TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RIZA TANIK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/6217)
Karar Tarihi: 29/11/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Rıza TANIK
Vekili
:
Av. Mustafa BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Astsubay Sözleşmesi'ninyenilenmemesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 2003 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığındasözleşmeli astsubay olarak göreve başlamış ve dokuz yıllık sözleşmeimzalamıştır.
9. Başvurucu, sözleşme süresinin bitmesine yakın sözleşmeyenileme talebinde bulunmasına rağmen elektronik posta adresinde 2009 yılınaait cinsel içerikli fotoğraflar bulunması ve üste saygısızlık suçundan21/12/2009 tarihli disiplin cezası gerekçe gösterilerek 6/8/2013 tarihindesözleşmesinin yenilenmemesine karar verilmiştir.
10. Başvurucu, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin iptaliistemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.
11. AYİM Başsavcılığı dava hakkındaki görüşünde, başvurucununiyi olan sicil durumu gözetildiğinde sözleşme yenilememe işleminde idarenintakdir yetkisinin objektif, adil ve hakkaniyete uygun biçimde kullanılmadığıvurgulanarak işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
12. AYİM oy çokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında;idarenin personel ihtiyacı doğrultusunda yaptığı hesaplamalar uyarınca kararverdiği, idarenin sözleşme yenileme konusunda takdir yetkisi bulunduğubelirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun, hizmete özgü kurumsal e-posta hesabındancinsel içerikli resimler paylaşmış olması ve üstüne yapmış olduğu saygısızlık nedeniyleuyarı cezası almış olması vurgulanarak idarenin takdir yetkisini hukuka uygunkullandığının anlaşıldığı belirtilmiştir.
13. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Karşı oy gerekçesinde,davacının sicil notlarının iyi olduğu ve sadece 2009 yılına ait cinsel içeriklipaylaşım ile bir adet uyarı cezasının olduğu, sicil notu daha kötü durumda olanpersonelin sözleşmesinin yenilendiği belirtilerek, idarenin takdir yetkisiniobjektif ve ölçülü şekilde kullanılmadığının anlaşıldığı ifade edilmiştir.
14. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 13/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu tarafından 10/4/2015 tarihinde bireysel başvuruyapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında Türk SilahlıKuvvetlerinde (TSK) görev yapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerlesözleşme yenilenmeyerek ayırma işlemi tesis edilmesine dayanak oluşturanmevzuata ve benzer durumlara ilişkin uluslararası hukuka yer vermiştir (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666,10/12/2015, §§ 21-36; E.G. [GK],B. No: 2014/12428, 13/10/2016, §§ 22-30; EmrahKaradaş, B. No: 2014/6043, 15/2/2017, §§17-22).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 29/11/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayatın GizliliğiHakkı ve Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu; hakkındaki isnatların doğru olmadığını, aleyhinehiçbir somut delil olmadan ve savunma hakkı verilmeden sözleşmesininyenilenmediğini, e-postalarının hukuka aykırı şekilde elde edildiğini, ilgilimesajların kendisi tarafından paylaşılıp paylaşılmadığının araştırılmadığını belirtmiştir.Başvurucu ayrıca TSK'da görev yaptığı süredeçok sayıda takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecedeolduğunu, sicil durumu kendisinden iyi olmayanların bile sözleşmesininyenilendiğini vurgulayarak idarenin takdir yetkisini açıkça ölçüsüzkullandığını iddia etmiştir. Bu nedenlerle özel hayatın gizliliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
19. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesi şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz..."
20. Anayasa’nın “Haberleşmehürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Herkes,haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır..."
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki nitelendirmesinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, göreve tahsisli e-postasisteminden gönderdiği iletiler sebep gösterilerek Astsubay Sözleşmesi'ninyenilenmemesine ilişkin söz konusu şikâyetinin özel hayatın gizliliği hakkı vehaberleşme hürriyetini ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru, Anayasa'nın20. maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve 22. maddesindeyer alan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır (Bülent Polat, § 40 ;Emrah Karadaş,§ 28).
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
23. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş birkavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özelhayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramıtemel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzakkendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birliktekişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati deiçermektedir (Serap Tortuk,B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; BülentPolat §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK],B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 50-52; AtaTürkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,§§30-32).
24. Özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzereçevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin meslekihayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair hususlarkişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkıgündeme gelecektir (Bülent Polat,§ 62; Ata Türkeri, § 31).
