TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN FATİH UĞURLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/803)
Karar Tarihi: 12/9/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 19/10/2018 - 30570
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Ramazan Fatih UĞURLU
Vekili
:
Av. Ali PACCİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ulusal bir gazetede bazı üst düzey askerî personeleyönelik yapılan haberler nedeniyle tazminata hükmedilmesinin ifade ve basınözgürlüklerini ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, olay tarihinde ve hâlen Yeni Akit isimli ulusalgazetenin (gazete) sahibidir.
9. A.Ö. isimli yarbay (Yarbay) 31/1/2012 tarihinde evinin bulunduğuFenerbahçe Orduevi lojmanlarındaki otoparkta kafasından vurulmuş hâldebulunmuştur. Bu ölümün intihar sebebiyle olup olmadığı konusunda şüphelerbulunduğu ve intihardan ziyade cinayet olabileceği konusunda ulusal basında çoksayıda haber yapılmıştır.
10. Ulusal basının konuya gösterdiği ilginin ve Yarbay'ınölümüne dair şüphelerin bulunduğu yönünde yaptığı haber ve yorumların arkasındaYarbay'ın ölümünden kısa süre önce görev yaptığı yerdeki parasal usulsüzlüklerhakkında ilgili makamlara bir ihbar mektubu göndermiş olduğuna ilişkinyönündeki iddialar vardır.
11. Ancak ne başvuru konusu haberde ne de ulusal basında yeralan diğer haberlerde anılan ihbar mektubunun orijinal versiyonuna yerverilmiştir. Bunun yerine anılan mektupta yer aldığı belirtilen iddialarhaberleştirilmiştir.
12. Gazetenin 5/3/2012 tarihli nüshasının 1. ve 11. sayfalarındayukarıda belirtilen konularla ilgili olarak "OrdueviSoruşturması Derinleşiyor" başlıklı bir haber yapılmıştır. Sözkonusu haberin başvuru konusu olayı ilgilendiren kısımları şöyledir:
11. Sayfadaki Haber
"OrdueviSoruşturması Derinleşiyor
Sayıştay’ın dört hafta önce İstanbulKadıköy’de bulunan Fenerbahçe Orduevi’nde başlattığı lüks konutsoruşturmasının, 31 Ocak 2012 tarihinde Fenerbahçe Orduevi’nde şüpheli birölümle hayatına kaybeden Yarbay ...’in askeri savcılığa yaptığı yolsuzlukihbarlarının da soruşturmaya dahil edilmesi nedeniyle uzadığı belirtiliyor.
...
İHBAR MEKTUBUNDA ŞOK DETAYLAR
... İhbar mektubunda özellikle İstanbul İnşaatEmlak Bölge Başkanı Albay ... ve 1. Ordu Kurmay Başkanı Tümgeneral [M.Y] ileilgili iddialarda bulunduğu belirlendi. ...
“İŞİBAŞIMA YIKACAK”
[Albay]’ın, ihalelere fesat karıştırdığı, yolsuzluk yaptığı,anlaşmalı firma yetkililerinden laptop bilgisayarlar, LCD televizyonlar,buzdolabı vb. eşantiyon isteyerek şahsına çıkar temin ettiği, er pavyonuihalesinde yolsuzluk yaptığı ileri sürülüyor. Mektupta, Yarbay ...’in builişkilerden rahatsızlık duyarak bazı istekleri reddetmesi üzerine Sayıştaydenetimi öncesinde Albay ... tarafından tayin ettirildiği anlatılıyor. Yarbay..., Albay ... için 'İşi başıma yıkacak' ifadesi kullanırken, Kurmay BaşkanıTümgeneral [M.Y]’ın da bu işlerin içinde olduğunuileri sürüyor. Şüpheli bir şekilde intihar ettiği belirtilen Yarbay ...mektubunda 1. Ordu Komutanı Orgeneral [Y.A] ve Kurmay Başkanı Tümgeneral [M.Y]tarafından baskı gördüğünü ve sıkıştırıldığını da savunuyor.
