TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
R.K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6950)
Karar Tarihi: 20/4/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
R.K
Vekili
:
Av. Duygu ERYILMAZ ERTAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli cinselsaldırı, kasten yaralama, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarındanverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar nedeniyle işkence ve kötümuamele yasağı ile mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/9/2013 tarihinde Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/4/2014 tarihinde kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü 13/7/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş18/8/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/8/2015tarihinde Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. 1967 doğumlu olan başvurucu, başvuru tarihinden altı yılkadar önce ilk eşinden boşanmıştır.
9. 1948 doğumlu olan şüpheli İ.A. ile başvurucu, 4/2/2013tarihinde evlenmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) teminedilen bilgilere göre başvuru tarihinden sonra 29/1/2014 tarihindeboşanmışlardır.
10. Başvuru konusu olaylar başvurucuyla şüphelinin tanıştığı19/1/2013 ile 7/2/2013 tarihleri arasında meydana geldiği ileri sürülen cinselsaldırı ve diğer iddialarla ilgilidir.
11. Başvurucu 19/1/2013 tarihinde ablası N.Ç.ninarkadaşı D.G. vasıtasıyla Isparta’da şüpheli İ.A. ile tanışmıştır.
12. Başvurucu, şüpheliyle tanıştıkları 19/1/2013 ilâ 7/2/2013 tarihlerindeşüpheliye isnat olunan eylemlere maruz kalmasınedeniyle 7/2/2013’te evden kaçarak İzmir’e gitmiştir.
13. 7/2/2013 tarihinde saat 16.00’da başvurucu İzmir ili Bornovailçesinde bulunan Garaj Şehit Mehmet Akdoğan Polis Merkezi Amirliğine eşi İ.A.hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli cinsel saldırı, kastenyaralama, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından şikâyettebulunmuştur.
14. Başvurucunun aynı gün ifadesi ve adli raporları alınmıştır.
15. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca İzmir 4. Aile Mahkemesinden8/3/2012 tarihli ve 6284 sayılı Ailenin Korunmasına ve Kadına Karşı ŞiddetinÖnlenmesine Dair Kanun’a göre 8/2/2013 tarihli ve 2013/61 Değişik İş sayılıkoruma kararı aldırıldıktan sonra 28/2/2013 tarihli ve 2013/19402 soruşturma,K.2013/1158 sayılı kararıyla suç yerinin Ödemiş olması nedeniyle yetkisizlikkararı verilmiştir. Soruşturmaya Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığının 2013/971sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.
1. Başvurucunun Beyanları
16. Başvurucu 7/2/2013 tarihinde Bornova ilçesi Garaj ŞehitMehmet Akdoğan Polis Merkez Amirliğinde verdiği beyanında özetle altı yıl önceilk eşinden ayrıldığını, bir diş hekiminin yanında çalışmaya başladığını, Isparta’da19/1/2013’te ablası N.Ç.nin arkadaşı olan D.G.vasıtasıyla şüpheli İ.A. ile tanıştığını, bir süre şüpheliyle yüz yüzegörüştüklerini, görüşme esnasında ablası N.Ç. eniştesi R.Ç ve D.G.nin de bulunduğunu, şüphelinin kendisiyle evlenmekistediğini söylemesi üzerine iki gün süre istediğini, yaşayacağı yeri görüpdaha sonra düşünmek istediğini, bunun üzerine ablası, eniştesi ve şüpheliylebirlikte şüphelinin yaşadığı Ödemiş ilçesi Bozdağ kasabasına şüpheliylebirlikte gittiklerini, bir gece evinde misafir olup ertesi gün 20/1/2013’teIsparta’ya geri döndüklerini, ablası ve eniştesini evine bıraktıktan sonra benhacıyım, benim dini vecibelerime göre imam nikâhımızı kıyalım diyerek tekrarÖdemiş ilçesi Bozdağ kasabasına geldiklerini, orada komşu köyün imamınıgetirerek dini nikâhlarını kıydırdıklarını, akşam artık sen benim karımsın,önemli olan dini nikâhtır deyip evinde kalmasını istediğini, artık ilişkiyegirebiliriz dediğini, daha sonra rızasıyla ilişkiye girdiklerini, ilişkisırasında tanışmalarına aracılık eden D.G.ye 250.000 TL para verdiğinisöylediğini, kendini satılmış gibi hissettiğini, bunun üzerine aralarında kavgaçıktığını, kendisine tokat attığını ancak doktora gitmediğini, İ.A.nın evinde kalmaya devam ettiğini, resmî nikâhyaptırmak istediğini söylemesi üzerine nikâh için müracaatta bulunduklarını,önceki eşinden olan kızının Muğla’da lisede okuması nedeniyle 25/1/2013tarihinde Muğla’ya onu görmeye gittiklerini, kızını İstanbul’a ağabeyininyanına göndermek üzere otogara bıraktıklarını, kızıyla oğlunun telefondakonuştuklarını, kızının oğluna annem evlenmiş, ben yalnız geleceğim demesiüzerine oğlunun kendisini arayarak seni annelikten reddediyorum diye tepkigösterdiğini, araçla üçü birlikte giderken kendisinin araçtan inerek dışarıdakızıyla konuşmak istediğini söylemesi üzerine şüphelinin kızına araçtaninmesini söylediğini, bunun üzerine kızıyla birlikte araçtan indiklerini,şüphelinin kendisinin araçtan inmesine izin vermemesi üzerine şüpheliyle birsüre boğuştuklarını, daha sonra kızının otobüsle İstanbul’a gittiğini,kendisinin Isparta’ya otobüsle döndüğünü, şüphelinin kendisine ben sensizyaşayamam şeklinde mesaj çektiğini, şüphelinin ablası N.Ç. ve ilk olaraktanışmalarına vesile olan ablasının arkadaşı D.Ç.yiaralarını düzeltmesi için aradığını, şüphelinin 31/1/2013 tarihinde İstanbul’dabulunan annesinin ev adresini öğrendiğini, yarım saat sonra yanına geleceğini,kendisiyle görüşmezse annesinin evinin önünde rezillik çıkaracağınısöylediğini, korktuğu için konuşmayı kabul ettiğini, saat 17.30’da İstanbulKartal Köprüsü’nün yanına bir arkadaşıyla birlikte araçla geldiklerini, oradanarabalı vapura bindiklerini, vapurdayken cep telefonunu alarak denizefırlattığını artık bitti gidiyoruz, sen benimsin, ben delikanlıyım diyebağırdığını, daha sonra araçla geri dönmek üzere yola çıktıklarını, aracın arkakapıları kilitli olduğu halde Bursa’ya arabalı vapurla geldiklerini, Bursa’dabir lokantada yemek yediklerini, 1/2/2013’te saat 01.30 sularında şüphelininÖdemiş ilçesi Bozdağ köyünde bulunan evine geldiklerini, ertesi gün nikâhişlemleri için Ödemiş’e gittiklerini, nikâh için kan verdiklerini, 4/2/2013günü için nikâh günü aldıklarını, o gün nikâh yaptırdıklarını, nikâhtan öncenotere giderek mal ayrılığı sözleşmesi imzaladıklarını, daha sonra resmî nikâhyaptırdıklarını, saat 16.30’da evedöndüklerindeilişkiye girdiklerini daha sonra livata suretiylezorla ırzına geçtiğini, evin bahçesinde bağı çözülmüş iki köpek bulunduğu içinkaçmaya cesaret edemediğini, 7/2/2013 tarihine kadar her gün iki üç kez ırzınageçtiğini, 7/2/2013 günü sabah 09.30’da şüphelinin uyuması üzerine evdenkaçtığını, İzmir’e gitmek için bilet aldığını, saat 12.30’da jandarmayıaradığını, jandarmanın kendisine İzmir’e inince polise şikâyetçi olmasınısöylediğini beyan etmiştir.
17. Başvurucunun 17/4/2013 tarihli Muğla CumhuriyetBaşsavcılığında vekili huzurunda istinabeyle alınan ifadesinde ilkbeyanlarından farklı olarak kanser nedeniyle 1999 yılında sağ göğsünün, 2010yılında da yumurtalıklarının alındığını, şüpheliyle evlenmeden önce bunları onaanlattığını, doktor raporunda belirtilen yaralanma, morluk ve ısırıklarınşüpheliyle cinsel ilişki sırasında oluştuğunu ancak sağ yüzük parmağındakikesinin bıçakla, sağ el üstündeki yanığın sigara ile eşinin eylemleri sonucundagerçekleştiğini, nikâh günü kuaföre gidip saçını yaptırdığını, kuyumcudan üçbilezik bir alyans aldıklarını, 4/2/2013 tarihinde evlendikten sonra kendisiniBozdağ beldesinde bulunan evine götürüp zorla tuttuğunu, buradan kaçamadığını,kimseye haber veremediğini ifade etmiştir.
18. Başvurucunun 26/4/2013 tarihli Ödemiş CumhuriyetBaşsavcılığında vekili huzurunda önceki beyanlarına ilave olarak şüpheliyle ilkilişkiye girdikleri 21/1/2013’ten bir gün sonra tekrar ilişkiye girdiklerinidaha sonra İ.A.nın livatasuretiyle ırzına geçtiğini, 25/1/2013’e kadar onun evinde kaldıklarını,tanışmalarına aracı olan D.G.yi arayarak para alıpalmadığını sorduğunu, onun telefonu kapattığını, Muğla’da tartışmaları üzerineşüpheliyle evlenmek istemediğini söyleyerek Isparta’ya döndüğünü, bir geceIsparta’da kalarak ertesi gün İstanbul’a döndüğünü, İstanbul’da işebaşladığını, resmî nikâh kıyıldıktan sonra normal yoldan rızasıyla ilişkiyegirdiklerini ancak şüphelinin daha sonra fiilî livatayoluyla ırzına geçtiğini, 5/2/2013 günü eve fidan sökümü için işçileringeldiğini, şüphelinin de fayans yaptığını, fayans tamir ederken şüpheliyeyardım ettiği sırada fayansı kaydırdığını, şüphelinin buna kızarak bıçakla sağel yüzük parmağını kestiğini, "Sanaders olsun." dediğini, kapıya sigara içmeye çıktığını,şüphelinin elindeki sigarayı alarak sağ elinde sigarayı söndürdüğünü, şüpheliuyumak için üst kata çıkınca evden kaçtığını, bir otele sığındığını, şüphelininlivata yoluyla ırzına geçerken herhangi birkayganlaştırıcı madde kullanmadığını ancak kendisinin de buna mukavemetgöstermediğini, ilişki sonrasında muayeneden önce banyo yaptığını, 25 Ocak’taşüphelinin telefonundan kızını aradığını, çocuklarının yüzüne bakacak durumdaolmadığı için 29 ile 31 Ocak tarihleri arasında çocuklarına durumusöyleyemediğini, yaşananlara rağmen kendi rızasıyla resmî nikâh kıydırdığını,nikâh fotoğraflarına bu nedenle bir diyeceğinin olmadığını, resmî olarakevlendikten sonra kocası olan şüphelinin bu eziyetlerine son vereceğinidüşündüğünü, o nedenle evlendiğini, şüpheliye 29/1/2013 tarihinde ceptelefonundan sevgi sözcükleri içeren mesajı kendisinin gönderdiğini, şüpheliyisevdiğini ancak sonradan hayal kırıklığına uğrayarak kaçtığını, şüphelininimamın evinde kendisini dilini kerpetenle sökerim diye tehdit ettiğinibelirtmiştir.
