TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN BAYRAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/22901)
Karar Tarihi:7/2/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Ramazan BAYRAK
Vekili
:
Av. Gökhan GÜNAYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalarkapsamında Yargıtay üyesi olan başvurucu hakkında uygulanan yakalama, gözaltıve tutuklama tedbirinin hukukiolmaması, tutukluluğa itirazın bağımsız ve tarafsız hâkim güvencelerine aykırıolan sulh ceza hâkimliklerince karara bağlanması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması ve tutukluluğa itirazın duruşmalı incelenmemesi ve bu itirazınmakul sürede karara bağlanmaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıile masumiyet karinesinin; yetkisi olmayan soruşturma mercileri tarafındanverilen kararlar uyarınca konutta ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özelhayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının; el koyma kararıverilmesinedeniyle mülkiyet hakkının; isnat edilen suçlara ilişkin somut filler vedeliller gösterilmemesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbegirişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan vearalarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır (Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637,12/4/2018, § 14).
9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler, Selçuk Özdemir kararında ayrıntılı bir biçimde açıklanmıştır(Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Savcılığında savcı olarakgörev yapmakta iken 24/2/2011 tarihinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca (HSK)Yargıtay üyeliğine seçilmiş ve 5. Ceza Dairesinde görevlendirilmiştir.Soruşturma sürecinde ise başvurucunun meslekten çıkarılmasına kararverilmiştir.
12. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının 16/7/2016tarihli yazılı talimatıyla "Türkiyegenelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmeksuçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesiüyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu"gerekçesiyle başvurucunun tutuklanmasının sağlanması amacıyla yakalanmasına,gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerinde arama yapılmasına kararverilmiştir.
13. Ankara İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polislerce başvurucununkonutu, işyeri ve aracında 19/7/2016tarihinde arama yapılmış ve suç delili olabileceği değerlendirilen (laptop,harici hard disk, disket, flash disk, CD vebilgisayar kasası gibi) bazı dijital materyallere el konulmuş; başvurucu aynıgün gözaltına alınmıştır.
14. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığındaifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafiide hazır bulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde FETÖ/PDY'yeait olduğu iddia edilen yerlerde kalmadığını, Asya Finans grubuna bağlı yerlerepara yatırmadığını, himmet adıaltında kimseye para vermediğini beyan etmiştir. Darbe teşebbüsü sırasında evdebulunduğunu söyleyen başvurucu, darbeye ilişkin olarak kendisine herhangi birkimse tarafından görev verilmesinin ya da teklif edilmesinin söz konusuolmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak başvurucu, FETÖ/PDY ile bir ilgisininbulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii,başvurucunun atılı suçla bir ilgisinin olmadığını ifade etmiştir.
15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 21/7/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. Başvurucu hakkındaki talep yazısında başvurucunun "15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde cebir ve şiddetkullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayaveya değiştirmeye teşebbüs ve FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmaksuç[ların]danmevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK [Ceza MuhakemesiKanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklamanedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonrakaçtıkları tespit edilmiş olup [başvurucunun da aralarında olduğu] mevcutlu şüphelilerin de kaçma şüphesinin bulunması,delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edipdelilleri değiştirme ihtimallerinin olması, AİHM'nin [Avrupa İnsanHakları Mahkemesi] birden çok vermiş olduğukararlarında belirtildiği üzere şüphelilerin salıverilmeleri halinde adaletinişleyişine zarar verecek faaliyetlerde bulunma tehlikesinin veya başka suçlarişleme tehlikesinin bulunması nedenlerine göre" tutuklanmasınakarar verilmesi istenmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinde21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Sorgu işlemi, Ses ve GörüntüBilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla kayda alınmıştır. Başvurucu, sorgusırasındaki ifadesinde soruşturmanın 4/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı YargıtayKanunu'na göre yürütülmesi gerektiğini, herhangi bir örgütün üyesi olmadığınıve suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini belirtmiştir.
17. Başvurucu ve/veya müdafi tarafından ileri sürülen, yüksekyargı mensubu olmaları dolayısıyla hakkında soruşturma ve kovuşturmayapılmasının ancak ilgili kanunda öngörülen usullere göre mümkün olmasınedenleriyle sulh ceza hâkimliklerinin yetkisiz ve görevsiz olduğuna dairiddia, Hâkimlik tarafından "şüphelininüzerine atılı suçun ağır cezalık suç niteliğinde olduğu, ayrıca eylemin temadi ettiğindenve suçüstü halinin devam ettiği ... atılı suçunağır cezalık suçüstü hali kapsamında kaldığı anlaşıldığından [budurumda] Ankara C.Başsavcılığınınve Ankara Sulh Ceza Hakimliklerinin soruşturma görev ve yetkilerinin olduğu ..." gerekçesiyle reddedilmiştir.
18. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
" ... Şüpheli Ramazan Barak'ın üzerlerineatılı bulunan silahlı terör örgütün üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren dosya kapsamında delillerin bulunması, yakın vesomut bir tehdidin halen devam ediyor olması, Yargıtay 1.Başkanlık Kurulu'nun 17/7/2016 tarih ve 244/A sayılı kararı, şüphelinin kaçmave delilleri karartma ihtimalinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağından CMK'un 100.maddesi ile ilgili düzenlemeler ile AİHS 5. Maddesindeki tutuklama şartlarıkapsamında, isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelinin CMK'nun 101. Maddeleri uyarınca TUTUKLANMASINA ... [kararverildi.]"
19. Başvurucu 28/9/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz vetahliye talebinde bulunmuş, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince 10/10/2016tarihinde "... soruşturma dosyasınınincelenmesi sonucunda; şüphelllerin üzerlerine atılıbulunan suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenHakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından haklarında alınan karariçerikleri, dosyada mevcut bilgi, belge ve araştırma tutanakları, arama ve elkoyma tutanakları ile tüm dosya kapsamındaki somut delillere göre soruşturmanınhenüz tamamlanmadığı şüphelilerin üzerleıine atılısuçun temadi eder nitelikte suçl olduğu, şüphelilerhakkında delillerin henüz toplanamadığı, şüphelilerin kaçma ve delillerikarartma ihtimallerinin mevcut olduğu, açıklanan nedenlerle adli kontroluygulamasının da yetersiz kalacağı, şüphelilerin üzerlerine atılı suçların CMK100/2-11 maddesi hükınündeki suçlardan olması dadeğerlendirilerek CMK. 161/8 ve 2802 sayılı yasanın 94, 2575 sayılı yasanın 82ve 2797 sayılı yasanın 46. maddesi hükümleri gözönünealınarak ... usul ve yasaya uygun nitelikteki karar ..." gerekçesiyleitirazın reddine karar verilmiştir.
20. Başvurucu, anılan kararı 14/10/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
21. Başvurucu 3/11/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
22. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, başvurucunun silahlıterör örgütünü yönetme ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmesuçlarını işlediğinden bahisle hakkında kamu davasının açılması için YargıtayCumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğu belirtilmiş; bu yapılanmaya mensupoldukları, yapılanmanın emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiklerideğerlendirilen yargı mensupları hakkında adli soruşturma yapıldığınadeğinilmiştir. Savcılık, darbe tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğinedikkat çekerek ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlininmevcut olduğu sonucuna varmıştır. Fezlekede bu durum dikkate alınarak başvurucuhakkında genel hükümlere istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/7/2016tarihinde soruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir.
23. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/11/2017 tarihli iddianamesiylebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derece mahkemesisıfatıyla) kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve buörgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel bilgilerin yer aldığı iddianamedebaşvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak Ankara CumhuriyetBaşsavcılığının fezlekesindeki olgulara dayanılmıştır.
24. İddianamede başvurucununFETÖ/PDY'nin yargıdaki yapılanmasında bilerek veisteyerek yer aldığına ilişkin birtakım olgulara dayanılmıştır. Soruşturmamercilerince başvurucunun örgüt mensuplarının örgüt içinde kullandıkları ByLock isimli programı bizzat aktif olarak kullandığıbelirtilmiş ve bu kapsamda yaptığı görüşme içeriklerinedeğinilmiştir.İddianamede ayrıca FETÖ/PDY üyesi oldukları iddiasıyla haklarında AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülen kişilerden A.H., İ.O., İ.D.,K.T., B.E. ve N.Y.nin beyanlarında başvurucunun buyapı içinde olduğu ifade edilmiştir.
25. İddianamede başvurucu hakkındaki soruşturmanın yürütülmesineilişkin olarak "... isnat olunan ...suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren ve temadi eden suçlardanolduğu, temadinin fiili ve hukuki kesintiye uğradığı tarihe kadar suçunişlenmeye devam ettiği, yerleşik yargı kararları ile de kabul edilmiştir. Buitibarla; kesinti yani yakalanma tarihi, suç tarihi olarak, bir başka ifadeylesuçüstü hali olarak kabul edileceğinden şüpheli hakkındaki soruşturma genelhükümlere göre sürdürülmüştür." değerlendirmesine yerverilmiştir.
26. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...
