TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RIDA BOUDRAA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9673)
Karar Tarihi: 21/1/2015
R.G. Tarih- Sayı: 16/6/2015-29388
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Esat Caner YILMAZOĞLU
Başvurucu
:
Rıda BOUDRAA
Vekili
:
Av. Abdulhalim YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, sığınmacı statüsü verilmesi için BirleşmişMilletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) yaptığı başvurunun sonucubeklenmeksizin, pasaportu bulunmadığı gerekçesi ile sınır dışı edilmesineilişkin işlem nedeniyle iade edileceği ülkesinde yaşam hakkının ihlal edilme veişkence ve kötü muameleye tabi tutulma riski bulunduğunu, sınır dışı edilmeküzere 68 gün boyunca Yalova Yabancılar Şube Müdürlüğünde tutularaközgürlüğünden yoksun bırakıldığını, anılan süreçteki idari gözetim koşullarınınkötü olduğunu iddia ederek Anayasa’nın 17., 19., 20., 40. ve 41. maddelerininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 27/12/2013 tarihinde Bakırköy 6. Asliye CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/12/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm tarafından, başvurucunun yaşamına ya damaddi veya manevi bütünlüğüne yönelik bir tehlike olduğu iddiasının ciddibulunması nedeniyle Bölüm, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin(5) numaralı fıkrası ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün73. maddesi gereğince tedbir talebinin kabulüne, Mahkemece yeniden bir kararverilinceye kadar başvurucunun Cezayir’e sınır dışı edilmesine ilişkin idariişlemin uygulanmamasına, ara karar gereğinin ivedi olarak ifası için İçişleriBakanlığına bildirilmesine 30/12/2013 tarihinde oy çokluğu ile karar vermiştir.
5. Bölüm tarafından 20/1/2014 tarihinde başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 21/6/2014 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 18/7/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesinesunulan görüş başvurucuya 29/7/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu AdaletBakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içerisinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığı görüşündeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Cezayir vatandaşı olup 2001-2003 yıllarıarasında kaçak olarak Türkiye’de yaşamış, 2003 yılında pasaportsuz seyahatettiği gerekçesi ile yakalanarak ülkesi Cezayir’e sınır dışı edilmiştir.
9. Başvurucu 2010 yılında Tunus’ta başlayan ve kamuoyunca “Arap Baharı” olarak isimlendirilengelişmeler sırasında ülkesi Cezayir’de kurulan siyasi nitelikteki “Reshad Hareketi” (Rachad Movement)isimli oluşuma katılmış, yapılan bir barışçıl protesto eylemine liderlik ettiğigerekçesi ile polis tarafından gözaltına alınmış ve kendi beyanına göre gözaltısırasında gördüğü işkence sonrasında ayağı kırılmıştır.
10. Anılan gösterilerin sona ermesinin ardından sık sıkhakkında ceza soruşturmaları açılan başvurucu siyasi nedenlerle tekrarhapsedileceği endişesiyle ülkesini terk ederek Suriye’ye gitmiş, anılan dönemdebu ülkede yaşanan iç kargaşa sebebiyle pasaport ve resmibelgelerini alamadan Hatay ili, Cilvegözü sınırkapısından pasaportsuz olarak Türkiye’ye giriş yapmıştır.
11. Başvurucu, Türkiye’ye daha önce yasal yollarla girişyapan eşi ve çocuklarının bulunduğu Yalova iline giderek ailesiyle birlikte builde yaşamaya başlamış, yaşadıkları konutta, komşusunun gürültü yaptıkları şikayeti üzerine yapılan kontrol esnasında pasaportubulunmadığı gerekçesi ile 3/11/2013 tarihinde gözaltına alınarak Yalova EmniyetMüdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğünde idari gözetim altına alınmıştır.
12. Başvurucu, polise verdiği ifadesinde siyasi nedenlerleönce Suriye’ye ve bu ülkede yaşanan kargaşa nedeniyle pasaportunu ve diğer resmi belgelerini yanına alma imkânı bulamadan pasaportsuzolarak Türkiye’ye geldiğini belirterek sığınma talebinde bulunmuştur. İdarecebaşvurucu hakkında sığınma talep formu doldurularak ekli belgeler ile birliktekarar verilmek üzere İçişleri Bakanlığına gönderilmiştir.
13. İçişleri Bakanlığı tarafından dosya üzerinde gereklideğerlendirme yapılarak sığınma başvurusunun reddedildiğine ilişkin karar6/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilerek 72 saat içerisinde bu kararaitiraz edilebileceği bildirilmiştir.
14. Başvurucu, sığınma talebinin reddine ilişkin karara usulve esasa ilişkin nedenlerle, ayrıca itiraz süresinin çok kısa olduğunu veavukatı ile görüşerek ek bir itiraz dilekçesi vermek istediğini belirterekitiraz etmiştir.
15. Başvurucunun avukatı, 17/12/2013 tarihinde BMMYK’ya iltica başvurusunda bulunmuştur.
16. Başvurucunun avukatı 23/12/2013 tarihinde BMMYK’ya yapılan iltica başvurusunun örneğini de ekleyerekidareye yeni bir itiraz dilekçesi vermiş, başvurunun sonucunun beklenmesi vebaşvurucunun serbest bırakılmasını talep etmiştir.
17. 25/12/2013 tarihli ve 17:30 saatli cevabi yazı ilesığınma başvurusunun nihai olarak reddedildiği ve Cezayir’e sınır dışıedileceği bildirilmiş, başvurucu bu konudaki tebligat evrakını imzalamaktanimtina etmiştir.
