TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
REMZİ DURMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1718)
Karar Tarihi: 2/10/2013
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Remzi DURMAZ
Vekili
:
Av. Devrim BİÇEN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu hakkında verilenidari yaptırım kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesine yaptığı başvurununsüresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 24/1/2013tarihinde Diyarbakır 5. Sulh Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 22/4/2013 tarihinde yapılan toplantıda,Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “hakarama hürriyeti” kapsamındaki “yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkı”dikkate alındığında başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmadığından bahislebaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmiştir.
4. İkinci Bölümün 30/7/2013 tarih ve 2013/1718 sayılı yazısı ile başvuru görüşiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/8/2013 tarih ve 79723 sayılı görüş yazısı 20/9/2013tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş olup, başvurucu vekili Bakanlıkgörüşüne karşı beyanlarını süresi içerisinde sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru dilekçesindekiilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Mersin CumhuriyetBaşsavcılığının 14/8/2012 tarih ve Kab.2012/1423,K.2012/2907 sayılı kararıyla, döviz alım ve döviz satım belgesi düzenlemekzorunluluğuna uymadığı gerekçesiyle 3.000 TL idari para cezası ilecezalandırılmıştır.
7. Mersin CumhuriyetBaşsavcılığının anılan kararı 8/10/2012 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Tebliğden itibaren 15 gün içerisinde kararakarşı Mersin Sulh Ceza Mahkemesine başvuruda bulunabileceği belirtildiğinden,başvurucu Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla 17/10/2012havale tarihli dilekçe ile kararın kaldırılması için Mersin Sulh CezaMahkemesine başvurmuştur.
8. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığı Muhabere Bürosu başvurucunun, idari yaptırım kararına karşıbaşvuru dilekçesini Mersin Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine sunulmak üzere MersinCumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosuna göndermiştir.
9. Mersin CumhuriyetBaşsavcılığı Kabahatler Bürosu, 7/11/2012 tarih ve2012/1423 sayılı üst yazı ile başvuru dilekçesini Mersin Nöbetçi Sulh CezaMahkemesine sunmuştur.
10. Mersin 2. Sulh CezaMahkemesinin 15/11/2012 tarih ve 2012/1995 Değişik İşsayılı tensip zaptında, 30/3/2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) bendi gereğince başvurunun usuldenkabulüne, ilgili kabahat dosyasının Cumhuriyet Başsavcılığı KabahatlerBürosundan istenmesine karar verilmiştir.
11. Mersin 2. Sulh CezaMahkemesi 10/12/2012 tarih ve 2012/1995 Değişik İşsayılı kararıyla, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle idari yaptırım kararınakarşı başvuruyu kesin olarak reddetmiştir. Bu karar başvurucuya 25/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu, 24/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 5326 sayılı Kanun’un 27.maddesi şöyledir:
“(1) İdarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesineilişkin idarî yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihindenitibaren en geç onbeş gün içinde, sulh cezamahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halindeidarî yaptırım kararı kesinleşir.
(2) Mücbir sebebin varlığı dolayısıyla bu sürenin geçirilmişolması halinde bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren en geç yedi güniçinde karara karşı başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru, kararın kesinleşmesiniengellemez; ancak, mahkeme yerine getirmeyi durdurabilir.
(3) Başvuru, bizzat kanunî temsilci veya avukat tarafındansulh ceza mahkemesine verilecek bir dilekçe ile yapılır. Başvuru dilekçesi, ikinüsha olarak verilir.
(4) Başvuru dilekçesinde, idarî yaptırım kararına ilişkinbilgiler, bu karara karşı ileri sürülen deliller açık bir şekilde gösterilir.Dilekçede ayrıca, başvurunun süresinde yapılmasını engelleyen mücbir sebepdayanaklarıyla gösterilir.
…”
14. 5326 sayılı Kanun’un “Başvurunun incelenmesi” kenar başlıklı 28.maddesi şöyledir:
“(1) Başvuru üzerine mahkemece yapılan ön incelemesonucunda;
a) Yetkili olmadığının anlaşılması halinde dosyanın yetkilisulh ceza mahkemesine gönderilmesine,
b) Başvurunun süresi içinde yapılmadığının, başvuru konusuidarî yaptırım kararının sulh ceza mahkemesinde incelenebilecek kararlardanolmadığının veya başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması halinde, bunedenlerle başvurunun reddine,
c) (a) ve (b) bentlerinde sayılan nedenlerin bulunmamasıhalinde başvurunun usulden kabulüne,
Karar verilir.
…
(10) Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilenkararlar kesindir.”
