TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN ÖZCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/70311)
Karar Tarihi: 3/4/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Ramazan ÖZCAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında darbeteşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan yakalama,gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, gizlilik kararınedeniyle hakkındaki belgeleri inceleyememesi ve tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; kararların basına sızdırılarak başvurucunun suçlu gibigösterilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin; gözaltı sürecinde ve ceza infazkurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; hukuka aykırıolarak verilen kararlarla meslekten çıkarılması ve mal varlığına el konulmasınedeniyle mülkiyet hakkının; soruşturma aşamasındaki hukuksuz işlemlernedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/11/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanıtarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadınoluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yenidenuzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017,§§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
11. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
12. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
13. FETÖ/PDY'nin (Genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
14. Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, YalovaCumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen birsoruşturma kapsamında 21/7/2016 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüncegözaltına alınmıştır.
15. Başvurucu aynı tarihte Yalova Cumhuriyet Başsavcılığındaifade vermiş;ifade almaişlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazırbulunmuştur. Başvurucu, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisininbulunmadığını savunmuştur. Başvurucu müdafii, atılısuçları işlediğine dair dosyada delil bulunmaması nedeniyle müvekkilininserbest bırakılmasını talep etmiştir.
16. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı 21/7/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Yalova Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmak suçundanmevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK [Ceza MuhakemesiKanunu] 100/3-a-11 maddesinde tutuklamanedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün bir kısım üyelerinin olaydan sonrakaçtıklarının tespit edilmiş olması, şüphelinin de kaçma şüphesinin bulunması,delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edipdelilleri değiştirme ihtimallerinin olması" nedenleriyletutuklanmasına karar verilmesi istenmiştir.
17. Başvurucunun sorgusu Yalova Sulh Ceza Hâkimliğinde 21/7/2016tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafiide hazır bulunmuştur.
18. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"Ben savcılıkta ve karakolda ifadevermiştim aynen tekrar ederim, ben öncelikle hakkımdaki yakalama kararıylailgili bir hususu açıklığa kavuşturmak istiyorum, uzun zamandan beri boyunfıtığı sorunum vardır, 15/7/2016 tarihinde Yalova Devlet Hastanesinde muayeneolduğum doktor Ç.S.nin acele ameliyat olmam gerektiğiyönünde bilgi vermesi üzerine ayın gün Marmara Üniversitesi Pendik DevletHastanesine sevk üzerine gittim, orada Doç. Dr. A. muayene etti, ortopedi vefizik tedavi bölümü gördükten sonra ameliyat ile ilgili nihai kararı vereceğinisöyledi, ben bu süreçte hakkımda yakalama kararı olduğunu bilmiyordum, sadeceev araması ve açığa alınmış olduğumu biliyordum, ben kendi rızamla ve raporumunbitiş tarihi olan 20/7/2016 tarihinde Yalova'ya dönmeye karar verdim, annemlevedalaşmak üzere evine gitmiştim, tam oradan ayrılırken polisler tarafından gözaltına alındım, benim pasaportum ve param olmadığı için zaten herhangi bir yerekaçma ihtimalim yoktur, ayrıca 4 tane çocuğum olduğu için kaçmayı aklımınucundan bile geçirmem mümkün değildir, benim sormuş olduğunuz FETÖ/PDY silahlı terörörgütüyle hiçbir bağım yoktur, bu örgütle ilgisi olan kişilerle öncesindenbilmeden herhangi bir diyaloglum dahi olmuş ise de bunun kesinlikle bilerekyada örgüt ilişkisi ile ilgisi olması mümkün değildir, ben meslek hatayımboyunca bu örgütten hiçbir yarar sağlamadım, yurt dışına çıkmanın ünvanlıherhangi bir görevim olmadı, benim atamalarımda hiçbir olumlu katkıları