TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAMAZAN SAYILIR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/6834)
Karar Tarihi: 8/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Ramazan SAYILIR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yargı kararı gerekçe gösterilerek komiseryardımcılığından polis memurluğuna tenzilen atanma işleminin iptali istemiyleaçılan davanın benzer maddi olaya dayanılarak açılan başka davalarda verilenkararların aksi bir sonuca ulaşılarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Başvuru KonusuUyuşmazlıktan Önceki Süreç
8. Başvurucu, polis memuru olarak görev yapmaktayken 2/5/2009tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından açılan Komiser Yardımcılığı KursuYazılı Sınavı'na (sınav) katılmıştır. Sınavdan 100 puan üzerinden 76 puan almışve 1.125 kişilik erkek kontenjan içine giremeyerek 304. erkek yedek sırasındayer edinmiştir.
9. Başka bir kişi tarafından sınavın bazı sorularının iptaliistemiyle açılan davada verilen yürütmenin durdurulması kararına istinadensınavın 88 soru üzerinden yeniden değerlendirilmesine karar verilmiş ve yeniduruma göre hazırlanan listede de belirlenen sıralamaya giremeyen başvurucu77.865 puan ile 115. erkek yedek sırasında yer almıştır.
10. Başvurucu tarafından, yeniden yapılan değerlendirme sonucukomiser yardımcılığı kursuna (kurs) katılamayacağına ilişkin işlemin iptaliistemiyle dava açılmış, Ankara 6. İdare Mahkemesince 27/1/2011 tarihindeyürütmenin durdurulması istemi reddedilmiştir. Bu karara yapılan itiraz üzerineAnkara Bölge İdare Mahkemesinin 23/3/2011 tarihli kararıyla; yeniden yapılandeğerlendirme neticesinde başvurucunun sınav sorularının iptal edilmeden öncekihâli ile değerlendirmede başarılı sayılarak kursa gitmeye hak kazanan ve2009-2010 eğitim öğretim yılındaki kursa giden birçok adaydan yüksek puanaldığı ve bu nedenle başvurucunun talebinin reddine ilişkin işlemde hukuka vehakkaniyete uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin yürütmesinindurdurulmasına karar verilmiştir.
11. Söz konusu yürütmenin durdurulması kararı gereği başvurucu3/10/2011 tarihinde kursa kabul edilmiş ve 12/7/2012 tarihinde kurstan mezunolarak komiser yardımcısı unvanıyla göreve başlamıştır.
12. Bu süre zarfında uyuşmazlık hakkında Ankara 6. İdareMahkemesince 29/2/2012 tarihli iptal kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinde;Danıştay Onikinci Dairesinin E.2010/8408 sayılı dosyasında verilen kararuyarınca, iptal edilen on iki soru değerlendirme dışı bırakılarak tüm adaylarınpuanlarının 100 puan üzerinden hesaplanarak üçüncü bir başarı sıralamasıoluşturulacağı ve buna göre başvurucunun başarılı olup olmadığınınbelirleneceği ifade edilmiştir. Bu durum karşısında, mahkeme kararı üzerineyapılan ikinci değerlendirme sonucunda sıralamaya girememesi nedeniylebaşvurucunun başarısız sayılmasına ilişkin işlemde bu yönüyle hukuka uygunlukbulunmadığı belirtilmiştir.
13. Ankara 6. İdare Mahkemesinin anılan 29/2/2012 tarihlikararı, Danıştay Onikinci Dairesinin 25/4/2013 tarihli kararı ile onanmıştır.
14. İdare tarafından Danıştay Onikinci Dairesinin E.2010/8408sayılı dosyasında verilen karar uyarınca yeniden bir değerlendirme yapılmış veüçüncü bir başarı listesi oluşturulmuştur. Başvurucu bu listede 81 puan ile yine1.125 kişilik erkek kontenjan içine giremeyerek 138. erkek yedek sırasında yeralmış, bunun üzerine kursa katılmak için yapılan sınavda başarılı olamadığındanbahisle başvurucunun rütbesinin polis memurluğuna tenziline ilişkin 18/9/2012tarihli işlem tesis edilmiştir.
B. Başvuru KonusuUyuşmazlığa Yönelik Dava Süreci
15. Başvurucu tarafından rütbesinin komiser yardımcılığındanpolis memurluğuna tenziline ilişkin işlemin iptali istemiyle Kocaeli 2. İdareMahkemesinde (Mahkeme) dava açılmış, Mahkemenin 1/2/2013 tarihli kararı iledava konusu işlemin iptaline hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinde; idari yargımerciince verilen kararın uygulanması bağlamında sınavla ilgili yeniden yapılansıralamaya giremediğinden bahisle başvurucu hakkında dava konusu işlemin tesisedildiği ancak olayda idarenin açık bir hatasının söz konusu olmadığı vebaşvurucunun da herhangi bir hilesi ya da kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir.Başvurucunun katıldığı kursta başarılı olarak komiser yardımcılığına atandığıda dikkate alındığında komiser yardımcılığının başvurucu bakımından kazanılmışhak olarak kabulünün gerektiği ifade edilmiş ve işlemde hukuka uyarlıkbulunmadığı sonucuna varıldığı değerlendirilmiştir.
16. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin9/4/2014 tarihli hükmüyle temyiz isteminin kabulüne ve mahkeme kararınınbozulmasına karar verilmiştir. Temyiz mercii kararının gerekçesinde, Ankara 6.İdare Mahkemesinin 29/2/2012 tarihli kararında düzenlenecek üçüncü başarılistesi sonucuna göre başvurucunun kursa katılıp katılmayacağı hususunun belliolacağının ifade edildiği ve bu listede başarısız olan başvurucu hakkında yargıkararının uygulanması amacıyla tesis edilen işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca kazanılmış hakların korunması ilkesininmevcut hukuk kurallarına göre elde edilmiş kazanımların daha sonra yürürlüğegiren mevzuat hükümleriyle ortadan kaldırılamayacağını ifade ettiği,başvurucunun iddiasının aksine bu ilkenin olayda uygulama alanının bulunmadığıve yargı kararlarının uygulanmasına ilişkin uyuşmazlığı etkilemediği sonucunaulaşılmıştır.
17. Bozma kararına uyan Mahkeme 30/9/2014 tarihli kararı ileoyçokluğuyla davanın reddine hükmetmiştir. Karşıoy gerekçesinde, dava konusuişlemin iptaline dair Mahkemenin 1/2/2013 tarihli kararında ısrar edilmesigerektiği ve bu nedenle davanın reddine ilişkin mahkeme kararına karşı olunduğubelirtilmiştir.
18. Temyiz edilen karar Danıştay Onaltıncı Dairesinin 14/3/2016tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de Danıştay Beşinci Dairesinin14/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
19. Nihai karar 28/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu16/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
20. 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun "Terfi ve atama" kenar başlıklı55. maddesinin 11. fıkrasının olay tarihindeki şekli şöyledir:
“İhtiyaç halinde meslekte fiilen altı yılınıdolduran, 37 yaşından gün almamış olan ve yönetmelikte belirtilen diğer nitelikleritaşıyan polis memurlarından, yönetmelik hükümlerine göre açılacak komiseryardımcılığı sınavını kazanıp dokuz aydan az olmamak üzere eğitim kursunubaşarıyla bitirenler komiser yardımcılığı rütbesine atanır.''
21. 6/1/1982 tarihli ve 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"1. İdari Dava Daireleri Kurulu;
a) İdare mahkemelerinden verilen ısrarkararlarını,
b) İdari dava dairelerinden ilk derecemahkemesi olarak verilen kararları,
temyizen inceler.
..."
22. 2575 sayılı Kanun'un 39.maddesi şöyledir:
"İçtihatlarıBirleştirme Kurulu, dava dairelerinin veya idari ve vergi dava dairelerikurullarının kendi kararları veya ayrı ayrı verdikleri kararlar arasındaaykırılık veya uyuşmazlık görüldüğü veyahut birleştirilmiş içtihatlarındeğiştirilmesi gerekli görüldüğü takdirde, Danıştay Başkanının havalesiüzerine, Başsavcının düşüncesi alındıktan sonra işi inceler ve lüzumlu görürse,içtihadın birleştirilmesi veya değiştirilmesi hakkında karar verir."
23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun "Kararların sonuçları"kenar başlıklı 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idareve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez."
2. Danıştay İçtihatları
24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun (İDDK) 3/6/2015tarihli ve E.2013/623, K.2015/2412 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava;polis memuru olarak görev yapan ve 28/03/2010 tarihinde gerçekleştirilenkomiser yardımcılığı kursu yazılı sınavındaki bazı soruların mahkeme kararıylaiptal edilmesi sonrasında yapılan yeniden değerlendirmede 84 puanla 140. yedekolarak belirlenen davacı tarafından, kendisinden daha düşük puan alan adaylarınkursa devamının sağlanması üzerine, başarısız sayılmasına ilişkin işlem ilekendisinin de açılacak komiser yardımcılığı kursuna çağrılması istemiyleyapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
Ankara 6. İdare Mahkemesinin 16/12/2011 günlü,E:2011/1239, K:2011/2155 sayılı kararıyla; 28/03/2010 tarihinde gerçekleştirilenkomiser yardımcılığı kursu yazılı sınav soruları hakkında açılan davaneticesinde bazı soruların iptal edilerek yeniden bir değerlendirme yapıldığı,bu değerlendirme sonucunda sınava katılan bütün adayların sınav puanlarının vesıralamadaki yerlerinin değiştiği, bir kısım adayın puanının azalaraksıralamada geriye düştükleri, davacının da dahil olduğu bir kısım adayın isepuanının yükselerek sıralamada daha ön sıralara geldiği görülmekle birlikte,yeni değerlendirme sonucunda davacının 78 puandan 84 puana yükselerek 140.yedek aday olduğu, davalı idare tarafından yeni yapılan değerlendirme sonucundahak kaybı olmaması içinpuan sırasına göre asıl kontenjan içerisine girenadaylar ile yedekten kazanan aday sayısı kadar adayın 2011-2012 yılında açılacakkursa iştiraklerinin sağlanacağının belirtildiği görülmekte ise de; polislikmesleği gibi hiyerarşinin asıl olduğu bir meslekte sınav soruları iptaledilerek yeniden yapılan değerlendirmede davacı ile aynı veya davacıdan dahadüşük puan alan kişilerin komiser yardımcılığı kursuna giderek bu kurssonucunda başarılı oldukları takdirde davacının amiri olacakları hususudüşünüldüğünde, davacının birçok adaydan daha yüksek puan almasına rağmen kursagidemeyerek komiserlik rütbesine terfi etme şansını kaybetmesinin hukuka uygunolmadığı, bu durumda; 28/03/2010 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafındanyapılan Komiser Yardımcılığı Kursu Yazılı Sınavı sonucunda 13 sorunun iptaledilmesi üzerine yapılan yeni değerlendirmede 84 puan almak