TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RESÜL KILIÇASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/43840)
Karar Tarihi: 28/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Resül KILIÇASLAN
Vekili
:
Av. Havva ALAN ÖZCEL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı tedbirinin hukuki olmaması, tutuklamanınhukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasınaerişimin kısıtlanması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dairkararların doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsızolmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; ifade alma vesorgu esnasında sorulan soruların ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlereilişkin olması nedeniyle ifade özgürlüğünün; gözaltı ve ceza infaz kurumukoşullarının insani olmaması nedenleriyle kötü muamele yasağının; aramanınhukuki olmaması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; cezainfaz kurumunda müdafi ile yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması veyayımlanan haberler nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi birçok kez uzatılmış 19/7/2018tarihinde ise yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbegirişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Polis memuru olan başvurucu, Manisa CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniylebaşlatılan bir soruşturma kapsamında 11/7/2016 tarihinde Manisa EmniyetMüdürlüğünde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileritarafından 14/7/2016 tarihinde alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuyayöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular sorulan sorularlaaçıklanmıştır. İfade alma esnasında Manisa Barosu tarafından görevlendirilenmüdafi de hazır bulunmuştur.
11. Başvurucu; Manisa İl Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesindeözetle Fetullah Gülen cemaati içinde hiçbir zamanbulunmadığını, kimseden himmet, burs, kurban, bağış adı altında paratoplamadığını, hiçbir zaman toplantılara katılmadığını, adına kayıtlı ...numaralı hattı yaklaşık on üç on dört yıldır kullandığını, yine adına kayıtlı... numaralı hattı ise on üç on dört yıldır eşinin kullandığını, A.Y. ve C.D.isimli şahısları komşusu olması nedeni ile tanıdığını, C.A. isimli şahsı eskibir meslektaşı olması sebebiyle tanıdığını, onunla samimiyetinin olmadığını, K.D.yi C.D.nin eşi olmasınedeniyle tanıdığını, S.Ç. isimli şahsı emekli polis memuru olarak tanıdığınıve kendisiyle samimiyetinin olmadığını, Z.B. isimli kişiyi ise emniyetmüdürlüğü kütüphanesinden sorumlu kişi olarak tanıdığını, kendisiyle fazla birsamimiyetinin olmadığını beyan ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
12. Başvurucu 15/7/2016 tarihinde Manisa CumhuriyetBaşsavcılığına sevk edilmiştir. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilenFETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular açıklanmıştır. İfadeesnasında Manisa Barosu tarafından görevlendirilen müdafi de hazır bulunmuştur.
13. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesinde emniyette verdiğiifadesini tekrar ederek suçlamaları kabul etmemiştir.
14. Savcılık başvurucuyu 7/2/2013 tarihli ve 6415 sayılıTerörizmin Finansmanı Hakkında Kanun'a muhalefet, Anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçlarındantutuklanması istemiyle aynı tarihte Manisa 1. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik)sevk etmiştir.
15. Hâkimlik 16/7/2016 tarihinde başvurucunun savunmasını almıştır.Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış, sorguesnasında başvurucunun Manisa Barosunca görevlendirilen müdafiide hazır bulunmuştur.