18. Başvurucu 3/11/2013 tarihinde pasaportu olmadığı içingözaltına alınarak Yalova Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğündealıkonulduğunu, 18/11/2013 tarihinde iltica-sığınma mülakat formu dolduraraksığınma talebinde bulunduğunu, İçişleri Bakanlığı tarafından sığınmabaşvurusunun reddedilmesine ilişkin kararın 5/12/2013 tarihinde kendisinetebliğ edildiğini, bu karara karşı 72 saat içerisinde itiraz edebileceğininbildirilmesi üzerine 6/12/2013 tarihinde karara itiraz ettiğini, bu aradadurumu avukatına bildirmesi üzerine başvurucu avukatının 17/12/2013 tarihinde BMMYK’ya iltica başvurusunda bulunduğunu, bu durumunbelirtilerek avukatı aracılığıyla 23/12/2013 tarihinde İçişleri Bakanlığı veYalova Emniyet Müdürlüğüne başvurarak sığınma talebinin reddine ilişkin kararaitiraz etmesine rağmen BMMYK’nın kararıbeklenmeksizin başvurusunun 25/12/2013 tarihinde nihai olarak reddedildiğini vesığınma dosyası kapatılarak sınır dışı edilmesine karar verildiğinibelirtmiştir.
19. Başvurucunun avukatı, 27/12/2013 tarihli başvurudilekçesinde “…Yalova Emniyet MüdürlüğüYabancılar Şube Müdürlüğü yetkilileri ile yaptığı görüşme neticesindebaşvuranın pasaportu bulunmadığından 27/12/2013 Cuma günü İstanbul’daki CezayirKonsolosluğuna götürüleceği, Cezayir’e gönderilmesi için seyahat belgesi (travel document) düzenlendiktensonra uçakla ülkesine gönderileceği, açılacak bir davada mahkeme kararıverilmesini veya BMMYK kararını bekleyemeyecekleri, İçişleri Bakanlığından birtalimat gelmediği sürece en kısa sürede şahsı ülkesine göndermek zorundaolduklarının (şahsın pasaportu bulunmadığından istediği –güvenli üçüncü- birülkeye gönderemeyeceklerini) ifade edildiğini” belirtmiştir.
20. Başvurucu, Yalova Emniyet Müdürlüğü Yabancılar ŞubeMüdürlüğünde sınır dışı edilmek üzere bekletilmekte olduğu sırada AnayasaMahkemesine tedbir talepli olarak yaptığı başvuruda, Mahkeme yeniden bir kararverilinceye kadar başvurucunun Cezayir’e sınır dışı edilmesine ilişkin idariişlemin uygulanmamasına 30/12/2013 tarihinde oyçokluğu ile karar vermiştir.
21. Başvurucu vekili tarafından 20/2/2014 tarihinde BakırköyNöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı aracılığı ile Anayasa MahkemesiBaşkanlığına gönderilen dilekçede “YüksekMahkemenin 30/12/2013 tarihli tedbir ara kararına bağlı olarak, Emniyet GenelMüdürlüğü tarafından verilen sığınma talebinin reddi ve sınır dışı edilmesikararının askıya alındığı, başvurucunun 7/1/2014 tarihinde serbest bırakıldığıve yabancılara mahsus ikamet tezkeresi verildiği, başvurucunun salıverildiğisırada, her hafta Cuma günü düzenli olarak Yalova Yabancılar Polisine imzavermesi gerektiği bildirilmesi nedeniyle, düzenli olarak Emniyete imza vermekteolduğu” belirtilmiştir.
22. Başvurucu hakkında sınır dışı edilme işlemi askıyaalınarak yabancılara mahsus ikamet tezkeresi düzenlenerek kendisine verilmiş,bu süreçte 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası KorumaKanunu’nun 125. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca buKanun’un Resmî Gazetede yayımlanmasından bir yıl sonra yürürlüğe gireceğibelirtilen maddeleri ve bu kapsamda “Yabancıveya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışı etme kararına karşı, kararıntebliğinden itibaren on beş gün içinde idare mahkemesine başvurabilir.Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararını veren makama da başvurusunubildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş gün içinde sonuçlandırılır.Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir. Yabancının rızası saklıkalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlindeyargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez” şeklindeki 53. maddesinin (3) numaralı fıkrası 11/4/2014tarihinde yürürlüğe girmiştir.
B. İlgiliHukuk
23. 11/4/2013 tarihli ve 28615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4/4/2013 tarihli ve6458 sayılı Kanun’un aynı Kanun’un 125. maddesi uyarınca 11/4/2014 tarihindeyürürlüğe giren 53. maddesi şöyledir:
“(1) Sınır dışı etme kararı, Genel Müdürlüğün talimatıüzerine veya resen valiliklerce alınır.
(2) Karar,gerekçeleriyle birlikte hakkında sınır dışı etme kararı alınan yabancıya veyayasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir. Hakkında sınır dışı etmekararı alınan yabancı, bir avukat tarafından temsil edilmiyorsa kendisi veyayasal temsilcisi, kararın sonucu, itiraz usulleri ve süreleri hakkındabilgilendirilir.
(3) Yabancı veya yasal temsilcisi ya da avukatı, sınır dışıetme kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde idaremahkemesine başvurabilir. Mahkemeye başvuran kişi, sınır dışı etme kararınıveren makama da başvurusunu bildirir. Mahkemeye yapılan başvurular on beş güniçinde sonuçlandırılır. Mahkemenin bu konuda vermiş olduğu karar kesindir.Yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açma süresi içinde veya yargıyoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışıedilmez.”
24. 6458 sayılı Kanun’un aynı Kanun’un 125. maddesi uyarınca11/4/2014 tarihinde yürürlüğe giren “Gerigönderme merkezleri” başlıklı 58. maddesi birinci fıkrası şöyledir:
“İdari gözetime alınan yabancılar, geri göndermemerkezlerinde tutulurlar.”
25. 6458 sayılı Kanun’un 124. maddesinin (1) numaralı fıkrasıile yürürlükten kaldırılan 5683 sayılı Yabancıların Türkiye’de İkamet veSeyahatleri Hakkında Kanun’un (YİSHK) 17. ve 23. maddeleri şöyledir:
“Madde 17 - Siyasisebeplerle Türkiye'ye sığınan yabancılar ancak İçişleri Bakanlığınca müsaadeolunacak yerlerde ikamet edebilirler.”
“Madde 23- Memleket dışına çıkartılmalarınakarar verilipte pasaport tedarik edemediklerindenveya başka sebeplerden dolayı Türkiye'yi terkedemiyenlerİçişleri Bakanlığının göstereceği yerde oturmağa mecburdurlar.”