suretiyle, sınavsorularının iptal edilmeden önceki hali ile yapılan değerlendirmede başarılısayılarak kursa gitmeye hak kazanan ve 2010-2011 eğitim öğretim yılındaki kursagiden birçok aday ile aynı veya daha yüksek puan alan davacının, mahkeme kararıüzerine yapılan yeni değerlendirme sonucunda başarısız sayılmasına ilişkinişlemde ve açılacak ilk komiser yardımcılığı kursuna kabul edilmesi talebi ileyaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığıgerekçesiyle dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Anılan karar Danıştay Onikinci Dairesinin15/10/2012 günlü, E:2012/1335, K:2012/6492 sayılı kararıyla; 2010-2011 eğitimöğretim yılında davalı idare tarafından 1000 polis memuru için komiseryardımcılığı kursu açılmasının uygun görülerek Emniyet Genel Müdürlüğü ileMilli Eğitim Bakanlığı arasında yapılan protokol hükümleri doğrultusunda28/03/2010 tarihinde komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavının yapıldığı,anılan sınavda davacının 78 puan alarak 348. yedek olmak suretiyle başarısızolduğu, sınavın bazı sorularının hatalı olduğu öne sürülerek açılan iptaldavasında Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesisonucunda 13 sorunun hatalı olduğu gerekçesiyle verilen yürütmenin durdurulmasıkararı üzerine idarece yazılı sınavın protokol hükümleri kapsamında yenidendeğerlendirildiği, yapılan bu değerlendirme sonucunda hazırlanan yeni listeyegöre ise davacının 84 puan ile 140. yedek aday olduğu, yürütmenin durdurulmasıkararı üzerine ortaya çıkan yeni hukuki durum dikkate alınarak protokolhükümlerine uygun bir şekilde puanlamanın 100 tam puan üzerinden yenidenyapıldığı, davacının yeni sıralamada da başarılı olamadığı ve 1000 kişilikkontenjan içerisinde yer alamadığının anlaşılması karşısında; hukuka uygunşekilde yapılan yeni sıralamada başarılı olamayan davacının, başarısızsayılarak kursa alınmamasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılıkbulunmadığı; öte yandan, davacı tarafından, kendisinden daha düşük puanaldıkları halde idare tarafından kazanılmış hakları bulunduğu öne sürülerekkursa devam ettirilen adayların bulunduğu öne sürülmekte ise de; bu durumundavacının sınavda başarısız olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği, bu durumda,davanın reddine hükmedilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolundaverilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de; İdare Mahkemesince, bozmakararına uyulmayarak dava konusu işlemlerin iptali yolundaki ilk kararda ısraredilmiştir.
Davalı İdare, Ankara 6. İdare Mahkemesinin25/01/2013 günlü, E:2013/29, K:2013/193 sayılı ısrar kararını temyiz etmekte vebozulmasını istemektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, açılacakkomiser yardımcılığı kursuna kabul edilmesi istemi ile yaptığı başvurununreddine ilişkin işlemin yürütülmesinin durdurulması yolunda Ankara 6. İdareMahkemesince verilen 16/09/2011 günlü, E:2011/1239 sayılı kararın uygulanmasıamacıyla, 14/10/2011 tarihinde komiser yardımcılığı kursuna kabul edildiği,anılan kursu tamamlayarak 11/07/2012 tarihinde İzmir Emniyet Müdürlüğü emrinekomiser yardımcısı olarak atandığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacıdan düşük puan aldıklarıhalde önceki başarı listesinde yer aldıkları için kursa başlatılan bazıadayların kazanılmış haklarının korunması amacıyla kursa devamlarının sağlanmasıdurumu davacı lehine bir hak doğurmasa da, yargı kararının uygulanması amacıyladavacının komiser yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya atamasınınyapılması, bu suretle kazandığı komiser yardımcısı unvanının korunmasıbakımından önem taşımaktadır.
Bu durumda, davacının, yargı kararınınuygulanması sonucunda bir hak elde ederek komiser yardımcısı kadrosuna atanmışolması karşısında, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen Mahkemekararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanınincelenmesinden; Ankara 6. İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukukauygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararınbozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenintemyiz isteminin reddine, Ankara 6. İdare Mahkemesinin 25/01/2013 günlü,E:2013/29, K:2013/193 sayılı ısrar kararının yukarıda yer verilen gerekçeyleONANMASINA..."
25. İDDK'nın 3/6/2015 tarihli ve E.2013/1361, K.2015/2414sayılı, 5/6/2017 tarihli ve E.2016/584, K.2017/2438 sayılı kararları dayukarıda alıntısı yapılan karar (bkz. § 24) ile benzer uyuşmazlıklara ilişkinolup aynı gerekçeye sahiptir.
26. Danıştay Onikinci Dairesinin 24/1/2011 tarihli veE.2008/6223, K.2011/257 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Komiser yardımcısı olan davacının yargıkararı uyarınca polis memurluğuna atanmasına ilişkin 28.9.2007 günlü işleminiptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş farkının ve özlük haklarınınverilmesi istemiyle açılan davada, yargı kararının uygulanması sonucu komiseryardımcılığı kursuna çağrılan ve kursu başarı ile tamamlayıp komiseryardımcılığı rütbesine atanan davacı için bu durumun kazanılmış hak oluşturduğugerekçesiyle dava konusu işlemin iptali, rütbesinin tenzil edildiği tarihtenitibaren hak ettiği maaş ve özlük haklarının tazmini yolunda Gaziantep 2. İdareMahkemesince verilen 30.5.2008 günlü, E:2008/88, K:2008/693 sayılı kararın,dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
...
