TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RECEP UYGUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/76351)
Karar Tarihi: 12/6/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Hüseyin KAYA
Başvurucu
:
Recep UYGUN
Vekili
:
Av. Hakan ÜZENLİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, soruşturma dosyasınailişkin olarak kısıtlılık kararı verilmesi ve gözaltı süresinin makul olmamasınedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; arama ve el koymaişlemlerinin hukuki olmaması, ceza infaz kurumunda avukatla gizlilik içindegörüşülememesi ve savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucu ile birlikte başvuruda bulunan A.E.yönünden kişi yönünden ayırma kararı verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbegirişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
9. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY'ninEzine ilçesinde iş dünyasına ilişkin örgütlenmesine yönelik olarak EzineCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kaspamında22/7/2016 tarihinde gözaltı kararı uygulanmış ve başvurucu Ezine Sulh CezaHâkimliğinin 28/7/2016 tarihli kararıyla adli kontrol şartıyla serbestbırakılmıştır. Başvurucu 18/10/2016 tarihinde tekrar gözaltına alınmış ve EzineSulh Ceza Hâkimliğinin 19/10/2016 tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan tutuklanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...
şüphelinin delilleri karartma şüphesinin bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçyönünden kuvvetli suç süphesi altında bulunduğunadair somut delillerin mevcut olduğu anlaşılmıştır.
Şüphelilere isnat edilen Silahlı TerörÖrgütüne Üye olma suçunun CMK'nın 100/3-a madesinde sayılan katalog suçlardan olması nedeniyletutuklama nedeninin de mevcut olduğu Hakimliğimizce kabul edilmiştir.
Şüphelilere isnat edilen suçun ceza miktarı dadikkate alındığında adli kontrol tedbirlerinin, etkin kontrol tedbirleri olarakdeğerlendirilmeyecekleri nazara alındığında ölçülülük kriterinin degerçekleştiği anlaşıldığından, şüphelilerin üzerine atılı suçtan CMK.nun 100.maddesi gereğince TUTUKLANMALARINA kararverilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
..."
10. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Çanakkale SulhCeza Hâkimliği 27/10/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
11. Başvurucu, anılan kararı 28/11/2016 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
12. Başvurucu 5/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının 21/12/2016 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve 16/2/2013tarihli 6415 sayılı Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkındaki Kanun'amuhalefet suçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle ÇanakkaleAğır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) kamu davası açılmıştır.
14. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucununüzerine atılı suçları işlediğine ilişkin olarak;
i. FETÖ/PDY liderinin talimatı sonrası başvurucunun Bank Asyada hesap açtırması ve öncesinde de bu Bankayı aktifolarak kullanması,
ii. Örgüte himmetadı altında para toplayarak ve para vererek finansal destek sağlaması,
iii. Örgüt talimatı ile düzenlenen ve örgüt liderininvideolarının izletildiği haftalık toplantılara katılması,
iv. Başvurucunun ikametinde/işyerinde/araçlarında yapılan adliarama sonucu örgüte müzahir olduğu belirtilen dergi, gazete, soru bankası ve darbe oyunu adlı kitabın ele geçmesi,
v. Örgüte müzahir olduğu belirtilen Şirkete ortak olması,
vi. Örgüte müzahir olduğu belirtilen FEM dershanesi kurumundayöneticilik yapması,
