TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN BAYTEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/2105)
Karar Tarihi: 19/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Hasan SARAÇ
Başvurucu
:
Ramazan BAYTEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tıbbi esaslara uygun şekilde yapılmayan tedavisebebiyle ölümün meydana gelmesi ve bu olay üzerine açılan tam yargı davasınıneksik inceleme sonucu reddedilmesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/1/2015 tarihinde Frankfurt Başkonsolosluğu vasıtasıylayapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 2/11/2008 tarihinde yaşamını yitiren 1991 doğumlu A.B.nin babasıdır.
A. A.B.nin TedaviSüreci ve Ölümü
8. Başvurucunun kızı A.B. 28/8/1991 tarihinde ağır mental retardayonu (zekâ geriliği) hastası olarakdoğmuştur. Başvurucu, kızının öksürük, balgam ve ateş şikâyetleri olduğundanbahisle 12/10/2008 günü saat 16.30'da hastaneye müracaat ettiğinibelirtmektedir. Ancak hastane kayıtlarına göre başvurucu saat 17.45 civarındahastaneye müracaat etmiştir.
9. Bu andan itibaren başvurucunun iddiaları ile hastanetarafından sunulan savunmalar farklılaşmaktadır.
10. Hastane tarafından tutulan 13/10/2008 tarihli formda şukayıtlar bulunmaktadır:
''Hasta aspirasyon pnomisi sepsis nedeniyle danışıldı. Doğuştan mentalretarda olan hastanın yakınından alınan bilgiye göre2 gün önce cumartesi günü öksürük, balgam şikayeti başlamış gece üşümetitremeyle yüksek ateşi olmuş. Birkaç saat sonra nöbet geçirmeye başlamış. Arkaarkaya 7 keznöbet geçiren hasta ertesi gün acilservise getirilmiş. Acilde 39,6 ateşi olan hastanın pugurisi?olması nedeniyle son 2 gr başlamış. Hasta nöbetleri sırasında hafif bir kusmaolmuş. Hipotiroidi dışında başka bilinen hastalığıyok. Sık sık ÜSYE ve pnömoni nedeniyle yılda 4-5 kezantibiyotik kullanıyormuş. 20 yıldır epilepsi öyküsü var. En son 1.5 ay öncenöbet geçirmiş. Hasta normal yaşantısında sıvı gıdalar yutarken boğazınakaçırıyor.''
11. Bu kayıtlar ile diğer savunma belgelerine göre A.B.nin 11/10/2008 tarihinde nöbet geçirdiği sırada kusmayave kusmuğunu yutmaya başladığı kabul edilmektedir.
12. Başvurucu ise böyle bir durum olmaksızın A.B.ninyürüyerek hastaneye geldiğini, hastanenin kayıtlarında belirtildiği gibi birdurumun olmadığını beyan etmiştir.
13. Bu şekilde hastanenin acil servisine müracaatından sonrasaat 17.45'te A.B.nin gözlem altına alınmasına kararverilmiştir. Hastanın belirtilen şikâyetleri doğrultusunda aspirasyon pnömonisi, sık idrar yoluenfeksiyonu geçirmesi ve idrar tetkikinin desteklemesi üzerine idrar yoluenfeksiyonu şüphesiyle enfeksiyon hastalıkları ve göğüs hastalıklarıbölümlerine danışılarak tedaviye başlanmıştır.
14. A.B.nin saat 17.45'te gözlemaltına alınmasından sonra yukarıda beyan edilen işlemler sonrasında aynı günsaat 23.00 sıralarında kusması sonrasında durumu kötüleşmeye başlamış(tekrardan nöbet geçirme, hipertansiyon, taşikardi ve hipoksiningelişmesi vb.) ve hasta ARDS (yetişkin respiratuar distress sendromu/akut solunum sıkıntısı sendromu) kabuledilerek hastanenin yoğun bakım ünitesine 13/10/2008 tarihinde yatırılmıştır.
15. A.B.yoğun bakım altındayken2/11/2008 tarihinde yaşamını yitirmiştir.
B. Gazi ÜniversitesiRektörlüğü Aleyhine Açılan Tam Yargı Davası Süreci
16. Başvurucu, Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne (Rektörlük) olaynedeniyle yaşamış olduğu manevi zararların tazmini için 29/11/2009 tarihindemüracaat etmiştir.
17. Rektörlüğün ret kararı vermesi üzerine anılan kararın iptaliiçin başvurucu tarafından süresi içinde iptal ve 250.000 TL manevi zararınödenmesi için tam yargı davası açılmıştır.
