TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
REFİYE ALVER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/10550)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mustafa ARI
Başvurucu
:
Refiye ALVER
Vekili
:
Av. Volkan ERKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ölüm olayı ile ilgili soruşturmanın makul süredesonuçlandırılamaması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/5/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Askerlik görevini ifa eden S.B. 16/8/2001 tarihinde arkadaşıC.İ. ile birlikte nöbet yerinden karakola döndükleri sırada askerî yasak bölgeiçinde kaçak göçmenler bulunduğu yönünde ihbar almışlardır. Göçmenlerinsınırdan geçmelerine aracılık ettiği belirtilen başvurucunun eşi Y.A.,kendisini askerlere ihbar ettiğini düşündüğü U.D.ninüzerine yürümüş ve U.D.ye müdahale etmeye çalışmıştır. Y.A.yı durdurmak isteyen asker S.B., Y.A.ya önce tokat atmış, eylemin devam etmesi üzerineelindeki tüfeğin kasaturası ile Y.A.yı yaralamış, sağakciğer üst lobda meydana gelen kesi nedeniyle oluşan hemotoraks ve gelişen hipovolemikşok sonucu Y.A. hayatını kaybetmiştir.
9. Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığı tarafındanolayla ilgili olarak soruşturma başlatmıştır. Yürütülen soruşturma neticesindeS.B. hakkında kanunun ya da zaruretin tayin ettiği sınırı tecavüz etmeksuretiyle adam öldürme suçundan Kara Kuvvetleri Komutanlığı İkinci KolorduKomutanlığı Askerî Mahkemesinde (Askerî Mahkeme) kamu davası açılmış, AskerîMahkeme 30/12/2002 tarihli kararıyla, S.B.nin terhisolması sebebiyle görevsizlik kararı vermiştir.
10. Verilen görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiğiEdirne 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Ceza Mahkemesi) yaptığı yargılama neticesinde26/11/2008 tarihinde, S.B.nin eylemini meşru savunmasınırını mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla aşması sonucugerçekleştirdiğini kabul ederek 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 223. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi uyarınca ceza verilmesineyer olmadığına karar vermiştir.
11. Hüküm, başvurucu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
12. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi (Daire) 15/6/2010tarihli kararında, S.B.nin eyleminin tahrik altındakasten öldürme suçunu oluşturduğu düşünülmeden karar verildiği gerekçesiylehükmün bozulmasına karar vermiştir.
13. Bozma kararına uyan Ceza Mahkemesi 7/6/2013 tarihlikararıyla, S.B.nin tahrik altında kasten öldürmesuçunu işlediği gerekçesiyle 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına kararvermiştir.
14. Anılan hüküm de S.B.nin müdafii ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmiştir.
15. Temyiz incelemesini yapan Daire 25/2/2015 tarihli kararıyla1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 26/9/2004 sayılı ve5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun tüm hükümlerinin olaya uygulanarak somutkarşılaştırma yapıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği ve asgari düzeydetahrik indirimi yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edildiği gerekçeleriylehükmün bozulmasına karar vermiştir.
16. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28/4/2015 tarihinde suçun,meşru savunmada sınırın mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşlaaşılması suretiyle işlendiği gerekçesiyle, mahkûmiyet kararının bozulmasıdüşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
17. 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesi uyarınca inceleme yapanDaire 24/6/2015 tarihinde itiraz nedeniniyerinde görmeyerek dosyayı Yargıtay 1. Başkanlığına göndermiş ve sonuç olarakdosya, değerlendirilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne gelmiştir.
18. Başvurucu 27/5/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Dosyahakkında değerlendirmesini yapan Yargıtay Ceza Genel Kurulu 5/2/2019 tarihlikararıyla S.B.nin eyleminin haksız tahrikaltında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu gözetilmedenhüküm kurulmasının isabetsiz olduğunu belirterek Ceza Mahkemesinin 7/6/2013tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.
20. Bozma kararı sonrası yargılama yapan Ceza Mahkemesi16/7/2019 tarihli duruşmasında, S.B.nin haksız tahrikaltında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu işlediğini sabit görerekneticeten 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.Anılan karar S.B.nin müdafiitarafından temyiz edildiğinden henüz kesinleşmemiş, dolayısıyla yargılamasüreci henüz sonuçlanmamıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; eşinin hayatını kaybetmesine neden olan olayınkarmaşık olmamasına, sanığın kasten öldürme suçundan yargılanmasına ve delillerintoplanmış olmasına rağmen yürütülen ceza yargılamasının makul süredesonuçlandırılmadığını ve zamanaşımı süresi dolmadan sanık hakkında herhangi birceza verilemeyeceğinden endişe ettiğini belirterek ihlalin tespit edilipsonuçlarının ortadan kaldırılması için manevi tazminata karar verilmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
23. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
" Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
24. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Devletintemel amaç ve görevleri, ...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukukdevleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü, eşinin ölümüile ilgili olarak yürütülen soruşturmanın makul sürede sonuçlandırılamamasınailişkindir. Bu nedenle söz konusu başvuru, Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usulboyutu kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
26. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik birbaşvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, müteveffanın eşidir. Bu nedenlebaşvuruda, başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
27. Diğer taraftan açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
28. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininusule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili birsoruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkınıkoruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
29. Soruşturmanın etkili olabilmesi için diğer şartların yanındamakul bir sürat ve özenle yürütülmesi de gerekir (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, § 30). Bu husushukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü veteşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesi yönünden birgerekliliktir.