20 TRİLYONLUK RANT İDDİASI
Mektupta; 220 bin kamyon kum dökme ve yaklaşık20 milyon TL rant elde etme olayının da 20 Haziran 2006 tarihinde yapılananlaşma ile başladığına dikkat çekiliyor. Bu olaydan şu an 1.Ordu Komutanlığıyapan Orgeneral [Y.A]’ın da bilgisinin olduğubelirtiliyor. Yarbay ..., 2001-2004 yılları arasında 66’ncı Mekanize PiyadeTugayı’nda çalıştığını ve orada yaşananları da iyi bildiğini ima ediyor. İhbarmektubunda ayrıca; 'Albay ..., göreve gelir gelmez, devletten elde ettiği bütünolanak ve imkânları askeri ceza kanununa aykırı olarak şahsına ve ailesineseferber etti. Görevi esnasında Küçükyalı Camii yanındaki bir fırına ortakoldu. Askeri ceza kanununda bu suçtur. Yine devletin araçlarını ve askerinigece geç saatlerde özel pastane hizmetlerinde kullandı. İnşaat Emlak BölgeBaşkanlığı’na iş yapan müteahhitlere karşılıksız olarak kendisine özel işleryaptırdı' ifadeleri kullanılıyor.
DENETİMDEN BİRKAÇ GÜN ÖNCE
İNFAZ MI EDİLDİ?
Sayıştay denetlemesi sürecinde şüpheli birintihara kurban giden Yarbay ... ile ilgili çalışma arkadaşları da ilginçaçıklamalar yaptı. Yarbay ...’in intihardan bir süre önce arkadaşlarına 'BuFenerbahçe benim başıma bela olacak, bu yüzden hapse girebilirim' dediğiöğrenildi. Sayıştay heyeti tarafından ifadesinin alınması beklenen ...’indenetimden bir kaç gün önce de evinin önünde bulunanarabasının içinde intihar etmesine anlam veremeyen arkadaşları, 'FenerbahçeOrduevi’ndeki usulsüzlüklerle ilgili bilgiler vermişti. İntiharına inanamadık.Son günlerde ‘inşaat emlak ve kurmay başkanlığından çok rahatsız ediliyorum,başıma iş açacaklar, başımı yakacaklar’ diye konuşuyordu' dedi.
YARALI HALDE BULUNDU,
KURTARILAMADI!
66. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda görevliYarbay ..., 31 Ocak 2012 tarihinde Fenerbahçe Orduevi’nde otomobilinde başındanyaralı halde bulundu, ancak kurtarılamadı. Sabah 05.00 saatlerinde FenerbahçeOrduevi lojmanlarındaki evinden çıkıp arabasına gittiği ve gürültü çıkmasındiye başına yastık dayayarak intihar girişiminde bulunduğunu iddia edilen veannesi tarafından yaralı halde bulunan Yarbay ..., kaldırıldığı hastanede 4Şubat 2012 tarihinde hayatını kaybetmişti."
