TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
REMZİ ALTUNTAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13905)
Karar Tarihi: 9/11/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Gülbin AYNUR
Başvurucu
:
Remzi ALTUNTAŞ
Vekili
:
Av. Serhat TEPE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın süreaşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; davanın uzunsürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Banka) Diyarbakır Melikahmet Şubesinde memur olarak görev yapmakta ikenözelleştirme uygulamaları kapsamında29/4/2002 tarihinde Genel Müdürlük emrineatanmıştır.
9. Genel Müdürlük başvurucunun ismini 15/11/2000 tarihli ve 4603sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası, Türkiye Halk Bankası Anonim Şirketive Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca istihdam fazlası personel olarak Devlet PersonelBaşkanlığına bildirmiştir.
10. Başvurucu 23/9/2002 tarihinde Gümrük Müsteşarlığı MersinGümrükler Başmüdürlüğü emrine atanmıştır.
11. Söz konusu atama sırasında Banka tarafından başvurucunun sonmaaş durumunu gösteren 4/10/2002 tarihli maaş nakil ilmuhaberidüzenlenmiştir.
12. Maaş nakil ilmuhaberinde net maaştutarı 596.628.629 eski Türk lirası olarak gösterilmiştir.
13. Başvurucu 7/10/2002 tarihinde yeni kurumunda göreve başlamıştır.
14. Başvurucu 18/11/2004 tarihinde Bankaya başvurmuş, atamasırasında maaşının yeni kurumuna eksik bildirildiğini belirterek söz konusuhatanın düzeltilmesini talep etmiştir.
15. Başvuru 18/11/2004 tarihli işlem ile reddedilmiştir. Buişlem 22/11/2004 tarihinde başvurucuya teliğedilmiştir.
16. Başvurucu söz konusu işlemin iptali istemiyle 24/1/2005tarihinde Ankara 7. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu davadilekçesinde, Bankada çalıştığı son ay 707.830.849 eski Türk lirası maaşaldığını, Mersin Gümrükler Başmüdürlüğüne atanması sırasında Bankanın maaşını596.628.629 eski Türk lirası olarak bildirmesi nedeniyle yeni görev yerinde bumaaşı almaya başladığını, bu durumun bir yanlışlıktan kaynaklandığının vedüzeltileceğinin şifahi olarak kendisine bildirildiğini ancak iki yıldan fazlabir süre geçmesine rağmen yanlışlığın düzeltilmemesi nedeniyle idareyebaşvurmak zorunda kaldığını belirtmiştir.
17. Dava, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 23/3/2006 tarihlikararıyla yetki yönünden reddedilerek dava dosyası yetkili Mersin İdareMahkemesine gönderilmiştir.
18. Mersin 2. İdare Mahkemesi 27/4/2007 tarihli kararıyla davakonusu işlemi kısmen iptal etmiş, kısmen de davayı süre aşımı nedeniylereddetmiştir. Kararın gerekçesinde öncelikle başvurucunun atama sırasındadüzenlenen maaş nakil bildiriminde Bankadaki görevine ait aylık, ek gösterge,ikramiye, her türlü zam ve tazminatı ile sözleşme ücretinin esas alınması vehesaplanarak kendisine ödenmesi gerekirken Genel Müdürlük emrine aldığı maaşagöre işlem tesis edildiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca, idariyargıda özlük hakları yönünden belli bir uygulama tarihi esas alınarak taleptebulunulan davalar yönünden dava açma süresinin hesaplanmasına ilişkiniçtihattan bahsedilmiştir. Belirtilen içtihat uyarınca, başvurucunun idareyebaşvurduğu 18/11/2004 tarihinden geriye doğru altmış günlük süre içindeki ilkuygulama tarihi olan 15/10/2004 tarihinden itibaren maaşındaki eksikliğindüzeltilmesi isteğinin reddine ilişkin dava konusu işlemin 15/10/2004tarihinden sonraki kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir. Davakonusu işlemin 15/10/2004 tarihinden önceki uygulamalara ilişkin kısmının isesüre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir.
19. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
20. Danıştay Beşinci Dairesi 15/12/2009 tarihli kararıyla ilkderece mahkemesi kararını onamıştır.
21. Söz konusu onama kararına karşı davalı karar düzeltmetalebinde bulunmuştur.
22. Danıştay Beşinci Dairesi 27/12/2012 tarihli kararıyla davalıidarenin karar düzeltme istemini kabul etmiş, 15/12/2009 tarihli onama kararınıkaldırarak Mersin 2. İdare Mahkemesinin 27/4/2007 tarihli kararını bozmuştur.Bozma kararının gerekçesinde, dava açma süresinin hesaplanmasında 6/1/1982tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesinin dikkatealınmasının mümkün olmadığı, 7. ve 11. maddelerinin uygulanması gerektiği ifadeedilmiştir. Buna göre yeni kurumunda 7/10/2002 tarihinde göreve başlayanbaşvurucunun, maaş nakil ilmuhaberinin yenidendüzenlenmesi istemiyle atandıktan sonraki ilk uygulama işlemi olan 15/10/2002tarihinden sonra 2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerini gözönündebulundurarak altmış günlük dava açma süresi içinde dava açması gerekirken 24/1/2005tarihinde açtığı davanın süresinde olmadığı belirtilmiştir.
23. Mersin 2. İdare Mahkemesi 28/3/2013 tarihli kararıyla bozmakararındaki gerekçeler doğrultusunda davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir.
24. Karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 8/10/2013 tarihli kararıylaonanmıştır.
25. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin17/6/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
26. Nihai karar 22/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
27. Başvurucu 20/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. 2577 sayılı Kanun'un "Davaaçma süresi" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"1. Dava açma süresi, özel kanunlarındaayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idaremahkemelerinde altmış... gündür.
2. Bu süreler;
a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildiriminyapıldığı,
(...)
Tarihi izleyen günden başlar.(...)"
29. 2577 sayılı Kanun'un "İdarimakamların sükutu" kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"1. İlgililer,haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması içinidari makamlara başvurabilirler.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezseistek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibarendava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya,idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler.(...)"
30. 2577 sayılı Kanun'un "Üstmakamlara başvurma" kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
" 1. İlgililertarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınmasıdeğiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksaişlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bubaşvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
2. Altmış gün içinde bir cevap verilmezseistek reddedilmiş sayılır.
3. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmişsayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihinekadar geçmiş süre de hesaba katılır."
B. Uluslararası Hukuk
1. İlgili Sözleşme
31. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının,medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda kararverecek olan,... bir mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkınasahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin birinci fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciineerişim hakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarakdikkate alındığında mahkemeye erişim hakkını da garanti altına aldığı sonucunaulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişimhakkı Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasında mündemiçtir. Bu çıkarsama,Sözleşmeci devletlere yeni yükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6.maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç vehedefleri ile hukukun genel prensiplerinin gözetilerek birlikte okunmasınadayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin 6. maddesininbirinci fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarınımahkeme önüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
33. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM; bu sınırlamaların, kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifadeetmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan yada uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi kurmayan sınırlamalar Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasıylauyumlu olmaz (Sefer Yılmaz ve MeryemYılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,§ 19; Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
34. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukukhükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özelliklemahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'inrolünün bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumluolup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırıgetiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacınadayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasının,ilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecekmahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her birolayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesininbirinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesigerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye,§ 20).
35. AİHM; bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesiiçin öngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletininzayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlardaöngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırıesneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, kuralların belirlilikve iyi adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesihâlinde ve davaların esasının yetkili mahkeme tarafından karara bağlanmasınıönleyecek birtakım bariyerler oluşturma fonksiyonu görmesi durumunda mahkemeyeerişim hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu, atandığı kuruma maaşının eksik bildirilmesineilişkin işlemin düzeltilmesi talebiyle yaptığı başvurunun reddine dair idariişlemin iptali istemiyle açtığı davanın süre aşımından reddedilmesinin adilolmadığını ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
38. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, mahkemenindava açma süresini hesaplama usulünu belirleme vesürenin başlangıcını tespit etme noktasında hukuk kurallarını hatalıdeğerlendirmesi ve uygulaması neticesinde uyuşmazlığın esasınınincelenememesidir. Bu nedenle başvurucunun belirtilen şikâyetleri bağlamındakiihlal iddialarının mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
41. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunmahakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkı,Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün birunsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'yi yorumlayanAİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişimhakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd.Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017,§ 34).
42. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden fayadalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortayakoyma imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adilyargılanma hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
43. Somut olayda idari işlemin iptali istemiyle açılan davanınsüre aşımından reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkınayönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
44. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
45. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
46. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarakAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklıbir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir
(1) Kanunilik
47. Başvurucunun idari işlemin iptali istemiyle açtığı davanınsüresi içinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmesine ilişkin Mahkeme kararının2577 sayılı Kanun'un 7. ve 11. maddelerine dayandığı görülmektedir. Bu kapsamdasomut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanunidayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
(2) Meşru Amaç
48. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü güvencealtına alınmıştır. Maddede, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlamanedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılmasımümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeniöngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğukabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlamanedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alankurallara dayanılarak bu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir. Dava açmahakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemenin, hakarama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın normalanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, E.2015/96, K.2016/9,10/2/2016, § 10).
49. İdarenin sürekli bir biçimde dava açılma tehdidi altındakalmasını engellemek, kamu hizmetinin hızlı, düzenli ve etkin biçimdeyürütülmesini sağlamak düşüncesi ile idari işlem ve eylemlere karşı yapılacakbaşvurular ve açılacak davalar kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır (Aynıyönde karar için bkz. Mohammed Aynosah, § 39).Diğer yandan idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalar için tanınansüreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniyle güvenilirliği kalmayan, eksikya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzak geçmişte meydana gelmiş olaylarhakkında karar vermelerini istemekle oluşabilecek adaletsizliklerin önünegeçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibi önemli ve meşru amaçlara hizmet eder(AYM, E.2014/92, K.2016/6, 28/1/2016, § 17). Dolayısıyla bu tür durumlarınönlenmesi bakımından idari işlem ya da eylemlere karşı açılacak davalarda sürekoşulunun öngörülmesi meşru amaçlara sahiptir.
(3) Ölçülülük
50. Ölçülülük ilkesi "elverişlilik","gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. "Elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
51. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka anlatımla mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini ifade etmiştir (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
52. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsızlaştırmadıkça -hukuki belirlilikilkesinin gereği olarak- mahkemeye erişim hakkına aykırılık oluşturmaz. Ancakmevzuatta öngörülen süre kurallarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlışuygulanması veya bu sürelerin hatalı hesaplanması nedenleriyle kişilerin davaaçma ya da kanun yollarına başvuru haklarını kullanmasına engel olunmasımahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş.Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., §38).
53. Hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması bakımından davaaçma hakkının belli bir süreyle sınırlandırılması tek başına mahkemeye erişimhakkını ihlal etmemekte ise de öngörülen sürenin makul olması, diğer birifadeyle haktan yararlanılmayı imkânsız kılacak veya aşırı derecedezorlaştıracak derecede kısa olmaması gerekir. Dava açma süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken dava ile elde edilecek hakkın niteliği, davanınkonusu ve kişinin dava hakkının doğduğunu öğrenme imkânına sahip olup olmadığıgibi hususlar gözönünde bulundurulmalıdır. Öngörülensürenin dava açmak için gerekli araştırma ve hazırlıkların yapılmasına,gerekiyorsa hukuki ve teknik yardım alınmasına yetecek ve hakkın önemiyleorantılı bir uzunlukta olmaması durumunda ölçüsüz olduğu söylenebilir (Yaşar Çoban [GK], B. No: 2014/6673,25/7/2017, § 64).
54. Dava açma süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeyeerişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önemtaşımaktadır. Bu kapsamda dava açma süresinin, hak sahibinin henüz davahakkının doğduğundan haberdar olmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdarolduğunun kabulünü haklı kılan nedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeyebaşlaması dava hakkının varlığını anlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesinizedeleyebilir (Yaşar Çoban, §65).