2. Şüphelinin Savunmaları
19. Şüpheli 29/3/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığında müdafi ilebirlikte yaptığı savunmasında; müştekiyle (başvurucu) arkadaşı D.G.aracılığıyla tanıştığını, D.G.nin kendisini arayarakuygun bir bayan olduğunu, evlenmek isteyip istemediğini sorduğunu, evlenmekistediği için onun yanına gittiğini daha sonra birlikte Keçiborlu ilçesiKozluca köyünde bulunan müştekinin ablası N.Ç.ninevine gittiklerini, burada müştekinin eniştesi R.Ç.ninde bulunduğunu, müşteki ile bu evde yalnız konuştuklarını, anlaştıklarını dahasonra müşteki bundan sonra yaşayacağı yeri görmek istediği için birlikte evininbulunduğu Ödemiş ilçesi Bozdağ kasabasına geldiklerini, burada müştekininkardeşi ve eniştesi ile birlikte o gece evinde kaldıklarını, ertesi günKeçiborlu ilçesine şahısları geri bıraktığını, müşteki ile birlikteKeçiborlu’dan müştekinin Muğla’da okuyan kızının yanına gittiklerini daha sonramüştekinin İstanbul iline oğlunun yanına gideceğini söylediğini, İstanbulilindeyken telefonla arayarak kendisini almasını istediğini, bunun üzerinearkadaşı Ali M. ile birlikte İstanbul’a gittiklerini, Ali M.yiyedek şoför olarak aldığını, İstanbul’da müştekiyi alarak Ödemiş ilçesi Bozdağkasabasına geri döndüklerini,gece saat 01.00 gibiBozdağ’a vardıklarını, müştekinin o gece nerede kaldığını hatırlamadığını,ertesi gün nikâh işlemlerine başladıklarını, işlemlerin iki üç gün sürdüğünü,bu süreçte müştekinin nerede kaldığını bilmediğini, resmî nikâhtan önce imamnikâhı kıyılmadığını, nikâhtan önce kuyumcu M.A.dantakı satın aldıklarını, müştekinin kendisine bir tane bilezik alacağınısöylemesine rağmen fazladan iki adet bilezik daha aldığını, daha sonra saçınıyaptırmak üzere kuaföre gittiğini, müştekinin kuyumcudan fazladan takı almasınedeniyle kendisiyle para için evlendiğini düşünmeye başladığını, bu sebepleavukatına danıştığını, avukatının tavsiyesi üzerine nikâhtan önce Ödemiş 2.Noterliğine giderek mal ayrılığı sözleşmesi imzaladıklarını, sözleşmeninimzalanması sonrasında müştekinin kendisine güvenmediğini söylemesi üzerinetartıştıklarını, saat 15.00 civarında Ödemiş Belediyesi nikâh salonundanikâhlarının kıyıldığını, nikâhtan sonra Bozdağ kasabasındaki evlerinegittiklerini, burada cinsel ilişkiye girmek amacıyla soyunduklarında müştekiningöğüslerinden birinin olmadığını fark ettiğini, ne olduğunu sorduğunda göğüskanseri olduğunu ve bu nedenle göğsünün birinin alındığını, hattayumurtalıklarının da alındığını söylediğini, bu nedenle başka hastalıklar daolabilir düşüncesiyle müşteki ile cinsel ilişkiye girmediğini, müştekinin7/2/2013 tarihine kadar evinde kaldığını, müştekiyi evde zorla tutmadığını,7/2/2013 günü saat 11.30 civarında arkadaşı D.G.nintelefonu ile uyandığını, arkadaşı D.G.nin müştekininjandarmaya sığındığını kendisine söylediğini, hemen kasabadaki jandarmakarakoluna gittiğini, burada bir uzman çavuşla görüştüğünü, müştekiye telefonile ulaşmaya çalıştığını ancak telefonlarına yanıt vermediğini daha sonra uzmançavuşun müştekiyi telefonla aradığını ancak müştekinin bu telefona dabakmadığını, sonrasında müştekininuzman çavuşuaradığını ve zorla kaçırılmadığına, alıkonulmadığına dair bilgiler verildiğini,suçlamaların gerçek dışı olduğunu, para için evlenen müştekinin notersözleşmesi yapılmasının ardından bu şekilde iftira attığını, birkaç gün sonraÖdemiş Aile Mahkemesine boşanma davası açtığını, müştekinin de daha sonra Muğlailinde boşanma davası açtığını, müştekinin raporlarındaki morluk ve sıyrıklarınnasıl oluştuğunu bilmediğini, bu izleri müştekinin kendi kendine yaptığınıdüşündüğünü söylemiştir.
3. Başvurucunun Raporları
20. Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesinin 7/2/2013 tarihlive 15.00 saatli genel muayene raporuna göre; sol kolda morluk ve kızarıklık,sol ve sağ kolda hassasiyet, sağ ve sol uylukta morluk, sol gluteal(kalça) bölgede dişle oluşturulmuş ısırık izleri, sol meme üzerinde morluk vedişle oluşan ısırık izleri,her iki gluteal bölgede kızarıklık ve morluk, sol el başparmaküzerinde 0,5 cm’lik sıcak cisim ile meydana gelen yanıkizi ve çevresinde kızarıklık, sağ el üçüncü parmakta 0,5 cm’likkesici delici aletle meydana gelen kesi bulunduğu, yoğun anksiyeteyaşadığı, hastanın darp ve cinsel saldırı sonucunda vücut ağrısı ve anksiyete şikâyetinin bulunduğu kayıtlıdır.
21. Ege Üniversitesi Hastanesinin 7/2/2013 tarihli ve 21.35saatli vajinal muayene raporunda; perianal bölgedepatolojik bulgu olmadığı, spekulum (metal çubuk)tatbikinde daha önce total abdominal histerektomi (rahmin alınması) ve bilateralsalpingo ooforektomi (yumurtalıklarınalınması) öyküsü olduğunu söyleyen hastanın vajen cuffının olağan olduğu, vajendeeser miktarda beyaz gri sıvı olduğu, anal muayene raporunun genel cerrahiuzmanından alınması gerektiği bildirilmiştir.
22. Ege Üniversitesi Hastanesinin 7/2/2013 tarihli, 23.50 saatlianal muayene raporunda; anüs çevresinde herhangi bir lezyon, ekimoz, kızarıklık, hematom, fissür ve ödem bulunmadığı yazılıdır.
23. İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 8/2/2013 tarihli ve 11.29saatli raporuna göre; önceki genel muayene raporundaki bulgulara göre mevcutyaraların basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif nitelikteolmadığı kayıtlıdır.
24. Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 17/4/2013 tarihli raporunda;17/4/2013 tarihinde yapılan muayenesinde önceki raporlarda geçen fizikibulguların tamamen iyileştiği, ancak şahsın geceleri uykuya dalamama, kabuslargörme, ağlama, işe gidememe, dışarı çıkamama gibi belirtilerin bulunduğu,depresif duygu durum ile giden uyum bozukluğunun basit tıbbi müdahale ilegiderilemeyeceğini, bahsi geçen lezyonların şahıs tarafından kendi kendineoluşturulmasının mümkün olmadığının düşünüldüğü ancak bu konuda İstanbul AdliTıp Kurumu İlgili İhtisas Kurulundan rapor alınabileceği bildirilmiştir.
4. Ödemiş İlçe Jandarma Komutanlığı TarafındanTanzim Edilen 16/5/2013 Tarihli Olay Yeri İnceleme Tutanağı
25. Cumhuriyet savcısı tarafından Ödemiş İlçe JandarmaKomutanlığından şüphelinin evinin bulunduğu yerde inceleme yapılarak evin bahçekısmı ve duvarlarının niteliğinin, bahçede köpek bulunup bulunmadığının, olayyerinin en yakın işyeri, konut ve kamu binasına olan mesafesinin, olay yerineyakın pansiyonya da otel bulunup bulunmadığınıntespit edilmesi istenmiştir.
