TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
RİZGİN BİRLİK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19320)
Karar Tarihi: 9/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucu
:
Rizgin BİRLİK
Vekili
:
Av. Nazan BİRLİK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, güvenlik güçlerince gözaltına alındığı iddia edilenbir kişinin zorla kaybedilmesi olayı hakkındaki ceza soruşturmasının etkisizyürütülmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerine ve başvuruya konu soruşturmayıyürüten Silopi Cumhuriyet Başsavcılığından (Cumhuriyet Başsavcılığı) teminedilen soruşturma evrakına göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucunun çiftçilik ve ticaretle uğraşan babası H.B.akrabası M.B. ile birlikte 7/11/1996 tarihinde iddiaya göre ticari işleri içinKuzey Irak'a geçmek üzere Habur Sınır Kapısı'nda ticari taksi içindebeklemekteyken pasaport kontrolü yapacağını söyleyen sivil giyimli iki şahıstarafından araçları durdurulmuş, Taksi Şoförü Ö.Ö. araçtan indirilmiş,başvurucunun babası ile yanındaki akrabası sınır kapısı içindeki jandarmakarakoluna götürülmüş ve H.B.den haber alınamamıştır.
7. Başvurucuların iddiasına göre çıkış işlemlerini tamamlayıpson çıkış noktasında beklemekte iken babasını götüren iki şahıs daha sonrataksiyi şoföre iade etmiş, Şoför Ö.Ö. Kuzey Irak'a geçip döndükten sonra aynıakşam olayı başvurucu ve ailesine anlatmıştır.
8. Bunun üzerine başvurucu ve H.B.ninkardeşi A.B. 8/11/1996 tarihli dilekçelerle H.B.ninKuzey Irak'a çıkış noktasında güvenlik güçlerince yakalandığını, hayatındanendişe ettiklerini ve H.B. hakkında bilgilendirilmek istediklerini CumhuriyetBaşsavcılığına iletmiştir.
9. Diğer yandan başvurucunun kardeşi E.B., Silopi TugayKomutanlığına hitaben yazdığı 9/11/1996 tarihli dilekçeyle, babası H.B.nin dayısı M.B. ile sınır kapısında pasaportişlemlerini tamamlarken askerî noktadaki sivil kıyafetli güvenlikgörevlilerince gözaltına alınarak taksiyle Habur'da bulunan askerî birliğegötürüldüğünü, taksinin yaklaşık 20 dakika sonra şoföre iade edildiğini, aradanüç gün geçmesine rağmen yakınlarından bir haber alamadıklarını belirterekyakınlarının akıbeti hakkında bilgi verilmesini talep etmiştir.
10. Cumhuriyet Başsavcılığınca dilekçe üzerine başlatılan ve1996/1419 numaraya kaydedilen soruşturma kapsamında olayın tek tanığı olanTaksi Şoförü R.Ö. -başvuru formunda Ö.Ö. olarak belirtilmiştir- ile birlikteCumhuriyet savcısı tarafından olay yerine gidilmiştir. CumhuriyetBaşsavcılığınca 11/11/1996 tarihli Olay Yeri Keşif Tutanağı düzenlenmiş ve olayyerinin basit krokisi çizilmiştir.
11. Taksi Şoförü R.Ö.nün keşifsırasında alınan beyanı şöyledir:
"...Ben Silopi ilçesinde Taksicilikyaparım, Bana ait ...özel arabamla K.Irak'a yolcugötürüp getiririm. ... Olay günü ben ve benim 2 Yolcum olan [H.B.] ve yanında [M.B.] olduğu halde saat 7.30 civarlarında Silopi'denayrıldık, ...Pasaportlarımızı aldıktan sonra, ...Son çıkış noktası olan 48Noktasına geldik, 48 noktasında şuan gördüğünüz gibi Gümrük Muhafaza memurlarıve Askerler o günde bugünkü gibi araçların geçişlerini kontrol ediyordu, ...Benve benimle birlikte bulunan yolcular belirtiğim noktaya 20-25 metre yaklaştığımsırada bizi 2 şahıs durdurdu, Bu şahısların üzerinden birinin üzerinde Takımelbise vardı, Kravatlı olup olmadığını bilmiyorum, ayrıca gözlüklü, elindetelsiz vardı, silahının olup olmadığını görmedim. ...Diğer şahsın ise Montlu,(Siyah), belinde silah vardı, ...Ben bu şahıslarıgörsemtanıyıp tanıyamayacağımı bilmiyorum ...Şahıslar bizi indirdiler,pasaportlarımıza sırayla baktılar, bana bunlar kalacaklar, sen gideceksindediler bende hiçbir şey söylemeden arabama binip karşı tarafa geçtim, Karşıtaraftan yolcu getirdim, dönüşte akrabalarına bildirdim..."