26. 13/12/1955 tarihinde imzalanan ve 12/4/1989 tarihli ve3527 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan “Avrupaİkamet Sözleşmesi” nin 3. maddesişöyledir:
“1. Akit Taraflardan birinin, diğer akit ülkesinde yasalolarak ikamet eden uyrukları ancak milli güveliği tehdit ettikleri veya kamudüzenine veya genel ahlaka aykırı davrandıkları takdirde sınır dışıedilebilirler.
2. Akit taraflardan birinin, diğer herhangi bir akit tarafülkesinde yasal olarak iki yıldan fazla bir süredir ikamet etmekte olan uyruğu;milli güvenlik açısından kesin zorunluk yoksa, kendisi hakkındaki sınır dışıkararına karşı itirazda bulunmasına ve bu amaçla yetkili makama veya yetkilimakamca özel olarak belirlenmiş kişi veya kişilere başvurmasına ve bu organlarönünde temsil olunmasına müsaade edilmeksizin sınır dışı edilemez.
3. Akit Taraflardanbirinin, diğer bir Akit Taraf ülkesinde on yıldan fazla bir süredir. İkameteden uyrukları, yalnızca mili güvenlik nedeniyle veya bu maddenin birincibendinde zikredilen diğer nedenlerin, özellikle ciddi bir nitelikte olmasıhallerinde sınır dışı edilebilir.”
27. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklara İlişkinUluslararası Sözleşme’nin 13. maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme'yeTaraf Devletlerden birinin ülkesinde yasal olarak bulunan bir yabancı, buülkeden ancak yasalara uygun olarak verilmiş bir karar uyarınca sınır dışıedilebilir ve ulusal güvenlik bakımından zorunlu nedenler aksinigerektirmedikçe, sınır dışı edilmesine karşı nedenler ileri sürmesine vedurumunun yetkili makamlar ya da yetkili makamlarca özel olarak atanmış kişi yada kişilerce yeniden gözden geçirilmesine ve bu amaçla yetkili merciler önündetemsil edilmesine izin verilecektir.”
28. Avrupa İşkencenin ve İnsanlıkdışıCeza veya Muamelenin Önlenmesi Komitesi Yabancı Uyruklu Kişilerin TutulmaKoşullarına İlişkin Standartlarının ilgili kısımları şöyledir:
“… CPT’ye göre,yabancıların mevzuat uyarınca kişilerin uzun süre boyunca özgürlüklerindenyoksun bırakılmalarının gerekli görüldüğü durumlarda, bu amaca özel olaraktasarlanmış, yasal durumlarına uygun maddi koşullar, uygun bir sistem sunan veuygun niteliklere sahip personelin görev aldığı merkezlerde barındırılmalarıgerekmektedir.
Bu tür merkezlerin yeterli mobilyaya sahip,temiz, tamire ihtiyacı bulunmayan ve içerdiği kişi sayısına yeterli yaşam alanısunacak bir barınma yeri sağlaması gerektiği açıktır. Ayrıca, bir cezaeviortamı izlemini uyandırmayı mümkün olduğunca çok engellemek için binalarıntasarımına ve planına dikkat gösterilmesi gerekmektedir. Sistemsel faaliyetlerise açık havada egzersiz, dinlenme odasına ve radyo/televizyon ilegazete/dergilere erişimin yanı sıra diğer uygun boş zaman değerlendirmefaaliyetlerini (örneğin masa oyunları, masa tenisi) içermelidir. Kişilerintutulduğu süre ne kadar uzun olursa, kendilerine sunulan faaliyetlerin de okadar fazla gelişmiş olması gerekmektedir.
…
79. Düzensiz göçmenlerin tutulma koşulları,özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının niteliğini, sınırlı kısıtlamalar ileve çeşitli etkinlikleri kapsayan sistemiyle yansıtmalıdır. Örneğin, tutulandüzensiz göçmenlerin … tutuklu yerleşkesi içerisindeki hareket serbestilerininmümkün olduğunca az kısıtlanması gerekmektedir.”
29. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 9 Aralık 1988 tarihlive 43/173 sayılı kararıyla kabul edilen Herhangi Bir Biçimde Tutulan veyaHapsedilen Kişilerin Korunması İçin Prensipler’in 1.ve 4. maddeleri şöyledir:
“Madde 1-İnsani tarzda muamele yükümlülüğü
Her hangi bir biçimde tutulan veya hapsedilen bir kimse, insaniyetin ve insanındoğuştan sahip olduğu insanlık onuruna saygının gerektirdiği bir biçimdemuamele görür.”
“Madde 4-Tutmanın ve diğer tedbirlerin yargısaldenetimi
Her türlü tutma veya hapsetme kararı vetutulan veya hapsedilen bir kimsenin insan haklarını herhangi bir biçimde etkileyen bütün tedbirlere yargısal veya diğer birmakam tarafından karar verilir veya bu tedbirler bu makamların etkilidenetimine tabi tutulur.”
30. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği YürütmeKomitesinin “Mültecilerin ve SığınmacılarınAlıkonulması” konulu 44 nolu kararın 1. ve2. fıkrası ile 4. fıkrasının (f) bendi şöyledir:
“Yürütme Komisyonu, Mültecilerin Statüsüne ilişkin 1951Sözleşmesi’nin 31.Maddesi’ni hatırlatarak
...
(f)Mültecilerinve sığınmacıların alıkonma koşullarının insani olması gerektiğini vurgulamıştır. Özellikle, mülteciler vesığınmacılar mümkünse, adi suçlu olarak tutulmakta olan kişilerin yanındatutulmayacak ve fiziksel güvenliklerinin tehlike altında olduğu yerlerdebulundurulmayacaktır.”
31. Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme’nin 33.maddesi şöyledir:
“1. Hiçbir Taraf Devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini,tâbiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıylahayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her neşekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir.