26. Ödemiş İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yapılantespitte; şüpheli İ.A.nın halen Bozdağ beldesi …adresinde ikamet ettiği, şahsın ikamet adresinin Bozdağ beldesinin güneyindebelde merkezine yaklaşık 220 m uzaklıkta, hakim bir yamaçta, en yakın yerleşimbirimine yaklaşık 50 m uzaklıkta, çevresinde fazla yerleşim birimi bulunmayan,iki katlı, etrafı 3-5 metre uzunluğunda taş duvarla çevrili, taş duvarlarınüzerleri fens teli ve dikenli tellerle çevrili, girişkapısı kumanda ile açılıp kapanabilen demir kapıdan ibaret korunaklı bir yapıolduğu, bahçe içerisinde biri kangal, diğeri küçük terriertipine benzer iki adet köpeğin bulunduğu, belde merkezinden eve 343 m uzaklıktaYayla Pansiyonu’nun bulunduğu, olay günü şüpheli İ.A.nın Ovacık Jandarma Karakol Komutanlığına şifahimüracaatta bulunarak, Uzman Jandarma Çavuş M.A.K.ye eşi R.A.nınevde olmadığını, kendisinin telefonlarına cevap vermediğini, sabah kendisinegelen telefonla eşinin jandarmaya sığındığı haberini aldığını ve bunun üzerinekarakola geldiğini beyan ettiği, daha sonra Uzman Jandarma Çavuş M.A.K.nin İ.A.dan temin ettiğinumaradan müştekiye ait telefonu aradığı, şahsın ilk aramada telefona cevapvermediği, kısa süre sonra R.A.nın Uzman JandarmaÇavuş M.A.K.yi aradığı, müştekiye telefonda eşi İ.A.nın karakolda olduğunu ve kendisine ulaşamadığı içinendişelendiğini söylemesi üzerine müştekinin, kendi rızası ile evden kaçtığını,eşi İ.A.nın kendisine psikolojik baskı uyguladığını,kendisinden eziyet gördüğünü beyan ettiği, Uzman Jandarma Çavuş M.A.K.nin bu konuda jandarmaya müracaat etmesinisöylediğinde müştekinin otobüsle İzmir iline gitmekte olduğunu, otogardakendisini polisin karşılayacağını, durumu polise anlattığını ve İzmir’evardığında polise müracaatta bulunacağını beyan etmesi üzerine telefon görüşmesininsonlandırıldığını, şüphelinin 5/2/2013 tarihinde evine geldiği belirtilenfayans işçilerinin kimler olduğunun tespit edilemediği, haricen yapılanaraştırmada müşteki ile şüpheli İ.A.nın Isparta iliKeçiborlu ilçesi Kozluca köyünde 17-18 Ocak 2013 tarihinde D.G. aracılığıylatanıştıkları, aynı akşam Bozdağ beldesine İ.A., müşteki R.A., R.A.nın ablası ve eniştesi ile birlikte gelerek kalacağıevi gördükleri, gece aynı evde kaldıkları, 1/1/2013 sabahı tekrardan Ispartailine birlikte gittikleri, 20/1/2013 günü İ.A.nınmüştekiyi yanına alarak Bozdağ beldesine geri döndükleri, İ.A.nınaynı gün imam nikâhı kıymak için Tekke köyü imamı S.Ç.yitelefonla aradığı, S.Ç.nin beyanında aynı gün akşam İ.A.nın evine geldiği, resmî nikâhlarının olup olmadığınısorduğunda İ.A.nın resmî nikâhlarının olmadığınıfakat en kısa zamanda resmî nikâhın kıyılacağını beyan ettiği, S.Ç.nin resmî nikâh olmadan dini nikâh kıyamayacağınısöylemesine rağmen İ.A.nın dini nikâhın kıyılmasıiçin ısrar ettiği, ısrar üzerine S.Ç.nin birkaç duaokuduğunu, dua okuduğu sırada müştekiyi hiç görmediği, R.A.nınkapı arkasında olduğunu ve bu şartlar altında dini nikâhın yapılamayacağınısöylediği, ertesi gün 21/1/2013 tarihinde resmî nikâh için müracaattabulundukları, 23/1/2013 günü Tekke kasabasına İmam S.Ç.ninevine ziyarete gittikleri, S.Ç.nin beyanında evdeoturduğu esnada müştekinin sorulan soruya cevap verdiği sırada İ.A.nın müdahale ederek "Senin dilin fazla uzadı, evegidince senin dilini kerpetenle sökerim." şeklinde bir cümle kullandığı,25/1/2013 günü müşteki ile İ.A.nın müştekinin kızınıİstanbul'a yolcu etmek için Muğla iline gittikleri, otogarda tartıştıkları, R.A.nın beyanında 25/1/2013 günü otogardaki tartışmasonunda almış olduğu İstanbul biletini Isparta iline çevirdiği ve Isparta ilinegittiği fakat İ.A.nın kendine ait aracıyla R.A.dan önce Isparta iline gittiği, burada tekrardankonuştukları İ.A. ile Bozdağ beldesine gelmeyeceğini beyan ettiği, İ.A.nın Isparta ilinden ayrılarak Bozdağ beldesine geldiği,R.A.nın 26/1/2013 tarihinde İstanbul iline gittiği,30/1/2013 günü İ.A.nın İstanbul iline geldiği, R.A.ile görüştükleri ve birlikte tekrar Bozdağ beldesine evine geldikleri,31/1/2013 günü nikâh işlemlerine başladıkları, 4/2/2013 günü resmî nikâhkıyarak Bozdağ beldesinde bulunan İ.A.nın evinegeldikleri, 7/2/2013 günü İ.A.nın evde uyuduğu sıradaR.A.nın evden kaçarak Bozdağ beldesinde YaylaPansiyon’a sığındığı, Yayla Pansiyon çalışanları tarafından minibüsle R.A.nın Ödemiş ilçesine bırakıldığı, R.A.nınotobüs ile İzmir iline kaçtığı tespit edilmiştir.
5. 6284 sayılı Kanun’a Göre Alınan KorumaKararı
27. İzmir 4. Aile Mahkemesinin 8/2/2013 tarihli ve 2013/61Değişik İş sayılı kararı ile şüpheli İ.A.nınmüştekinin bulunduğu eve 1 ay süreyle yaklaşmasının yasaklanmasına ve altı aysüreyle müştekiye karşı şiddet, hakaret ve tehdit içeren söz ve davranışlardabulunmamasına karar verilmiştir.
6. Tanık Beyanları
28. Evlenmeye aracılık eden başvurucunun arkadaşı tanık D.G.22/4/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki beyanında özetle; Afyon ili Dinarilçesinde ikamet ettiğini, çiftçilikle geçimini sağladığını, İ.A.yı beş altı yıldır tanıdığını, müştekinin ablası veeniştesinin Keçiborlu ilçesi Kozluca köyünde ikamet ettiklerini, müştekinineniştesi R.Ç. ile ailece görüştüklerini, bu kişilerle görüşmelerinin birisindemüştekinin ablası N.Ç.nin kız kardeşinin evlenmekistediğini, uygun biri olup olmadığını sorduğunu, aklına arkadaşı İ.A.nın geldiğini, İ.A.nın dadaha önce kendisine evlenmek istediğini söylediğini, bu nedenle İ.A. ileberaber Kozluca kasabasına gittiklerini, müşteki ve şüphelinin burada konuşupanlaştıklarını, bir süre sonra müştekinin ablası N.Ç.ninŞubat ayı başında kendisini aradığını, müştekinin Bozdağ'daki evden kaçtığını,arkadaşı İ.A.nın kendisine kötü davrandığınısöyleyene kadar bu kişilerden haberdar olmadığını, bunun üzerine İ.A.yı aradığını, İ.A.nın eşinievde bulamayınca hemen jandarma karakoluna gittiğini, olayla ilgili başka birbilgisinin olmadığını, evlenmeye aracılık yaptığı için İ.A.danpara almadığını söylemiştir.
29. Başvurucunun eniştesi tanık R.Ç. 5/4/2013 tarihli jandarmayaverdiği beyanında özetle; müştekinin baldızı olduğunu, altı yıl önce eşindenayrıldığını, yaklaşık bir yıl kadar önce müştekinin kendisine "Enişte sen benim babam yerindesin, ben yenidenevlenmek istiyorum, bana münasip gördüğünüz, bildiğiniz, bana bakabilecek birkişi bulabilirseniz ben onunla evleneceğim." dediğini, bununüzerine 2013 Şubat ayı içinde Dinar ilçesinde yaşayan ve aile dostu olan D.G.yedurumu anlattığında kendisine şüpheli İ.A.danbahsettiğini, İ.A.nın da yıllar önce eşindenayrıldığını daha sonra ikisini görüştürmeye karar verdiklerini, Keçiborluilçesi Kozluca köyünde bulunan evlerinde buluşturduklarını, konuşmalarısonucunda anlaştıklarını, evlenmeye karar verdiklerini, o gün şüpheli vearkadaşı D.G.nin gittiklerini, müştekinin kendievlerinde kaldığını, ertesi gün eşi N.Ç. başvurucu ve şüpheli ile birlikteyaşayacakları yeri baldızına göstermek için İzmir ili Ödemiş ilçesinegittiklerini, şüphelinin evini gördüklerini, şüphelinin aynı gün resmî nikâhişlemlerini başlattığını, baldızının kendilerine "Ben şu andan sonra burada kalmak istiyorum, siziKozluca'ya götürüp bırakalım." dediğini, aynı gün kendileriniKozluca kasabasına getirip bıraktıklarını, yaklaşık bir hafta kadar sonraeşinin kendisini arayarak şüphelinin baldızına tecavüz ve işkence yaptığını, bunedenle baldızının evden kaçtığını söylediğini, olayla ilgili başka bilgisininolmadığını beyan etmiştir.
30. Başvurucunun kız kardeşi tanık N.Ç. 5/4/2013 tarihli jandarmadaverdiği beyanında tanık R.Ç. ile aynı mahiyette beyanda bulunmuştur.
31. Dini nikâh kıydığı öne sürülen tanık İmam S.Ç. kollukta veCumhuriyet savcığında verdiği beyanlarında özetle İ.A.nın kendini nikâh için çağırdığında evine gittiğini,resmî nikâhlarının olup olmadığını sorduğunda, İ.A.nınolmadığını söylemesi üzerine nikâh kıymak istemediğini ancak İ.A. ısrar edinceşahitler olmadan imam nikâhının olmayacağını söylediğini, tekrar ısrar edincesadece hayırlı bir geçim için dua ettiğini, nikâh kıymadığını, iki üç güngeçince bir kandil gecesinde İ.A. ile müştekinin kendi evine geldiklerini, evdebulunduğumuz sırada R.A.nın bir şey söylemek istemesiüzerine İ.A.nın“Senin dilin fazla uzadı, eve gidince dilini kerpetenle keseceğim.”diye söz sarf ettiğini, kadının zorla tutulduğuna, eziyete maruz kaldığına,dövüldüğüne dair bir durum sezinlemediğini ifade etmiştir.
32. Dinî nikâh kıydığı öne sürülen imamın eşi tanık Y.Ç.7/5/2013 tarihli kollukta verdiği beyanında özetle üç ay kadar önce bir akşamBozdağ beldesinden İ.A.nıneşini telefonla araması üzerine nikâh kıyacağım diyerek evden çıktığını, iki üçgün sonra İ.A.nın yanında bir kadınla evlerinegeldiğini, eşi ile İ.A.nın yatsı namazı kılmak içincamiye gittiklerini, evde bir saat kadar o kadınla birlikte kaldıklarını, çayservisi yaparken kadının gözlerinin dolduğunu söylemiştir.
33. Şüphelinin müştekiye altın aldığı kuyumcu tanık M.A.22/4/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında başvurucunun yanındatürbanlı bir bayanla gelerek 4.500 TL değerinde bilezik aldıklarını, aralarındabir sorun olmadığını söylemiştir.