25. Bu kapsamda mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatıhakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özelhayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, §37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).
26. Öte yandan Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve/veya toplu olaraksözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğininsağlanması gerekir. Posta, e-posta, telefon, faks ve internet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49).
27. Ayrıca haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğiilkesi, kişilerin sadece özel meskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil aynızamanda iş yerlerinde yaptıkları haberleşmeleri de güvence altına almaktadır (Bülent Polat, § 65; Tevfik Türkmen, § 54).
28. Buna göre başvurucunun göreve mahsus e-posta sistemindengönderdiği mesajların denetlenmesi ve bu mesajların içeriklerinin başvurucuhakkında tesis edilen idari işleme (sözleşmesinin yenilenmemesi) dayanakalınması suretiyle özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşme hürriyetinemüdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
29. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
30. Yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturupoluşturmadığının, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygundüşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilennedenlere dayanma,demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarıyönünden incelenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
31. Başvuruya konu sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ve yargısalincelemenin, 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerindeİstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun'un 8. ve 12.maddeleri ile Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarıncayürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatıngizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
32. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılandeğerlendirmeler neticesinde söz konusu mevzuat hükümlerinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır (Bülent Polat, §§73-98, Emrah Karadaş,§§ 38-39). Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespitde bulunmamaktadır.
(2) MeşruAmaç
33. Somut olayda müdahale hem Anayasa’nın 22. maddesindeöngörülen haberleşme hürriyeti hem de 20. maddesinde düzenlenen özel hayatıngizliliği hakkının kapsamında kalmaktadır. Bu yüzden somut olayın koşullarıbakımından Anayasa'nın 22. maddesinde öngörülmüş olan sınırlama sebepleriningerçekleşmiş olup olmadığı incelenmelidir.
34. Anayasa Mahkemesinin Emrah Karadaşkararında yukarıda belirtilen inceleme yapılarak göreve mahsus e-postasisteminden gönderilen iletilerin denetlenmesi ve bu iletilerin idari işlemtesisinde dikkate alınmasının istihbarata karşı koyma, askerî disiplini korumakapsamında millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması amaçlarını taşıdığı,dolayısıyla müdahalenin meşru bir amaca dayalı olduğu sonucuna varılmıştır(Emrah Karadaş, §§ 40-44). Başvuru konusu olayda dabu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespit bulunmamaktadır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
35. Demokratik toplumdüzeninin gereklerinden olma, bir sınırlamanın demokratik birtoplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelikolmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacıkarşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (AYM,E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 13; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 51; özel hayatın gizliliği hakkı bağlamında Ata Türkeri, §§ 44, 45; İ.F.A., B. No: 2013/8564, 17/2/2016, §62).
36. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi birvatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumdagerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği vesınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunmasıdoğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizliyönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamumakamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).
37. Bunun yanı sıra TSK faaliyetlerinin disiplin içindeyürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğunun iknaedici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması hâlinde personelin özel hayatıngizliliği hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabuledilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olmasıgereklidir (G.G. [GK], B. No:2014/16701, 13/10/2016, § 60).
38. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi,sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişliolmasını, ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunmasıgereğini ifade eder. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlükleringereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir (AYM, E.2015/102,K.2016/151, 7/9/2016, § 22; E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, B.No: 2013/5126, 2/7/2015, § 72).
39. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olaybakımından müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gerekleri ilkesine uygun olup olmadığı incelenirken kamumakamlarınca ortaya konulan gerekçeler değerlendirilmeli ve müdahaleyi doğurankarar alma sürecinde başvurucuya usule ilişkin güvencelerin sunulup sunulmadığıortaya konmalıdır. Bunun yanı sıra müdahalenin ölçülülükilkesine uygun olup olmadığına bakılmalıdır.
(b) İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Somut olayda başvurucunun Astsubay Sözleşmesi'nin yenilenmemesiişleminin, başvurucunun göreve mahsus elektronik posta sistemi üzerindengönderdiği iletilerin içeriklerine dayalı olarak tesis edildiği görülmektedir.
41. Anayasa Mahkemesi, askerî disiplinin gereklerigözetildiğinde göreve ilişkin amaçlar doğrultusunda kullanılması gereken birelektronik haberleşme sisteminin ve bu sistem içindeki yazışmalarındenetlenmesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir.Ayrıca bu şekildeki denetim sonucunda haberleşme sisteminin amaç dışındakişisel nedenlerle kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde bu kullanımamüdahalede bulunulması da demokratik bir toplumda gerekli olarak kabuledilebilir (Bülent Polat, § 113; Tevfik Türkmen, § 77).
