TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
R.Ç. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/6238)
Karar Tarihi: 25/2/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
R.Ç.
Vekili
:
Av. Cafer KOLUMAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, işe iade davasında dava açma süresinin hatalıtespit edilmesi üzerine davanın reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 1/3/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, Bağlar Kaymakamlığına bağlı Bağlar SosyalYardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Başkanlığında sosyal yardım ve incelemepersoneli olarak belirsiz süreli iş sözleşmesiyle 17/5/2012 tarihinde çalışmayabaşlamıştır.
10. Başvurucunun iş sözleşmesi, başvurucunun 23/7/2016tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 Sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 2.maddesinin 1. fıkrasında millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilenFetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) aidiyeti,iltisakı ve bu örgütle irtibatı olduğu kanaatiyle 15/8/2016 tarihinde MütevelliHeyeti kararıyla feshedilmiştir.
11. Başvurucu, iş sözleşmesinin geçerli bir nedenolmaksızın feshedildiğini iddia ederek feshin geçersizliğinin tespiti ile işeiadesine karar verilmesi talebiyle 16/9/2016 tarihinde Diyarbakır 1. İşMahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
12. Mahkemenin 16/1/2017 tarihli kararında; işsözleşmesinin Mütevelli Heyeti kararı ile başvurucunun FETÖ/PDY'ye aidiyeti,iltisakı veya bu örgütle irtibatı olduğu gerekçesiyle 667 sayılı KHK uyarıncafeshedildiği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
13. Başvurucu, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. HukukDairesine (Bölge Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Mahkemesi21/5/2017 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Karargerekçesinde; başvurucunun iş sözleşmesinin 667 sayılı KHK'nın 4. maddesikapsamında feshedildiği, söz konusu KHK uyarınca başvurucunun bir daha kamuhizmetinde doğrudan veya dolaylı olarak istihdam edilemeyeceği, feshingeçerlilik denetiminin yapılamayacağı ve Kaymakamlık açısından husumetşartlarının oluşmadığı ifade edilmiştir. Kararda, davanın esasına girilmeksizinbu gerekçelerle reddedilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine kararverilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.
14. Başvurucunun temyiz talebi üzerine Yargıtay 22. HukukDairesi (Daire) 25/9/2017 tarihli kararında başvurucunun sözleşmesinin15/8/2016 tarihinde feshedildiği konusunda ihtilaf bulunmadığını, feshin aynıgün öğrenildiğinin başvurucunun kabulünde olduğunu açıklamıştır. Daire; davanınbir aylık hak düşürücü sürenin son günü olan 15/9/2016 tarihine kadar açılmasıgerekirken bir aylık dava açma süresi geçtikten sonra 16/9/2016 tarihindeaçıldığı gerekçesiyle temyize konu kararın hatalı olduğuna, kararın bozularakortadan kaldırılması ile davanın reddine kesin olarak karar vermiştir.
15. Nihai karar başvurucuya 21/2/2018 tarihinde tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 1/3/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgiliMevzuat
17. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.maddesinin 12/10/2017 tarihli ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile yapılandeğişiklikten önceki halinin ilgili kısmı şöyledir:
"İş sözleşmesi feshedilen işçi,fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli birsebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren biray içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlıkaynı sürede özel hakeme götürülür.
..."
18. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı mülga İş MahkemeleriKanunu’nun 15. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunda sarahat bulunmıyanhallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır."
19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 118. maddesi şöyledir:
"(1) Dava, dava dilekçesininkaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadarörnek eklenir.
(2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkinusul ve esaslar yönetmelikte belirlenir."
20. 6100 sayılı Kanun’un 93. maddesi şöyledir:
"(1) Resmî tatil günleri, süreyedâhildir. Sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde, süretatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biter."
