TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİBÖLÜM
KARAR
RIFAT NAMIK AKVARDAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5015)
Karar Tarihi: 21/4/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Ali Feyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucular
:
Rıfat Namık AKVARDAR
Vekili
:
Av. Necati YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davadahükmedilen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine karşı yapılanşikâyette mahkemenin hukuka aykırı değerlendirme yaparak karar vermesi vetakibe esas davada tazminata karar verilmesine rağmen mevzuat hükümleri gerekçegösterilerek yargı kararının icra edilmemesi nedenleriyle adil yargılanmahakkının; idareden herhangi bir alacağı olan kişilerin haciz imkânına sahipolmalarına karşın kamulaştırmasız el atmadan doğan alacak için bu yolagidilememesi nedeniyle deeşitlik ilkesinin ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 17/3/2016 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, murislerinden intikal eden hisse sahibi olduğutaşınmaza davalı Belediyelerin kamulaştırmasız el attığını belirterek diğerhissedarlarla birlikte Antalya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
6. Mahkeme 23/2/2011 tarihliveE.2010/12, K.2011/46 sayılı ilamı ile başvurucu lehine davalı AntalyaBüyükşehir Belediyesi açısından 586.385,14 TL, davalı MuratpaşaBelediyesi açısından 510.674,55 TL alacağa hükmetmiştir.
7. Başvurucu, Mahkeme kararı kesinleşmeden Antalya BüyükşehirBelediyesi aleyhine hükmedilen alacağın tahsili için Antalya 14. İcraMüdürlüğünün E.2011/3975 sayılı dosyasında 9/4/201 tarihinde ilamlı takipbaşlatmıştır.
8. Takip sırasında borçlu Belediyenin mal varlığı üzerinde hacizuygulanması üzerine borçlu Belediye, hacizlerin kaldırılması için Antalya 5.İcra Hukuk Mahkemesinde şikâyette bulunmuştur.
9. Mahkeme 29/6/2012 tarihli ve E.2012/602, K.2012/611 sayılıkararı ile şikâyeti kabul etmiş ve Belediyenin mal varlığı üzerindeki hacizlerikaldırmıştır. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
İcra dosyasının incelenmesinde davalı alacaklıtarafından Antalya 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2010/12, K.2011/46 sayılıilamına dayalı olarak ilamlı icra takibi başlatıldığı, Örnek 4-5 Ödeme emrinin18/4/2011 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 22/6/2012 tarihinde icradosyasına dilekçe vererek haczedilmezlik itirazındabulunduğu ve itirazın reddine karar verildiği tespit edilmiştir.
29/2/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111sayılı kanunun geçici 2. maddesinde "bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren 15 yıl süre ile geçerli olmak üzere 04/11/1983 tarihli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesi hükmü, 04/11/1983tarihinden sonraki kamulaştırmasız elatma işlemlerinede uygulanır."hükmü düzenlenmiştir.
Takibe dayanak Antalya 4. Asliye HukukMahkemesinin E.2010/12, K.2011/46 sayılı kararı kamulaştırmasızelkoymadan kaynaklanan tazminata ilişkin olduğu, bu durumda anılan yasaldüzenleme karşısında idareye ait mal hak ve alacakların haczedilemeyeceğianlaşılmakla şikayetin kabulüne kararverilmiştir."
10. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 12. HukukDairesinin 12/2/2013 tarihli ve E.2012/28055, K.2013/3897 sayılı ilamıylaonanmıştır.
11. Karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 30/5/2013 tarihli veE.2013/12454, K.2013/20112 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
12. Ret kararı 17/6/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,8/7/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
13. Bu arada takibe dayanak Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin23/2/2011 tarihli kararı davalı Belediyeler tarafından temyiz edilmiş, karar,Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ve E.2012/17135, K.2012/19728sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Tüm bu nedenlerle kamulaştırmasız el atmadansöz edilemeyeceğinden aynı nedenle diğer hissedarlar tarafından açılan vekesinleşen dava dosyaları da gözetilerek davanınreddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanınkabulüne karar verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazlarıyerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerleBOZULMASINA,
..."
14. Başvurucu ve diğer davacıların karar düzeltme talebi, aynıDairenin 11/4/2013 tarihli ve E.2013/2859, K.2013/7000 sayılı ilamı ilereddedilmiştir.
15. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2013/299 sırasınakaydedilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.
16. Mahkeme 8/11/2013 tarihli ve E.2013/299, K.2013/631 sayılıkararı ile davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...