Şüpheli Ramazan Bayrak'ın, örgüt mensuplarınınçeşitli adlar altında yapılan toplantılara katıldığı, terör örgütümensuplarının 2010 yılında HAkimler ve SAvcılar Yüksek kurulu'ndaçoğunluğu ele geçirmelerini müteakiben, örgüt üyelerinin talimatı ile örgütüyelerinin kendi aralarında yaptıkları toplantılar sonucunda Yargıtay üyeliğineseçilmesine karar verilen üyelerden olduğu, münhasıran örgütün kullandığı Bylock isimli programı kullandığı, Yargıtay üyesi olarakgörev yaptığı dönemde örgüt yapılanmasına uygun olarak oluşturulmuş birhücrenin sorumlusu olduğu, bu göreve istinaden üstlerinden aldığı talimatlarısorumlusu olduğu kişilere ilettiği, grup içerisinde yer alan üyelerdenhimmetleri toplayıp üstlerine aktardığı, örgüt liderinin talimatına uygunolarak YARSAV üyesi olduğu anlaşılmıştır.
Bu şekilde şüphelinin hiyerarşik yapıya dahilolduğu, sıkı bir disiplinle, örgütün stratejisi, yapılanması, faaliyetleri veamacına uygun hareket ettiği, FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütününyöneticisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır."
27. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/12/2017 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2017/100 sayılı dosya üzerinden kovuşturmabaşlamıştır.
28. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 14/12/2017 tarihinde yaptığı tensip(duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da-duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve "...Sanığın üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkinsanığın örgütün gizli haberleşme ağı olan Bylockisimli uygulamayı kullandığı,tanıkbeyanları, dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre; sanığın atılı suçuişlediği yönünde kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunduğu,örgütün yöneticilik ve üyeliği suçunun faili pek çok kimsenin halen kaçakolduğu, örgütün işlediği suçlara dair delillerin toplanmaya devam edilmekteolduğu hususları dikkate alındığında sanığın kaçma, saklanma ve delillerikarartma şüphesi bulunduğu, müsnet suçun CMK' nın 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olduğu,suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen ceza miktarları dikkatealındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu, bu aşamadahükmedilecek adli kontrol tedbirleri yetersiz kalacağı, tutuklanmasından sonrasanığın hukuki durumunda herhangi bir değişiklik de bulunmadığı ..." gerekçesiyle tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir. Ayrıca başvurucu hakkındaki davanın ilk duruşmasının21/2/2018 tarihinde yapılması kararlaştırılmıştır.
29. Yargıtay 9. Dairesinin 21/2/2018 tarihli duruşmasındabaşvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle, soruşturma vekovuşturmanın usul kurallarına uygun olarak yapılmadığını ve üzerine atılısuçlamaları kabul etmediğini ifade etmiştir.
30. Başvurucu hakkındaki yargılama, bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla -ilk derece mahkemesi sıfatıyla- Yargıtay 9. CezaDairesi önünde derdesttir ve başvurucunun tutukluluk durumu devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili ulusal hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının darbe teşebbüsüsırasında gece saatlerinde yaptığı açıklamayla henüz yakalama, gözaltı vetutuklama işlemleri yapılmamışken yüksek mahkemelerde görev yapan bazı hâkimlerhakkında soruşturma açıldığını ifade ettiğini, bu durumun hakkında soruşturmayapılacak hâkimlerin önceden belirlendiğini gösterdiğini belirterek masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
35. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına aitolup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).
36. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı korumasağlamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınanifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenleAnayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyetkarinesi, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerinkamuoyuna bilgi vermesini engellemez. Ancak masumiyet karinesine saygıgösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası,bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesini gerekli kılar(Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).
37. Somut olayda darbe teşebbüsünün devam ettiği sırada AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca yapılan bir açıklamada, darbe teşebbüsünde bulunanFETÖ/PDY ile irtibatı olan ve aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğukişiler hakkında gözaltı kararlarının verildiği belirtilmiştir. Anılanaçıklamada başvurucunun ismine yer verildiği yönünde bir iddia dilegetirilmediği gibi bu yönde bir olgu da tespit edilememiştir.
38. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının -başvurucunun isminizikretmeksizin- darbe teşebbüsünün yaşandığı sırada bu teşebbüs kapsamındakifaaliyetlerle ve teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilenFETÖ/PDY mensubu kişilerle ilgili olarak soruşturma başlatıldığını ve bazışüpheliler hakkında gözaltına alma kararı verildiğini kamuoyuna açıklamasınınbaşvurucunun suçlu olarak nitelendirilmesi veya suçlu muamelesine tabitutulması olarak kabulü mümkün değildir (aynı yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 180, 181). Kaldı ki birkişi hakkında soruşturma başlatıldığının kamuoyuna duyurulması, tek başınamasumiyet karinesine aykırılık teşkil etmez.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesininihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin Diğer İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu; soruşturma evresinde kendisine suçlamalarailişkin genel sorular yöneltildiğini, hakkındaki somut isnatların ve delillerinaçıklanmadığını, böylelikle suçlamalara ve bunların dayanaklarına karşı savunmayapma imkânının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
41. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
42. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın Yargıtay 9. Ceza Dairesinde devam ettiğigörülmektedir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği bu türşikâyetlerini yargılamada ve sonrasında temyiz aşamalarında ileri sürebilme vebu aşamalarda inceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derecemahkemelerinin yargılama ve temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindekiadil yargılanma hakkının ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireyselbaşvuruya konu edildiği görülmüştür.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Özel Hayata Saygı veKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu -Yargıtay üyesi olarak- hakkında Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca soruşturma yürütülmesinin mümkün olmadığını, bu itibarla görevsizmercilerce verilmiş arama kararına dayanılarak konutunda ve işyerinde aramayapıldığını belirterek özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
46. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (i) bendinde, suç soruşturması veyakovuşturması sırasında hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekildegerçekleştirilen kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır(bkz.§ 31).
47. Anayasa Mahkemesi, ceza soruşturması veya kovuşturması sırasındasoruşturma mercilerince ya da yargı organlarınca şüphelilerle ilgili olarakuygulanan arama tedbirinin hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarakbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl soruşturma/kovuşturmasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Alaaddin Akkaşoğlu ve Akis Yayıncılık San. ve Tic.A.Ş., B. No: 2014/18247, 20/12/2017, §§ 18-30).
48. Somut olayda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yazılıtalimatı uyarınca başvurucunun konutunda, işyerinde ve aracında 18/7/2016 ile19/7/2016 tarihlerinde arama yapılmıştır. Bu aramaların hukuka uygun olupolmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla söz konusu aramalarınhukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
50. Başvurucu, görevli ve yetkili olmayan merci tarafındanmaaşının yarısına el koyma işlemi yapılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
51. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılanmaddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden veparayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
52. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli veE.2013/8830, K.2013/18335 sayılı, 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,K.2013/21106 sayılı ve 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılıilamlarından da da anlaşıldığı üzere 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenlenen yol bir yandan başvurucunun maruz kaldığıel koyma işleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığızararın tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141.maddesi ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısındanerişilebilir, elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânısunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B.No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28).
53. Somut olayda başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliğisuçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun maaşınınyarısının kesildiği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyethakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesiile öngörülen hukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmıştır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mal varlığına tedbirkonulmasına ilişkin şikâyetin diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
E. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuki Olmadığı İddiaları
a. Başvurucunun İddiaları
55. Başvurucu; suçüstü hâlinin bulunmaması, suç şüphesi olmadığıhâlde yakalanarak gözaltına alınması, görevli ve yetkili olmayan savcılıktarafından hakkında soruşturmanın başlatılması nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
56. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman veCennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
57. Anayasa Mahkemesi, yakalama ve gözaltına alınmanın hukukaaykırı olduğu iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca[GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
58. Somut olayda başvurucu yönünden, yakalama ve gözaltı tedbirlerininhukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılansonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu; tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamayaneden olabilecek hiçbir maddi olgunun kararda gösterilmediğini, tutuklamakararının gerekçesiz olduğunu ve tutuklama kararında adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığının açıklanmadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.
61. Başvurucu; ayrıca darbe teşebbüsüyle veya örgütle birilgisinin bulunmadığını, olayda kendisi yönünden suçüstü hâlinin mevcutolmadığını, bu nedenle yapılacak bir soruşturmanın 2797 sayılı Kanun'a göre YargıtayBirinci Başkanlık Kurulunca yürütülmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
62. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
63. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümlerdışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
64. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
65. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü tutukluluğunhukuki olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
66. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
67. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
68. İlgili genel ilkeler için (bkz. Salih Sönmez, §§ 99-104).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
69. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğuiddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olmasuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
70. Diğer taraftan başvurucu, görevinden kaynaklanan güvencelereriayet edilmeksizin tutuklandığını iddia etmektedir.
71. 2797 sayılı Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı fıkrasında,Yargıtay üyelerinin görevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleriiddia edilen suçları ile kişisel suçları için soruşturma açılmasının BirinciBaşkanlık Kurulunun kararına bağlı olduğu ancak ağır ceza mahkemesinin görevinegiren suçüstü hâllerinde soruşturmanın genel hükümlere göre yürütüleceğidüzenlenmiştir.
