TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İRFAN GERÇEK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/6500)
Karar Tarihi: 29/9/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 20/10/2016-29863
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
İrfan GERÇEK
Vekili
:
Av. Sezin UÇAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/5/2014 tarihinde İstanbul 25. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 30/10/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 25/11/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 12/12/2014tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşıbeyanlarını 26/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga250. maddesiyle görevli bölümü) 2008/2249 Soruşturma sayılı dosyası ileyürütülen soruşturma kapsamında 7/10/2009 tarihinde gözaltına alınmış veİstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddesiyle görevli)11/10/2009 tarihli ve 2009/116 Sorgu sayılı kararı ile MLKP (Marksist LeninistKomünist Parti) terör örgütü üyesi olma ve nitelikli yağma suçlarındantutuklanmıştır.
9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2009 tarihli veE.2009/1197 sayılı iddianamesiyle başvurucunun yağma, silahlı terör örgütüüyesi olma, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarını işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesine kamu davasıaçılmıştır.
10. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.maddesiyle görevli) E.2009/265 sayılı dosyası üzerinden görülen dava başvurucuyönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.
11. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile CMKmülga 250. maddesiyle görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılmasıüzerine dosya, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/146 sayısı iledevredilmiştir.
12. Başvurucu 10/3/2014 tarihinde tahliyesine karar verilmesitalebiyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuş, Mahkemece24/3/2014 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucunun talebinin reddineve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
13. Başvurucu karara itiraz etmiş, İstanbul 5. Ağır CezaMahkemesinin 2/4/2014 tarihli ve 2014/444 Değişik İş sayılı kararı ile itirazınkesin olarak reddine karar verilmiştir.
14. Başvurucu anılan kararı 14/4/2014 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
15. Başvurucu 12/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
16. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi 1/10/2014 tarihli celsedebaşvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
17. Başvurucu hakkındaki dava, hâlen ilk derece mahkemesindederdesttir.
B. İlgili Hukuk
a. Kanun Metinleri
18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun"Tutuklama kararı"kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir.
(2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağırceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemleilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağırceza mahkemesinde karara bağlanır."
b. Yargıtay Kararları
21. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 29/2/2016 tarihli veE.2015/2851, K.2016/3143 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... müvekkili olan davacıhakkında 2009 yılında başlayan kovuşturmanın devam ettiğini ve davacının(sanığın) 5 yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama vetutukluluk halinin yasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbirolması kuralının ihlal edildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasınabaşvurulmadan tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiğini, maktu ve esasaetkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacınınmanevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın141/1-a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
...
... Somut olayda tazminat isteminin haklı olupolmadığı irdelemesini yapacak olan mahkemenin temel amacı, tutukluluğun hukukaaykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin bulunupbulunmadığının tespitidir...
Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesinedeniyle açılacak tazminat davalarında dayanak mahkeme kararının kesinleşmesibeklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulunun aranmayacağı da dikkatealınarak bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ... tarihinde tutuklanan vedosyaya fotokopisi sunulan ve dosya içerisine alınan bir kısım kararlara göretutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/l-a-d maddeleri gereğince uzun süre tutuklulukhalinin sürdürülmesi gerekçelerinin, makul sürede hakkında karar verilipverilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıpkazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturmakapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerininincelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, tazminat talebinin dayanağıolan ceza dava dosyasının celp edilip soruşturma ve kovuşturma kapsamıayrıntılı olarak incelenip bu hususa ilişkin ayrıntılı dosya inceleme tutanağıda düzenlenerek, özellikle davacı (sanık) hakkında düzenlenmiş olan yakalama,gözaltı ve ifade tutanakları, tutuklama kararı, tüm tutuklama incelemetutanakları, tutuklama ve tahliye müzekkereleri ile iddianameler başta olmaküzere ilgili bütün karar, tutanak ve belgelerineksiksizve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı ya da onaylı örnekleri dedosya içine alınarak yargılamaya konu olayın, savcılık ve mahkemece yapılanişlemlerin kapsamı ve niteliği ile soruşturma aşamasından itibaren yargılamasüreci boyunca geçirilen tüm safhalar belirlenip göz önünde bulundurularak,davacının taleplerinin incelenmesi ve ... somut olayda beş yıllık azamitutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasaldayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreciyönünden makul sürenin aşıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerektiğigözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde davanın reddinekarar verilmesi"
22. Aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906,K.2015/19237 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... müvekkilinin yakalanmaanından itibaren yaklaşık 16 ay tutuklu bir vaziyette, hakim karşısınaçıkarılmayarak çok uzun süre tutuklulukta kaldıktan sonra duruşmaya çıkarılmışolması nedeniyle CMK’nın l41/l-d maddesindeki makulsürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmamış olması nedeniyle ... manevitazminatın ... verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan inceleme vedeğerlendirme sonunda ... 'davacı (sanık) hakkında yapılan yargılamanın devamettiğini, CMK’nın 142/1. maddesi gereğince karar vehükümlerin kesinleşmesi şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle' dava dilekçesininCMK’nın 142/4. maddesi gereğince reddine kararverilmiş ...