Tüm bu nedenlerle kamulaştırmasız el atmadansöz edilemeyeceğinden aynı nedenle diğer hissedarlar tarafından açılan vekesinleşen dava dosyaları da gözetilerek davanın reddine karar verilmesigerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediğinden...." hükmün bozulmasına karar verilerekdosya mahkememize iade edilmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun bulunanYüksek Yargıtay bozma ilamına uyulmuş bu doğrultuda yargılamaya devamolunmuştur.
Sonuç itibarı ile mahkememizde oluşan kanaateve Yüksek Yargıtay 5. Hukuk Dairesi bozma ilamında bildirilen gerekçeye göre;dava konusu parselin daha önce kamulaştırılmış ve kamulaştırma bedelininödenmiş olduğu anlaşıldığından hükmen tescil kararının tapuya işlenmemiş olmasımülkiyet hakkını ortadan kaldırmayacağındandavanın reddine karar vermek gerekmiştir."
17. Başvurucu ve diğer davacıların temyizi üzerine karar,Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16/11/2015 tarihli ve E.2014/20691, K.2015/16485sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Her nekadarmahkemece davanın kabulüne dairverilen ilkkararın yapılan temyiz incelemesi sonucundaYargıtay5. Hukuk Dairesi tarafından davanın reddine karar verilmesi gerekçesi ilebozulmuş ise de, bozma ilamında davaya konu taşınmazın idare adına tesçiline dayanak mahkeme ilamınınhangisiolduğu gibi hususlarında herhangi biraçıklanmayapılmadığı için ve bu anlamda maddi hataya dayalı bozma ilamına mahkemeceuyulmuş olmasının davalılar lehine usulükazanılmışhak teşkil etmeyeceği tesbit edilmiştir.
...
.. eksik inceleme veyerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisiisabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmünHUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA,
..."
18. Dosya, davalı Belediyelerin talebi üzerine karar düzeltmeiçin Yargıtay 18. Hukuk Dairesine gönderilmiş; karar düzeltme incelemesi henüzsonuçlanmamıştır.
B. İlgili Hukuk
19. Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan 4/11/1983tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun, Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012tarihli ve E. 2010/83, K.2012/169 sayılı kararı ile iptal edilmeden öncekigeçici 6. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamışveya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veyakaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiylemalikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafındanilgili idareden tazminat talebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşmayoluna gidilmesi esastır.
...
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bumadde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, idarelerinyılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerden yüzde iki payayrılır. Kesinleşen alacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplamtutarını aşması halinde, ödemeler, sonraki yıllara sariolacak şekilde, garameten ve taksitlerlegerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ile alacakların tutarlarıdikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanunifaiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine,üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yolları da teklif edilebilir ve bumaddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
Bu maddenin tazminata ilişkin hükümleri, vukubulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğügerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıklarıdavalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerdendolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göreevvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüzödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkradabelirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmayailişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
...
Bu madde uyarınca ödenecek olan tazminatıntahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.”
20. Başvuru konusu dava tarihinde yürürlükte olan 13/2/2011tarihli ve 6111 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin 1/11/2012 tarihli veE.2010/83, K.2012/169 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki geçici 2.maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere;4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununungeçici 6 ncı maddesi hükmü, 4/11/1983 tarihindensonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır. Ancak, bu tarihtensonraki kamulaştırmasız el koyma işlemleri sebebiyle açılan tazminatdavalarında verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden 2942 sayılıKanunun geçici 6 ncımaddesinin yedincifıkrasıuyarıncaödemelerdekullanılmaküzere,ihtiyaç olması halinde, idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri içinöngörülen ödeneklerden ayrıca yüzde beş pay ayrılır."
21. 2942 sayılı Kanun'un, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararı ile iptal edilmeden önceki24/05/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile değişik geçici6.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamışveya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veyakaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiylemalikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyethakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğerişlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacakişlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
...
Kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden bumadde uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması hâlinde, merkeziyönetim bütçesine dâhil idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri içinöngörülen ödeneklerinin (Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı veSahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin güvenlik ve savunmaya yönelik mal vehizmet alımları ile yapım giderleri için ayrılan ödeneklerin) yüzde ikisi,belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçegelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleritoplamının en az yüzde ikisi oranında yılı bütçelerinde pay ayrılır. Kesinleşenalacakların toplam tutarının ayrılan ödeneğin toplam tutarını aşması hâlinde,ödemeler, sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garametenve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede, bütçe imkanları ilealacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince, 3095 sayılıKanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare tarafından, mahkeme kararıgereğince nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkrada belirtilen diğer uzlaşma yollarıda teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmaya ilişkin hükümlerine göre işlemyapılabilir.