18. Ankara 10. İdare Mahkemesi (Mahkeme) yargılama sırasındaAdli Tıp Kurulundan, sunulan sağlık hizmetlerinde idarenin kusurunun bulunupbulunmadığı ve yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olup olmadığıhususlarında rapor aldırmıştır. Adli Tıp Kurumunun 15/10/2010 tarihli raporununilgili kısımları şöyledir:
''Hipotriodii ağır mental retardasyonuolduğu, evde nöbet geçirmesi sonrası 12/10/2008'de getirildiği acil servisteateş, yüksek, taşikardik, takipneikolup, idrar yolu enfeksiyonu, aspirasyon pnömonisi ön tanıları ile yoğun bakıma yatırıldığı, buradatakip ve tedavisi sonrası 2/11/2008 tarihinde ölduğuve tıbbi kayıtlarda 21 yaşında olduğu,belirtilenRamazan kızı [A.B.]hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde [okunamadı];
1-Ramazan Aytemir'inifadesinde: 'Kızım 12 Ekim 2008 tarihinde şikayetleri sebebiyle yattığıhastanede annesinin refakatında bulunmasına izinverilmemiş, bu arada geçirdiği epilepsi nöbeti esnasında kusmuş, bunun aspire etmiş neticede A[dult] R[espiratory] D[istress] S[yndrome] [ARDS] septikşoka girerek vefat etmiştir. Hadise kusurlu bakım ve tedavi sürecininneticesinde meydana gelmiştir.' dediği,
2-Gazi Üniversitesi Rektörlüğü HukukMüşavirliğinin yazısında; A.B.nin tedavisi ile ilgiliolarak inceleme yapmak üzere Tıp Fakültesi Dekanlığınca inceleme komisyonuoluşturulmuştur. 26/10/2009 tarihli ilk raporda [A.B].nin Acil Tıp'ta gözlemaltındayken geçirdiği nöbet sonucu aspire edip pnömoni olmuş olması, buna bağlı ARDS ve septik şokgeliştirmesi kayıtlara göre olası görünmediği, hastanın tıbbi tahlil, dosyanotları, epikriz ve raporlarının incelenmesinden üniversitemiz Acil TıpAnabilim Dalına ilk başvurusu sırasında bir aspirasyonpnömonisi tablosu bulunduğu ve aynı zamanda idraryolu enfeksiyonu da olmakla birlikte, dosya ve epikirizlerdeevde Acil Tıp Öncesi aspirasyon öyküsü bulunduğu yanisürecin hastaneye başvurusundan önce başlamış olduğıifade edilmiştir. Raporda devamla, dosyada bulunan bilgilerden yola çıkılarakhastanın çocukluktan beri sık sık aspirasyon pnömonisi gerçirdiği ve hastaneyeson başvuru öncesi sık nöbet geçirerek aspireettiğinin kaydedildiğinin izlendiği, İç Hastalıkları Yoğun Bakım Ünitesineyattığı 13/10/2008 tarihinden vefat tarihi olan 2/11/2008 tarihine kadar İçhastalıkları Yoğun bakım ünitesi dosyasının epkiriz,gözlem notları ve hasta izlem formlarının incelenmesiyle hastanın antibiyotik, antikonvülsiyon ve mekanik vertilasyondahil tüm tedavilerinin aksatılmadan sürdürüldüğü, yine 5/7/2010 tarihliinceleme komisyonu tarafından düzenlenen 2. raporda da bu durumun teyit aldığıbelirtilmiştir denildiği,
3-Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi GaziHastanesi tarafından kişi hakkında düzenlenmiş tıbbi belgelerde, 12/10/2008'desaat 17.45'de acile başvurusunda; 2 yaşından beri geçirmekte olduğu febril nöbetler sonrası epilepsisi olan ve hipotiroidiye bağlı ağır mental retardasyonu bulunan yılda 4-5 kez idrar yolu enfeksiyonuatağı geçiren, destekle işlerini görüp konuşamayan hastanın 11/10/2008'de geceateşinin çıkmasını takiben 2 dakika süren J[eneralize]T[onik] K[lonik] tarzı nöbetiolduğu, nöbet sabaha kadar 3 kez tekrarladığı, nöbet geçirdiği sıradakusmasıyla beraber aspire ettiği, bu şikâyetlerleaynı gün gecesi acile başvurduğu, 12/10/2008'te pH:7,43,pCO2:30.4,pO2 50,7HCO3:21 olup İYE+aspirasyon pnömonisitanısı ile duosid 4x1 IV, Klacid2x500 mg IV başlandığı, acilde1-2 kez daha JTK tarzı nöbet geçirince fenitoin yüklemesi yapıldığı, takipte hipoksivetakipne olunca entübeedildiği, hipotansiyona taşikardi de eklenince sepsisön tanısı ile yoğun bakıma alındığı, N:121/dak, TA:110/90, SS:31/dak, ateş:37,5, her iki akciğer orta alt zonlardan itibaren belirgin raller+ olup levotiron ve depakinkullandığı, 12.9.2008'de ateş 39.6, 13.9/2008'de 38.5 olup, lokositbeyaz küreler, 12.9.2008'de 15.700, TİT de ise 10-15 lökosit olduğu,14.10.2008'de N:129/dak, SS:34/dak, GKS:7, ağrıyılokalize ediyor, pH:7,27, pCO2:31.6, HCO3:15.2, pO2:96, tazocinbaşlandığı, 16.10.2008'de TA:90/80, N:127/dak, ateş 38,8, SS:29/dak, pH:7.33, PCO2 32.2, pO2:87, HCO3:16.7, lokosit 19.800, albümin :2.7, takiplerde solunum IMVdesteğinde olup takiplerinde değişiklik olmadığı, juguler,kateter,femoralven katater, arterial kateter takılı olduğu,21.10.2008'de ateş 37,7, 24.10.2008'de ateş 39.2, 27.10.2008'dde ateş 39 dereceolduğu