vii. Örgüte müzahir olduğu belirtilen televizyon kanallarınınçeşitli televizyon platformlardan çıkarılması sonrası bu durumu protesto etmekamaçlı başvurucunun televizyon platform aboneliklerini sonlandırması,
viii. Örgüte müzahir olduğu belirtilen gazete ve dergilerinabone sayısını artırma yönünde çalışma yürütmesi,
ix. Örgüte mensup olduğuna ilişkin olarak yer, zaman ve somutolgu isnadı içeren tanık beyanlarının bulunması, bu kapsamda;
- Tanık M.S.P.nin başvurucununyöneticisi olduğu dershanenin de bağlı olduğu Şirketin muhasebecisi olduğunu,yıllık ortalama 70.000 TL himmetadı altında örgüte para toplandığını, başvurucunun da bu şekilde paraverdiğini, her hafta Salı günü FEM dershanesinin üst katında saat 20.00 ile21.00 arasında rutin olarak yapılan toplantılara başvurucunun da katıldığını,bu toplantılarda örgüt liderinin video kayıtlarının izletildiğini, tümyatırımların Bank Asyaya yapılması yönündetelkinlerde bulunulduğunu, bu toplantıların bazı zamanlarda başvurucunun evindede yapıldığını beyan etmesi,
- Tanık A.Y.nin başvurucuyu birçok kezörgüte ait olduğu belirtilen eve girip çıkarken gördüğünü, toplantılar içingerekli gıda alışverişini başvurucunun yaptığını beyan etmesi,
- Tanık H.Y.nin başvurucunun haftalıkörgüt toplantılarına katıldığını beyan etmesi,
- Tanık M.Ç.nin örgüte müzahir olduğubelirtilen yurtta görevli olduğunu ve yurtla ilgili çeşitli zamanlarda paralazım olduğunda başvurucunun yanına giderek kendisinden para aldığını,başvurucunun örgüt toplantılarına katıldığını beyan etmesi,
x. Başvurucunun yöneticiliğini yaptığı örgüte müzahir eğitimkurumunda bulunan kasa içinde iki adet 1 dolarlık banknot ele geçmesiolgularına dayanıldığı görülmüştür.
15. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede eğitim-öğretimfaaliyetlerinin FETÖ/PDY içindeki anlam ve önemi konusunda yapılandeğerlendirme şu şekildedir:
"...
Örgütün önemli bir ayağını 'öğrenciler'oluşturmaktadır. Bu öğrenciler, toplumun çeşitli kesimlerinden özellikle dekırsal bölgelerden şehirlere gelen fakir aile çocuklarından oluşmaktadır.Örgütün, okul ve dershanelere yönelmesinin temel amacı PDY'yeöncülük edebilecek ve zamanla kadrolarında yer alabilecek zeki kişileriyetiştirmektir. Bugün gelinen noktada; yıllardır her dile getirildiğindereddedilmeye çalışılan ve tepki gösterilen; 'F. Gülen ve örgütünün amacının,açtıkları okullar sayesinde Türkiye'de ve çevre ülkelerde bir yönetici sınıfıoluşturmak' iddiasının doğrulandığı görülmüştür. Işık evleri ile alakalı olarakF. Gülen; 'Bu evler; bir medrese gibi işler, bir mektep gibi işler, hususi/ileher şeyin kapandığı bütün kapılara kilit vurulduğu bir dönemde bu evlergeçmişte olan misyonlarından büyük misyon yüklenirler, çünkü geçmişte bu evlerinyaptığı vazifeterin bazılarını medrese yapar,bazılarını zaviye yapar' ifadelerini kullanmıştır. Örgüt evleri yurtları ya dadershanelerinden yetişerek kendilerine değişik görev, sorumluluk ve misyonyüklenmiş kişilerin kamuoyuna yansımış açıklamalarından sistemin isleyişineilişkin aşağıdaki bazı tespitleri yapmak mümkündür;
1- Örgütle ilk karşılaşmalar genellikledershanelerde ya da benzeri eğitim kurumlarında olmakta,
2- Temas sağlanan öğrenciler abilerin sorumluoldukları evlere dağıtılmakta,
3- Öğrenciler belirli bir okula yerleştirilmekisteniyorsa, sınavlara bir kaç ay kala gruplar halindefarklı yurtlara çıkarılmakta, bu gruplar, daha sonra daha küçük gruplaraayrılmaktadır.
4- Her öğrenciye 'kod' adı verilmektedir,'Paralel Devlet' dediğimiz yapılanma içerisinde, aslında bölgesindenbirimlerine kadar herkes 'kod isim' kullanmıştır. Hatta kalınan öğrencievlerine bile kod adı verilmiştir.