34. Şüpheliyle birlikte İstanbul’a giden arkadaşı ve nikâhşahidi olan Ali M. 22/4/2013 tarihli Cumhuriyet Savcılığındaki beyanında özetleÖdemiş İlçesinde lokanta işlettiğini, şüpheli İ.A.yımüşterisi olması sebebiyle tanıdığını daha önceden eşinden ayrıldığınıduyduğunu, bir gün işyerine geldiğinde İstanbul'a gitmesi gerektiğini,kendisini götürüp götüremeyeceğini sorduğunu, İstanbul’u iyi bilmediğinisöylediğini, askerliğini İstanbul'da yapması ve oğlunun İstanbul’daüniversitede okuması sebebiyle İstanbul’u iyi bildiğini, İ.A.nınaracıyla birlikte İstanbul’a gittiklerini, saat 18.30 civarında İstanbul’avardıklarını, Kartal Köprüsü altında elinde valiziyle türbanlı bir bayanı gördüklerini,İ.A.nın araçtan inerek bayanla sarıldıklarını dahasonra arabalı vapurla Bursa’ya geçtiklerini, Bursa'da birlikte bir lokantadayediklerini, gece yarısı 01.30 civarında Ödemiş’e geldiklerini, birkaç güniçinde şahısların nikâhlarının kıyıldığını, kendisinin de nikâh şahitliğiyaptığını, taraflar arasında herhangi bir tartışma, zorla alıkoyma, kavga olayıyaşanmadığını, oldukça samimi olduklarını söylemiştir.
35. Nikâh şahidi olan tanık A.A. 22/4/2013 tarihli CumhuriyetSavcılığındaki beyanında özetle çiçeklik işiyle uğraştığını, şüpheliyi çiçekalım satımı ve üretimi işiyle uğraşmasından dolayı tanıdığını, nikâhtan iki üçgün önce yeniden evleneceğini ve nikâh şahidi olmasını istediğini, birliktebelediye nikâh salonuna giderek şahitlik yaptığını, müşteki ile İ.A. arasındaherhangi bir problem sezinlemediğini ifade etmiştir.
36. Resmî nikâha katılan şüphelinin kız kardeşinin kızı S.G.22/4/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığındaki beyanında dayısı olan şüphelininkırk dört yıllık eşinden ayrıldığını, nikâh töreninde bir anormallikolmadığını, müştekinin makyajlı ve güzel giyimli bir şekilde törene geldiğinisöylemiştir.
37. Yayla Pansiyonu çalışanı tanık S.Ç. 7/5/2013 tarihliJandarma’da verdiği beyanında özetle; üç ay kadar önce saat dokuz on sularında birkadının pansiyona geldiğini, “beni buradan hemen götürün, bana işkence yapıyorlar“ diyerek patronu S.A.yasarılarak ağladığını, daha sonra patronu S.A.nın eşi M.A.ya durumu anlattığını, M.A.nınotel çalışanı T.Ç.yi de alarak kadını Ödemiş’egötürdüklerini söylemiştir.
38. Yayla Pansiyonu çalışanı tanık T.Ç. 7/5/2013 tarihliJandarma’da verdiği beyanında özetle üç ay kadar önce saat 09.00 sularındaçalıştığı pansiyondan markete gittiğinde telefonla eşinin kendisini aradığını,acil olarak pansiyona gelmesini, bir bayanın elinde valizle pansiyona geldiğinisöylemesi üzerine pansiyona geri döndüğünü, pansiyona ait aracın içinesıkıntısı olduğu belli olan bir bayanın olduğunu, aracı M.A.nınkullandığını, ne olduğunu kendisine sorduğunda, İ.A. ile evlendiğini, kendisinidövdüğünden evden kaçtığını söylediğini, daha sonra bayanı Ödemiş Otogarı’nabıraktıklarını söylemiştir.
39. Yayla Pansiyonu sahiplerinden tanık S.A. 9/5/2013 tarihlikolluk ifadesinde özetle; Bir yabancı kadının olay günü pansiyona gediğini “Beni buradan götürün, bana işkence yapıyorlar.” dediğini,bunun üzerine kulağı az işiten eşi M.A.yadurumu anlattığını, pansiyonda işçi olarak çalışan T.Ç.yiaradığını, eşi M.A. ve çalışan T.Ç.ninpansiyonunminibüsü ile kadını Ödemiş’e götürdüklerini söylemiştir.
40. Yayla Pansiyonu sahiplerinden tanık M.A. 9/5/2013 tarihlikolluktaki ifadesinde eşi olan tanık S.A. ile aynı içerikte beyandabulunmuştur.
41. Şüpheli İ.A.nin müşteki evdenkaçtıktan sonra Ovacık Jandarmada Komutanlığında şifahen başvurduğu JandarmaUzman Çavuş M.A.D. 7/6/2013 tarihli Cumhuriyet savcılığında verdiği beyanındaözetle olay günü nöbetçi astsubay olarak karakolda bulunduğunu, öğle saatineyakın saatlerde daha önceden Bozdağ kasabasında ikamet ettiği için tanıdığışüpheli İ.A.nin karakola geldiğini, karısının evdeolmadığını, telefonlarına cevap vermediğini, karısına ulaşamadığınısöylediğini, bunun üzerine eşinin telefon numarasını aldığını, bayanın ceptelefonunu aradığını, ilk önce telefona yanıt vermediğini ancak birkaç dakikasonra telefonunu bayanın geri aradığını, kendisini tanıttığını, evden zorla mıkaçırıldığını sorduğunda kendisinin ağlamaklı bir ifadeyle evden rızasıylakaçtığını, kimse tarafından kaçırılmadığını, otobüste İzmir’e gitmekte olduğunusöylediğini, bunun üzerine herhangi bir darp olayı yaşanıp yaşanmadığınısorduğunu, bayan kocasının kendisini dövmediğini, darbetmediğini,psikolojik ve cinsel baskı uyguladığını, bu nedenle dayanamayarak evdenayrıldığını ayrıca kendisini İzmir otogarında polislerin karşılayacağını,oradan rapor almaya gideceğini söylemesi üzerine bayana şikâyetçi olması içinjandarma karakoluna gelebileceğini ifade ettiğini, bayanın kendisine İzmirpolisine gideceğini söylediğini daha sonra İl Jandarma Komutanlığı ve İlçeJandarma Komutanlığını telefonla aradığını, bayanın yaptığı bir müracaat olupolmadığını araştırdığını, herhangi bir müracaat olmadığını öğrenince ve zorlakaçırılma gibi bir durumun olmadığını, kocası tarafından darp edilmediğini açıkaçık söylediği için herhangi bir adli olay bulunmadığı düşüncesiyle işlemyapmadığını söylemiştir.
7. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar
42. Yapılan soruşturma sonucunda Ödemiş CumhuriyetBaşsavcılığının 12/6/2013 tarihli ve 2013/971 soruşturma, K.2013/1191 sayılıkararıyla atılı tüm eylemlerden delil yetersizliği nedeniyle kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:
“…
Soruşturma kapsamında söz konusu bu evliliğearacılık eden müştekinin ablası ve eniştesi ile şüphelinin arkadaşı olan D.G.isimli şahsın, tarafların nikâhtan önce alışveriş yaptıkları kuyumcu M.A.nın, nikâh sırasında şahitlik yapan A.A. ve S.E.nin, şüpheli ile İstanbul iline giden Ali M. isimlişahsın olayla ilgili ayrıntılı beyanları alınmış, şüpheliye ait 0533 258 …No.lu hattın görüşme kayıtları talep edilmiş, ayrıca kolluk tarafından olayyerinin ayrıntılı tespiti, fotoğraflanması yaptırılmış, tüm bunlar ışığında26/4/2013 tarihinde avukatı ile birlikte Cumhuriyet Başsavcılığımıza gelenmüştekinin huzurda üçüncü kez ifadesi alınmış, müştekinin her üç ifadesindeolayla ilgili beyanlarında açık çelişkiler bulunduğu, 26/04/2013 tarihindekiüçüncü ifadesi sırasında dahi kendi içinde çelişkili anlatımlarda bulunduğu, buhususun kendisine hatırlatılmasının ardından ilk ifadesinin daha doğru olduğunuifade ettiği, ilk ifadesinde henüz resmî nikâh kıyılmadan önce şüpheli ilebirlikte kaldıkları sürede normal yoldan cinsel ilişkiye girdiklerini, resmînikâh yapıldığı gün ve sonrasındaki iki gün boyunca ise hem normal yoldan hemde ters yoldan birden çok kez ilişkiye girdiklerini beyan etmesine rağmen,savcılığımızca alınan ifadesinde … ters yoldan ilişkiye girdiğini, bunukendisinin istememesine rağmen şüphelinin zorla yaptığını, … İstanbul'dan zorlagetirildikten sonra evlilik hazırlığı için şüphelinin avukatının yanınauğradıklarını, şüphelinin yeğeni S.E. ile buluştuklarını, mağazadan kıyafetaldıklarını, S.E. ile kuaföre gittiklerini, daha sonra şüpheli ile noteregittiklerini, nikâh kıyıldığı gün şüpheli ile normal ilişki yaşadıklarını, ertesigün (5/2/2013) tarihinde hem normal yoldan hem ters ilişki yaşadıklarını, aynıgün eve fidan söküm işi için işçilerin geldiğini, bunlara çay ve yemekverdiğini, fakat kesinlikle konuşmasının yasak olduğunu, 6/2/2013 tarihinde deters ilişki yaşadıklarını, 7/2/2013 tarihi sabah saatlerinde şüpheli ile mutfaktezgahına fayans yapıştırdıkları sırada fayans kaydığı için şüphelinin sağ elyüzük parmağının altı kısmını elindeki bıçakla kestiğini, bunun küçük birsıyrık olduğunu ve ceza olarak yaptığını, aynı gün kapıya çıkarak sigara içtiğisırada şüphelinin gelerek sigarayı elinden aldığını ve sağ elinde sigarayısöndürdüğünü daha sonra yatmak amacıyla odaya çıkan şüphelinin uyumasını fırsatbilerek evden kaçtığını belirtmiş, bu ifadedeki olay silsilesinin ilkifadesindeki olay silsilesi ile örtüşmediği görülmüş, ayrıca müştekiye, şüpheliadına kayıtlı ve fakat ifadesinde kendisi tarafından kullanıldığını beyanettiği telefon ile kendisi adına kayıtlı başka bir telefon arasında çok sıkşekilde yapılan görüşme kayıtları sorulmuş, müştekinin, şüpheli adına kayıtlıolan bu telefonu kendisinin kullandığını ifade ettiği ve yine bu telefondankendisi adına kayıtlıolan fakat kızının kullandığıtelefonu aradığını beyan ettiği görülmüş, ayrıca şüpheli vekili tarafındansavcılığımıza ibraz edilen müştekinin, şüpheliye çekmiş olduğu "açmammm, dayanamammm, seniseviyorum yaaaa anla anla" şeklindeki mesajiçeriği hatırlatılmış, bu mesajı kendisinin çektiğini kabul ettiği, şüpheliyisevdiğini ve yeniden bir hayat kurabileceğini düşündüğünü belirttiğigörülmüştür.
