TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
REMZİ GEGEZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15676)
Karar Tarihi: 13/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Denizhan HOROZGİL
Başvurucu
:
Remzi GEGEZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ana dilde savunma talebinin mahkemece reddedilmişolması ve özel yetkili mahkemelerce yargılama yapılması nedeniyle adilyargılanma hakkının; bazı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmanın terörörgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararında delil olarakdeğerlendirilmiş olması nedeniyle de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 1966 doğumlu olup Ağrı'da ikamet ettiğini ve işçiolduğunu ifade etmiştir.
7. Başvurucu; PKK terör örgütüne üye olma, terör örgütününpropagandasını yapma ve kamu malına zarar vermesuçlarından 25/1/2011 tarihinde gözaltına alınmış ve 26/1/2011tarihinde tutuklanmıştır. Daha sonra başvurucu hakkında Erzurum CumhuriyetBaşsavcılığının (CMK 250. maddesi ile görevli) 18/5/2011 tarihli iddianamesiyleterör örgütüne üye olma, mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme veterör örgütünün propagandasını yapma suçlarından kamu davası açılmıştır.
8. Başvurucu, soruşturma evresinde verdiği ifadelerde vekovuşturma evresinde (kapatılan) Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)yapılan ilk sorgusunda Türkçe savunma yapmıştır. Ancak esas hakkında mütalaayakarşı savunmasını Kürtçe yapmak istemiş, Mahkeme ise bu talebi reddetmiştir.
9. Mahkeme 15/5/2012 tarihinde, başvurucunun mala zarar verme vegörevi yaptırmamak için direnme suçlarından beraatine; terör örgütününpropagandasını yapma suçundan 4 yıl 6 ay, terör örgütüne üye olma suçundan ise12 yıl hapis cezasıyla mahkûmiyetine ve tutukluluk hâlinin hükümle birliktedevamına hükmetmiştir.
10. Mahkeme, gerekçeli kararına iddianameyi özetleyerekbaşlamış, daha sonra PKK/KCK terör örgütünün yapısını ve işleyişini kısacaaçıklamıştır. Daha sonra dosyada yargılanan her bir sanık hakkında ayrıbaşlıklar halinde, iddia, savunma ve delilleri belirten Mahkeme bu delillerindeğerlendirmesini yapmıştır.
11. Mahkemenin gerekçeli kararında başvurucu hakkında yapılandeğerlendirmelerde özetle;
i. 15/7/2010 tarihinde Erzurum Emniyet Müdürlüğünün internetsitesine Doğubeyazıtlı bir esnaf tarafından ihbar yapıldığı, bu ihbardabaşvurucu ve S.T. isimli şahsın terör örgütü mensupları ile irtibata geçerekilçede terör örgütüne eğilimi olan gençleri dağa göndermek için çalıştıklarınınve hatta başvurucunun dağa gönderdiği bir gencin akrabaları tarafındanbıçaklandığının, bu olay anlaşılmasın diye olayın örtbas edildiğinin, ayrıca buşahısların Doğubayazıt'ta kepenk kapattırmak için sürekli gezerek herkesegözdağı verdiklerinin ve gençler üzerinde baskı yaparak onları eylemleresürüklediklerinin bildirildiği belirtilmiştir.
ii. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada terör örgütününpropagandasını yapmak için hazırlanmış muhtelif sayıda afiş, bez, çerçeve vehakkında toplatma kararı bulunduğu iddia edilen kitap ve dokümanın elegeçirildiği ifade edilmiştir.
iii. Başvurucunun 15/2/2010 tarihinde Doğubayazıt ilçemerkezinde terör örgütü liderinin yakalanmasının yıl dönümünde, yakalanmasınıprotesto etmekamacıyla düzenlenen gösterilere katıldığı, yüzleri bezlekapatılmış grubun önünde yer alarak el kol hareketleri ile grubu yönlendirdiğive grubun çoğunluğunun küçük yaşta çocuklardan meydana geldiği belirtilmiştir.