Bu maddenin bedele ilişkin hükümleri, vukubulduğu tarih itibarı ile bu maddenin kapsamında olan kamulaştırmasız elkoymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğügerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Evvelce açtıklarıdavalar sonunda tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerdendolayı davaları reddedilmiş olanlar hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz. Ancak, gerek iç hukuka ve gerekse milletlerarası hukuka göreevvelce açtıkları davalar sonunda hak kazanmış oldukları tazminat henüzödenmemiş olanlara, idare tarafından nakdi ödeme yerine, üçüncü fıkradabelirtilen diğer uzlaşma yolları teklif edilebilir ve bu maddenin uzlaşmayailişkin hükümlerine göre işlem yapılabilir.
...
... Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veyakararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bumaddenin yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.
Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelintahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.
...
4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğegirdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırmasıhiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararınailişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idaretarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelercemalikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icravekalet ücretleri de, idarelerce bu maddenin sekizinci fıkrasına görebütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir veişlem yapılır. Bu alacaklar için de bu maddenin on birinci fıkrası, bu fıkrakapsamında kalan taşınmazlar hakkında açılan her türlü davalarda ise yedincifıkra hükümleri uygulanır. Bu fıkra hükmü, bu fıkra kapsamında kalantaşınmazlar hakkında açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır."
22. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 82.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Aşağıdaki şeyler haczolunamaz:
1. Devlet malları ile mahsus kanunlarındahaczi caiz olmadığı gösterilen mallar,
…”
23. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu’nun (HUMK) yürürlükte olan 443. maddesinin dördüncü fıkrasışekildedir:
"Gayrimenkule ve buna mütaallikaynı haklara ve aile ve şahsın hukukuna mütedair hükümler katiyet kesbetmedikçe icra olunamaz."
24. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun geçici 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bölge adliye mahkemelerinin görevebaşlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlarhakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncümadde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur."
25. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 22/3/2011 tarihli veE.2010/23405, K.2011/4222 sayılı ilamının ilgili kısımları şöyledir:
"...
HUMK. nun443/4.maddesi gereğince taşınmaza ve buna ilişkin ayni haklara ilişkin hükümlerkesinleşmedikçe icra edilemez. Somut olayda takibe dayanak yapılan ilam,kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat alacağına bağlı bir ilamdır. Her nekadar mahkemenin hüküm fıkrasında "tapu iptaline...el konulan taşınmazınmülkiyetinin tapudan yol olarak terkinine..." karar verilmişse de, ilamdaki bu hüküm kamulaştırmasız el atma tazminatınınyasadan doğan sonucu olup, taşınmazın aynının ihtilaflı olduğunu göstermez. Bunedenle dayanak ilam, tazminat alacağına ilişkin olup, HUMK.nun443/4.maddesi gereğince ilamın infazı için kesinleşmesine gerekbulunmamaktadır.
..."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; tapuda adına hisseli olarak kayıtlı olantaşınmaza davalı Belediyelerce el atılması üzerine açtığı davada lehinehükmedilen tazminat alacağını icra yoluyla talep ettiği hâlde ödemeyapılmadığını, İcra Mahkemesinin 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. ve 6111 sayılıKanun’un geçici 2. maddesinde yer alan kamu mallarının haczedilmezliğineilişkin hükümleri gerekçe göstererek takip borçlusu Belediyenin mal varlığınakoydurduğu haczi kaldırdığını, esasen 2942 sayılı Kanun'un geçici 6.maddesindeki haciz yasağının uzlaşma hükümlerine göre yapılacak işlemlerdegeçerli olduğunu, dava konusu olayda uzlaşma hükümlerinin uygulanmadığını, yineKanun hükmünün 1956 ile 1983 yılları arasında yapılan el atmaları kapsadığıhâlde olayda el atmanın 1983 yılından önce yapıldığına ilişkin tespitin deyapılmadığını, Kanun'un geçici 6. maddesinin tüm kamulaştırmasız el atmadavaları sonucu verilen tazminat kararlarına uygulanmak suretiyle davalıBelediyenin ödeme yükümlülüğünden kurtarılmasının mülkiyet hakkınızedelediğini, idareden herhangi bir alacağı olan kişinin idareye karşı hacizyapabilme imkânı olmasına rağmen Kanun kapsamındaki tazminat alacaklısına hacizyolunun kapatılmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, Mahkemenin Kanun hükmünüyanlış yorumlayarak dava konusu olayı geçici 6. madde kapsamındadeğerlendirerek karar verdiğini belirterek Anayasa’nın 10., 35. ve 36.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. maddesindedüzenlenen hakkının ihlal edildiği iddiasının,Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
