TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RASİM BABATÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/15356)
Karar Tarihi: 10/10/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Abdullah UÇAR
Başvurucu
:
Rasim BABATÜRK
Vekili
:
Av. Selin KURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Kamu makamları, soruşturma mercileri veyargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasındaTürkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 51; Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşıcamilerde sela okunması talimatı verilmesi üzerine16/7/2016 tarihinde saat 01.50 civarında cami imamı olan müşteki A.H.Y.nin görev yaptığı camide selaokuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -oğlu olan diğer şüpheli ilebirlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve TürkiyeCumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürleriçeren sözler sarf ettiğine ve müştekiyi tehdit ettiğine dair görüntüleriiçeren cep telefonuyla kaydettiği video kaydını sunarak şikâyette bulunmasıüzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafından başlatılansoruşturma kapsamında 19/7/2016 tarihinde gözaltına alınan başvurucu, kolluktarafından alınan ifadesinde suçlamaları kabul etmemiştir.
11. Savcılık 20/7/2016 tarihinde başvurucuyu tehdit, göreviyaptırmamak için direnme, halkı kanunlara uymamaya tahrik, suçu ve suçluyuövmek, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etmesuçlarından tutuklanması istemiyle Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliğine(Hâkimlik) sevk etmiştir.
12. Başvurucunun sorgudaki ifadesi şöyledir:
"Olayla ilgili olarak savunma yapmıştımaynen tekrar ederim.Ben olaysaatinde uyumuştum. Uyandığımda sela verildiğiniduyunca kalktım ve ikinci seladan sonra ne olduğunuanlamak için aşağıya indim. Hocayı gördüğümde sadece cenaze olduğunda,bayramlarda ve cumalarda sela okutulduğunu niye sela okunduğunu sordum. Bana kendisi bundan sonragöreceksiniz hep okunacak, duyacaksınız diyerek kafasını salladı. Ben kendisinekesinlikle belirtilen şekilde tehdit etmedim. Tehdit sözü söylemedim. Beyanlarıkabul etmiyorum. Cd tutanağını kabul etmiyorum.Oradaki ses benim sesim değildir. Daha sonra oğlum hocanın yanına geldi. Benuykusuz olduğum için hocanın yanından ayrıldım. Daha sonraki olaylardan haberimyoktur. "
13. Küçükçekmece 1. Sulh Ceza Hâkimliği 20/7/2016 tarihinde T.C. Hükûmetine karşı silahla isyanatahrik etme ve görevi yaptırmamak için direnmesuçlarından başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin üzerine atılı T.C. Hükümetinekarşı silahla isyana tahrik etme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarınınvasıf ve mahiyeti, üzerine atılı TCK 313/1 maddesindeki suçunCMK100/3 md. sayılı katalogsuçlardan oluşu, dosya kapsamındaki müşteki beyanı, 20/7/2016 tarihli cdinceleme tutanağı dikkate alındığında üzerine atılı suçları işlediği hususundakuvvetli suç şüphesinin varlığına işaret eden somut kanıtlar bulunduğu, üzerineatılı TCK 313. m.addesinde yer alan suçun kanundaöngörülen ceza miktarı dikkate alınarakdiğer adlikontrol hükümlerinin şüpheli üzerinde yeteri hukuki denetim sağlamayacağı vetutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı ... olduğu ... [anlaşılmıştır]".
14. Hâkimlik aynı kararı ile tehdit, halkı kanunlara uymamayatahrik, suçu ve suçluyu övmek suçları bakımından başvurucu hakkında yurt dışına çıkışının yasaklanması şeklindeadli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir.
15. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Küçükçekmece 2.Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihli kararıyla benzer gerekçelerle itirazıreddetmiştir.
16. Savcılık 23/8/2016 tarihinde Cumhurbaşkanı'na hakaret suçubakımından soruşturma usulünün farklı olması gerekçesiyle soruşturma dosyasınıntefrik edilmesine karar vermiştir.
17. Başvurucu 7/6/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Savcılık 24/8/2016 tarihinde başvurucunun TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı isyana tahrik etme, görevi yaptırmamakiçin direnme, kanunlara uymamaya tahrik, suçu ve suçluyu övme, tehdit vehakaret suçlarını işlediğinden bahisle kamu davasının açılması için İstanbulCumhuriyet Başsavcılığına hitaben fezleke düzenlemiştir.
19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24/10/2016 tarihli iddianamesiile başvurucunun görevi yaptırmamak için direnme, silahlı terör örgütüne üyeolma ve hakaret suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynıyer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
20. İddianamede özetle; 15 Temmuz 2016 tarihindegerçekleştirilen darbe teşebbüsünün yaşandığı saatlerde Diyanet İşleriBaşkanlığı tarafından darbe teşebbüsüne karşı camilerde selaokunması talimatı verilmesi üzerine 16/7/2016 tarihinde saat 01.50 civarındacami imamı olan müşteki A.H.Y, görev yaptığı camide selaokuduktan sonra evine döndüğü sırada başvurucunun -oğlu olan diğer şüpheli ilebirlikte- müştekinin yolunu keserek müştekiye, Cumhurbaşkanı'na ve TürkiyeCumhuriyeti devletine yönelik sinkaflı küfürleriçeren sözler sarfettiği ve müştekiyi tehdit ettiğibelirtilmiştir.
21. İddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dairtemel olarak müşteki beyanı ve olaya ilişkin olarak cep telefonuyla kaydettiğises ve görüntü kaydına dayanılmıştır.
22. 20/7/2016 tarihli ses kaydı dinleme ve görüntü izlemetutanağında başvurucunun müştekinin üzerine yürüyerek "...Bu devletiyedirmeyiz biz bu devleti sana yeter yediğiniz... bir daha görmicemseni... yürü lan senin emir aldığın yeri sorarım ben sana ..." şeklindesözler sarf ettiği ayrıca sinkaflı şekilde hakarettebulunduğu tespit edilmiştir.
23. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi 2/11/2016 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/141 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
24. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi 10/1/2017 tarihinde yaptığıbirinci duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu, savunmasındaüzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir. Mahkeme başvurucunun tahliyesine veyurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol altına alınmasına kararvermiştir. Tahliye kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın savunmasının alınmış olması,tutuklamanın bir tedbirden ibaret oluşu, yaşı ve hastalığı birliktedeğerlendirilerek hakkında yurt dışına çıkış yasağı konulmak suretiyletahliyesine ... [karar verildi]."
25. Mahkeme 20/3/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunungörevi yaptırmamak için direnme ve kamu görevlisine karşı görevinden dolayıhakaret suçlarından hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB), silahlı terör örgütüne üye olmamaklabirlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan beraat kararıvermiştir.
26. HAGB kararına karşı başvurucunun itirazı İstanbul 23. AğırCeza Mahkemesinin 13/4/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Beraat kararıyönünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz istemi nedeniyle davaİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. İlgili hukuk için bkz. MetinEvecen (B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35) başvurusuna ilişkinkarar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 10/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını ve tutuklamanın ölçüsüz bir tedbirolduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik yönünden 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeki tazminatyolunun tüketilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Esas yönünden yapılandeğerlendirmede ise tutuklama kararına ve iddianamedeki delillere atıfyapılarak somut olayda suç işlendiğine ilişkin kuvvetli suç şüphesininbulunduğu belirtilmiştir.
B. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
33. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
1.Uygulanabilirlik Yönünden
34. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemekkaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasıkısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülengüvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY bağlantılı suç işlemiş olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
36. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır.Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15.maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Genel İlkeler
37. Genel ilkeler için bkz. MetinEvecen, §§ 47-52.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
38.Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsüyle bağlantılı suçlardan yürütülen bir soruşturma (bkz. § 10)kapsamında T.C. Hükûmetine karşı silahla isyana tahrik etme ve göreviyaptırmamak için direnme suçlarından5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz§ 13). Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanunidayanağı bulunmaktadır.
39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
40. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaisnat edilen suçlamaya ilişkin olarak müşteki beyanına ve 20/7/2016 tarihli CDİnceleme Tutanağı'na değinilerek kuvvetli suçşüphesinin bulunduğu sonucuna varılmıştır (bkz. §13 ).
41. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucununFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işlediğine yönelik müştekibeyanına ve olay anında müşteki tarafından cep telefonuyla kaydedilen ses vegörüntülere ilişkin CD İnceleme Tutanağı'nadayanılmıştır (bkz. § 20).
42. Bu bağlamda müşteki; başvurucunun -oğlu olan diğer şüpheliile birlikte- yolunu keserek kendisine, Cumhurbaşkanı'na ve Türkiye Cumhuriyetidevletine yönelik sinkaflı küfürler içeren sözlersarf ettiğini ve sela okumasını engellemek amacıylakendisini tehdit ettiğini belirterek şikâyette bulunmuş ve olaya ilişkin ceptelefonuyla kaydettiği ses ve görüntü kaydını sunmuştur. Anılan kayıttabaşvurucunun darbe teşebbüsünün yaşandığı Diyanet İşleri Başkanlığınıntalimatıyla -darbeye karşı koymak amacıyla insanları teşvik etmek üzere- sela okuyan din görevlisini tehdit ettiği ve ayrıca sinkaflı sözlerle hakarette bulunduğu görülmektedir (bkz. §22).
43.Buna göre iddianamede ve tutuklama kararında gösterilen delillerin suçişlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz olduğusöylenemez.
44. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
45. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271-272; Selçuk Özdemir,§§ 78-79).
46. Somut olayda darbe teşebbüsünün yaşandığı sırada teşebbüsedestek verdiği ve teşebbüse karşı koyanlara tepki gösterdiği şeklindedeğerlendirilebilecek şekilde ağır sözler kullanarak bir din görevlisine karşı-sela okuması dolaysısıyla- tehditte bulunduğubelirtilen başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunansuçun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına, suça ilişkinkanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına, delillerin toplanmamış olmasınadayanıldığı görülmektedir (bkz. § 13).
47. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Küçükçekmece 1.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
48. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
49. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı soruşturmaların kapsamı veniteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 350).
50. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığıdeğerlendirilmiştir.
51. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığısöylenemeyecektir.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
53. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
VI. HÜKÜM
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA10/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.