12. Cumhuriyet savcısı 48. noktada olay saatinde görev yapan tümpersonelin kimlik tespitinin yapılması ve ifadelerinin alınması için HaburEmniyet Amirliği (Emniyet Amirliği) görevlilerine talimat verdikten sonra keşfisonlandırmıştır.
13. Emniyet Amirliği tarafından Cumhuriyet Başsavcılığınasunulan 9/11/1996 tarihli, H.B. ve M.B.ningiriş-çıkış kayıtlarına dair raporda; her ikisinin 7/11/1996 tarihinde sınırkapısından çıkış yaptıklarına dair kaydın bulunduğu, sonraki bir tarihte girişyaptıklarına dair bir kaydın ise mevcut olmadığı belirtilmiştir.
14. Sonrasında Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/11/1996 tarihlimüzekkereyle Silopi Emniyet Müdürlüğünden (Emniyet Müdürlüğü) olay günü kaybolaniki şahsın yanında bulunan M.E. isimli şahsın sıkı ve gizli biçimde aranarakifadesinin alınması için Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi talepedilmiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/12/1996 tarihli müzekkereyleEmniyet Amirliğinden M.E. isimli şahsın giriş veya çıkışı sırasında serbestbırakılmayarak Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmesi talep edilmiştir.
16. Emniyet Müdürlüğünce 20/12/1996 tarihinde, M.E. isimli şahsatüm aramalara rağmen ulaşılamadığı, şahsın Cizreli olup Irak'a gıda maddesiihraç ettiğinin tespit edildiği Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiştir.
17. Cumhuriyet Başsavcılığınca Cizre Cumhuriyet Başsavcılığınayazılan 9/1/1997 tarihli talimatla M.E. isimli şahsın araştırılarak bulunmasıhâlinde başvurucunun babasının zorla kaybedilmesi olayınaveolayın faillerine dair beyanının alınması talep edilmiştir.
18. Cizre Emniyet Müdürlüğüne talebin iletilmesi üzerine7/2/1997 tarihli yazı ile şahsın adresinin tespit edilemediği bildirilmiştir.
19. Bu tarihten 13/3/1997 tarihine kadarki süreçte CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından M.E. isimli şahsın bulunduğu yerin tespiti ve beyanınınalınmasına yönelik diğer Cumhuriyet başsavcılıklarıyla yazışmalar yapılmış,şahsın adresinin tespiti ve beyanının alınması mümkün olmamıştır.
20. Cumhuriyet Başsavcılığı 1/5/1997 tarihli görevsizlikkararıyla mağdurların ticari taksiyle Habur 2. Jandarma Sınır BölükKomutanlığına götürüldüğü iddiasına ilişkin olarak şüphelilerin asker olmasınedeniyle dosyanın Diyarbakır 2. Taktik Hava Kuvvet Komutanlığı AskerîSavcılığına (Askerî Savcılık) gönderilmesine karar vermiştir.
21. Askerî Savcılık 7/6/2000 tarihli görevsizlik kararıylamağdurların Hizbullah terör örgütü mensuplarınca kaçırılmış olabileceğideğerlendirilmekle dosyanın Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
22. DGM Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma 2000/1331 dosyanumarasına kaydedilmiştir.
23. DGM Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu busoruşturma devam ederken kamuoyunda Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturmasıolarak bilinen ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde ile görevli)tarafından yürütülen 2008/1756 sayılı soruşturma kapsamında bazı gizlitanıkların ifadesine başvurulmuştur.
