TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
R.Ü. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/38574)
Karar Tarihi: 3/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
R.Ü.
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, mal varlığına tedbir konulması nedeniylemülkiyet hakkının; gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğunmakul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması, sulh cezahâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmaması, tutukluluğa itirazlarınsüresinde değerlendirilmemesi, tutukluluğun gözden geçirilmesi kararlarınıntebliğ edilmemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması ve tutukluluğa itiraz incelemelerinde alınan savcılıkgörüşünün tebliğ edilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;arama kararının hukuka aykırı olması nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının; soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde suçlamaya bağlı olarakfarklı uygulamalara maruz kalma nedeniyle eşitlik ilkesinin; kamu görevindenihraç edilmeye bağlı olarak eğitim durumunu gösteren belgelerin geçerliliği ve işlevinikaybetmesi nedeniyle eğitim hakkının; ceza infaz kurumunda tek kişilik odadauygun olmayan koşullarda tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının; soruşturmaaşamasında bir kısım kamu görevlisi tarafından yapılan açıklamalarla masumiyetkarinesine riayet edilmemesi ve hukuka aykırı delillerin yargılamaya dâhiledilmesi nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 30/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının dabulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§51, 350).
10. Başvurucu, en son Nazilli Cumhuriyet savcısı olarakgörev yapmıştır. Darbe teşebbüsünden sonra başvurucu hakkında NazilliCumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından ağır cezalık suçüstü hâlibulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığıiddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
11. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 10/8/2016tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına karar vermiş, 31/8/2016tarihinde ise başvurucuyu meslekten çıkarmıştır.
12. Başvurucu, Başsavcılık tarafından 11/8/2016 tarihindegözaltına alınmıştır.
13. Başvurucu tutuklanması istemiyle 12/8/2016 tarihindeNazilli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Hâkimlik, başvurucununüzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesi bulunmadığıgerekçesiyle 13/8/2016 tarihinde tutuklama talebinin reddine karar vermiştir.
14. Başsavcılık serbest bırakma kararına aynı tarihteitiraz etmiştir. İtiraz talebi üzerine Aydın 1. Sulh Ceza Hâkimliği 16/8/2016tarihli kararla başvurucu hakkında yakalama emri çıkartmıştır. Bu kapsamdaBaşsavcılık başvurucuyu tutuklanması istemiyle yeniden Aydın 2. Sulh CezaHâkimliğine sevk etmiştir.
15. Aydın 2. Sulh Ceza Hâkimliği 17/8/2016 tarihindebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına kararvermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin üzerine atılı silahlıterör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, kanun maddesinde öngörülen cezamiktarına, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nun 100/3-a-11 maddesinde yazılıkatalog suçlardan olması, katalog suç nedeniyle tutuklama nedeninin kanungereğince varsayıldığı, şüphelinin savunması, olaya ve şüphelinin yakalanmasınailişkin kolluk görevlilerince düzenlenmiş olan tutanak içerikleri, arama ve elkoyma tutanakları ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesinin10.08.2016 tarih 2016/9 tedbir esas, 2016/357 nolu kararı ile ilgili tedbirbildirimi içerikli HSYK Genel Sekreterliğinin 11.08.2016 tarihli yazılarıdikkate alındığında Hakimler ve Savcılar Kanununun 77 ve 81 maddelerinin 1.fıkrası gereğince görevine devamının soruşturmanın selametine, yargı erkininnüfus ve itibarına zarar vereceğine kanaat getirilmekle şüphelinin 3 ay süreylegörevden uzaklaştırılmasına karar verildiği, Ankara C. Başsavcılığının AnayasalDüzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca şüpheli hakkında soruşturmayabaşlanması karşısında şüphelinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğuyönünde üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin bulunduğu, delillerin toplama aşamasında olması,şüphelinin delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanıklar veya başkalarıüzerinde baskı yapabileceği, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının yasalveya gayriyasal imkanlarla yurt dışına kaçma teşebbüsünün olduğunun görsel veyazılı basında yer alması ve atılı suça dair yasada yazılı cezanın üst haddigöz önüne alındığında şüphelinin yargılamadan kaçabileceği yönünde somutolgular mevcut olduğundan verilmesi muhtemel ceza ile tutuklama tedbirininölçülü olduğu bu aşamada adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağıanlaşılmakla atılı suçtan CMK'nun 100 maddesi uyarınca tutuklama şartlarıoluştuğundan şüphelinin TUTUKLANMASINA... [karar verildi.]"
16. Başvurucu bu süreçte tutukluluğun devamına yönelikkararlara müteaddit defa itiraz etmiş ancak başvurucunun itirazlarıreddedilmiştir.
17. Başsavcılık başvurucu hakkındaki soruşturmanın İzmirCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmesinin gerektiğini belirterek yetkisizlikkararı vermiştir.
18. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 31/5/2017 tarihliiddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
19. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içindeyer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgularşöyle özetlenebilir:
i. HSYK'nın 10/8/2016 tarihli kararı ilebaşvurucunun görevinden uzaklaştırıldığı, 31/8/2016 tarihli kararı ilemeslekten ihraç edildiği ve bu kararın kesinleştiği belirtilmiştir.
ii. FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılanKimse Yok Mu? Derneğine H.Y. adlı kişi tarafından başvurucunun adına 350 Türklirası bağış yapıldığı ve H.Y. hakkında da FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıylasoruşturma yürütüldüğü ifade edilmiştir.
iii. Tanık sıfatıyla anlatımlarda bulunan A.G. ve A.T.ninbaşvurucu hakkındaki bir kısım beyanına dayanılmıştır.
-Tanık A.G.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"Ben R.Ü.nün [başvurucu] cemaat boyutunda aktifolduğunu biliyorum. Kendisi Gaziantep'e tayini çıkmasına rağmen Ankara'danbirilerini devreye sokarak Nazilli'ye yetkili olarak geldi."
- Çardak'ıneski belediye başkanı olan tanık A.T.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"F.F.A., eski Çardak Savcıları,Şanlıurfa'ya tayin olan Cumhuriyet Savcısı A. ve Nazilli'ye tayin olanCumhuriyet Savcısı R. [başvurucu],Çardak Havaalanı Müdürü S., Çardak Taşıyıcılar Koop. Başkanı M. aşağı yukarıhergün F.F.A.ya ait Alpet isimli iş yerinde toplanıyorlardı. Şanlıurfa'ya tayinolan C. Savcısı A.B. ve Nazilli'ye tayin olan C. Savcısı R.Ü.[başvurucu]beyin 2 kez tayini çıktığını ve bu tayinleri F.F.A. tarafından HSYK'da bulunantanıdığı vasıtasıyla durdurduğunu biliyorum. "
20. İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi iddianamenin kabulünekarar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama, Mahkemenin E.2017/395 sayılıdosyası üzerinden sürdürülmüştür.
21. Mahkeme 2/11/2017 tarihinde yaptığı duruşmadabaşvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmışöyledir:
"...FETÖ/PDY'ye müzahir derneğebağış yaptığım iddia ediliyor. Benim bir derneğe bağış yaptığım yok ona dairbir evrak bulabiliyorsanız bana gösterin. Şunu söylüyorum. İddianamede hakkımdaadı geçen H.Y, benim Çardak ilçesinde komşum. 2011-2015 yılları arasında ÇardakCumhuriyet Başsavcısı olarak çalıştım. Birinci sınıfa ayrılmama rağmen, kıdemliolmama rağmen, çocuklarımın genetik rahatsızlığı dolayısıyla, Denizli'ye yakınolabilmek için Çardak'da çalıştım. Fazladan çalıştım. Kapı komşumdur.Karşılıklı kapı komşumdur. Ailemizin sütçüsüdür. Değirmeni vardır.Hayvancılıkla uğraşır. Et, süt, yumurta, yoğurt, un, bulgur her şeyimi ondanalıyorum ve ilçenin diğer hakim ve savcıları da, memuru, kaymakamı herkes ondanalıyor. Evinin çiftliği evime 400 metre, hatta boş vakitlerimde üç çocuğumualıp hayvanları göstermek için oraya eğlenmeye gidiyorum öyle bir insan. Uzakbir insan değil yani. Birileri aracılığıyla bağış yaptığım cümlesi ilekonuşacak bir insan değil. Bu insan benim komşum.
...