Epikriz notunda, acil servise yeniden JKTgeçiren hastaya fenitoin yüklemesi yapılmış, tekrar nöbetolmamış ancak takibinden takipnesi ve hipoksisi gelişen hasta elektifolarak entübe edilmiş, hipotansifve taşikardi gelişen hasta İYE +aspirasyon pnömonisi+ septik şok ön tanılarıyla iç hastalıkları yoğunbakıma devralındığı, genel durumu kötü, bilinç açık, koopereoryente, ateş 36, nabız 76/dak,ss:33/dk, TA130/80mm Hg , her 2 hemitorakssolunuma eşit katılıyor, bilateral ral +RONKÜS+ olup parenteralbeslendiği, hastanın almakta olduğu Dopamin infüzyon 8 mcgr/kg/dak'a düşürüldüğü, hastaya bugün de toplamda 4 kez picca kateteri ile ölçümyapıldığı, takibinde ateşi subfebril devam edenhastaya antibiyotik değişikliği yeni yapıldığı için yeni değişim düşünülmediği,picco katerer ölçüm sonundapreload düşük saptandığı, 2500cc SF puşesi yapıldığı, picco kateter ile toplamda 5 ölçüm yapıldığı, akciğerde yüklenmebulgusu saptanınca Lasix infüzyonuyapıldığı, aspirasyon pnömonisinedeniyle almakta olduğu tedaviye klacid 2x500 mgeklendiği, takibinde CVP 8-12 mmHg, santralven oksijen saturasyonu 70in üzerinde tutulmaya çalışıldığı, Dopamin adrenalin ingüzyonu başlandığı, ARDS başlanması nedeniyle düşük tidal volume, yüksek PEEPuygulandığı, takipte adrenalin infüzyonu kesildiği, picco monitörizasyona geçildiği,17/10.2008'de vasopresinler kesildiği, actinobakter pnömonisi gelişince kalitsin tedaviye yanıt alınamayınca tigoksiklinbaşlandığı, asidox nedeniyle hemofiltrasyonuygulandığı, ancak 2/11/2008'de eksitus olduğu,
Epikrizinde 'hastanın şokunun giderekkötüleşmesi ve ARDS'sinin derinleşmesi üzerine hasta prone pozisyonunda takip edildi.. Takibinde saturasyonu düzelen hastanın bradikardisive asidozu gelişmesi üzerine yeniden supin pozisyonuna alındı. Hastaya sol femoralkateter takıldı. CVVHDF başlandı. Takibinde asidotu geriledi. İnsülin infüzyonualmamasına rağmen hipoglisimileri olan hastada ciddiadrenal yetmezlik düşünülerek almakta olduğu prednoldozu 3x25mg'ye çıkarıldı, Hastaya 10 KS verildi. Hastadan ETA gönderildi. Gram(-) basil tespit edilmesi üzerine pseudomonas? ilealdığı tedaviyeMeropenem ve targocideklendi.denildiği
4- Acil Anabilim DalıBaşhekimliğinin21/8/2009 tarihli yazısında ;12/10/2008'de hastaya 4 adetakciğer grafisi çekildi.[G]rafilerin yoğun bakıma devredildiği belirtildiği,
5-Aynı Hastanenin İç Hastalıkları YoğunBakımda Yard. Doç. Dr. [M.T.] yazısında; yatan hastalara genelde 1 kez radyolojik grafi çekildiği, taburcu edilen veya ölen hastalarıntomografi, MR gibi özel tetkikler yakınlarına verildiği, düz grafileri talep edilmezse saklamaları mümkün olmadığındanelde tutulmadığı belirtildiği kayıtlıdır.
SONUÇ:Hipotriodi, ağır mental retardasyonuolduğu, evde nöbet geçirmesi sonrası 12/10/2008'de getirildiği acil servisteateşi yüksek, taşikardik, takipneikolup, idrar yolu enfeksiyonu, aspirasyon pnömisi ön tanıları ile yoğun bakıma yatırıldığı, buradatakip ve tedavi sonrası 2/11/2008 tarihinde öldüğü ve tıbbi kayıtlarında 21yaşına olduğu belirtilen Ramazan kızı. A.B. hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbibelgelerde bulunan veriler birlikte değerlendirildiğinde;
1- Her ne kadar otopsi yapılarak iç organdeğişimleri araştırılmamış olmakla birlikte tıbbi belgelere göre hipotiroidi, mental retardasyonu bulunan kişinin ölümünün febrilkonvülziyon sonrası gelişen aspirasyonpnömonisi ARDS sepsis vegelişen komplikasyonlardan ileri geldiği,
2- Her ne kadar dosyadahastaya ait çekilen grafiler mevcut olmamaklabirlikte hastanın 12/10/2008 tarihli acil servise başvurusunda tutulan tıbbikayıtlar, laboratuar tetkik sonuçları birlikte değerlendirildiğindehastanın şikayetleri üzerine yatırılması, istenen konsültasyonlar, ayrıca konvülziyon geçirmesi üzerine yapılan müdahale ile yoğunbakımdaki takip ve tedavilerinin de tıp kurallarına uygun olduğu oybirliğiylemütalaa olunur.''
19. Mahkeme, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen bilirkişi raporudoğrultusunda başvurucunun kızının ölümünün davalı idarenin hizmet kusurundankaynaklanmadığı, ölüm olayının bir komplikasyon olduğu, hastanın takip vetedavisindeki uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğunun anlaşıldığı, sonuçolarak manevi tazminat ödenmesine hukuken imkân bulunmadığı gerekçesiyledavanın reddine 17/10/2011 tarihinde karar vermiştir.