Müştekinin Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınanüçüncü ifadesinde belirttiği hususlar doğrultusunda yeniden bir araştırmayapılmış, bu ifadesinde şüpheli ile aralarında imam nikâhı kıyıldığını, sonrakitarihlerde mevlit kandili sebebiyle bu imamın evinde eşi ile birlikteşüphelinin ve imamın namazdan dönmesini beklediklerini, şüphelinin bu evde dekendisine "dilini kerpetenle kopartırım" şeklinde sözlerle tehditlerdebulunduğunu, bu sözleri imam ve eşinin duyduğunu beyan etmesi üzerine, hemiddia konusu resmî nikâh olmaksızın evlenmek için dinsel tören yapmak suçubakımından şüphelinin tespiti hem de tehdit iddiası ile ilgili bilgilerinebaşvurulmak üzere söz konusu kişilerin kim olduğu araştırılmış, bu kapsamdamüştekinin imam nikâhı olarak adlandırdığı eylemi gerçekleştiren şahsınTekkeköy imamı olarak görev yapan S.Ç. olduğu, bu şüphelinin ve eşi Y.Ç.nin herhangi bir tehdit olayına tanık olmadıklarınıbeyan ettikleri görülmüş, bu bağlamda şüpheli S.Ç. hakkındakiiddialar(resmî nikâh olmaksızın evlenmek için dinsel tören yapmak) bakımındansoruşturmanın tefrikine karar verilmiş, yine müştekinin olay sonrası telefongörüşmesi yaptığı jandarma görevlisinin kim olduğu belirlenerek tanık olarakifadesine başvurulan Bozdağ Jandarma Karakolunda görevli Uzman Çavuş M.A.K.ifadesinde; olay günü İ.A.nın karısını evdebulamadığını, telefonla ulaşmaya çalıştığını, fakatulaşamadığınıbeyan ederek müracaat ettiğini, bu nedenle müşteki bayanı kendi telefonuylaaradığını, müşteki bayanın telefonda kendisine evden rızasıyla kaçtığını, kimsetarafından kaçırılmadığını, kocasının kendisini dövmediğini, darp etmediğinisadece psikolojik ve cinsel baskı uyguladığı için evden ayrıldığını, kendisiniİzmir Otogarı’nda polislerin beklediğini söylediğini beyan ettiği görülmüştür.
Tamamlanan soruşturma neticesinde müşteki R.A.nın soruşturma kapsamında alınan üç farklı ifadesindeaçık çelişkili beyanlarda bulunması, olayın hemen akabinde verdiği ilkifadesinde herhangi bir bıçakla sağ el parmağının kesilmesi ya da sol el başparmağı üzerinde sigara söndürülmesi eyleminden bahsetmemesine rağmen sonrakibeyanında bu olayları aktarması, olayın hemen akabinde aynı gün alınmış rapordasağ el orta parmağının üzerinde belirtilen 0,5 cm'likbir kesiyi şüphelinin fayans işi sırasında bu fayansıkaydırması sebebiyle ceza maksadıyla gerçekleştirdiğine dair hayatın olağanakışına aykırı iddiası (çok küçük miktardaki bu kesinin cezalandırma maksadıylabu şekilde özenle yapılmasının mümkün olmaması),müştekinin, şüpheli ilebirlikte gayriresmî ve resmî olarak yaşadığı dönemdetakı almak için kuyumcuya, saçını yaptırmak için kuaföre, kıyafet almak için mağazaya,sözleşme yapmak için notere gitmesine, bu yerlerde çok sayıda insanla muhatapolma imkanı yakalamasına rağmen hiç bir yerde zorla alıkonulduğuna, tehdit,hakaret ya da cinsel saldırıya maruz kaldığına dair bir beyanda bulunmayışı,müştekinin, şüpheli ile tanışıp 25/01/2013 günü yaşadıklarını iddia ettiğitartışmadan sonra İstanbul iline gitmesine rağmen şüpheli ile görüşmelere devametmiş oluşu, buradan şüpheliye "açmammm, dayanamammm, seni seviyorum yaaaaanla anla" şeklindeki bir mesaj çekmiş oluşu, müştekinin, şüpheli ileyaşamaya başladığı tarihlerde telefonla çok rahat şekilde kızını arayabilmesi(bu imkanı olan bir kişinin kolluk kuvvetine de rahatlıkla gerekli ihbarıyapabileceği değerlendirilmiş), tarafların nikâh görüntülerini içeren kayıtlarınincelenmesi neticesinde zorla alıkoymaya, zor kullanılmaya dair bir emareninolmayışı, aksine tersi bir tablonun kayıtlarda yer alması ve en önemlisimüşteki ile şüphelinin evlendiği tarih olan 4/2/2013 tarihi ile müştekininevden ayrıldığı tarih olan 7/2/2013 tarihi arasındaki üç günlük sürede birdenfazla kez müştekinin zorla fiili livataya maruzkaldığı iddiası bulunmasına rağmen, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi GenelCerrahi Anabilim Dalı doktoru tarafından yapılan muayenede fiili livataya dair hiç bir bulgunun tespit edilememiş oluşudikkate alındığında şüpheli İ.A.nın müştekiyi zorlaalıkoyduğuna, bu şekilde "kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" suçunuişlediğine, müştekiye yönelik "cinsel saldırı" eyleminde bulunduğuna,tehdit ve hakaretlerde bulunduğuna, onun telefonunu alıp denize atmak suretiyle"mala zarar verme" suçunu işlediğine, 25/1/2013 tarihinde Muğla iliotogarında müştekiyi darp ederek "kasten yaralama" suçunu işlediğinedair kamu davası açmaya yeter delil elde edilemediği kanaatine varılmış, yineher ne kadar şüpheli İ.A.nın müşteki ile cinselilişkiye girmediğini beyan ettiği görülse de, müştekininilkifadesinde şüpheli ile rızası doğrultusunda ilişkiye girdiğini anlattığı,talimatla Muğla Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde ise vücudundaki buizlerin şüphelinin kasten yaralama eylemi neticesinde gerçekleşmediğini açıkçaifade ettiği, bu beyanın verildiği sırada müştekinin avukatının dayanında bulunduğu ayrıca şüpheli İ.A.nın7/2/2013 tarihinde eşinin bulunamadığına dair karakola yaptığı başvurusırasında Jandarma Uzman Çavuş M.A.D.nin müşteki ilecinsel ilişkiye girdiğine dair şifahi beyanları dikkate alınarak ve müştekidekisöz konusu izlerin kalça, göğüs ve her iki kol arka kısmında bulunması, buizlerin tarafların yaşadığı cinsel ilişki sırasında gerçekleşmiş olabileceğiyönünde değerlendirilmiş, müştekinin Muğla Cumhuriyet Başsavcılığındakibeyanları ile tanık jandarma komutanının müşteki ile yaptığı görüşmedemüştekinin darp edilmediğine, dövülmediğine, psikolojik ve cinsel baskısebebiyle evi terk ettiğine dair beyanları bu kanının oluşmasında roloynamıştır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu bueylemlerin müştekiye yönelik "kasten yaralama" suçu sonucu oluşmadığısonuç ve kanaatine varılmış, kamu davası açılması için yeterli delil eldeedilemeyen şikâyet konusu olaylar bakımından yasal takibatın devamına lüzumkalmadığı anlaşılmıştır.
…”
43. Bu karara başvurucunun yaptığı itiraz Salihli Ağır CezaMahkemesinin 17/7/2013 tarihli ve 2013/1075 Değişik İş sayılı kararıylareddedilmiştir.
44. Ret kararı başvurucuya 5/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiş,4/9/2013 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımının bulunmadığıanlaşılmıştır.
B. İlgili Hukuk
45. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86.,102., 106., 109., 125. ve 151. maddelerinin suç tarihinde yürürlükte olanilgili fıkraları şöyledir:
“Kasten yaralama
Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acıveren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi,bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisininbasit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde,mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî paracezasına hükmolunur.
…
Cinsel saldırı
Madde 102- (1) Cinsel davranışlarla birkimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, ikiyıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisimsokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan onikiyıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi hâlinde,soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikâyetine bağlıdır.
…
Tehdit
Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veyayakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırıgerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zararauğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurunşikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî paracezasına hükmolunur.
…
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Madde 109- (1) Bir kimseyi hukuka aykırıolarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakankişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediğisırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
…
(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde,yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
…
Hakaret
Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref vesaygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edenveya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi,üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyleihtilat ederek işlenmesi gerekir.
…
Mala zarar verme
Madde 151- (1) Başkasının taşınır veyataşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan,kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, dörtaydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
…”
46. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun236. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi
Madde 236 – (1) Mağdurun tanık olarakdinlenmesi halinde, yemin hariç, tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır.
(2) İşlenen suçun etkisiyle psikolojisibozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanıkolarak bir defa dinlenebilir. Maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısındanzorunluluk arz eden haller saklıdır.