2. Bununla beraber, bulunduğu ülkenin güvenliği içintehlikeli sayılması yolunda ciddi sebepler bulunan veya özellikle ciddi bir adisuçtan dolayı kesinleşmiş bir hükümle mahkum olduğuiçin söz konusu ülkenin halkı açısından bir tehlike oluşturmaya devam eden birmülteci, işbu hükümden yararlanmayı talep edemez.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 21/1/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 27/12/2013 tarihli ve 2013/9673 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu,
i. Sığınmacı statüsü verilmesi için BMMYK’yabaşvurarak yapmış olduğu başvurunun sonucu beklenmeksizin, pasaportubulunmadığı gerekçesi ile sınır dışı edilmesine ilişkin karar nedeniyle iadeedileceği ülkesinde, daha önce “Reshad Hareketi (Rachad Movement)” isimli oluşum bünyesinde protestoeyleminde liderlik ettiği gerekçesi ile polis tarafından gözaltına alındığını,işkence ve kötü muameleye tabi tutulduğunu, hapis yattığını, halihazırdamuhalif siyasi hareket kurucularından olması nedeniyle ülkesi Cezayir’detakibat altında olduğunu, arandığını ve gıyabında ceza yargılamasınınsürdüğünü, sınır dışı edilmesi durumunda hakkında idam cezası verilmesininolası olduğunu, yaşam hakkının ihlal edilme ve işkence ve kötü muameleye tabitutulma riski bulunduğunu, Türk Hükümeti tarafından Cezayir’e zorlagönderilmesi halinde bu durumun Türkiye’nin de taraf olduğu CenevreSözleşmesi’nin 33. maddesinde tanımlanan “zulümtehlikesi altında olduğu yere geri göndermeme (non-refoulment)”ilkesinin ve Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’nin 3. maddesininihlali sonucunu doğuracağını, ayrıca sınır dışı etme işlemine karşı iç hukuktaetkili bir yolun bulunmadığını, eşinin ve çocuklarının Yalova’da yaşıyorolmaları nedeniyle aile bütünlüğünün sona ereceğini ileri sürerek Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 13. ve Anayasa’nın17., 40. ve 41.maddelerinin,
ii. Hakkında herhangi bir yargısal makamın gözaltı emri veyatutuklama kararı olmaksızın 3/11/2013 tarihinde pasaportu olmadığı içingözaltına alınarak Yalova Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube Müdürlüğünde idarigözetim altına alındığını ve 7/1/2014 tarihine kadar burada kaldığını, busırada kamu görevlilerinden hiçbir şekilde kötü muamele veya fiziksel şiddetgörmemesine karşılık havasız, gürültülü, doğrudan gün ışığı almayan, sigaraiçilen bir mekanda tutulduğunu, sağlıklı tedavi hizmetinin sunulamadığını, açıkhavaya çıkartılmadığını, egzersiz imkanı tanınmadığını, kötü fiziksel koşullaramaruz kaldığını, sırf yabancı olması nedeniyle ve pasaportu olmadığı gerekçesiile götürüldüğü Yalova Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube MüdürlüğüNezarethanesinde geçirdiği 68 gün boyunca özgürlüğünün kısıtlandığını, Türkhukukunda yabancı kişilerin idari gerekçelerle özgürlüğünün kısıtlanmasıhalinde bunun yargısal makamlarca gözaltı veya tutuklama sayılmaması nedeniylebir tazminat talep edilmesinin de mümkün olmadığını, “idari gözetim” altında tutulmasına ilişkin yasal birdenetimin söz konusu olmadığını, gözaltında tutulmasının nedenleri hakkındaderhal veya daha sonra bilgi verilmediğini ve belirsiz bir durumda tutulduğunu,gözaltına alınmasının ardından bu karara karşı itiraz edilebilecek bir merciinbulunmadığını belirterek Sözleşme’nin 3., 5., 13., Anayasa’nın 17., 19., 20., maddelerinin,
ihlal edildiğini iddia etmiş vetazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
34. Başvurucu her ne kadar Anayasa’nın 17., 19., 20., 40. ve41. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun hukukitavsifi ile bağlı olmayan Anayasa Mahkemesince değerlendirme Anayasa’nın 17. ve19. maddeleri kapsamında yapılmıştır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Sınır Dışı Etme İşlemine Karşı Etkili Bir Başvuru YoluBulunmadığı, Sınır Dışı Edilmesi Durumunda İşkence ve Kötü Muameleye TabiTutulma Riskinin Bulunduğu ve Sınır Dışı Edilmek Üzere İdari Gözetim AltındaTutulduğu Yerin Maddi Koşullarının Elverişsizliği Nedenleriyle Anayasa’nın 17.Maddesinin İhlal Edildiği İddiaları
35. Başvurucu, sınır dışı edilme işlemine karşı yürütmeyidurdurma talepli olarak açılacak bir davanın yürütmenin durdurulması kararıverilmedikçe sınır dışı etme işlemini otomatik olarak askıya almadığını, kaldıki yürütmeyi durdurma kararı verilinceye kadar işlemin icrasının söz konusuolabileceğini, dolayısıyla etkili bir yolun bulunmadığını ileri sürmüştür.
36. Adalet Bakanlığı, başvuru dilekçesinde ileri sürülen buiddialara karşı başvurucunun bu yöndeki şikâyetinin Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) tarafından Sözleşme’nin 3. maddesi ile 5. maddesinin (4)numaralı fıkraları çerçevesinde incelendiğini belirtmiştir.
37. Başvurucu, başvuru formundaki iddialarını tekrarlamış vebu konuda yeni bir beyanda bulunmamıştır.
38. Bireysel başvuru incelemesinde, bir ihlal iddiasınınAnayasa Mahkemesinin konu bakımından yetki alanına girip girmediğinintespitinde Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı esas alınmaktadır (B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 18). Etkili başvuru hakkı, Anayasa’nın 40. veSözleşme’nin 13. maddelerinde düzenlenmiştir.
39. Başvurucunun, etkili başvuru hakkının ihlal edildiğineyönelik iddialarının, bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında,soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp, mutlaka Anayasa ve Sözleşmekapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak elealınması gerekir. Bir başka ifadeyle etkili başvuru hakkının ihlal edilipedilmediğinin tartışılabilmesi için hangi temel hak ve özgürlüğü konusundaetkili başvuru hakkının kısıtlandığı sorusuna cevap verilmesi gerekmektedir (B.No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).