olmadı,bilakis tetkik hâkimliğimden sonra Sincan Adliyesinde görev yapmak için taleptebulunmuştum, fakat Gölbaşı'na tayin edildim, Gölbaşı'ndan Sincan'a tayintalebinde bulundum, ancak son anda Yalova'ya tayin edildiğimi öğrendim,sebebini sordum Gölbaşı eski Başsavcısı ve Yargıtay 7. Ceza Dairesi üyesi S.T.nin bana söylediğine göre cemaatçilerin beni Sincan'daistemediğini, bu nedenle de tayinimin Yalova'ya çıktığını öğrendim, HSYK seçimsürecinde FETÖ yada herhangi bir grubun seçim çalışmasına katılmadım, oyumukullanırken 9 yıl Ankara'da çalışmış olmam nedeniyle komşuluk, büyük bir okularkadaşları, servis arkadaşlığı gibi kişilerle oy kullandım, bunun dışında daFETÖ ile hiçbir ilişkim ve bağım olmamıştır, bu hususta Yargıtay üyeleriR.C.H., B.K., 16. Hukuk Dairesi Başkanı C.B.den bilgialınabilir, benim Yargıtay Tetkik Hâkimliğine seçilmemde 2004 yılında HSYKüyesi olan A.G. ile 7. Hukuk Dairesi üyesi T.B.ninreferansları etkin olmuştur, bu kişilerde benimle ilgili sorular sorulabilir,benim FÖTE'ye herhangi bir kurban ve benzeri birbağışım olmamıştır, Yalova'da hâkim arkadaşlar ile birlikte ortak kurbankesmekteyim, darbe olayı ile ilgili hiçbir bilgim ve ilgim yoktur, hiçbir kişiile tanışıklığım yoktur, olayı öğrendiğimde anneme gitmek üzere yoldaydım, evegittiğimde olayı öğrendim, bu olayı kesinlikle lanetliyorum kendi insanına ateşedecek kadar canileşmiş ruhsuz insanları lanetliyorum, bu tip olaylarladolaylıda olsa ilişkilendirmekten büyük üzüntü duyuyorum, milletimize karşıyapılan bu cani eylemin en ağır şekilde kınıyorum, ülkemizin seçilmişhükümetinin sonuna kadar yanındayım, bu nedenlerle üzerime atılı suçlamalarıkabul etmiyorum, ben 4 tane kız çocuğum vardır, büyük kızım bu yıl üniversiteyekayıt yaptıracak diğeri ise seneye üniversite sınavına girecektir, diğerkızlarım ise 11 ve 3 yaşındadır, yaşlı ve hasta annemden başka onlarlailgilenebilecek hiçbir yakınım yoktur, ayrıca annemindebakım ve yardıma ihtiyacı vardır, kendisiyle bu hususlarda ilgilenmekteyim, bunedenlerle çok büyük mağduriyetlere sebebiyet vereceğinden dolayı özellikleşeker, kollestarol, troitve tansiyon hastası olmam ve günde 12 tane ilaç kullanmam nedenleriyle boyunfıtığı ve dizimdeki menüsküs yüzünden fizik tedavisi görmem gerektiğindentutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmayı talep ederim, aksi halde evhapsi de dahil olmak üzere adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını talepediyorum."
19. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...yürütülen soruşturma kapsamında eldeedilen deliller gereğince şüpheli hakkında kuvvetli suç şüphesinin mevcutolduğu, üzerlerine atılı suçun CMK'nın 100 maddesindesayılan katalog suçlardan oluşu, soruşturma konusuüzerineatılı olan eyleme göre dosya içinde bulunan unsurlar itibariyle soruşturmanınaşaması gözetildiğinde şüphelinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirmegirişiminde bulunabileceği kanaatiyle CMK'nın 100/3.maddesindeki tutuklamanedeninin bulunduğu, 15/07/2016tarihinde adı geçen silahlı terör örgütü tarafından yapılan silahlı kalkışma esnasındateşebbüs sahiplerine direnen TSK ve Emniyet mensuplarıyla birlikte çok sayıdasivil halktan şehit bulunması, bu anlamda kalkışmanın geldiği aşamanındemokratik düzen üzerinde oluşturduğu tahribat, yargılamanın neticesindeverilecek olan ceza miktarı, üzerlerine atılı eylem itibariyle bu aşamadatoplanan delillere göresuç vasfına ve eyleminhaksızlık-hukuka aykırılık boyutu nazara alındığında Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin yüklenen suçun işlendiğine dair kuvvetli şüphe sebeplerininbulunması ve kişinin adaletin işleyişine müdahale etme riski olan hallerdetutukluluk tedbirinin uygulanabileceğine ilişkin yerleşik karar vegerekçelerine göre de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin belirttiği tutuklamatedbirine ilişkin kriter ve ölçütlerin mevcut olduğu, bu itibarla soruşturmakonusu suçun niteliği ve kamu davası açılması halinde şüphelinin maruz kalacağıceza tehdidinin büyüklüğü dikkate alındığında tutuklama tedbirine nazaranCMK-109/3 maddesinde sayılan tedbirlerin hiçbirinin soruşturmanın selametinisağlamak, delil karartılmasını engellemek ve kaçma şüphesini ortadan kaldırmakiçin yeterli olamayacağı ve tutuklama tedbirinin bu aşamada ölçülü olmasınedeniyle CMK 100 maddeleri gereğince TUTUKLANMASINA ... [karar verildi.]"
20. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Bursa 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 5/8/2016 tarihinde "...Şüphelinin kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin bulunduğu, ... terör örgütüne üye olma suçunun vasıfve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklamanın genel ilkelerini belirleyenAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5-6 maddeleri, Türkiye CumhuriyetiAnayasası'nın 19 maddesi ve Anayasa Mahkemesi'nin 2/7/2013 tarihli 2012/1137sayılı kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin süreklilik arz eden yerleşikiçtihatları birlikte değerlendirildiğinde, CMK 100 ve devamı maddelerindekitutuklama koşullarının oluştuğu, tutuklamanın şüphelilere isnat olunan suçunkanunda öngörülmüş cezasının miktarına ve niteliğine göre tutuklama tedbirininölçülü olduğu, şüphelilerin salıverilmesi halinde adaletin işleyişine zararverecek faaliyetlerde bulunma tehlikesinin varlığı (bkz. Wemhoff- Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, prg. 14),başka suçlar işleme tehlikesinin varlığı (bkz. Matznetter - Avusturya, 10Kasım 1969 tarihli karar, prg. 9) ya da kamudüzeninin bozulması tehlikesinin varlığı (bkz. Letellier - Fransa, 26Haziran 1991 tarihli karar), hususunda oluşan kanaate göre şüphelinin"Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan CMK 100 ve devamımaddeleri gereğince tutuklama gerekçelerinin yerinde olduğu ve kararda birisabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle itirazın kesinolarak reddine karar verilmiştir.
21. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı 23/8/2016 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıAnkara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
22. Başvurucu, tutukluluk hâline yaptığı itirazlara cevapverilmediğini ve tutukluluğunun devamı kararlarının tebliğ edilmediğini beyanetmiş ve 1/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
23. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 10/1/2017 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
24. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 15/2/2017 tarihli kararıylabaşvurucu hakkında yürüttüğü soruşturmada yetkisizlik kararı vererek dosyayıGaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
25. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 17/7/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindedava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genel açıklamalarınyer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluşunave tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna,hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hangi tür hukukaaykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Başvurucu hakkında yapılandeğerlendirme şöyledir:
"...FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyönetici ve mensuplarının büyük bir gizlilik içinde kullandığı şifrelihaberleşme sistemi olan Bylock isimli kriptoluhaberleşme programını cep telefonu hattı üzerinden kullandığının sabit olduğu,şüphelinin Uyap cep telefonu hat sorgulamakayıtlarında tespit edilen üzerine kayıtlı cep telefon numarası ile Bylock kullanım raporunda yazılı telefon numarasının aynıolduğu, şüphelininmilli güvenliğe tehdit oluşturduğuve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne aidiyeti, iltisakıveya irtibatı olduğu gerekçesiyle 23/7/2016 günlü resmi gazetede yayımlanan 667sayılı OHAL KHK'sı ile kapatılan YARSAV derneğine üyeliğinin tespit edildiği,ifadesinde Üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY bağlantılı Fem dersanesine gittiğini,üniversite yıllarında aynı cemaata ait yurttakaldığını, son HSYK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adayı olan, hakkındaterör örgütü üyeliğinden soruşturma bulunan ve meslekten ihracına karar verilenY.S.nin evine geldiğini belirttiği, örgüt lehineseçim sandık başında beklediği, örgütün finans kaynağı olan Bank Asya dahesabının bulunduğu, bu suretle şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyeolduğu..."
