TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RUKİYE GÖNÜL YALÇIN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/11270)
Karar Tarihi: 19/2/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucular
:
1. Rukiye Gönül YALÇIN
2. Sabiha Minehan ULUKOL
3. Saime Lale BAYRAKTAR
Vekili
:
Av. Hakan ULUKOL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadınoluştuğu alana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucuların maliki olduğu başvuruya konu taşınmaz 1/1000ölçekli revizyon uygulama imar planında kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucular,bu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeye başvurmuş fakat bu yoldanbir sonuç elde edememişlerdir.
9. Başvurucular, bunun üzerine imar planında kamu hizmetialanına ayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhinetam yargı davası açmışlardır.
10. Derece mahkemelerince uyuşmazlığın esası hakkında kararverilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. Kararda 7/9/2016 tarihinde yürürlüğegiren 20/8/2016 tarihli ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesiİle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun'la 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakımhükümler eklendiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumihizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması içinöngörülen beş yıllık sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddegereğince bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayanveya kararı kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağıbelirtilmiştir.
11. Başvurucular, nihai kararın tebliği üzerine bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
12. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
13. Mahkemenin 19/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
14. Başvurucular; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyletaşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmişlerdir. Başvurucular,taşınmazının kamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığınıifade etmişlerdir. Başvurucular bunun yanında dava sürecinde yapılan yasaldeğişikliklerin geriye yürütülmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı, eşitlikilkesi ve hak arama hürriyetinin ihlal edildiğini de ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
15. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular; mülkiyet hakkı dışında adilyargılanma hakkı, eşitlik ilkesi ve hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğiniileri sürmektedirler. Ancak somut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yolaçabilecek farklı muamelenin varlığı başvurucular tarafındantemellendirilmemiştir.
17. Diğer taraftan başvurucuların asıl şikâyetinin imaruygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki olduklarıtaşınmazdan dilediği gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı kullanamadıklarına veonu tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucuların bütünşikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyethakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
19. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri daha önceincelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§ 34-62).
20. Hüseyin Ünalkararında imar uygulamasına konu edilen taşınmazın, başvurucu adına tapudakayıtlı olduğundan dolayı Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiğibelirtilmiştir (Hüseyin Ünal, §37). Bu taşınmazın uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarakayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği kabul edilmiş, söz konusumüdahalenin niteliği sebebiyle mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genelkural çerçevesinde incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 38-41).
21. Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmarKanunu hükümleri ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı olanmüdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazınkamu hizmetine tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşrubir amacının bulunduğu açıklanmıştır (HüseyinÜnal, §§ 44-50). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılı kararı ile anılan madde iptal edilmiştir.Bu çerçevede ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmede ise uygulama imarplanının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesine rağmen imarplanında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması ve herhangi birtazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediğikanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ilekamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhinebozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).
22. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmazın uygulamaimar planında kamu hizmeti alanına ayrılmasına rağmen beş yılı aşkın birsüreden beri kamulaştırılmadığı ve kendilerine herhangi bir tazminat da ödenmediğidikkate alındığında bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durumun söz konusuolmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların mülkiyet hakkınayapılan müdahale ölçülü değildir.
23. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
25. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
26. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hak vehürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğuncaeski hâle getirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararınveya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsaihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamdauygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, § 55).
27. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organınınyerine geçerek işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarınınnasıl giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararıilgili mercilere gönderir (Mehmet Doğan, §56).
28. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan, § 57).
29. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, § 58).
30. Buna göre Anayasa Mahkemesince ihlalin tespit edildiğihâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir derecemahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemeleri ise Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
31. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlali gideremediğitespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararınkaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilenihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır (Mehmet Doğan, § 60).
32. Başvurucular, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuşlardır.
33. Somut olayda başvuruculara ait taşınmaz imar planında kamuhizmeti alanına ayrılmıştır. Başvurucuların açmış olduğu tazminat davasındaderece mahkemeleri, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren kanun maddesinigerekçe göstererek dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararvermiştir. Sonuç olarak müdahalenin temeli olan taşınmazın imar planında kamuhizmetine ayrılması idari bir işlem niteliğindedir. Başvurucuların mülkiyet hakkınınidari bir işlem nedeniyle ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Ancak somut olaydaihlale yol açan idari eylem ve işleme karşı başvurulabilecek kanun yolutüketildikten sonra bireysel başvurunun yapıldığı anlaşıldığına göre ilgilimahkemenin yeniden yargılama yoluyla tespit edilen ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırma imkânı bulunmaktadır.
34. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bunagöre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, ihlalsonucuna uygun olarak tazminata hükmedilmesinden ibarettir. Tazminat miktarınınbelirlenmesi hususu ise bu konuda uzmanlaşmış derece mahkemelerinintakdirindedir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
35. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yetkili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlal sonucu açısından yeterli birgiderim sağladığı anlaşıldığından başvurucuların tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve 2.475 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.769,70TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Kayseri2. İdare Mahkemesine (E.2014/564, K.2017/529) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuların tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.769,70 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARAMÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/2/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.