15. 22/2/1930 tarih ve 1567 sayılı TürkParasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 24/12/2008 tarih ve 5827 sayılıKanun ile değişik 3. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bakanlar Kurulunun bu Kanun hükümlerine göre yapmışbulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket edenkişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbinTürk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 2/10/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun24/1/2013 tarih ve 2013/1718 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, Mersin CumhuriyetBaşsavcılığının 14/8/2012 tarihli idari yaptırımkararına karşı, başvuru mercii olan Mersin Sulh Ceza Mahkemesine süresindebaşvuruda bulunduğu hâlde, başvurusunun 7/11/2012 tarihinde yapıldığıgerekçesiyle süre yönünden reddedildiğini, oysa anılan kararın başlık kısmındabaşvurunun 17/10/2012 tarihinde yapıldığının yazılı olduğunu belirterek,Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
18. Başvurucu, idari yaptırımkararına karşı başvurusunun, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmesisonucunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüş yazısında,5326 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrası metnine yer verilerek, bumaddede geçen on beş günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğunu, somutolayda başvurucunun sözü edilen kanuni hak düşürücü sürenin sona ermesindensonra, 7/11/2012 tarihinde başvurduğunu, kanunlardadüzenlenen hak düşürücü sürelerin hukuki güvenlik ilkesinin gereği olduğunu, buşekilde mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan ve eksikolan kanıtlara dayanarak sağlıksız kararlar verilmesinin önüne geçildiğini,somut olaydaki başvuru süresinin de bu kapsamda olduğunu belirtmiştir.
20. Öte yandan Bakanlık, gerekAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) gerekse Anayasa Mahkemesinin, kanunlarınyorumlanması ve uygulanması yetkisinin birinci derecede ulusal makamlara veözellikle de mahkemelere ve yüksek yargı organlarına ait olduğuna yönelikilkeyi benimsediklerini, somut olayda da başvurucunun başvuruda bulunduğuMahkemenin ilgili kanun hükümlerini yorumlayarak kanunda öngörülen süredensonra yapıldığı gerekçesiyle başvuruyu reddettiğini, yine AİHM kararlarına göremahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetehalel getirecek kadar katı şekilcilikten, öte yandan kanunla öngörülmüş olanusul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı gevşekliktenkaçınmalarının gerektiğini, bireysel başvuru konusu kararın katı şekilci biryaklaşımdan ziyade hukuksal güvenlik ilkesinin bir sonucu olduğunu, ayrıcabaşvurucunun her türlü kanıtlarını mahkemeye sunabildiğini ve yargılamanın adilolmadığı veya keyfi davranıldığını düşündürecek belirti bulunmadığını ilerisürmüştür.
21. Başvurucu, cevapdilekçesinde, Bakanlık görüşüne katılmadığını, idari yaptırım kararına karşı başvurununsüresinde yapıldığını, 17/10/2012 tarihinde yapılanitirazın 7/11/2012 tarihinde yapıldığının kabulü ile başvuru hakkının ortadankaldırılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini beyan etmiştir.
22. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılanbir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafındanmüdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nintaraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bu bağlamda,bireysel başvuru konusu temel hak ve özgürlüğün kapsamının Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanı çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No:2012/1049, 26/3/2013, § 18; B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 34).
23. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
24. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …”
25. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanmahakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin,Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı”kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
26. Sözleşme’nin 6. maddesindeki“cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan … bir mahkemetarafından davasının … görülmesiniistemek hakkına sahiptir” ifadesi çerçevesinde kabahat eylemlerinedeniyle uygulanan idari yaptırımlara ilişkin uyuşmazlıkların da Sözleşme’nin6. maddesinin koruma alanı içerisinde yer aldığı anlaşılmaktadır.
27. Mahkemeye erişim hakkı adilyargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Mahkemeye ulaşmayı aşırıderecede zorlaştıran ya da imkânsız hale getiren uygulamalar mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir. Bununla birlikte dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru için belli sürelerin öngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızkılacak ölçüde kısa olmadıkça hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir vemahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ne var ki, öngörülen sürekoşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması ya da yanlışhesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarına başvuru hakkınıkullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmek gerekir.(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Osu/İtalya, 36534/97, 11/7/2002, § 36-40).
28. 5326 sayılı Kanun’un 27. maddesindede kabahat eylemleri nedeniyle uygulanan idari yaptırım kararlarına karşı SulhCeza Mahkemesine başvurulabileceği düzenlenmiştir. Kuralda başvurularındoğrudan yetkili Sulh Ceza Mahkemesine yapılması gerektiğine dair herhangi biribare olmadığı gibi, kuralın bu şekilde yorumlanması da hükmün amacıylabağdaşmaz. Böyle bir yorum özellikle başvuruyu incelemeye yetkili Mahkemeninbulunduğu yerden uzakta bulunan kişiler açısından hak arama özgürlüğününkullanılmasını oldukça zorlaştıracaktır.