iv. Başvurucunun 14/4/2010 tarihinde Ahmet Türk’e yapılansaldırıyı protesto etmek amacıyla Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Doğubayazıtİlçe Başkanlığınca organize edilen ve terör örgütünün propagandasınadönüştürülen basın açıklamasına katıldığının belirlendiği, basın açıklamasıöncesinde işyerlerinin kepenklerinin de kapatıldığı ve basın açıklamasından sonraorganize olmuş bir grubun ilçenin değişik yerlerinde yol kestiği, gösteriyaptığı ve güvenlik güçlerine, kamu araçlarına, binalarına, işyerlerine taşlıve molotflu saldırılar gerçekleştirerek zarar verdiği ifade edilmiştir. Ayrıcabaşvurucunun BDP ilçe merkezinden çıkan, yüzleri bez parçalarıyla kapalı grubunarkasından çıkarak grubu takip ettiği belirtilmiştir.
v. Başvurucunun 2010 yılı Haziran ayı sonlarında küçük yaşta birkız çocuğu olan M.S.yi terör örgütün kırsal alanına gönderdiği, bu duruma kızanM.S.nin ailesinden bir şahsın -muhtemelen bu nedenle- başvurucuyu bıçaklayaraladığı belirtilmiştir.
vi. Başvurucunun 7/7/2010 tarihinde Doğubayazıt BDP ilçeteşkilatı tarafından organize edilen, 30/6/2010 tarihinde Siirt Pervari'deöldürülen örgüt mensuplarını anmak ve Rize Belediye Başkanının kadınlarayönelik olarak o tarihlerde yapmış olduğu bir açıklamayı protesto etmekamacıyla gerçekleştirilen ve terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basınaçıklamasında yer aldığı, ayrıca aynı tarihte düzenlenen terör örgütüne yönelikoperasyonları protesto etmek amacıyla yapılan oturma eylemine katıldığı ifadeedilmiştir.
vii. 2/8/2010 tarihinde BDP Doğubayazıt ilçe teşkilatıtarafından organize edilen basın açıklamasının daha sonra terör örgütününpropagandası haline dönüştürüldüğü, basın açıklaması öncesi ilçe merkezindeişyerlerinin kepenklerinin kapalı olduğu, basın açıklaması bitiminde organizeolmuş bir grubun, ilçenin değişik yerlerinde yol kestikleri, gösteri yaptıklarıve güvenlik güçlerine, kamu araçlarına, binalarına ve işyerlerine taşlı vemolotoflu saldırılar gerçekleştirerek zarar verdikleri, başvurucunun da olaygünü bu grubun önünde yer aldığının görüldüğü belirtilmiştir.
viii. Başvurucunun 24/8/2010 tarihinde Doğubayazıt'taSarina-Avesta kod adlı, terör örgütü üyesi Ş.Y.nin cenaze törenine katıldığı,cenaze töreninden sonra kalabalık bir grup tarafından taşlı, molotoflu ve havaifişekli eylemler yapıldığı, aynı gün S.Ü. ile başvurucu arasında yapılantelefon görüşmesi kapsamında başvurucunun eylem yönünde bir beklentisi olduğunubelli edecek şekilde konuşma yaptığı, ancak telefon görüşmesi dışında bu yöndebaşka bir delil elde edilemediği ifade edilmiştir.