16. Başvurucunun Hâkimlikteki savunmasının ilgili kısımlarışöyledir:
"...üzerime atılı suçlamaları kabuletmiyorum ... yaklaşık 20 yıldır polis memuruyum, Van'da görev yapıyorum,2008-2014 yılları arasında Manisa'da görev yapmıştım, ayın 12 sinde gözaltınaalındık, küçük bir hücre gibi pis bir yerde tutulduk, ben himmet sözünü ilkdefa sizden duyuyorum, ben kimseden himmet adı altında herhangi bir paratoplamadım, herhangi bir sohbete de katılmadım, eınniyettebeni sendikaya üye etmeye çalışan bir personel vardı, o benim hakkımda bu yöndebir beyanda bulunmuş olabilir, suçlamayı kabul etmiyorum, ben herhangi birörgüte üye olmadım ve herhangi bir şekilde para toplamadım, suçsuzum, ben yıldabir kez Van'dan yıllık izne Balıkesir'e ailemin yanına geldim ve gözaltınaonların yanında alınarak buraya getirildim, ben halen polis memuruyum ... ve adresimbellidir, sabit ikametgah sahibiyim, çağrılsam gelirdim, 2 aylık bir çocuğumvardır, babam alzehmer hastasıdır, tutuklamasebepleri oluşmamıştır, tutuksuz yargılanmak isterim, ben A.Y. ve C.D. komşumolur, o sebeple tanırım, C.A. eski bir ernniyetçidir,başka kuruma geçmiştir, ortak arkadaşlarmuz nedeniyletanışırız. S.Ç. de emekli bir emniyet nıensubudur, busebeple tanırım, Z.B. ise Manisa'da çalışırken kütüphane görevlisi idi, osebeple tanırım, savunmam bundan ibarettir, S.K.yı tanımıyorum, M.K.yi detanımıyorum, ben Manisa'da iken folo film büroamirliğinde çalıştım, bu büronun işi emniyetin içerisinde bulunduğu sosyalorganizasyonlardaki fotoğrafların çekilmesidir. Bu sebeple bana sormuşolduğunuz S.K., M.K. ve A.D. ile bu şekilde görüşme yapmış olabilirim,suçlamayı kabul etmiyorum ..."
17. Hâkimlik 16/7/2016 tarihinde başvurucunun 6415 sayılıKanun'a muhalefet, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlıterör örgütü kurma veya yönetme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararınilgili kısımları şöyledir:
"...Şüpheliler ... ResülKılıçaslan['a] ...isnatedilen Terörizrnin Finansmanının Önlenmesi HakkındakiKanuna Muhalefet, Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme, TerörÖrgütü Kurmak veya Yönetmek, Silahlı Terör Örgütü Kurma veya Yönetme suçununvasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu, dosyada mevcut tutanaklar, tanık beyanlarıetkin pişmanlık[tan] yararlanmak isteyen şüpheli beyanları, HTStutanakları birlikte değerlendirildiğinde şüphelilerin üzerlerine atılı suçuişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinbulunması, atılı suçun CMK'nın 100. maddesindesayılan katalog suçlardan olması, yasada öngörülen ceza miktarı nedeni ilekaçma şüphesi, verilecek tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrolhükümlerinin uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşilmakla5271 sayılı CMK'nın100. ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına... [karar verildi]"
18. Başvurucunun tutuklama kararına itiraz edip etmediği dosyakapsamından anlaşılamamaktadır.
19. Hâkimlik 6/10/2016 tarihinde resen yaptığı tutuklulukincelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...[Şüpheliye] atılı eylemin niteliği, mevcut delil durumu,delillerin henüz toplanmamış olması, üzerlerine atılı suçun CMK'nın100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, atılı suçta öngörülen cezanınalt ve üst sınırı, tutuklama gerekçeleri göz önüne alındığında kaçma şüphesiolduğundan CMK'nın 108. maddesi uyarınca ...[ şüphelinin tutukluluk halinin devamına karar verildi]."
20. Anılan karara karşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyenManisa 2. Sulh Ceza Hâkimliği 14/11/2016 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... Manisa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin ...kararı ile şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delildurumu, delillerin henüz toplanmamış olması, tutuklulukta geçen süre, üzerine atılısuçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgularınbulunması, üzerine atılı suçun katalog suçlardan olması, atılı suçta öngörülencezanın alt ve üst sınırı göz önüne alındığında kaçma şüphesi olduğundantutukluluk halinin devamına ilişkin Manisa 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararıusul ve yasalara uygun bulunduğundan şüpheli tarafından yapılan itirazınreddine karar verilmiştir."
21. Başvurucu 22/11/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
22. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı 15/1/2018 tarihli iddianamesiile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasıylaaynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.
23. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere,daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir.