2. YargıtayKararları
21. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2/11/2017 tarihli veE.2016/27441, K.2017/17328 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... 6100 sayılı HMK'nun 90. ve devamımaddelerinde sürelerin belirlenmesi, başlaması ve bitimi hususlarıdüzenlenmiştir. Kanun koyucu tarafından işe iade davasının açılabilmesi içinöngörülen hak düşürücü süre ay olarak belirlenmiştir. HMK'nun 92. maddesinde ayolarak belirlenmiş sürelerde, son aya karşılık gelen günün tatil saatindesürenin biteceği açıkça ifade edilmiştir. Buna göre, iş sözleşmesinin27.01.2016 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında, 1 aylık hak düşürücü süre27.02.2016 tarihi mesai saati bitiminde sona erecektir. Bu tarihte yani27.02.2016 tarihi de (cumartesi günü) resmi tatil gününe denk geldiğinden,HMK’nun 93. maddesi uyarınca eldeki işe iade davasının süresinde açıldığıaçıkça ortadadır. Mahkemece davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile davanınreddine karar verilmesi hatalıdır.
..."
22. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 14/3/2016 tarihli veE.2015/41083, K.2016/6152 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Öncelikle mahkemenin süreyönünden değerlendirmesi hatalıdır. Dava 21.10.2013 tarihinde açılmış olupfesih bildirimi ise 18.09.2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Yani 1 aylık davaaçma süresi 18.09.2013 tarihinde başlamış olup sürenin son günü de 18.10.2013günü mesai bitimidir. Sürenin son günü olan 18.10.2013 tarihi resmi tatil günüolan Kurban Bayramının 4.günüdür. Aynı zamanda Cuma gününe denk gelmiş oluptakip eden günler ( Cumartesi-Pazar) hafta sonu olup mesai günü değildir.Dolayısıyla resmi tatil günü ve hafta sonunun takiben ilk mesai günü 21.10.2013Pazartesi günüdür. Böylece 21.10.2013 tarihinde açılan işe iade davasısüresindedir.
..."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... birmahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hakkın kurucu unsurlarındanbirinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu belirtmiştir (Golder/BirleşikKrallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 36). Mahkemeye erişim hakkı,Sözleşme'nin 6. maddesinde yerini bulan güvencelerin doğal bir parçası olup (LawyerPartners A.S./Slovakya, B. No: 54252/07, 16/6/2009, § 52) bu kapsamda (1)numaralı fıkra, herkesin kişisel hakları ve yükümlülükleriyle ilgili her türlüiddiasını bir mahkeme veya bir yargı yeri önüne çıkarma hakkını güvence altınaalır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
25. Mahkemeye erişim hakkı, niteliği gereği devlettarafından düzenleme yapılmayı gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıpsınırlamalara tabidir. AİHM'e göre bu hak, Sözleşme'nin tanımlamaksızın kabul ettiğibir hak olduğundan bir hakkın kapsamını belirleyen (çerçevesini çizen)sınırlardan başka sınırlamalara da tabi olabilir. Ancak hiçbir durumda busınırlamalar hakkın özünü zedelememelidir (Golder/Birleşik Krallık, §38).
26. Ayrıca bu sınırlama, meşru bir amaç izlemeli vekullanılan araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul birorantılılık ilişkisi bulunmalıdır, aksi takdirde bu sınırlama 6. maddenin (1)numaralı fıkrasıyla bağdaşmaz (Ashingdane/Birleşik Krallık, B.No: 8225/78,28/5/1985, § 57).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 25/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununiddiaları ve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu, dava açma süresi olan bir aylık hakdüşürücü sürenin son günü olan 15/9/2016 tarihinin resmî tatil günü olan KurbanBayramı'na denk gelmesi sebebiyle davanın 16/9/2016 tarihinde açıldığını,davanın süresinde açılmasına rağmen süresinde açılmadığı gerekçesiylereddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık; mahkemeye erişim hakkınınsınırlandırılabilen bir hak olduğunu, başvurucu hakkındaki tedbirlerinolağanüstü hâl (OHAL) döneminde alınması nedeniyle yapılacak incelemedeAnayasa'nın 15. maddesinin de dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
32. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayan AİHM, Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.,B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
33. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (AYM, E.2013/40,K.2013/139, 28/11/2013).
34. Somut olayda davanın süre aşımından reddedilmesinedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik bir müdahaleninbulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
36. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu nedenle öncelikle başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığınınincelenmesi gerekir.
37. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60).
38. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklîmanada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye BüyükMillet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanunadı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlükleremüdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılandüzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartınabağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmününbulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (AliHıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
39. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasınında bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği ölçüde hukuki belirliliktaşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulununsağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalıolması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilirkuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44). Kanunilik unsuru yönünden değerlendirmeyapılırken derece mahkemelerince müdahaleye imkân tanıyan kanun hükümlerininyorumu ve bu hükümlerin olaya uygulanması bariz takdir hatası ya da açıkkeyfîlik içermediği sürece bu alanda bir inceleme yapılması bireysel başvurununamacıyla bağdaşmaz. Ancak derece mahkemelerinin müdahaleye imkân tanıyan kanunhükmünü açık bir biçimde hatalı yorumladıkları ve uyguladıklarının tespitihâlinde müdahalenin kanunilik temelinden yoksun olduğu sonucuna ulaşılabilir (RamazanAtay, B. No: 2017/26048, 29/1/2020, § 29).
40. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinde, iş sözleşmesifeshedilen işçinin fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilensebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin tebliğitarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabileceği belirtilmiştir.
41. 6100 sayılı Kanun'un 92. maddesinin (2) numaralıfıkrasında; süre hafta, ay, yıl olarak belirtilmiş ise başladığı güne sonhafta, ay veya yıl içinde karşılık gelen günün tatil saatinde biteceği, 93.maddesinde de sürenin son gününün resmî tatil gününe rastlaması hâlinde,sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saati sonunda biteceğidüzenlenmiştir.
42. Başvurucu işe iade talebiyle açtığı davada BölgeMahkemesi tarafından verilen esastan ret kararını temyiz etmiştir. Daire25/9/2017 tarihli ilamında belirtilen "...davanın 1 aylık hak düşürücüsürenin son günü olan 15/09/2016 tarihine kadar açılması gerekirken bir aylıkdava açma süresi geçtikten sonra 16/09/2016 tarihinde açıldığı" gerekçesiile davanın esasına girmeden reddine karar vermiştir.
43. Somut olayda başvurucunun fesih bildiriminden işsözleşmesinin feshedildiği 15/8/2016 tarihinde haberdar olduğu tespitedildiğinden bir aylık dava açma süresinin bu tarihten itibaren başlatılmasıgerektiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucu bir aylık hak düşürücüsürenin son günü olan 15/9/2016 tarihinin resmî tatil olan Kurban Bayramı'nınson gününe rastlaması sebebiyle tatili takip eden ilk iş günü olan 16/9/2016tarihinde dava açmıştır. Dairenin, dava açma süresini hesaplarken hak düşürücüsürenin son günü olan 15/9/2016 tarihini iş günü olarak tespit ve kabul ettiğianlaşılmaktadır. Dairenin söz konusu kabulünün sürenin son gününün resmî tatilgününe rastlaması hâlinde, sürenin tatili takip eden ilk iş günü çalışma saatisonunda biteceğini belirten düzenlemeye açıkça aykırı olduğu görülmektedir. Budurumda Dairenin temyiz başvurusunu incelemeksizin reddetmesinin kanunidayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
44. Yukarıda açıklanan gerekçelerle başvurucununAnayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkıkapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. Diğer İhlalİddiaları
1. Başvurucununİddiaları
45. Başvurucu; hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararıolmamasına rağmen ömür boyu kamu görevinden yasaklandığını, terörist gibiyaşamaya mahkûm edildiğini, hakkındaki suçlamaların somut delile dayanmadığını,Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinde işine son verilme nedeni olarak "OHAL/KHK"kaydı düşülmek suretiyle ayrıca fişlendiğini belirterek adil yargılanma,mülkiyet, özel hayata ve aile hayatına saygı hakları ile masumiyet karinesininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
46. Mahkemeye erişim hakkı yönünden verilen ihlal kararınedeniyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiğinden diğer ihlaliddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
48. Başvurucu, ihlalin tespit ile maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuştur.
49. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
52. Başvuruda, temyiz başvurusunun davanın süresindeaçılmadığı gerekçesiyle incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin Daire kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
53. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak amacıyla Yargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmesinisağlamak üzere Diyarbakır 1. İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
54. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer hak ihlal iddialarının İNCELENMESİNE GEREKOLMADIĞINA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmakamacıyla Yargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmesini sağlamak üzere Diyarbakır1. İş Mahkemesine (E.2016/1338, K.2017/13) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 25/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.