ix. Başvurucunun 5/9/2010 tarihinde Azman-Bürüsk kod adlı, terörörgütü üyesi A.S.Y.nin cenaze törenine katıldığı ve cenaze töreninden sonrataşlı, molotoflu ve havai fişekli saldırılar meydana geldiği, aynı günbaşvurucunun K.T. ile yapmış olduğu bir telefon görüşmesinde "Şey yoktur, saz kursu yoktur"şeklinde şifreli konuşmalar yaptığı, başvurucunun E.K isimli bir şahıslayaptığı bir diğer telefon görüşmesinde de şifreli konuşmalar yaptığı ve örgütselgizlilik kurallarına uyarak E.K.ya talimat verdiği ifade edilmiştir. Böyleliklebaşvurucunun konuşmalarıyla işyerlerine, kamu binalarına ve güvenlik güçlerinetaşlı ve molotoflu saldırı eylemlerini planladığı yönünde ciddi bir kanaatoluştuğu, ancak bu hususta telefon tapesi dışında delil bulunmadığıbelirtilerek başvurucunun olay günü yaptığı şu telefon görüşmesine yerverilmiştir:
"K. :Vurma murma falan var mıydı yoksa yok
Remzi Gegez :Vallah biraz vardı evet
Keleş : Hadi hayırlı olsun
Remzi Gegez :Devam ediyordu hala
Keleş : Ha
Remzi Gegez :Vallah
Keleş : Ben onlarınkollarına kurban olayım, devam etsin devam etsin
Remzi Gegez :Devam ediyor devam ediyor
Keleş : Ha
Remzi Gegez :Vallah mahallede devam ediyor
Keleş : Tamam abi
Remzi Gegez :Oldu bir şey diyor musun
Keleş : Sağol hürmetim var,sen bir şey diyor musun
Remzi Gegez :Gözüm üstüne kendine iyi bak"
x. 12/9/2010 tarihinde yapılan halkoylamasında terör örgütününalmış olduğu karar doğrultusunda başvurucunun seçimi açıkça boykot ederekhalkın oy kullanma hakkını engellediği, başvurucunun kararda belirtilen bazıtelefon görüşmelerinde, oy kullanmaya gelen vatandaşları açıkça tehditettiklerini ve oy kullanmalarını engellediklerini gülerek anlattığı vetelefonların dinlenmesi ihtimaline binaen telefonu acele ile kapattığıbelirtilerek resmî görevlendirme evrakına göre sanığın ve ismi geçen diğerşahısların seçimde görevli oldukları ifade edilmiştir.
xi. Başvurucunun 21/9/2010 tarihinde Doğubayazıt'ta yapılan veterör örgütünün propagandasına dönüştürülen yasa dışı yürüyüşte yer aldığını,toplanan kalabalık tarafından şiddet içeren, yol kesme ve molotof atmaeylemlerinin gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
xii. Başvurucunun terör örgütü tarafından alınan kararlarüzerine 20-25/9/2010 tarihlerinde başlatılan "Ana dilde eğitim istiyoruz" isimli kampanyadoğrultusunda okulların bir hafta süreyle boykot edilmesinde etkin rol aldığı,bu kapsamda 22/9/2010 tarihinde H.O. ile yapmış olduğu telefon görüşmesine göreokulların boykot edilmesini planlayanların başında geldiği, karara rağmenvelilerin çocuklarını okula gönderdiğini görmesi üzerine bu insanlara sitemederek "He, inanki biz sabahtan berizahmet ediyoruz, vallah arkadaşlara söylecem sabah hepsi çocuklarını göndersin,Allah belasını versin onlara ne yapayım" dediği, H.O.nun da"Şerefsizler, bilmiyorum başka zamandadiyorlar, önlük mönlük ellerinden tutmuş gidiyorlar" dediğibelirtilmiştir. Ayrıca, başvurucunun basın yolu ile propaganda yapmak amacıylaCD hazırladığı; B.B. ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde de okulların birhafta süreyle boykot edilmesi kararına ilişkin görüntülerin terör örgütününamaçları doğrultusunda yayın yapan Roj TV'ye gönderilmesini konuştukları ifadeedilmiştir. Yine bu doğrultuda başvurucunun Dicle Fırat haber ajansından birşahısla konuşma yaptığı ve haberi vereceği şahsın ismini söylemeyerek örgütselgizliliğe riayet ettiği de belirtilmiştir.
xiii. Başvurucunun 27/9/2010 tarihinde terör örgütünün dağkadrosunda yer alan S.G. isimli şahısla konuşma yaptığı ve zaman zaman kırsalalana kendisinin de gelip gittiğinin anlaşıldığı ifade edilmiştir.
xiv. Başvurucunun Diyarbakır Emniyet Müdürlüğünce yapılan KCKoperasyonundan sonra tutuklananlara destek vermek amacıyla Diyarbakır'a gittiğibelirtilerek buna ilişkin bazı telefon görüşmelerine değinilmiştir.
xv. Başvurucunun 19/10/2010 tarihinde Doğubayazıt'ta yapılan veterör örgütünün propagandasına dönüştürülen yasa dışı yürüyüşe katıldığı, terörörgütünün propagandası amacıyla kurulan ve örgütün şiddet eylemleriniyayımlayan Roj TV'ye destek vermek amacıyla "Özgürlüğün sesi Roj TV kapatılamaz" yazılı pankartıtaşıdığı tespit edilmiştir.