24. Bu bağlamda iddianamede başvurucunun işlediği iddia olunansuça ve örgüt bağlantısına ilişkin olarak yer verilen olay ve olgular özetleşöyledir:
i. Bir kısım şüpheli ve tanık beyanlarına göre başvurucununFETÖ/PDY'nin Manisa'daki emniyet yapılanması içindeoluşturulan sohbet gruplarında sohbet hocası ve grup sorumlusu olarak yeraldığı belirtilmiştir.
ii. FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşmeprogramı olan Bylockprogramını adına kayıtlı hat üzerinden -ilk tespit tarihi 26/2/2015 olmakkaydıyla- kullandığı ve şifresinin de başvurucunun kızının ismi ve doğum yılıolarak belirlendiğinin tespit edildiği belirtilmiştir.
iii. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca örgütün emniyet mahremyapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen verilerdenbaşvurucunun örgütçe "gassalın elindeki meyyit olarak ifade edilen zaaflarıolmayan, herşeyiyle kendisini örgüte teslim etmişpolis memuru" olarak kodlandığının tespit edildiğibelirtilmiştir.
iv. FETÖ/PDY'nin Manisa yapılanmasıiçinde emniyet imamı, sohbet hocası, grupsorumlusu, mütevelli üyesi gibi görevlerle yer aldıkları tespitedilen ve haklarında soruşturma yürütülen kişilerle irtibat içinde olduğununtespit edildiği belirtilmiştir.
25. İddianame Manisa 4. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)26/1/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/201 sayılı dosya üzerinden kovuşturmaaşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte dosyanınyetkili ve görevli olan Van Ağır Ceza Mahkemelerine gönderilmesine vebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Tutukluluğundevamına dair gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:
"... Tutuklu sanık ile ilgili mevcutdelil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olgularınvarlığı, atılı suçun CMK.nın 100/3-a. maddesindebelirtilen katalog suçlardan oluşu, delillerin henüz toplanmamış olması, buaşamada tutuklama dışında adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı kanaatinevarılarak CMK.nın 102/2. maddesi de gözetiliptutukluluk halinin devamına... [karar verildi]"
26. Yetkisizlik kararı üzerine yargılamaya Van 4. AğırMahkemesinin E.2018/97 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuş, Mahkeme21/3/2018 tarihinde tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınada karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... [Sanığın] üzerine atılı suçu işlediğine dair; tüm soruşturmadosyası kapsamında; (şüpheli savunması, kolluk araştırma tutanakları, sorguzaptı, Bylock araştırma ve tespit tutanağı, HTSinceleme ve tespit tutanağı, tanık, itirafçı şüpheli beyanları, nüfus ve adlisicil kayıtları ile tüm soruşturma evrakı kapsamı) sanığın atılı suçuişlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olgular ve tutuklamanedeninin bulunduğu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu veatılı suça verilecek muhtemel cezanın yasadaki üst haddi ve sanığın üzerineatılı suçun CMK'nın 100. maddesinde sayılan katalogsuçlardan olması sebebiylebir tutuklama nedeninin varsayıldığı, işin önemi ve verilmesi beklenen ceza dikkate alındığında, tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulanmasının yetersiz kalacağıkanaatine varılarak sanığın tutukluluk halinindevamına... [karar verildi]"
27. Van 4. Ağır Ceza Mahkemesi 13/4/2018 ve 11/5/2018tarihlerinde resen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda -tahliye taleplerininde reddiyle- benzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir.