24. Dinlenen gizli tanık ifadeleri başta olmak üzere olaylailgili olarak medyada çıkan haberler sonrasında, kaybolan şahısların yakınlarıve bazı baro başkanları ile çok sayıda avukat tarafından yapılan müracaatlarüzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kayıp şahıslarla ilgili olarak 2008yılında 2008/3151 soruşturma numarasıyla yeni bir soruşturma başlatılmıştır.
25. Başvurucu vekili tarafından 26/1/2009 tarihli dilekçeylebaşvurucunun babasının zorla kaybedilmesine dair olayın Askerî Savcılığagönderilmesinden sonra ne soruşturma dosyası ne de olayla ilgili bir bilgialamadıkları belirtilerek Cumhuriyet Başsavcılığından, Ergenekon silahlı terörörgütü soruşturması kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde meydana gelenfaili meçhul ve gözaltında kaybolan kişilerin birçoğunun Silopi yakınlarındakikuyulara atılmış olduğu yönünde ortaya atılan iddialar kapsamında başvurucununbabasının da cesedine ulaşılabilmesi ihtimaline binaen Silopi Botaş Tesisleri civarındaki kuyular ile KimsesizlerMezarlığı'nın açılması, buralardan çıkacak cesetlere DNA testi yapılmasıtalebinde bulunulmuştur.
26. Yine başvurucu vekili tarafından 22/4/2009 tarihlidilekçeyle, 19/4/2009 tarihinde bir gazetede olay tarihinde sınır kapısındagörev yapan "Brüsk"kod adlı Y.B. ileyapılan röportajda bu şahsınbaşvurucunun babasını sınır kapısından aldığını ve o dönem Silopi'de görevyapan ve hâlen Ergenekon silahlı terör örgütü soruşturması kapsamında tutukluolarak yargılanan Emekli Albay L.G.ye teslim ettiğini anlattığı CumhuriyetBaşsavcılığına iletilmiş, söz konusu röportaj dilekçe ekine eklenmiş vebabasının kaybolması olayı hakkında Emekli Albay L.G.ninbeyanının alınması için talimat yazılması talebinde bulunulmuştur.
27. Cumhuriyet Başsavcılığı 23/6/2009 tarihinde işlendiği iddiaedilen suçları soruşturmakla yetkili başsavcılığın Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli) olduğu gerekçesiyle 2008/3151Soruşturma sayılı dosyayı anılan Başsavcılığa göndermiştir.
28. Cumhuriyet Başsavcılığının 2008 yılında başlattığı veDiyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) gönderdiği budosyadan bağımsız olarak, gizli tanığın ifadelerinde yer alan faili meçhul veyakayıp şahıslar hakkında yukarıda (bkz. § 23) bahsedilen Ergenekon Silahlı TerörÖrgütü soruşturmasından da suçların işlendiği yerlerle ilgili soruşturma yapmayetkisinin Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) aitolması nedeniyle 29/9/2009 tarihinde ayırma kararı verilmiş ve ayrılan2009/1951 sayılı soruşturma dosyası 7/12/2009 tarihli yetkisizlik kararı ileDiyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli)gönderilmiştir.
29. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ilegörevli) Silopi ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından gönderilenher iki dosyayı 2009/3584 sayılı soruşturma dosyası üzerinden soruşturmayadevam etmiştir.
30. Bu sırada Askerî Savcılık tarafından başvurucunun babasınınzorla kaybedilmesi olayına ilişkin olan ve görevsizlik kararıyla gönderilen2000/1331 numaralı soruşturma dosyası da (bkz. § 21) Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığının 15/2/2013 tarihli kararıyla, aralarında başvurucunun babasınailişkin olayın da bulunduğu 1990'lı yıllarda Silopi ilçesinde işlenen çoksayıdaki faili meçhul olayla ilgili olarak Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığınca (TMK 10. madde ile görevli) yürütülen soruşturma bulunduğugerekçesiyle 2009/3584 sayılı soruşturmayla birleştirilmiştir.