xvi. S.T. ve E.nin kendi aralarında yapmış oldukları bir telefongörüşmesinde, terör suçundan tutuklanan F.T.nin tutuklanmasından başvurucununsorumlu olduğunun konuşulduğu ve görüşmede S.T.nin "Asıl o Remzi'nin tutuklanması gerekirdi, o aynen benide yaktı, beni de kullandı, aynen beni de çocukları da yaktı, ben de çocuklarıdağıttım" şeklinde ifadeler kullandığı tespit edilmiştir. Bukapsamda S.T.nin bu konuşmasıyla hem kendisinin hem de başvurucununDoğubayazıt'ta meydana gelen sivil itaatsizlik eylemlerini ve bu eylemlerigerçekleştiren küçük yaştaki çocukları ne şekilde organize ettiklerini açıkçabeyan ettiğine vurgu yapılmıştır.
xvii. Başvurucunun bir telefon görüşmesi kapsamındaDoğubayazıt'ta yapılan ve terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basınaçıklamasının hazırlık çalışmasını yaptığı belirtilmiştir.
xviii. Terör örgütü tarafından alınan karar doğrultusundauygulamaya konulan "iki dilli yaşam"faaliyeti ile ilgili olarak başvurucunun 1/1/2011 tarihinde Doğubayazıt BDPilçe teşkilatı tabelasının Kürtçe ve Türkçe yazılarak asılması sırasında grupiçinde yer aldığı ve terör örgütü lehine slogan atan gençlerle beraber sloganatarak halay çektiği belirtilmiştir.
xix. Başvurucunun 6/1/2011 tarihinde Doğubayazıt'ta yapılan veterör örgütünün propagandasına dönüştürülen basın açıklamasına katıldığı,kamera çekimini yapan güvenlik güçlerini takip ettiği ifade edilmiştir. Basınaçıklamasından sonra güvenlik güçlerine yönelik taşlı, havai fişekli vemolotoflu saldırı eylemlerinin meydana geldiği, bu eylemleri organize edenşahıslardan birinin de başvurucu olduğu, ancak bu konuda telefongörüşmelerinden başka bir delilin elde edilemediği vurgulanmıştır. Ayrıca, busaldırılarda yer alan E.T.nin durumundan rahatsız olan M.Ş.T.nin S.T. ileyapmış olduğu 7/1/2011 tarihli telefon görüşmesinde başvurucu ve diğer bazıkişilerin eylemlerde yer almayarak kardeşi E.T.nin ön planda bulunmasındanrahatsız olduğu tespit edilmiştir.
xx. Dosya kapsamında alınan 7/3/2011 tarihli bilirkişi raporundabaşvurucunun 6/1/2011 tarihinde grupla birlikte Kürtçe türkü eşliğinde halayçektiği, güvenlik güçlerini takip ettiği, şiddet eylemlerini teşvik eden veterör örgütü adına yayın yapan "Özgürlüğünsesi Roj TV kapatılamaz" yazılı pankartı taşıdığıbelirtilmiştir. Ayrıca söz konusu bilirkişi raporunda başvurucunun 21/9/2010tarihinde "barışın elini tutmayankatliamcıları lanetliyoruz" yazılı pankartın önünde yürüdüğü,bu esnada arkadaki grubun "şehitnamırın" (şehitler ölmez) şeklinde slogan attığı, 7/7/2010tarihinde platform üzerinde basın açıklaması yapan kişinin mikrofonunu tuttuğuve oturma eylemine katıldığı, 15/2/2010 tarihinde ise yüzleri bez parçası ilekapalı grubun önünde yürüyerek grupla birlikte "biji serok apo" (yaşasın başkan apo)" şeklindeslogan attığı ifade edilmiştir.
