TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RIZA DOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/5099)
Karar Tarihi: 19/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucu
:
Rıza DOĞAN
Vekili
:
Av. Bülent Seçkin DÜZTAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanmasısonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/3/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturma dosyasıiçeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Muş/Hasköy İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı Gökyazı Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde asker iken9/12/2012 tarihinde yaşamını yitiren 1992 doğumlu U.D.ninbabasıdır.
9. Soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre9/12/2012 tarihinde saat 11.30 sıralarında askerî birliğin küçük koğuş olarakadlandırılan yatakhanesinden bir el silah sesi duyulmuştur. Sesin geldiği yeregidilmesi üzerine başvurucunun oğlu U.D.nin J ErK.Ö.ye ait ranzanın yanında, çenesinin altından giren ve başının üst kısmındançıkan bir mermiyle başından vurulmuş vaziyette olduğu görülmüştür. Yapılankontrolde U.D.nin olay yerinde hayatını kaybettiğianlaşılmıştır.
10. Gökyazı Jandarma KarakolKomutanlığı yetkilileri saat 12.00 sıralarında olayı Muş CumhuriyetBaşsavcılığına bildirmiştir. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, olayın gecikmesindesakınca bulunan hâllerden olduğunu değerlendirerek resen soruşturmayabaşlanmasına karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı, Olay Yeri İnceleme ekibininölümün gerçekleştiği yere yönlendirilmesini istemiş; akabinde kendisi de olayyeri incelemesi yapmak üzere Gökyazı Jandarma KarakolKomutanlığa gitmiştir.
11. Cumhuriyet savcısı, saat 14.15 sıralarında olay yerinevarmıştır. Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda U.D.ninyanı başında bulunan 735170 seri numaralı G-3 marka piyade tüfeği ile olayyerinde bulunan, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKE) ibareli 1 adet mermikovanı, 2 adet deforme olmuş mermi çekirdeği nüvesi ve bir adet mermi çekirdeğigömlek parçası muhafaza altına alınmıştır. Yapılan araştırmalar neticesindeolay yerinde bulunan 735170 seri numaralı G-3 marka piyade tüfeğinin J Er K.Ö.adına zimmetli olduğu anlaşılmıştır. Olay yeri inceleme ve keşif tutanağında,olay yerinde bulunan tüfeğin baştan aşağıya kana bulandığı ifade edilmiştir.Olay yeri incelemesi sırasında ayrıca Cumhuriyet savcısının talimatlarıdoğrultusunda U.D.nin el ve yüz svaplarıile parmak izleri alınmıştır. Yine Cumhuriyet savcısının talimatlarıdoğrultusunda J Er K.Ö.nünel svapları ile parmak izleri alınmıştır.
12. Olay yeri incelemesi sırasında Cumhuriyet savcısı tarafındanbazı tanıkların ifadesi alınmıştır. Cumhuriyet savcısı, bu kapsamda olayyerinde bulunan silahın sahibi olan J Er K.Ö.nün ifadesini almıştır. J Er K.Ö. ifadesinde özetleU.D. ile yakın arkadaş olduğunu, U.D.nin komutanlarıve arkadaşlarıyla arasının çok iyi olduğunu, askerlik döneminde U.D.nin bir sıkıntısı olduğuna, uyuşturucu madde ya da hapkullandığına şahit olmadığını ifade etmiştir. J Er K.Ö., U.D.ileaynı koğuşta kalmadığını, görev yaptıkları karakolun bulunduğu yer terörbölgesi olduğundan silahlarını yataklarının başında bulundurduklarını, kendiüzerine zimmetli olan silahın da olay günü yatağının yanında asılı vaziyetteolduğunu, olay günü bu silahı alan U.D.nin intiharettiğini öğrendiğini ifade etmiştir. J Er K.Ö., intiharın gerçekleştiğisaatlerde yemek dağıtımı ile görevli olduğu için birliğin gazinosunda olduğunu,bu sebeple intiharın nasıl gerçekleştiğine ilişkin doğrudan bir bilgisininbulunmadığını belirtmiştir.