40. Somut olayda başvurucunun iddialarının özü, sınır dışıedilme işlemine karşı yürütmeyi durdurma talepli olarak açılacak bir davanınyürütmenin durdurulması kararı verilmedikçe sınır dışı etme işlemini otomatikolarak askıya almaması, sınır dışı edilmek üzere idari gözetim altına alındığıyerin fiziki koşullarının kötü olduğu ve ülkesine sınır dışı edilmesi halindeişkence ve kötü muameleye tabi tutulacağına ilişkindir. Başvurucunun buiddialarının Anayasa’nın 17. maddesi çerçevesinde incelenmesi gerekir.
41. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasında herkesin, Anayasa’dagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Sözleşme ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabileceği hükmüne yer verilmiştir.
42. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
44. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup, bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklederece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
45. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilmesininbireysel başvuru konusu işlem ve kararların uygulanmasına herhangi bir etkisiyoktur. Ancak bir işlem ya da kararın uygulanması halinde bireyin anayasalhaklarının ihlali yönünde ciddi bir tehlike ortaya çıkacaksa, 6216 sayılı Kanunile Mahkemeye bu tehlikeyi önlemek amacıyla tedbir kararı verme yetkisitanınmıştır. Bu yönüyle tedbir yetkisi istisnai bir yetki olup, ancak işlem veyakararın uygulanması halinde yaşam hakkına ya da bireyin maddi ve manevibütünlüğüne yönelik gerçek ve ciddi bir risk doğacaksa tedbire başvurulabilir.
46. Diğer taraftan bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucununAnayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliidari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahipolduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir. Anayasa Mahkemesinin başvuru yolları henüz tüketilmeden bir başvuruyukabul edip incelemesi kural olarak mümkün değildir. Ancak başvuru yolununtüketilmesinin başvurucunun hakkına yönelik ihlalin giderilmesi açısındanherhangi bir etkisi yoksa, başka bir deyişle başvurulacak yol etkisizse ya dabaşvuru yolunun tüketilmesinin beklenmesi halinde başvurucunun haklarınayönelik ciddi ve geri dönülmesi imkansız bir tehlikeortaya çıkacaksa anayasal haklara saygı ilkesi Mahkemenin bu başvurularıincelemesini gerektirebilir (B. No: 2013/1243, 16/4/2013, § 24).
47. Başvuru konusu olayda, başvurucu sınır dışı edilmesihalinde Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkınıntehlikeye girme, işkence ve kötü muameleye tabi tutulma riski bulunduğunu ilerisürerek, tedbir kararı verilmesini talep etmiş, Bölüm tarafından tedbir talebinindeğerlendirilmesi sonucu 6458 sayılı Kanun’un 11/4/2014 tarihinde yürürlüğegirecek olması nedeniyle henüz otomatik askıya alma mekanizmasının söz konusuolmadığı dikkate alınarak ve başvurucunun ülkesi Cezayir’e sınır dışı edilmesihalinde bu ülkede yaşamına ya da maddi ve manevi varlığına yönelik riskbulunduğu iddiaları ciddi görüldüğünden, 30/12/2013 tarihinde oy çokluğu iletedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
48. Bölüm tarafından tedbir talebinin kabulüne kararverilmesinin ardından 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesi 11/4/2014 tarihindeyürürlüğe girmiş ve anılan maddenin (3) numaralı fıkrası ile “…yabancının rızası saklı kalmak kaydıyla, dava açmasüresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncayakadar yabancı sınır dışı edilmez…” şeklindeki düzenleme ile otomatikaskıya alma mekanizması harekete geçirilmiştir.
49. Yasa koyucu tarafından 6458 sayılı Kanun’la, idari birişlem olduğu hususunda şüphe bulunmayan sınır dışı etme işleminin tesisedilmesi halinde, dava açma süresi içinde veya yargı yoluna başvurulmasıdurumunda yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancıların sınır dışıedilemeyeceğine ilişkin Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Sözleşme’nin 33.maddesi ile de güvence altına alınmış uluslararası hukuk metinleri ile uyumlubir koruma mekanizması yürürlüğe konulmuştur.
50. Anılan Kanun’un hayata geçtiği 11/4/2014 tarihinden öncede sınır dışı etme işlemine karşı idare mahkemelerine başvurarak yürütmenindurdurulması talebinde bulunulması ve talebin kabulü halinde sınır dışı etmeişleminin en azından yürütmeyi durdurma kararına karşı yapılacak itirazınkabulüne kadar ya da itirazın reddi halinde esas hakkında hüküm verilinceyekadar askıya alınabileceği söylenebilecek ise de burada temel hak ve özgürlüğünkorunmasına yönelik bir mekanizma otomatik olarak hayata geçmemekteydi. Bunakarşılık 11/4/2014 tarihinden sonra sınır dışı etme işlemine karşı dava açmasüresi içerisinde ve yargı yoluna başvurulması durumunda yargılamasonuçlanıncaya kadar yabancıların sınır dışı edilememesi prosedürü temel hak veözgürlüklerin korunması bakımından daha güvenli bir mekanizmayı otomatik olarakhayata geçirmiştir.
51. Kural olarak bireysel başvurunun yapılmasının ardındanbaşvuru konusu ihlali gidermeye yönelik yeni bir hukuki yolun ihdas edilmesi,normal koşullar altında başvuranın bu yeni hukuki yolu tüketmesini gerektirmezise de başvurucunun ihlal iddiasına dayanak teşkil eden şikâyetlerinin dahaetkili başka bir mekanizma ile çözüme kavuşturulması imkânı sağlanmış iseMahkemece buna ilişkin başvuru yollarının tüketilmesi istenilebilir.
52. Tedbir kararının ardından 11/4/2014 tarihinde yürürlüğegiren 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesi uyarınca dava açma süresi içinde veyayargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancınınsınır dışı edilmeyeceğine ilişkin düzenleme ile sınır dışı etme işlemine karşıdaha etkili, hızlı, ön koşul gerektirmeyen ve başvurucunun temel hak veözgürlüklerinin korunmasına daha etkin bir şekilde hizmet edebilecek şekilde veyapısal bir soruna çözüm getirecek nitelikte bir başvuru yolunun iç hukuktakanun koyucu tarafından hayata geçirildiği anlaşılmaktadır.