28. Mahkeme 8/6/2018 tarihinde ilk duruşmayı yapmış ancakbaşvurucunun bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu ile Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi(SEGBİS) bağlantısı sağlanamaması nedeniyle başvurucunun savunmasıalınamamıştır. Mahkeme benzer gerekçelerle başvurucunun tahliye talebininreddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
29. Mahkeme 20/7/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununsavunmasını almış ve bir kısım tanıklar dinlenmiştir. Mahkeme duruşma sonundabenzer gerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da kararvermiştir. Başvurucunun savunmasının ilgili kısımları şöyledir:
"... daha önce kollukta, savcılıkta ...ifade vermiştim, oradaki ifadelerim aynen tekrar ve kabul ederim. Üzerime atılısuçlamaları kabul etmiyorum, benim hakkımda yaklaşık 19 kişi suçlamalardabulunmuştur, bu kişilerin beyanlarını da kabul etmiyorum. Ben dini amaçlarlaaleyhime beyanda bulunan kişilerle aynı ortamda bulundum ancak hiçbir zamanörgütsel anlamda bir faaliyette bulunmadım. Ben 24 aydır tutukluyum, bu sürezarfında babamı kaybettim, şuan aileme bakacak kimseyoktur, şuan ailemin hiçbir maddi geliri yoktur, iki çocuğum vardır, ben veailem mağdur olduk, kaçma ve delilleri karartma şüphem yoktur, önceliklebihakkın tahliyemi, mahkeme aksi kanaatte ise çeşitli adli kontrol yöntemleriile tahliyeme ve yapılacak yargılama sonucunda ise beraatimekarar verilmesini talep ediyorum ..."
30. Mahkeme 17/9/2018 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına, tahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde kendisineadli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir.
31. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf kanun yolunda derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. İlgili hukuk için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 28/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Gözaltı TedbirininHukuki Olmadığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesi olmadığı hâlde gözaltınaalınması ve yirmi bir gün boyunca gözaltında tutulması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
37. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek,B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
38. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
39. Öte yandan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâl ilanı sonrasındauygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri yönünden de busürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan(2), §§ 84-93).
40. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ve gözaltı süresinin uzun olduğuna ilişkin iddialarla ilgili olarakanılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olgularortaya konulmadan tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca kanunda suç olarakdüzenlenmeyen ve ifade özgürlüğü kapsamında kalan eylemleri nedeniyletutuklandığını belirterek kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin; ifade alma vesorgu esnasında sorulan soruların özel hayata dair bilgiler içermesi vesuçlamaların ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyleözel hayat ve aile hayatı ile ifade, düşünce, din ve vicdan özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
43. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
44. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucunun bubölümdeki iddialarının özünün tutuklanmasının hukuki olmadığına yönelik olduğuanlaşılmakla başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
46. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
47. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
48. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
49.Genel ilkeler için bkz.Özcan Güney (B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62) kararı.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
50. Başvurucu; 6415 sayılı Kanun'a muhalefet, Anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetmesuçlarından 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
51. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığı hususu değerlendirilecektir.
52. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgeleri incelendiğindebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken anılan suçları işlediğine dair-tanık beyanı, diğer şüphelilerin beyanı ve iletişimin tespiti kayıtları gibi-somut delillerin bulunduğu olgularına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 17).
53. İddianamede ise Savcılık; başvurucunun FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı olan Bylock programını kullandığını, bir kısımşüpheli ve tanık beyanlarına göre FETÖ/PDY'ninManisa'daki emniyet yapılanması içinde oluşturulan sohbet gruplarında sohbethocası ve grup sorumlusu olarak yer aldığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncaörgütün emniyet mahrem yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamındaelde edilen verilerden örgütçe "herşeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş polis memuru" olarakkodlandığını ve FETÖ/PDY'nin üst düzey yöneticileriile sürekli irtibat hâlinde olduğunun tespit edildiğini iddia etmiştir (bkz. §§27-29).
54. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında ByLockuygulamasının özellikleri gözönüne alındığındakişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobilcihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgibakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
55. Ayrıca soruşturma makamlarınca başvurucunun elde edilen telefongörüşme içeriklerine göre örgütle bağlantılı kişilerle sürekli olarak irtibathâlinde olduğu, bir kısım tanık beyanlarına ve yapılan araştırmalara görebaşvurucunun Manisa'daki emniyet yapılanması içinde oluşturulan sohbetgruplarında sohbet hocası ve grup sorumlusu olarak yer aldığı ve kendisini her şeyiyle örgüte teslim edenkişi olarak kodlandığı iddia edilmiştir. Bu bağlamda anılan olguların daFETÖ/PDY ile başvurucu arasında örgütsel bir ilişki bulunduğuna -dolayısıylabaşvurucunun suç işlediğine- dair kuvvetli belirti olarak kabulü mümkündür.