...
Bu çerçevede, dosya kapsamı itibariyle ...tarihinde tutuklanan tutukluluk hali farklı tarihlerde uzatılan sanık (davacı)hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddelerigereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin ve makulsürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla davacının manevitazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi açısından, hakkındakisoruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturma ve kovuşturmanın uzunsürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında,öncelikle tazminat istemine konu olan dayanakdosyadakiiddianame, davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama incelemetutanakları, davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacınıntaleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... soruşturma vekovuşturma sürecinde tutukluluğun yasal dayanağının kalıp kalmadığı dairdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreci yönünden makul sürenin aşıldığıiddiasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddinekarar verilmesi"
23. Aynı Dairenin 29/9/2015 tarihli ve E.2015/201, K.2015/13994sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ...davacı ile ilgili yapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralınınihlal edildiği, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 senesüreyle tutuklama tedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süredevam ettiği, maktu gerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayangerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın 141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminattalebinde bulunmuş olup, mahkemece 'davacının CMK’nın102/2 maddesine göre 5yıllık uzun tutukluluk süresinden daha az süre tutuklukaldığı, tutuklulukta geçen sürenin makul olduğu gerekçesiyle' davanın reddinekarar verilmiştir.
5271 sayılı CMK’nın;'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde, bir kısım tazminatnedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıyla ilgili bir kararınverilmesi zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bunedenleredayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerek bulunmadığı yasal düzenlemedenaçıkça anlaşılmaktadır. Örneğin, gözaltı süresi yasada açıkça belirtilmiş olup,yasadaki bu süre içinde hakim önüne çıkarılıp,çıkarılmadığının saptanmasının davanın esasıyla herhangi bir ilgisi bulunmadığıgibi bu konudaki talep ile ilgili olarak karar verilmesi için davanın esasıhakkında karar verilmesine de gerek bulunmamaktadır. Yine aynı şekilde, kanunîhakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteğiyerine getirilmeden tutuklanan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makulsürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan, yakalama veya tutuklamanedenleri ve haklarındaki suçlamalar kendilerine, yazıyla veya bunun hemenolanaklı bulunmadığı hâllerde sözle açıklanmayan, yakalanmaları veya tutuklanmalarıyakınlarına bildirilmeyen, ya da hakkındaki arama kararı ölçüsüz bir şekildegerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıl davada hükümverilmesinin veya verilen hükmün kesinleşmesinin beklenmesine gerekbulunmamaktadır. Zira bu talepler, asıl davanın sonucunu etkileyici veya asıldavanın sonucuna bağlı talepler değildir.
Aynı şekilde tutuklamanın uzun sürmesinedeniyle açılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararınınkesinleşmesi beklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu daaranmayacaktır...
...
Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddelerigereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin vedolayısıyla manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesibakımından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesi,soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesigerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikle tazminat istemine konu olansoruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya ait tutuklama kararlarıtutukluluğun devamına dair kararlar ve tutuklama inceleme tutanakları, davacıile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip incelenerek davacının taleplerininincelenmesinden sonra karar verilmesi gerekirken eksik kovuşturmaya dayalıolarak hüküm kurulması"
24. Aynı Dairenin 28/9/2015 tarihli ve E.2014/22510,K.2015/13907 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... davacının (sanığın) 5yıldır tutuklu olarak yargılandığını uzun süren yargılama ve tutukluluk halininyasa ve mevzuat ihlali olduğunu, tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlaledildiğini, başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan tutuklamatedbirinin uzun süre devam ettiğini, 'matbu gerekçeler ve klişe' laflarla esasaetkili olmayan gerekçelerle tutukluluk durumunun sürdürüldüğünü ve davacınınmanevi kayba uğradığı gerekçeleriyle CMK’nın 141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup, mahkemece tensiben yapılan incelemede '... davacı (sanık) hakkındayapılan yargılamanın devam ettiğini, CMK’nın 142/1.maddesi gereğince karar ve hükümlerin kesinleşmesi şartının gerçekleşmediğigerekçesiyle' davanın reddine karar verilmiş olup ...
5271 sayılı CMK’nıntazminat istemenin koşulları başlığını taşıyan 142. maddesinde; “Karar veyahükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde” bulunulabileceği hükme bağlanmış ve Kanundaki bu düzenlemenedeniyle, tazminat istemine konu davaların esasıyla ilgili verilen kararlarınkesinleşmesi veya verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarınkesinleşmesinden itibaren dava açma süresinin başlayacağı kabul edilmiş,yerleşik uygulama bugüne kadar da bu şekilde sürdürdülmüştür.
Ancak; 5271 sayılı CMK’nın;'Tazminat istemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,birkısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıylailgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerekbulunmadığı yasal düzenlemeden açıkça anlaşılmaktadır.
...
Tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyle açılacaktazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesi beklenmeyeceğigibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Bu çerçevede ... sanık(davacı) hakkında 5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,dmaddeleri gereğince uzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakul sürede hakkında karar verilip verilmediğinin vedolayısıyla davacının manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesiaçısından, hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamı incelenerek, soruşturmave kovuşturmanın uzun sürmesinin nedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılmasıkarşısında, öncelikle tazminat istemine konu olan dayanak dosyadaki iddianame,davacıya (sanığa) ait tutuklama kararları, tutuklama inceleme tutanakları,davacı (sanık) ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip davacının taleplerininincelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi ve ... somut olayda beş yıllık azamitutukluluk süresinin dolup dolmadığı da nazara alınarak tutukluluğun yasaldayanağının kalıp kalmadığı irdelenerek, tutukluluk hali ve yargılama süreciyönünden makul sürenin aşıldığı iddiasınındeğerlendirilmesindensonra sanığın tazminat talebinin değerlendirilmesi gerekirken, yazılıgerekçeyle davanın reddine karar verilmesi"
25. Aynı Dairenin 16/6/2015 tarihli ve E.2014/6167, K.2015/10867sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekili ... davacı ile ilgiliyapılan soruşturmada tutuklamanın bir tedbir olması kuralının ihlal edildiği,başka bir adli kontrol mekanizmasına başvurulmadan 4 sene süreyle tutuklutedbirine maruz bırakıldığı, tutuklama tedbirinin uzun süre devam ettiği, maktugerekçeler ve klişe laflarla esasa etkili olmayan gerekçelerle tutuklulukdurumunun sürdürüldüğü ... nedenleri ile CMK’nın141/1,a-d maddeleri gereğince ... manevi tazminat talebinde bulunmuş olup,mahkemece 'davacının makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkartılarak yargılmasının yapıldığı bu nedenle CMK’nın141. ve 142. maddeleri gereğince şartların oluşmadığı gerekçesiyle' davanınreddine karar verilmiştir.
...