30. Anayasa Mahkemesinin bu tür olaylara ilişkin başvurularayönelik inceleme görevi, hukuk sisteminin caydırıcı etkisinin ve yaşam hakkıihlallerinin önlenmesinde oynaması gereken rolün zayıflatılmaması için yetkilimercilerin Anayasa'nın 17. maddesi ile öngörülen dikkatli ve özenli incelemeşartını ne ölçüde yerine getirdiklerini belirlemekten ibarettir (Perihan Uçar ve diğerleri, B. No:2013/5860, 1/12/2015, § 52).
31. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin soruşturmanın makul bir özenve süratle yapılıp yapılmadığına ilişkin değerlendirmelerindeki tespitinbaşvuruya konu olayın kendine özgü koşullarına, soruşturmadaki davalı, şüpheliveya sanık sayısına, suçlamaların niteliğine, olayın karmaşıklık derecesine vesoruşturmanın ilerlemesine engel olan unsur ya da güçlüklerin bulunupbulunmadığına göre farklılık gösterdiğinin belirtilmesi uygun olacaktır(Fahriye Erkek ve diğerleri, B. No:2013/4668, 16/9/2015, § 91).
b. İlkelerin Somut OlayaUygulanması
32. Somut olayda 16/8/2001 tarihinde meydana gelen ölüm olayınıaydınlatabilecek deliller toplandıktan sonra Askerî Savcılık tarafından12/9/2001 tarihli iddianame ile Askerî Mahkemede kamu davası açılmış, AskerîMahkeme 30/12/2002 tarihinde görevsizlik kararı vererek dosyayı CezaMahkemesine göndermiştir. Yargılamayı yapan Ceza Mahkemesi ilk kararını26/11/2008 tarihinde vermiş ve 15/6/2010 tarihinde bu kararın bozulmasına kararverilmiştir. Bozmaya uyan Ceza Mahkemesinin verdiği 7/6/2013 tarihli kararın dakanun yolu aşamalarındaki süreçlerin ardından en son Yargıtay Ceza GenelKurulunun 5/2/2019 tarihli ilamıyla bozulmasına karar verilerek dosya CezaMahkemesine gönderilmiştir. Dolayısıyla 16/8/2001 tarihinde meydana gelen ölümolayıyla ilgili başlayan yargılama süreci henüz sonuçlandırılmamıştır.
33. Soruşturmada yer alan hiçbir unsur -başvuruya konusoruşturmanın ilerlemesine engel olan herhangi bir unsur ya da güçlüğünbulunmadığı, kasten öldürme suçundan yargılanan sanık sayısının bir olduğu,olayın aşamaların bu derece uzun sürmesine sebebiyet verecek nitelikte birkarmaşıklığa sahip olmadığı ve soruşturmada yaşanan gecikme üzerindebaşvurucunun herhangi bir etkisinin bulunmadığı dikkate alındığında-soruşturmanın bu denli uzun bir sürede sonuçlandırılmasını haklı kılmamaktadır.Bu nedenle somut olaya ilişkin soruşturma sürecinin makul bir süratleyürütüldüğünün söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
34. Oysa kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığınısürdürmesi, adalete olan güvenin sarsılmaması ve özellikle hukuka aykırıeylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesininengellenmesi açısından soruşturma makamları tarafından yaşama hakkına ilişkinsoruşturmaların makul süratte yürütülmesi konusunda azami hassasiyetgösterilmelidir. Buna karşın somut olayda, 16/8/2001 tarihinde meydana gelenölüm olayıyla ilgili soruşturmanın 18 yıl gibi makul kabul edilemeyecekderecede uzun bir süre devam ettiği ve hâlen de sonuçlandırılmadığıgörülmüştür.
35. Açıklanan gerekçelerle, Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyailgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
37. Başvurucu, yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle50.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
38. Başvuruda, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
39. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 45.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
40. Kararın bir örneğinin bilgi için Edirne 2. Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Net 45.000 TL manevi tazminatın başvurucuya ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Edirne 2. Ağır CezaMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.