31. Soruşturmanın devam ettiği süre içinde özel yetkilimahkemelerin 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yapılandeğişiklikle kaldırılması nedeniyle Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10.madde ile görevli) tarafından 20/3/2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerekdosya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir.
32. Bu karar üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından anılanbölgede yaşandığı iddia edilen zorla kaybedilme veya infaz edilmelere ilişkinolarak 2014/980 sayılı dosya üzerinden soruşturmaya devam edilmiştir. Anılansoruşturma dosyası haricinde başvurucunun yakınlarının zorla kaybedilme iddiasıile ilgili olarak müstakilen bir soruşturmayürütüldüğüne dair belgeye rastlanmadığı gibi başvurucunun da bu hususta birveri sunmadığı görülmüştür.
33. Silopi çevresinde kaybolduğu iddia edilen kişilerin tamamınayönelik olarak yürütülen soruşturma kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından yaptırılan 9-13/3/2009 ve 19/3/2009 tarihli kazılarda bulunan kemikve diğer materyaller üzerinde Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesince yapılanincelemede ele geçirilen kemik parçalarının büyükbaş hayvana ait olduğuanlaşılmıştır. Şikâyet dilekçeleri ile gizli tanık ifadelerinde geçen, BOTAŞtesisleri olarak belirtilen yerlerde gerçekleştirilen diğer kazılarda ise iddiaedilen hususlara dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
34. Diğer yandan başvurucu vekilinin talep ettiği (bkz. § 26),Emekli Albay L.G.nin başvurucunun babasının zorlakaybedilmesi olayına dair ifadesinin alındığı yönünde dosya kapsamında herhangibir bilgi ya da belgeye ulaşılamamıştır.
35. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2014/980 sayılısoruşturma dosyasında, 22/6/2015 tarihinde başvurucunun babasının da aralarındabulunduğu on altı mağdura ilişkin olarak 1994-2009 yılları arasında Silopi'degerçekleşen olaylar için ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...kaybolmalanya da öldürülmeleri ile her hangi bir ilgilerinin olduğunun tespit edilemediği,her ne kadar bir kısım gizli tanıklar dolaylı da olsa şüphelilerin maktullerinkaybolmaları ya da öldürülmeleri ile ilgilerinin bulunduğunu beyan etmişlersede bu hususta somut herhangi bir delilin bulunmadığı, gizli tanık beyanlarınaitibar etmek içinse beyanları destekleyecek nitelikte somut delillerinbulunması gerektiği, bu nedenle de şüphelilerin atılı suçu işlediklerine dairsomut, kesin ve inandırıcı herhangi bir delilin bulunması sebebiyle..."
36. Başvurucunun anılan karara yapmış oldukları itiraz -gizlitanık ifadelerinin hukuksal geçerliliği de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi(AİHM) kararları çerçevesinde değerlendirilerek- Cizre Sulh Ceza Hâkimliğinin2/11/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
37. Ret kararı başvurucuya 12/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucu 10/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
38. Konuyla ilgili ulusal ve uluslararası hukuk AnayasaMahkemesinin Alya Demir ve Mehmet Demir(B. No: 2015/7584, 7/2/2019, §§ 30-43) başvurusu hakkında verdiği kararda yeralmaktadır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu; babasının güvenlik güçleri tarafından zorlakaybedildiğini, bu tarihten beri babasından haber alamadığını, aradan geçenuzun zamanın babasının öldürüldüğünün delili olduğunu ve bu olay hakkındaetkili bir soruşturma yürütülmediğini, ifadesinin alınmasını talep ettikleriemekli albay hakkında hiçbir işlem yapılmadığını belirterek Anayasa'nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Uygulanabilirlik Yönünden
41. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"Herkes, yaşama...hakkına sahiptir."