26. Gaziantep 10. Ağır Ceza Mahkemesi 27/7/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2017/217 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynıgün yapılan tensip incelemesi ile yetkisizlik kararı vererek dosyanın İstanbulAğır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamınakarar verilmiştir.
27. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensipincelemesi ile birlikte 9/10/2017 tarihinde yetkisizlik kararı verilerekdosyanın Bursa Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ve başvurucununtutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
28. Bursa 9. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesiile birlikte 14/11/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkilive görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesi Başkanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
29. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 30/1/2018 tarihli kararıylaİstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2017 tarihli yetkisizlik kararının kaldırılmasınakarar vermiştir.
30. Yargılamaya İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)E.2018/68 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun 26/2/2018tarihli tensip incelemesinde "silahlıterör örgütüne üye olma" suçunun vasıf ve mahiyeti, dosya içerisindeki ByLock sorgulama tutanağına göre sanığın ByLock kullandığına yönelik yapılan tespit, arama-elkoyma tutanakları, araştırma tutanakları ile sanıksavunmaları göz önüne alındığında sanık Ramazan ÖZCAN'ınüzerine yüklenen suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut olgu ve delillerin bulunması, delillerin henüz tam olaraktoplanmamış olması, tutuklu kalınan süre, öngörülen cezanın alt ve üst sınırı,sanığın üzerine yüklenen suçun CMK'nın 100/3-amaddesinde sayılan suçlardan olması ve ölçülülük ilkesi dikkate alındığındasanık hakkında adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı" gerekçesiyletutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
31. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde 24/5/2018 tarihinde ilkduruşması yapılmış, tutuklu olarak devam eden yargılama sonucunda Mahkemenin22/11/2018 tarihli kararıyla başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezasıylacezalandırılmasına ve tahliyesine karar verilmiştir. Kararın ilgi kısmı şöyledir:
"... sanığın kendisini suçtan kurtarmayayönelik savunmalarına mahkememizce itibar edilmemiş, ayrıntıları yukarıdabelirtildiği üzere, hakkındaki tanık beyanları ve de ByLock'ukullandığının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanlığının mahkememizegönderdiği kayıtlardan açık bir şekilde anlaşılması karşısında, global biruygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ silahlı terör örgütü içinoluşturulan ve mensuplarınca kullanılan ByLock'uörgütün hiyeyarşik yapısı kapsamındakihaberleşmesinde gizliliği temin etmek için dosya kapsamında tespit edilentarihlerde kullandığı anlaşılan sanığın; anılan iletişim sisteminin niteliğiile hakkındaki diğer tespitler göz önüne alındığında, sübutu kabul edilen diğereylem ve faaliyetlerine göre "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma"suçunu işlediği mahkememizce kabul edilmekle ..."
32. Başvurucu, hakkında verilen hükmü istinaf etmiştir. Dava,bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İstanbul Bölge Adliye(İstinaf) Mahkemesinde derdesttir.
33. Öte yandan Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu 24/8/2016tarihinde söz konusu yapı ile meslekte kalmasıyla bağdaşmayacak niteliktebağının olduğunu değerlendirdiği başvurucunun meslekte kalmasının uygunolmadığına ve meslekten çıkarılmasına oybirliğiyle karar vermiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
34. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 3/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu; gözaltı ve açığa alma kararları basınasızdırılarak darbe girişimi ortamında oluşan algı ile darbeye katılmış gibigösterildiğini, ihraç ve tutuklama kararlarının meşrulaştırılmayaçalışıldığını, şeref ve itibarı zedelenerek suçluluk algısı oluşturulduğunubelirterek masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
37. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına aitolup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).
38. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı koruma sağlamaktadır.Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü,bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle Anayasa'nın 38.maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesi,yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerin kamuoyuna bilgivermesini engellemez. Ancak masumiyet karinesine saygı gösterilmesi söz konusuolduğundan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası, bilginin gereken bütündikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesini gerekli kılar (Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).
39. Somut olayda darbe teşebbüsünün devam ettiği sırada AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca yapılan bir açıklamada, darbe teşebbüsünde bulunanFETÖ/PDY ile irtibatı olan ve aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğukişiler hakkında gözaltı kararlarının verildiği belirtilmiştir. Anılanaçıklamada başvurucunun ismine yer verildiği yönünde bir iddia dilegetirilmediği gibi bu yönde bir olgu da tespit edilememiştir.
40. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının -başvurucunun isminizikretmeksizin- darbe teşebbüsünün yaşandığı sırada bu teşebbüs kapsamındakifaaliyetlerle ve teşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu değerlendirilenFETÖ/PDY mensubu kişilerle ilgili olarak soruşturma başlatıldığını ve bazışüpheliler hakkında gözaltına alma kararı verildiğini kamuoyuna açıklamasınınbaşvurucunun suçlu olarak nitelendirilmesi veya suçlu muamelesine tabitutulması olarak kabulü mümkün değildir (benzer yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 180, 181). Kaldı ki birkişi hakkında soruşturma başlatıldığının kamuoyuna duyurulması, tek başınamasumiyet karinesine aykırılık teşkil etmez.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyet karinesininihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu, soruşturma sürecinde hakkında hukuksuz işlemleryapıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
45. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
46. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği şikâyetlerini yargılamada ve sonrasındaistinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyizsüreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
47. Açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemeleri veistinaf/temyiz mercileri önünde devam eden başvuru yolları tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu; hukuka aykırı olarak ve yargısal güvencelersağlanmadan meslekten çıkarılması, maaşının kesilmesi ve mal varlığına tedbirkararı konulması nedeniyle ailesiyle birlikte mağdur edildiklerini belirterekmülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
50. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
51. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu KurulmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname'de (685 sayılı KHK), 23/7/2016 tarihli ve29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararname'nin (667 sayılı KHK) 3. maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamındameslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına kararverilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derecemahkemesi olarak Danıştaya dava açabilecekleri ve bukişilerden daha önce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdest olanveya karar verilen dosyalarının Danıştayagönderileceği hükme bağlanmıştır (bkz § 34).Böylelikle 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi kapsamında meslekten çıkarılan yargımensuplarının bu karara karşı Danıştayda dava açabilecekleriaçıkça belirtilmiş ve anılan uyuşmazlıkların çözümünde idari yargıda hangiyargı yerinin görevli olduğuna yönelik uygulamada yaşanan tereddütlergiderilmiştir. Daha önce açılan davalar yönünden de geçiş hükümleri ihdasedilmiştir (Murat Hikmet Çakmakcı,B. No: 2016/35094, 15/2/2017, § 27; HacıOsman Kaya, B. No: 2016/41934, 16/2/2017, § 28).
52. Buna göre 685 sayılı KHK ile belirginleştirilen dava yolununbaşvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili bir yargı yoluolduğu ve bu başvuru yolu tüketilmeden başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Murat Hikmet Çakmakcı,§ 28; Hacı Osman Kaya, § 29).Ayrıca başvuru formu ve ekleri incelendiğinde somut olayda başvurucunun malvarlığına haksız olarak tedbir konulmasına dair iddialarını ileri sürebileceğiitiraz olağan kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvurudabulunmuştur.
53.Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Gözaltında KötüMuameleye Maruz Kalındığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu; ailesinin ve komşularının önünde terörist gibigözaltına alındığını, yollarda aç bırakıldığını, battaniye ile betondayatırıldığını, televizyonun sesinin yükseltilerekuyumasınaimkân verilmediğini, adliye koridorunda bekletildiğini belirterek gözaltınaalındıktan sonra tutuklanıncaya kadar kendisine yapılan bazı uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
55. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
56. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).
57. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli kesin belirtilermevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyetya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanmasıgerektiği açıktır (Tahir Canan, §25).
58. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarınınyetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleninkamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulmakoşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusuiddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi vebelge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarınınbaşvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalindenkaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortayakonması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adlive/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi veyabelge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Alparslan Altan [GK],B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 183).
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Ceza İnfaz KurumundaKötü Muameleye Maruz Kalındığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu; tutuklandıktan sonra ceza infaz kurumundaodaların kapasitesi üzerinde ve kötü şartlarda kaldıklarını, sağlıksorunlarının dikkate alınmadığını belirterek tutuklandıktan sonraki bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
61.Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi, idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 16).
62. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin yetkili idari ve yargısal mercilerce düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Builke uyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlarasunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
63. Somut olayda benzer yöndeki bir başvuru olan Mehmet Baransu(B. No: 2015/8046, 19/11/2015 §§ 12-18) kararında Anayasa Mahkemesincebelirtildiği üzere başvurucunun şikâyetlerini iletebileceği ve yapıldığınıiddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesini isteyebileceği idari veyargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgili hükümler kapsamındabaşvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili bu idari ve yargısal mercilereiletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruz bırakıldığınıileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâle getirilmesinive/veya kötü muamele iddiasına konu işlemin infazının durdurulmasını ya daertelenmesini isteyebilecek iken bu yollara başvurmamıştır.
64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
E. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Yakalama ve GözaltınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
65. Başvurucu; makul şüphe olmadan hakkında yakalama kararıverilerek gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bu kararlarıngerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
66. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
67. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
68. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§16, 17).
69. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
70. Somut olayda başvurucu yönünden, yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılan kararlardavarılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
72. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
73. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasınakarar verildiği tarihte hâkim olması dolayısıyla hakkında soruşturma veyakovuşturma yapılabilmesi için 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler veSavcılar Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturma yürütülmüş,yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olarak tutuklanmıştır.
b. Değerlendirme
74. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
75. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
76. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
77. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
78. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
79. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
80. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 99-104.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
81. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
82. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır.
83. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da hâkimlerleilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayetedilmeksizin yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddiaetmektedir.
84. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu şikayetleriincelemiştir. Bu kararlarda, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde yerinde görülmeyerek uygulanan tutuklama tedbirinin kanunidayanağı bulunduğu kabul edilmiştir (Adem Türkel, §§ 53-59; SalihSönmez, §§ 107-121). Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialarailişkin olarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren birdurum bulunmamaktadır.
85. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan kararlarda dabelirtildiği üzere başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün dedevam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında yakalanarak, gözaltınaalınıp darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargımakamlarınca silahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesiolma suçundan tutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönündesoruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temeldenyoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94.maddesi gereğince soruşturmanın genel hükümlere göre yapılacağıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmada tutuklama tedbirine genel yetkiliyargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerince karar verilebilecektir. Bu durumdabaşvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh ceza hâkimliğince tutuklanmasınınolgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulü mümküngörülmemiştir.
86. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun hâkimolması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
87. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
88. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ve Mahkemelerceyapılan tutukluluk hâlinin değerlendirilmesine dair kararlarda; başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. § 25).
89. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, § 57).
90. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
91. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§ 78-79).
92. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 26-28) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği "tutuklamanedeni varsayılabilen" suçlar arasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).
93. Somut olayda Yalova Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına,delillerin karartılması ile kaçma şüphesinin varlığına ve suçun 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlararasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 19).
94. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Yalova SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- delillerin karartma ve kaçmaşüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
95. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (bkz. Gülser Yıldırım (2), § 151).
96. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (Gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında, busoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 350).
97. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Yalova Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 19) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
98. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurununbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
99. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin, bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
100. Başvurucu, tutuklanması ve devamındaki süreçte gizlilikkararı ve olağanüstü hâl KHK'ları gerekçe gösterilerek dosyaya erişimininengellendiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
101. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ vediğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
102. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
103. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
104. Başvurucu; tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibarenkendisi ve müdafii dinlenilmeden tutuklulukincelemelerinin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
105. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
106. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
107. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
108. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§166-177).
109. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 24/5/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun "ikincillik niteliği" ilebağdaşmamaktadır.
110. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 3/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.