29. Yine başvurucunun, İcra Mahkemesinin dava konusu olaydamevzuat hükümlerinde belirtilen haczedilmezlikkuralını uygulayamayacağı, Kanun'un kapsam itibarıyla yanlış uygulandığıiddiası ile mülkiyet hakkına ilişkin şikâyetinin temel olarak kamu mallarının haczedilmezliğine dair hükümler nedeniyle tazminata ilişkinyargı kararının icra edilememesine dayandığıanlaşılmaktadır. Başvurucunun takibe dayanak Mahkeme ilamının kesinleşmesinibeklemeden 9/4/2011 tarihinde alacağını tahsil etmek amacıyla icraya koyduğu,takip devam ederken ilama karşı davalı Belediyeler tarafından temyiz yolunabaşvurulması üzerine kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihliilamı ile bozulduğu, Mahkemenin bozma ilamına uyarak 8/11/2013 tarihinde davayıreddettiği, bu kararın da temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin16/11/2015 tarihli ilamı ile hükmün bir kez daha bozulduğu ve yargılamanındevam ettiği anlaşılmıştır. Başvurucu, ilk bozma kararından sonra 8/7/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
30. Bu açıklamalar ışığında başvurucunun Yargıtay tarafındanbozularak ortadan kaldırılan Mahkeme ilamına bağlı olarak ileri sürdüğüalacakla ilgili, mülkiyet hakkı kapsamında korunmaya değer bir menfaatininbulunmadığı anlaşılmış ve ihlal iddialarıyla ilgili bu kapsamında birdeğerlendirme yapılmamıştır. Bu açıdan başvuru, adil yargılanma hakkıkapsamında değerlendirilmiştir.
31. Başvurucu, açtığı tazminat davasında kamulaştırmasız el atmanedeniyle lehine hükmedilen tazminatı icra yoluyla talep ettiği hâldeödenmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
33. Anayasa’nın 138. maddesinin 4. fıkrası şöyledir:
“Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.”
34. Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası şöyledir:
“İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlüdür.”
35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
36. Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanmahakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarıncainceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHMiçtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yeralan gerekse AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilenilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
37. Anayasa’nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamandatoplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanmahakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmadabulunma hakkını değil yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan birhaktır (AYM, E.2009/27, K.2010/9, 14/1/2010).
38. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası; herkesin yargıorganlarına davacı ve davalı olarak başvurabilmesini, bunun doğal sonucu olarakda iddia, savunma ve adil yargılanma hakkını güvence altına almıştır. Anılanmaddeyle güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, bir temel hak niteliğitaşımanın ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayıve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamdayasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunuve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasınıngeciktirilemeyeceğini ifade eden Anayasa’nın 138. maddesinin adil yargılanmahakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (Mustafa Demirtaş, B. No: 2013/2002,30/12/2014, § 51).
39. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde kararların icrasından açıkça bahsedilmediği için AİHM, mahkemeyeerişim hakkından yola çıkarak yargı kararlarının yerine getirilmesi hakkınıadil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabul etmektedir. AİHM’e göre mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkemeönüne götürme ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını istemehaklarını da kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecinitamamlayan ve yargılamanın sonuç vermesini sağlayan bir unsurdur. Kararuygulanmazsa yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (Hornsby/Yunanistan, B. No: 18357/91, 19/3/1997, § 40). Bu çerçevedeAİHM, kesinleşmiş ve bağlayıcı bir yargı kararının lehine karar verilen tarafınzarar görmesine rağmen infaz edilmemesi durumunda mahkemeye erişim hakkının biranlam ifade etmeyeceğini ve yargı kararının veya hükmünün infaz edilmesinin 6.madde anlamında “dava”nın tamamlayıcı unsuruolduğunu vurgulamaktadır (Burdov/Rusya, B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 34).
40. Davaya taraf olan kişinin etkin korunması ve hukukauygunluğun sağlanması, idarenin kendisi hakkında verilebilecek nihai yargıkararlarına uymasını gerektirmektedir. İdareler yargı kararını uygulamayıreddediyor, ihmal ediyor ya da onu uygulamayı geciktiriyorsa bu durumda davadataraf olan kişinin davanın aşamaları süresince yararlandığı Sözleşme’nin 6.maddesinde öngörülen teminatlar, her türlü varlık nedenini kaybedecektir. AİHM,bu yorumuyla bir yargı yerine ulaşma hakkının sadece teorik olarak bu hakkıntanınmasını değil, aynı zamanda o yargı yerinden alınan nihai kararın icrasınayönelik meşru bir beklentiyi de koruduğunu kabul etmektedir (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 60).