(3) Mağdur çocukların veya işlenen suçunetkisiyle psikolojisi bozulmuş olan diğer mağdurun tanık olarak dinlenmesisırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişibulundurulur. Bunlar hakkında bilirkişilere ilişkin hükümler uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
47. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu; şüphelinin telefonunu feribottan atarak malazarar verme suçunu işlemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkının; suçun işlendiği yerin İstanbul olmasına rağmensoruşturmanın Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılmasından dolayı Anayasa’nın40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkının; şüphelininkendisini gittikleri her yerde tehdit ve baskı altında bıraktığı için kimsedenyardım isteyemediğini, hatta imamın yanında kendisini “Senin dilini kerpetenlekoparırım.” diyerek tehdit ettiğini, evin bahçesinde iki adet köpek bulunmasıve bahçenin çitle çevrili olması nedeniyle evden kaçamadığını, ifadesininalınması sırasında 5271 sayılı Kanun’un 236. maddesine göre psikoloji,psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman kişinin bulundurulmadığını, olaydansonra tanzim olunan adli muayene raporlarının Birleşmiş Milletler İnsan HaklarıYüksek Komiserliği, İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, AşağılayıcıMuamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçinEl Kılavuzu’na (İstanbul Protokolü) aykırı olduğunu, adli raporlarda elindekikesi ve yanık izi bulunmasına, zorla ırzına geçildiğine dair vücudunda yaralarolmasına rağmen yeterli delil elde edilemediğinden bahisle kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmek suretiyle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altınaalınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş veyeniden soruşturma yapılması talebinde bulunmuştur.
49. Başvurucu ayrıca kamuya açık belgelerde kimliğinin gizlitutulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme
50. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mala zarar verme suçundan verilenkovuşturmaya yer olmadığına dair karar nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş ise de başvuru formu içeriğine göre şüphelinin atılı suçtan cezalandırılmasıgerektiğini ileri sürdüğü, mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle herhangi birtazmin ya da giderim talebinin bulunmadığı dikkate alındığında başvurucunun buiddiasının Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
51. Nitelikli cinsel saldırı, tehdit, hakaret, kasten yaralamave kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarıyla ilgili şikâyetler mahiyetlerigereği Anayasa’nın 17. ve 20. maddelerinde güvence altına alınan işkence vekötü muamele yasağı ile özel hayatın korunması kapsamına girmesine karşın(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. M.C./Bulgaristan,B. No: 39272/98, 4/3/2004, § 148; Dordevic/Hırvatistan,B. No: 41526/10, 24/7/2012, §§ 92-94)nitelikli cinsel saldırı iddiası gibi ağırnitelikteki eylemlerin doğası gereği işkence ve kötü muamele yasağı kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiğinden özel hayatın korunması yönünden ayrıca birinceleme yapılmamıştır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddialar
52. Başvurucu, şüpheli İ.A.nin arabalıvapurda cep telefonunu denize atması nedeniyle suçun işlendiği yer olanİstanbul ilinde soruşturma yapılması gerekirken yetkisiz olarak ÖdemişCumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yapıldığını, soruşturmadaferibotun kamera kayıtları getirtilmeden kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmek suretiyle mülkiyet hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
53. Bakanlık görüş yazısında başvurucunun bu talebiyle ilgilibir değerlendirme bulunmamaktadır.
54. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. ."
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
56. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığıileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkıdoğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir."
57. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu gücütarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altına alınmışolmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme/AİHS) veTürkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18).
58. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin"Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, § 22).
59. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak veyükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların" ve bir "suç isnadının"esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamıbu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanmahakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışındakalacağından, bireysel başvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, § 23).
60. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre,bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veya cezalandırılmasını talepeden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veya katılan sıfatını haiz kişiler,Sözleşme'nin 6. maddesinin koruma alanı dışında kalmaktadır. Bu kuralınistisnaları, ceza davasında medeni hak talebine imkân veren bir sisteminbenimsenmiş olması veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukuk davasıaçısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (Perez/Fransa, B No: 47287/99, 12/2/2004, § 70).
61. 5271 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesiyle ceza muhakemesindeşahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kalkmıştır. Dolayısıylabaşvurucunun ceza muhakemesi sürecinde medeni haklarını ileri sürme imkânıbulunmamaktadır. Ayrıca soruşturma izni verilmemesine dair kararın etkilericeza muhakemesi süreci ile sınırlı olup hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı biretkisi bulunmamaktadır.
62. Başvurucu, suç işlediğini düşündüğü üçüncü kişiler hakkındasoruşturma açılmasını sağlamak amacıyla suç duyurusunda bulunmuş olup talebiüçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla sınırlıdır. Başvurucu, üçüncü kişilerinfiili nedeniyle medeni haklarına yönelik bir müdahalenin bulunduğunu düşünüyorve buna ilişkin zararının giderilmesini istiyorsa, hukuk mahkemeleri önündedava açma imkânı vardır.
63. Sonuç itibarıyla başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinedayanan ihlal iddiasının konusu, Anayasa'da güvence altına alınmış ve Sözleşmekapsamında olan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kalmaktadır.
64. Açıklanan nedenlerle başvuru konusu ihlal iddialarınınAnayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
65. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan işkenceve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
66. Başvurucu 20/1/2013 ile 7/2/2013 tarihleri arasında şüpheli İ.A.nın kendisine karşı darp,tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı suçlarınıişlemesine rağmen kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmek suretiyleAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence vekötü muamele yasağınınihlal edildiğini ilerisürmüştür.
67. Bakanlık görüş yazısında, AİHM ve Anayasa Mahkemesitarafından verilen ilke kararlarına atıfta bulunarak, başvurucunun polise müracaatıüzerine aynı gün şüpheli hakkında soruşturma başlatıldığını, fiziksel ve cinselmuayene raporlarının aldırıldığını,raporda fiili livata bulgusuna rastlanmadığını, şüphelinin ve olaylailgili bilgi sahibi tanıkların ifadelerinin alındığını, başvurucu ve eşiarasındaki telefon görüşme kayıtlarının incelendiğini, başvurucunun 25/1/2013tarihinde şüpheliye “Açmamm,dayanamamm, seni seviyorum” şeklinde mesajçektiğini, başvurucunun ifadelerindeki farklılıklar ve başvurucunun vücudundakiyaralanmaların cinsel ilişki sırasında gerçekleşmiş olabileceği gerekçesiyleverilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar dikkate alınarak AnayasaMahkemesi tarafından değerlendirme yapılması gerektiğini bildirmiştir.
68. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevap yazısında,ifadelerindeki farklılıkların ruhsal durumunun iyi olmamasından ve araya uzuncabir sürenin girmesinden kaynaklandığını, cinsel ilişkinin rızayla gerçekleştiğikabul edilse bile elindeki yanık ve kesinin nedeninin kovuşturmaya yerolmadığına dair kararda açıklanamadığını dile getirmiştir.
69. İşkence ve kötü muamele yasağına ilişkin şikâyetlerinincelenmesinde, devletin negatif ve pozitif sorumluluğuna bağlı olarak maddi veusuli boyutları bakımından ayrı ayrı ele alınmasıgerekir. Bu nedenle başvurucunun somut olaydaki şikâyetleri, Anayasa’nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, devletin maddi ve usule ilişkinyükümlülükleri açısından ayrı şekilde değerlendirilecektir.
a. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının MaddiBoyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
70. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesişöyledir:
"Herkes, … maddi ve manevi varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
71. AİHS “İşkence yasağı” kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onurkırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz.”
72. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkı Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddeninbirinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında dakimseye “işkence” ve “eziyet” yapılamayacağı, kimsenin “insan haysiyetiylebağdaşmayan” ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 80).
73. Anayasa Mahkemesinin işkence ve kötü muamele yasağıkapsamında devletin sahip olduğu pozitif yükümlülükler açısından benimsediği temelyaklaşıma göre devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altındagerçekleşen olaylarda Anayasa'nın 17. maddesi devlete, bu konuda ihdas edilmişbulunan yasal ve idari çerçevenin elindeki tüm imkânları kullanarak maddi vemanevi varlığı tehlikede olan kişileri korumak için gereği gibi uygulanmasınıve buna ilave olarak işkence ve kötü muamele yasağına ilişkin ihlallerindurdurulup cezalandırılmasını sağlayacak etkili idari ve yargısal tedbirlerialma görevi yüklemektedir (Serpil Kerimoğluve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 52).
74. Anayasa’nın 17. maddesi ayrıca devlete, kişilerin işkence veeziyete ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muameleye, bumuameleler üçüncü kişiler tarafından yapılmış olsa bile maruz bırakılmalarınıengelleyecek tedbirler alma ödevini yükletmektedir. Dolayısıyla yetkililerinbildikleri ya da bilmeleri gerektiği bir kötü muamele tehlikesiningerçekleşmesini engellemek için makul tedbirleri almamaları durumunda devletin17. maddenin üçüncü fıkrası anlamında sorumluluğu ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82).
75. Devletin işkence ve kötü muamele yasağının garantörüolmasından kaynaklanan koruma yükümlülüğü, devletin bu konuda hem hukuki hem defiilî tedbirler almasını gerektirmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.A./Birleşik Krallık, B. No: 25599/94, 23/9/1998, § 24). Ayrıca bu tedbirlerkorumasız kişilerin etkili bir şekilde korunmalarını sağlamalı ve yetkililerinbilgi sahibi oldukları veya olmaları gerektiği durumlarda kötü muameleleriönlemek için makul adımlar atmalarını içermelidir (Z. ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 29392/95,10/5/2001, § 73).
76. Ancak özellikle insan davranışının öngörülemezliği,öncelikler ve kaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlemin veya yürütülecekfaaliyetin tercihi göz önüne alınarak; pozitif yükümlülük, yetkililer üzerineaşırı yük oluşturacak şekilde yorumlanmamalıdır. Önleme yükümlülüğünün ortayaçıkması için yetkililerce belirli bir kişinin maddi ve manevi varlığına yönelikgerçek ve yakın bir tehlikenin bulunduğunun bilinmesi ya da bilinmesi gerektiğidurumların varlığı kabul edildikten sonra böyle bir durum dâhilinde, makulölçüler çerçevesinde ve sahip oldukları yetkiler kapsamında bu tehlikeningerçekleşmesini önleyebilecek şekilde kamu makamlarının önlem almakta başarısızolduklarının tespiti gerekmektedir. Ancak bu konu, her davada kendi koşullarıaltında değerlendirilmelidir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 53).