13. Olay günü Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan Gökyazı Jandarma Karakol Komutanı M.O. ifadesinde özetle2012 yılının Ağustos ayında birliğe katılan U.D.nin en uyumlu askerlerden biri olduğunu, U.D.nin arkadaşlarıyla iyi geçinen, sıkıntısız bir askerolduğunu belirtmiştir. M.O. ifadesinde ayrıca karakolun bulunduğu yer terörbölgesi olduğundan silahların depoya konulmayıp askerlerin yattığı ranzalarınbaşına, hücum yelekleri ile beraber asıldığını ifade etmiştir.
14. Olay günü Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınan birdiğer kişi ise Astsubay S.D.dir. S.D. ifadesindeözetle saat 09.30 sıralarında gece nöbet tutan askerlere yat emri verdiğini,talimat verdiği askerler arasında U.D.nin debulunduğunu ifade etmiştir. Astsubay S.D. yat emri verdikten sonra kulelerikontrole gittiğini, döndüğünde U.D.yibüyük koğuşta elinde cep telefonu ile sırtüstü yatar vaziyette gördüğünü, bununüzerine U.D.nin elindeki telefonu aldığını ve dahasonra çalışma odasına gittiğini, telefonun SIM kartını burada çıkardıktan sonrasim kartı U.D.ye iade ettiğini, telefonunu aldığı sırada U.D.ninruh hâlinin iyi olduğunu belirtmiştir. Astsubay S.D. saat 11.30 sıralarındajandarma karakol komutanının odasında iken ilk başta masa devrilmesi sesisandığı, daha sonra silah sesi olarak değerlendirdiği bir ses duyduğunu, bununüzerine odadan çıktığını, askerler saldırı olabileceğini söyleyince hemenkoğuşa girdiğini, bu sırada koğuşta yoğun bir duman olduğunu, ilk baştakalorifer borusunun patlamış olabileceğini düşündüğünü ancak daha sonra yerdeyatar vaziyette bir asker cesedi gördüğünü, ölen asker haricinde odada kimseolmadığını, odadan çıkan kimseyi de görmediğini belirtmiştir. Astsubay S.D.ayrıca U.D.nin emirlere itaat eden, sıkıntıçıkarmayan bir asker olduğunu da ifade etmiştir.
15. Cumhuriyet savcısı, U.D. ile hem acemi birliğinde hem deusta birliğinde askerlik yaptığını belirten E.U. adlı bir askerin olay günüifadesini almıştır. E.U. ifadesinde özetle askerlik yaptığı dönemde U.D.nin herhangi bir sıkıntısına, uyuşturucu veya hapkullandığına şahit olmadığını, sigara bile kullanmadığını,gerek arkadaşlarıyla gerekse komutanlarıyla arasının iyi olduğunu belirtmiştir.E.U. ifadesinde ayrıca U.D.nin bir dönemnişanlısından ayrılması nedeniyle moralinin bozuk olduğunu ancak bir süre sonranişanlısı ile barıştığını kendisine söylediğini ifade etmiştir. E.U., U.D. ileolayın meydana geldiği sabah görüştüğünü, bu sırada onunla şakalaştıklarını,daha sonra yat emrine istinaden U.D.nin koğuşagittiğini, sonra da onun intihar ettiği haberini aldığını belirtmiştir.
16. Cumhuriyet savcısı, U.D. ile hem acemi birliğinde hem deusta birliğinde askerlik yaptığını belirten bir diğer asker Y.E.S.ninde ifadesini almıştır. Y.E.S., tıpkı E.U. gibi askerlik yaptığı dönemde U.D.nin herhangi bir sıkıntısına, uyuşturucu veya hapkullandığına şahit olmadığını, gerek arkadaşlarıyla gerekse komutanlarıylaarasının iyi olduğunu belirtmiştir.Y.E.S. olaydanönceki akşam kule nöbetini tuttuktan sonra U.D. ile birlikte gazinoya iniptelevizyon izlemeye başladıklarını, bu sırada U.D.ninbir sıkıntısının olduğunu gördüğünü, daha sonra dışarı çıkıp misafirhaneninorada bulunan futbol sahasına gittiklerini, U.D.ye burada sıkıntısının neolduğunu sorduğunu, U.D.nin ise "Sıkıntım yok. Kendi kafanızdan sıkıntımolduğunu yaratmayın." şeklinde cevap verdiğini, akabinde isekule nöbetine çıktıklarını ifade etmiştir. Y.E.S. kule nöbeti sırasında dakulede bulunan telefon aracılığıyla U.D. ile görüştüğünü ancak U.D.nin ses tonunun bu sırada da sıkıntılı olduğunu ifadeetmiştir. Y.E.S. nöbetten sonra kahvaltıya indiklerini, kahvaltıdan sonra yatemri verilmesi üzerine 09.00-09.30 sıralarında büyük koğuşa yatmayagittiklerini, sıkıntısı olduğunu bildiği için 40-45 dakika kadar U.D.yi kontrol ettiğini,sonrasında kendisinin uyuduğunu, daha sonra ise silah sesi duyduğunu, olayı ilkbaşta sabotaj zannettiğini ancak sonrasında olayın intihar olduğunu öğrendiğinibelirtmiştir.
17. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, anılan araştırmalardan sonraolay hakkında görevsizlik kararı vererek dosyayı Kara Kuvvetleri Komutanlığı 8.Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığına (Askerî Savcılık) göndermiştir.Soruşturmaya Askerî Savcılık tarafından devam edilmiştir.
18. Ölüm olayının gerçekleştiği gün ölü muayene işlemi, buişlemin ardından da klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Klasik otopsiişlemi sonucunda hazırlanan ölü muayene ve otopsi tutanağında, U.D.nin mentum (çene) bölgesinde mermi çekirdeği girişyarası, başının tepe bölgesinde ise mermi çekirdeği çıkış yarası bulunduğuifade edilmiştir. Ölü muayene ve otopsi tutanağında U.D.ninateşli silah yaralanmasına bağlı beyin harabiyetisonucu öldüğü belirtilmiştir.
19. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan J ErK.Ö.ye ait 735170 seri numaralı G-3 marka piyade tüfeği, bir adet şarjör, biradet MKE yapımı mermi kovanı ve iki adet deforme olmuş mermi çekirdeği nüvesigerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Diyarbakır KriminalPolis Laboratuvarı Müdürlüğüne gönderilmiştir. Balistik İncelemeLaboratuvarının 26/12/2012 tarihli uzmanlık raporunda, 735170 seri numaralıtüfeğin ateş etmesine mani mekanik herhangi birarızasının bulunmadığı, incelenmek için gönderilen bir adet MKE yapımı mermikovanının 735170 seri numaralı tüfek ile atılmış olduğu, 2 adet deforme olmuşmermi çekirdeği nüvesi ile bir adet mermi çekirdeği gömlek parçası üzerindeyapılan incelemede ise mukayeseye elverişli karakteristik bir iz bulunamadığıtespitleri yapılmıştır.
20. Başvurucunun oğlu U.D. ile J Er K.Ö.denalınan svaplar üzerinde Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü görevlileritarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Hazırlanan 25/12/2012 tarihliuzmanlık raporuna göre U.D.nin sol el avuç içi, solel üstü, sağ el avuç içi, sağ el üstü ve sol yanak svaplarındaatış artıklarında bulunan antimon elementi tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra JEr K.Ö.nün sağ el üstündenalınan svaplarda da atış artıklarında bulunan antimonelementi tespit edilmiştir. Raporda"Olayla ilgisi olmadığı hâlde atış artıklarının bulunduğu yerlere temaseden ellerde de atış artıkları bulunabilir." şeklindeaçıklamaya yer verilmiştir. Tüfek üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde iseherhangi bir ize rastlanmamıştır.