5- Mülki İdare, Emniyet, TSK ve Yargı gibistratejik kurumlar için hazırlanacak öğrenciler, daha özel şartlarda seçilip,özel şartlarda hazırlanmaktadır. Bunlar özellikle 'dörder kişilik gruplar'halinde hazırlanrnakta ve bunların mümkün olduğuncadiğerleriyle teması sınırlanmaktadır, Bunlara 'hücre tipi' yapılanma modeliuygulanmaktayken okullara, Polis Akademisi ve Polis Koleji'ne sokulacaköğrenciler, kesinlikle kendi dershanelerine gerçek isimleri ile kayıtedilmemektedir. Bu öğrencilere sınav sorulrısınavlardan önce verilir. Buna örgüt jargonunda 'Fetih okutmak' denir. 'Fetihokutmak', 'sınavda çıkacak soruların öğrencilere okutulup ezberletilmesi'demektir.
6- Özellikle Hukuk Fak. okuyan öğrencilere'top-sakal' bıraktırıp, küpe taktırarak, girecekleri ortamda kimliklerinigizlemeleri için 'stil çalışması' yaptırdıkları,
7- Dershaneler. örgütünadeta vesayet araçlarıdır. Çocukların ve ailelerin bilgilerinin depolandığı birveri tabanıdır. Bu yapının, her ilde en az bir okulu olmakla birlikte, aileler çocuklannın etiketlenmesini istemediği için pek fazlagöndermemektedirler. Fakat dershaneler için bu ihtimal daha az olduğundan,dershanelerine daha fazla öğrenci gitmekte ve aileleri bu yapının içineçekebilmektedir. Dolayısıyla konunun sadece eğitim olmadığı, PDY 'nin; dershaneler üzerinden çocuklara, ailelere, il veilçelere, köylere ulaştığı ve kontrol ettiği anlaşılmaktadır. Bu bağıkopartacak şekilde, dershanelere gerek kalmayan bir sistem getirildiğinde artıkPDY'ye ya da benzeri bir yapıya ihtiyaçkalmayacaktır. Dershanelerin kapatılmasına yönelik siyasi iktidarca yapılançalışmalara cemaatin yoğun tepki gösterdiği,
8- PDY 'abilik' ve 'ablalık' müessesiyleçocukları adeta ailelerinden daha iyi tanır hale gelmekte. gelişiminitakip etmekte ve bu çocuklar bahanesiyle ailelerinin evlerine gelip bilgitoplayıp, not etmektedir. Ailenin dini, siyasi, ekonomik, demografik, eğitim. kültürel, etnik vb. durumu o defterlerde kayıtlı olup, adetaaileler fişlenmektedir. Bu şekilde Gülen örgütünün elinde, 'geniş birdemografik arşivin oldugu, bilinmektedir.
Sonuçta 'eğitim alanı', örgüt için adeta bir'ara yüz' konumundadır. Zira 'eğitim alanı', örgüt açısından 'üç temel'fonksiyon görmektedir. Her şeyden önce 'insan' kaynağı sağlamakta; ikinciolarak ekonomik kaynak temin etmekte ve üçüncü olarak ise, belki her şeyinötesinde, hareketin meşru gibi görünmesini sağlamaktadır. Üçüncü fonksiyondiğer ikisinden daha önemlidir çünkü eğitim faaliyetleri, diğer gayri meşrufaaliyetleri kamufle etmektedir.
..."