72. Aynı Kanun'un 46. maddesinin (2), (3) ve (6) numaralıfıkralarında ise ağır ceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgilisuçüstü hâli istisna olmak üzere görevlerinden doğan veya görevleri sırasındaişledikleri iddia edilen suçları ve kişisel suçları nedeniyle Yargıtay üyelerihakkında koruma tedbirlerine ancak -soruşturma ile görevlendirilen başkanıntalebi üzerine- Birinci Başkanlık Kurulunun onaması ile karar verileceği, ağırceza mahkemesinin görevine giren kişisel suçlarla ilgili suçüstü hâllerindesoruşturmanın genel hükümlere göre yürütüleceği ifade edilmiştir.
73. Buna göre kural olarak Yargıtay üyeleri hakkındagörevlerinden doğan veya görevleri sırasında işledikleri iddia edilen suçlarınyanı sıra kişisel suçları bakımından da ceza soruşturması açılması konusundaYargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun karar almasına bağlıdır. Yine bu suçlarbakımından Yargıtay üyeleri hakkında tutuklama da dâhil olmak üzere korumatedbirlerinin uygulanmasına karar verme görevi nihayetinde Birinci BaşkanlıkKurulunun aittir.
74. Bununla birlikte ağır ceza mahkemesinin görevine girenkişisel suçlarla ilgili olarak suçüstü hâlinin bulunması durumunda soruşturmagenel hükümlere göre yürütülecek ve bu soruşturmada tutuklama tedbirine genelyetkili yargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir.Belirtilen durumda kovuşturma ise Yargıtaydayapılacaktır.
75. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 15 Temmuz 2016 tarihindeyaşanılan darbe teşebbüsüne değinilerek başvurucunun silahlı terör örgütü üyesiolma suçundan tutuklanması talep edilmiştir (bkz.§ 15).
76. Soruşturma sırasında başvurucu tarafından ileri sürülenYargıtay üyesi olması nedeniyle hakkında ancak Yargıtay Birinci BaşkanlıkKurulunca soruşturma ve kovuşturma yapılabileceği, bunun istisnasını oluşturanağır cezalık suçüstü hâlinin ise somut olayda söz konusu olmadığı yönündekiitiraz ifadeyi alan Cumhuriyet savcısı tarafından isnat edilen silahlı terörörgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu ve olayda suçüstühâlinin bulunduğu, bu itibarla başvurucu hakkındaki soruşturmanın genelhükümlere tabi olduğu gerekçeleriyle kabul edilmemiştir (bkz.§ 17).
77. Başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncadüzenlenen fezlekede -darbe tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğinedikkat çekilerek- somut olayda ağır ceza mahkemesinin görev alanına girensuçüstü hâlinin mevcut olduğu belirtilmiş, buna göre başvurucu hakkında genelhükümler doğrultusunda 16/7/2016 tarihinde soruşturma başlatıldığı ifadeedilmiştir (bkz.§ 22).
78. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamedeise başvurucuya isnat olunan suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girenve temadi eden suçlardan olduğuna, temadinin fiilî ve hukuki kesintiye uğradığıtarihe kadar suçun işlenmeye devam ettiğinin yerleşik yargı kararları ile kabuledildiğine değinilmiş; bu itibarla temadinin kesildiği yakalama tarihinin suçtarihi olarak bir başka ifadeyle suçüstü hâli olarak kabul edilmesi gerektiğideğerlendirilerek soruşturmanın genel hükümlere göre sürdürüldüğü ifadeedilmiştir (bkz.§ 25).
79. Başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısı, tutuklama kararı,fezleke ve iddianamede yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında soruşturmamercilerince, isnat konusu suçun kişisel suç olduğu ve başvurucu yönünden ağırcezalık suçüstü hâlinin bulunduğu kanaatine varıldığı ve bu itibarlasoruşturmanın genel hükümlere göre yürütüldüğü görülmektedir.