13. Bu haber sonrasında haberde adı geçenOrgeneral (Y.A.) veTümgeneral (M.Y.) (davacılar)başvurucuya karşı söz konusu haberle varsayımsalolarak var olduğu iddia edilen ihbar mektubuna atıf yapılmak suretiylekendileri hakkında küçük düşürücü değerlendirme ve yorumlarda bulunulduğugerekçesiyle manevi tazminat davası açmışlardır. Davaya bakan İstanbul Anadolu22. Asliye Hukuk Mahkemesi aşağıdaki gerekçelerle her bir davacı lehine 2.500TL olmak üzere toplam 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir:
13. Bu haber sonrasında haberde adı geçen Orgeneral (Y.A.) veTümgeneral (M.Y.) (davacılar) başvurucuya karşı sözkonusu haberle var olduğu iddia edilen ihbar mektubuna atıf yapılmak suretiylekendileri hakkında küçük düşürücü değerlendirme ve yorumlarda bulunulduğugerekçesiyle manevi tazminat davası açmışlardır. Davaya bakan İstanbul Anadolu22. Asliye Hukuk Mahkemesi aşağıdaki gerekçelerle her bir davacı lehine 2.500TL olmak üzere toplam 5.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir:
"Somut olayda davalı gazetede... yapılanyayında... Yarbay ...'in ihbar mektubu iledavacıbirinci ordu komutanı Org. [Y.A] ile birinci ordu komutanlığı kurmay başkanıTümgeneral [M.Y] ile irtibat kurulmaya çalışılmış, somut bir delil yok ikenmüteveffa yarbaya baskı yapıldığı anlatılmış ihbar mektubunda kurmay başkanıtümgeneral [M.Y]'ın bu işlerin içinde olduğunu ileri sürmüşve yandaki haberde de aracında başından yaralı olarakbulunan ancak kurtarılamayan Yarbayın arkadaşlarına "bu Fenerbahçe benimbaşıma bela olacak, bu yüzden hapisegirebilirim" dediği öğrenildi denilmektedir.
Söz konusu intihar olayıyla ilgili KaraKuvvetleri Komutanlığı üçüncü Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı 31 Aralık2012 tarihli ... kararı ilekovuşturmaya yerolmadığına dair karar vermiştir.
Sayıştay başkanlığına yazı yazılmış "ağıriddiaya Sayıştay denetimi " başlığı ile yayınlanan haber ile ilgili olarakMilli Savunma Bakanlığından alınan cevaba göre konununaskeri savcılığa intikal ettirildiğini bununla ilgili yasal sürecin devamettiği bildirilmiştir.
Üçüncü Kolordu Komutanlığı AskeriSavcılığından ihbar mektubunun onaylı bir örneği ile bununla ilgili bilgiistenmiş, Milli Savunma Bakanlığınca birinci Ordu Komutanlığına hitabenyazılmış 15 Mart 2012 tarihli hazırlanan idari tahkikat raporu gönderilmiştahkikat sonunda raporda sonuç olarak belirlenen dokuz adet iddiadan altı adetiddianın gerçeği yansıtmadığı üç iddianın ise kısmen gerçeği yansıttığıbelirtildikten sonra İstanbul İnşaat Emlak Bölge Başkanı Albay ... ile ilgilisuç teşkil edecek herhangi bir suç unsurunun oluşmadığı kanaatine varıldığıgörülmüştür.
Dosya kapsamına göre bu yayınla, davacılarküçük duruma düşürülmüş aksi ispatlanamayan iddialarla kişilik hakları ihlaledilerek saldırıya uğramıştır.
Davaya konu olaylarda manevi tazminatın amacıbozulan manevi dengeyi sağlamak, duyulan elem ve acıyı azaltmaktır.
Somut olayın meydana geldiği gün, haberinveriliş şekli ve biçimi ile haberin verilişinde kullanılan dil ve üslup,niteleme ve benzetmenin dikkat çekiciliği ile kişilik haklarındaki ihlalinyoğunluğu manevi tazminatın taktirinde etken olan hususlardır.