Davacının komiser yardımcılığı kursunaçağrılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 27.4.2006 günlü işleminiptali yolunda Gaziantep 2. İdare Mahkemesince verilen 26.12.2006 günlü,E:2006/1810,K:2006/3116 sayılı kararın Danıştay Onikinci Dairesince, mülakat sınavındabaşarısız sayılmasına ilişkin işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesikararının ilgilinin doğrudan komiser yardımcılığı kursuna çağrılmasınıgerektirmediği, davacının isteminin yazılı sınav sonucuna göre yapılandeğerlendirme sonucunda reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle bozulduğu, davacının karar düzeltme isteminin de Dairemizin10.3.2008 günlü, E.2008/3, K.2008/1453 sayılı kararıyla, yargı kararınınuygulanması sonucu komiser yardımcılığı kursuna çağrılan ve kursu başarı iletamamlayıp komiser yardımcılığı rütbesine atanan davacı için bu durumunkazanılmış hak oluşturduğu belirtilerek reddedildiği anlaşılmakta olup, İdareMahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
...[kararın] ONANMASINA..."
27. Danıştay Beşinci Dairesinin 28/12/2017 tarihli veE.2016/29024, K.2017/25352 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava,2.5.2009 tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarılı olarak komiseryardımcılığı kursuna başlayan ve bu kursu başarıyla tamamlayarak komiseryardımcısı olarak atanan davacının, söz konusu sınavda yer alan bazı sorularınmahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine yeniden yapılan değerlendirmedebaşarısız duruma düştüğünden bahisle tekrar polis memurluğuna atanmasınailişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 3.9.2014 tarihli işleminin iptali istemiyleaçılmıştır.
...
Uyuşmazlık konusu olayda, 2.5.2009 tarihindegerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında 70 puan almaksuretiyle 75. asil sırada yer alan ve kursa başlatılan davacının, anılansınavın bazı sorularının, açılan davalar neticesinde iptal edilmesi üzerinedavalı idarece yapılan yeni sıralama sonucunda, kadın polis memurları içinbelirlenen 75 kişilik kontenjana girememesine rağmen Hukuk Müşavirliğiningörüşü üzerine kursa devam ettirilen diğer kursiyerlerin aksine; ikincideğerlendirme neticesinde hazırlanan yeni listeye göre 71.791 puanla 73. asilsırada yer alarak tekrardan başarılı sayıldığı, akabinde kursu başarıylatamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanmak suretiyle, bu statüsü gereğikişisel kazanım elde ettiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının komiser yardımcısıolarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle,subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığındanpolis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik veidari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, ...[kararın] BOZULMASINA..."
28. Danıştay Beşinci Dairesinin 21/2/2018 tarihli veE.2016/21571, K.2018/10152 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, polis memuru iken 2.5.2009tarihinde yapılan komiser yardımcılığı sınavında başarısız olan, sınavda yeralan bazı soruların mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine yapılan yenideğerlendirmede başarılı olarak komiser yardımcılığı kursuna başlayan ve bukursu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarak atanan davacının,mahkeme kararı uyarınca puanlama sistemine ilişkin yapılan yeni değerlendirmedebaşarısız duruma düştüğünden bahisle yeniden polis memurluğuna atanmasınailişkin Emniyet Genel Müdürlüğünün 3.9.2014 tarihli işleminin iptali istemiyleaçılmıştır.
...
Yukarıda yer verilen Anayasa ve Yasa hükümleriuyarınca uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde, 2.5.2009 tarihindegerçekleştirilen komiser yardımcılığı kursu yazılı sınavında76 puan almaksuretiyle 191. yedek sırada yer alan davacının komiser yardımcılığı kursunabaşlamaya hak kazanamadığı ancak anılan sınavın bazı sorularının, açılandavalar neticesinde iptal edilmesi üzerine davalı idarece yapılan yeni sıralamasonucunda, erkek polis memurları için belirlenen 1125 kişilik kontenjanagirememesine rağmen Hukuk Müşavirliğinin görüşü üzerine kursa devam ettirilendiğer kursiyerlerin aksine; davacının ikinci değerlendirme neticesindehazırlanan yeni listeye göre 78.505 puanla 1119. asil sırada yer alarakbaşarılı sayıldığı, akabinde yargı kararı sonucu katılmaya hak kazandığıkomiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlayarak komiser yardımcısı olarakatanmak suretiyle, bu statüsü gereği kişisel kazanım elde ettiği görülmektedir.
Bu durumda, davacının komiser yardımcısıolarak atanmasından dört yıl sonra yargı kararının uygulandığından bahisle,subjektif kazanımlarını ortadan kaldıracak şekilde, komiser yardımcılığındanpolis memurluğuna atanması yolunda tesis edilen işlemde hukuki güvenlik veidari istikrar ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, ...[kararın] BOZULMASINA..."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininbirinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Herkes, medeni hak ve yükümlülüklerihakkında karar verilmesi için ... bir yargı merciinde ... adil ... bir şekildeyargılanma hakkına sahiptir. "
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), hukuk devletinintemel ilkelerinden biri olan hukuki belirliliğin Sözleşme'nin bütün maddelerineiçkin olduğunu belirtmektedir. (IordanIordanov/Bulgaristan, B. No: 23530/02, 2/7/2009, § 47). AİHM'e görehukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veyagüvenlik ilkesi, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte vekişilerin mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Birbiriyle uyuşmayanmahkeme kararlarının sürüp gitmesi, yargı sistemine itimadı azaltarak yargısalbir belirsizliğe yol açabilir (Nejdet Şahinve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: 13279/05, 20/10/2011, § 57).Ancak bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesi,içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmemektedir (Unédic/Fransa, B. No: 20153/04,18/12/2008, § 74; Nejdet Şahin ve PerihanŞahin/Türkiye, § 58). AİHM, içtihat farklılıklarının farklı coğrafibölgelerde yetkili birden fazla yargısal otoritenin var olduğu yargısalsistemlerde doğal olduğunu vurgulamaktadır (IordanIordanov/Bulgaristan, § 47; NejdetŞahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 51). Hatta içtihat farklılığı aynımahkeme içinde de söz konusu olabilir. Bu durum kendi başına Sözleşme'yeaykırılık teşkil etmez (Nejdet Şahin vePerihan Şahin/Türkiye, § 51). Fakat AİHM yüksek mahkemelerin buyargısal otoriteler arasındaki içtihat farklılıklarını giderme rolününbulunduğunu ifade etmektedir (IordanIordanov/Bulgaristan, § 47).
