TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RAŞİT DÖRTYOL BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/39503)
Karar Tarihi: 3/11/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucu
:
Raşit DÖRTYOL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda protesto eylemineyapılan müdahale neticesinde meydana gelen yaralanmaya ilişkin cezasoruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurucunun adli yardım talebininkabulüne karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucu, 1969 doğumlu olup olay tarihinde KırıkkaleF Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda (İnfaz Kurumu) hükümlüolarak tutulmaktadır.
11. Başvurucunun anlatımına göre İnfaz Kurumundaki bazıuygulamaları protesto etmek amacıyla yaklaşık yedi aydır oturma eylemi yaparken2017 yılı Mart ayı içinde dört kez (3, 6, 10 ve 16 Mart tarihlerinde)kameraların görüntü kaydettiği bir alanda eyleme müdahale eden infazgörevlileri tarafından yere yüzüstü yatırılıp her iki kolu arkaya bükülmeksuretiyle yürümeye zorlanmış, her seferinde zor kullanma seviyesi artırılmış,kol ve omuzlarında kalıcı rahatsızlıklara neden olunmuştur. Ayrıca bu esnadabaşvurucuya hakaret edilmiş ve "Acı çekeceksiniz" şeklindetehditlere maruz kalmıştır.
12. Başvurucu; iki hükümlüyle birlikte 20/3/2017tarihinde, işkence suçunu işledikleri iddiasıyla infaz görevlilerihakkında Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyette bulunmuştur.
13. Savcılık, şikâyetle ilgili olarak İnfaz Kurumundanbilgi istemiştir. İnfaz Kurumunun yazılı cevabı şöyledir:
"Ceza İnfaz KurumlarınınYönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün 22.Maddesinin 8. Fıkrasında 'İnfaz ve koruma başmemuru ile infaz ve koruma memuru,kurumun güvenliğini bozan firara teşebbüs, isyan, rehin alma, saldırı, yasayaveya düzenlemelere dayalı bir emre karşı aktif veya pasif fiziki direnme gibiolaylar ile 5237 sayılı Kanunun 25 inci maddesindeki meşru savunma vezorunluluk hâli ortaya çıktığında kurum en üst amirinin izni ile zorkullanabilir. Acil hâllerde tehlikenin ortadan kaldırılması amacıyla izinalınmaksızın da zor kullanılabilir. Durumu derhâl en üst amire iletir. Zor kullananpersonel gerekenden fazla kuvvet kullanamaz.' hükmünün yer aldığı, adı geçeninkurumun düzenini ve güvenliği bozmaya yönelik eylemde bulunduğu, görevlipersonelin mevzuatta belirtilen şekilde görevini yaptığı anlaşıldığındanhaklarında disiplin soruşturması açılmamıştır."
14. Savcılık, 17/10/2017 tarihinde İnfaz Kurumugörevlileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.Anılan kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
" ... Müştekilerin iddiaları ileilgili kurum görevlilerinin; herhangi bir kusur, ihmal ve suç işlemekasıtlarının bulunmadığı gibi haklarında kamu davası açılması için yeterlişüphe oluşturacak delil de elde edilemediği, yapılan işlemlerin mevzuata uygunolduğu dosya kapsamından anlaşılmakla;
Açıklanan nedenlerle iddialar veşüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına,"
15. Başvurucunun Savcılık kararına itirazı, KırıkkaleSulh Ceza Hâkimliğinin 2/11/2017 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Retgerekçesi, Savcılık kararında isabetsizlik bulunmadığı şeklindedir.
16. İtirazın reddi kararı, başvurucuya 3/11/2017tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 27/11/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Kasten yaralama" kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Kasten başkasının vücuduna acıveren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Kasten yaralama fiilinin kişiüzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafifolması halinde, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veyaadli para cezasına hükmolunur.
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğunüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
...
İşlenmesi hâlinde, şikayet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır."
19. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun "Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısınıngörevi" kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, ihbar veyabaşka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğreniröğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işingerçeğini araştırmaya başlar."
B. UluslararasıHukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışıya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibien zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yleyasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahihiçbir istisnaya yer vermediğini içtihatlarında hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119).
22. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muameleolduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşmasıbeklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; ErdoğanYağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD],B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).
23. AİHM'e göre ceza infaz kurumundaki bir kişi üzerindefiziksel güce başvurulması -bu kişinin kendi eylemi kesinlikle gereklikılmadığı sürece- insan onuruna zarar verir ve prensip olarak Sözleşme'nin 3.maddesini ihlal eder (Satık ve diğerleri/Türkiye, B. No:31866/96, 10/10/2000, § 54).
24. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir vemakul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlikiçin minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız ve kamu denetimineaçık olmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 3/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
26. Başvurucu, infaz görevlileri tarafındandarbedilmesine rağmen buna ilişkin olarak açılan soruşturmanın etkiliyürütülmediğini iddia etmiştir. Bu kapsamda sorumlu infaz görevlilerinin isimlerinibildirerek olayları ayrıntılarıyla anlattığını, buna karşın Adli Tıp Kurumasevk edilerek hakkında sağlık raporu alınmadığını, tanık ifadelerinebaşvurulmadığını, ayrıca kamera görüntüleri ve diğer delillerin toplanmadığınıbelirten başvurucu kötü muamele yasağı ile adil yargılanma ve etkili başvuruhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Bakanlık; başvurucunun olaydan kısa süre sonra birhekimle görüştüğünün ve herhangi bir şikayette bulunmadığının tespiti, ayrıcaİnfaz Kurumunun ve Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğününgöndermiş olduğu bilgiler neticesinde başvurucunun iddialarına ilişkin olaraksuçlanan personelin mevzuata dayanarak görevlerini icra ettiğinin belirlenmesineticesinde, başvurucunun iddialarının savunulabilir argümanlar içermediğini,iddialarını uygun şekilde delillendiremediğini ve argümanların gerçekleriyansıtmadığını, ayrıca başvurucunun üzerine düşen özen yükümlülüğünü de yerinegetirmeyerek kamu makamlarına geç şikayette bulunduğunu bildirmiştir.
28. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuruformunda dile getirdiği hususları yinelemiş, ayrıca iddialarının savunulabilirolmadığı ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı görüşünü kabul etmemiştir.
B. Değerlendirme
29. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz.”
30. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukukinitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun iddiaları kötü muamele yasağıkapsamında değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genelİlkeler
33. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün usule ilişkin bir boyutubulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, her türlü fiziksel veruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsacezalandırılmasını sağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmekdurumundadır. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırılarıönleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve karıştıklarıolaylarda kamu görevlilerinin ya da kurumlarının kendi sorumlulukları altındameydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir vediğerleri, § 110).
34. Buna göre bireyin bir devlet görevlisi tarafındanhukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde birmuameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir iddiasının bulunmasıhâlinde Anayasa’nın 17. maddesi -“Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesindeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında-etkili resmî bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma,sorumluların belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişliolmalıdır. Bu mümkün olmazsa bu madde sahip olduğu öneme rağmen pratikteetkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilîdokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarınıistismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, § 25).
35. Ancak etkili bir soruşturmanın başlatılabilmesi içinöncelikle kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerekir. Bunitelikteki bir kanıt yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksiispat edilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu uygun koşullarıntespiti hâlinde etkili bir soruşturma yükümlülüğün gerekliliğindenbahsedilebilir (C.D., B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).
36. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız birşekilde hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olayve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak ya dakararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114). Bu bağlamdasoruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olaraközenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 116).
37. Devletin pozitif yükümlülüğü kapsamında bazen tekbaşına soruşturma yapılmamış olması veya yeterli soruşturma yapılmamış olmasıda kötü muamele teşkil edebilmektedir. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsunyetkililer, resmî şikâyet yapılır yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyetyapılmadığında bile işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli, kesinbelirtiler olduğunda soruşturma açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamdasoruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız biçimde, kamu denetimine tabi olaraközenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün olarak etkili olması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 116).
38. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada eldeedilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahaleninAnayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olupolmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).
39. AİHM kararlarında, bir kişinin sağlıklı hâldeykengözaltına alındığı ancak salıverildiği zaman vücudunda yaralanma tespitedildiği durumlarda söz konusu yaralanmanın nasıl oluştuğu hususunda makul biraçıklama getirme ve mağdurun bu yöndeki iddialarını şüphede bırakacak kanıtlarısunma yükümlülüğünün devlete ait olduğu, özellikle ilgili iddiaların doktorraporları ile doğrulandığı hâllerde Sözleşme'nin 3. maddesi anlamında açıksorunların ortaya çıkacağı ifade edilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, §94).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Hükümlü olan başvurucu, yapılan oturma eylemine infazgörevlilerince aşırı güç kullanılarak müdahale edildiğini belirterek Savcılığasunduğu dilekçeyle kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmiştir.
41. Bir devlet görevlisi tarafından hukuki sınırlarınaşılarak Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabitutulduğuna ilişkin bir iddianın soruşturma makamına iletilmesi durumundaetkili soruşturma yükümlülüğünün başlaması için öncelikle gerekli olan husus,söz konusu iddianın savunulabilir olmasıdır. İddianın savunulabilir olması,açık ve olgulara ilişkin ayrıntı içermesinin yanında ancak makul kanıtlarladesteklenmesiyle mümkündür. Böylesine bir iddianın varlığı hâlinde olayınaydınlatılarak sorumluların belirlenmesini ve gerekirse cezalandırılmasınısağlamaya elverişli, etkili bir soruşturma yapılması gerekmektedir.
42. Başvurucu, isimlerini şikâyet dilekçesinde bildirdiğiinfaz görevlilerince yaralandığını iddia etmiş; ayrıca eylemlerin oluş şeklinive tarihlerini de açıklayarak şikâyetini detaylandırmıştır. Bu durumdabaşvurucunun iddiası makul delillerle desteklenmesi hâlinde savunulabilirolarak değerlendirilebilecektir.