21. J Er K.Ö.nünsağ el üstünden alınan svaplarda atış artıklarındabulunan antimon elementinin tespit edilmesi üzerine olay saatinde J Er K.Ö.nün nerede olduğu hususu ile ilgili olarak çeşitliaraştırmalar yapılmıştır. Bu kapsamda Askerî Savcılığın talimatı doğrultusundaJ Yüzbaşı A.Ç. tarafından ifadesi alınan Er M.A. özetle olay günü yemekhanedeyemek yedikten sonra boş tabldotu mutfağa götürmek üzere hareket ettiği sıradabir el silah sesi duyduğunu, olay esnasında J Er K.Ö.nün yemekhanede olduğunu ve yemek dağıtmakla meşgulolduğunu belirtmiştir. M.B. adlı bir diğer asker de benzer şekilde J Er K.Ö.nün olay günü saat 11.15sıralarında gazinoya gelerek yemek dağıtımı için masayı kurduğunu, J Er K.Ö.nün olay esnasında da görevli askerlere yemekdağıtmakla meşgul olduğunu ifade etmiştir. Bu kapsamda ifadesi alınan Er O.K.ise özetle karakol komutanının olay günü nöbetçi olan Astsubay S.D.yi çağırmak üzere kendisiniyemekhaneye gönderdiğini, yemekhaneye girdiğinde J Er K.Ö.nünyemekhanede olduğunu belirtmiştir. Er O.K. ifadesinde ayrıca karakolkomutanının çağırdığını söylemesi üzerine Astsubay S.D.ninkarakol komutanının odasına gittiğini, Astsubay S.D.ninodaya girmesinden bir iki dakika sonra büyük bir gürültü duyulduğunu, Astsubay S.D.nin koridora çıktığını ve mutfağa yöneldiğini,kendisinin de onun arkasından hareket ettiğini, bu sırada J Er K.Ö. ile diğerbirkaç askerin yemekhaneden çıktığını gördüğünü ifade etmiştir. Olay hakkındatekrar ifadesi alınan Astsubay S.D. ile Astsubay S.U., olayların gelişimineilişkin olarak Er O.K. ile benzer yönde beyanda bulunmuş ve olay esnasında J ErK.Ö.nün yemekhanede olduğunuifade etmişlerdir.
22. Askerî Savcılık ayrıca U.D. adına zimmetli bir silahın olupolmadığı ve olayın meydana geldiği koğuşta kimlerin kalmakta olduğuhususlarında da çeşitli araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalar neticesindeU.D. adına PKMS marka (biksi) 505 seri numaralımakineli tüfeğin zimmetli olduğu, olayın meydana geldiği koğuşta J Onbaşı R.U.ile J Er K.Ö.nün kaldığı,olay esnasında J Onbaşı R.U. nöbette olduğu için koğuşta sadece J Er K.Ö. adınazimmetli silahın bulunduğu, olayın J Er K.Ö.nünranzasının yanında meydana geldiği tespit edilmiştir. U.D.ninyatağının ise büyük koğuş olarak adlandırılan yatakhanede bulunduğuanlaşılmıştır.
23. Olaydan sonra U.D.nin dolabındabulunan not defterinde; "Bak birikollarımda uyuyup gitmem diyordu gitti, biri can verip de ölsem bitmez diyordubitti, yüreğim ses etmez inanır, sözler şerefsiz oldu, bu yolun sonu yok, neolur söz verme sen de aşkım." yazısı ile "Bir insan ilk aşkını neden unutmaz, çünkü herşeyin ilkini onunla yaşar, ilk onu sever, ilk onu öper, ilk onun elini tutar. Obir parçası olur, kopamaz ayrılamaz, vazgeçemez ondan. Ayrılınca hayattan koparhata üstüne hata yapar, her yaptığı yanlış olur, çünkü tek doğrusu gitmiştir,gittiği her yerde aldığı her nefeste onu hatırlar. Ben de ilk sana aşık olmuştum [M.], sana karşı çok yanlışım oldu, çok hata yaptım, seni çok üzdüm. Pişmanoldum ama seni kaybettim. Ayrılalı tam bir yıl oldu. Ama ben seni ilk günkügibi seviyorum. Seni unutamam biliyorum. Bekletmekte çok saçma olur. Bir günseni unutacağım seni beni unuttuğun gibi. Yeni birine aşıkolucam onu sevicem. O kız simdi benimle çok mutluyum. [A] o kız." şeklinde yazılar olduğuanlaşılmıştır.
24. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tüm buverileri değerlendirerek U.D.nin ölümünde herhangibir kişiye atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı, ölümün intihar sonucu meydanageldiği kanaatine varmış; 5/5/2013 tarihli karar ile kovuşturmaya yerolmadığına karar vermiştir. Askerî Savcılık, J Er K.Ö.nünsağ el üstünden alınan svaplarda atış artıklarındabulunan antimon elementinin tespit edilmesi üzerine adı geçen şahsın olayanında tam olarak nerede bulunduğunun tespiti amacıyla tanık ifadelerininalındığını, tanık ifadelerinden söz konusu şahsın olay anında yemekhanede yemekdağıtmakla meşgul olduğunun anlaşıldığını, şahsın sağ el üstünde atış artığıtespit edilmesinin sebebinin ise intiharın söz konusu şahsın yatağınınbulunduğu ranzanın yanında gerçekleşmesi olduğunu, nitekim raporda da olaylailgisi olmadığı hâlde atış artıklarının bulunduğu yerlere temas eden ellerdeatış artıklarının bulunabileceğinin ifade edildiğini belirterek J Er K.Ö.nün olayla ilgisi olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
25. Başvurucu, araştırılması ve incelenmesi gereken birçokhususun gözden kaçırıldığını belirterek kovuşturmaya yer olmadığı kararınaitiraz etmiştir. Başvurucu itiraz dilekçesinde özetle oğlunun başkasına ait birsilahtan çıkan kurşunla öldüğü ve bu silahın sahibi olan kişinin ellerinde atışartığı tespit edildiği dikkate alındığında bu kişi hakkında dava açılmamasınınyanlış olduğunu zira Türk hukuk sisteminde maddi gerçeğe ulaşmanın en güveniliryolunun davanın açılması olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, oğluna ait telefonkayıtlarında oğlunun kimlerle görüştüğü ve mesajlaştığı tespit edilmeklebirlikte mesajların içeriğine ilişkin olarak herhangi bir araştırmayapılmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bazı askerlerin -kayıt dışıolarak- oğlu ile J Er K.Ö. arasında bir tartışma olduğunu söylediklerini iddiaetmiştir. Başvurucu, J Er K.Ö.nünsadece parmak izleri ile el svaplarının alınmasınında eksik bir araştırma olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, oğlunun dolabındabulunan bir şiirden hareketle olayın intihar olarak nitelendirilmesinin dehatalı olduğunu savunmuştur. Başvurucu son olarak olay intihar olsa bileihmallerin açık olduğunu ileri sürmüştür.
26. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2. OrduKomutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) 27/6/2013 tarihli karar ilesoruşturmanın genişletilmesine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, olayın nasılgerçekleştiğine ilişkin olarak uzman bilirkişiler tarafından canlandırma raporualınması, U.D.nin telefonundan atılan ve telefonunagelen mesaj içeriklerinin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığından (TİB)istenmesi, olay günü U.D. ile telefonla görülen F.Ç., B.S. ve İ.Y. adlıkişilerin ifadelerinin alınması ve U.D.ile J Er K.Ö.arasında bir husumet bulunup bulunmadığına ilişkin tanık beyanlarının alınmasıgerektiği sonucuna varmış; tespit edilen eksikliklerin tamamlanması içindosyanın Askerî Savcılığa gönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktansonra dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir.
27. Askerî Savcılık, anılan eksikliklerle ilgili olarak çeşitliaraştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık tarafından bu kapsamda terhis olanbirçok askerin ifadesinin alındığı, ifadesi alınan askerlerin ise genel olarakU.D. ile J Er K.Ö. arasında herhangi bir husumet bulunmadığı yönünde beyandabulundukları görülmüştür. U.D.nin telefonundangönderilen ve telefonuna gelen mesaj içeriklerinin tespiti ile ilgili olarak TİB'e yazılan müzekkereye ise mesajların geriye dönükolarak bulunamadığı cevabının verildiği anlaşılmıştır. Askerî Savcılıktarafından ayrıca U.D.nin olay günü telefonlagörüştüğü kişilerin ifadesinin istinabe yoluyla alındığı anlaşılmıştır. AskerîSavcılık son olarak silahın hangi pozisyonda ateşlenmiş olabileceğine ilişkinFırat Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı BaşkanıProf.Dr. M.T. ile bilirkişiler V.A. ve Z.Ş.den raporalmıştır. Alınan bilirkişi raporunda sonuç olarak "(...) Ölen şahsın ateş etmesinden sonra yerde yatış pozisyonu,duvarda bulunan elektrik priz etrafındaki kan izlerinin yüksekliğinden, tavandasıçrayan kan izlerinin seyrek olmasından dolayı, şahsın çömelir veya dizlerininüzerine çöker vaziyette ateş etmiş olabileceği (...)" değerlendirilmiştir.