20. Mahkemenin kararına karşı yapılan temyiz başvurusundaDanıştay Onbeşinci Dairesinin 25/2/2014 tarihli ilamıile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Karar düzeltme başvurusu da aynıDairenin 30/10/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
21. Kesinleşen kararın başvurucu vekiline 30/12/2014 tarihindetebliğ edilmesi üzerine başvurucu 27/1/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
C. İdari Yargıda Açılan Diğer Davalar
22. Başvurucu, Gazi Üniversitesi (Ünirversite)aleyhine açılan tam yargı davasından başka olayda kusurları olduğunudeğerlendirdiği öğretim görevlileri ve acil serviste görev yapan doktorlarhakkında ceza soruşturması yapılmak üzere bireysel başvuru yapılmadan önce vesonra çeşitli tarihlerde muhtelif idarelere müracaatlarda bulunmuş, akabinde bubaşvurularla bağlantılı olarak çeşitli davalar açmıştır.
23. UYAP ortamında yapılan incelemelerden tespit edilebildiğikadarıyla taleplerin ve davaların konuları şu şekildedir:
24. Başvurucu 29/9/2009 tarihli dilekçe ile davalı idareyebaşvurarak vefat olayının ilgilinin tedavisinde görevli hekimlerin kusurusonucu oluştuğunu belirterek söz konusu sorumlular hakkında ceza soruşturmasıyapılmak suretiyle kamu davası açılmasını talep etmiştir. Rektörlük, hastanınüniversiteye başvurmasından vefatına kadar geçen süre içinde hatalı birtedavinin yapılmadığı ve tıbbi bakımdan bir ihmal bulunmadığı gerekçeleri ilesoruşturma izni vermemiştir. Başvurucu anılan kararın iptali için Ankara 6.İdare Mahkemesine dava açmıştır.
25. Ankara 6. İdare Mahkemesi; Rektörlüğün soruşturmaaçılmamasına dair işlemini, gerek ilk gözlem notunda gerekse hastaya ilkmüdahaleyi yapan nöroloji konsültanı notlarındahastanın aspirasyon pnömonisişikâyeti ile acil servise girişinin yapıldığı noktasında herhangi bir bilgininbulunmaması ve müteveffayı hastaneye getiren annesi Z.B.niniddialarına rağmen ifadesine başvurulmaması, ayrıca E.U. isimli başka birhastanın refakatçisi olan tanığın dinlenilmemesi, özetle herhangi bir araştırmayapılmaksızın söz konusu konsültasyon notundaki bilgilerin doğru kabul edilipveri alınması sonucu hazırlanan raporun eksik incelemeyle hazırlandığıgerekçeleriyle 11/1/2011 tarihinde iptal etmiştir.
26. Başvurucu bu kararın zamanında ve usulüne uygun olarakuygulanmadığı gerekçesi ile Ankara 11. İdare Mahkemesinde 75.000 TL ödenmesinitalep eden manevi tazminat davası açmıştır. Mahkeme kusuru olanların tespiti vediğer işlemler açısından yapılan ve eksik olması nedeniyle mahkeme kararı ileiptal edilen işlem üzerine davalı idarece kanunen öngörülen süre (30 gün)içinde kararın yerine getirilmesi için işlemlerin başlatılmasına rağmen sürecinuzun vadeye yayıldığı, gereken titizlik ve özveri gösterilmeyerek soruşturmanınuzamasına sebep olunduğu ve mahkeme kararının şeklen uygulandığı sonucunavararak başvurucuya 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.
27. Başvurucu, bundan başka kızının ölümü hakkında Üniversitetarafından oluşturulan heyet üyeleri hakkında görevlerini kötüye kullandıklarıiddiasıyla ceza soruşturması açılması isteminde bulunmuştur. Başvurucu,Rektörlüğün zımni ret kararı üzerine Ankara 16. İdare Mahkemesinde başka birdava daha açmıştır. Mahkeme de söz konusu öğretim üyelerinin görevlerinedeniyle ileri sürülen iddiaların incelenmesi amacıyla ilk soruşturma yapmaküzere uygun sayıda soruşturmacı atanması gerekirken bu yola başvurulmadığı, böylece4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda belirtilen usuleriayet edilmediği gerekçesi ile zımni ret kararının iptaline 30/5/2012tarihinde karar vermiştir.
28. Başvurucu bu kararın da yerine getirilmemesi nedeniyleRektörlük aleyhine 100.000 TL'nin ödenmesi talebini içeren bir tazminat davasıdaha açmıştır. Ankara 17. İdare Mahkemesi, Ankara 16. İdare Mahkemesininkararında belirtildiği üzere olayı tüm yönleriyle araştıran işlemlerinyapılmaması nedeniyle verilen iptal kararına rağmen kararın uygulanmadığıgerekçesiyle 31/3/2015 tarihinde başvurucu lehine 15.000 TL tazminatahükmetmiştir.
29. Başvurucu Gazi Üniversitesi Rektörlüğüne yeniden müracaatederek tazminat ödenmesine dair bu kararının da uygulanmaması nedeniyle kararıuygulamayan Tıp Fakültesi Dekanı S.T. ile gerçeğe aykırı rapor yazdığını iddiaettiği öğretim görevlileri N.K., G.G., B.N. hakkında da soruşturma açılmasınıistemiştir. Rektörlük tarafından oluşturulan kurulun yapmış olduğu soruşturmasonucunda men-i muhakeme kararı verilmiştir.