Olayımızda bu etkenler, toplanan tümdelillerle birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın manevi tazminatisteminin kısmen kabulüne ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
14. Kararın başvurucu tarafından temyizi üzerine Yargıtay17/9/2014 tarihinde kararı onamıştır. Onama kararı başvurucuya 1512/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 13/1/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun "Kişilik hakkının zedelenmesi" kenarbaşlıklı 58. maddesi şöyledir:
"Kişilik hakkınınzedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminatadı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilirveya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilirve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; dava konusu haberin şüpheli şekilde ölen bir kamugörevlisinin görevi ile ilgili olarak gönderdiği bir ihbar mektubunadayandığını, bu ihbar mektubuyla ilgili adli ve idari soruşturmanın haberin verildiğianda devam etmekte olduğunu ve haber yapıldıktan sonra sona eren soruşturmalarneticesinde ihbar mektubundaki isnatların bir kısmının doğru olduğunun ortayaçıktığını belirtmiştir. Başvurucu; haberi iyi niyetle ve somut olaylaradayandırarak yaptığını, bunun aksini yani sırf davacıları küçük düşürmeyiamaçladığını gösteren bir kanıt olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu, aleyhineverilen tazminat kararının gazeteci olması hasebiyle caydırıcı etki dedoğuracağını belirterek bütün bu gerekçelerle ifade ve basın özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
19. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti"kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
20. Anayasa’nın “Basınhürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddelerihükümleri uygulanır…”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
22. Başvurucunun davacılara yönelik haberleri nedeniyle 5.000 TLtazminat ödemesine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı ilebaşvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
23. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
24. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma vedemokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
25. 6098 sayılı Kanun'un 58. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
26. Başvurucunun tazminat ödemeye mahkûm edilmesine ilişkinkararın başkalarının şöhret veya haklarınınkorunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaçtaşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a)Demokratik Toplumda İfade Özgürlüğünün Önemi
27. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır.İfade özgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi,savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir.Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçlaaçıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme vegerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabalarınhoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42, 43; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
(b) MüdahaleninDemokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
28. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıolması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanınamacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişkiüzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın13. maddesinde "demokratik toplumdüzeninin gereklerineaykırı olmama"ve "ölçülülük ilkesine aykırı olmama"biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter birbütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Bekir Coşkun, §§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM,E.2018/69, K.2018/47, 31/5/2018, § 15; AYM, E.2017/130, K.2017/165, 29/11/2017,§ 18).
29. İfade özgürlüğü üzerindeki sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik ve istisnainitelikte olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Bazıfarklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun,§ 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51).
30. Anayasa Mahkemesinin bir görevi de bireylerin fikirleriniifade özgürlüğü yoluyla ifade etme hakları ile Anayasa'nın 26. maddesininikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçlar arasında adil bir dengenin sağlanıpsağlanamadığını denetlemektir. Meşru amaçların bir olayda varlığının hakkıortadan kaldırmadığı vurgulanmalıdır. Önemli olan bu meşru amaçla hak arasındaolayın şartları içinde bir denge kurmaktır (BekirCoşkun, § 44, 47, 48; HakanYiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 58,61, 66).
31. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasınaişaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir. Kamu gücünü kullananorganların düşüncelerin açıklanmasına ve yayılmasına müdahale ederken ifade özgürlüğününkullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması gereken birmenfaatin ve kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların varlığını somutolgulara dayanarak göstermeleri gerekir (Bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, §§ 57; Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, §§ 59, 68).
32. Buna göre ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) ÇatışanHaklar Arasında Dengeleme
33. Mevcut başvuruda başvurucunun basın özgürlüğü iledavacıların itibarlarının korunması hakkı arasında bir çatışma meydanagelmiştir. Çatışan söz konusu haklar arasında dengeleme yapılabilmesi içineldeki olaya uygulanabilecek kriterlerden bazıları şu şekilde sayılabilir:
1- Yayında kamu yararı bulunup bulunmadığı, genel yarara ilişkinbir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı
2- Toplumsal ilginin varlığı ve konunun güncel olup olmadığı
3- Haber veya makalenin yayımlanma şartları
4- Haber veya makalenin konusu, bunlarda kullanılan ifadelerintürü, yayının içeriği, şekli ve sonuçları
5- Habere yönelik kısıtlamaların niteliği ve kapsamı
6- Haberde yer alan ifadelerin kim tarafından dile getirildiği
7- Hedef alınan kişinin kim olduğu, ünlülük derecesi ile ilgilikişinin önceki davranışları
8- Kamuoyu ile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısındasahip oldukları hakların ağırlığı
34. Anayasa Mahkemesi başvurunun koşullarına göre bazılarıyukarıda sayılan kriterlerin gerektiği gibi değerlendirilipdeğerlendirilmediğini denetler (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2004, § 41; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, § 56; Kadir Sağdıç[GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhanCihaner (2), B. No: 2013/5574, 30/6/2014,§§ 66-73). Bunun için başvurucu tarafından yazılan yazının -yayımlandığıbağlamdan kopartılmaksızın- olayın bütünselliği içinde değerlendirilmesigerekir (Nilgün Halloran,§ 52; Önder Balıkçı, B. No:2014/6009, 15/2/2017, § 45).
