TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RECAYİ DEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/28560)
Karar Tarihi: 26/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Recayi DEMİR
Vekili
:
Av. Gökhan GÜNAYDIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hâkim olarak görev yapan başvurucu hakkında darbeteşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan yakalama,gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğunun makulsüreyi aşması, gizlilik kararı nedeniyle belgelerin incelenememesi vetutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı sürecindeki bazıuygulamalar nedeniyle kötü muamele yasağının; hukuka aykırı olarak yapılanaramalar ve sonucunda eşyalara el konulması nedeniyle özel hayata saygı, konutdokunulmazlığı ve mülkiyet haklarının; soruşturma aşamasındaki bazı işlemlernedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üçbine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok kararda FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen birsoruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüncegözaltına alınmıştır.
12. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde özetle "suçla ve örgütle bir ilgisinin olmadığı içinetkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmasının söz konusu olmadığını, FETÖörgütünün yurt, dershane, öğrenci evi gibi hiç bir imkanından faydalanmadığını,Karşıyaka Behçet Uz İlköğretim okulunda ortaokulu okuduğunu, liseyi deKarşıyaka'da devlet okulunda okuduğunu, bu süre zarfında ailesinin evindekaldığını, 9 Eylül İşletme Fakültesine 1997 yılında kaydolduğunu, üniversitedöneminde de ailesinin yanında kaldığını, 1996 yılında üniversite sınavınagirmeden son dört ay İzmir'deki Körfez Dershanesinde hızlandırılmış kursagittiğini, 2002 yılında Maliye Bakanlığında Gelir Uzmanı olarak devlet memurusıfatıyla göreve başladığını, 2002-2007 yılları arasında Vergi dairesinde görevyaptığını, 2011 Kasım ayında İdari Yargı Hakimlik sınavını kazandığını, 2012yılı Nisan ayında staja başladığını, 2013 yılı Temmuz ayında da kura ileDanıştay'a atandığını, himmet adı altında bizzat ya da aracılarla parayardımında bulunmadığını, hiç bir suç işlemediğini, yapıyla hiç birbağlantısının olmadığını" belirterek FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçlarıişlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbestbırakılmasını talep etmiştir.
13. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 21/7/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "FETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmak suçundanmevcutlu olarak gönderildiği" belirtilerek "şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dairkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedenininbulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu, suça dair yasadayazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı Kanun'un 100. vd.maddeleri" nedenleriyle tutuklanmasına karar verilmesiistenmiştir.
14. Başvurucunun sorgusu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinde21/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.
15. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"Danıştay 3. Dairesi'nde tetkik hakimi olarak göreve başladım, halen de orada görevime devamediyorum, bu üzerime atılı suçu kesinlikle kabul etmiyorum, sadece 1996yılında, babam benim inşaat ustası, maddi durumumuz iyi değil, o yüzden son 4ay üniversite hazırlık dershanesine gittiğimden dolayı şuan bu malum yapınınüyesi olarak burada yargılanryorum, bu suçukesinlikle kabul etmiyorum, ne dershanelerinde ne yurtlarında kaldım, 9 Eylul Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Ailem İzmir'deikarnet etmekte ve ailemle birlikte kaldım, 2007 yılmda evlendim, 2007 yılında evlendikten sonra mcsleğe başladım, hakimlıkmesleğine hazırlandım. 2002 yılında Maliye Bakanlığı'nda gelir uzmanı olarakgöreve başladım, eğer ben şuan bu hakimlik mesleğinikazanmamış olsaydım, şuan burada yargılanıyor olmayacakttm.Bunu açık ve net söylüyorum, sadece hakim ve savcıolduğum için buradayım ve bu suçu da berkesin bildiği üzere sadece fişlemeyle,meslekten arkadaşlanmızın bu bucu,bu bucu, herkes biliyor bunu, bunun yüzündenburadayım, buna başka ilave edecek bir şeyim yok."
16. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"... suçunun vasıf ve mahiyeti mevcutdelil durumu, dosyada mevcut tutanaklar, üzerilerineatılı suçu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunması, üzerilerine atılı suçun CMK'nın 100 maddesinde öngörülen katalog suçlardan olması,yasada öngörülen ceza miktarı nedeni ile verilen tutuklama kararının ölçülüoluşu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelilerinCMK 100 ve devamı maddeleri gereğince ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA [kararverildi.]"