30. Başvurucu bu kararın kaldırılması istemiyle Danıştay BirinciDairesine başvuruda bulunmuştur. Bu Daire, soruşturmada çok sayıda eksikliklerbulunması, başvurucunun iddialarının karşılanmaması, haklarında soruşturmayürütülen kişilerin suçlarının net olarak tanımlanmaması ve benzerigerekçelerle men-i muhakeme kararının bozulmasına, ayrıca yargı kararınıuygulamayan Rektör ile Dekan hakkında da Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığıncaayrıca ceza soruşturması yapılması için karar alınmasına 26/2/2014 tarihindekarar verilmiştir.
31. Bu karar üzerine Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığınca yapılansoruşturmada da 30/5/2016 tarihinde men-i muhakeme kararı verilmiştir.Başvurucu bu kararın da kaldırılması için Danıştay Birinci Dairesine müracaatetmiştir. Daire 14/12/2016 tarihinde verdiği kararında, İdare Mahkemesininkararında açıkça belirtilmesine rağmen bilirkişi raporunun alınmadığını, bununyerine Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 15/9/2010 tarihli raporuylayetinildiğini kabul etmiştir. Daireye göre;
i. A.B.nin hastalığının teşhis, takipve tedavisinde gerekli dikkat ve özenin gösterilip gösterilmediği,
ii. Acil serviste hastaya öldürücü dozda dekapin ve epanutinilaçlarının verilip verilmediği, verilmiş ise uygulanan doz ve ilaçlarınmuhteviyatı itibarıyla hastada kanama durumuna yol açılıp açılmadığı,
iii. Hastadaki ARDS hâlinin söz konusu ilaçların uygulanmasındanve hastanın mevcut sağlık durumundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarınıaçıklığa kavuşturan bir rapor mevcut değildir.
32. Ayrıca başvurucunun raporun yanlı hazırlandığı iddiasıkarşısında Daire, şüphelilerin görev yaptığı Üniversite dışında başka birüniversitede görevli ve bu üniversite rektörlüğünce atanacak, konunun uzmanı enaz üç öğretim üyesinden oluşan bilirkişi heyetinden hastayla ilgili raporlarınbilimsel gerçekliğe uygun olup olmadığı, objektif kriterlerde hazırlanıphazırlanmadığı hususlarını açıklayan ikinci bir bilirkişi raporu temin edilmesigerektiği hâlde alınmadığını kabul etmiştir. Daire, bunların yanında hastanınakciğer grafileriyle ilgili kayıtların incelenerek bugrafilerin ne şekilde kaybedildiği, kaybolmasındakimlerin sorumluluğu olduğu ve bu hususun bir soruşturma konusu yapılıpyapılmadığı hususlarının da aydınlatılmasının zorunlu olduğu anlaşılmasınarağmen bu hususların yerine getirilmediğine hükmederek Yükseköğretim KuruluBaşkanlığının 21/3/2016 tarihli men-i muhakeme kararını kaldırmıştır.
33. Başvurucu, Rektörlüğe 8/8/2016 tarihinde yeni bir dilekçevererek kızının ölümünde kusurları bulunduğunu iddia ettiği acil servisdoktorları F.B., G.A., Ş.M. hakkında da ceza soruşturması açılmasınıistemiştir.
34. Rektörlük bu iddialar hakkında kurul oluşturmuş ve 25/4/2017tarihinde men-i muhakeme kararı vermiştir. Başvurucu bu karar hakkında daDanıştay Birinci Dairesine müracaatta bulunmuştur.
35. Danıştay Birinci Dairesi 4/7/207 tarihli kararında, yukarıdabelirtilen aynı Dairenin 2016/1249 sayılı dosyasında yer alan şüphelilerle acilservis doktorlarının eylemlerinin iştirak hâlinde olması nedeniyle suçlarınsoruşturmasının birlikte yürütülmesine bu nedenle Rektörlük Yetkili Kurulunun25/4/2017 tarihli men-i muhakeme kararının kaldırılmasına hükmetmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
36. İlgili hukuk için bkz.Aysun Okumuş ve Aytekin Okumuş, (B. No: 2013/4086, 20/4/2016, §§44-51) başvurusu hakkında verilen karar.
37. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan "Yataklı Tedavi Kurumları Tıbbî Kayıt ve ArşivHizmetleri Yönergesi"nin1., 4. ve 15. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
“Madde1 - Bu Yönergenin amacı, yataklı tedavi kurumlarına muayene, teşhis ve tedaviamacıyla gelen hastalara, yaralılara, acil ve adlî vak'alaraait kayıtların, düzenlenen ve kullanılan dokümanların toplanmasına ve budokümanların hastaların daha sonraki başvurularında veya araştırmacılar veyahutadlî makamlarca her istenildiğinde derhal hazır bulundurulması için merkezitıbbî kayıt ve arşiv sistemi içinde tasnif ve muhafaza edilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemektir.
Madde 4 - Bu Yönerge'degeçen; a) Hasta dosyası : Yataklı tedavi kurumlarına müracaat eden hastaların,muayene, teşhis ve tedavi evrakının muhafazaedildiği; A4 kağıdı boyutlarında, kenarlarında (EK-1) ve (EK-2)'de düzenlenenforma uygun renkli şeritler bulunan kartondan imal edilmiş ve iki kapaktanoluşan telli saklama aracını;
...
ifade eder.