(d) İfadeÖzgürlüğüne Yapılan Müdahalenin Gerekçesi
35. Başvuru konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerintemel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye neden olan kararlarındadayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56; Tansel Çölaşan § 56; Ahmet Temiz (6), B. No: 2014/10213,1/2/2017, § 36). İfade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesinceortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerAnayasa'nın 26. maddesini ihlal edecektir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
36. İlk derece mahkemesi başvuru konusu haberle ilgilikararında;
i. İntihar olayıyla ilgili soruşturmanın kovuşturmaya yerolmadığına dair kararla sonuçlandığı,
ii. Aynı olaybağlamında yapıldığı anlaşılan ancak hangi yayın organında ve ne zamanyayımlandığı gerekçeli karardan anlaşılamayanAğır İddiaya Sayıştay Denetimi başlığı ile yayımlanan haber ileilgili olarak Mahkemelerince Sayıştay Başkanlığına yazı yazıldığı, SayıştayBaşkanlığının Millî Savunma Bakanlığından aldığı cevaba göre konunun askerîsavcılığa intikal ettirildiği ve bununla ilgili yasal sürecin devam ettiğiyönünde cevap verdiği,
iii. İlgili askerî makamlardan ihbar mektubunun onaylı birörneğinin istendiği, buna cevap olarak askerî makamlarca idari tahkikat raporugönderildiği ve tahkikat sonunda hazırlanan raporda ihbar mektubundaki dokuziddiadan altısının gerçeği yansıtmadığı, üç iddianın ise kısmen gerçeğiyansıttığının belirtildiği şeklinde tespitlerde bulunmuştur.
37. İlk derece mahkemesi yukarıdaki tespitleri yaptıktan sonrasomut olay bağlamında ilave herhangi bir değerlendirme yapmaksızın dosyakapsamına göre başvuru konusu haberle davacıların küçük duruma düşürülmüşolduğu ve haberdeki iddialarla davacıların kişilik haklarının ihlal edildiğisonucuna ulaşmıştır.
38. Bu bağlamda ilk derece mahkemesi tazminata ilişkingerekçesinde ilk olarak başvuruya konu haber yapıldıktan epeyce sonraki birtarihte sonuçlanan soruşturmadaki kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı esasalmıştır. Başka bir deyişle ilk derece mahkemesi, gerçek olmadığı sonradanyapılan soruşturmalar sonucu ortaya çıkan iddialar hakkında bir yayınyapılamayacağına karar vermiştir. Basın alanında haberlerin yapılmasında vekanaatlerin açıklanmasında bu düzeyde bir kesinlik sınırının kabul edilmesininifade ve basın özgürlüklerinin tümüyle ortadan kaldırılması sonucunu doğuracağıaçıktır (Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Ali Kıdık, B. No: 2014/5552,26/10/2017, § 73).
39. İlk derece mahkemesi gerekçesinde ikinci olarak aynı olaybağlamında yapıldığı anlaşılan ancak hangi yayın organında ve ne zamanyayımlandığı gerekçeli karardan anlaşılamayan Ağırİddiaya Sayıştay Denetimi başlığı ile yayımlanan haber ile ilgiligelişmelere dayanmıştır. Bununla birlikte anılan haberle ilgili gelişmelerinbaşvuru konusu haberle bağlantısı gerekçeli karardan anlaşılamamaktadır.