31. AİHM -açık keyfîliğin bulunması hâli hariç- ulusalmahkemelerin iç hukuk kurallarına ilişkin yorumlarını sorgulama rolününbulunmadığını belirtmektedir. AİHM, aynı şekilde ulusal mahkemelerce açıkçaverilen farklı kararları -açıkça benzer olan davalara ilişkin olsa bile-kıyaslama gibi bir işlevinin bulunmadığını, ulusal mahkemelerin hukukkurallarını yorumlama hususundaki bağımsızlığına saygı gösterilmesi gerektiğiniifade etmektedir (Nejdet Şahin ve PerihanŞahin/Türkiye, § 50).
32. AİHM, dinamik ve evrimsel bir yaklaşımın sürdürülememesininhukukun gelişimini ve hukukta reformu engelleyeceğini, bu nedenle içtihatdeğişikliğinin tek başına etkin adalet yönetimine aykırı olmadığının altınıçizmektedir (Atanasovski/Makedonya Eski YugoslavCumhuriyeti, B. No: 36815/03, 14/1/2010, § 38). AİHM'e göre mahkemeiçtihatlarındaki değişim yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında kalmaktaolup böyle bir değişiklik özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmamasıanlamına gelir (S.S. Balıklıçeşme BeldesiTarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: 3573/05 ...17293/05, 30/11/2010, § 28). Ancak yerleşmiş yargısal pratiğin de içtihatdeğişikliğinin gerekçelendirildiği kararda dikkate alınması gerekir (Atanasovski/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti,§ 38). Bu bağlamda aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hükümkurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklamagetirilmesi gerekmektedir (Stoilkovska/MakedonyaEski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: 29784/07, 18/7/2013, § 49).
33. AİHM, hukuki belirlilik şartının ve meşru beklentilerinkorunması gereğinin yerleşik içtihadın sürdürülmesini içermediğinin altınıçizmekte ancak iyi temellere oturmuş yerleşik içtihadın varlığının yüksekmahkemeye içtihattan ayrılmayı haklılaştıran daha sağlam gerekçeler açıklamagörevi yüklediğini ifade etmektedir. AİHM'e göre yüksek mahkemenin yerleşikiçtihattan farklı karar verilmesinin sebebi hakkında başvurucuya detaylıaçıklama yapma sorumluluğu bulunmaktadır (Atanasovski/MakedonyaEski Yugoslav Cumhuriyeti, § 38).
34. AİHM, birçok kararında esaslıve uzun süreli içtihat farklılıklarının adil yargılanma hakkınıihlal ettiğine hükmetmiştir. AİHM, esaslı ve uzun süreli içtihat farklılığınınvarlığının tespitinde yargısal pratikteki istikrarsızlığı giderecekmekanizmaların bulunup bulunmadığının ve gerekmesi durumunda bu mekanizmalarınetkili bir şekilde işletilip işletilmediğinin önem taşıdığına işaret etmektedir(Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye,§ 53). AİHM, yargısal uygulamalardaki istikrarsızlığın yol açtığı hukukibelirsizliklerin ve kararlar arasındaki farklılığı giderecek mekanizmalarınbulunmamasının adil yargılama hakkını zedeleyeceğinin altını çizmektedir (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §54). AİHM'e göre devletin hukuk sistemini uyumsuz yargısal kararlar verilmesiniönleyecek şekilde biçimlendirme yükümlülüğü bulunmaktadır (Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, §55).
35. AİHM; 2575 sayılı Kanun uyarınca, Danıştayın bir dairesi ileİDDK'nın bir karar konusunda tutarsızlığa düştüğü durumlarda İçtihatlarıBirleştirme Kurulunun içtihattaki çelişkiyi gideren ve hukuki bağlayıcılığıolan bir karar verdiğini belirtmektedir. AİHM, benzer davalarda bile olsaulusal mahkemelerin farklı kararlarını karşılaştırma yükümlülüğü olmadığınıgözönünde bulundurarak Daire ve İDDK arasındaki yorum farklılığının kendiiçinde Sözleşme'nin 6. maddesini ihlal etmediği görüşündedir (Emel Boyraz/Türkiye, B. No: 61960/08,2/12/2014, § 73).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu; Danıştay Dairesinin bozma kararının benzerdurumlara yönelik verilen İDDK kararlarıyla çelişkili olduğunu, söz konusu İDDKkararlarını temyiz aşamasında sunmuş olmasına karşın ne temyiz kararında ne demahkeme kararında anılan İDDK kararlarından bahsedilmediğini ve emsal kararlardikkate alınmaksızın davasının reddedildiğini, komiser yardımcılığı kursunubaşarı ile bitirip komiser yardımcısı olarak atanmasından iki yıl sonra yargıkararı ile kazanılmış haklarının elinden alındığını belirterek adil yargılanma,çalışma ve mülkiyet hakları ile hukuki güvenlik ve eşitlik ilkelerinin ihlaledildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
38. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikayetleri adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında incelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
41. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36. maddesinin birincifıkrasına "adil yargılanma hakkı"ibaresinin eklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesine göre "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılamahakkı metne dâhil" edilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36.maddesinde herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu ibaresinineklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasalgüvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban, B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 53).
42. Adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukukdevleti ilkesinin gözetilmesini gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesindeCumhuriyet'in nitelikleri arasında sayılan hukuk devleti, Anayasa'nın tümmaddelerinin yorumlanması ve uygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunluolan bir ilkedir (Özlem Terzioğlu,B. No: 2014/19341, 27/11/2017, § 39).
43. Bu noktada hukuk devletinin gereklerinden birini de hukukgüvenliği ilkesi oluşturmaktadır (AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 veE.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012). Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayıamaçlayan hukuki güvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını,bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin deyasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasınıgerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem deidare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık,net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfîuygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM,E.2013/39, K.2013/65, 22/5/2013).
44. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı ve birden fazlayorumunun mümkün olduğu durumlarda da bu yorumlardan hangisinin benimseneceğiderece mahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesininbireysel başvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlüktanıması veya derece mahkemelerinin yerine geçerek hukuk kurallarını yorumlamasıbireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesinin kanunilik ilkesibağlamındaki görevi, hukuk kurallarının birden fazla yorumunun hukukibelirlilik ve öngörülebilirliği etkileyip etkilemediğini tespit etmektir (Mehmet Arif Madenci, B. No: 2014/13916,12/1/2017, § 81).
45. Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini vemahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetleriniyansıtması yönüyle olumludur. Ancak uygulamadaki birlikteliği sağlamalarıbeklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin benzer davalarda tatminedici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmaları; bir kararınbelirli bir daireye düştüğü takdirde onanacağı, başka bir daire tarafından elealındığı takdirde bozulacağı gibi ihtimale dayalı ve birbirine zıt sonuçlarıortaya çıkartır. Bu ise hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine tersdüşecektir. Ayrıca böyle bir algının toplumda yerleşmesi hâlinde bireylerinyargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir(Türkan Bal, B. No: 2013/6932,6/1/2015, § 64).
46. Hukukun üstünlüğü ilkesi gereği yargı sistemine olan bugüveni sağlamak ve korumakla yükümlü olan devlet, aynı yargı koluna dâhilmahkemeler arasındaki derin ve süregelen içtihat farklılıklarını ortadankaldırabilecek nitelikte bir mekanizmayı kurmak ve bu mekanizmanın etkin birşekilde işleyişini sağlayacak düzenlemeler yapmakla yükümlüdür (Elif Ceyda Özdamar, B. No: 2014/7838,19/12/2017, § 46).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
47. Somut başvurunun konusu, benzer konulara ilişkin davalardayargısal anlamda aralarında hiyerarşi ilişkisi bulunan aynı yargı koluna dâhilmahkemelerin kararları arasında çelişki bulunduğu iddiasıdır.
48. Başvuru konusu olayda polis memuru olarak görev yapanbaşvurucu, kazanamadığı ve yedek sırada yer aldığı sınavın bazı sorularınıniptal edilmesi nedeniyle yapılan yeniden değerlendirilme üzerine de belirlenensıralamaya girememiş ve bunun üzerine kursa katılamayacağına ilişkin işleminiptali istemiyle dava açmıştır. Söz konusu davada yürütmenin durdurulmasıisteminin reddi kararına yapılan itiraz üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesinin23/3/2011 tarihli kararı ile dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasınakarar verilmiş (bkz. § 10); bu karar gereği başvurucu, kursa kabul edilmiş vekurstan mezun olarak komiser yardımcısı unvanıyla göreve başlamıştır. Başvurucukursa devam ederken anılan uyuşmazlık hakkında Ankara 6. İdare Mahkemesince29/2/2012 tarihli iptal kararı verilmiş; idarenin üçüncü bir başarı sıralamasıoluşturacağı, bu sıralamaya göre başvurucunun başarılı olup olmadığınınbelirleneceği ve başvurucunun başarısız sayılmasına ilişkin işlemde bu yönüylehukuka uygunluk bulunmadığı hüküm altına alınmıştır (bkz. § 12). Başvurucununidare tarafından oluşturulan üçüncü başarı listesinde belirlenen sıralamaya dagirememesi nedeniyle başvurucu komiser yardımcılığından polis memurluğunaatanmıştır. Anılan işlemin iptali istemiyle açılan davada da nihai olaraküçüncü başarı listesi sonucuna göre başvurucunun kursa katılıp katılmayacağıhususunun belli olacağına yönelik yargı kararının uygulanması amacıyla tesisedilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiş, ayrıca kazanılmışhakların korunması ilkesinin mevcut olayda uygulama alanının bulunmadığı ifadeedilmiştir (bkz. § 16).
49. Benzer konulara yönelik uyuşmazlıklarda ise İDDK tarafından,Mahkemece verilen yürütmenin durdurulması kararının uygulanması amacıyladavacının komiser yardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya atamasıile bir hak elde ettiği ve bu suretle kazandığı komiser yardımcısı unvanınınkorunması bakımından önem taşıdığından dava konusu işlemlerin iptali yolundaverilen mahkeme kararlarında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmediğibelirtilmiştir (bkz. §§ 24, 25).