... tutuklamanın uzun sürmesi nedeniyleaçılacak tazminat davalarında da dayanak mahkeme kararının kesinleşmesibeklenmeyeceği gibi, davacının beraat etmesi koşulu da aranmayacaktır. Buçerçevede,
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerindeaçıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine,gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin sair temyiz itirazlarınınreddine, ancak;
Dosya kapsamı itibariyle ... sanık (davacı)hakkında5271 sayılı CMK’nın 141/1-a,d maddeleri gereğinceuzun süre tutukluluk halinin sürdürülmesi gerekçelerinin vemakulsürede hakkında karar verilip verilmediğinin ve dolayısıyla manevi tazminatahak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi bakımından, hakkındaki soruşturma vekovuşturma kapsamının incelenmesi soruşturma ve kovuşturmanın uzun sürmesininnedenlerinin incelenmesi gerektiğinin anlaşılması karşısında, öncelikletazminat istemine konu olan soruşturma dosyasındaki iddianame, davacıya aittutuklama kararları tutukluluğun devamına dair kararlar ve tutuklama incelemetutanakları, davacı ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilip incelenerekdavacının taleplerinin incelenmesi gerektiğinin düşünülmemesi"
26. Aynı Dairenin 8/6/2015 tarihli ve E.2014/23346, K.2015/10032sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı vekilinin ... davacı hakkında herdefasında kanundaki ibarelerin tekrar edilmesi suretiyle tutukluluk halinindevamına karar verildiğini, tutuklamanın koruma tedbiri olduğu kuralının ihlaledildiğini ve davacı hakkında makul sürede karar verilmediğini belirterek CMK'nın 141. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (d) bendleri uyarınca manevi tazminat talebinde bulunduğudikkate alındığında, tazminat davasının dayanağı olan ceza dava dosyasının celpedilip, incelenerek denetime olanak verecek şekilde davacı ile ilgilievrakların onaylı suretleri dosyaya konularak, davacının manevi tazminata hakkazanıp kazanmadığının belirlenmesi ve CMK'nın 142/7.maddesi gereğince, tarafların duruşmadan haberdar edilerek duruşmalı olarakkarar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi"
27. Aynı Dairenin 9/3/2015 tarihli ve E.2014/15450, K.2015/4363sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
"Davacı (sanık) vekili ... 5271 sayılı CMK’nın 102/2. maddesi gereğince tutukluluğun azami süresiolan beş yıllık süre 28.09.2012 tarihinde dolduğu halde, tahliye taleplerininreddedildiği ve Anayasa Mahkemesine yapmış oldukları bireysel başvuru talebininkabul edilerek hak ihlali kararı verilmesine rağmen davacının (sanığın) halentahliye edilmediği gerekçesi ile ... maddi ... manevi tazminat talebindebulunmuş olup, mahkemece yapılan inceleme sonunda tazminat talebinin dayanağıolan ceza dava dosyasında davacının (sanığın) mahkumiyetine hükmedildiği vehükmün henüz kesinleşmediği gerekçesiyle 5271 sayılı CMK'nın142/1. maddesi gereğince reddine dair, hükmüne yönelik olarak yapılanincelemede;
...
davacının koruma tedbirine konu ceza davasındatutuklu kaldığı süre yönünden ve konuya ilişkin AİHM'in[Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin] tutukluluk konusunda benimsediği ilkelere bakıldığında; davanınkapsamı, dosyadaki delillerin çokluğu, sanıklara yüklenen suçların sayısı veniteliği, sanıkların sayısı ve davanın karmaşık olması durumunun tutukluluksüresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde dikkate aldığı gibiözellikle organize suçlar bakımından ve ayrıca olayın istisnai koşullarının,karmaşıklığının, başvurucunun kovuşturulmasına neden olan eylemin ağırlığınınbaşvurucunun kaçma ihtimalinin de AİHM tarafından dikkate alındığıgörülmektedir.