40. İlk derece mahkemesi son olarak ölen kişi tarafındangönderildiği belirtilen ihbar mektubu üzerine yapıldığı düşünülen idarisoruşturmada anılan mektuptaki bazı iddiaların gerçeği yansıtmadığı yönündeulaşılan sonucu esas almıştır. Ancak ilgili soruşturma raporuna göre yapılansoruşturmada ihbar mektubundaki bazı iddiaların da kısmen gerçeği yansıttığıanlaşılmıştır. Hangi iddiaların gerçeği yansıtmadığı hangi iddiaların isekısmen gerçeği yansıttığı konusunda ilk derece mahkemesi kararında herhangi biraçıklama yer almamaktadır.
41. İlave olarak ilk derece mahkemesi konuyla ilgili kararında,davacıların olmadığını iddia ettiği ancak haberde yer alan iddialarındayandırıldığı ihbar mektubunun gerçekten var olup olmadığı, eğer varsabaşvurucunun ihbar mektubundaki iddiaları değiştirerek veya iddialara eklemeleryaparak haber yapıp yapmadığı ya da bilginin elde edilme yönteminin kabuledilemez olup olmadığı, başvurucunun ilave bir araştırma yükümlüğünün bulunupbulunmadığı yönünde herhangi bir değerlendirmede de bulunmamıştır.
42. Bütün bu nedenlerle somut başvurunun bütün koşulları gözönünde tutulduğunda şikâyet edilen tazminat kararı ilebaşvurucunun ifade ve basın özgürlüğüne yapılan müdahale için ilk derecemahkemesinin ileri sürdüğü gerekçeler ilgili ve yeterli bir gerekçelendirmesayılamaz.
43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. maddesinde güvencealtına alınan ifade özgürlüğünün ve Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
44. 30/3/2012 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, Anayasa Mahkemesince bir temelhakkın ihlal edildiği sonucuna varıldığında ihlalin ve sonuçlarının nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkelere yer verilmiştir(Detaylı açıklamalar için Mehmet Doğan,§§ 57-60).
46. Başvurucu, ihlalin tespiti ile birlikte başvuruya konukararda hükmedilen tazminatı ödemesi durumunda ödediği miktar kadar tazminattalebinde bulunmuştur.
47. Anayasa Mahkemesi başvurucunun sahibi olduğu gazetedeyapılan bir haber nedeniyle mahkemeler tarafından 5.000 TL tazminat ödemesinekarar verilmesine ilişkin ilk derece mahkemesi gerekçesinin ilgili ve yeterliolmadığı, bu nedenle başvurucunun ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğisonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
48. Bu durumda ifade özgürlüğünün ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 22. Asliye HukukMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
49. İşbu ihlal kararı yeniden yargılama sonucu başvurucualeyhine tazminata hükmedilemeyeceği şeklinde anlaşılamaz. İlgili derecemahkemeleri, Anayasa Mahkemesi kararında ortaya konulan ilkeler ışığındayeniden yargılama yaparak ilgili ve yeterli bir gerekçeyle başvurucuya yöneliktazminat davasının kabulüne ya da reddine karar verebilir.
50. Başvurucu; başvuruya konu kararda hükmedilen tazminatıödemesi durumunda ödediği miktar kadar tazminat talebinde bulunmuş olmaklabirlikte anılan tazminatı ödeyip ödemediğine dair işbu karar tarihine kadarAnayasa Mahkemesine ilave herhangi bir bilgi ya da belge sunmamıştır. Bunedenle tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasında güvence altınaalınan ifade özgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinin birinci fıkrasındagüvence altına alınan basın özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 22. AsliyeHukuk Mahkemesine (E. 2012/378, K. 2013/198) GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E. 226,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.