Madde 15 - Adli vak'alarailişkin tüm tahlil, tetkik sonuçları ile her türlü kayıt,
dökümanlar ve hasta dosyalarının en az yirmi yıl süreyle yataklı tedavi kurumunun
arşivinde muhafazası zorunludur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; kızının ölümünün personelin ihmali sonucu gerçekleştiğiniancak sağlık kuruluşlarına ilk başvurularında çekilen akciğer grafilerinin ve diğer tıbbi dokümanların imha edilmesi ileyargılama sürecinde eksik rapora dayanılması nedeniyle Anayasa'nın 17., 36. ve56. maddelerinde güvence altına alınan yaşam, adil yargılanma ve sağlıklı birçevrede yaşam haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Başvurucu bireyselbaşvuru yaptıktan sonra vermiş olduğu çok sayıda dilekçesinde de olay tarihindehastanede ortaya çıkan mikrop nedeniyle kızının ölümünde sorumlulukları bulunankişiler hakkında soruşturma izni verilmediğinden de şikâyetçi olmuştur.
B. Değerlendirme
40. Anayasa'nın iddiaların değerlendirilmesinde dayanak alınacak17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, yaşama,.....hakkınasahiptir."
41. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devletintemel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukukdevleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
1. İncelemenin KapsamınınBelirlenmesi Yönünden
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarakincelendiğinde başvurucu temel olarak kızı A.B.ninyaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmamasından ve idari yargıdaaçtığı tam yargı davasının yaşam hakkı kapsamında yeterli bir incelemeyapılmaksızın reddedilmesinden şikâyet etmektedir. Bu nedenle başvurucunun tümiddialarının Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
43. Başvurucunun iddialarının bu şekilde yaşam hakkıçerçevesinde inceleneceği belirlendikten sonra anılan iddiaların yaşam hakkınınhangi boyutu ile inceleneceğinin de ayrıca tespit edilmesi gerekmektedir. Zirasomut olayda başvurucu, kızının ölümü ile sonuçlanan olay nedeniyle açtığı tamyargı davasının yeterli bir araştırma yapılmadan reddedildiği iddiasının yanısıra kızına uygulanan tıbbi tedavinin de bu ilmin gereklerine aykırı olarakuygulandığını, verilen ilaçların kızının ölümünde etkisi olduğunu, ilk müdahelenin tecrübesiz personelce geç yapıldığınıbelirterek kızının yaşamının korunamadığı iddiasını ileri sürmüştür.
44. Başvuru konusu olayda yaşam hakkının usul boyutu yönündenyapılan incelemede ayrıntılı bir şekilde ortaya konduğu üzere başvurucununkızının yaşamının korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınıp alınmadığı,yetkili makamların bu kişinin yaşamını korumak için kendilerinden makul olarakbeklenebilecek her şeyi yapıp yapmadığı açık değildir. Bundan başka yukarıdaözetlenen dava dosyalarının, ileri sürülen iddiaların değerlendirilmesineolanak verecek şekilde yeterli bilgileri içermediği ve meselenin de tıp kurallarınailişkin karmaşık ve teknik hususlara ilişkin olduğu değerlendirilmiştir.
45. Açıklanan gerekçelerle A.B.ninyaşamının korunması için gerekli tedbirlerin alınmadığı, yanlış tedaviuygulandığı veya bireysel başvuru yapıldıktan sonra ileri sürülen ve fakatbireysel başvuru konusu davanın esasına ilişkin olmayan diğer iddialarınAnayasa Mahkemesi tarafından bu aşamada incelenmesinin mümkün olmadığıdeğerlendirilmiştir. Bu gerekçelerle başvurucunun iddiaları sadece yaşamhakkının usule ilişkin yükümlülüğü çerçevesinde incelenecektir.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
46. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybedenkişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayınedeniyle ölen kişilerin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri, B. No. 2013/841,23/1/2014, § 65). Başvuru konusu olayda ölen A.B., başvurucunun kızıdır. Bunedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
48. Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı ile maddive manevi varlığı koruma hakkı kapsamında devletin yerine getirmek zorundaolduğu pozitif yükümlülüklerin usule ilişkin boyutu, yaşanan ölüm olayının veyabireylerin maddi ve manevi varlığının zarar görmesine sebep olan vakaların tümyönlerinin ortaya konulmasına ve sorumlu kişilerin belirlenmesine imkân tanıyanbağımsız bir soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir (Sadık Koçak ve diğerleri, § 94).
49. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma türününyaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektiripgerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §55).
50. Buna göre, yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlalinekasten sebebiyet verilmemiş ise etkili biryargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük her olaydamutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari hattadisiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59). Builke, kural olarak tıbbi ihmal sonucu meydana geldiği ileri sürülen ölümolayları ile maddi ve manevi varlığa verilen zarar hâlleri için de geçerlidir (Nail Artuç, B.No: 2013/2839, 3/4/2014,§ 37).
51. Bununla birlikte ölüm olayını aydınlatmak üzere yürütülenceza soruşturmaları ile mağdurların kendi inisiyatifleri ile hukuk veya idaremahkemesinde açtığı dava yollarının sadece hukuken mevcut bulunması yeterliolmayıp bu yolların uygulamada da fiilen etkili olması ve başvurulan makamınihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine sahip bulunması gereklidir. Ancak birhak ihlali iddiasını önleyebilme, devam etmekteyse sonlandırabilme veya sonaermiş bir hak ihlalini karara bağlayabilme, bunun için uygun bir giderimsunabilmesi hâlinde başvuru yolunun etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Tahir Canan, § 26; Filiz Aka, B. No: 2013/8365, 10/6/2015, §39).
52. Yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığı koruma hakkıkapsamında yürütülecek olan ceza soruşturmalarının yanı sıra hukuki sorumluluğuortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının damakul derecede ivedilik ve özen şartını yerine getirmesi gerekmektedir. Derecemahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri yargılamalarda, Anayasa’nın17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve özenle bir inceleme yapıpyapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da Anayasa Mahkemesi tarafındandeğerlendirilmesi gerekmektedir. Zira derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecekhassasiyet, yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzeryaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesineengel olacaktır (Cemil Danışman,B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 110; FilizAka, § 33).
53. Yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu tazminatve tam yargı davalarında derece mahkemelerinin Anayasa’nın 17. maddesiningerektirdiği özende bir inceleme yapma yükümlülüğü bulunmakla birlikte sözkonusu özen yükümlülüğünün yaşam hakkı ile ilgili her davada mutlaka mağdurlarlehine bir sonuca varılmasını garanti altına aldığı anlamına gelmediğini ayrıcabelirtmek gerekir. Anayasa Mahkemesinin bu konudaki görevi, derecemahkemelerinin belirli bir sonuca varırken Anayasa'nın 17. maddesinin gerektirdiğidikkatli incelemeyi yapıp yapmadığını ya da ne ölçüde yaptığını yaşam hakkınınusul boyutu yönünden incelemektir (AysunOkumuş ve Aytekin Okumuş, § 73).
b. İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
54. Başvurucu, idari yargıda açtıkları tam yargı davasınınyeterli bir inceleme yapılmaksızın reddedilmesinden şikâyet etmiştir. Busebeple bireysel başvuru incelemesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi HastanesiAcil Servisinde ve sonrasında uygulanan işlemlere yönelik başvurucu tarafındanileri sürülen iddiaların Mahkemede etkili bir şekilde araştırılıparaştırılmadığı ile sınırlı olacaktır.
55. Görülmekte olan bir davadaki delilleri değerlendirmek vehukuk kurallarını yorumlamak kural olarak derece mahkemelerinin işi olmaklabirlikte yaşam hakkının ihlal edildiği şikâyetinin bulunduğu davalarda derecemahkemelerinin Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği özende bir incelemeyapıp yapmadığının ya da ne ölçüde yaptığının Anayasa Mahkemesi tarafındandeğerlendirilmesi gerekmektedir (AysunOkumuş ve Aytekin Okumuş, § 75). Bu husus dikkate alındığındaMahkemenin davanın reddine ilişkin kararının Anayasa’nın 17. maddesiningerektirdiği özende bir inceleme içerip içermediğinin Anayasa Mahkemesinceincelenmesi gerekir. Böyle bir inceleme, Anayasa ile Anayasa Mahkemesineverilen temel haklardan birinin ihlal edilip edilmediğini inceleme görevininyerine getirilmesi bakımından gereklidir.
56. Bu bağlamda genel olarak Mahkemede görülen tam yargı davasısürecine bakıldığında başvurucunun yukarıda özetlenen iddiaları ile GaziÜniversitesi Rektörlüğü aleyhine tam yargı davası açtığı, kızı A.B.ye uygulanantedavilerde hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti hususunda MahkemeceAdli Tıp Kurumundan rapor alındığı, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kuruluncahazırlanan bilirkişi raporunda A.B.nin ölümündeidarenin ihmal ve kusurunun bulunmadığı, uygulanan tedavinin tıp kurallarınauygun olduğu noktasında görüş bildirildiği, davanın bu bilirkişi raporunadayanılarak reddedildiği, başvurucuların temyiz ve karar düzeltme taleplerininreddedilmesi ile anılan kararın kesinleştiği görülmektedir.
57. Bu durumda öncelikle A.B.ninhastaneye yürüyerek ve ayakta geldiği, şikâyetlerinin ise sadece ateş, öksürük,balgama ilişkin olduğu, bu serviste verilen iki ilacın ise aynı gece kusmayasebebiyet verdiği, ehil olmayan personelin geç müdahalesi sonrasında kusmuğunuyutmasına bağlı olarak ARDS septik şok geliştiği iddiası ile olayın maddidelilerinin kaybedildiği iddialarının Mahkeme tarafından nasıl tartışıldığınınincelenmesi gerekmektedir. Başvurucunun bu iddialarının idari yargıda görülenuyuşmazlığın çözümü için esaslı bir unsur olmadığını söylemek mümkün değildir.Bu sebeple başvurucunun ayrı ve açık yanıt verilmesini gerektiren söz konusuiddialarının derece mahkemesi kararlarında etkili bir şekilde karşılanmasıgerekir. Aksi bir tutum, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmesine nedenolabilecektir.
58. Buna ilaveten başvurucun baştan itibaren ısrarlı bir şekildeiddia ettiği gibi verilen ilaçların ölen kişi üzerinde ne gibi etkilerdoğurduğu, ilaçların muhtemel yan etkilerinin doğuştan mentalrahatsızlığı olduğu bilinen hasta üzerindeki etkisi, yeterli ve ehil olmayantıbbi personel tarafından yapıldığı iddia edilen müdahalenin gece gelişen kusmaolayına neden olup olmadığı, söz konusu olayda bir ihmalin bulunup bulunmadığı,bu süreçte herhangi bir gecikmenin yaşanıp yaşanmadığı hususlarında derecemahkemelerince ne tür araştırmalar yapıldığının ve başvurucunun açtığı tamyargı davasının hangi gerekçelerle reddedildiğinin de incelenmesi gerekir.