28. Askerî Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi üzerine yapılanaraştırmaları da dikkate alarak 9/2/2015 tarihli karar ile itirazın kesinolarak reddine karar vermiştir.
29. Bu karar 4/3/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
30. Başvurucu 20/3/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili hukuk için bkz.Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve SeferAkkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; oğlunun askerlik hizmetini ifa etmekte ikenateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan cezasoruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiğigerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, olayın intiharolduğu söylense de kanaatince oğlunun intihar etmediğini ifade etmiştir.Başvurucu, oğlunun intihar etmediği yönünde açık deliller bulunduğunu, enazından olaya ilişkin şüpheli durumların olduğunu iddia etmiştir. Başvurucu bukapsamda oğlunun ölümüne sebebiyet veren silahın sahibi olan J Er K.Ö.nün elinde atış artıklarıçıkmasına rağmen bu olayın yeterince araştırılmadığını, tüm ısrarlarına rağmenbu olayın üzerine gidilmediğini, sadece bazı tanıkların J Er K.Ö.nün olay anında yemekhanede bulunduğuna ilişkinbeyanlarıyla yetinildiğini, hiçbir askerde çıkmayan atış artığının silahınsahibinde çıkmasının şaşırtıcı olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, AskerîSavcılığın tanık beyanlarını yeterli gördüğünü ve olay hakkında dava açılmasınıgerekli görmediğini, dava açılması hâlinde olayın aydınlatılması mümkün ikendosyanın âdeta sümen altı edildiğini, zaten askerîyetkililerce alınan tanık ifadelerinin kopyala-yapıştır şeklinde olduğunu ifadeetmiştir. Başvurucu ayrıca soruşturmanın çok yavaş ilerleyip 27 aydatamamlandığını belirtmiştir. Başvurucu bu iddialarla yaşam hakkının ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürmüştür.
34. Başvurucu ayrıca intihar nitelendirmesi kabul edilse biledevletin somut olayda gerekli tedbirleri almadığının açık olduğunu, olayınmeydana geldiği yerin terör bölgesi olduğu sebep gösterilerek silahlarınaskerlerin yataklarının başucuna konulmasının hatalı olduğunu, oğlununyaşamının korunamadığını, devletin somut olayda en basit şekliyletedbirsizlikle ölüme sebebiyet verdiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
35. Somut olayda başvurucu, oğlunun J Er K.Ö. tarafından öldürülmüşolabileceğini ancak bu husus hakkında yeterli bir araştırma yapılmadığı içinolayın aydınlatılamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca olay intiharolarak kabul edilse bile yetkili makamların bu intiharı önlemeye yönelik görevve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getiremediğini de iddia etmiştir.
36. Bu durum dikkate alındığında somut olayda başvurucunun temelolarak iki ayrı şikâyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şikâyetlerdenbirincisi, olayın cinayet olduğu ancak bunun yeterince araştırılmadığı hususuile ilgilidir. Bu şikâyetlerden ikincisi ise kişinin yaşamının kendieylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korunamadığı hususudur.
37. Bu iki şikâyetin niteliği itibarıyla birbirinden farklıolduğu açıktır. Bu farklılık, yaşam hakkı kapsamında tüketilmesi gereken uygunbaşvuru yolunun hangisi olduğu konusuyla da yakından ilgilidir. Çünkü yukarıdada belirtildiği üzere birinci şikâyet ölümün üçüncü kişi tarafından kasıtlıolarak gerçekleştirilmesi, ikinci şikâyet ise askerî yetkililerin ihmalidavranışları sonucu yaşam hakkının korunamamasıdır. Bu sebeple mevcutbaşvurunun yaşam hakkı kapsamında iki farklı başlık altında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
38. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
39. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
1. Ölüm Olayının ÜçüncüBir Kişi tarafından Kasıtlı Olarak Gerçekleştirildiğine İlişkin İddia
a. Genel İlkeler
40. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B.No:2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetkialanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak sonvermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanındabulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğerbireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklerekarşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).
41. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanısıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan herölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanıntemel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını vevarsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
42. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğinebağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerinegetirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarındaAnayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini vecezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminatdavaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali gidermekve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
43. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken cezasoruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili birşekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları vesorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli birsuç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamalarınmahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiğianlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 56).
44. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adınasoruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabileceksorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §57).
45. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturmakapsamında yetkililerin tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişiincelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı birrapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektifanalizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesiiçin mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmalarıgerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesiniolumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturmayürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,4/11/2015, § 89).
46. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veyakarıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olmaları gerekir. Bu durumsadece hiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil, aynı zamandasomut bir bağımsızlığı da gerektirmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).
47. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayanhususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliğisağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.Buna ilaveten her olayda, ölen kişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumakiçin bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).
48. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalardamakul bir süratte gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnenmevcuttur. Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanınilerlemesine engel olan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak birsoruşturmada ve devamında yapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareketetmeleri yaşanan olayların daha sağlıklı bir şekilde aydınlatabilmesi,kişilerin hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırıeylemlere hoşgörü gösterildiği ya da kayıtsız kalındığı görünümü verilmesininengellenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
49. Başvurucu, oğlunun ölümünün intihar sonucu gerçekleştiğiyönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, olayın cinayet olabileceğiniancak bu husus hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.
50. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi yada kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgiliolarak soruşturma makamlarının sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarınısağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğübulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarındamağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek vemağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayetiddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gerek uygun başvuru yolununceza soruşturması olduğu açıktır.Bunedenle somut olayda soruşturma makamlarının cinayet iddiası ile ilgili olaraketkili bir soruşturma yürütüp yürütmediğinin incelenmesi gerekir.
51. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğindesoruşturma makamları tarafından başvurucunun oğlunun ölüm olayı ile ilgiliolarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamlarıtarafından bu kapsamda resen bir soruşturma başlatılmış, olay yeri incelemesiyapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi çizilmiş, akabinde ölümuayene işlemi ile otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilenotopsi işlemi neticesinde hazırlanan raporda; U.D.ninçenesinin alt bölgesinden giren ve başının üst tarafından çıkan bir mermiyleyaralandığı, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, U.D.nin ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasınabağlı beyin harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğuyönünde tespitler yapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan buaraştırmalarda olayın cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi birdelil elde edilememiştir.
52. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik incelemeraporları alınmıştır. Yapılan balistik inceleme neticesinde olay yerindebulunan mermi kovanının yine olay yerinde bulunan J Er K.Ö. adlı asker adınazimmetli silah ile atılmış olduğu tespit edilmiştir. Atış artığı ile ilgiliolarak yapılan kimyasal inceleme neticesinde ise U.D.ninsol el avuç içi, sol el üstü, sağ el avuç içi, sağ el üstü ve sol yanak svaplarında atış artıklarında bulunan antimon elementibulunmuştur. Bu incelemede ayrıca J Er K.Ö.nünsağ el üstünden alınan svaplarda da atış artıklarındabulunan antimon elementi tespit edilmiştir.
53. Kimyasal ve balistik inceleme raporlarındaki bu verilerüzerine Askerî Savcılık U.D. ile J Er K.Ö. arasında bir husumet bulunupbulunmadığına ilişkin birçok tanığın ifadesini almıştır. İfadesi alınantanıklar genel olarak bu iki asker arasında herhangi bir husumet olmadığınıbelirtmişlerdir. Askerî Savcılık ayrıca J Er K.Ö.nün olay anında tam olarak nerede olduğu hususundada araştırmalar yapmıştır. Bu kapsamda ifadesi alınan tanıklar birbiri ileörtüşen beyanlarında J Er K.Ö.nünolay anında yemekhanede yemek dağıtmakla meşgul olduğunu ifade etmişlerdir.Askerî Savcılık ise tüm bunları ve atış artığına ilişkin raporda yer alan "Olayla ilgisi olmadığı halde atış artıklarınınbulunduğu yerlere temas eden ellerde de atış artıkları bulunabilir." şeklindekiaçıklamayı dikkkate alarak J Er K.Ö.nün olayla ilgisinin olmadığı sonucuna ulaşmıştır.Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak ele alındığında Askerî Savcılığın bukararının dosyada bulunan delillerle açıkça çelişecek biçimde verildiğinden sözedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Keza Askerî Savcılığın J Er K.Ö.de tespitedilen atış artıklarının atış artığı bulunan yerlere temas edilmesindenkaynaklanmış olabileceği yönündeki değerlendirmesinin de makul olmadığının söylenemeyeceğikanaatine varılmıştır.