53. 6458 sayılı Kanun’un 53. maddesi uyarınca dava açmasüresi içinde veya yargı yoluna başvurulması hâlinde yargılama sonuçlanıncayakadar yabancının sınır dışı edilmeyeceğine ilişkin düzenleme ile prensip olaraksınır dışı etme işlemine karşı etkili bir mekanizma kurulduğu anlaşılmaktadır.
54. Kaldı ki başvurucunun tedbir talepli olarak yapmış olduğubireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 30/12/2013 tarihli tedbir arakararı dikkate alınarak başvurucunun 7/1/2014 tarihinde serbest bırakıldığı vekendisine 6/1/2014- 6/7/2014 tarihleri arasında geçerli yabancılara mahsusikamet tezkeresi verildiği, anılan tezkerenin 7. sayfasında “İş bu tezkerenin sahibi ve refakat hanesinde yazılıolanlar kanun ve nizam dairesinde Türkiye’de oturabilirler”ibaresinin bulunduğu ve başvurucunun anılan bu ikamet tezkeresi sayesindeTürkiye’de ikamet etmesine engel bir durumun bulunmadığı, ikamet tezkeresininsüresinin uzatılmaması ya da herhangi bir sebeple geçersiz sayılmasına yönelikbir işleme karşı idari yargıda dava açma imkanı bulunduğu gibi, idarecebaşvurucunun sınır dışı edilmesine ilişkin yeni bir işlemin tesis edilmesidurumunda ise yukarıda (§ 34,35) ayrıntılarına yer verilen süreç izlenerek birkoruma ve otomatik askıya alma mekanizmasının harekete geçirilmesi mümkündür.
55. Bu durumda her ne kadar bireysel başvuruda bulunulmasınınardından ihdas edilmiş ise de başvurucunun temel hak ve özgürlüklerininkorunması için daha etkili, kullanılabilir ve başvurucunun şikâyetlerinigiderme imkânı sunacak şekilde ulaşılabilir, hızlı ve etkin bir çözüm sunan birbaşvuru yolunun kanun koyucu tarafından oluşturulduğu görülmektedir. Diğertaraftan bu yolun temel hak ve özgürlüklerin korunması hususunda etkisizliğinigösterecek bir idari/yargısal pratiğin bulunduğu da söylenemez. Sınır dışı etmeyönünde yeni bir işlem tesis edilmesi ya da fiilen bir sınır dışı etme durumu dasöz konusu olmadığından başvurunun bu kısmının“açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
56. Başvurucu, Türkiye’ye ilk giriş yaptığı 2003 yılındayakalanarak ülkesi Cezayir’e gönderilmesi sonrası bu ülkede bulunan Sirkaci (Serkadj), El- Heraş, El-Belide ve Berhaviyehapishanelerinde ayağının kırılması ile sonuçlanan işkence ve kötü muameleyetabi tutulduğunu, ülkesine sınır dışı edilmesi halinde yeniden işkence ve kötümuamele göreceğini iddia etmiştir.
57. Başvurucu geçmişte ülkesinde gördüğü bu işkencenin ispatedilebilmesi için Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliğinebaşvurmuş, anılan Vakfın yönlendirmesi sonucu İstanbul Tıp Fakültesi Adli TıpAnabilim Dalı tarafından hazırlanan 20/6/2014 tarihli ve 2014.045 R protokolnumaralı raporda “…başvurucunun İnsan eliyleoluşturulmuş tramvaya maruz kaldığı ve Dünya Sağlık Örgütü UluslararasıHastalık Sınıflandırması, ICD 10 kapsamında Y07.3 kodu ile belirtilen işkenceve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele kapsamı içindedeğerlendirilmesi gerektiği” bulgularına yer verilmiştir.
58. Başvurucu tarafından anılan bu rapora dayanılarak sınırdışı edilmesi halinde yeniden işkence göreceği veyakötü muameleye tabi tutulacağı iddia edilmekte ise de halihazırda başvurucunun sınırdışı edilmesine ilişkin bir işlemin bulunmaması ve idarece gelecekte böyle birişlemin yapılması halinde ise yukarıda yer verilen koruma mekanizmasınınharekete geçirilebilecek olması karşısında başvurucunun bu yöndeki şikayetininde “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
59. Diğer taraftan başvurucu sınır dışı edilmek üzere idarigözetim altında tutulduğu Yalova Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şube MüdürlüğüNezarethanesinin havasız, gürültülü, doğrudan gün ışığı almayan, sigara içilen,sağlıklı tedavi hizmeti sunulamayan, açık havaya çıkma imkânı olmayan veegzersiz imkânı tanımayan kötü fiziksel koşullara sahip olması nedeniylesağlığının bozulduğunu ve psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini eskiden varolan astım ve bronşit rahatsızlığının ağırlaştığını ileri sürerek Anayasa’nın17. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
60. Başvurucunun somut olayda olduğu gibi sınır dışı etmeişleminin yürütülmekte olması nedeniyle şekil ve şartları kanunla gösterilenusule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumda bulundurulması mümkündür. Buamaçla idari gözetim altına alınan yabancının tutulduğu yerdeki maddikoşulların Sözleşme’nin 3. ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamına girebilmesiiçin asgari bir eşiğe ulaşmış olması gerekmektedir. Bu asgari eşiğindeğerlendirilmesi ise koşullarla ilgili tüm verilerin, özellikle de muameleninsüresine, fiziksel ya da ruhsal etkilerine ve bazen de mağdurun cinsiyeti, yaşıve sağlık durumuna bağlı olarak değerlendirilmelidir (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Kafkaris/Kıbrıs, B.No: 21906/04, 12/2/2008, § 95).
