TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RUŞEN MELİH NEBİGİL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2037)
Karar Tarihi: 17/7/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Ruşen Melih NEBİGİL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek niteliktekiiddialara ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 17/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresindebeyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 26/4/2007 tarihinde görevlendirildiği Dr. Sami UlusKadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kalpve damar cerrahisi uzmanı olarak çalışmaktadır.
9. Başvurucu hakkında ilgili klinik şefi tarafından hazırlanangörüş yazısında görev yaptığı süre içerisinde başvurucunun çalışma düzenineuyum sağlayamadığı ve hakkında sık sık şikâyetlerde bulunulduğu belirtilmiştir.Söz konusu yazı 13/4/2010 tarihinde Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne gönderilmiş veyazıda başvurucunun klinik hizmetlerinde yetersiz olduğu şeklindedeğerlendirmelere de yer verilmiştir. İl Sağlık Müdürlüğünün 6/4/2011 tarihliyazısı doğrultusunda başvurucu hakkında muhakkik atanmış ve bu kapsamda12/4/2011 tarihli bir bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
10. Anılan bilirkişi raporunda, başvurucunun 9/9/2009 tarihindeameliyat ettiği bir yıl bir aylık H.B.A. isimli hasta hakkında PediatrikKardiyoloji-Kardiyovasküler Cerrahi Konseyinde(Konsey) 14/10/2009 tarihinde tekrar aynı ameliyatın yapılması kararı alındığıbelirtilmiştir. Ayrıca, başvurucunun 9/2/2010 tarihinde ameliyat ettiği bir yıldokuz aylık E.K. isimli hasta hakkında Konsey kararıyla tam düzeltme ameliyatıyapılmasının kararlaştırıldığı ifade edilmiştir. Yine raporda, başvurucutarafından 27/3/2008 tarihinde ameliyat edilen on üç yaşındaki E.Y. isimlihastanın başvurucu tarafından 31/8/2008 tarihinde tekrar ameliyata alındığınıntespit edildiği belirtilmiştir. Söz konusu raporun sonuç kısmında "...incelenen dosyada belirtilen hastalarayapılan ameliyatlarda tıbbi gereklilik bulunduğu kanaatine varılmıştır." şeklindedeğerlendirmeye yer verilmiştir.
11. Başvurucu; klinik şefi tarafından 22/2/2010 tarihindeyapılan bir ameliyatta hayatını kaybeden hasta hakkında hazırlanan ölümraporunu imzalamadığını, bu nedenle klinik şefinin kendisine yönelik kişiselhusumet beslediğini ve haksız şekilde ameliyat listelerine alınmadığınıbelirterek ameliyat listelerine alınmama işleminin iptali ve uğradığı maddi vemanevi zararların tazmini talebiyle 15/3/2011 tarihinde Ankara 17. İdareMahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu;yirmi yıldır kalp ve damar cerrahı olarak görev yaptığını, kalp ve damarcerrahisinde bir kliniği idare edecek bilgi, beceri ve tecrübeye sahipolduğunu, yetersiz olduğuna dair gerçek dışı isnatlarla ve keyfî uygulamalarlamesleğine ve kişiliğine saldırıda bulunulduğunu, görev yaptığı dönemde tıbbihatasının bulunmadığını, şahsi tutumlarla psikolojik tacize maruz kaldığınıileri sürmüştür. Ayrıca, ameliyatlara alınmaması nedeniyle mesleğini kaybetmetehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etmiştir.
12. İdare Mahkemesinin 17/5/2012 tarihli kararıyla davanınreddine hükmedilmiştir. Karar gerekçesinde, başvuru hakkında hazırlanan12/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda bulunan tespitlere yer verilmiş ve hastagüvenliği gözetilerek başvurucunun ameliyat listelerine alınmamasında hukukaaykırılık bulunmadığı ve tazmini gerektiren bir zararın da bulunmadığıbelirtilmiştir.
13. Başvurucu, anılan karara karşı kanun yollarına başvurmuş vesunduğu dilekçelerde hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda mesleki anlamdayetersiz olduğu yönünde hiç bir belirleme olmadığınıileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu, yetkili makamlarca mesleki yönden yetersizolduğu konusunda bir tespitte bulunulmadığını ve İdare Mahkemesi tarafından dabu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını iddia etmiştir.