54. Olayla ilgili olarak ayrıca bazı asker kişiler ile sivilkişilerin tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesi alınan bu tanıklarınbeyanlarının da cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir kayıt içermediğianlaşılmıştır.
55. Soruşturmanın genişletilmesi kararından sonra silahın hangipozisyonda ateşlenmiş olabileceğine ilişkin olarak alınan rapordakideğerlendirmeler de cinayet iddiasını desteklememektedir.
56. Tüm bu hususlar dikkate alındığında U.D.ninüçüncü kişi ya da kişilerce öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili birsoruşturma yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
57. Somut olayda ayrıca başvurucunun soruşturmaya aktif birşekilde katılabildiği, delillerini soruşturma makamlarına sunabildiği veiddialarını soruşturma makamları önünde ileri sürebildiği değerlendirilmiştir.Bunun yanı sıra soruşturmanın 2 yıl 3 ay gibi makul kabul edilebilecek birsürede tamamlandığı anlaşılmıştır.
58. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri AnayasaMahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte Anayasa Mahkemesininsoruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi içinbu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Askerî Savcılık,olay hakkında etkili bir şekilde yürüttüğü soruşturma neticesinde U.D.nin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiği sonucunaulaşmıştır. Askerî Savcılık bu sonuca ulaşırken olay yeri inceleme raporuna,tanık beyanlarına, ölü haricî muayenesine, otopsi raporuna ve diğer uzmanlıkraporlarına dayanmıştır. Dayanılan bu deliller ile başvuru dosyasındaki diğerbilgi ve belgeler, U.D.nin yaşamına üçüncü kişi ya dakişilerin eylemi ile son verildiği iddiasını desteklememektedir. Bu durumdasomut olayda soruşturma makamlarının U.D.nin intiharettiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir nedeninbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
59. Açıklanan gerekçelerle ölüm olayının üçüncü kişi ya dakişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. U.D.nin Yaşamının Kendi Eylemlerine Karşı Korunmadığına İlişkin İddia
60. Başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. § 34)oğlunun yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkorunamadığını ileri sürmüştür.
61. Ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucu meydana geldiğidurumlarda devletin, sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkan sağlayacak nitelikte cezai soruşturmalar yürütmekleyükümlü olduğunu bu aşamada tekrar vurgulamak gerekir.
62. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkindavalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşamhakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise"etkili yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük herolayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari vehatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 59).
63. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakemehatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçlarınfarkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkilerigöz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmekiçin gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda bireyler kendiinisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun, insanlarınhayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerinyargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).
64. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun oğlu U.D.nin üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olaraköldürüldüğünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Olayhakkında etkili bir şekilde yürütülen ceza soruşturması neticesinde olayıncinayet olduğunu ortaya koyan bir veri tespit edilememiştir.
65. Ceza soruşturması neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler,askerî yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak U.D.nin ölümüne sebebiyet verdiği iddiasını dadesteklememektedir.
66. Bu durumda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin sahipolduğu etkili yargısal sistem kurma yönündekipozitif yükümlülük, somut olayda mağdura idari yargı mercileri önündeaçabileceği bir tam yargı davası yolunun sağlanması ile yerine getirilmişsayılabilir.
67. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerinyakınları tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde açılan tam yargıdavalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişininyakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşamhakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararındaifade etmiştir (Benzer yöndeki bazı kararlar için bkz. Abdullah Doğan ve Meryem Doğan, B. No:2014/129, 29/9/2016, §§ 33-54; Aysel Yılmazve diğerleri, B. No: 2014/6927, 29/9/2016, §§ 59-62).
68. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümü ile neticelenen olayhakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan olup hem idareninmesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın ödenmesinisağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiğine ilişkin herhangi birbilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşam hakkınınkorunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısal başvuruyollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olduğundan sözedilemeyecektir.
69. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarakgerçekleştirildiği belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecekrisklere karşı korunamadığı belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.