Somut olayda davacının (sanık) diğer 49 sanıklabirlikte yakalandığı, atfedilen suçların ciddi ve ağır olduğu, davacı (sanık)hakkında 13 kez çıkar amaçlı silahlı suç örgütü üyesi olma, bir kez nitelikliyağma, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen adam öldürme suçuna iştirak, birkez tehdit etme, bir kez kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve bir kez deruhsatsız silah bulundurma suçlarından yargılama yapıldığı, yargılandığısuçların niteliği, özellikle eylemlerin sayısı, sanık sayısı ve eylemlerinniteliğinden hareketle dosyanın karmaşıklık düzeyi dikkate alındığında, AİHMtarafından tutukluluk ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesi olarak'delillerin durumu' ifadesinin ciddi suç göstergelerinin varlığının devamlılığıhususunda bir etken olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somutolayda yargılamanın özenli yürütülmediğine ilişkin somut veriler bulunmadığıgibi böyle bir iddia da ileri sürülmemektedir. Sadece tutukluluğun uzunluğunailişkin itiraz ve serbest bırakmaya ilişkin talepler herhangi bir belgeyedayalı olmayıp buna karşın mahkemenin dayanılan delillere göre atılı suçlarınişlendiğine ilişkin kuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinin varlığınındevamına ilişkin gerekçesininolay veolgularadayandırılmış olması karşısında,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerindegösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşankanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; mahkemeceyukarıdaaçıklanan gerekçeler doğrultusunda davanın reddi yerine, tazminat talebinindayanağı olan ... beraat hükmünün henüz kesinleşmediği gerekçesi ile davanınreddine karar verilmesi gerekçesi itibariyle hatalı ancak sonucu itibariyledoğru olduğundan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istemeuygun olarak ONANMASINA"
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
28. Mahkemenin 29/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu beş yıla yakın bir süredir tutuklu olduğunu,mahkemelerce tahliye talepleri reddedilirken hakkındaki tutukluluğun uzunsürmesinin dikkate alınmadığını, yargı organlarınca kendisi ile benzersuçlardan tutuklu olan asker kişilerin tahliyesine karar verilirken sosyalistolması nedeniyle hakkındaki tutukluluğun devam ettirildiğini belirterekAnayasa'nın 10. ve 19. maddelerinde koruma altına alınan haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, hak ihlali tespiti ile birlikte tazminat talebindebulunmuştur.
30. Bakanlık görüşünde, başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları yönünden Anayasa Mahkemesininönceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen görüş sunulmayacağıbildirilmiştir. Bakanlık, başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiiddiasına ilişkin olarak ise bu ilkenin ihlal edildiği iddiasının Anayasa veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında yer alan diğer temel hakve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerektiğini; ayrımcılığın, aynıdurumda olan kişilere objektif ve makul bir gerekçe olmaksızın farklı uygulamayapılması anlamına geldiğini, somut olayda sosyalist olması dolayısıyla siyasigörüş temelinde ayrımcılığa maruz bırakıldığını iddia eden başvurucunun bunailişkin iddiasını temellendiren somut bulgu ve kanıt ortaya koymadığını,başvurucu hakkında verilen tutukluluğa ilişkin kararların gerekçelerindebaşvurucunun sosyalist olmasına dair bir vurgu bulunmadığını belirtmiştir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında, tutukluluğailişkin kuralların, bazı davalarda yargılanan asker kökenli bir kısım sanığagöre kendisi hakkında farklı uygulandığını; tutuklu bırakıldığı sürenin, sözkonusu davalarda yargılanan sanıkların tutukluluk süresinden çok daha uzunsürdüğünü iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü vemakul süreyi aştığına yönelen şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvencealtına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.Öte yandan başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesininihlal edildiğine yönelik iddiasının soyut olarak değerlendirilmesi mümkünolmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak veözgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekmektedir. Buna görekendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisineyapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşrubir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedenedayandığını makul delillerle ortaya koyamayan başvurucunun eşitlik ilkesininihlali iddiası, esas olarak kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde elealınmalıdır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §§33, 34).
33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
35. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesihâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuruyolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
36. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmalarıyanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
37. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilenler ile kanunauygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzurunaçıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin, maddi vemanevi her türlü zararlarını devletten isteyebileceklerine ilişkin hükümlerinbu hususta bir başvuru mekanizması öngördüğü görülmektedir. Bununla birlikteaynı Kanun'un tazminat isteminin koşullarının düzenlendiği 142. maddesinin (1)numaralı fıkrasında karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabileceği belirtilmektedir.
