TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RIDVAN ÇELİK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12574)
Karar Tarihi: 8/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Muammer TOPAL
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Rıdvan ÇELİK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yapılan açlıkgrevi nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/7/2014 tarihinde BoluAğır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmışve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılamaimkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 14/5/2015tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumunda devletinegemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmayaçalışmak suçundan hükümlü olarak bulunmaktadır.
7. Başvurucu ile aynı yerdeki 111 hükümlü Adalet Bakanlığına(Bakanlık) hitaben yazılan 21/4/2014 tarihli dilekçeile iki günlük açlık grevi eylemine başladıklarını bildirmişlerdir.
8.21/4/2014 ile 22/4/2014 tarihlerindeiki gün süreli açlık grevinde kalan başvurucu "Rojova devrimine yönelik AKP hükümeti ile KDP (Kürdistan Demokrat Partisi)yönetiminin ittifakı ve bu ittifak sonucu sınırlara duvar çekilip hendekkazılmasını, halkın üzerine ateş açılarak bir Kürt bir de Arap gencininkatledilmesi eylemlerini ve insanlık dışıuygulamaları kınama ve uyarı amaçlı olarak demokratik bir hak niteliğindekiaçlık grevi eylemini gerçekleştirdiğini" belirtmiştir.
9. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı başvurucuhakkında açlık grevi yapması nedeniyle disiplin soruşturması başlatmıştır. DisiplinKurulu Başkanlığı 29/4/2014 tarihli kararı ile13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazıHakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğincebaşvurucunun "1 ay bazı etkinliklerekatılmaktan alıkoyma cezası" ile cezalandırılmasına kararverilmiştir.
10. Söz konusu karara başvurucunun yaptığı itiraz Bolu İnfazHâkimliğinin 10/6/2014 tarihli ve E.2014/1049,K.2014/1157 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
11.İnfaz Hâkimliği kararının gerekçe kısmı şöyledir:
"dosya kapsamı bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde; açık ikrarı, tutanaklar, disiplin kurulu kararı,karardaki gerekçe ve dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde usul veyasaya uygun olduğu değerlendirilen Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaİnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 29/4/2014tarih ve 2014/305-115 karar sayılı kararına karşı yapılan hükümlünün itirazının5275 sayılı Yasanın 40/2-g bendi gereğince reddine karar vermekgerekmiştir."
12. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, Bolu AğırCeza Mahkemesinin 1/7/2014 tarihli ve 2014/967 Değişikİş sayılı kararı ile reddedilmiş; karar başvurucuya 8/7/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
13.Başvurucu 23/7/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılıİnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfazhâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkındaresen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıcaceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veyatutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıpdeğerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak vevekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatıaracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklununsavunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir."
15. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi şöyledir:
"(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenlibir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığıdavranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ileağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.
(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılankamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasınıengellemez."
16. 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının(g) bendi şöyledir:
"(1) Bazı etkinliklere katılmaktanalıkoyma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar süreyle kurumun kültürel vespor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasıdır.
(2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezasını gerektiren eylemlerşunlardır:
...
g) Açlık grevi yapmak."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 8/6/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; demokratik tepkisiniortaya koymak amacıyla açlık grevine girdiğini, ifade özgürlüğünü bu şekildekullandığını, yaptığı eylemin kimseye bir zararı olmadığını, aldığı disiplincezası nedeniyle bir ay boyunca kütüphane, açık saha, halı saha, çok amaçlıspor salonu, tenis, iş atölyeleri ve kurslara katılma haklarının elindenalındığını ileri sürmüş ve başvuruya konu disiplin cezasını öngören ilgiliKanun hükümlerinin iptali ile tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
19. Anayasa'nın"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.maddesi şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sisteminebağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerinkullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temelnitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması,suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulüncebelirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özelve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veyayargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıylasınırlanabilir.
...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacakşekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."
20. Anayasa'nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımındabaşvurulabilecek araçlar "söz, yazı,resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle hertürlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).
21. İfade özgürlüğü, insanın haber ve bilgilere, başkalarınınfikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayıkınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarlaifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi veyayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın,§ 40).
22. Başvurucunun Irak Kürdistan BölgeselYönetimi tarafından terör grupları ve kaçakçıların geçişini önlemek için Suriyesınırında açılan hendekleri protesto etmek isteyen grup ile peşmergelerarasında çıkan gerginlik sonucu halka ateş açılması ve iki kişinin öldürülmesiolayına dikkat çekmek amacıyla açlık grevi yapmasının bir çeşit ifade yöntemiolduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. (MehmetAyata, B. No: 2013/2920, 7/7/2015, § 24).
23. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak vehürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (MehmetReşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014,§ 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:74025/01, 6/10/2005, § 69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğüde Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003;T./Birleşik Krallık, B. No: 8231/78, 12/10/1983).
24. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenistisnalar gereğince ifade özgürlüğü, mutlak bir hak niteliğinde değildir;başka bir ifadeyle sınırlanabilir. Bununla birlikte ifade özgürlüğünündemokratik toplumlar için önemi gözetildiğinde bu hakka ilişkin sınırlamalarındaha dar yorumlanması ve sınırlamaların gerekli olduğuna dair gerekçenininandırıcı ve makul olması gerekir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler dikkate alınmakzorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetimininAnayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesikapsamında yapılması gerekmektedir (AbdullahÖcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, §70).
25. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olaraksuçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzeninkorunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumundamahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilir. Ancak bu durumda dahihükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma, makul veölçülü olmalıdır (Silver vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 23/3/1983,§§ 99-105).
26. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda ifadeözgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde önceliklemüdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebepleredayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
A. Müdahalenin Varlığı
27. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucu, "Suriye sınırına açılan hendeklerin protestosusırasında halka ateş açılması ve iki kişinin öldürülmesi olayına dikkatçekmek" amacıyla diğer hükümlülerle birlikte başlatılan açlıkgrevi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Dolayısıyla bir ifadeyöntemi olarak kabul edilen açlık grevi yapmaktan dolayı verilen disiplincezasının başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğuaçıktır.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Yukarıda anılan müdahale Anayasa'nın 26. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanınAnayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgilimaddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın sözüneve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
29. 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının(g) bendinde, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde "açlık greviyapmak" eylemine karşılık gelen disiplin yaptırımı kabul edildiğindenbaşvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanuni dayanağı olduğuaçıktır.
ii. Meşru Amaç
30. Açlık grevi nedeniyle başvurucuya disiplin cezasıverilmesinin cezaevi düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı vebunun da Anayasa'nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olmave Ölçülülük
31. İfade özgürlüğü bazı sınırlandırmalara tabi olabilir. İfadeözgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılansınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratiktoplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığıkonusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Abdullah Öcalan, § 91).
32. 1982 Anayasası'nda belirtilen "demokratik toplum düzeni" kavramı, çağdaş veözgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeni"ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile Sözleşme'nin "demokratik toplumdüzeninin gerekleri" ölçütünün bulunduğu 8., 9.,10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarlademokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelindeyorumlanmalıdır (Abdullah Öcalan,§ 93).
33. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüdesağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup temel hak ve özgürlükleri tümüylekullanılamaz hâle getiren sınırlamalara yer verilemez. Anayasa'nın, temel hakve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak veözgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerleve ancak kanunla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdandokunulamayacak öz, her temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir.Bununla birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığınınkabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surette güçleştiripamacınaulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımamasıgerekir (Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 5/6/2015, § 66).
34. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılansınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesineaykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle öze dokunan sınırlamalar"demokratik toplum düzeni gerekleri" ve "ölçülülük ilkesi"ne evleviyetle aykırı olacağından Anayasakoyucu temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden "demokratik toplum düzenigerekleri" ve "ölçülülük ilkesi" bakımından ayrıca incelemeyapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet AliAydın, § 67).
35. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen "demokratik toplum düzeninin gerekleri"kavramı; öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya daistisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabileceken son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir."Demokratik toplum düzeninin gerekleri"ndenolma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyacınkarşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcıtedbir, zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması ya da gidilebilecek en sonçare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun birtedbir olarak değerlendirilemez (Mehmet AliAydın, § 68).
36. Buradan çıkan sonuca göre demokratik toplumun temellerindenolan ifade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veyailgilenmeye değmez görülen ifadeler için değil devletin veya toplumun birbölümünü eleştiren, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden ifadeler için degeçerli olduğu kuşkusuzdur. Çünkü bunlar, demokratik toplum düzeninde geçerliolan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).
37.İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılıKanun'un sekizinci bölümünde düzenlenmiş, uygulanacak disiplin suç vecezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları 5275sayılı Kanun'un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan kurala göre5275 sayılı Kanun kapsamında bir disiplin suçunun oluşabilmesi için her birdisiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesiyeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir.Buna göre hükümlü hakkında ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamınsürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük,yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranışve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesinegöre Kanun'da belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6,K.2013/111, 10/10/2013).
38.5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının(g) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan açlık grevieyleminin "bazı etkinliklerekatılmaktan alıkoyma" disiplincezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun'un 37. maddesi dedikkate alındığında ceza infaz kurumunda açlık grevi eylemi yapılması itirazkonusu kuralda yer alan disiplin suçunun oluşabilmesi için tek başına yeterliolmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak yada düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesigerekmektedir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).Dolayısıyla somut olayda başvurucunun katıldığı açlık grevinin ceza infazkurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak nitelikte olup olmadığıincelenmelidir.
39.Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmınıdevlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçu kapsamında hükümlü olan başvurucu,aynı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan diğer 111 hükümlü ile birlikte hareket ederekaçlık grevine başlamıştır. Somut olay değerlendirilirken başvurucunun terörsuçundan hüküm giydiği, amacının PKK terör örgütünün destek verdiği bilinen birprotesto eyleminde meydana gelen olaylara tepki göstermek olduğu ve açlıkgrevini aynı Ceza İnfaz Kurumunda terör suçundan tutulan diğer mahkûmlarlabirlikte toplu olarak yaptıkları gözetilmelidir. Başvurucunun da açlık greviyapması Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından Ceza İnfaz Kurumunun düzeni vegüvenliği açısından tehdit olarak değerlendirilmiş; düzenin ve güvenliğinbozulmasını engellemek için başvurucuya disiplin cezası verilmiştir.
40. Başvurucuya verilen disiplin cezasının, Ceza İnfaz Kurumundadüzenin ve güvenliğin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımındanalınması gereken tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu sebepledemokratik toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamındabaşvurucunun ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ile Ceza İnfaz Kurumundadüzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı arasında makul dengenin kurulmadığısöylenemez (Atilla ve diğerleri/Türkiye(k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).
41.Öte yandan verilen disiplin cezası, başvurucunun bir ay süreile Kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasınıöngörmektedir. Bu bağlamda verilen disiplin cezası, Cezaevinde düzenin vedisiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahaledeğildir (Atilla ve diğerleri/Türkiye).
42. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalinolmadığı açık olduğundan başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlananyargılama giderlerinin tahsilinin, başvurucunun mağduriyetine neden olacağıanlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA8/6/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.