50. Yukarıda Danıştay içtihatları kısmında yer verilen ÖzelDaire ve İDDK kararlarının incelenmesi neticesinde yorum farklılığınınkazanılmış hakların korunması ilkesinin değerlendirilmesinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. İDDK, uyuşmazlık uyarınca idarece hazırlanan üç ayrı başarılistesinde hiçbir şekilde yer almasa bile yargı kararı uyarınca komiseryardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya ataması yapılanların bir hakelde ettiğini belirtmekte iken Özel Daire sadece anılan başarı listelerindedoğrudan veya yargı kararıyla herhangi bir şekilde yer almış -daha sonrakilistelerde yer almasalar bile- kişilerin kişisel kazanım elde ettiği sonucunavarmıştır.
51. Başvuruya konu yorum farklılığı, yargı sistemimizin teşkilatyapısı ile doğrudan bağlantılı olup 2575 sayılı Kanun'un 39. maddesi uyarıncaiçtihat farklılığının içtihadı birleştirme kararı yoluyla giderilmesi mümkündürve bu suretle sistem içinde içtihat farklılığını giderecek yeterli mekanizmalarmevcuttur. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin bu noktadaki görevi, bizzatAnayasa'da düzenlenen bir yargı sisteminin yerindeliğini tartışmak değil busistemin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan içtihat farklılığının yineAnayasa'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkına etkisini somut olayınkoşulları ışığında değerlendirmektir (ElifCeyda Özdamar, § 50).
52. Somut olayda ikinci başarı listesinde sıralamaya giremeyenbaşvurucunun kursa katılımının sağlanması talebinde yaptığı başvurununreddedilmesi üzerine açtığı davada Ankara 6. İdare Mahkemesinin 29/2/2012tarihli kararı ile idarenin üçüncü bir başarı sıralaması oluşturacağı ve busıralamaya göre başvurucunun başarılı olup olmadığının belirleneceği yönündehüküm kurulduğu, bu kapsamda başvurucu açısından üçüncü listede yeralamayabileceği ve başarılı sayılmayabileceği hususunun öngörülebilir olduğukanaatine ulaşılmıştır. Özel Dairece de söz konusu listeye giremeyerekbaşarısız olan başvurucu hakkında yargı kararının uygulanması amacıyla tesisedilen polis memurluğuna atanma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığıbelirtilmiştir.
53. Bu itibarla başvurucu aleyhine sonuçlanan somut başvuruyailişkin kararın yeterli gerekçe içerdiği, ayrıca bahsi geçen kararlararasındaki yorum farklılığın hukuki güvenliği sarsacak nitelikte olmadığı ve bufarklılığı giderecek yeterli mekanizmaların bulunduğu hususları birliktedeğerlendirildiğinde hukuki belirsizliğin bulunduğundan söz edilmesi mümküngörülmemektedir.
54. Ayrıca başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğuna ilişkin bir bilgi yada kanıt sunmadığı gibi mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık birkeyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamışlardır.
B. Mahkemenin Bağımsız ve Tarafsız Olmadığınaİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
56. Başvurucu; rütbesinin iki kez tenziline neden olankararlarda adı geçen üyelerin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya ParalelDevlet Yapılanması (PYD) örgüt mensubu olduklarından dolayı mesleklerindenihraç edildiklerini, bu üyelerin vermiş olduğu kararların hukuki olmadığını,2009 yılında sınavı kazanarak 2010 yılında mezun olup atanan yaklaşık iki yüzkomiser yardımcısının da FETÖ/PYD mensubu oldukları gerekçesiyle meslektenihraçlarına karar verildiğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
57. Bir mahkemenin bağımsızlığının belirlenmesinde; üyelerininatanma şekli ve görev süreleri, teminatı ve bağımsız olduğu yönündeki görüntüsüönem arz etmektedir. Mahkemenin tarafsızlığı ise uyuşmazlığın çözümünü etkileyecekbir ön yargı, tarafgirlik ve menfaatin bulunmaması ile tarafların leh vealeyhlerinde bir düşünce veya menfaate sahip olunmamasını ifade eder.Tarafsızlığın öznel ve nesnel olmak üzere iki boyutu bulunmakta olup bukapsamda hâkimin birey olarak mevcut davadaki kişisel tarafsızlığının yanı sırakurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenimin de dikkate alınmasıgerekmektedir (Hikmet Kopar ve diğerleri,B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 109, 110).
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3),48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göreözeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlaledildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20).