41. Anayasa’nın 138. maddesinde mahkeme kararlarına uyma, bukararları değiştirmeksizin yerine getirme hususunda yasama ve yürütme organlarıile idare makamları lehine herhangi bir istisna kuralına yer verilmemiştir.Yargı kararlarının ilgili kamu otoritelerince zamanında yerine getirilmediğibir devlette, bireylerin yargı kararıyla kendilerine sağlanan hak veözgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün değildir. Dolayısıyladevlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesini sağlayarak bireyleraleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve bu yolla bireylerin kamuotoritelerine ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaklayükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir devlette,bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven ve saygılarını korumaadına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarının zamanında yerinegetirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, § 61).
42. Bireyin mülkiyet hakkına hukuka aykırı olarak müdahale edenidarenin kesinleşen mahkeme kararlarıyla hükmedilen alacakları veyatazminatları ödememekte ısrar etmesi hâlinde yargı kararlarının yerinegetirilmesi hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamında ihlal edilmiş olur (Arman Mazman, §68).
43. Başvuru konusu olayda, başvurucunun tapuda hisseli olarakadına kayıtlı olan taşınmaza davalı Belediyelerin kamulaştırma işlemiyapmaksızın müdahale ettiklerini iddia ederek açtığı tazminat davasındaMahkemenin, 23/2/2011 tarihli kararıyla davalı Antalya Büyükşehir Belediyesiaçısından 586.385,14 TL, davalı Muratpaşa Belediyesiaçısından 510.674,55 TL bedelin tazminat olarak başvurucuya ödenmesine kararverdiği anlaşılmıştır.
44. Başvurucu, Mahkeme kararının kesinleşmesini beklemedenBüyükşehir Belediyesi aleyhine hükmedilen alacağın tahsili amacıyla Antalya 14.İcra Müdürlüğünün E.2011/3975 sayılı dosyasında ilamlı takip başlatmış, takipsırasında borçlu Belediyenin mal varlığı üzerinde haciz uygulanması üzerineBelediye, Antalya 5. İcra Hukuk Mahkemesinde haciz işlemine yönelik şikâyettebulunmuş, İcra Mahkemesinin 29/6/2012 tarihli kararı ile 2942 sayılı Kanun’ungeçici 6. ve 6111 sayılı Kanun’un geçici 2. madde hükümlerini gerekçegöstererek borçlu belediyenin mal varlığının üzerindeki hacizleri kaldırdığıanlaşılmıştır.
45. Bu arada takibe dayanak Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin23/2/2011 tarihli kararının davalı Belediyeler tarafından temyiz edildiği,kararın Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ilamı ile "davanın reddine karar verilmesigerektiği" belirtilerek bozulduğu, Mahkemece bozma ilamınauyularak 8/11/2013 tarihinde davanın reddedildiği, bu kararın da temyiziüzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 16/11/2015 tarihli ilamı ile hükmün birkez daha bozulduğu ve yargılamanın devam ettiği anlaşılmıştır.
46. 1086 sayılı mülga Kanun'un yürürlükte olan 443. maddesinindördüncü fıkrasında, gayrimenkule ve gayrimenkulün aynına ilişkin ilamlar ileaile ve şahsın hukukuna ilişkin hükümlerin kesinleşmedikçe takibe konuedilemeyeceği hususu düzenlenmiştir. Bu itibarla kamulaştırmasız el atmanedeniyle verilen tazminata ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulmasınaengel bir hüküm bulunmamaktadır.
47. Somut olayda başvurucu, Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin23/2/2011 tarihli kararı kesinleşmeden icra takibi başlatmış ancak borçluBelediyenin mal varlığına konulan hacizlerin İcra Mahkemesi tarafındankaldırılması nedeniyle takipten bir sonuç alamamıştır. Mevzuat hükümlerine göretakibe dayanak ilamın kesinleşmeden icraya konulabilmesi mümkün ise de takiptarihinden sonra hükmün Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 16/10/2012 tarihli ilamıile bozularak ortadan kaldırıldığı, yargılamanın devam ettiği, dolayısıylatakibe esas alacağın ihtilaflı olduğu bu yönüyle kesinleşmiş ve icra edilebilirbir yargı kararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
48. Buna göre başvurucunun Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin23/2/2011 tarihli kararının infaz edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddiasının; kararın yerine getirilmesini isteme hakkı bağlamındadeğerlendirilebilecek kesinleşmiş, bağlayıcı ve icra edilebilir nitelikte biryargı kararının bulunmaması nedeniyle yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan nedenlerle adil yargılanma yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunundiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.