43. Devlet gözetimi altında hükümlü olarak tutulanbaşvurucunun delil sunma olanağı oldukça sınırlı olduğundan toplanmasını talepettiği delillerden olayı aydınlatabileceği değerlendirilenlerin soruşturmamakamlarınca toplanması etkili soruşturma yükümlülüğünün bir parçasıdır.
44. Ceza infaz kurumlarında tutulan kişilerin şikâyetçiolması hâlinde kötü muameleye maruz kalıp kalmadığının tespiti amacıyla alınansağlık raporları, değerlendirmeye esas oluşturacak en önemli kanıtlardan biriolmakla birlikte devletin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındakiyükümlülüğüne aykırı davranmadığını ispatlayabileceği nitelikte bir belgedir.Üçüncü kişi konumunda bulunan doktorlar tarafından -iddia ve savunmadanbağımsız bir şekilde- gözleme dayalı bulguların tespit edilmesi suretiyleolaydan hemen sonra hazırlanan raporlar, maddi gerçeğe ulaşmayı sağlayan enönemli araçtır (benzer yöndeki karar için bkz. Salih Şahin, B. No:2016/13964, 28/1/2020, § 85).
45. Bu kapsamda başvurucu, yaralanmasının tespitiamacıyla hakkında sağlık raporu alınmasını talep etmiştir. Savcılıkça bu yöndebir işlem yapılmamıştır. İlk aşamada başvurucunun iddiasının savunulabilir olupolmadığının değerlendirilmesinde, sonraki aşamada ise olayı aydınlatmabakımından en önemli delillerden biri olan sağlık raporunun Savcılıkça teminedilmemiş olması başvurucuya atfedilecek bir kusur olmadığından etkilisoruşturma yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır. Dolayısıyla somut olaydaayrıntılı bir şikâyet dilekçesi sunan ve birtakım delillerin toplanmasını talepeden başvurucunun iddiasının savunulabilir olmadığı sonucuna ulaşmak mümkünolmadığından etkili soruşturma yapılması beklentisinin meşru olduğudeğerlendirilmiştir.
46. Savcılık, başvurucunun şikâyeti üzerine sadece İnfazKurumundan olaya ilişkin olarak bilgi istemiş; İnfaz Kurumunca infazgörevlilerinin kurum düzeni ve güvenliğini sağlamak amacıyla görevleriniyaptıkları gerekçesiyle haklarında disiplin soruşturması açılmadığınınbildirilmesi üzerine başkaca bir araştırma yapmaya gerek duymaksızın kovuşturmayapılmamasına karar vermiştir.
47. Diğer bir ifadeyle başvurucunun şikâyeti üzerineSavcılıkça soruşturma başlatılmışsa da başvurucunun şikâyet ve delillerinintespitine yönelik ayrıntılı ifadesi alınarak soruşturmaya katılımı sağlanmamış,talep edilmesine rağmen kamera görüntüleri ve diğer deliller toplanmamış, tanıkdinlenilmemiş, şüpheli infaz görevlilerinin kimlikleri dahi tespitedilmemiştir. Buna karşın soruşturma sonunda, yapılan işlemlerin hukukauygun olduğuna karar verilmiştir. Kararda, işlemlerin ne olduğu ve hangisebeple hukuka uygun olduğuna yer verilmemiş; iddia infaz görevlilerininkasıtlı eylemlerine dayanmasına rağmen bu hususa ilişkin bir açıklamayapılmamıştır.
48. Tüm bu eksiklikler birlikte değerlendirildiğindesoruşturmanın kötü muamele iddialarının gerektirdiği derinlikte yürütülmediğianlaşılmaktadır. Sonuç olarak başvurucuya karşı kötü muamele oluşturduğu iddiaedilen eylemlere yönelik olayın aydınlatılması amacıyla etkili bir cezasoruşturması yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının usul boyutununihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
50. Yukarıda belirtilen tespitler doğrultusundasoruşturmadaki eksiklikler nedeniyle başvurucunun şikâyetine konu ettiği güçkullanımı veya sözlü şiddetin gerçekleşme koşulları bağlamındaki iddia dışındaveri bulunmadığı, dolayısıyla bu aşamada olguların gerçekliği konusunda kanaatoluşmadığından kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıyla bir incelemeyapılmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.
51. Başvurucu ayrıca protesto (oturma) eylemlerineyönelik caydırma amacıyla İnfaz Kurumunca yapılan müdahalenin ifade özgürlüğünüihlal edildiğini ileri sürmüşse de yapıldığı iddia edilen müdahaleye ilişkinolarak başvuru ve soruşturma dosyasında veri bulunmadığı dikkate alınarak buiddiaların bu aşamada incelenemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilirveya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
53. Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden soruşturmayapılması ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur.
54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
56. Başvuruda, infaz görevlileri tarafından orantısız güçkullanılmasına yönelik etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Kötü muamele yasağının usul boyutuna yönelik ihlalin CumhuriyetBaşsavcılığının işlemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır.
57. Bu durumda kötü muamele yasağının usul boyutunayönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturmayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma, ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılmasıgereken iş yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden soruşturma yapılmak üzere Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
58. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasınınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele yasağının usuleilişkin boyutunun ihlalinin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmak üzere Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun maddi tazminat talebinin REDDİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.