59. Somut olayda başvurucu, yargılandığı davada görev alanhâkimlerin FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında terör örgütü üyesi olduklarıiddiasıyla mesleklerinden ihraç edildiğini, bu hususun da yargınıntarafsızlığına ve bağımsızlığına zarar verdiğini ileri sürmekteyse demahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal eden hususlara ilişkin somutaçıklamada bulunmamış; herhangi bir belge veya bilgi sunmamıştır. Bu itibarlaihlal iddiasına ilişkin delillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlaledildiğine ilişkin açıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerinegetirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafından ileri sürülen iddialarıntemellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığına ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLALEDİLMEDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR ve Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/9/2020 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucunun 2.5.2009 tarihinde girdiği Komiser YardımcılığıKursu Sınavında aldığı not itibariyle 304. yedek olarak sıralandığıanlaşılmakla beraber, başka bir kişi tarafından hatalı soru olduğu gerekçesiyleaçılan idari dava üzerine, yetkili idare mahkemesince verilen iptal kararısonucu yeniden yapılan sıralamada 115. yedek olarak belirlendiği, başvurucununanılan kursa katılamayacağı yolundaki işleme karşı açtığı davada ise Bölgeİdare Mahkemesince 23.3.2011 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiğive bu karar üzerine idarece davacının 3.10.2011 tarihinde anılan kursa kabuledilerek 12.7.2012 tarihinde bu kursta başarılı olmasıyla komiser yardımcısınasbedildiği, davacının açtığı iptal davasının ise 29.2.2012 tarihinde iptallesonuçlandığı, bu iptal kararı üzerine idarece yeni bir sıralama yapıldığı veyapılan üçüncü sıralamada da asıl kontenjana giremediği anlaşılarak, idarece18.9.2012 tarihli işlemle tenzili rütbe ile komiser yardımcılığı rütbesi gerialınarak polis memuru statüsüne indirildiği, bu işlemden sonra anılan idaremahkemesi kararının 25.4.2013 tarihinde Danıştay’ca onandığı, davacının tenzilirütbe işlemine karşı açtığı davada ilgili İdare Mahkemesince 1.2.2013 tarihindeiptal kararı verildiği, bu karar uyarınca 15.4.2013 tarihli idari işlemlebaşvurucunun yeniden komiser yardımcılığı rütbesine terfi ettirilerekatamasının yapıldığı, anılan iptal kararının 9.4.2014 tarihinde Danıştay’cabozulması üzerine bu karara uyan İdare Mahkemesince 30.9.2014 tarihinde davanınreddine karar verildiği ve idarenin 9.9.2014 tarihli işlemi ile başvurucuhakkında ikinci kez tenzili rütbe yapılarak polis memuru statüsüne indirildiği,Danıştay’ın İdare Mahkemesinin verdiği red kararını 14.3.2016 tarihinde onadığıve karar düzeltme istemini de 14.2.2016 tarihinde reddettiği anlaşılmaktadır.
2. Başvurucunun komiser yardımcılığı kursuna katılması bir yargıkararına(yürütmenin durdurulması kararına) dayanmakta; dokuz aylık bu kurstabaşarılı olması ise tamamen kendi çabasına dayalı bulunmaktadır. Başvurucununkomiser yardımcısı statüsüne atandıktan sonra, sınav sorularının hatalı olduğugerekçesiyle verilen idari yargı kararları sonunda yapılan sıralamada öngörülenkontenjana giremeyerek yine yedek listede kalması olgusu ise tamamenbaşvurucunun dışında olup; yargı kararı uyarınca kabul edildiği kursta başarılıolarak komiser yardımcılığı statüsüne atanması, başvurucu yönünden en azındanbir “kazanılmış müesses durum” teşkil etmiştir. Başvurucunun tenzili rütbeişlemine karşı açtığı davada verilen iptal kararı üzerine ikinci kez komiseryardımcılığı statüsüne getirilmesi de yine bir yargı kararına dayalıdır. Gerekadli yargıda gerek idari yargıda yargı kararlarının “yarışması” sözkonusuolamaz. Bu ilkenin yansıması olarak da yargı kararlarından bazılarına itibaredilmesi (üstünlük tanıması), bazılarına itibar edilmemesi diye bir şeydenbahsedilemez. Kamu görevlilerin yargı kararına dayalı olarak edindikleripozisyon ve statüler de bir başka yargı kararı esas alınarak geri alınamaz.Başvurunun somutunda bu ilke temelden çiğnenmiş, başvurucunun yargıkararlarıyla kabul edildiği kurstaki şahsi başarısıyla mezun oluşuna hiç hukukideğer verilmeyip, adeta tüm gelişmelerin müsebbibi gibi değerlendirilerek vesadece aleyhine sonuç doğuran kararlar esas alınarak başvuru konusu sonuçmeydana getirilmiştir. Çoğunluk kararının gerekçesinde yer verilen DanıştayİDDK ve Daire kararları da başvurucunun bu konudaki hukuki haklılığını ortayakoyucu mahiyettedir.
3. Başvurucunun başvuru formuna eklediği ve kendisiyle aynıkonumda olan (yargı kararına dayalı olarak kursa katılıp komiser yardımcısıolan, ancak akabinde rütbeleri geri alınanlar) kişilerle ilgili olarak Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 3.6.2015 tarihli iki kararınincelenmesinde de “… Yargı kararının uygulanması amacıyla davacının komiseryardımcılığı kursuna kabul edilerek anılan kadroya atamasının yapılması, busuretle kazandığı komiser yardımcısı unvanının korunması bakımından önemtaşımaktadır. Bu durumda, davacının yargı kararının uygulanması sonucunda birhak elde ederek komiser yardımcı kadrosuna atanmış olması karşısında, davakonusu işlemlerin iptali yolunda verilen mahkeme kararında sonucu itibariylehukuka aykırılık görülmemiştir…” gerekçesine dayalı olarak bu kişilerin lehinenihai karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Danıştay ilgili Dairesindesonuçlanan davaların kişilerin aleyhinde, Danıştay İdari Dava DaireleriKurulunda (İDDK) sonuçlanan davaların ise kişilerin lehinde sonuçlandığı,adaletin tesisinin, ilgili yargı merciine göre bir nevi tesadüfe bağlı olduğugörülmektedir. İlgili idare mahkemesi bozma ilâmına karşı direnmediği içinbaşvurucunun davası ilgili Dairede aleyhine olarak sonuçlanmıştır. Bu Tespit vedurum dahi adil yargılanma halinin ihlâl edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
4. Açıklanan nedenlerle; başvurucunun hakkaniyete uygunyargılanma hakkının, dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlâl edildiğikanaatine vardığımızdan, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyoruz.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Selahaddin MENTEŞ