Benim 2015 yılında her yıl, on yıldır.Kendi kurbanı kesiyorum Kurban Bayramı'nda. Eşimin adına kurban bağışlıyorum.Değişik yerlere bağışlıyorum. Diyanet aracılığı ile bağışlıyorum. Yurtlarabağışlıyorum. Hayır kurumlarına, Çocuk Esirgeme Kurumlarına bağışlıyorum.Bulabildiğim örneklerini de sundum. Bakmışsınızdır ben yine de getirdim. 2015yılında ben Nazilli'ye tayin oldum. Birinci bölgeye önce Antep'e tayinolmuştum. İtiraz üzerine sağlık mazereti sebebiyle Denizli'ye veremediler. Altbölgede çalıştıracağız dediler. Tamam dedim. Nazilli'ye geldim ve yinekendisine para verdim. Ben sana para vereyim sen al kes dağıt dedim. Bana etgetirme dedim. O da benim adıma bulup, ucuz diye yurtdışı kurbanları için KimseYok mu Derneği'ne yazmış. Açıkça benim adımı da yazmış. 'Vac Kur' yazıyor.Vacip Kurban yazıyor... Ben Cumhuriyet Savcısıyım. Bu soruşturmaları yaptımbiliyorum. Ben kendi adıma başkası aracılığı ile bağış yaptıracak olsam kendiadımı yazdırır mıyım? o kadar yiğitsem zaten ben kendi hesabıma yazdırırım. [R.Ü.] 'hayır' derim. Niye başkasıaracılığı ile yaptırayım. Veya başkası aracılığı ile yaptırsam gizlenmek, haniiddianamede açıklamalarda geçiyor ya tedbir, medbir, saklanma falan, öyleolacak olsa telefon numaramı yazıyor. İsmim yazıyor. Buraya niye yazsın benimkomşum. Ben şeyi de getirdim. Cezaevindeyken Diyanet Kurumu'na yazı yazdım.Benim resmi kurumlara daha önceden yaptığım kurbanları gönderin. 2008'deErzurum Et ve Balık Kurumu'nda 2011 yılında Ugan'da da kurban kesilmiş benimparamla. Eğer Türkiye'de bunun tersi beyan edilmezse ben Ugan'da da kurbankestirdim. Onu da şimdi itiraf edeyim.
...
bu kişi benim komşum Sayın Başkanım. Sütalıyorum. Ondan herkes onunla konuşabilir. Bu arkadaş Zaman Gazetesi dağıtıyor.Bunu biliyorum. Ben ilçedeyken de Zaman Gazetesi dağıtıyordu. Fakat bu,sorsanız bile kendisi de tanık gösterir benim ne kendisinin sohbetine nehimmetine ne cemaatine gittiğimi söylemez. Söyleyemez yoktur öyle bir şey kionun Zaman Gazetesi dağıtıcısı olduğunu biliyorum. İlçenin de temiz sütçüsüolduğu için tüm memurlar ondan alıyor. Ben de ondan süt alıyordum. Buözelliğini de biliyordum daha önce. Yani Zaman Gazetesi dağıtıcısı olduğunubiliyorum. Ama başka bir şeyini bilemem. Bank Asya'da hesabı varmış benimparamı da orada, onu bilemem. Ben ne bileyim nerede çalıştığını.
...
şimdi tanık A.G. isimli arkadaş, benimve Çardak ilçesinin bütün hakim ve savcılarının hakkında soruşturma yaptığı,değişik suçlardan; hakaret, direnme, irtikap, nitelikli dolandırıcılıktan.Çalıştığı belediyenin akaryakıtını kendi arabasına kullanmaktan sanık olan birisim, bundan dolayı da iddianamede geçen Savcı A.B. tarafından hakkındanitelikli dolandırıcılıktan fezleke düzenlendi. Denizli Ağır Ceza Mahkemesindeyargılandı. Bir yıl ceza aldı. Ben hakkında kapsamlı bir soruşturma yürüttüm.Tam bir buçuk yıl boyunca ilçede imar tadilatı yaptıracak yeni ev yaptıracakşahısları kendisinin Denizli'de anlaşmalı olduğu mimar ve mühendislereyönlendirip, kendisine gelmeyen veya kendisinin yönlendirdiği mimar ve mühendisleregitmeyen şahıslara zorluk çıkardığı iddiası ile kapsamlı bir soruşturmayaptırdım. Ayrıntılı bir soruşturma yaptık. Bir buçuk yıl sürdü ve şuan Denizli3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde bunun yargılamasına devam ediliyor. Tam elli müştekivar. 125 yıl ceza istedim. Ben fezleke düzenledim bu şahıs hakkında. Bu şahıslailgili benim bir sürü soruşturmam var. Kaldı ki bu şahıs benim dört yılboyunca, kendi beyanında, evrakları da var zaten, kendisi beni 28 defa şikayetettiğini söylüyor. Bir başka ifadesinde 58 defa şikayet ettiğini söylüyor. Beni58 defa şikayet etmiş ve HSYK benim hakkımda işlem yapmamışsa, hiçbir savunmamıdahi almamışsa bir şey göndermemişse ve hala benim hazırladığım fezleke ile buinsan Denizli Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanıyorsa ben bu kişinin beyanlarınaistinaden nasıl yargılanabilirim ... Bu şekilde ortaya çıkan insan nasılbağımsız bir tanık olur? ben onu anlamıyorum. Ben hani onunla ilgili şey debuldum. Hani benim yerleşmiş tahkikatlarımıza göre tanık beyanı, tanığın beşduyu organı ile gördüğü bağımsız bir olayın anlatımıdır. Bunun gördüğü hiçbirolay yok. Bir cümle kullanıyor. R.Ü.nün cemaat boyutunun aktif olduğunubiliyorum. Neden? Antep'e tayini çıkmasına rağmen kendisi Nazilli'ye geldi. Bende diyorum ki: Yanlış anlamayın, İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı'nınFETÖCÜ olduğunu biliyorum. Neden? Başkan oldu. Bu mu Başkanım Allah aşkına buyani cümle her yere gelebilir. Maddi bir şey var mı? kimle görmüş, neredegörmüş. Ne yapmışım. Nerede ne yapmışım. Kiminle görüşmüşüm. Adam hakkında birsürü soruşturma yapmışım.
...
Tanık A.T.'yi de anlatayım SayınBaşkanım. A.T. Çardak eski belediye başkanı. Kendisi ile aynı dönemdeçalışmadım. Kendisi hakkında internette arama yaptığınızda 'Hırsız A.T.' diyeçıkar. Hatta o dönem için girildiği zaman Belediye Başkanı Yunanistan'a kaçtıdiye çıkmıştı. Zimmetten üç yıl tutuklu kaldı cezaevinde, Halk Bank'ımilyarlarca lira dolandırmaktan yattı. Bu insanın benimle hiçbir teşkil vemesasi yok, hiçbir ortamda bir araya gelmedik. Hiçbir yerde görüşmedik. Bizimyanımıza yaklaşamaz zaten böyle olduğunu bildiği için. Daha önceki hakim vesavcılar bize söylediği için bunu adliyede zaten sokmuyorduk. Hırsız A., HırsızA. Bizim Savcımız yani İzmir Savcısı sağ olsun çok güzel bir tanık bulmuş. Beniböyle yargılıyorsunuz. Toplantıya gelince, petrolde toplandık Başkanım.Toplantı yaptık. Toplantıda kimler olduğunu ben size söyleyeyim. ... Bir, M.K.Çardak Ak Parti Belediye Başkanı, yani iktidarın Belediye Başkanı'dır. Siyasetyapmak gibi bir amacım yok. Yani bu örgütle, şununla, bununla ilişkim olsasiyasetle yada bununla bir düşmanlığım değil insanlarla bir araya geldim. Aynıyerde toplandım. Önce insanları söyleyeyim. ... İki;S.T., bu insan özelliklesöylüyorum bu insan kimdir diye, bu insan Denizli'nin Hava limanıdır. SayınBaşkanım. Bunun şöyle bir önemi var. Darbe girişimi yapılırken takipetmişsinizdir. Denizli'de Jandarma 517 tane komando birliğinden asker Çardakhava limanına doğru gitti. Çardak'a yönlendirilen uçakla Ankara'ya gitmek için.Hava Limanının ışıklarını kesip darbeye engel olan şahıstır. Adanalıdır... Yaniteknisyen aracılığı ile Hava Limanının ışıklarını söndürüp, askerlerin havalimanına girmesine engel olan şahıs. Hemşehrim, 60 yaşındadır. Ağabey derim.Adanalıdır. Ben de Mersinliyim. Bu insanla ben cemaat sohbetinde bir arayageliyorum değil mi? üç. Dördüncüsü de; petrolün sahibi F.F.A. adlı bu insan datanınmış, ismi geçmektedir. Özel durumunu da söyleyeyim, HSYK üyesi İ. T.'inakrabasıdır. Benim mazeretime yardımcı olan insandır. Şunu söyleyeyim Başkanım.Benzin istasyonu Ankara-İzmir yolu üzerinde, önünden mutlaka geçersiniz. Dörtşeritli yol, kamelyası var çay ocağı ve restoranı var. Beş bin nüfusluilçelerde siz de çalışmışsınızdır. Eski yıllarda, ben ilçe şartlarında kiminle görüşeyimBaşkanım. Hırsız A.T. ile mi görüşeyim? hakkında soruşturma yaptığım A.G. ilemi? Belediye Başkanı ile görüşeceğim, Kaymakam ile görüşeceğim, öğretmenlegörüşeceğim. Kaldı ki eksik söylemiş. Kaymakam da var. Kaymakam ile deoturuyoruz. Sohbet diyorsanız. Petrol istasyonunda Kaymakam ile de sohbetettik.