61. Bir muamelenin ‘insanlıkdışı’ olarak nitelendirilebilmesi için, bunun tasarlanarakuygulanmış olmasının yanında bedensel yaralanma ya da fiziksel veya ruhsalacıya sebebiyet vermesi; diğer taraftan bir muamelenin ‘aşağılayıcı’ olarak nitelendirilebilmesiiçin ise mağdurlarını rencide edecek ve küçültecek ölçüde, onlara, korku,endişe, aşağılanma gibi duyguları hissettirmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Kudła/Polonya, B.No: 30210/96, 26/10/2000, § 92).
62. Bir ceza veya muamelenin, Sözleşme’nin 3. maddesianlamında ‘aşağılayıcı’ olupolmadığını tespit ederken, bunların amacının ilgiliyi rencide etme ve aşağılıkduruma düşürme olup olmadığının ve etkilerine bakıldığında, söz konusutedbirin, Anayasa’nın 17. ve Sözleşme’nin 3. maddesine aykırı şekilde,ilgilinin kişiliğini etkileyip etkilemediğinin araştırılması gerekmektedir. Bununlabirlikte, böyle bir amacın olmaması, kesin olarak, bu hükmün ihlal edilmişolması ihtimalini devre dışı bırakmamakla birlikte, bir ceza veya muamelenin, ‘insanlık dışı’ ya da ‘aşağılayıcı’ olabilmesi için rencideedilme veya ıstırabın, meşru bir muamele ya da cezanın barındırdığı rencideolma duygusu ve ıstırabın ötesine geçmiş olması gerekmektedir (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Ramirez Sanchez/Fransa,B.No. 59450/00, 4/7/2006, § 157).
63. Başvurucu idari gözetim altına alınmasının ardındaneskiden var olan sağlık sorunlarının ağırlaştığını iddia etmekte ise dehastalanması üzerine, başvurucunun hastaneye sevkinin yapılarak gerekli tıbbibakımın yapılmasının sağlandığı ve bu yolla idari gözetim altındaki kişininfiziksel ve ruhsal sağlıklarını koruması gerekliliğine uygun hareket edildiğianlaşılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Mouise/Fransa, B. No: 67263/01, 14/11/2002, §40; Keenan/Birleşik Krallık, B.No: 27229/95, 3/4/2001, § 111).
64. Sonuç olarak mevcut olayın koşulları açısından yapılandeğerlendirme neticesinde, başvurucunun idari gözetim altına alınması nedeniylemaruz kaldığı durumun, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele olaraknitelendirilmesi için gereken asgari ağırlık eşiğine ulaşmadığı kanaatinevarılmış olması nedeniyle, başvurucunun bu yöndeki iddialarının açıkçadayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. İdari Gözetim Altına Alınması ve Buna İtirazEdebileceği Etkili Bir Yolun Bulunmaması Nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 40.Maddelerinin İhlal Edildiği İddiaları
65. Somut olayda başvurucu sınır dışı edilmek üzere YalovaYabancılar Şube Müdürlüğü Nezarethanesinde idari gözetim altında tutulmasınınkanuni bir dayanağının olmadığını ve buna itiraz edebileceği etkili bir yolunbulunmadığını iddia etmiştir. Başvurucunun bu iddialarının Anayasa’nın 19.maddesinin ikinci ve sekizinci fıkraları çerçevesinde incelenmesi gerekir.
66. Başvurucunun Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci vesekizinci fıkralarının ihlal edildiği yönündeki şikâyeti açıkça dayanaktanyoksun olmadığı gibi bu şikâyetler için diğer kabul edilemezlik nedenlerindenherhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkinolarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
67. Başvurucu, idarece sınır dışı edilmek üzere idari gözetimaltına alındığını fakat idari gözetimin sebepleri, süresi, gözden geçirilmesivb. hususlarda herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığını ileri sürmüştür.
68. Adalet Bakanlığı görüşünde, idari gözetim (tutma) tedbiriile ilgili olarak AİHM’ce verilen değişik tarihlikararlara atıfta bulunarak anılan başvuruların Sözleşme’nin 5. maddesinin 1.,2. ve 4. fıkraları kapsamında değerlendirildiğini belirtmiştir.
69. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, eskibeyanlarını tekrar etmiş ve yeni bir beyanda bulunmamıştır.
70. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci, ikinci ve sekizincifıkraları şöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanundaöngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veyatutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
….
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyeti kısıtlanan kişi, kısasürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığıhalinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargımerciine başvurma hakkına sahiptir.”
71. Sözleşme’nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f)bendi ve (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“1. Herkes kişiözgürlüğü ve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında veyasanın öngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksunbırakılamaz:
…
f)Bir kimsenin ülkeye usulüne uygun olmayarakgirmekten alıkonulması veya hakkında sınır dışı etme ya da geri verme işlemininyürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak gözaltına alınması veyatutulması.
…
4. Yakalama veya tutulma yoluyla özgürlüğündenyoksun kılınan herkes, tutulma işleminin yasaya uygunluğu hakkında kısa birsüre içinde karar verilmesi ve eğer tutulma yasaya aykırı ise, serbestbırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.”
72. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesinkişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu, ikinci fıkrasında şekil veşartlarının kanunda gösterilmesi şartıyla kişi özgürlüğü ve güvenliğinin hanginedenlerle sınırlanabileceği belirtilmiştir. Aynı maddenin sekizinci fıkrasındaise “Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir”denilmek suretiyle hürriyetin kısıtlanmasına karşı yetkili bir yargı merciinebaşvurulması hakkına yer verilmiştir. Diğer taraftan Sözleşme’nin 5. maddesininbirinci ve dördüncü fıkralarında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınasahip olduğu belirtilerek bu özgürlüğün kısıtlanması halinde kısıtlamanınhukuka uygunluğunu değerlendirecek ve hukuki değil ise salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkına sahip olduğu düzenlemelerine yerverilmiştir.
73. İdari gözetim altına alma yetkisi Sözleşme’nin 5. veAnayasa’nın 19. maddesi ile kabul edilmiş istisnai bir yetkidir. Buna göreyabancının sınır dışı etme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle şekil veşartları kanunla gösterilen usule uygun olarak yakalanması veya tutulu durumdabulundurulması mümkündür.