59. Mahkeme, A.B.nin ölümünde idareninihmal ve kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildiren Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu raporuna dayanarak davanın reddine karar vermiştir. Hükme esasalınan Adli Tıp Kurumu raporunda A.B.nin hastaneyemüracaat ettiği 12/10/2008 tarihinden vefat ettiği 2/11/2008 tarihine kadarhastanede A.B.nin gördüğü tedavilere ilişkin hastanekayıtlarına yer verilerek sonuç olarak hipotriodi, ağır mental retardasyonu olan hastaya uygulanan müdahale ileyoğun bakımdaki takip ve tedavilerinin tıp kurallarına uygun olduğu şeklindegörüş bildirilmiştir.
60. Derece mahkemesi kararında, başvurucunun dava açarken ilerisürmüş olduğu hususlara ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu raporuna atıftan başkaherhangi bir değerlendirme yapılmamış; sadece "davacının kızının ölümünün davalı idarenin hizmet kusurundankaynaklanmadığı, ölüm olayının bir komplikasyon olduğu, hastanın takip vetedavisinde yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu''şeklinde bir gerekçeye yer verilmiştir.
61. Başvuru dosyasında bulunan tıbbi bilgi ve belgelerdenhareketle bilirkişilerin vardığı sonuçların doğruluğu hakkında fikir yürütmeninAnayasa Mahkemesinin görevi olmadığının bu aşamada önemle vurgulanmasıgerekmektedir (Mehmet Çolakoğlu,B. No: 2014/15355, 21/2/2018).
62. Adli Tıp Kurumu raporu ve mahkeme kararının bu tespitlersonrasında başvurucunun ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak yeterli biraçıklama getirip getirmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
63. İlk olarak başvurucunun kızı A.B.ninhastaneye getirildiği ilk aşamada nöbet sonrasında kusmalarının başladığı vekustuklarını ise yuttuğunun hastaneye getirilir getirilmez tespit edildiğibelirtilmelidir. Yukarıda (bkz. §§ 10-18) ayrıntıları sunulduğu üzere A.B.nin 11/10/2008 günü gecesinde ateşinin çıkmasınımüteakip iki dakika süren JTK (jeneralize tonik klonik) tarzı nöbeti olduğu, nöbetin sabaha kadar üç keztekrarladığı, A.B.nin nöbet geçirdiği sıradakusmasıyla beraber aspire ettiği, bu şikâyetlerleaynı günün gecesihastanenin acilservisine başvurduğu, kendisine tanı konularak gerekli ilaç tedavisinebaşlandığı net olarak hasta dosyası ile rapordan anlaşılmaktadır.
64. Adli Tıp Kurumunun -başvurucunun iddialarının aksine- öleninhastaneye getirildiğinde kusmuğunu yutarak akciğerine zarar veren bir durum ilekarşı karşıya kaldığını gözeterek kusura ilişkin yeterli ve ilgili birdeğerlendirme yaptığı anlaşılmaktadır. Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilenölüm sebebi ile başvurucunun iddialarının uyum gösterdiğideğerlendirilmektedir. Raporda nöbet sonrası mide içeriğinin soluk borusunakaçtığı ve akciğerlere zarar verdiği belirlenmiştir. Bu hâli ile raporunbaşvurucunun iddiaları ile uyumlu olarak sebep-sonuç ilişkisi kurulabilenbilgiler içerdiği, tüm belgeler söz konusu olmasa da tanı, tedavi ile hastanıntakip ve tedavi sürecinde kusur durumunu belirleyebildiği görülebilmektedir.
65. Başvurucunun iddialarında yer alan akciğer grafilerinin kaybolması ile ilgili olarak bu grafilerin gerekli tanı ve ilgili süreç bakımındanbilirkişi raporuna bir tesiri olmadığı, tek ve kritik önem arz eden bir delilniteliği taşımadığı değerlendirilmektedir. Bilirkişi raporunda acil servisebaşvurulduğunda ileri sürüldüğü gibi kusmanın akciğere kaçtığınınbelirlendiğinin belirtildiği, dolayısıyla grafileregerek olmaksızın diğer belge ve bilgilerle ilgili ve yeterli sonuçlaravarıldığı düşünülmektedir.
66. Anayasa Mahkemesinin YasinÇıldır (B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57) ve Tevfik Gayretli (B. No: 2014/18266,25/1/2018, § 32) kararlarında göstermiş olduğu yaklaşımı bu aşamada bir kezdaha hatırlatmak gerekir. Anayasa Mahkemesi, bu kararlarında hukuki sorumluluğuortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat davalarının makulderecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi gerektiğini,derece mahkemelerinin bu tür olaylara ilişkin olarak yürüttükleriyargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik veözenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının dakendisi tarafından da değerlendirileceğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesinegöre derece mahkemeleri tarafından bu konuda gösterilecek hassasiyet,yürürlükteki yargı sisteminin daha sonra ortaya çıkabilecek benzer hakihlallerinin önlenmesinde sahip olduğu önemli rolün zarar görmesine engelolacaktır.
67. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde somutyargılamada Mahkemenin ve Adli Tıp Kurumunun davanın dayanağı olan iddia veolgulara yeterli cevap verdiği, açıklamalarda bulunduğu tespit edilerekAnayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunungereklerini yerine getirdikleri anlaşılmıştır.
68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.