14. İdare Mahkemesinin 17/5/2012 tarihli kararı, DanıştayBeşinci Dairesinin 12/6/2013 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltmetalebi de aynı Dairenin 11/12/2013 tarihli sayılı kararı ile reddedilmiştir.
15. Nihai karar 16/1/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. 17/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
18. Başvurucu;
i. Görev yaptığı hastanede gerçekleştirilen ve hastanınvefatıyla sonuçlanan ancak kendisinin katılmadığı bir ameliyat sonrasındahazırlanan ölüm raporunu imzalamaması nedeniyle 22/2/2010 tarihinden itibarenameliyatlar dâhil olmak üzere poliklinik, konsültasyon ve diğer klinikçalışmalara katılmasına engel olunduğunu, İdare tarafından başka bir hastanedegörevlendirilmesi mümkün olmasına rağmen böyle bir tasarrufta bulunulmadığını,haksız uygulamalar nedeniyle kişilik haklarının zedelendiğini ve meslekionurunun rencide edildiğini ileri sürmüştür.
ii. Hakkında yetersiz olduğu şeklinde gerçek dışı bir isnadadayanıldığını, buna rağmen gerçekleştirdiği çok sayıda ameliyatın ve klinikçalışmanın irdelenmediğini, tıbbi hatalar yaptığına ilişkin hakkındaki soyutiddiaya yönelik olarak ileri sürdüğü bilgi ve belgelerin derece mahkemelerincedikkate alınmadığını, idari soruşturma kapsamında düzenlenen rapora dayanılarakdavanın reddedildiğini ve mesleğini icra etmekten men etmeye yetkili kurullarbulunmasına rağmen yetkisiz kişilerin tamamen keyfî uygulamaları nedeniylemesleğini icra edemediğini iddia etmiştir.
iii. Bu süreçte maddi yönden kayba uğradığını, belirtilenişlemin iptali ve bu nedenle oluşan zararının tazmini talebiyle açtığı davanınhukuka aykırı şekilde reddedildiğini, karar sonucu etkileyebilecek nitelikteolmasına rağmen kendisine yönelik haksız tutumun nedenlerinin araştırılmadığınıve özellikle mesleki yeterliliğinin bulunduğuna ilişkin esaslı iddialarınınderece mahkemeleri tarafından incelenmediğini belirtmiştir.
iv. Tüm bu nedenlerle hak arama özgürlüğünün, çalışma hakkınınve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
19. Bakanlık görüşünde; adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddiaların kanun yolu şikâyeti mahiyetinde olduğu ve çalışmahakkının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde (Sözleşme) düzenlenmediği belirtilmiştir.Görüşte, başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların ise başvurucu hakkındadüzenlenen bilirkişi raporlarına dayanılarak derece mahkemelerince incelendiğive bu kapsamda kararlar verildiği ifade edilmiştir.
20. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı sunduğu beyanında,başvuru dilekçesindeki hususları tekrar etmiştir.
B. Değerlendirme
21. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun dile getirdiği şikâyetlerinin özünün,derece mahkemelerine sunduğu bilgi ve belgelerin dikkate alınmaması ile yeterlişekilde araştırma yapılmadan ve iddiaları hakkında yeterli gerekçe sunulmadankarar verilmesi hususunda olduğu anlaşıldığından başvurunun bir bütün olarakadil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı çerçevesindeincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılangerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin düzenlemenin gerekçesinde Türkiye'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce güvence altına alındığı hususuna atıfta bulunularakadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) birçok kararında, gerekçeli kararhakkının Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında yer aldığı belirtilmiştir. Dolayısıyla gerekçelikarar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkıkapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75).
25. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazmayükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasakuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,§ 76).
26. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
27. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
28. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
29. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgilive yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektirenusul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
30. Başvurucu 22/2/2010 tarihinde yapılan bir ameliyattahayatını kaybeden hasta hakkında hazırlanan ölüm raporunu ameliyata katılmadığıgerekçesiyle imzalamadığını, bunun üzerine ilgili klinik şefi tarafındanameliyatlara ve diğer klinik çalışmalara katılımının engellendiğini ilerisürmüştür. Başvurucu, görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği ameliyatların veklinik çalışmalarının başarılı olduğunun açık olmasına rağmen kendisine husumetbesleyen klinik şefinin tutumu nedeniyle mesleğini icra edemediğini ilerisürmüştür. Başvurucu, mesleki yetersizlik gibi bir gerekçeyle onurunu rencideeden muamelelere maruz kalmasına rağmen idari yargıda açtığı davada ilerisürdüğü hususların araştırılmadığını, idari soruşturma kapsamında düzenlenenrapora dayanılarak davasının haksız yere reddedildiğini iddia etmiştir.