38. Anayasa Mahkemesi içtihadında tutukluluğun kanunda öngörülenazami veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda asıldavanın sonuçlanmamış olması hâlinde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olmadığı belirtilmekle birlikte ( RamazanAras, § 36; Burak Döner, B.No: 2012/521, 2/7/2013, § 35) bireysel başvuruda bulunduktan sonra asıl davanınsonuçlandığı ve ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünün kesinleştiğidurumlarda anılan hukuk yolunun etkili olduğu ve tüketilmesi gerektiği ifadeedilmiştir (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, §§ 34-50).
39. Mahkeme, asıl davanın sonuçlanmadığı durumlarda, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun hangi şikâyetler yönündentüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğunu belirlerken mahkemenin bukonudaki Yargıtay içtihatlarına atıf yaptığı görülmektedir (Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, § 60; hukuka aykırı olarak gözaltına alınıldığı iddiası bakımından Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,17/12/2015, § 145; müdafii hazır olmadan tutuklamakararı verildiği iddiası bakımından AdemGedik, B. No: 2013/2950, 14/10/2015, § 36; yakalama nedenlerininbildirilmediği iddiası bakımından Deniz Özfırat, B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 49).
40. Yine Mahkemece, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindekitazminat yolunun, tutukluluğa ilişkin şikâyetler bakımından asıl davanınsonuçlanmadığı hâllerde bireysel başvuru öncesi tüketilmesi gereken etkili birhukuk yolu olmadığı sonucuna varılırken (ilgili başvurularda Bakanlık görüşündebelirtilen) Yargıtayiçtihatlarının bahse konu yolunetkili olduğuna yönelik örnek teşkil etmediği ifade edilmiştir (Ramazan Aras, § 35; Burak Döner, § 34).
41. Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dile getirdiğitutukluluğun makul süreyi aştığı iddiası bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olup olmadığını değerlendirirken yukarıda yerverilen Yargıtay kararlarını (bkz. §§ 21-27) ve bu itibarla konuya ilişkinAnayasa Mahkemesi içtihadının oluştuğu tarihten sonra yakın dönemde yerleşikbir hâl alan Yargıtay uygulamasını dikkate alacaktır. Anılan Yargıtaykararlarından anlaşılacağı üzere tutuklamanın uzun sürmesi ve dolayısıylatutukluluğun kanunda öngörülen azami veya makul süreyi aşması nedeniyleaçılacak tazminat davalarında, asıl davanın sonuçlanması ya da bu davadaverilecek kararın kesinleşmesi beklenmeden 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesihükümlerine göre tazminat talep edilmesi mümkün bulunmaktadır. Bu itibarlaAnayasa Mahkemesinin tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi ve/veya makulsüreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda, asıl davanınsonuçlanmadığı tüm hâllerde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülentazminat yolunun bireysel başvuru öncesinde tüketilmesi gereken etkili birhukuk yoluolmadığı yönündeki (Ramazan Aras ve Burak Döner kararlarında ilkelerini belirttiği)içtihadından ayrılması gerekmektedir.
42. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen süreninbaşlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda butarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonuise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesincehüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).
43. Suç isnadına bağlı olarak tutuklanan kişinin tahliyesinekarar verilmesi ya da ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine karar verilmesihâlinde, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami veya makul süreyi aştığıiddiasıyla yaptığı bireysel başvuruda ihlal sonucuna varılsa da bu sonucunbaşvurucunun kişisel durumuna bir etkisinin olması mümkün görünmemektedir. Zirabu durumda kişinin suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılmasısona erdiğinden tutukluluğun kanunda öngörülen azamiveyamakul süreyi aştığı yönündeki bir tespit ve ihlal kararı hürriyetinden yoksunbırakılan kişinin serbest kalmasına tek başına imkân vermeyecektir. Dolayısıylabireysel başvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı ancak başvuruculehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir.
44. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 1/10/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Nitekim yukarıda değinilen Yargıtay kararları, bukapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasına gerekolmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun "ikincil niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarına ilişkin olarakyargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığıanlaşıldığından başvurunun başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA29/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.