74. İdari gözetimin istisnai bir yol olduğu ve kişiyiözgürlüğünden yoksun bırakma sonucunu doğurduğu için, hukuka uygun olması vekeyfi muamele teşkil etmemesi gerekmektedir. Ayrıca bu tedbirin, demokratikhukuk devletinin gerekli ve makul kıldığı ölçüde denetlenebilmesi, koşullarınıngenel kabul görmüş standartlara uygun olması, küçültücü, aşağılayıcı veinsanlık dışı muamele teşkil etmemesi, idari gözetim altında tutulanlara temel usulî hakların ve güvencelerin sağlanması gerekir. AnılanAnayasa ve Sözleşme hükümleri esas olarak, kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasısonucunu doğuracak bazı hallerde bu sınırlamanın şekil ve şartlarının kanunlagösterilmesini isteyerek kişi özgürlüğü açısından daha güvenceli bir hukukidurum yaratmak istemiştir.
75. Somut uyuşmazlık bakımından değerlendirildiğindebaşvurucunun özgürlüğünün belirsiz bir süre ile kısıtlanması sonucunu doğuranidari gözetime ilişkin mevzuatta açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı vebaşvurucu hakkında verilmiş bir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmenözgürlüğünden yoksun bırakıldığı anlaşılmaktadır.
76. Anayasa’nın 16. maddesine göre yabancıların temel hak vehürriyetleri milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir. O haldekişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma sonucunu doğuran idari gözetimin kanun iledüzenlenmesi; kanun ile getirilen usul ve esasların da milletlerarası hukukauygun olması gerekmektedir. Başvuruya konu olay tarihinde idari gözetiminkanuni dayanağı olarak Yabancıların İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun’un(YİSHK) 23. maddesi gösterilmekte ise de bu maddede idari gözetimden sözedilmemiş; idari gözetim şartları, süresi, sürenin uzatılması, ilgiliye tebliği,idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, idari gözetim altına alınankişinin avukata erişimi, tercüman yardımından yararlanmaya ilişkin hususulardüzenlenmemiştir. Diğer taraftan idari gözetim kişinin özgürlüğünden yoksunkalması sonucunu doğurmasına rağmen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunuanlamında “tutuklama”sayılmadığından, bu karara karşı etkili bir itiraz yolu öngörülmemiştir.
77. Bu durumda idari gözetim uygulamasının kanuni dayanağınınbulunmaması ve idari gözetim altında tutulduğu süreçte yürürlükte olan ilgilimevzuat hükümlerinden 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 4. maddesi ile YİSHK’nın 23. maddesinin elinde kimlik belgesi olmayan veTürkiye’ye yasa dışı yollardan giren yabancıların idarenin göstereceği yerdeoturmasıyla ilgili olduğu, bunun dışında anılan hükümlerle idareye yabancıyıidari gözetim altında tutma yetkisi verilmediği anlaşılmaktadır (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Abdolkhani ve Karimnia/Türkiye,B.No: 30471/08, 22/9/2009; ZNS/Türkiye, B. No: 21896/08, 28/6/2010; Charahili/Türkiye, B. No: 46605/07, 13/4/2010; Keshmiri/Türkiye, B. No: 22426/10, 17/4/2012; Dbouba/Türkiye, B. No: 15916/09, 13/10/2010; Ahmadpour/Türkiye B. No: 12717/08, 22/11/2010; Ranjbar ve diğerleri/Türkiye, B. No: 37040/07, 13/7/2010).
78. Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birincibendinde usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren ya da hakkındasınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veyatutuklanması halleri dışında kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağıhüküm altına alınmış olup, kanuni şartların varlığı halinde bir kişinin usulüneuygun olarak yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması mümkündür. Ancakkişinin özgürlüğünden bu tarzda bir yoksun bırakılmasının bir temel hak ve özgürlükihlaline yol açmaması için sınırlandırmanın şekil ve şartlarının kanundagösterilen ve tanımlanan usule uygun olması gerektiği tartışmasızdır. Somutolay bakımından hakkında pasaportu olmadığı için sınır dışı edilme kararıalınan başvurucunun idari gözetim altına alınmasına ilişkin açık bir kanunidüzenlemenin olmadığı dikkate alındığında idari gözetimin “kanuni” olmasından söz edilmesi mümkündeğildir.
79. Açıklanan nedenlerle başvurucunun “idari gözetim şartları, süresi, sürenin uzatılması,ilgiliye tebliği, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, idari gözetimaltına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman yardımından yararlanmasınailişkin açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı” yönündeki şikayeti yönünden Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci vesekizinci fıkralarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun50. Maddesi Yönünden
80. Başvurucu, özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğinibelirterek maruz kaldığı manevi zararın giderilmesi için 30.000 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
81. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların tazminattalebine ilişkin görüş bildirilmemiştir.
82. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
83. Başvurucu manevi tazminat talebinde bulunmuş olup,başvurucunun özgürlük ve güvenlik hakkının ihlali tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında takdiren net5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
84. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
85. Kararın birer örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresiGenel Müdürlüğüne ve Yalova Emniyet Müdürlüğüne gönderilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun;
1. “Sınır dışı etme işlemine karşı etkili bir başvuruyolu bulunmadığı, sınır dışı edilmek üzere idari gözetim altında tutulduğuyerin fiziki koşullarının elverişsizliği ve sınır dışı edilme halinde maddi vemanevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiği/edileceği” yönündeki iddialarının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. “İdari gözetim şartları, süresi, sürenin uzatılması,ilgiliye tebliği, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları, idari gözetimaltına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman yardımından yararlanmasınailişkin açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı” yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. “İdari gözetim şartları, süresi, süreninuzatılması, ilgiliye tebliği, idari gözetim kararına karşı başvuru yolları,idari gözetim altına alınan kişinin avukata erişimi, tercüman yardımındanyararlanmasına ilişkin açık bir kanuni düzenleme bulunmadığı” yönündeki şikayetleribakımından Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci ve sekizinci fıkralarının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 5.000,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, fazlayailişkin tazminat talebinin reddine,
D. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Kararın birer örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi GenelMüdürlüğüne ve Yalova Emniyet Müdürlüğüne gönderilmesine,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
21/1/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.