17. Daha sonra başvurucu hakkında 16/8/2016 tarihinde Ankara 5.Sulh Ceza Hâkimliğince benzer gerekçelerle tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir.
18. Başvurucu müdafii 3-4/10/2016tarihli dilekçelerle tutukluluğun devamına dair karara itiraz etmiş, Ankara 6.Sulh Ceza Hâkimliğince 18/10/2016 tarihinde "...şüphelilerin üzerilerine atılı bulunan suçlarıişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren Hakimler veSavcılar Yüksek Kurulu tarafından haklarında alınan karar içerikleri, dosyadamevcut bilgi, belge ve araştırma tutanakları, şüpheliler lehine dosyadaki delildurumu ve tutuklama nedenleri yönünden bir değişiklik bulunmaması, arama ve elkoyma tutanakları ile tüm dosya kapsamındaki somut delillere göre soruşturmanınhenüz tamamlanmadığı, şüphelilerin üzerilerine atılısuçun temadi eder nitelikte suçlardan olduğu, şüpheliler hakkında delillerinhenüz toplanamadığı, şüphelilerin kaçma ve delil karartma ihtimallerinin mevcutolduğu, açıklanan nedenlerle adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı,şüphelilerin üzerilerine atılı suçyarınCMK 100/2-11 maddesindeki suçlardan olması da değerlendirilerek CMK 161/8 ve2802 sayılı yasanın 94. Maddesi hükümleri gözönünealınarak Ankara 5. Sulh Ceza hakimliği kararındaki gerekçelere göre usul veyasaya uygun nitelikteki karara ..." gerekçesiyle itirazınkesin olarak reddine karar verilmiştir.
19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 3/10/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesindedava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLock programına ilişkin genelaçıklamaların yer aldığı iddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'ninkuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saiklekurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına vehukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir.
20. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekseörgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığıileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:Başvurucunun;
i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle T.C. Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesinin 16/7/2016 tarihli ve 345 sayılıkararıyla meslekten uzaklaştırılmasına karar verildiği, ihraç kararının29/11/2016 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir.
ii. Kullandığı 0 532 ... 46 No.lu telefon hattı ile FETÖ/PDYtarafından örgütsel ve kriptolu haberleşme maksadıyla tasarlanan ByLockuygulamasını 11/8/2014 tarihinden itibaren 35...80 IMEI No.lu cihazlakullandığı yönünde Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize SuçlarlaMücadele Daire Başkanlığı tarafından tespit yapıldığı bildirilmiştir.
iii. Telefon hattına ilişkin HTS analizine göre EmniyetMüdürlüğü veri havuzunda bulunan ve FETÖ/PDY şüphelisi birçok kişi ve kurum ileçok sayıda telefon irtibatının bulunduğuna yönelik tespitler yapıldığı ilerisürülmüştür.
iv. Örgütün yapısı, faaliyetleri hakkındaki bir kısımhâkim/savcıların beyanlarından örgüt üyesi olduğuna yönelik tanık beyanlarınınbulunduğu belirtilmiştir.