80. Başvurucuya isnat edilen ve 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılıTürk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmasuçunun ağır cezalık (ağır ceza mahkemelerinin görev alanında bulunan)suçlardan olduğu (bkz. § 31) hususunda kuşku bulunmadığı gibi başvurucunun daaksi yönde bir iddiası yoktur. Diğer taraftan isnat konusu suçun kişisel suçolmadığı, bir başka ifadeyle görevden doğan veya görev sırasında işlenen birsuç olduğu yönünde bir şikâyette bulunulmamıştır. Bir suçun niteliğinin(kişisel suç mu görev suçu mu olduğu) belirlenmesi soruşturma ve kovuşturmasüreçlerini yürüten adli mercilere aittir. Yine bu belirlemeye göre varılacaksonucun hukuka uygun olup olmadığı kanun yolu incelemesi ile tespit edilebilir.Hukuk kurallarının yorumlanmasında -Anayasa'ya bariz şekilde aykırı olarak- keyfîlik bulunması, bunun temel hak ve özgürlüklerinihlaline sebebiyet vermesi hâli dışında suçun niteliğinin belirlenmesineilişkin olanlar da dâhil olmak üzere kanun hükümlerinin yorumu ve bunlarınsomut olaylara uygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. MehmetHaberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 77; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, § 223). Başvurucu hakkındaki tutukluluğa ilişkin belgelerbaşta olmak üzere soruşturma dosyasında yer alan tespit ve değerlendirmeler ileYargıtay 16. Ceza Dairesinin isnat konusu suçun görev suçu olaraknitelendirilemeyeceği yönündeki içtihadı (bkz. § 31) karşısında söz konususuçun kişisel suç olarak nitelendirilmesinin temelsiz ve keyfî bir yaklaşımolduğu söylenemez (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586,11/1/2018, § 123).
81. Somut olayda soruşturma mercilerince başvurucu yönündensuçüstü hâlinin bulunduğu yönünde değerlendirme yapılırken 15 Temmuz 2016tarihinde yaşanan darbe teşebbüsüne dikkat çekilmekte, ayrıca isnat edilensilahlı terör örgütü üyesi olma suçunun temadi eden suçlardan olduğu hususunadayanılmaktadır.
82. Yargıtayın yerleşik uygulamasınagöre silahlı terör örgütü üyesi olma suçu temadi eden suçlardandır (bkz. § 31;aynı doğrultuda Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/3/2008 tarihli ve E.2007/2495,K.2008/1358 sayılı; 9/3/2011 tarihli ve E.2010/16588, K.2011/1626 sayılı;6/11/2014 tarihli ve E.2014/6090, K.2014/10958 sayılı; Yargıtay 5. CezaDairesinin 12/10/2010 tarihli ve E.2010/8491, K.2010/7430 sayılı kararları).
83. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu; darbe teşebbüsüsonrasında başlatılan soruşturmalar kapsamında Cumhuriyet savcısı olarak görevyapan bir şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma,Anayasa'yı ihlal etme, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük MilletMeclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevleriniyapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme suçlarından İstanbul23. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan davada bu Mahkeme ile Yargıtay 16. CezaDairesi arasında çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesine ilişkinkararında, anılan suçun temadi eden suçlardan olduğunu belirtmiş ve isnatedilen suçların kişisel suç olduğuna da değinerek Ağır Ceza Mahkemesiningörevsizlik kararının kaldırılmasına karar vermiştir (bkz. § 31; aynıdoğrultudaki kararlar için -diğerleri arasından- bkz. Yargıtay Ceza GenelKurulunun 10/10/2017 tarihli ve E.2017/YYB-996, K.2017/403 sayılı; 10/10/2017tarihli ve E.2017/YYB-998, K.2017/388 sayılı kararları).
84. Ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu, iki hâkim (anılanhâkimlerin tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıyla yaptıkları bireyselbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğunadair karar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzelik, §§ 134-161) hakkında darbe teşebbüsü öncesinde -görevleriylebağlantılı eylemler dolayısıyla- işledikleri ileri sürülen silahlı terör örgütü(FETÖ/PDY) üyesi olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından mahkûmiyetlerineilişkin Yargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilenhükmün temyiz incelemesi sırasında bu kişiler tarafından ileri sürülen hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ağır cezayıgerektiren suçüstü hâli hariç yakalanamayacakları, sorguya çekilemeyecekleri vetutuklanamayacakları kuralının ihlal edildiği, olayda suçüstü hâlinin debulunmadığı yönündeki iddiaları incelerken "Yargıtayın istikrarbulan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere; mütemadi suçlardan olansilahlı terör örgütüne üye olma suçunda, daha önce örgütün kendisinifeshetmesi, kişinin örgütten ayrılması gibi bazı özel durumlar hariç olmaküzere kural olarak temadinin yakalanmayla kesileceği, dolayısıyla suçunişlendiği yer ve zaman diliminin buna göre belirlenmesi gerektiği, bu nedenlesilahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli konumunda bulunan hakim veCumhuriyet savcıları yakalandıkları anda ağır ceza mahkemesinin görevine girensuçüstü halinin mevcut olduğu" değerlendirmesinde bulunmuş vebu husustaki temyiz itirazlarını kabul etmemiştir (Yargıtay Ceza GenelKurulunun 26/9/2017 tarihli ve E.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararı).
85. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan Yargıtay kararlarıile başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbeteşebbüsünün savuşturulması sırasında (19/7/2016 tarihinde) gözaltına alınıpdarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargımakamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesiolma suçundan tutuklanması birlikte dikkate alındığında başvurucuya isnatedilen silahlı terör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğuyönünde soruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukukitemelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (aynı yöndekideğerlendirme için bkz. Alparslan Altan,§ 128; Erdal Tercan, § 145 ).
86. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun Yargıtayüyesi olması nedeniyle Anayasa veya 2797 sayılı Kanun'dan kaynaklanangüvenceler uygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerindedeğildir. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanunidayanağı bulunmaktadır (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Salih Sönmez, § 121).
87. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
88. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında, isnat edilensilahlı terör örgütüne üye olma suçunun işlendiğine dair kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin dosyada bulunduğu belirtilmiştir(bkz. § 18). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda da tutuklama kararıveren hâkimlik kararına atıfyapılarak başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilensuçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 19).
89. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ise başvurucununisnat edilen suçu (silahlı terör örgütü üyesi olma) işlediğine dair delil olarakbaşvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifadeedilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olmasına ve diğer kişiler arasında ByLocküzerinden yapılan haberleşmenin içeriğine dayanıldığı görülmektedir (bkz. §24). İddianamede ise başvurucunun isnat edilen suçu işlediğine dair temeldefezlekedeki delillere dayanılmış, bunların yanı sıra tanık beyanlarına dadeğinilmiştir (bkz.§§ 23, 24).
90. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenhâkimliklerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göresuçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarakkabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî birtutum olarak değerlendirilemez (SelçukÖzdemir, § 74).
91. Öte yandan fezleke ve iddianamede, ayrıca haklarındaFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan A.H., İ.O., İ.D., K.T., B.E. ve N.Y.nin tanık olarak verdikleri ifadelerinde, başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarda bulundukları görülmektedir. Bu itibarla da başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğu görülmektedir. NitekimAnayasa Mahkemesi, Selçuk Özdemir başvurusundaFETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarakgörev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve buyapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75).
92. Bu itibarla başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığınıdoğrulayan belirtilerin dosya kapsamında bulunduğu görülmektedir.
93. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
94. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§78; Alparslan Altan, § 140).
95. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§79).
96. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 31) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
97. Somut olayda Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirken kaçma ihtimalinin bulunmasına, adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacak olmasına ve isnat edilen suça göre tutuklamanın orantılı birtedbir olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 18). Ankara 4. Sulh CezaHâkimliği de aynı gerekçelerle başvurucunun tutuklamaya yönelik itirazınıreddetmiştir (bkz. § 19).
98. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 3. ve 4.Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. AlparslanAltan, § 144;Erdal Tercan, § 162).
99. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
100. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, herkurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyettemelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğerceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
101. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucunavarılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
102. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 3. ve 4. Sulh Ceza Hâkimliklerinin isnat edilen suç içinöngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağısonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
103. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
104. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
105. Başvurucu; ifade ve sorgu sırasında kendisine ve müdafiine hiçbir delilin gösterilmediğini, soruşturmadosyasını inceleme imkânı da tanınmadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği, adil yargılanma ve etkili başvuru hakkının ve silahların eşitliğiilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
106. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
107. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
108. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
109. İlgili genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§169-174.
(2)İlkelerin Olaya Uygulanması
110. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izinverilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararınsavcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin biraçıklamada bulunulmamıştır.
111. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte Yargıtay 9. Ceza Dairesince iddianamenin kabul edilmesinden sonratensip zaptının düzenlendiği 14/12/2017 tarihi (bkz. § 28) itibarıylakısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarıncakendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
112. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamalarınFETÖ/PDY üyesi olduğu ve bu örgütün yargı ayağını oluşturduğu anlaşılmaktadır.Bu suçlamaların içeriğinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ifade almaişlemi sırasında başvurucuya sorulan sorularda açıklandığı ve başvurucununifadesinde anılan suçlamalarla ilgili ayrıntılı bir şekilde beyanda bulunduğugörülmektedir (bkz. § 14).
113. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/7/2016tarihinde düzenlenen tutuklama talep yazısı incelendiğinde başvurucuya isnatedilen suçlamalara ilişkin ayrıntılı şekilde açıklamalara yer verildiği görülmektedir.Bu bağlamda suça konu edilen olaylarla ilgili bilgi ve delillere yer verilmiş,bu eylemlerin hukuki niteliğine yönelik olarak da değerlendirmelerdebulunulmuştur (bkz. § 15). Anılan talep yazısı sorgu işlemi öncesinde Ankara 3.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya okunmuş, ayrıca sorgu tutanağındabaşvurucuya isnat edilen suçların okunup anlatıldığı belirtilmiştir.Başvurucunun sorgu sırasında suçlama konusu olaylarla ilgili anlatımdabulunduğu, sorulan sorulara cevap verdiği görülmektedir (bkz. § 16). Ayrıca başvurucununtutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimdebeyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorguöncesinde gerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
114. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir.
115. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeye izinverilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
116. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyle yapıldığıbelirtilen müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrasında)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
4. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
117. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddikararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili birbaşvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
118. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
119. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
120. Başvurucu, ayrıca tutukluluğa karşı yaptığı itirazın etkiliolmayan merci tarafından makul süre incelemesi aşılarak reddedildiğini iddiaetmiştir. Ancak buna ilişkin herhangi bir tarih ve mahkeme ismi zikretmemiş,dolayısıyla bu şikâyetin soyut olarak yapıldığı anlaşılmıştır.
121. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğa İtiraz İncelemesinin DuruşmasızOlarak Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
122. Başvurucu; tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasızolarak dosya üzerinden gerçekleştirildiğini, böylelikle kendisine savunmaimkânı verilmeden ve çelişmeli yargılama ilkesine riayet edilmediğinibelirterek adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
123. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
124. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, §16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
125. Başvurucunun tutuklanmasına neden olan suçlama, Türkiye'deolağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren temel olay 15 Temmuz darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve silahlı bir terör örgütü kabul edilenFETÖ/PDY üyesi olmasına ilişkindir. Başvurucunun tutukluluk sürecindeolağanüstü hâl devam etmiştir. Bu itibarla başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının kişi hürriyetive güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi, Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle tutuklulukincelemelerinin yapılış şeklinin Anayasa'nın 19. maddesinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 177-187).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
126. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri (aynı kararda bkz. §§ 326-359) kararında; 15Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilenolağanüstü hâl döneminde ortaya çıkan koşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü,FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardan dolayı tutuklanan kişilerin tutuklulukincelemelerinin belirli bir süre -8 ay 18 gün boyunca- duruşmasız olarakyapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıyla bağdaşmasa daolağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemde temel hak ve özgürlükleringüvence rejimini düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru görülebileceğinibelirtmiştir.
127. Anayasa Mahkemesi yakın zamanda verdiği Erdal Tercan kararında ise bu kapsamdayaptığı incelemede darbe teşebbüsünden sonraki süreçte darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veyaterörlebağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin 18 ayakadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâl dönemindekişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucuna varmıştır (Erdal Tercan, § 246).
128. Somut olayda başvurucu, darbe teşebbüsünü gerçekleştirenFETÖ/PDY'ye üye olma suçlamasıyla Ankara 8. Sulh CezaHâkimliğince 21/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır (bkz. § 16). Başvurucutarafından anılan karara 28/9/2016 tarihinde yapılan itiraz, Ankara 6. SulhCeza Hâkimliği tarafından 10/10/2016 tarihinde dosya üzerinden yapılan incelemeile reddedilmiştir. Dolayısıyla Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafındanbaşvurucunun ve müdafiinin katıldığı, tahliyeyeilişkin beyan ve taleplerinin sözlü olarak alındığı, başvurucunun yüzüne karşıtutukluluk kararının verildiğinin açıklandığı tarih (21/7/2016) ile Ankara 6.Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasızolarak incelendiği tarih (10/10/2016) arasında iki ay yirmi günlük bir sürebulunmaktadır. Bu yüzden anılan kararlardaki sonuçtan ayrılmayı ve farklı birdeğerlendirme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
129. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
6. Tutukluluğa İtirazınMakul Süre İçinde Değerlendirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
130. Başvurucu, tahliye talebinin geç incelendiği belirtereketkili itiraz hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
131. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkçadayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,§ 24).
132. Başvurucu, tahliye talebinin geç incelendiği belirterek etkiliitiraz hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ancak başvuru formunda veeklerinde hangi tarihli itiraz ve tahliye talebinin hangi hakimlik tarafındangeç incelendiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadığı gibi açıklamada dabulunmamıştır. Bu kapsamda hangi talebinin hangi itiraz merciince hangi tarihteverildiği belirtilmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddianın kanıtlanmamışşikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
133. Açıklanan gerekçelerle itirazın makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle etkili itiraz hakkının ihlal edildiği iddiasıbaşvurucu tarafından kanıtlanamadığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğeriddiaların başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Yakalama ve gözaltının hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarak kullanılamamasıdolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasıdolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Tutukluluğa itirazın makul süre içinde değerlendirilmemesidolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA7/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.