42. Anayasa'nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
43. Bir olayda yaşam hakkına ilişkin ilkelerin uygulanabilmesiiçin gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümün gerçekleşmesidir.Bununla birlikte başvurucuya karşı gerçekleştirilen eylemin niteliği ve failinamacı gibi somut olayın koşulları dikkate alınarak ölüm olayınıngerçekleşmediği bazı durumların da yaşam hakkı çerçevesinde incelenebilmesimümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:2013/2030, 26/6/2014, § 20).
44. Anayasa Mahkemesi Hasibe Meşe (B. No: 2015/7748, 7/2/2019, §§ 57-61) ve Alya Demir ve Mehmet Demir (aynı karardabkz. §§ 46-50) başvurularında zorla kaybedilme olayına dair ihlal iddialarınında Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamındaincelenebileceğini belirtmiştir. Somut başvuruda H.B.ninyakınları ve olayın tanığı, H.B.nin zorlakaybedildiği ve olay tarihinden beri kendisinden haber alınamadığını ifadeetmiştir. Bu durumda Anayasa Mahkemesi somut olayın koşullarında H.B.nin kaybolması ile ilgili başvurunun Anayasa'nın 17.maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna varmıştır.
2. İncelemenin KapsamıYönünden
45. Başvurucu, babasının güvenlik güçleri tarafından zorlakaybedilmesi olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğini ilerisürmektedir. Bu nedenle başvurucunun şikâyetlerinin yaşam hakkının etkilisoruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
3. Kabul EdilebilirlikYönünden
46. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak"Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
" Herkes,yaşama... hakkına sahiptir."
47. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gereklişartları hazırlamaya çalışmaktır.”
48. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişiaçısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölenkişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucu, zorla kaybedildiği ileri sürülen kişininoğludur. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyeti yönünden bir eksiklikbulunmamaktadır.
49. Bununla birlikte başvurunun diğer kabul edilebilirlikkriterleri bakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
51. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
52. Yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gereken bir olayla ilgilisoruşturmanın etkili olup olmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlaksurette gerekli olmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmamasışartıyla ilgili kamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi,bireysel başvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygunolacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
53. Başvurucunun yetkili makamlara müracaat etmesine rağmendoğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılansoruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsabaşvurucudan soruşturmanın sonucunu beklemesini istemek makul olmayacaktır.Böyle bir durumda başvurucu, gerekli özeni göstermeli ve şikâyetini çok uzunsüre geçmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zira soruşturmanın etkililiğinisağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâlde anılan ihlal iddiaları yönündenbaşvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucu,etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardığı veya varması gerektiğiandan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarakbaşvurucunun etkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmasıgerektiği her başvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve SadatAzizoğlu, B. No: 2014/15732,24/1/2018, § 87; Sultani Acar, B.No: 2014/16344, 22/3/2018, § 84).
54. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvurucudan başvuru yollarını tüketmeden bireyselbaşvuruda bulunması da beklenmemelidir. Ancak bu hâlde dahi soruşturmanın dahasonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucu, durumun farkına vardığı veya varmasıgerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve SadatAzizoğlu, § 88; Sultani Acar, §85).
55. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya farkedilmesi gerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıpzamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesininbeklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zamangerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâlegetirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif vepozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşamhakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamayakarar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit ediptazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ilesorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması vegerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları içinyeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerininönlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;Sultani Acar, § 86).
56. Somut olayda olayla ilgili şikâyet dilekçesinin iletilmesiüzerine ivedilikle soruşturma başlatılmış, olay yerinde Cumhuriyet savcısıtarafından keşif işlemi gerçekleştirilmiş, olayın tanığının beyanı alınmış,olay yerinin basit krokisi çizilmiştir.
57. Sonraki süreçte Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanbaşvurucunun babasının güvenlik güçleri tarafından götürüldüğü sırada aynıticari takside bulunduğu tespit edilen M.E. isimli şahsın adresinin tespitineve beyanının alınmasına yönelik olarak muhtelif yazışmalar yapılmış fakat birsonuca ulaşılamamıştır (bkz. §§ 14-19).
