TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN ATAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/26048)
Karar Tarihi: 29/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucu
:
Ramazan ATAY
Vekili
:
Av. Nedim KOÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, uyuşmazlık değerine göre kararın kesin olduğugerekçesiyle istinaf başvurusunun reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık cevabında, başvuruya ilişkin olarak görüşbildirilmesine gerek görülmediği belirtilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, A. İnşaat Tic. İth. Ltd. Şti.ne karşı işçi ücretalacağına dayalı olarak Nazilli1. İcra Müdürlüğü nezdinde 11.965 TL için takipbaşlatmıştır.
8. Takip kapsamında borçlunun Başbakanlık Toplu Konut İdaresiBaşkanlığındaki (TOKİ) kesinleşmiş alacaklarına haciz konulması için TOKİ'yeyazı yazılmış, TOKİ 17/4/2017 tarihli yazısında 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılıKamu İhale Kanunu'nun 34. maddesi gereği haciz talebinin yerinegetirilmeyeceğini belirtmiştir.
9. Başvurucu, TOKİ'nin haciz talebinin reddedilmesine ilişkinyazının nitelik olarak 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun97. maddesindeki istihkak iddiası niteliğinde olduğu kabul edilerek iddia ileilgili karar verilmek üzere dosyanın icra hâkimliğine gönderilmesini talepetmiş; İcra Müdürlüğü bu talebi 19/4/2016 tarihli kararıyla reddetmiştir.
10. Başvurucu, İcra Müdürlüğünün anılan kararına karşı Nazilliİcra Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) şikâyet talebinde bulunmuştur. Mahkeme24/1/2017 tarihli kararıyla talebi reddetmiştir.
11. Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. İzmirBölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi), karar tarihiitibarıyla uyuşmazlık konusu miktarın (2.198,55 TL) istinaf başvuru sınırının(7.260 TL) altında kaldığı gerekçesiyle kesin hükme yönelik istinaf talebininreddine karar vermiştir.
12. Nihai karar 27/4/2017 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 26/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
13. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun ''İstinaf yoluna başvurulabilenkararlar'' kenar başlıklı 341. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
''(1) İlk derecemahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciztaleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecekkararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
(2) Miktar veya değeri binbeşyüz TürkLirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.
(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olmasıdurumunda binbeşyüz Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına görebelirlenir.
(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olmasıdurumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü binbeşyüz TürkLirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.
(5) İlk derece mahkemelerinin diğerkanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceğibelirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava veişlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerinebaşvurulabilir.
..."
14. 6100 sayılı Kanun’un 354. maddesinin ''İnceleme'' kenar başlıklı 346.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesincedosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda; incelemenin başka bir daireceyapılması gerektiği, kararın kesin olduğu, başvurunun süresi içindeyapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerininveya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında önceliklegerekli karar verilir. Eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosya incelemeyealınır."
15. 11/11/2016 tarihli ve 29885 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 474) ile 2017 yılı içinyeniden değerleme oranı %3,83 olarak belirlenmiş olup buna göre 2017 yılı içinicra hukuk mahkemesinde istinaf sınırı 7.260 TL'dir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 29/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, uyuşmazlığın bedelinin istinaf sınırının üzerindeolmasına karşın icra mahkemesi tarafından verilen ve kanun yolu açık olan birkarara karşı yaptığı istinaf başvurusunun davanın değer itibarıyla kesin olduğugerekçesiyle reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
18. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
19. Başvurucunun şikâyetinin özü istinaf talebinin esasınınBölge Adliye Mahkemesince incelenmemesine yönelik olduğundan iddia, adilyargılanma hakkının güvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkıkapsamında incelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
21. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişimhakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No:2014/13156, 20/4/2017, § 34).
22. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmekanlamına gelmektedir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
23. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığına yönelikuyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanun yoluna başvurma olaraknitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı bir mahkeme kararınakarşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altına almamakla birliktegerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânıtanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adil yargılanma hakkı kapsamındakigüvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 37).
24. Başvurucunun açtığı davada uyuşmazlık konusu miktar yönündenistinaf talebinin reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkilettiği açıktır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
25. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlıolarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne veruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
26. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenkoşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlaliniteşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığınınincelenmesi gerekir.
27. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerin vesınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (TahsinErdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § 60).
28. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklî manada birkanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye Büyük MilletMeclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanun adıaltında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlüklere müdahaleedilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyiciişlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. TBMMtarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmünün bulunmaması hakka yapılanmüdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (AliHıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
29. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının dabireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirliliktaşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulununsağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukuktamüdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kurallarınbulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İşBankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilikunsuru yönünden değerlendirme yapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkântanıyan kanun hükümlerinin yorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariztakdir hatası ya da açık keyfîlik içermediği sürece bu alanda bir incelemeyapılması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerininmüdahaleye imkân tanıyan kanun hükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıklarıve uyguladıklarının tespiti hâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksunolduğu sonucuna ulaşılabilir.
30. Olay tarihinde de yürürlükte olan 6100 sayılı Kanun'un 341.maddesinde, istinaf incelemesinin yapıldığı tarihe göre 7.260 TL'nin altındakalan uyuşmazlıklara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.Buna göre bu tutarı aşan uyuşmazlıklara karşı istinaf yolunun açık olduğuanlaşılmaktadır.
31. Başvuru formuna ekli belgeler ve Ulusal Yargı Ağı BilişimSistemi'nden (UYAP) yapılan incelemede, başvurucunun üçüncü kişiye gönderilenhaciz ihbarnamesine ilişkin olarak İcra Müdürlüğü tarafından verilen kararakarşı şikâyet yoluna başvurduğu, Mahkemenin şikâyeti reddettiği, şikâyete konumiktarın 11.965 TL olduğu anlaşılmaktadır.
32. Somut olayda şikâyete konu miktarın 11.965 TL olduğugörülmektedir. Bu tutarın 2004 sayılı Kanun'un 363. maddesinde belirlenen yasalsınırın altında olmadığı açıktır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesinin istinafbaşvurusunu incelemeksizin reddetmesinin kanuni dayanağının bulunmadığısonucuna ulaşılmaktadır.
33. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, işçilik alacaklarına yönelik olarak açtığıdavanın reddedilmesi sonucu bu alacaklarına kavuşamaması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Başvurucunun şikâyetine konu işçilik alacaklarına yönelikdavanın reddi yönünden yukarıda açıklanan gerekçeyle adil yargılanma hakkıbağlamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verildiğinden buaşamada mülkiyet hakkı yönünden bir değerlendirme yapılmasına gerek olmadığınakarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
37.Başvurucu, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinin tespiti ile 11.965 TLmaddi tazminat ve 5.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
38. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir. Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
39. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
40. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58,59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66, 67).
41. İncelenen başvuruda başvurucunun istinaf talebinin miktaryönünden reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Bölge Adliye Mahkemesikararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
42. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Daire tarafından yapılmasıgereken iş, istinaf isteminin miktar yönünden kesin olması nedeniyle reddiyolundaki kararını kaldırarak temyiz istemini -usule ilişkin diğer meselelerdede bir eksiklik söz konusu değilse- esastan incelemekten ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinegönderilmesini sağlamak üzere Nazilli İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
43. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlalinin giderimibakımından yeterli görüldüğünden başvurucunun tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınincelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA,
D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylaİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere Nazilli İcraHukuk Mahkemesine (E.2016/111, K.2017/37) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam3.257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/1/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.