29. Somut olayda başvurucu,hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen idari yaptırımkararına karşı başvuru dilekçesini, “MersinNöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne” sunulmak üzere “Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı Kabahatler Bürosu’na” gönderilmesiiçin 17/10/2012 tarihinde Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığı Muhabere Bürosuna vermiştir. Başvurucu başvurusunu, bu şekildeMersin Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesine yöneltmiştir.
30. Başvurucunun başvurudilekçesini kabul eden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı Muhabere Bürosundagörevli Cumhuriyet savcısı, dilekçenin kabul edildiği tarih olarak 17/10/2012 tarihini yazmıştır. Bu çerçevede başvurucunun,idari yaptırım kararına yönelik başvurusunu bu tarihte yaptığının kabulügerekir.
31. Zira hukukumuzda dava vebaşvuru yollarını düzenleyen usul kanunlarında başvurunun, incelemeye yetkilimerci dışındaki merciler yoluyla yapılmasını öngören düzenlemelere yerverilmiştir.
32. 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçelerinverileceği yerler” kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
“Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkinher türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlaragönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergimahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıpkalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerineveya yabancı memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir.”
33. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçe üzerine uygulanacak işlem” kenarbaşlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesibaşkanlıklarına veya 4 ncü maddede yazılı yerlereverilen dilekçelerin harç ve posta ücretleri alındıktan sonra deftere derhalkayıtları yapılarak kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılır. Dava bukaydın yapıldığı tarihte açılmış sayılır.”
34. 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı mülgaHukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan) 431.maddesi şöyledir:
“Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukukdairesine veya Yargıtayın bozması üzerine hüküm verenilk derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesihukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.
Temyiz dilekçesi kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeyeverilmişse temyiz defterine kaydolunur ve durumderhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilir.”
35. Bu düzenlemelere göre davaveya kanun yollarına yönelik başvurunun yöneltildiği merci dışındaki eş değerkabul edilebilecek merciler aracılığıyla yapılan başvurular geçerli kabuledilmekte ve başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığı aracı kılınan mercieyapılan başvuru tarihine göre hesaplanmaktadır. Başvuru konusu olay bakımından,sözü edilen usul kurallarının kıyasen uygulanmasına engel olan herhangi birhukuki neden bulunmamakta olup, başvurucunun Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınınidari yaptırım kararına Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığını aracı kılarakbaşvuruda bulunmasının usul kurallarına aykırı olduğu veya başvurucunun bukonuda özensiz veya ihmalkâr davrandığı söylenemez.
36. Öte yandan, 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Kanun yolunun belirlenmesinde yanılma”kenar başlıklı 264. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, kabul edilebilir birbaşvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılmanın, başvuranınhaklarını ortadan kaldırmayacağı, böyle durumlarda başvurunun yapıldığımerciin, başvuruyu derhâl görevli ve yetkili olan mercie göndereceği hükümaltına alınmıştır. Bir an için başvurucunun başvurusunu yönelteceği başvurumercii konusunda hataya düştüğü kabul edilse bile, bu kuralın kıyasenuygulanmasıyla başvurucunun, herhangi bir usuli hakkaybına uğramaması gerekir.
37. Ayrıca Sulh Ceza Mahkemesi,tensip tutanağı (§ 10) ve başvurunun reddine dair kararın (§ 11) başlıkkısımlarında başvuru tarihi olarak, olması gerektiği şekilde başvurucununbaşvuru dilekçesini Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu tarih olan 17/10/2012 olarak belirtmesine rağmen, ret kararının gerekçekısmında başvuru dilekçesinin fiilen Mahkemeye ulaştığı tarih olan 7/11/2012tarihini başvuru süresine esas almıştır. Karardaki bu çelişkilerden mahkemenindilekçe üzerindeki tarihlerde hataya düştüğü anlaşılmaktadır. Mahkemenin buhatası bireyin mahkemeye erişim hakkından yararlanamaması ve kendisineuygulanan yaptırımın hukukiliğini inceletememesi sonucunu doğurmuştur.
38. Açıklanan nedenlerlemahkemenin başvuru tarihi konusunda hataya düşerek süresinde olmadığıgerekçesiyle başvurunun reddi yönünde verdiği karar ile başvurucunun Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
39. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesişöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.
…”
40. Başvuru konusu olayda tespitedilen ihlal mahkeme kararından kaynaklandığından ve yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un (1) ve (2)numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
41. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 2.640,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.838,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. 6216 Kanun’un 50. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeyeGÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan198,35 TL harç ve 2.640,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.838,35 TLyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucuların Maliye Hazinesine başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
2/10/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.