiçin AİHM, mahkemeye erişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerinegetirilmesi hakkını adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuletmektedir. AİHM’e göre mahkemeye erişim hakkı, biruyuşmazlığı mahkeme önüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararınuygulanmasını isteme haklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması,yargılama sürecini tamamlayan ve yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan birunsurdur. Karar uygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Bu çerçevede AİHM, kesinleşmiş vebağlayıcı bir yargı kararının, lehine karar verilen tarafın zarar görmesinerağmen infaz edilmemesi durumunda, mahkemeye erişim hakkının bir anlam ifadeetmeyeceğini ve yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesinin, 6. maddeanlamında “dava”nın tamamlayıcı unsuru olduğunuvurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).
37. Zira davaya taraf olankişinin etkin korunması ve hukuka uygunluğun sağlanması, idarenin kendisihakkında verilebilecek nihai yargı kararlarına uymasını gerektirmektedir.İdareler yargı kararını uygulamayı reddediyor veya ihmal ediyor ya da onu uygulamayıgeciktiriyorsa bu durumda davada taraf olan kişinin davanın safahatı süresinceyararlandığı Sözleşme’nin 6. maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlıknedenini kaybedecektir. AİHM, bu yorumuyla yargı yerine ulaşma hakkının, sadeceteorik olarak bu hakkın tanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınannihai kararın icrasına yönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabuletmektedir (Arman Mazman,B. No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).
38. Anayasanın 138. maddesindemahkeme kararlarına uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirmehususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi biristisna kurala yer verilmemiştir. Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerincezamanında yerine getirilmediği bir devlette, bireylerin yargı kararıylakendilerine sağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkünolmaz. Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesinisağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve buyolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven vesaygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerliolduğu bir devlette, bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven vesaygılarını koruma adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarınınzamanında yerine getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, §61).
39. Bununla birlikte yargıkararlarının yerine getirilmesinde gecikmenin, başvurucuların adil yargılanmahaklarına bir müdahale olduğu kabul edilmekle beraber, kararların icrasındayaşanan gecikmenin hangi sürelere ulaştığında hak ihlali sayılacağının; davanınkonusu, dava konusu bir alacağın veya tazminatın ödenmesiyse alacak veyatazminatın mahiyeti, başvurucunun kararın icrasındaki menfaati, yargı kararınınicrasının başvurucu için önemi, ödeme ile sorumlu idarenin bütçe imkânları veödeme konusundaki tutumu, alacak veya tazminatın ödemenin gecikmesi nedeniyledeğer kaybedip kaybetmediği, davanın kararın icra safhasıyla beraber toplamsüresi ile kararın icrasında geçen süre gibi somut davanın koşullarına göreincelenmesi gerekir (Arman Mazman, § 66).
40. Aynı zamanda yargı kararlarının icrasında meydana gelen gecikmelerinihlal boyutuna ulaşıp ulaşmadığının tespitinde gecikmenin süresi, idareninborcunu muhasebe kayıtlarına alarak bir plana bağlanması ve bu plançerçevesinde ödeme yapması yani idarenin tutumu; borç miktarının öngörülüpöngörülemeyeceği, öngörülemez ise idarenin bütçe imkânlarıyla kıyaslanması,tazminatın konusunun ödenmesini ivedi hâle getirecek özellikli bir konu olupolmaması, alacağın tamamının faiz ve yargılama giderleriyle beraber ödenmesi,alacaklı ile yapılan bir uzlaşmanın olup olmaması, alacaklının ödemeninyapılmasındaki menfaatinin önemi göz önünde bulundurulmalıdır (Mustafa Demirtaş, § 71). Nitekim AİHM de yargı kararıile hükmedilen tazminatın ödenmesinde bireyin ödemeden sağlayacağı menfaatinönemine dikkat çekmektedir (Romashov/Ukrayna, B. No: 67534/01, 27/7/2004, §§ 6, 43).
41. Başvuru konusu olaydabaşvurucular, 2005 yılında “kifoskolyos” şikâyeti ilebaşvurdukları Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavileriamacıyla yapılan ameliyatlar neticesinde felç kalmışlar, oluşan zararıngiderilmesi amacıyla 28/9/2006 tarihinde idaredenmaddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlar, idarenin taleplerine cevapvermemesi üzerine 19/1/2007 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesinde tam yargıdavası açmışlardır. Erzurum 1. İdare Mahkemesi; başvurucu Ramazan Kılıçyönünden E.2007/53 sayılı dava dosyasında, başvurucu Nurcan Fırat yönündenE.2007/54 sayılı dava dosyasında yaptığı yargılamalar sonucu, 30/9/2011 tarihli ve E.2007/53, K.2011/1256; 30/9/2011tarihli ve E.2007/54, K.2011/1257 sayılı kararları ile başvurucuların %100oranında meslekte kazanma gücünden yoksun kaldıklarını ve olayda idarenin %100oranında hizmet kusuru bulunduğunu belirtmiştir. Buna bağlı olarak başvurucuRamazan Kılıç lehine 861.968,50 TL maddi ve 150.000 TL manevi tazminatın,başvurucu Nurcan Fırat lehine 771.138,21 TL maddi ve 150.000 TL manevitazminatın davalı idareye başvuru tarihi olan 28/9/2006’danitibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmetmiştir.