12. Sonuç olarak başvurucunun mahkûmiyet gerekçesi şöyleözetlenmiştir:
"Dosya kapsamındabulunan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; sanık Remzi Gegez'in terörörgütünün faaliyetleri kapsamında kullanılan Ahmed-i Hani Derneğinin üyesiolduğu, Doğubayazıt ilçesinde oluşturulan şiddete dayalı Öz Savunma BirlikleriDoğubayazıt yapılanmasında eylem grubu sorumlusu olarak görev aldığı, telefontapelerine göre ilçede meydana gelen terör olayalarını organize edenlerdenbirisinin sanık olduğu yönünde ciddi kuşkuların bulunduğu, örgütselfaaliyetleri dernek çatısı altında legalize ederek özellikle küçük yaştakiçocuklara yönelik sanık [S.T.]ile birlikte kültürel etkinlikler düzenledikleri, bu yolla çoğu küçük veya gençyaşta masum insanları terör örgütünün kırsal alanına gönderdiği, bununörneğinin ise terör örgütünün dağ kadrosuna bizzat sanığın gönderdiği[M.S.] olduğu, sanığın düzenli ve aktifolarak Doğubayazıt ilçe merkezinde BDP tarafından ya da bireysel manadadüzenlenen terör örgütünün propagandası haline dönüştürülen şiddet eylemlerinekatıldığı, basın açıklamalarından sonra organize edilmiş grupları muhtemelenyönlendirdiği, Doğubayazıt ilçesinde ikamet etmesine rağmen zaman zaman ilçedışına çıkarak örgüt mensupları ile kırsal alanda görüştüğü, telefontapelerinden çok açık bir şekilde anlaşılacağı üzere 12 Eylül 2010 tarihindeyapılan referandumda halk oylamasına katılan vatandaşları açıkça tehdit ettiğive oy kullanmalarını engellediği, 20-25 Eylül 2010 tarihleri arasında yapılanve terör örgütünün almış olduğu eylem kararına dayanan 'eğitimin boykotedilmesi' eylemini organize edenlerden birisinin de sanık olduğu, ikametindeyapılan aramada örgütsel dökümanların ele geçirildiği, sanığın bu eylemlerinidiğer sanıklar [S.T.],[E.K.], [A.A.] ve [D.Ş.]ile birlikte yürüttüğü, 15/2/2010 tarihinde şiddet içeren etkinliğe katılarak'Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)' şeklinde slogan atmak, 19/10/2010tarihinde açıkça terör örgütü adına yayın yapan ve sürekli şiddet çağrısı yapanRoj TV'nin propagandasını yaparak 'Özgürlüğün sesi Roj TV kapatılamaz' yazılıpankartı taşımak ve 6/1/2011 tarihinde Doğubayazıt ilçe merkezinde yapılan veterör örgününün propagandası haline dönüştürülen basın açıklamasına katılarak'Biji Serok Apo (Yaşasın Başkan Apo)' şeklinde şiddet içeren sloganlar atangrupla birlikte basın açıklaması öncesinde terör örgütünün açıkca destekçisiolduğunu belli edecek şekilde terör örgütü lehine slogan atmak ve halay çekmeksuretiyle terör örgütünün propagandasını yaptığı, böylece sanığın tüm eylemleriile terör örgütüne üye olmak ve zincirleme şekilde terör örgütününpropagandasını yapmak suçlarını işlediği anlaşıldığından sanığın bu suçlardancezalandırılmasına karar verilmiş[tir]"
13. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 6/6/2014 tarihlikararı ile mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarındanberaate dair hükümler ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilenmahkûmiyete ilişkin hükümlerin onanmasına karar verilmiş ve anılan kararlarkesinleşmiştir. Yargıtay, terör örgütünün propagandasını yapma suçundan verilenmahkûmiyet kararının ise sonradan yapılan kanun değişiklikleri kapsamındakovuşturmanın ertelenmesi şartlarının değerlendirilmesi amacıyla bozulmasınakarar verilmiştir.
14 Başvurucu, Yargıtay ilamından 27/8/2014 tarihindemüddetnamenin tebliği ile haberdar olduğunu belirtmiştir.
15. Başvurucu 19/9/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal (GK), B. No: 2014/15440,22/5/2019, §§ 28-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 13/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Bağımsız ve TarafsızBir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; bağımsızlığı ve tarafsızlığı tartışmalı olan vedaha sonra kaldırılmasına karar verilen özel yetkili mahkemelerceyargılandığını, anılan mahkemelerin adil yargılama yapmadığını ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
19. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göreözeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlaledildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20).
20. Somut olayda başvurucu, ihlal iddialarını temellendirmemiş;anılan mahkemelerin hangi somut özelliğinin adil yargılanma hakkını ihlalettiği konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Bu nedenle ihlal iddiası ve buiddianın temelindeki olguların ispatına ilişkin yeterli açıklamalardabulunmayan başvurucunun iddialarını temellendiremediği sonucuna ulaşılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tercüman YardımındanYararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun iddiaları
22. Başvurucu; yargılama sırasında ve özellikle esas hakkındamütalaaya karşı ana dilde savunma yapmak istediğini ancak mahkemece butalebinin usule aykırı olarak reddedildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
23. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşrû vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir."