56. Sonuç olarak FETÖ/PDY'ninhaberleşme aracı olan Bylockprogramını kullandığı soruşturma makamlarınca anlaşılan başvurucunun özelolarak kodlanan kişilerden olması,grup sorumlusu olarak örgüt hiyerarşisi içinde yer alması ve örgütmensuplarıyla toplantılar gerçekleştirmesi hususlarının suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez.
57. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekildetoplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi içintutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir.Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok dahafazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
58. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır.
59. Somut olayda Hâkimlikçe başvurucunun tutuklanmasına kararverilirken delilleri etkileme, kaçma ihtimali bulunmasına ve başvurucununüzerine atılı suçun tutuklama nedeni varsayılabilen suçlardan olmasınadayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andakigenel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Hâkimliktarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucuyönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
60. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer cezasoruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
61. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Hâkimlikçe isnatedilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemini de gözönünde tutularak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağısonucuna varılmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez (bkz. § 17).
62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
63. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
64.Başvurucu; soruşturma dosyasında bulunan kısıtlama kararınedeniyle hakkında toplanan delillerin neler olduğunu bilemediği için etkin birsavunma geliştiremediğini, bu nedenle tutuklama kararına etkili şekilde itirazedemediğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
i. UygulanabilirlikYönünden
65. Olağanüstü hâl ilanına konu olaylar kapsamında suçlananbaşvurucunun tutuklanmasına karar verildiği tarihte olağanüstü hâl devametmektedir. Bu itibarla başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasınakarar veren yargı mercilerinin bağımsız ve tarafsız olup olmadığının incelenmesiAnayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasındaöncelikle başvurucunun tutuklanmasına karar veren mercininbaşta Anayasa'nın 19. maddesi olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı davranıp davranmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanmasıhâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıpkılmadığı değerlendirilecektir (bkz.§§ 46-48).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
66. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
67. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
(1) Genelİlkeler
68. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2) (§§169-174) kararı.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
69. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izinverilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararınsavcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin biraçıklamada bulunulmamıştır.
70. Başvuru formu ve eklerinde kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte Bursa 10. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği 26/1/2018tarihi itibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralıfıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır (bkz. § 30).
71. Başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan suçlamalarınve buna ilişkin olguların emniyette ifadesi alınırken Savcılıkta ve sorguesnasında başvurucuya sorulan sorularda açıklandığı, başvurucunun da ifadesindeanılan suçlamalarla ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. §§ 10-16).
72. Öte yandan tutukluluğa itiraz dilekçesinde başvurucu müdafii tarafından da savunma yapılmıştır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkileden bilgilere gerek sorgu öncesinde gerekse sorgu sonrasında erişimlerininolduğu anlaşılmaktadır.
73. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında yaklaşıkbirkaç ay devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlama nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
75. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınasoruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması suretiyle yapıldığı iddia olunanmüdahalenin bu hakka dair Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelereaykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
76. Başvurucu; uzun süredir tutuklu olduğunu, tahliyetaleplerinin ve itirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili veyeterli gerekçe olmadan reddedildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
77. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
78. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
79. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
80. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, § 17).
81. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemesincemahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271 sayılı Kanun'un141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27;Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609,8/3/2018, §§ 27-30).
82. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 16/11/2018 tarihindemahkûmiyetine ve tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Sulh Ceza HâkimliğininBağımsız ve Tarafsız Olmadığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
84. Başvurucu; tutuklama kararını veren ve tutuklamaya itirazıinceleyen sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadıklarını, bunedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
85. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadığına, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığına ve tutukluluğa itirazınbu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşıetkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialarAnayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş, bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2),B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).