42. Başvurucular lehlerinehükmedilen tazminatların tahsili amacıyla idare aleyhine 1/11/2011tarihinde icra takipleri başlatmışlar; bu arada davalı idare, temyiz yolunabaşvurmuş, temyiz incelemesi sonuçlanmadan her iki başvurucuya 9/12/2011tarihinde ayrı ayrı 75.000 TL ödeme yapmıştır. Temyiz incelemesi sonucunda İlkDerece Mahkemesi kararları Danıştay 10. Dairesinin 28/3/2012tarihli ilamları ile onanmış, karar düzeltme istemleri de aynı Dairenin26/12/2012 tarihli ilamları ile reddedilmiştir. Davalı idare İlk DereceMahkemesi kararlarının onanmasının ardından bireysel başvuru yapılana kadargeçen süreçte kısmi ödemelerde bulunmuş ancak söz konusu ödemeler toplam alacakmiktarı dikkate alındığında düşük oranlarda kalmış, bir plana bağlanmamış vedüzensiz yapılmıştır. Başvurucular Anayasa Mahkemesine sundukları 3/8/2015 tarihli beyanlarında alacaklarının tamamını ancak24/7/2013 tarihinde yapılan ödemeler ile tahsil edebildiklerini ifadeetmişlerdir.
43. Bu durumda başvurucuların,geçirdikleri tıbbi operasyon sonucu felç kalmalarının ardından idareyeyaptıkları başvuruya idarece cevap verilmemesi üzerine açtıkları davalarda; İlkDerece Mahkemesi aşamasında yaklaşık beş yıl, temyiz incelemesi ve karardüzeltme incelemesi aşamalarında on beş ay ve kararın kesinleşmesindenalacaklarının tamamının ödenmesine kadar ise yaklaşık yedi ay süre geçtiğianlaşılmıştır. Söz konusu yargılama süreci sonunda başvurucuların idarenin %100hizmet kusurundan dolayı felç kaldıkları ve bunun sonucunda meslekte kazanmagüçlerini tamamen kaybettikleri ortaya konulmuştur.
44. Bu doğrultuda başvurucuların,yargılama süreci boyunca iş göremez hâlde bulundukları, çalışma ve gelir eldeetme imkânlarının olmadığı, yaşamlarını idame ettirebilmeleri için hükmedilentazminata ihtiyaç duymalarının olağan olduğu, dolayısıyla Mahkeme kararınınicra edilmesinin yaşam kaliteleri üzerinde doğrudan etki yaratacağı hususlarıile birlikte başvurucuların hükmedilen tazminatlara kavuştukları tarih dikkatealındığında yukarıda belirtilen ilkeler ışığında (bkz. §§ 39, 40)başvurucuların yargı kararlarının yerine getirilmesi haklarının ihlal edildiğikanaatine ulaşılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
46. Başvurucular, tedaviamacıyla geçirdikleri tıbbi operasyonlar sonucunda felç kalmalarından dolayıaçtıkları davalarda lehlerine tazminata hükmedildiğini ancak yargı kararınakarşın idarenin tazminatları ödemede gecikme gösterdiğini belirterek mülkiyetve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler, ihlalin tespitiile ayrı ayrı 500.000 TL maddi, 300.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmişlerdir.
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
48. Başvurucuların tıbbimüdahale sonucu felç kalmaları nedeniyle açtıkları tazminat davalarında,lehlerine hükmedilen tazminatların ödenme zamanı ile tüm yargılama sürecidikkate alındığında adil yargılanma haklarının ihlal edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara ayrı ayrı net 3.350 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesigerekir.
49. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber yargılama neticesindebaşvurucular lehine hükmedilen tazminat bedellerininfaiziyle birlikte başvuruculara ödendiği dikkate alındığında başvurucularınmaddi zararının karşılanacağı düşünüldüğünden bu aşamada ayrıca maddi tazminatakarar verilmesine gerek bulunmamaktadır.
50. Dosyadaki belgelerden tespitedilen, 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrıödenmesine ve 1.500 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A.Başvurucuların, yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma haklarınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C.Başvuruculara ayrı ayrı net 3.350 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 198,35TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvuruculara ayrı ayrı ÖDENMESİNE, 1.500TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin,kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihindenitibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına
4/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.