42. Bununla birlikte başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkınave haberleşme hürriyetine yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığınınbelirlenmesinde söz konusu e-postaların içeriğinde yer alan bilgilerin niteliğiile bu bilgilerin kullanılış şekline ve anılan bilgilerin dayanak alınmasısonucu uygulanan yaptırımın ağırlığına bakılarak bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
43. Somut olayda başvurucunun gönderdiği iddia edilen mesajlarınsadece 2009 yılına ait olduğu, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin ise 6/8/2013tarihinde gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla idare, resmî e-postahesabının başvurucu tarafından görev harici olarak kurallara aykırı şekildekullanıldığını tespit ettikten sonra da başvurucuyu sözleşme süresinin bitiminekadar (yaklaşık dört yıl süreyle) istihdam etmeye devam etmiş; bu süre içindebaşvurucunun benzer fillerinin tespit edilmediği ve başvurucunun hakkındadisiplin soruşturması yapılmadığı gibi sözleşmenin feshedilmesi de dâhil olmaküzere herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun anılaneyleminin kamu hizmetini sürdürmesine engel olacak nitelikte bulunmadığı,dolaylı olarak idare tarafından da kabul edilmiştir.
44. Öte yandan başvurucunun dava konusu ettiği işlemin,sözleşmesinin feshi değil sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu, bu nedenlede idarenin başvurucuyla yeni bir sözleşme imzalamak konusundaki takdiryetkisinin daha geniş olduğu ileri sürülebilir. Ancak bu hâlde bilebaşvurucunun devamlılık arzetmeyen müstehcenlik içerenresim göndermesi şeklindeki eyleminin sözleşmesinin yenilenmemesine dayanakalınması, niteliği ve ağırlığı bakımından güdülen meşru amaçla orantısızdır.Öte yandan başvurucunun on dört adet takdir ve ödül belgesinin bulunduğu, sicilortalamasının çok iyi olduğu,sadece bir uyarı cezasının mevcut olduğu ancak kendisinden daha kötü sicilesahip olanların sözleşmelerinin yenilendiğinin yargı kararlarına yansıdığı dadikkate alındığında idarenin takdir yetkisini objektif ve ölçülü bir şekildekullanmadığı söylenebilir. Ayrıca söz konusu idari işlemin başvurucunun meslekihayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyleekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkisi bulunduğu hususunungözetilmediği görülmektedir. Tüm bu nedenlerle sınırlandırma ile ulaşılabilecekgenel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasındaadil bir dengenin sağlanmadığı, başvurucunun özel hayatına ve haberleşmehürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 20. ve 22.maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
46. Başvurucu;eşitlikilkesi, adil yargılanma hakkı, mülkiyet hakkı ve çalışma hakkının da ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca başvurucu ek dilekçe ile Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) TSK içindekiyapılanmasını vurgulayarak bu örgütün kumpası sonucu TSK'dan tasfiye edildiğiniileri sürmüştür. Ancak başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşmehürriyetinin ihlal edildiği sonucuna varıldığından anılan iddiaların ayrıcadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50.Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilenihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
48. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucunavarıldığında ihlalin ortadan nasıl kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir.
49. Mehmet Doğankararında özetle; uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57-58).
50. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre; Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdirderece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiğidoğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmaklayükümlüdür (Mehmet Doğan, § 59).
51. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecek şekilde yeniden (veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin, idari işlem veya eylemin kendisinden ya da (derece mahkemesinceyapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de) derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan doğrudanmümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
52. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesine ve lehine 70.000 TLtazminata karar verilmesini talep etmiştir.
53. Somut başvuruda ulaşılan ihlal sonucunun AYİM tarafındanverilen ret kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
54. Bu durumda başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkınayönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derecemahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir kararverilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılamayapılmak üzere ilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55. Öte yandan başvurucu tarafından tazminat talebindebulunulmuş olmakla birlikte, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesinin ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının vehaberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılıKanun ile getirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyleAskeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) altbendi gereğince- YETKİLİ İDARİ YARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, AskeriYüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesinin E.2013/1076, K.2014/954 sayılıdosyasıyla ilgilidir.),
D. Yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili yargımerciine gönderilmesine karar verilmesi nedeniyle başvurucunun tazminattalebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE29/11/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.