77. Başvurucunun beyanında; şüpheliyle 19/1/2013 tarihindetanışıp evlenme kararı aldıktan sonra 20/1/2013’te Ödemiş ilçesi Bozdağbeldesinde bulunan şüpheliye ait evde o gece birlikte kaldıkları, başvurucununbeyanlarında komşu köyün imamı S.Ç.yi çağırarak imamnikâhını yaptırdıkları, şüphelinin kendisine imam nikâhı yaptırdıkları içincinsel ilişkiye girebileceklerini söylemesi üzerine rızasıyla ilişkiyegirdikleri, 21/1/2013 tarihinde ise fiili livatasuretiyle zorla ırzına geçtiği, ayın 25’ine kadar birlikte kaldıkları,25/1/2013’te Muğla’da okuyan kızını ziyarete gittikleri, orada şüphelininkendisini darp ettiği, oradan tek başına Isparta’ya sonra da İstanbul’agittiği, şüphelinin İstanbul’da kaldığı annesinin ev adresini öğrenerek birarkadaşıyla İstanbul’a geldiği, kendisiyle görüşmezse evin önüne gelerekrezillik çıkarmakla tehdit ettiğini, bunun üzerine onunla görüşmek zorundakaldığını, şüpheliyle buluştuktan sonra şüphelinin tehdit ve zorlamasıyla aracabindikleri, arabalı vapurla Bursa’ya geldikleri, vapurda şüphelinin ceptelefonunu denize fırlattığı, 1/2/2013 tarihinde başvurucunun Ödemiş ilçesiBozdağ beldesinde bulunan evine döndükleri, ertesi gün nikah işlemleri içinsağlık ocağına giderek kan verdikleri, kuyumcuda alışveriş yaptıkları, 4/2/2003tarihinde nikâhtan önce kuaföre gittikleri, oradan da notere giderek malayrılığı sözleşmesi imzaladıkları, daha sonra da resmî nikâh yaptırdıklarıbelirtilmiştir (bkz. §§ 16-18).
78. Ayrıca başvurucu tarafından, 4/2/2003 ile 7/2/2003 tarihleriarasında şüphelinin günde birkaç kez livata suretiylebaşvurucunun ırzına geçtiği, 7/2/2003 günü şüphelinin banyoda fayans tamiriyaparken ona yardım ettiği sırada fayansı kaydırdığı için kendisine ceza olsundiye bıçakla sağ el yüzük parmağının alt kısmını kestiği, önceki eşinin belinikırdığını, bunun kendisine ders olmasını söylediği, bu olaydan dolayı sigaraiçip ağladığı sırada şüphelinin sigara içmesine kızdığı için sağ elindesigarayı söndürdüğü, şüpheli uyuduktan sonra evden kaçtığı ifade edilmiştir(bkz. §§ 16-18).
79. Başvurucunun şüphelinin kasten yaralama ve cinsel saldırısuçlarını işlediğini ileri sürdüğü 21/2/2013 tarihinden sonra herhangi birresmî mercie şikâyetçi olmadığı, 25/2/2013 tarihinde Muğla’da meydana geldiğinibelirttiği yaralama eylemi, İstanbul’da feribottan cep telefonunun denizeatılması, sonrasında İstanbul’dan Bursa'ya, oradan da Ödemiş’e hürriyetindenyoksun bırakılarak kaçırıldığı, resmî nikâh merasimi için yaptığı hazırlıklarsırasında tehdit edildiği ve hürriyetinden yoksun bırakılması, resmî nikahyapıldıktan sonra üç gün boyunca günde birkaç kez tekrarlayan cinsel saldırıeylemleri nedeniyle herhangi bir şikâyetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
80. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen kovuşturmaya yerolmadığına dair kararda, başvurucunun maruz kaldığını ileri sürdüğü eylemlerdendolayı, başvurucunun kuzeni S. ile birlikte kuaföre gittiği, mağazadan vekuyumcudan alış veriş yaptıkları, notere gittikleri, Bozdağ kasabasında eveişçi geldiği, başvurucunun bu süreç içinde cep telefonundan kızıyla çok sayıdatelefon görüşmesi yaptığı, bu kadar farklı yerlerde, farklı nitelikte vekalabalık ortamlarda başvurucunun kimseden sözlü olarak ya da telefonla yardımistemediği tespit edilmiştir (bkz. § 42). Başvurucunun eylemleringerçekleştiğini belirttiği on beş günlük süre boyunca şikâyet hakkınıkullanmayarak resmî bir soruşturmanın başlatılması imkânını kullanmaması ve bututumu nedeniyle yetkililerin iddia konusu fiiller bakımından başvurucunungerçek ve yakın bir tehdit altında olduğunu tahmin etmeleri veya bilmeleri mümkünolmamıştır (Benzer yönde AİHM kararı için bkz. Opuz/Türkiye,B. No:33401/02, 9/6/2009, § 153). Ayrıca başvurucu tarafından, kamu makamlarına bilgiverildikten sonra gerçekleşen ve soruşturma konusu yapılan bir fiilbulunmamaktadır. Bu nedenle Devletin üçüncü kişilerce işlendiği öne sürülenişkence ve kötü muamele fiillerini önlemegerekliliğinden kaynaklanan pozitif yükümlülüğünün ihlal edildiğine dair birsonuca ulaşılmamıştır.
81. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan işkence ve kötü muamele yasağının maddi boyutunun ihlaledilmediğine karar verilmesi gerekir.
b. İşkence ve Kötü Muamele Yasağının UsulBoyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
82. Somut olayda Devletin bireyleri işkence ve kötü muameledenkoruma yükümlülüğü kapsamında önleme yükümlülüğü ile ilgili olaraksorumluluğunun bulunmadığı yukarıdaki bölümde açıklanmıştır. Ancak devletinönleme yükümlülüğü anlamında sorumlu olmadığı hâllerde pozitif yükümlülüğününbir parçası olarak usul yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğüçerçevesinde devlet, her türlü fiziksel ve ruhsal saldırı olayınınsorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabileceketkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 106; Tahir Canan,§25).
83. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi vemanevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasınıve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerinisağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılmasıyükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmeler hiçbirşekilde Anayasa’nın 17. maddesinin, başvuruculara üçüncü tarafları adli bir suçnedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı ya da tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 56).
84. İşkence ve kötü muamele konusundaki iddialar, uygundelillerle desteklenmelidir. İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmekiçin her türlü şüpheden uzak, makul kanıtların varlığı gerekir. Bu niteliktekibir kanıt; yeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispatedilemeyen birtakım karinelerden de oluşabilir. Ancak bu koşulların tespiti hâlindebir kötü muamelenin varlığından bahsedilebilir (Cuma Doygun, B. No: 2013/394, 6/3/2014, § 28).
85. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine vecezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturmamakamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumlularıntespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötümuamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız bir şekilde hızlı vederinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer, olay ve olgularıciddiyetle öğrenmeye çalışmalı ve soruşturmayı sonlandırmak ya da kararlarınıtemellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Bu kapsamdayetkililer diğer deliller yanında görgü tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil söz konusuolayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makul tedbirlerialmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 114).
86. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin incelenmesindeAnayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olup bazı durumların ortayakoyduğu şartlar nedeniyle ilk derece mahkemesi rolünü üstlenmesinin kaçınılmazolduğu hâllerde daha dikkatli davranması gerekmektedir. İşkence ve kötü muameleyasağı ile ilgili iddialarda bulunulduğu zaman Anayasa Mahkemesi, bu konuhakkında eksiksiz bir inceleme yapmalıdır. Ancak görülmekte olan bir davadakidelilleri değerlendirmek kural olarak derece mahkemelerinin işi olduğundanAnayasa Mahkemesinin görevi, bu mahkemelerin maddi olaylara ilişkindeğerlendirmelerinin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir. Kötümuamele iddiaları ile ilgili olarak derece mahkemelerinde dava görüldüğü zamanceza hukuku sorumluluğunun Anayasa ve uluslararası hukuk sorumluluğundan ayrıtutulması gerekir. Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa’da güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerden Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğuprotokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır. Dolayısıyla AnayasaMahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyete ilişkin birbulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan derece mahkemelerininbulgularının Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlar altında bumahkemelerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak için kuvvetlinedenlerin var olması gerekir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 96).
87. Şüpheliyle 19/1/2013 tarihinde tanışıp evlenme kararıaldıktan sonra 20/1/2013’te Ödemiş ilçesi Bozdağ beldesinde bulunan şüphelininevinde birlikte yaşamaya başlayan başvurucu, şüphelinin 21/1/2013 tarihindefiili livata suretiyle zorla ırzına geçtiğini,25/1/2013’te Muğla’ya gittiklerinde şüphelinin kendisini darp ettiğini,31/1/2013 tarihinde şüphelinin İstanbul’da kaldığı evi bularak kendisiylegörüşmezse evin önüne gelerek rezillik çıkarmakla tehdit ettiğini, bununüzerine onunla görüşmek zorunda kaldığını, şüpheliyle buluştuktan sonraşüphelinin tehdit ve zorlamasıyla araca bindiğini, arabalı vapurla Bursa’ya geldiklerini,1/2/2013 tarihinde başvurucunun Ödemiş ilçesi Bozdağ beldesinde bulunan evinedöndüklerini, ertesi gün nikah işlemleri için sağlık ocağına giderek kanverdikleri, kuyumcuda alış veriş yaptıklarını, 4/2/2003 tarihinde nikâhtan öncekuaföre gittiklerini, oradan da notere giderek mal ayrılığı sözleşmesiimzaladıklarını, daha sonra da resmî nikâh yaptırdıklarını, 4/2/2003 ilâ7/2/2003 tarihleri arasında şüphelinin günde birkaç kez livatasuretiyle başvurucunun ırzına geçtiğini, 7/2/2003 günü şüphelin banyoda fayanstamiri yaparken bıçakla sağ el yüzük parmağının alt kısmını kestiğini, buolaydan dolayı sigara içip ağladığı sırada şüphelinin sigara içmesine kızdığıiçin sağ elinde sigarayı söndürdüğünü, şüpheli uyuduktan sonra evden kaçtığınıifade etmiştir (bkz. §§ 16-18).
88. Başvurucu 7/2/2013 tarihinde evden kaçtıktan sonra eve yakınbir pansiyona sığındığını, bu pansiyonun sahibi ve bir çalışanının ÖdemişOtogarı’na kendisini bıraktığını, oradan otobüsle İzmir’e yola çıktığını,İzmir’e varınca Garaj Şehit Mehmet Akdoğan Polis Karakoluna giderek şüphelidenşikâyetçi olduğunu söylemiştir.
89. Başvurucunun şikâyeti üzerine İzmir CumhuriyetBaşsavcılığının 2013/19402 sayılı dosyasında soruşturma başlatılmıştır.