16. Mahkemenin 11/12/2017 tarihli kararı ile başvurucununsilahlı terör örgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Mahkemeningerekçeli kararında;
i. Başvurucunun örgüte müzahir olarak değerlendirilen Şirketeortak olması ve bu Şirkete ait eğitim kurumunda yöneticilik yapması,
ii. Başvurucunun terör örgütü liderinin 25/12/2013 tarihli Bank Asyaya para yatırılmasına yönelik talimatından sonra9/1/2014 tarihinde 7.500 TL tutarında katılım hesabı açtırması ve 11/2/2014tarihinde söz konusu katılım hesabına 5.000 TL daha yatırması,
iii. Tanık beyanlarına göre başvurucunun örgütsel faaliyetkapsamındaki toplantılara katılması ve örgüte finansal destek vermesi,
iv. İddianamede belirtilen deliller dışında başvurucunun örgütüyelerinin gizli haberleşme ihtiyacını karşılamada kullanıldığı iddia edilen Kakao Talk isimli programı cep telefonundakullanması
hususlarının mahkûmiyet kararına esas alındığıgörülmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
18. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenarbaşlıklı 153. maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"(2) Müdafiindosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimkararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkinyürütülen soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltı SüresininMakul Olmadığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, beş gün boyunca gözaltında kalmasına rağmenhakkında herhangi bir adli işlem yapılmadığını belirterek gözaltında tutulduğusürenin makul olmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
22. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
23. Öte yandan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâl ilanı sonrasındauygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri yönünden de busürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan(2), §§ 84-93).
24. Somut olayda yakalama ve gözaltı sürecinden sonra tutuklananbaşvurucu yönünden, gözaltında tutulma süresinin makul olmadığına ilişkiniddialarla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; tutuklanmasına delil olarak gösterilen hususlarınyasal birtakım işlemlerden ibaret olduğunu ve bunların tutuklanmasına delilolarak ileri sürülemeyeceğini, ayrıca aynı soruşturma kapsamında daha öncehakkında verilen adli kontrol tedbirine üç ay boyunca uygun davranmış olmasınarağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini belirterek tutuklama kararınınhukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
27. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
28. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
30. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
31. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığıdönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerkenAnayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerincebaşvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunundarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesiolduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanınıgerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 57).
32. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
33. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktansonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
34. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
35. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklama ancaksuçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımla tutuklamanın önkoşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunmasıdır. Bunun içinsuçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 72).
36. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da "delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
37. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
38. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
39. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
40. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
41. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğinebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken FETÖ/PDY örgütüne üye olması ve bukapsamda Çanakkale'nin Ezine ilçesinde örgüt adına faaliyet yürüterek örgütefinans kaynağı sağlaması, Ezine ilçesindeki örgüt yapılanması içerisinde üstdüzeyde bulunan kişiler arasında yer alması olgularına dayanıldığıgörülmektedir. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede söz konusu olguların delillendirilmesinde belirtilen, başvurucunun örgütliderinin talimatı sonrası Bank Asyada hesapaçtırması ve bu Bankaya para yatırması, başvurucunun örgüt üyesi olduğuyönündeki tanık anlatımları, başvurucunun darbe teşebbüsünden sonra kapatılanörgüte müzahir eğitim kurumunda yöneticilik yapması (bkz. § 14) eylemlerininbaşvurucunun tutuklanması için gerekli olan kuvvetli belirtiyi oluşturupoluşturmadığı hususunda inceleme yapılacaktır.
42. Başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmünün gerekçesindebaşvurucunun 2014 yılının Şubat ayında Bank Asyada katılım hesabı açtırdığı ve bu hesaba toplam 12.500TL para yatırdığı tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucu; söz konusu hesapaçtırma ve para yatırma işlemi ile ilgili olarak vermiş olduğu savunmada işadamı olması nedeniyle birçok bankayla çalıştığını, örgüt liderinin talimatıile para yatırmadığını belirtmiştir. Soruşturma ve kovuşturma makamlarınca,başvurucunun belirtilen tarihte anılan Bankada hesap açtırmasının FETÖ/PDYörgüt liderinin 2013 yılı sonunda yapmış olduğu çağrıdan kısa bir süre sonragerçekleşmiş olması başvurucunun örgüt ile bağı hususunda kuvvetli delil olarakkabul edilmiştir. Bu doğrultuda, başvurucunun tutuklanması olgularına dayanakteşkil eden ve başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayan kuvvetlibelirtinin dosya kapsamında bulunduğu yönündeki yargılama makamlarınca yapılandeğerlendirmelerin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (benzer yöndeki karariçin bkz. Metin Evecen, B. No:2017/744, 4/4/2018, § 59).
43. Başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğukonusundayargı mercilerince kuvvetli delil olarak kabul edilen haftalık ve aylıkdüzenlenen rutin FETÖ toplantılarına katıldığı, çeşitli tarihlerde birçok kezörgüte maddi destek sağladığı, FETÖ ile irtibatlı kişi ve kurumlarla sıkıirtibat içinde olduğu yönünde tanık anlatımları da (bkz. § 14) bulunmaktadır. Sözkonusu tanık anlatımları yer, zaman, kişi ve eylem bilgileri ihtiva etmekte vebu anlamda yargı makamlarına denetim yaparak söz konusu beyanları doğrulama yada çürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultuda başvurucunun tutuklanmasında sözkonusu tanık anlatımlarının yargı makamlarınca kuvvetli bir belirti olarakkabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerinin keyfî ya da temelsiz olduğusöylenemeyecektir (benzer yöndeki karar için bkz. Metin Evecen, § 58).
44. Öte yandan Anayasa Mahkemesi FETÖ/PDY'ninörgüt yapısı ve özellikleri konusunda AydınYavuz ve diğerleri (§ 26) kararında yargı makamlarının çeşitlideğerlendirmelerine yer vermiştir. Bu kapsamda genel olarak FETÖ/PDY hakkındayürütülen soruşturmalar ve kovuşturmalarda, söz konusu örgütün eğitim-öğretimfaaliyetlerine ayrıca bir önem verdiği ifade edilmiştir. Benzer şekildebaşvurucu hakkında düzenlenen iddianamede de eğitim ve öğretim faaliyetlerineayrıntılı olarak yer verilmiş ve bu hususun örgüt için son derece önemli olduğubelirtilmiştir (bkz. § 15). Söz konusu değerlendirmelerde örgütün devlete gizlişekilde sızmak ve etkin noktaları ele geçirmek için ihtiyacı olan insankaynağını sahip olduğu eğitim kurumları ile elde ettiği ve yönettiği, ayrıca bukurumlar aracılığı ile kendisine finans kaynağı da yarattığı bilgilerine yerverilmiştir. FETÖ/PDY'nin insan ve finans kaynağıtemininde oldukça etkin şekilde kullandığı iddia edilen bünyesindeki eğitim veöğretim kurumlarının yönetimini de bu doğrultuda çok güvendiği üyelerine -hattabunların içinde güven bakımından daha önceliği bulunan kişilere- teslim ettiğiyönünde temelsiz sayılamayacak yargısal değerlendirmeler bulunmaktadır.
45. Soruşturma makamı başvurucunun 17/12/2013 tarihindeÇanakkale'nin Ezine ilçesinde faaliyet yürüten FEM dershanesi işletmesine ortakolduğunu ve bu kurum kapatılana kadar dakurumunyöneticiliğini yaptığını iddia etmiştir. İlk derece mahkemesinin gerekçelikararında ise 15 Temmuz darbe girişimi sonrası anılan eğitim Kurumunun aitolduğu şirketin FETÖ/PDY ile iltisakı nedeniyle 670sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile kapatıldığıbelirtilmiştir. Başvurucunun başvuru formu ve/veya eklerinde bu iddialarındoğru olmadığı yönünde bir şikâyetinin de bulunmadığı tespit edilmiştir.