86. Somut başvuruda aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
87. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
88. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarakyapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
89. Bakanlık; başvurucunun şikâyeti konusunda 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenlenen tazminat davasının etkili bir kanun yoluolduğunu, dolayısıyla etkili hukuk yolları tüketilmeden yapılan başvuruylailgili olarak başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlikkararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesininesas incelemesi yapması durumunda soruşturma sürecinde sulh cezahâkimliklerince yapılan tutukluluk incelemelerinin 27/7/2016 tarihli ve 29783sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum veKuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapıldığı ve Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri kararına atıflaolağanüstü dönemin koşullarında başvurucunun tutukluluk incelemelerinin dosyaüzerinden yapılmasının hukuka uygun olduğu görüşündedir.
b. Değerlendirme
90. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
91. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
92. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncüfıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
93. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
94. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
95. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez(B. No: 2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasızyapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihiitibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarakverilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasınısağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve budurumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgilibir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminatahükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
96. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlaliddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
97. Somut olayda başvurucu 13/2/2018 tarihinde Mahkeme önüneçıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur.Başvurucu 16/7/2016 tarihinde tutuklanmıştır. Buna göre başvurucu tutuklamakararından 1 yıl 6 ay 27 gün sonra hâkim önüne çıkmıştır. Dolayısıyla somutbaşvuru yönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusudeğildir.
98. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
99. Başvurucu, gözaltında ve ceza infaz kurumunda insani olmayankoşullarda tutulması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
2. Değerlendirme
100. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetleri Anayasa'nın 17.maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.
101. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
102. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
103. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, § 17).
104. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkinsavunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanınyapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, § 25).
105. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesinbelirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsadahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasınınsağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan,§ 25).
106. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciye ilettiğine dair bir bilgi veya belge sunmadığı dagözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
107. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
108. Başvurucu, herhangi bir suç şüphesi olmadığı hâldekonutunda ve işyerinde kendisini ve ailesini rencide edecek şekilde aramayapılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
109. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Bu bağlamda başvurucunun aramanın hukuki olmadığına ilişkin şikâyetiözel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
110. Anayasa Mahkemesi HülyaKar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, korumatedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvurudayapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§21-46).
111. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapıldığıbelirtilmektedir. Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin birsoruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
112. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
113. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
114. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, özel hayatasaygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açıkolması nedeniyle açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Savunma Hakkının İhlalEdildiği İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
115. Başvurucu, ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığıgörüşmelerinin kayıt altına alınması nedeniyle savunma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
116. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
117. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
118. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
119. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği -savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki-şikâyetlerini yargılamada ve sonrasında temyiz aşamalarında ileri sürebilme vebu aşamalarda inceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derecemahkemelerinin yargılama ve temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindekiadil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireyselbaşvuruya konu edildiği görülmüştür.
120. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Masumiyet Karinesininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
121. Başvurucu, kendisiyle ilgili olarak yayımlanan haberlernedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
122. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asıl olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına aitolup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse,suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleritarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).
123. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı koruma sağlamaktadır.Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü,bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle Anayasa'nın 38.maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesi,yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerin kamuoyuna bilgivermesini engellemez (Erdal Tercan [GK],B. No: 2015/15637, 12/4/2018, § 79). Ancak masumiyet karinesine saygıgösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası,bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyat gösterilerek verilmesini gerekli kılar(Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).
124. Somut olayda başvurucu hakkında yayımlanan haberlernedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür. Başvurucu,yayımlanan haberlerin zaman ve içeriğine dair bir bilgi vermemiştir. Buna göreFETÖ/PDY'ye yönelik yapılan soruşturmalarla ilgilihaber yapılmasının veya soruşturma başlatıldığının kamuoyuna duyurulmasının tekbaşına masumiyet karinesine aykırılık teşkil ettiği söylenemez (bkz. § 13;benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. ErdalTercan, § 81; Mustafa Başer veMetin Özçelik, B. No:2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, §§ 180, 181).
125. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığınailişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Haksız arama nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygıhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,28/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.