90. Şüpheli suçlamalarıreddetmiş,evlenmelerine aracılık eden D.G.nin 7/2/2013tarihinde kendisini telefonla arayarak eşinin evden kaçtığını söylemesi üzerineOvacık Jandarma Komutanlığına müracaatta bulunmuş, Jandarma Uzman Çavuş M.A.D.nin konuyla ilgili beyanları alınmıştır. M.A.D.vermiş olduğu ifadesinde; şüphelinin belirttiği şekilde eşini kendisinintelefonla olay günü arayarak zorla kaçırılıp kaçırılmadığını sorduğunu,başvurucunun cevaben zorla kaçırılmadığını, eşinin kendisini darp etmediğiniancak psikolojik ve cinsel baskı uyguladığını, polisi aradığını, İzmir’evarınca polis karakoluna giderek şikâyetçi olacağını beyan ettiğini ifadeetmesi üzerine, il ve ilçe jandarma komutanlıklarını arayarak başvurucunun birmüracaatının olmadığını öğrenmesi ve suç unsuru oluşturan bir beyanının bulunmamasınedeniyle işlem yapmadığını söylemiştir. Şüpheli ayrıca savunmalarında,başvurucunun kendisiyle para için evlendiğini anladığını, noterden mal ayrılığısözleşmesi yaptıktan sonra kendisi hakkında şikâyetçi olduğunu, olaydan sonrakarşılıklı olarak boşanma davası açtıklarını ifade etmiştir.
91. Başvurucunun şikâyeti üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında öncelikle başvurucunun cinselmuayene ve darp raporları aldırılmış, başvurucunun ayrıntılı şekilde poliskarakolunda ifadesi alınmış, 8/2/2013 tarihinde İzmir 4. Aile Mahkemesinden6284 sayılı Kanun’a göre koruma kararı aldırılmıştır. 28/2/2013 tarihindesoruşturma dosyası yetkisizlik kararıyla Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.
92. Ödemiş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucunun ikikez ifadesi alınmıştır. Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından 17/4/2013tarihinde başvurucunun kesin raporu verilmiştir. Başvurucunun savunmalarıdoğrultusunda eşinin (şüpheli) evinin bulunduğu yerde olay yeri incelemesiyaptırılmış, 16/5/2013 tarihli olay yeri inceleme raporuna göre evin etrafınınçitle çevrili olduğu, bahçesinde iki adet köpek bulunduğu, çevresinde fazlakonut olmadığı, belde merkezine evin 220 m, Yayla Pansiyonu’nunise 343 m uzaklıkta olduğu tespit edilmiş, başvurucunun kullandığı telefonungörüşme kayıtları Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından getirtilmiştir.
93. Başvurucunun ve şüphelinin ifadelerinde evlenmeye aracılıkeden başvurucunun ablası N.Ç. ve onun arkadaşı D.G., başvurucunun eniştesiR.Ç., dini nikâh kıydığı öne sürülen İmam S.Ç., imamın eşi Y.Ç., şüphelininbaşvurucuya altın aldıkları Kuyumcu M.A., şüpheliyle birlikte İstanbul’a gidenve nikâhta şahitlik yapan arkadaşı Ali M., diğer nikâh şahidi A.A., resmînikâha katılan başvurucunun kuzeni S.G., Yayla Pansiyonu çalışanı ve sahipleriS.Ç., T.Ç., S.A. ve M.A. ile Ovacık Jandarma Karakolunda görevli Jandarma UzmanÇavuş M.A.D.nin tanık olarak beyanları alınmıştır(bkz. §§ 28-41).
94. Başvurucu, şüphelinin kasten yaralama, tehdit, hakaret,cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sabit olduğunuileri sürmüş ise de; başvurucunun soruşturmada alınan her üç ifadesinin deçelişkiler içerdiği, ilk ifadesinde resmî nikâhtan önceki rızasıyla cinselilişkiye girdiğini söylemesine karşılık sonraki ifadelerinde ilişkinin zorlagerçekleştiğini belirttiği, başvurucunun şüpheli adına kayıtlı 0533 258… No.lutelefonu kullandığı, bu telefondan çocuklarıyla görüşmeler yaptığı, şüpheliyesevgi sözcükleri içeren mesaj gönderdiği, son ifadesinde şüpheliyi sevdiğini,yeni bir hayat kurabileceğini düşündüğünü, geri dönerse çocuklarının yüzünebakacak durumda olmadığını, resmî nikâh yapıldıktan sonra bazı şeylerindüzelebileceğini umduğunu söylemesi, başvurucunun telefonla görüştüğü JandarmaUzman Çavuş M.A.K.ye zorla alıkonulmadığını, darp edilmediğini söylemesi,başvurucunun sağ el orta parmağı üzerinde oluşan 0,5 cm’likkesinin fayans tamiri sırasında müştekinin fayansı kaydırması üzerine cezamaksadıyla bıçakla kesilmesi sonucu oluştuğuna dair beyanının kesinin çok küçükmiktarda olması nedeniyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kızıyla çokrahat bir şekilde cep telefonuyla iletişim kurmuş olduğundan kollukkuvvetlerine de ihbar yapma imkânı bulunması, nikâh görüntülerinde zorlaalıkonulmaya ilişkin bir emarenin bulunmaması, olayın hemen akabinde aldırılan adliraporlarda livata bulgusu görülmemesi gerekçelerinedayanılarak cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarındankovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir (bkz. § 42).
95. Şüpheli hakkında diğer suçlardan yapılan soruşturmasonucunda, başvurucunun 17/4/2013 tarihli vekili huzurunda verdiği ifadesindekalça, göğüs ve bacak bölgelerinde bulunan yaraların başvurucunun darp etmesisonucunda oluşmadığını beyan etmesi, şüphelinin Ovacık Jandarma KarakolKomutanlığına eşinin evden kaçtığına dair başvurusu üzerine Jandarma UzmanÇavuş M.A.D.ye eşiyle iyi bir cinsel birlikteliklerinin olduğunu söylemesi,başvurucudaki yaraların meydana geldikleri bölgelerin cinsel ilişki sırasındagerçekleştiği kanaati uyandırması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmiştir.
96. Anayasa Mahkemesi, soruşturma ve kovuşturma makamlarıtarafından verilen kararları maddi vakıa ve hukuki yönden inceleyen bir mercideğildir (Sebahat Tuncel (2), B.No: 2014/1440, 26/2/2015, § 53). Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilenkovuşturmaya yer olmadığına dair kararda cinsel ilişkinin ve cinsel amaçlakişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemlerinin ne şekilde başvurucunun rızasıdışında gerçekleştiği, diğer suçlar yönünden ise başvurucunun beyanları dışındadelil bulunmadığı değerlendirilmiştir.
97. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı süresi içindeyapılan itiraz Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 17/7/2013 tarihli ve 2013/1075Değişik İş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Bireysel başvurulara ilişkinşikâyetlerin incelenmesinde Anayasa Mahkemesinin sahip olduğu rolün ikincilnitelikte olması, soruşturmadaki delilleri değerlendirmenin kural olaraksoruşturma makamlarının görevi kapsamında bulunması ve Cumhuriyet Savcılığıtarafından yapılan tespitlerin dosyada yer alan bilgi ve belgelerle uyumsuzolduğunu gösteren bir hususun bulunmadığı anlaşıldığından somut olayda butespitlerden ayrılmayı gerektirecek bir neden görülmemiştir.
98. Başvurucu, olay sonrasında alınan adli muayene raporlarınınİstanbul Protokolü’ne aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
99. Başvurucunun sağ el baş parmak üzerindeki 0,5 cm sıcak cisimyanığı ile sol el üçüncü parmakta 0,5 cm kesi dışındaki vücudunun diğerbölgelerinde (göğüs, kalça, kol ve uylukta) bulunan yaraların şüphelitarafından kasten yapıldığına dair herhangi bir itirazı bulunmamaktadır.Parmaklarındaki 0,5 cm’lik yanık ve kesi ile ilgiliolarak Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesinin 7/2/2013 ve İzmir Adli TıpŞube Müdürlüğünün 8/2/2013 tarihli rapolarında;işkence iddiası bulunan kişinin (başvurucu) şikâyetleri ve olayın öyküsününalındığı, başvurucunun giysilerinin kısmen çıkarıldığı, parmaklarda belirlenenyaraların sebebinin rapora derç edildiği, psikiyatri muayenesinin yapıldığı,İstanbul Protokolü doğrultusunda acil servis koşullarında uygun ortamsağlanamadığı ve bunun nedeninin raporda gösterildiği anlaşılmaktadır.
100. Başvurucu ayrıca ifadesinin alınması sırasında 5271 sayılıKanun’un 236. maddesine aykırı olarak psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitimalanında uzman bir kişinin bulundurulmadığını ileri sürmüştür.
101. 5271 sayılı Kanun'a göre işlenen suç nedeniyle psikolojisibozulmuş mağdurun tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıpveya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulması zorunlu ise de Yargıtayiçtihatlarında da ifade edildiği üzere (Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 28/9/2010tarihli ve E.2010/7420, K.2010/6994 sayılı kararı), mağdurun tanık olarakdinlenmemesi ve beyanının tek başına karara esas alınmaması, tanık beyanları vetoplanan diğer kanıtlarla birlikte karar verme imkanının bulunması, budüzenlemenin soruşturmada delil elde etme aracı olarak değil, mağdurun dahafazla psikolojik açıdan yıpranmasının önlenmesi amacına yönelik olmasınedeniyle etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinden söz edilmesininmümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
102. Soruşturma süreci bir bütün olarak incelendiğindebaşvurucunun şikâyeti üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından derhâlsoruşturmaya başlandığı, başvurucunun soruşturmanın açıklığını temin edecek vemeşru menfaatlerini koruyabilecek bir şekilde beyanlarına başvurularaksoruşturma sürecine dâhil edildiği, şüphelinin savunmalarının alındığı,başvurucunun cinsel istismar ve darp iddiasına ilişkin raporunun aldırıldığı,soruşturmanın yaklaşık dört ay gibi makul bir süre içinde neticelendirildiği,soruşturma makamının olayların seyrini aydınlatmaya yönelik işlemlerinden kuşkuduyulmasını gerektiren bir durum veya yürütülen soruşturmanın derinliği veciddiyeti üzerinde etki gösterecek nitelikte ciddi bir eksiklik bulunmadığındanişkence ve kötü muamele yasağının ihlal edilmediğine karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1.Mala zarar verme suçundan verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararyönünden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İşkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkence ve kötü muameleyasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
E. Kararınbir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
20/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.