55. Öte yandan mahkemeler, dava açma süresi öngören kanunhükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırışekilcilikten kaçınmalı ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayıayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemelidir. Bununla birliktemahkemelerin, sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorumkurallarının sınırlarını zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresinibertaraf etmesi hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenmesine nedenolabilir. Bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukukigüvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas dengegözetilmelidir (Yaşar Çoban, §66).
56. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu maaşının 15/10/2002tarihi itibarıyla düzeltilmesi istemiyle yaptığı idari başvurununreddedilmesinden sonra 24/1/2005 tarihinde bu idari işlemin iptali istemiyledava açmıştır. Mahkeme Danıştayın bozma kararınauyarak başvurucunun maaşının eksik hesaplandığını 15/10/2002 tarihindeöğrendiğini belirtmiş vebu tarihten itibaren altmışiçinde dava açmadığı için süre aşımı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
57. Mahkeme tarafından verilen ilk karardaki tespit vedeğerlendirmelerden (bkz. §18) başvurucunun maaşının eksik hesaplandığınınsabit olduğu anlaşılmaktadır. Danıştayın da aksiyönde bir tespiti, değerlendirmesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla idarenin,başvurucunun maaşını 15/10/2002 tarihinden itibaren sürekli olarak eksiködediği ve ödemeye devam ettiği görülmektedir.
58. İdarelerin iyi yönetim ilkesi gereğince hatalı işlemlerininneticelerini herhangi bir başvuru olmaksızın resen düzeltmeleri beklenir. Bugereklilik özellikle maaş, ek gösterge ödemeleri gibi süregelen etkiler doğuranve gelecekte de ilgilisi üzerinde etki doğuracağı açık olan uygulamalaryönünden daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla ilgilinin ilkuygulama tarihi itibarıyla hatayı fark etmemesi ya da zamanında başvurmamasıhatalı uygulamanın sürdürülmesini haklı hâle getirmez. Başka bir ifadeylehatalı uygulamanın idare lehine kazanılmış hak hâline gelebileceğinden sözedilemez.
59. Bu bağlamda somut olayda Mahkemenin, geçmişte uygulanmış vetamamlanmış maaş ödemeleri yönünden dava açma süresinin hesaplanmasına ilişkinyorumunun idari yargıdaki dava açma sürelerinin getiriliş amacıyla örtüştüğügörülmektedir. Bununla birlikte geleceğe yönelik, bir başka ifadeyle henüzdoğmamış ve maddi alemde etkisi görülmemiş maaş alacakları bakımından dava açmasüresinin uygulanmasıyla ilgili yorumun ise başvurucunun dava açmasını aşırıderecede zorlaştıracak hatta imkânsız kılacak nitelikte katı bir yorum olduğudeğerlendirilmiştir. Dolayısıyla somut olayda eksik ödenen maaşınındüzeltilmesi talebinin geleceğe yönelik olarak da süre aşımı gerekçesiylereddedilmesi başvurucuya aşırı bir külfet yüklemiş ve mahkemeye erişim hakkınayapılan müdahaleyi ölçüsüz kılmıştır.
60. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
61. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş; tazminat talebinde bulunmuştur.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
62. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
63. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, §§ 45, 47).
64. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar dikkate alınır (SelahattinAkyıl, § 41).
65. Somut olayda 24/1/2005 tarihinde Ankara 7. İdareMahkemesinde açılan dava ile başlayan yargılama sürecinin Danıştay tarafındankarar düzeltme isteminin reddedildiği 17/6/2014 tarihinde sona erdiğianlaşılmıştır.
66. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkatealındığında 9 yıl 4 ay 24 günlük yargılama süresinin makul olmadığı sonucunavarılmıştır.
67. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
69. Başvurucu mahkemeye erişim hakkının ve makul süredeyargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle tazminat talebinde bulunmuş ancakmiktar belirtmemiştir.
70. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
71. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2. İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
72. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargımerciine gönderilmesinin belirtilen ihlal iddiası açısından yeterli bir tazminoluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
73. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
74. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 9.600 TLmanevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere Mersin 2. İdare Mahkemesine (E.2013/201, K.2013/247)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.