21. İddianamede başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarakhaklarında yapılan soruşturmalarda şüpheli ve tanık sıfatlarıyla alınanbeyanların ilgili kısımları şöyledir:
-İ.D. ifadesinde "...Evlerde kaldığım dönem boyunca devlet ve hükümet aleyhine herhangi bir olumsuzsöze ve eyleme rastlamadım. Ancak ben 2012 yılında mezun olduktan sonra beni soyismini bilmediğim 'Nuri' kod adlı bir cemaat üyesi(akademi yıllıklarından adı geçen kişinin 152911 sicil numaralı 8. dönem idari hakim adayı Recai DEMİR olduğunu öğrendim) arayarak görüşmekistediğini söyledi. Yenimahalle’de bulunan bir cafede2012 yılının Eylül ayında buluştuk. Bu kişi kendisinin Kayseri'liolduğunu, o an için İdari Yargı Hakim Adayı olduğunuve öncesinde Ankara Ulustaki Rüzgarlı Sokakta bulunan Vergi Dairesi'nde 7-8sene çalıştığını söyledi. Bana hakimlik savcılık sınavlarına hazırlık içincemaatin evleri olduğundan bahsetti. Biz size ders çalışma imkanıve soru bankası veriyoruz. Siz de orada hazırlanıyorsunuz dedi. Cemaate ait buhazırlık evlerinin genellikle Aktepe-Dutluk civarında bulunduğunu, hattasayılarının 25-30 civarında olduğunu anlattı. Sizin gibi arkadaşlaraihtiyacımız var dedi. Hatta bana 'seni hâkim savcı yaparız, ancak bundan sonraher bildiğin doğru doğru değil, her bildiğin yanlış yanlışdeğil' şeklinde bir söz söyledi. Ben de ne demek istiyorsun diyerek sert birtepki verdim. Bunun üzerine sakin ol, sen hâkim savcı olmak istiyorsan zatenbiz soruları veriyoruz, seni hâkim yaparız dedi. Ben de cevaben 'o zaman senbiz seni hâkim yaparız ama bizim istediğimiz kararı vereceksin diyorsun, benAllah'tan korkarım, bu dediğini kesinlikle yapamam' dedim. O da bunun üzerinetam olarak öyle değil gibisinden geçiştirmeye çalıştı. Sonrasında bu kişiyecemaati çok yanlış tanıdığımı, bu evlerde Allah rızası için kaldığımı söyledim.Ardından da oradan ayrıldım. Recai DEMİR'in şu annerede olduğunu bilmiyorum. Biz Recai DEMİR ile konuşurken yanımıza adınınşimdi E.A. olduğunu öğrendiğim 153071 sicil numaralı 15. dönem adli yargı hakim adayı geldi. Recai DEMİR bu kişinin adli yargıdanarkadaşı olduğunu söyledi. E. benimle hiç konuşmadan kısa bir süre sonrayanımızdan ayrıldı. Bu olaydan iki üç gün sonra bu kez adli yargı hâkim adayıolduğunu söyleyen ve adını R. olarak belirten bir şahıs beni aradı. Bir yanlışanlaşılma olduğunu söyledi. Ben gayet iyi anladığımı söyleyince yani bundansonra selamı sabahı keselim mi yani dedi. Ben de aynen öyle yapmak istediğimisöyleyince tamam o zaman diyerek telefonu kapattı. Bu tarihten sonra ben telefonnumaramı da değiştirdim. Cemaatle de herhangi bir irtibatım olmadı..." şeklindebeyanda bulunmuştur.
- H.E. ifadesinde "...başvurucunun örgüte müzahir kişilerden olduğunu ..." şeklindebeyanda bulunmuştur.
- Gizli Tanık D. ifadesinde "...başvurucunun FETÖ örgütüne ait evlerde kaldığı ...."şeklinde beyanda bulunmuştur.
- B.T. ifadesinde "...başvurucunun FETÖ örgütünün evlerinde şüphelinin abilik yaptığını duyduğunu..." beyan etmiştir.
22. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"... şüpheli hakkındaki beyanlar, ByLock kullanıcısı olduğuna dair tespit, HSYK ihraç kararıve telefon irtibatları birlikte değerlendirildiğinde, örgüt hiyerarşisiiçerisinde yer almak suretiyle müsnet suçu işlediğinedair kamu davası açmaya yeterli nitelikte delil olduğu..."
23. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi 31/10/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne kararvermiş ve E.2017/387 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamış, aynıtarihte yapılan tensip incelemesi ile "...atılısuçun vasfı ve mahiyeti, mevcut delil durumu, sanık savunması, bylock sorgusu ve tüm dosya kapsamına göre kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı suçun cezalarınalt ve üst sınırları, CMK nun 100/3 maddesindekayıtlı katolog suçlardan olması, tutuklulukta geçensüre dikkate alındığında adli kontrolün bu aşamada yetersiz kalacağıhususları göz önünde bulundurularak"gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
24. Başvurucu, Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinde 15/2/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmadasavunmasını yapmış ve 26/4/2018 tarihli duruşmada tutuksuz yargılanmak üzerebaşvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
25. Öte yandan Savcılıkça yürütülen diğer bir soruşturmasonucunda hazırlanan 3/5/2018 tarihli iddianameyle başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık veresmî belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle Ankara 29. AğırCeza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
26. Başvurucu hakkında düzenlenen 3/5/2018 tarihli iddianamede,başvurucuyla ilgili yapılan hukuki değerlendirme ise şöyledir:
" ... yapılan soruşturma sonucunda; iptaledilmeyen Genel Yetenek ve Genel Kültür ile iptal edilen Eğitim Bilimlerisorularının sınavdan günler önce elde edildiğine dair ikrarlar, tanıkbeyanları, teknik tespitler, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre,şüphelinin sınav sorularını sınav tarihinden önce temin ettiği tespitedilmekle, şüphelinin yukarıda izah edildiği şekilde üzerine atılı suçuişlediğinin anlaşıldığı ..."
27. Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi 29/5/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiştir. Devam eden kovuşturmada 23/7/2018tarihinde yapılan duruşmada ise Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/387sayılı dosyasıyla birleştirilmesine, Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesibirleştirmeye muvafakat vermediğinden çıkan birleştirme uyuşmazlığının çözümüiçin dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
28. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi 13/9/2018tarihli kararıyla Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/7/2018 tarihlibirleştirme kararının kaldırılmasına, yargılamanın Ankara 29. Ağır CezaMahkemesinin dosyası üzerinden yürütülmesine karar vermiştir.
29. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi E.2017/387 sayılı dosyanınAnkara 29. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/1428 sayılı dosyası ilebirleştirilmesine karar vermiş ve yargılamaya anılan dosya üzerinden devamedilmiştir.
30. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaAnkara 29. Ağır Ceza Mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; soruşturma sürecinde kendi avukatını seçmesineizin verilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını, ceza infaz kurumunda da bukısıtlamaların devam ettiğini ve hakkında hukuksuz işlemler yapıldığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
34. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
36. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
37. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği şikâyetlerini yargılamada ve sonrasındaistinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme ve bu aşamalarda inceletme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyizsüreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiğigörülmüştür.
38. Açıklanan gerekçelerle ilk derece mahkemeleri veistinaf/temyiz mercileri önünde devam eden, başvuru yolları tüketilmeden temelhak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddialar Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu; gözaltına alındığında kendisine kelepçetakıldığını ve bu sırada polislerce fotoğraflarının çekildiğini, nezarethanedeyetersiz ve sağlıksız koşullarda bekletildiğini belirterek gözaltına alındıktansonra tutuklanıncaya kadar yapılan bazı uygulamalar nedeniyle kötü muameleyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
41. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).
42. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli ve kesin belirtilermevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyetya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanmasıgerektiği açıktır (Tahir Canan, §25).
43. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarınınyetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleninkamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarındanmı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idaribir merciye ilettiğine dair bilgi ya da belge sunmadığıda gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır (benzer yöndeki bir karar içinbkz. Alparslan Altan [GK], B. No:2016/15586, 11/1/2018, § 183).
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Özel Hayata Saygı,Konut Dokunulmazlığı ve Mülkiyet Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu; görevli ve yetkili olmayan merciler tarafındanhukuka aykırı olarak arama ve elkoyma kararlarıverildiğini belirterek yapılan aramalar ve elkoymaişlemleri nedeniyle özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı ve mülkiyethaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
46. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecekkonumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabuledilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararınkaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilkbakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden daha ileri birdeğerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§21-46).
47. Somut olayda soruşturma mercilerince verilmiş arama kararınadayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır. Başvurucu,bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin suç delillerini eldeetme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
48. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesi,kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Süregelen koruma tedbirinindurumun gerektirdiğinden daha uzun bir zaman devam ettiği veya hedeflenen amacaulaşmak bakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
49. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
50. Başvurunun özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun bulunması gerektiğideğerlendirilmiştir.
D. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiası
51. Başvurucu; makul şüphe olmadan hakkında yakalama kararıverilerek gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bu kararlarıngerekçesiz olarak verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
52. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
53. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
54. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§16, 17).
55. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
56. Somut olayda, başvurucu yönünden yakalama ve gözaltıtedbirlerinin hukuki olmadığına ilişkin iddialarla ilgili olarak anılankararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
58. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
59. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir. Başvurucuya göre tutuklanmasınakarar verildiği tarihte hâkim olması dolayısıyla hakkında soruşturma veyakovuşturma yapılabilmesi için 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler veSavcılar Kanunu'na göre gerekli özel şartlar oluşmadan soruşturma yürütülmüş,kendisi yetkisiz ve görevsiz mercilerce hukuka aykırı olarak tutuklanmıştır.
b. Değerlendirme
60. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
61. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
62. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
63. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
64. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanınolağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir,§ 57).
65. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
66. Genel ilkeler için bkz. Salih Sönmez (§§ 99-104) başvurusuhakkında verilen karar.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
67. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
68. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır.
69. Başvurucu ayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmektedir.
70. Diğer taraftan başvurucu, 2802 sayılı Kanun'da hâkimlerleilgili olarak öngörülen usule ilişkin güvencelerin hiçbirine riayetedilmeksizin yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığını iddiaetmektedir.
71. Anayasa Mahkemesi, birçok kararında bu şikâyetleriincelemiştir. Bu kararlarda, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerindegörülmeyerek uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağının bulunduğu kabuledilmiştir (Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§53-59; Salih Sönmez, §§ 107-121).Somut başvuruda da aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlardavarılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
72. Yukarıda yer verilen veya atıf yapılan kararlarda da belirtildiğiüzere başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam edendarbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında hakkında çıkarılan yakalama kararıuyarınca (17/7/2016 tarihinde) yakalanarak gözaltına alınıp darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarınca silahlı bir terörörgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundan tutuklandığı dikkatealındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütü üyesi olma suçuyönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma mercilerince yapılandeğerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir. 2802 sayılı Kanun'un 94. maddesi gereğince soruşturmanıngenel hükümlere göre yapılacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu soruşturmadatutuklama tedbirine genel yetkili yargı organı olarak sulh ceza hâkimliklerincekarar verilebilecektir. Bu durumda başvurucunun görev yaptığı yerdeki sulh cezahâkimliğince tutuklanmasının olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğununkabulü mümkün görülmemiştir.
73. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun hâkimolması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
74. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
75. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianame ve mahkemelerceyapılan tutukluluk hâlinin değerlendirilmesine dair kararlarda; başvurucununFETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındırantanık anlatımlarına, HSYK'nın 24/8/2016 tarihlimeslekten çıkarılması kararına ve FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındakiiletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğunadayanılmıştır (bkz. §§ 19-22).
76. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, § 57).
77. Soruşturma dosyasında, hâkim-savcı adayı oldukları anlaşılantanıklar B.T., İ.D. ile gizli tanık D. ve şüpheli sıfatıyla ifade veren H.E.;hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatınınbulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlardabulunmuşlardır (bkz. § 21). Bu beyanlar da dikkate alındığında başvurucuyönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğugörülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi; SelçukÖzdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazışüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).
78. Soruşturma makamlarınca başvurucu hakkındaki FETÖ/PDYyapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanıkanlatımlarının ve başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabuledilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
79. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
80. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
81. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılıkişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
82. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. § 31) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 19; Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
83. Somut olayda Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir(bkz. § 16).
84. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- delillerin karartma ve kaçmaşüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
85. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmadığınında belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13. ve 19.maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleridikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
86. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında, busoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
87. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 16) keyfîve temelsiz olduğu söylenemez.
88. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
89. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
90. Başvurucu; tutuklamaya yaptığı itirazın gerekçesiz olarak reddedildiğini,yapılan incelemede itirazları dikkate alınmadan özgürlüğünden uzun süre mahrumbırakıldığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
91. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun bu başlık altındaki şikâyetlerinin tutukluluğun makulsüreyi aşmasına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve bu şikâyet Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası kapsamında incelenmiştir.
92. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
93. Tutukluluk hâli sona erdikten sonra tutukluluğun kanundaöngörülen azami süreyi veya makul süreyi aştığını iddia eden başvurucunun devameden tutukluluk hâlinden farklı olarak iddia edilen ihlalin tespitini vetazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise bu yolu tüketmesigerekir (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, § 46).
94. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu belirtmektedir (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
95. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 26/4/2018tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil olma niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
96. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığıiddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
97. Başvurucu, tutuklanması ve devamındaki süreçte gizlilikkararı gerekçe gösterilerek dosyaya erişiminin engellendiğini ve savunmahakkının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
98. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, §16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
99. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ vediğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, §§ 248-257).
100. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
101. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluk İncelemelerininHâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
102. Başvurucu; tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibarenkendisi ve müdafii dinlenilmeden tutuklulukincelemelerinin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
103. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
104. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
105. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
106. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, §§166-177).
107. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 15/2/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
108. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yollarını tüketmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Özel hayata saygı, konut dokunulmazlığı ve mülkiyethaklarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
6. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 26/9/2019tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.