31. Bireysel başvuru dosyasına yansıyan bilgi ve belgelere göre;görev yaptığı Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim veAraştırma Hastanesinde 2007-2010 yılları arasında çok sayıda ameliyatgerçekleştiren ve poliklinik, konsültasyon ile diğer klinik çalışmalarınakatılan başvurucu hakkında ilgili klinik şefinin talebi üzerine İl SağlıkMüdürlüğünün 6/4/2011 tarihli yazısı doğrultusunda muhakkik atanmış ve bukapsamda 12/4/2011 tarihli bir bilirkişi raporu hazırlanmıştır.
32. Başvurucu ise 22/2/2010 tarihinden itibaren ameliyatlistelerine alınmadığını belirterek ameliyat listelerine alınmama işlemininiptali ile uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini talebiyle 15/3/2011tarihinde İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Bu durumda dava sürecinde idarisoruşturmanın sürdüğü anlaşılmaktadır.
33. İdare Mahkemesi 17/5/2012 tarihli kararla davanın reddinehükmetmiş ve karar gerekçesinde idari soruşturma kapsamında başvuru hakkındahazırlanan 12/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda bulunan tespitlere yervermiştir. Söz konusu raporda başvurucunun gerçekleştirdiği üç ameliyathakkında tıbbi değerlendirmelerde bulunulmuş, diğer ameliyatlardaki tıbbiyeterliliğine, başvurucunun genel mesleki yeterliliğine veya başvurucunun iddiaettiği hususlara ilişkin herhangi açıklamada bulunulmamıştır. Ayrıca rapordabaşvurucunun mesleki anlamda yetersiz olduğuna ilişkin herhangi bir ifadeye deyer verilmemiştir.
34. Kişisel ve keyfî bir tutumla mesleğini icra etmediğine vegerçekleştirdiği ameliyatların başarılı olmasına rağmen bu hususlardadeğerlendirme yapılmadan yetkisiz kişilerce mesleki anlamda yetersiz olarakdeğerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin hususlar başvurucutarafından dava dilekçesinde ileri sürülmesine rağmen İdare Mahkemesitarafından bu hususlarda bir değerlendirmede bulunulmadığı görülmektedir. İdareMahkemesince başvurucu hakkında idari soruşturma kapsamında hazırlanan12/4/2011 tarihli bilirkişi raporunda bulunan tespitlerle yetinilmiştir.Dolayısıyla başvurucunun iddialarını karşılayacak nitelikte dava sürecinde birbilirkişi raporu alınmayarak yalnızca idari soruşturma kapsamında hazırlanan vebaşvurucunun yetersiz olduğuna ilişkin herhangi bir değerlendirme içermeyenrapordaki ifadelere dayanılarak karar gerekçesi oluşturulması, başvurucununkarar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki mesleki yeterliliğine ilişkiniddiaları hakkında makul, ilgili ve yeterli gerekçeler sunulmaması ve buşekilde verilen kararın kanun yolu incelemesinden ek bir gerekçe sunulmadangeçerek kesinleşmesi nedenleriyle somut başvuruda gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
37. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağının belirlenmesi hususundagenel ilkeler belirlenmiştir.
38. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmedilir (MehmetDoğan, §§ 57, 58).
39. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
40. Başvurucu, ihlalin tespiti ile lehine 116.000 TL tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
41. Anayasa Mahkemesi, kararın sonucunu değiştirebileceknitelikteki iddialara açıklayıcı bir cevap verilmemesi nedeniyle gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.
42. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve gerekçeli kararhakkının güvencelerine uygun şekilde başvurucunun ileri sürdüğü hususlara ayrıve açık olarak yanıt veren yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 17. İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
43. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna ulaşıldığından bu hakkın ihlali sebebiyle uğranıldığı ileri sürülenmaddi ve manevi zarara yönelik tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
44. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara17. İdare Mahkemesine (E.2011/1606, K.2012/894) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.