46. Yargı makamlarının örgütün eğitim kurumları hakkındakiyukarıda belirtilen (bkz. § 15) genel değerlendirmeleri de gözönünealındığında FETÖ/PDY'nin kuruşundan beri temelfaaliyet alanlarının başında eğitim faaliyetinin geldiği anlaşılmaktadır. FETÖ/PDY'nin eğitim alanındaki faaliyetleri yapılanmanın insankaynağı ve maddi kaynak elde etmesinin başlıca aracı olmuştur. Bu nedenle baştaFETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri FetullahGülen olmak üzere örgüt yöneticilerinin yapılanmayla bağlantılı eğitimkurumlarına ayrı bir önem verdikleri ve örgütsel faaliyetlerin önemli birbölümünün de bu kurumlar üzerinden gerçekleştirildiği, bu kurumlarda örgütseltoplantıların yapıldığı bilinmektedir. Bu durumda bir kişinin FETÖ/PDY ilebağlantılı olduğu tespit edilen bir eğitim kurumunda yöneticilik yapmasınınve/veya bu kurumlarda ortak olarak yer almasının söz konusu kurumlarda istihdamedilen ve yönetici talimatı ile hareket etmekle yükümlü olan kişilerden farklıdeğerlendirilmesi gerekir.
47. FETÖ/PDY'nin özellikleri, eğitimeverdiği önem, FEM dershanelerinin bu yapılanmayla olan bağlantısına ilişkinolgular, başvurucunun bu kurumda ortaklık ve yöneticilik yaptığı dönem ile busüreçte FETÖ/PDY ile ilgili ülke genelinde yaşanan olgular (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12-25)birlikte değerlendirildiğine başvurucunun söz konusu eğitim kurumunda açıklananşekilde yöneticilik yapmasının da FETÖ/PDY ile örgütsel bir ilişki içindeolduğuna ve dolayısıyla suç işlediğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabuledilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmenin keyfî ve temelsiz olmadığısonucuna varılmaktadır.
48. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru biramacının olup olmadığının da değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
49. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
50. Somut olayda Ezine Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken tutuklama nedeni olarak başvurucunun üzerineatılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar listesinde olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklamakararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilenözel koşulları ile Ezine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriğibirlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
51. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır ( Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
52. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate alındığındaEzine Sulh Ceza Hâkimliğinin isnatedilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucunavarmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
54. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
55. Başvurucu, soruşturma dosyasında bulunan kısıtlama kararınedeni ile hakkında toplanan delillerin neler olduğunu bilmediği için etkin birsavunma geliştiremediğini ve tutuklama kararına itiraz edemediğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
56. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda öncelikle yakalanan veya tutuklanan kişiyeyakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddiaların bildirilmesigerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilen suçlamalara esastüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamda başvurucununtutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilip bilmediği dikkatealınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri,§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§105-107; Süleyman Bağrıyanıkve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).
57. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
59. Başvurucu; hakkında açılan adli soruşturma kapsamındayapılan adli arama ve el koyma işlemleri sırasında el konulan dijital verilerinbir kopyasının kendisine verilmediğini, ceza infaz kurumunda avukatı ileyaptığı görüşmelerin kayda alındığını ve bu görüşmenin zaman sınırlamasına tabitutulmasının savunma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
60. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
61. Adil yargılanma hakkı kapsamında dile getirilen ihlaliddialarının bireysel başvuruya konu olabilmesi için yargılamanınhakkaniyetinin zedelenecek olması ve bu ihlallerin yargılama sürecinin ilerikiaşamalarında telafi edilemeyecek nitelik taşıması gerekir. Belirtilenkoşulların oluşmaması hâlinde ikincillik ilkesi gereği adli süreç sonundaverilecek nihai karardan sonra bireysel başvuruda bulunulmalıdır (Afitap Salman [GK], B. No: 2013/2105,11/11/2015, § 22).
62. Somut olayda başvurucunun hak ihlali olarak ileri sürdüğühususların yargılamanın bütünü içinde her zaman telafi edilebilecek nitelikteihlal iddialarından ibaret olduğu ve başvurucu hakkındaki yargılamanın henüzkesinleşmediği anlaşılmaktadır.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltı süresinin makul olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.