...
Sohbet değil Başkanım. O şekilde denecekkadar yok. Neden biliyor musunuz? Bu insan bizi görmesin, bizim olduğumuz yeribilmiyor. Bizim görmemiş ki, duymuş. Bizi görmesi mümkün değil. İnsanbenzin aldığı petrolde bulunmakta cemaat sohbeti mi olur? Hani kriptoluydu,gizliydi, kapalı kapılar ardında oluyordu, ilçenin, beş bin nüfuslu ilçenindaire amirleri, Kaymakamı, Emniyet Müdürü, Jandarma Komutanı, iki ilçeninKaymakamı, cemaat sohbet toplantısı yapıyor. Bu toplantı yapan Kaymakam, şu anUrla Kaymakamı. Şu an buraya geldi. Arkadaşım. O da tanıdığım. Böyle bir şeyolabilir mi ya. Ha şöyle bir şey var, burada onu da getirdim. Sizde yok. Sundumbelki. Toplantıya katıldı denilen insanların hepsi hakkında bir yıl öncetakipsizlik verildi Sayın Başkanım. F.F.A, M.G. hakkında bir yıl öncetakipsizlik verildi. Bugün 2 Kasım. 2 Kasım 2016'da. A.B. savcı takipsizlikverildi. Şimdi görevinde. S.T. görevinin başında Hava Limanı Müdürü. Bir ben.Tek kişilik sohbet toplantısı mı olur?
22. Mahkeme 2/11/2017 tarihli duruşma sonundabaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tahliyesine ve hakkındaadli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Sanığın tutuklu kaldığı süre,dosyadaki mevcut delil durumu, sabit ikametgah sahibi oluşu, delillerin büyükoranda toplanmış oluşu dikkate alınarak BİHAKKIN TAHLİYESİNE, Başka suçtantutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde salıverilmesi için yazılmasına,sanığa CMK.nın 106 maddesi uyarınca her türlü adres değişikliğini bildirmesininihtarına, bildirmediği takdirde önceki adresine tebligat yapılacağının İHTARINA(ihtarat yapıldı), sanık hakkında CMK 109/3-a maddesi gereğince YURT DIŞINAÇIKMA YASAĞI ve CMK 109/3-b maddesi gereğince İKAMETGAHINA EN YAKIN BAĞLIBULUNDUĞU KARAKOLA CUMA GÜNLERİ SAAT 08:00-20:00'a KADAR GİTMEK ÜZERE İMZAKARŞILIĞI ADLİ KONTROL ALTINA ALINMASINA ... [karar verildi]."
23. Başvurucu 30/11/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Mahkeme çok sayıda tanığı dinlemiştir.
i. Tanık H.Y.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"Ben Denizli Çardakta bir dönemsanıkla aynı apartmanda aynı katta karşılıklı oturdum, kendisi komşumuzdu, bençiftçilik yapıyordum, babamla birlikte değirmencilik ve hayvancılık yapıyorduk,bizim değirmencilik ve hayvancılık yaptığımız yerimiz şehir dışındaydı, Çardakilçesindeki birçok memur bizden süt, yoğurt, kuru gıda alışverişleriniyapıyordu, o dönemde Çardak ilçesinde savcılık yapan sanıkta bu türihtiyaçlarını bizden alıyordu, biz hayvan yetiştirip sattığımız için sanıkbirkaç kez kurban bayramında kurbanını bizden aldı, daha sonra sanığın tayiniNazilli'ye çıktı ancak kendisi ava meraklı olduğundan av nedeniyle yine 15-20günde bir Çardak'a geliyordu, Çardak'a geldi, dönüşte yine süt, peynir ve diğerihtiyaçlarını bizden alıyordu, 2015 yılında da yine bizden kurbanlık hayvantalebinde bulundu ancak maddi durumunun o sene çok iyi olmadığını, 350-400 TLlik bir kurban alabileceğini, gerekirse bizim çiftlikte çalışan Suriyeli biraileye verebileceğimizi söyledi, ben o sene sanığın talep ettiği gibi kurbanlıkhayvan bulamadım, ben aynı zamanda Zaman gazetesi dağıtıcılığı yapıyordum vekimse yokmu derneğinin de afişlerini dağıtıyordum, sanık bana kurban parasıolarak henüz para vermemişti, ancak ben sanığın dediği fiyatlarda kurbanlıkbulamayınca sanığa danışmadan onun adına kimse yokmu derneğine kurban bağışındabulundum, hatta bağış bölümüne de sanığın adını ve telefon numarasını yazdım,bu kuruma bu şekilde bağışta bulunmadan önce telefon ettim ve adına bağışyapacağım kişinin bundan haberi olmadığını söyledim, olabileceği söylendi,bende sanığa danışmadan bu şekilde kimse yok mu derneğine bağışta bulundum, beno güne kadar kimse yok mu derneğine ne kendim adına ne bir başkası adınabağışta bulunmamıştım, sanığın da bana birşey demeyeceğini düşündüm ve onunadına 350 TL'lik kurban bağışında bulundum, bu parayı sanıktan aldım, kendisiile açık hesap şeklinde bir hesabımız vardı, alışverişe geldiği zamanda buşekilde hesaplaşıyorduk, ben sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeliğineilişkin herhangi bir eylem ve faaliyetini bilmiyorum."
ii. Tanık F.F.A.nın beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"Sanık R.Ü. [başvurucu] Çardak ilçesinde Savcıidi. Ben kendisini bu nedenle tanırım. Ben Çardak ilçesinde akaryakıt istasyonuişletirim, kendisi arkadaşları ile sürekli bizim iş yerimize gelirlerdi. R.Ü.ile sosyal yaşamda geçirmiş olduğumuz sürede herhangi bir örgüt üyeliğinemensup olduğuna ilişkin bir şeyini görmedim, duymadım, sanığı şikayet edenlerinbana siyaseten kızdıkları için ve benim de savcı ile muhabbetim olduğu için onuşikayet ettiklerini düşünüyorum, R.Ü.den fetöye ilişkin herhangi bir sözduymadım, kendisini ülkücü olarak tanımlayabilirim, Benim gerek siyasi gerekbürokratik olarak tanıdıklarım vardır. Tanık A.T.nin beyanında belirttiği olaydoğrudur. Bunu hiçbir zaman saklamadım. Bu olayın gelişimi şu şekilde olmuştur;o tarihte kurul üyesi olan ve ikinci kuşaktan akrabam olan İ.Ç.den savcı beyinrahatsız olan ikiz çocukları olması sebebiyle ricada bulundum. Bu rahatsızlığailişkin raporu da kendisine gösterdim. Sağolsun bu husus ile ilgilendi veR.Ü.nün tayini Nazilli ilçesine çıktı"
iii. Tanık M.K.nın beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"Sanık olarak ismi geçen R.Ü.yüÇardak Cumhuriyet Başsavcılığında Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmasınedeniyle tanırım. Ben de o süreçte Çardak Belediye başkanıydım. Resmitörenlerde kurum amirleriyle, hakim ve savcılarla birlikte olurduk. Törenlerekatılırdık. R.Ü.nün aynı zamanda av merakı vardı. Birlikte ava çıkardık. Avfaaliyetlerinde yanımızda Beylerli eski Belediye Başkanı Z.A., Çardak İlçeEmniyet Amiri T., çevre mahallelerden katılan isimlerini hatırlamadığım avcılarolurdu. Hem resmi toplantı, törenlerden hem de yapmış olduğumuz avfaaliyetlerinden dolayı sanık R.Ü. ile samimiyetim vardı, sohbet ederdik.Konuşmalarımızın içeriğinde FETÖ/PDY Terör örgütünü övücü, propaganda yapıcıherhangi bir söylemine şahit olmadım. Konuşmalarımız genel olarak Çardakilçesinde olan iş ve işlemlere, ülke gündemine yönelik olurdu. Onun dışındaFETÖ/PDY Terör örgütünü ilgilendiren herhangi bir konuda konuşmazdık, sanık dabu kapsamda herhangi bir şey anlatmazdı. Sanığın terör örgütünün dökümanıniteliğinde olan gazete, dergi, kitap, CD gibi ekipmanı bulundurduğuna ise hiçşahit olmadım. İddianamede tanık olarak A.T.nin ifadesinde geçen F.F.A. benimÇardak'tan tanıdığım olur. Çardak Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanı olarak görevyaparım, F.F.A. da kooperatif üyesiydi. Ona ait olan Alpet isimli iş yerindezaman zaman bulunurdum, dönemin Çardak Cumhuriyet Savcıları R.Ü. ve A.B. veyine Çardak Kaymakamı H.A. Denizli'ye giderken yol üzerinde bulunan isminisöylediğim Alpet isimli iş yerine uğrarlardı. Ben orada bulunursam kendilerinidavet ederdim, çay içer, sohbet ederdik ancak kesinlikle bu görüşmeler öncedenprogramı yapılmış faaliyetler değildi, rastgele meydana gelirdi. R.Ü. Çardak'tayaklaşık 2-3 sene görev yaptı. Alpet isimli iş yerinde toplam 5-10 defaoturmuşluğumuz ancak vardır. Tanık A.T.nin ifade etmiş olduğu gibi her güntoplanmamız olmamıştır. Olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir "
iv. Tanık A.B.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"Halen Kahramanmaraş CumhuriyetSavcısı olarak görev yapmaktayım, öncelikle benim hakkımda da HSYK tarafındanaçığa alma işlemi uygulandığını ancak bu işlemin geri alındığını belirtmekisterim. ... Ben 2013 - 2016yılları arasında Çardak Cumhuriyet Savcısı olarakgörev yaptım, ilk iki yılımda dosyada sanık olarak adı geçen R.Ü. ile birlikteçalıştım, kendisiyle iki yıl boyunca çok yakın ilişkimiz oldu. Bu zamanzarfında kendisini FETÖ ile ilgili ne bir sempatisine ne de bir ilgisine şahitolmadım, yani R.Ü.nün FETÖ ile bir alakasının olduğunu asla düşünmüyorum.Dosyada tanık olarak görünen A.G.nin beyanı hakkında bildiğim şudur; R.Ü.nünGaziantep'e tayininin çıktığını hatırlıyorum ancak yeni doğan ikizlerininhatırladığım kadarıyla ciddi böbrek rahatsızlıkları vardı ve tedavisiDenizli'de devam ediyordu, bildiğim kadarıyla bu hususu gerekçe göstererektayininin Nazilli'ye yapılmasını sağlamıştı. A.G. Çardak Adliyesi'nin yetkisınırlarında olan yan ilçemiz Bozkurt'un belediyesinde Fen İşleri Müdürü olarakçalışıyordu. Bizzat ben kendisine akaryakıt usulsüzlüğü nedeniyle niteliklidolandırıcılıktan dava açtım ve yanılmıyorsam Denizli Ağır Ceza Mahkemesitarafından kendisi mahkum edildi. Yine şu anda niteliklerini hatırlamadığım birkaç dava daha açmıştım. R.Ü. de kendisi hakkında işlemler yapmıştı ancak nethatırlamıyorum. Konu ya zimmetdi, ya da irtikaptı. Bu kişinin bir çok yerdedirekt görevimizi yapmamız nedeniyle hakkımızda hakaret içerir cümleler kurmasınedeniyle kendisine hakaretten de dava açtım. Hatta Denizli CumhuriyetBaşsavcılığı'na bu hususu bildirerek dosyanın hem savcısı, hem müştekisikonumundayım, uygun görülmesi halinde bir Cumhuriyet Savcısıgörevlendirilmesini istedim, ancak kabul edilmedi, davayı siz yürütün denildi.Dosyada tanık olarak adı geçen A.T. Çardak ilçesinin 10-20 yıl önceki belediyebaşkanıdır. Ancak bu kişinin söylediklerinin ciddiye alınmaması gerektiğikanaatindeyim. Öncelikle tam bir bilgiye sahip değilim ama hatırladığımkadarıyla kendisi ya dolandırıcılıktan ya da zimmetten yargılanıp mahkumiyetyiyen bir kişidir. Ayrıca bu kişinin Çardak ilçesi ve çevresinde hiç biritibarının olmadığı, söylediklerinin ya da söyleyeceklerinin muhakkak suretlebaşka kanallardan teyit edilmesi gerektiği, yapılacak küçük bir kollukaraştırması ile dahi anlaşılabileceği kanaatindeyim. Bu kişinin ifadesindegeçen F.F.A.yı F.A. olarak bilirim. Görev yaptığım 3 sene zaman zarfında bukişi ile yakın temaslarım olmuştur. İlçede bulunan Alpet Petrol istasyonununsahibidir. Her ne kadar tanık beyanında aşağı yukarı her gün adı geçen diğerkişilerle burada toplandığımızı belirtmiş ise de öncelikle F.A.nın asıl işiDenizli Merkez'dedir, kendisi haftada 1 kere, en fazla 2 kere o da kısasüreliğine Çardak ilçesine gelirdi, yani ben iki haftada bir, ya da en sıkolmak kaydıyla haftada bir belirtilen petrol istasyonuna giderdim. Giderken debazen yanımda dönemin Cumhuriyet Savcısı R.Ü. de olurdu. Bazen de olmazdı. Benhavaalanı müdürü S. Bey'i 3 yıllık zaman zarfında bu petrol istasyonunda enfazla 3 ya da 4 kere görmüşümdür. Yine Çardak Taşıyıcılar Kooperatif Başkanıolarak yazılan M.K. de en fazla ayda ya da iki ayda bir bizimle bir arayagelirdi. Zaten bu kişiyi kooperatif başkanı olarak değil, Ak Parti belediyebaşkanı olarak tanıdım. Ben göreve başladığımda kendisi Çardak'ın belediyebaşkanıydı. Tanık ifadesinde toplantı kavramını kullanmıştır. Toplantı kelimesininmanasını bilip bilmediği hususunda tereddütlerim var ise de, şayet biliyorsabir amaç için toplandığımızı kastetmiş diye düşünüyorum. Cümlenin aktarılıştarzı bu şekildedir. İddianameye de girdiğine göre bunun FETÖ kapsamında birtoplantı izlenimi oluşmaktadır ki, bunun söz konusu dahi olamayacağınıbelirtmek isterim. Bir kere belirtilen yer Denizli - Çardak karayolunun hemenüzerindedir. Bu kadar adam bir yerde toplanıp bir şey yapacak değildir.Aramızda bu kadar aptal kimsenin olabileceğini zannetmiyorum. Özetle hiç birzaman bu kadar kişi bir araya toplanmadık. Bir kısmıyla bir araya geldiğimizdede bu ya haftada birdi ya da iki haftada bir. Gerçi ben, M.K. ve S. Beyilçedeki değişik kahvehanelerde de okey ve benzeri oyunlar oynuyorduk. Ancakbunların hiç birine R.Ü. katılmadı. Kendisi kahvehane ortamını pek sevmiyordu.Bu okey oyunlarımıza zaman zaman F.A. da dahil olmuştur..."
v. Tanık Z.K.nın beyanının ilgili kısmı şöyledir:
"R.Ü.yü Çardak Adliyesinde2014-2015 yılları arasında birlikte görev yapış olmamız nedeniyle tanırım.Çardak Adliyesinde toplamda 11 ay çalıştım. çalıştığımız dönemde 2 hakim, 2savcı olarak çalıştık. Hakimler ben ve S.A. isimli avukatlıktan geçen biriydi.Savcılar ise A.B. ve R.Ü.'ydü. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra dördümüz dedeğişik zamanlarda görevden alındık. Ben ve A.savcı mesleğe geri iade edildik,benim takipsizlik kararım da verildi. S. beyden haberim yoktur. R.Ü. beyin isehalen ihraç durumunda olduğunu biliyorum. Birlikte çalıştığımız dönemiçerisinde 2014 yılında HSYK seçimleri yapıldı. bu seçim döneminde R.Ü. beybenden daha önce başsavcı olarak yanında çalıştığı için Mehmet Yandırmaz'a oyvermemi istedi. yine R.K.ya da MHP'li olduğu için oy vermemi istedi. Bu ikiisim için şahsen çalıştığına şahidim. Kendisini MHP'li olarak tanımlıyordu. Bende o izlenimdeydim. Yine hatırladığım kadarıyla 2015 yılında genel seçimlerdeben Çardak Adliyesine bağlı Bozkurt ilçesinin seçim hakimiydim. Hatırladığımkadarıyla Nisan ayında yıllık izne ayrılacaktım, bu nedenle Nisan ayına duruşmakoymamıştım. R.Ü. bey odama çok sık gelip gitmezdi. İzne gitmeden önce odamageldi. hakime hanım, seçimden önce neden izne gidiyorsunuz dedi. Niye diyesorunca 'sizin yerinize S. hakim bakacak, S. Hakim hakkında bana gelenistihbaratlar FETÖ'cü olduğu yönünde. Siz Bozkurt Seçim Hakimliğini de onabırakıp gitmiş olacaksınız. Bence sandık kurulları oluşturulmadan izne gitmeyindedi. S. hakim Çardak seçim hakimiydi, ben izne gittiğim zaman Bozkurt seçimhakimliğine de S. Hakim bakardı. Ben R.Ü. beyi ciddiye almadım, izne çıktım.Döndüğümde Bozkurt'tan ismini hatırlayamadığım bir kaç tane okul müdürü odamabeni ziyarete geldi. kendilerini buyur ettim, derdini sordum. Bana 'bizi nedensandık kurullarına yazmadınız' diye sordular. Ben de izinde olduğumu, hakimbeyin sizi FETÖ'cü olduğunuz için yazmamış olabileceğini şaka yollu söyledim.Onlar da bana cevaben 'hep FETÖcüleri yazmışlar zaten, biz FETÖcü olmadığımıziçin yazılmadık' dediler. ben de bunun üzerine seçim müdürünü aradım, yanımaçağırdım. Yapıp yapamayacağımız bir şey olup olmadığını sordum. müdür bey buşekilde sorunca biraz bozuldu. Seçim sandık kurullarının kesinleştiğini veyapabilecek bir şey olmadığını söyledi. bunun üzerine okul müdürleri yanımdanayrıldı. .. Fakat ben bu konuşmadan sonra R.Ü. beye S. hakim konusunda hakverdim. Daha sonra R.Ü. beyle bu konuyu konuşmak için odasına gittim. Bana 'bensize söylemiştim' dedi...Benim şahsi kanaatimin R.Ü. beyin FETÖ'yle herhangibir ilgisi yoktur. Aksine her fırsatta bu grubun ne kadar tehlikeli olduğundanbahseder Ergenokon Davası sürecinde yaptıklarının bedelini bir günödeyeceklerinden bahsederdi. Bir defasında R.Ü. beyin odasında A. Savcı davarken oturuyorduk. O sırada HSYK seçim çalışmaları için bakanlıktan bir tanetetkik hakimi ile Kanunlar Genel Müdürlüğü'nden bir Hakim gelmişti. R.Ü. Beykıdemli Savcı olduğu için bizi odasına buyur etti. Oradaki konuşmada laf TeomanGökçe ve Nesibe Özer'e geldi. Ramazan bey gelen konuklara bu kişilerden nefretettiğini, bu kişilerin kendisine 1. sınıfa ayırmamak için ellerinden geleniyaptığını, hakkında soruşturma başlattıklarını ve benzeri şeyler söyledi. HattaTeoman Beyle ciddi bir tartışma yaşadığından da bahsetmişti.