24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun202. maddesine göre sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçebilmiyorsa mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia vesavunmaya ilişkin esaslı noktalar sanık veya mağdura tercüme edilir. Soruşturmaevresinde dinlenen şüpheli, mağdur veya tanıklar da bu haktan yararlanır. 5271sayılı Kanun’un 202. maddesiyle meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyenşüphelilerin/sanıkların kendilerini Türkçe dışında başka bir dildesavunmalarına imkân tanınmıştır. Böylece Türkçeyi hiç konuşamayan veanlayamayan kişilerin ana dilleri ya da bildikleri başka bir dilde şikâyetleriniaktarabilmesi veya savunmalarını yapabilmesi sağlanmıştır (Abdurrahim Balur, B. No: 2013/5467,7/1/2016, § 53)
25. Diğer taraftan 5271 sayılı Kanun’un 202. maddesine 24/1/2013tarihinde ilave edilen (4) numaralı fıkra ile tercüman hakkı genişletilmiştir.Yeni kuralla sanıkların “iddianameninokunması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını,kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde”yapabileceği hükmü getirilmiştir. Böylece meramınıanlatabilecek ölçüde Türkçe bilen sanığa da sözlü savunmasını başkadilde yapabilme imkânı tanınmıştır (AbdurrahimBalur, § 54).
26. Somut olayda başvurucunun soruşturma aşamasında ve müdafiihuzurunda kollukça, Cumhuriyet Başsavcılığınca veya kovuşturma evresindemahkemece alınan ilk savunmasında Türkçeyi anlamadığı veya konuşamadığınıherhangi bir surette ileri sürmediği ve söz konusu savunmaları Türkçe yaptığıanlaşılmıştır. Ayrıca başvurucunun Kürtçe savunma yapmak istediği esas hakkındamütalaaya karşı savunması dâhil olmak üzere tüm bu savunmaların 5271 sayılıKanun'da 24/1/2013 tarihinde yapılan değişiklikten önce alındığı görülmüştür.Bu kapsamda yeni usul kuralının yürürlüğe girdiği tarihten önce ilk derecemahkemesi önünde gerçekleştirilen başvurucuya tercüman atanmamasına ilişkinişlemde Türkçeyi anlayan ve konuşan başvurucunun mensubu olduğu etnikdilde savunma yapabilmesi için tercümandan yararlanma talebinin kabuledilmemesinin savunma hakkını kısıtlamadığı sonucuna ulaşılmıştır (aynı yöndekarar için bkz. Abdurrahim Balur,§ 55).
27. Açıklanan gerekçelerle bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, bazı barışçıl basın açıklamalarına katılmışolmasının ve toplantılarda atılan sloganlar ile diğer düşünce açıklamalarınınmahkûmiyetinde delil olarak kullanıldığını, katıldığı toplantıların terörörgütü tarafından veya terör örgütünün amacı doğrultusunda organize edildiğineilişkin bir bilgi ya da belgenin yargılama dosyasında bulunmadığını belirterek,Anayasa'da güvence altına alınan hakların kullanılması niteliğinde olaneylemlerinin terör örgütüne üye olma suçunun delili olarak değerlendirilmesinintoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu kapsamda başvurucunun şüpheden uzakhiçbir delil bulunmamasına rağmen mahkûm edilmesinin suç ve cezalarınkanuniliği ilkesi ile özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiği iddiasıtoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bağlamında incelenecektir.
30. Katıldığı veya organize ettiği toplantılar ile butoplantılarda açıklanan bazı düşüncelerin terör örgütüne üye olma suçundanverilen mahkûmiyet kararının delili olarak kullanılması başvurucunun toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir.Dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 34. maddesinde koruma altına alınanhakkına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).
31. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı ve Anayasa'nın 34. maddesininikinci fıkrasında yer alan millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması meşruamaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (MetinBirdal, §§ 52, 53). Bunedenle başvuru konusu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun olup olmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
32. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bireylemin terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararında delil olarakkullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan birmüdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015,§ 68; Ferhat Üstündağ,B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45, 46; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).
b. Somut OlayınDeğerlendirilmesi
33. Terör örgütüne üye olma suçu, üye ve hatta örgüt henüz birsuç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran vebu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesiniengelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (MetinBirdal, §§ 60, 61).
34. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi biryargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.Dolayısıyla başvurucu hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmak suçununsübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterli olupolmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. YılmazÇelik [GK], B. No: 2014/13117, 19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ, § 65). Bundan başka birceza yargılamasında hangi delillerin hükme esas alınabileceği meselesi de esasitibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanının dışındadır (Türk ceza muhakemesihukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler için bkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
35. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terörörgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarınıno kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz cezakanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecekkuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarınınanlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin de değerlendirilmesinigerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üye olmak, toplantılarakatılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerin anayasal haklarkapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığı durumlarda baştaifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi bir baskıoluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).
36. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyetkararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağıcaydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerinekarşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanlarınterörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olaraketkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
37. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi içinderece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerini terör örgütünün üyesi olma suçundan verilen mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığınıgöstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardakidenetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacı karşıladığınınilgili ve yeterli bir gerekçe ile gösterilip gösterilemediği ile sınırlıolacaktır (Metin Birdal, § 72).
38. Dolayısıyla incelenen başvuruda başvurucunun toplantı veifade özgürlüklerine yapılan müdahalelerin gerçekten toplumsal bir ihtiyaca karşılık gelmediği sorusuna cevapbulunacaktır.
39. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi süreklilik,çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddetive demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucunun PKK terör örgütününüyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır.
40. Başvurucu tarafından sunulan bilgi ve belgeler ile derecemahkemelerince başvurucunun mahkûm edilmesi için benimsenen gerekçeler yukarıdayer verilen ilkeler uyarınca bir bütün olarak ve dikkatle incelenmiş ve somutolayın koşullarında ilk derece mahkemesinin başvurucuyu suç oluşturmadığı veanayasal hakların kullanımından ibaret olduğu ileri sürülen eylemleri nedeniylemahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlk derece mahkemesi diğer bazı delilleryanında PKK'yı, terör örgütü mensuplarını veya terör eylemlerini yüceltensloganların atıldığı veya pankartların açıldığı terör örgütünün propagandasınadönüştürülen toplantılara ve gösteri yürüyüşlerine katılmış olmasınıbaşvurucunun örgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösterendeliller olarak kullanmıştır (krş. MetinBirdal, § 76).
41. Nitekim ilk derece mahkemesi mahkûmiyet kararında, başvurucuhakkındaki ihbar tutanağına, başvurucunun ikametgâhında ele geçirilen örgütselbazı dokümanlara, M.S. isimli küçük yaştaki bir kız çocuğunu terör örgütün kırsalalanına göndermesine ve terör örgütünün talimatları doğrultusunda hareketettiğine yönelik telefon görüşmelerine dayanmıştır. Bunun yanında Mahkeme,başvurucunun terör örgütünün dağ kadrosunda bulunan bir örgüt üyesiyletelefonla irtibat kurmasına, terör örgütü talimatları doğrultusundagerçekleştirilen sivil itaatsizlik eylemlerinde küçük yaşta çocuklarıkullanmasına, bu eylemlerde atılan sloganlara, açılan pankartlara ve bilirkişiraporuna da kararında yer vermiştir. Bu şekilde ilk derece mahkemesi,başvurucunun söz konusu toplantı ve gösterileri organize etmek veya katılmakbiçimindeki rolünün, onun PKK terör örgütünün hiyerarşik yapılanmasına kendiisteğiyle ve bilerek dâhil olduğuna dair bilgileri doğrular ve tamamlarnitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda ilk derecemahkemesi, başvurucunun şikâyete konu eylemlerinin mahkûmiyet hükmünde delilolarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterlibir gerekçe ile göstermiştir.
42. Sonuç olarak başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına yapılan müdahale demokratik toplum düzeninin gereklerineaykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
43. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahalenin meşru olduğu açıkolan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu, B. No: 2012/1334,17/9/2013, § 24).
44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlalbulunmadığı açık olduğundan açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezliğine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tercüman yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.