...
R.Ü. beyin ikiz çocukları vardı. İkizçocukları böbrek hastasıydı. Ben Çardak'ta 11 ay çalışıp araya tanıdık sokturupÇardak'tan gitmek için yol aradım, çünkü iş yükü çoktu ve çok mahrumiyet biryerdi. Ancak R. Bey Çardak'ı çok severdi. çünkü F.Bey ve diğer arkadaşlarıylabir çevresi olmuştu ve sürekli rahat bir şekilde domuz avına gidebiliyordu veÇardak'ta ev kiraları da pahalı olmadığı için geçimi rahattı. Yine çocuklarınıntedavisi Denizli'de yaptırdığı için Çardak'tan gitmek istemiyordu. 1. sınıfaayrıldığı için onu da Antep'e 2015 Kararnamesinde verdiler. Tarsus'lu olduğuiçin eşi A.ve R. Bey bu tayine çok sevinmişti. Fakat çocukların tedavisikonunda endişeliydiler, çünkü Antep'te doktor bulamayacaklarını düşündüler veçocukların ameliyatı gerekiyordu. ben de itiraz et dedim. Hatta 'ben usulenitiraz edeceğim, çünkü ilk tercihime verilmedim. Sonraki tercihlerime verildim,sen de itiraz et' dedim. Birlikte itiraz ettik. O hatta çocukları için doktorraporu da ibraz etmişti. Bir gün R. Beyin odasında otururken İ.Ç.ningörevlendirdiğini söylediği bir Tetkik Hakimi aradı. Nazilli'ye tayininin uygunolup olmadığını R. Beye sordu. R. Bey de Denizli olması konusunda ısrar etti,fakat tayini Nazilli'ye çıktı. R. Beyin arkadaşı F.A. ile İ.Ç. sanırımakrabaydılar. Bu nedenle F. Bey İ.Ç.den R. Beyin tayin işini yapmasını istemişolabilir.
...
R.Ü., F. Bey ve A. savcının bir arayageldiklerini, R. beyin eşi A.dan duyuyordum. bu bir araya gelmeler geneldeeğlenmek, bir iki kadeh bir şey içmek şeklindeydi. Yani erkek muhabbeti yapılanbir araya gelmelerdi. bu bir araya gelmeleri sanki FETÖ sohbeti yapılıyormuşgibi yansıtmaya çalışmak doğru değildir. tamamen uydurmadır. R.Ü. bey bağlamaçaldığı için bu tür toplantılarda çalıp söylenirdi. bazen de A.Bey Kürt kökenliolduğu için çiğ köfte yoğururdu. Hatta ben bunları duyunca R. beye beni niyeçağırmıyorsunuz diye sitem etmiştim. O da bana 'hakime hanım biz erkekmuhabbeti yapıyoruz, o nedenle sizi çağırmıyoruz' demişti."
vi. Soruşturma aşamasında ifade veren A.G. kovuşturmaaşamasında ise şu şekilde açıklamalarda bulunmuştur:
"Ben Bozkurt Belediyesinde1998-2016 yılları arasında fen işleri müdürlüğü yaptım, R.Ü. de 2012 - 2016yıllarır arasında Bozkurt'ta C. Savcısı olarak görev yapmıştır. R.Ü. fetöyeüyedir. 2012 yılından itibaren göreve başladığında Çardak ve Bozkurt gibi küçükilçelere ilişkin yerel yönetimlerde operasyonlara başladılar. Ben R.Ü. ile hiçyüz yüze görüşmedim, hakkımda sürekli olarak soruşturma açmıştır. Halkı bizekarşı kışkırtıyordu. R.Ü. hakkında 30'a yakın HSK'ya şikayet dilekçelerigönderdim. Bu dilekçeleri postadan 3- 4 gün sonra bana gösterirdi. Kendisiyleadliye dışarısında hiç yüz yüze görüşmediğimi belirttim, adliye içerisinde beniçağırıp o dilekçeleri gösterirdi. Bana senin benim için verdiğin dilekçeler 3 -4 gün sonra tarafıma gönderiliyor, seni mahvedeceğim, sen istediğin kadarHSK'ya dilekçe yazabilirsin, bize birşey olmayacağı aşikar diye söylerdi. A.A.,A.B., Z.K. Çardak Adliyesinde çalışan hakim ve savcılardı, bu kişiler haftanınbelirli günlerinde toplanırlardı. Bu toplantıların normal toplantılarolmadığını düşünüyorum çünkü ne zaman toplansalar belediyeye bir operasyonyapılıyordu. R.Ü.ye ilişkin yazmış olduğum dilekçeleri inceleyen HSK'dakitetkik hakimleri görevlerinden ihraç edilmiştir. R.Ü.ye ilişkin elimde olanbelgeleri de mahkemeye sunmak istiyorum, bilgim ve görgüm bundanibarettir."
25. Yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 25/6/2018tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundanberaatine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Sanık hakkında sohbet toplantılarınakatıldığı, Fetö üyesi olduğu, tayinini örgüt irtibatı nedeniyle durdurarakNazilli ilçesine yaptırdığı, örgütün derneklerinden olan kimse yok mu derneğinebağışta bulunduğu yolundaki iddialarla ilgili olarak mahkememizce talimatyoluyla dinlenen ve sanık ile aynı tarihte, aynı yerde görev yapan Hakim veSavcılar olan Z.K., A.B.nin beyanları, yine Çardak belediye başkanı olarakgörev yapan M.K. ile Kimse Yok Mu Derneği'ne sanığın adını yazarak bağış yapankişi olarak ismi geçen H.Y.nin, toplanıldığı iddia edilen petrol istasyonununsahibi olan F.F.A.nın beyanları ve dosyadaki diğer bilgi ve belgeler birliktedeğerlendirildiğinde; kimse yok mu derneğine sanık adına tanık H.Y. tarafındanyapılan bağıştan sanığın bilgisinin ve haberinin olduğuna dair delilbulunmadığı, Fetö üyesi olduğu, toplantılara katıldığı, örgüt irtibatınedeniyle tayinini durdurduğu yolundaki tanık beyanlarının soyut ve tahminedayalı beyanlar olduğu bu tanıklar hakkında daha önceden adli işlemleryapıldığı anlaşıldığından bu yöndeki tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğikanaatine varılmıştır. Sanığın örgütün haberleşme programı olan Bylocksistemini kullanmadığı, Bank Asya'da herhangi bir hesabının da bulunmadığı,Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile irtibatı nedeniyle kapatılan dernek, SGKkaydının da bulunmadığı hususları dikkate alındığında, sanığın örgütünhiyerarşik yapısına dahil olduğuna, örgütsel pozisyonuna, eylem vefaaliyetlerinin varlığına, devamlılığına ve çeşitliliğine, yoğunluğuna vedolayısıyla örgüt üyesi olduğuna tek bir eylem ile dahi örgütün amaç vemenfaatlerine katkısının bulunduğuna dair dosyada yeterli delil olmadığı, butür bir suçun sübutunun objektif, net ve şüpheden uzak somut delilleredayanması gerektiği ve dolayısıyla sanığın atılı örgüt üyeliği suçunun işlediğikonusunda yeterli delil elde edilemediği gibi sanığın örgüte bilerek veisteyerek yardım etme olarak değerlendirilebilecek dahi, her ne suretle olursaolsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelikeylemlerinin bulunduğuna dair delil de elde edilememiştir. Ceza yargılamasınınamacı, somut gerçeği hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmasıdır.Gerçeğe ulaşmak da kanıtların bir bütün olarak değerlendirilmesi ile mümkündür.Hukuka uygun elde edilmiş, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucundasanık aleyhine kuşkulu bir durum kalmamalı ve suç ispat edilmelidir.Gerçekleşme şekli, şüpheli ve tam olarak aydınlatılamamış iddia ve olaylarsanık aleyhine yorumlanamaz. Ceza yargılamasının en önemli kuralı 'Şüpheden sanıkyararlanır' kuralıdır. Bu temel ilkeden hareketle sanığın üzerine atılı Fetö/Pdysilahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli,şüpheden uzak kesin ve inandırıcı masumiyet karinesini ortadan kaldırabilecekmahiyette delil elde edilemediği anlaşıldığından sanığın delil yetersizliğinedeniyle CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine... [karar verildi.]"
26. Başvurucu, beraat kararının delil yetersizliğinebağlı olarak verildiği gerekçesiyle karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
27. Başvurucunun istinaf talebi, İzmir Bölge AdliyeMahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından 8/3/2019 tarihinde esastan reddedilmiştir.
28. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuşolup yargılama temyiz aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
29. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Yıldırım Turan [GK], B. No: 2017/10536,4/6/2020, §§ 27-82.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
30. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. MülkiyetHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, mal varlığı hakkında hukuka aykırı birşekilde tedbir kararı verildiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
32. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
33. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hakve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevinihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari veyargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiğine ilişkin iddiaların öncelikle derece mahkemeleri önünde ilerisürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, § 16).
34. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mal varlığınakonulan tedbir nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yaptığıbaşvurular bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla butedbir kararı kaldırılmış ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtayiçtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Mehmet Ali Aslan,B. No: 2013/2429, 30/3/2016, § 28; Mustafa Ünal, B. No: 2017/21149,28/11/2018, § 112). Somut olayda başvurucu hakkında uygulanan tedbirin10/1/2018 tarihinde kaldırıldığı anlaşıldığından somut başvuru yönünden anılankararlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun olmadığı değerlendirilmiştir.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. GözaltıTedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
36. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde gözaltınaalınmasının hukuki olmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
38. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (HikmetKopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ vediğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmezve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
39. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak anılan kararlarda varılan sonuçtanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak teşkil edensoruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu ve bu nedenletutukluluk durumuna etkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
42. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasışöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun,hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
44. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
45. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarınakarşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturmasürecinde, tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuyabildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri,§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımındansoruşturma dosyası incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temelunsurların başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarınısunma konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
3. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
47. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolünneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayanmahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
48. Bakanlık görüşünde, tutuklama kararının verildiğiandaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceğibelirtilmiştir.
49. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç içinöngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğundabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğununsavunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkatealınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığıhususuna vurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifadeedilmiştir.
50. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki açıklamalarını tekrarlamış ve tutuklama kararının hukuka aykırıolduğunu ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
51. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
52. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik veya olağanüstühallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncayakadar kimse suçlu sayılamaz."
53. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
54. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun hukuki olmadığına ilişkindir.Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
55. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığıdönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerkenAnayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
56. Başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininhukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındayapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınbaşta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. KabulEdilebilirlik Yönünden
57. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılanbu iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. EsasYönünden
(1) Genelİlkeler
58. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkatealınacak genel ilkeler için bkz. Zafer Özer, B. No: 2016/65239,9/1/2020, §§ 38-45.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
59. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, silahlıterör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır.
60. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Yıldırım Turan kararında-Yüksek Mahkeme üyelerinden farklı olarak- hâkim ve Cumhuriyet savcılarınınkişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi için bir izin şartıbulunmadığını ifade ettikten sonra başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinekonu olan terör örgütü üyeliği suçunun kişisel suç niteliğinde olduğunu ve bunedenle başvurucunun anılan suçtan tutuklanmasının herhangi idari bir mercininizin ya da kararına bağlı olmadığını belirtmiştir (Yıldırım Turan, §§136-147).
61. Başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundantutuklandığı somut başvuruda anılan kararlarda yer alan değerlendirmelerden vevarılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıylabaşvurucunun mesleğinden kaynaklanan güvencelere aykırı bir şekildetutuklandığı iddiası yerinde görülmemiştir. Buna göre başvurucununtutuklanmasının kanuni bir dayanağının olmadığı söylenemez.
62. Bu aşamada tutuklama tedbirinin ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığı hususudeğerlendirilecektir.
63. Aydın 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında,başvurucu yönünden kuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğunagenel olarak değinilmiş; bu noktada HSYK'nın başvurucu hakkında verdiği açığaalma kararına özel olarak vurgu yapılmış ancak herhangi bir olguya ilişkinbaşka açıklamaya yer verilmemiştir.
64. İddianamede ise başvurucunun meslekten ihraçedilmesine, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok MuDerneğine H.Y. adlı kişi tarafından başvurucunun adına 350 Türk lirası bağışyapılmasına ve iki tanığın başvurucuya ilişkin beyanına dayanılmıştır.
65. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konuolan suçlamanın dayanaklarından birisi, Cumhuriyet savcısı olarak görev yapanbaşvurucunun mesleğinden ihraç edilmesidir.
66. 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen askerî darbeteşebbüsünden sonra 21/7/2016 tarihinde -ülke genelinde- olağanüstü hâl ilanedilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 12, 48). Olağanüstü hâldöneminde alınan tedbirlerden biri de 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı ResmîGazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlereİlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3. ve 4. maddeleriuyarınca "terör örgütlerine veya devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna Millî Güvenlik Kurulunca (MGK) karar verilen yapı,oluşum veya gruplara" üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahutbunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin veya yargımensuplarının görevlerinden uzaklaştırılması ya da kamu görevinden veyameslekten çıkarılmasıdır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 56-59).
67. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiğiüzere 667 sayılı KHK'nın 3. ve 4. maddelerine göre kamu görevinden veyameslekten çıkarma tedbirlerinin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terörfaaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle kişi/kişiler arasında bağkurulması şartı aranmamış; devletin millî güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veya gruplarlabağ kurulması yeterli görülmüştür. Ayrıca bu tedbirlerin uygulanabilmesi içinsöz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyetşeklinde olması zorunlu olmayıp iltisak ya da bunlarla irtibat şeklindeolması da yeterlidir. Öte yandan anılan maddelerde, terör örgütleri veyadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilenyapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın sübut derecesindeortaya konulması aranmamıştır [AYM, E.2016/6 (D. İş), K.2016/12, 4/8/2016, §§84-86].
68. Anayasa Mahkemesi, 667 sayılı KHK'nın 3. ve 4.maddeleri kapsamında kamu görevinden veya meslekten çıkarmanın adli suç veyadisiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarakterör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilendiğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayıamaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran bir olağanüstü tedbirniteliğinde olduğunu, bu kapsamda yapılacak değerlendirmenin adli suç veyadisiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturulması mahiyetindebulunmadığını, burada ulaşılacak kanaatin cezai sorumluluğun tespitindenbağımsız olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2016/6 (D. İş), K.2016/12, 4/8/2016, §§79, 86, 96).
69. Dolayısıyla darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilenolağanüstü hâl döneminde alınan görevden uzaklaştırma, kamu görevinden veyameslekten çıkarma tedbirlerinin yukarıda belirtilen özellikleri, bu tedbirlerinuygulanabilmesi için gerekli şartların niteliği birlikte dikkate alındığındabaşvurucu hakkında görevden uzaklaştırma ve/veya kamu görevinden çıkarmatedbirlerinin uygulanmasının -tek başına- suç işlediğine dair kuvvetli birbelirti olarak kabulü mümkün değildir (Mustafa Baldır, B. No:2016/29354, 4/4/2018, § 70).
70. Diğer taraftan soruşturma mercileri, Kimse Yok Mu?Derneğine H.Y. adlı kişi tarafından başvurucunun adına 350 Türk lirası bağışyapıldığının tespit edildiğini belirterek bu hususu suçlamaya esas tutmuştur.H.Y. adlı kişi kovuşturma aşamasında konuya ilişkin tanık sıfatıyla verdiğibeyanında; başvurucuyla komşu olduğunu, hayvancılık yapması nedeniyle adınakurban alıp bağışlamasını kendisinden başvurucunun talep ettiğini ancakbaşvurucunun belirttiği fiyat aralığında kurbanlık bulamayınca başvurucuyasormadan onun adına Kimse Yok Mu? adlı Derneğe kurban bağışında bulunduğunuifade etmiştir (bkz. § 24). Başvurucunun beyanıyla da (bkz. § 21)örtüşen bu tanık ifadesi dikkate alındığında bağış yapıldığına ilişkin tespitinbaşvurucunun suç işlediğine yönelik kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümküngözükmemektedir. Kaldı ki Yargıtay 16. Ceza Dairesi 25/12/2018 tarihli veE.2018/4975, K.2018/5417 sayılı kararında bu Derneğe kurban bağışındabulunmanın örgütsel bir faaliyet olmadığını ifade etmiştir. Anılan Yargıtaykararı çerçevesinde de başvurucunun kurban bağışının örgütsel bir eylem vedolayısıyla kuvvetli suç belirtisi olarak değerlendirilmemesi gerekir.
71. Soruşturma mercilerince son olarak başvurucuhakkındaki iki tanık beyanına dayanılmıştır. Tanıklardan A.G. ifadesinde-kovuşturma aşamasında genişlettiği hâliyle- başvurucunun FETÖ/PDY mensubuolduğunu, Bozkurt Belediyesinde çalışırken kendisi hakkında başvurucununsürekli ceza soruşturması açtığını, kendisinin de başvurucu hakkında şikâyetdilekçeleri yazdığını, başvurucuyla birlikte Çardak Adliyesinde hâkim veCumhuriyet savcısı olarak çalışan A.A., A.B. ve Z.K. isimli kişilerin haftanınbelirli günlerinde toplandığını, toplantıların olduğu zamanlarda Belediyeyeyönelik olarak polis operasyonu yapıldığını ve anılan kişilerin bir arayagelmesinin bu nedenle normal olmadığını düşündüğünü belirtmiştir. Diğer tanıkA.T. ise başvurucuyla birlikte ismini saydığı bir kısım kişinin benzinistasyonunda toplantı yaptığını ifade etmiştir. Kovuşturma aşamasında tanıkolarak dinlenen F.F.A., M.K. ve A.B. adlı kişilerin, tanıklar A.T. ve A.G.niniddialarına karşı uyumluluk gösteren ifadeleri (bkz. § 24) ile başvurucununsavunması (bkz. § 21) gözetildiğinde A.T. ve A.G.nin söz konusu anlatımlarınınbaşvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğunu gösterir şekilde somut olgularadayanmadığı ve bu duruma istinaden anılan beyanların -başvurucunun görevigereği bu kişilerle bağlantılı bazı soruşturmalar yürütmüş olması da dikkatealındığında- başvurucunun suç işlediğine yönelik kuvvetli bir belirti olarakkabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır (benzer değerlendirmeler içinbkz. E.A., B. No: 2016/78293, 3/7/2019, §59; Recep Uygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43).
72. Sonuç olarak tutuklama kararında ve soruşturmasürecindeki belgelerde yer alan tespit ve değerlendirmeler kapsamında somutolayda suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin ortaya konulamadığısonucuna ulaşılmıştır.
73. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
74. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelereaykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
75. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nınolağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını vesınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
(3) Anayasa'nın15. Maddesi Yönünden
76. Tutuklama tedbirinin uygulanması suretiyle bireylerinkişi hürriyeti ve güvenliği hakkına keyfî olarak müdahale edilmemesinisağlayacak güvencelerin başında suç işlendiğine dair belirtinin ortayakonulması gelmektedir. Suç işlendiğine dair belirtinin bulunması tutuklama tedbiriiçin ön koşul olduğundan aksi durumun kabulü, kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına ilişkin tüm güvencelerin anlamsız hâle gelmesi sonucunu doğurur.Dolayısıyla -hangi nedenle benimsenmiş olursa olsun- olağanüstü yönetimusullerinin uygulandığı dönemlerde de kişilerin suç işlediklerine dair belirtibulunmadan tutuklanmaları durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olarakkabul edilemez (Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, § 109; MehmetHasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 156).
77. Somut olayda Anayasa Mahkemesince soruşturmamakamlarının suç işlediğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadanbaşvurucu hakkında tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır (bkz.§ 73). Bu itibarla Anayasa'nın olağanüstü hâl döneminde temel hak veözgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15.maddesinin başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarakAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyimeşru kılmadığı değerlendirilmiştir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz.Şahin Alpay, § 110; Mehmet Hasan Altan (2), § 157).
78. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiylebirlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
79. Diğer taraftan başvurucu; tahliye taleplerinin veitirazlarının -tutukluluğun devamını meşru kılacak- ilgili ve yeterli gerekçeolmadan reddedildiğini belirterek tutukluluğun makul süreyi aştığını ilersürmüşse de tutuklamanın hukuki olmadığı sonucuna varıldığından bu şikâyetinayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
4. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısı ile Bağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
80. Başvurucu; hakkında tutuklama kararı veren vetutukluluk incelemelerini yapan sulh ceza hâkimliklerinin kapalı devre olarakadlandırılabilecek bir sistemle çalıştığını, ayrıca bu hâkimliklerin bağımsızve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.
81. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
82. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadığı, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadığı ve tutukluluğa itirazın buyargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksun bırakılmaya karşıetkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğine ilişkin iddialarAnayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh ceza hâkimliklerininyapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddiaların açıkça dayanaktanyoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78,94-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılankararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
5. Tutukluluk İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme ÖnüneÇıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
84. Başvurucu; 11/10/2017 tarihinde mahkeme huzurunaçıkarılana kadar tutukluluğun devamı kararının ve bu kararlara yapılan itirazlarınincelenmesine katılamadığını, duruşma yapılmadan dosya üzerinden bu kararlarınverildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
85. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
86. Anayasa Mahkemesi Erdal Tercan ([GK], B. No:2016/15637, 12/4/2018, §§ 221-251) kararında; 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanandarbe teşebbüsü ve sonrasında ilan edilen olağanüstü hâl döneminde ortaya çıkankoşulları dikkate alarak darbe teşebbüsü, FETÖ/PDY ve terörle ilgili suçlardandolayı tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin belirli bir süreduruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıylabağdaşmasa da Anayasa'nın olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemdetemel hak ve özgürlüklerin güvence rejimini düzenleyen 15. maddesi kapsamındameşru görülebileceğini belirtmiştir. Anılan kararda, bu kapsamdaki suçlardantutuklanan başvurucunun tutukluluğunun yaklaşık 18 ay boyunca duruşmayapılmaksızın dosya üzerinden verilen kararlarla sürdürülmesinin olağanüstü hâldöneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucunavarılmıştır.
87. Somut olayda tutuklama konusu suçun niteliği vehâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan yapılan tutukluluk incelemelerinin 1 yıl 2aylık toplam süresi dikkate alındığında anılan karardaki sonuçtan ayrılmayı vefarklı inceleme yapmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
88. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
6. TutukluluğunGözden Geçirilmesi Kararlarının Tebliğ Edilmemesine ve Tutukluluğa İtirazınİncelenmemesine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
89. Başvurucu; tutukluluğun gözden geçirilmesikararlarının kendisine tebliğ edilmediğini, ayrıca tutukluluk durumunundevamına ilişkin bir kısım karara karşı itirazlarının süresinde incelenmediğinive bu nedenlerle tutukluluk durumuna etkili itirazda bulunamadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
90. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamada bulunulmamıştır.
b. Değerlendirme
91. Anayasa Mahkemesince, tutuklu bulunan kişilerinilgili yargı makamlarına sunmuş oldukları tahliye taleplerinin makul bir süreiçinde değerlendirilmeyerek sonuçsuz bırakılması ve tutukluluğun gözdengeçirilmesi kararlarının tebliğ edilmemesi nedenleri ile Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında güvence altına alınan serbestbırakılmayı isteme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar birçok karardaincelenmiş; bu kararlarda söz konusu iddiaların 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunulmadan bireysel başvuru konusuyapıldığından başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır (CaferYıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018 §§ 34-40; Yaşar Saçlı, B. No:2014/9311, 24/1/2018, §§ 34-40).
92. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkinolarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
93. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
7. Tutukluluğaİtiraz İncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
94. Başvurucu, tutukluluğuna itirazlarıdeğerlendirilirken alınan Savcılık görüşlerinin kendisine bildirilmediğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
95. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
96. Anayasa Mahkemesi; tutukluluk incelemeleri sırasındaalınan Savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklara bildirilmemesinin anayasal önemtaşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevap vermesini gerektirmeyen ve dahaönce ileri sürülmemiş yeni bir olgudan bahsedilmeyen durumlarda Savcılıkgörüşünün başvurucuya bildirilmemesinin önemli bir zarara da neden olmadığınıifade etmiştir (Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, §§106-112).
97. Somut olayda tutukluluk incelemeleri sırasında alınanSavcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu veeklerinde, bu görüş yazısında başvurucunun cevap vermesini gerekli kılan ve dahaönce haberdar olmadığı yeni bir olgunun bulunduğu yönünde bir açıklamaya yerverilmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun iddiaları bakımından anılan karardanayrılmayı gerektiren bir durumun mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.
98. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının anayasalve kişisel önemden yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
C. Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
99. Başvurucu, suç şüphesi olmadan evinde arama işleminingerçekleştirilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
100. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
101. Anayasa Mahkemesi Hülya Kar ([GK], B. No:2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlalettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetiminsınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbiruygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumdaolmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Budoğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandanağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacakkadar açık olduğu hâllerde esas yönünden daha ileri bir değerlendirme yapılmasıgerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).
102. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılansoruşturma kapsamında başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapıldığıtespit edilmiştir. Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin, birsoruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
103. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde AnayasaMahkemesi kararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konukoruma tedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suçşüphesi bulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesinbir hukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlumakamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundanbaşka tedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
104. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi,uygulanma tarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birliktedeğerlendirildiğinde başvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağırolduğu veya koruma tedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucuda bireysel başvuru formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
105. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
D. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
106. Başvurucu, soruşturma ve kovuşturma süreçlerindehakkındaki suçlamaya bağlı olarak farklı uygulamalara maruz kaldığınıbelirterek eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
107. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
108. Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik"kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
…
Devlet organları ve idare makamlarıbütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar."
109. Ayrımcılık iddiasının ciddi olduğunun kabuledilebilmesi için başvurucunun kendisiyle benzer durumdaki başka kişilereyapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasında bir farklılıkbulunduğunu, bu farklılığın meşru olmayan ve salt ırk, renk, cinsiyet, din, dilvb. ayırımcı temellere dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).
110. Somut olayda başvurucu, ayrımcılığa tabi tutulduğunudile getirmekle birlikte dinî bir gruba bağlı olduğuna ilişkin iddia dışındakendisiyle aynı durumdaki kişilere farklı muamelede bulunulduğuna dair herhangibir açıklama sunmamıştır. İhlal iddiası ve bu iddianın temelindeki olgularınispatına yönelik yeterli açıklamalarda bulunmayan başvurucunun iddiasınıkanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
111. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
E. Eğitim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
112. Başvurucu, 667 sayılı KHK hükümlerine dayanılarakHSYK'nın kararıyla haksız şekilde meslekten çıkarıldığını ve buna bağlı olarakdiploma, ruhsatname, staj belgesi gibi eğitim durumunu gösteren belgeleringeçerliliğini ve işlevini kaybettiğini belirtmiş; bu nedenlerle eğitim hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
113. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
114. 23/1/2017 tarihli ve 29957 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu KurulmasıHakkında KHK'da; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasıkapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarınakarar verilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilkderece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilecekleri ve bu kişilerden dahaönce dava açmış olanların idare mahkemelerinde derdest olan veya karar verilendosyalarının Danıştaya gönderileceği hükme bağlanmış ve bu şekilde anılanuyuşmazlıkların çözümünde idari yargıda hangi yargı yerinin görevli olduğunayönelik uygulamada yaşanan tereddütler giderilmiştir. Daha önce dava açanlaryönünden de geçiş hükümleri ihdas edilmiştir. Buna göre 685 sayılı KHK'dabelirginleştirilen dava yolunun başvurucuların durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir yargı yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki kararlariçin bkz. Hacı Osman Kaya, B. No: 2016/41934, 16/2/2017; Murat HikmetÇakmakcı, B. No: 2016/35094, 15/2/2017).
115. Somut olayda ihraç işlemi ve buna bağlı ortaya çıkanihlal iddiası açısından anılan kararlarda ulaşılan sonuçtan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamakta olup bu kapsamda başvurucunun hukuksisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmıştır.
116. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
F. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
117. Başvurucu, tutukluluğunu geçirdiği ceza infazkurumunda tek kişilik odada ve uygun olmayan koşullarda tutulduğunu belirterekkötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
118. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
119. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz HâkimliğiKanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca infaz hâkimlikleriningörevleri arasında hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları vetutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, buralarda barındırılmaları,ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerininyaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veyafaaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak da sayılmıştır.Bahsi geçen bu hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir veelverişli bir çözüm olanağı, makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (KamilErdoğan, § 51; İlker Deniz Yücel, B. No: 2017/16589, 28/5/2019, §142).
120. Somut olayda başvurucunun 4675 sayılı Kanun'un 4.maddesinde öngörülen kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğugörülmüştür.
121. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
G. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddialar
1. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
122. Başvurucu; kamu görevlileri tarafından yapılanaçıklamalar nedeniyle FETÖ/PDY kapsamında hakkında soruşturma başlatılanherkesin suçlu olduğu yönünde algı oluştuğunu ve buna bağlı olarak masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
123. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
124. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suçişlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabuledilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti asılolduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunuispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabitoluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olaraknitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz. Bu çerçevede masumiyetkarinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyetkararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, §§ 26, 27).
125. Anılan karine, bir kimsenin suçluluğu hükmen sabitoluncaya kadar kamu yetkilileri tarafından suçlu ilan edilmesine karşı korumasağlamaktadır. Öte yandan Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınanifade özgürlüğü, bilgi edinme ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu nedenleAnayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında güvence altına alınan masumiyetkarinesi, yürütülmekte olan bir ceza soruşturması hakkında yetkililerinkamuoyuna bilgi vermesini engellemez (Erdal Tercan, § 79). Ancakmasumiyet karinesine saygı gösterilmesi söz konusu olduğundan Anayasa'nın 38.maddesinin dördüncü fıkrası, bilginin gereken bütün dikkat ve ihtiyatgösterilerek verilmesini gerekli kılar (Nihat Özdemir [GK], B.No: 2013/1997, 8/4/2015, § 22).
126. Somut olayda 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonrayürütülen soruşturmalarla ilgili yapılan açıklamalar nedeniyle masumiyetkarinesinin ihlal edildiği ileri sürülmüştür. Başvurucunun doğrudan kendisiyleilgili bir haberden veya açıklamadan şikâyeti söz konusu değildir. Buna göreFETÖ/PDY'ye yönelik soruşturmalarla ilgili genel olarak yapılan açıklamaların,anılan hususa ilişkin haber yapılmasının veya soruşturma başlatıldığınınkamuoyuna duyurulmasının tek başına masumiyet karinesine aykırılık teşkilettiği söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. A.K., B.No: 2017/7858, 27/11/2019, § 77; Metin Güneş, B. No: 2017/23083,28/5/2019, § 101; Erdal Tercan, § 81; Mustafa Başer ve Metin Özçelik,B. No: 2015/7908, 20/1/2016, §§ 115-117; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, §§ 180, 181).
127. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun masumiyetkarinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığıaçık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. HukukaAykırı Delillerin Yargılamaya Dahil Edilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
128. Başvurucu; hukuka aykırı bir şekilde elde edilendelillerin yargılamada kullanıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
129. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
130. Somut olayda, Anayasa Mahkemesince incelemeyapıldığı tarih itibarıyla başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasında devametmektedir. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme ve ileri sürmüş iseşikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevedebaşvurucu tarafından temyiz sürecinin sonuçlanması beklenmeden ileri sürülenadil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerin bireyselbaşvuruya konu edildiği görülmüştür.
131. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
H. 6216 sayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
132. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
133. Başvurucu 5.000.000 TL maddi, 10.000.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur.
134. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
135. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
136. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyleAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir.Başvurucunun 2/11/2017 tarihinde tahliyesine karar verilmiş ve tutukluluk hâlisona ermiştir.
137. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
138. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucu maddi tazminat talebine ilişkinbazı evrak ve dokümanlar sunmuşsa da söz konusu zarar veya kayıplar ile tespitedilen ihlal arasında bir illiyet bağı bulunduğu tespit edilememiştir. Bunedenle başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıylakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
5. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısı ile bağımsız vetarafsız olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutukluluğun gözden geçirilmesi kararlarının tebliğedilmemesi ve tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluğa itiraz incelemelerinde alınan savcılıkgörüşünün bildirilmemesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemden yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
12. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
13. Masumiyet karinesine riayet edilmemesi dolayısıylaadil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
14. Hukuka aykırı delillerin yargılamaya dâhil edilmesidolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 14. Ağır CezaMahkemesine (E.2017/395) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.