58. Genel itibarıyla soruşturma dosyasının görevsizlikkararlarıyla ilgili savcılıklara gönderilmesiyle geçen süre sonrasında İstanbulCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir başka soruşturma sırasında ortayaçıkan yeni deliller ve iddialar üzerine başvurucunun babasının da aralarındabulunduğu mağdurlara ilişkin olarak 2008 yılında yeni bir soruşturmabaşlatılmış ve başvurucunun babasının zorla kaybedilmesine dair soruşturma dadosya içeriğinden tespit edilebildiği kadarıyla bu yeni başlatılan kapsamlısoruşturmaya dâhil edilerek yürütülmeye devam edilmiştir.
59. Sonrasında ortaya çıkan yeni iddialar nedeniyle başvurucuvekili tarafından 26/1/2009 tarihli dilekçeyle soruşturma dosyasından uzunzamandır herhangi bir bilgi alınamadığı belirtilerek başvurucunun babasınıncesedinin bulunmasına yönelik bazı kazı ve DNA incelemesi işlemleriningerçekleştirilmesi Cumhuriyet Başsavcılığından talep edilmiştir (bkz. § 25).Yine başvurucu vekili 22/4/2009 tarihli dilekçeyle, başvurucunun babasınınzorla kaybedilmesi olayına ilişkin beyanlarda bulunan bir şahsın gazete röportajındabaşvurucunun babasını sınır kapısından kendisinin alarak Emekli Albay L.G.yeteslim ettiğini ifade ettiğini bildirerek albayın olaya dair beyanın alınmasınıCumhuriyet Başsavcılığından talep etmiştir (bkz. § 26).
60. Yukarıda değinilen 26/1/2009 tarihli dilekçeden deanlaşıldığı üzere soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünün farkında olduğunu açıkçaifade eden başvurucunun bireysel başvuru yapmak için soruşturmanınsonuçlanmasını beklemesi gerekmediğinden başvurucunun 10/12/2015 tarihindeyaptığı başvurunun süresinde olup olmadığının tespit edilebilmesi içinöncelikle 26/1/2009 ve 22/4/2009 tarihli dilekçelerden sonra soruşturmanınilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbirin alınıp alınmadığının vesoruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici gelişmelerin ve gerçekçivarsayımların bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
61. Değinildiği üzere başvurucunun babasının da aralarındabulunduğu mağdurların bulunmasına yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından 9-13/3/2009 ve 19/3/2009 tarihlerinde çeşitli kazılar yaptırılmışolsa da bu kazılardan bir netice alınamamıştır (bkz. § 33). Diğer yandanbaşvurucu vekilinin Emekli Albay L.G.nin başvurucununbabasının zorla kaybedilmesine dair ifadesinin alınması talepli 22/4/2009tarihli dilekçesi üzerine başvurucunun başvuru formunda iddia ettiği üzerebaşvuru dosyasının incelenmesinden de Cumhuriyet Başsavcılığınca adı geçeninifadesinin alındığı yönünde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgeyeulaşılamamıştır.
62. Bu nedenlerle başvurucu vekilinin soruşturmanın etkisizyürütüldüğünün farkında olduğunu gösteren 26/1/2009 tarihli dilekçesinden veözellikle Anayasa Mahkemesinin zaman bakımında yetkisinin başladığı 23/9/2012tarihinden sonra başvurucunun etkisiz bir biçimde yürütülen soruşturmanın artıketkili yürütüleceğine, soruşturmada ilerleme sağlanacağına veya soruşturmanınilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınacağına dair haklı bir beklenti içinegirmesini gerektirecek herhangi bir umut verici gelişme yaşanmadığı,soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı herhangi bir tedbir alınmadığıdeğerlendirilmiştir.
63. Şikâyetini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanınetkisizliğiyle ilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektiği yönünde herhangibir iddiası bulunmayan başvurucunun etkisiz olduğu çok uzun bir zamandır açıkolan soruşturmanın sonuçlanmasını beklemesinin gerekmediğini ve bireyselbaşvuruların kabul edilmeye başlandığı 23/9/2012 tarihinden sonra başvuru yapmaimkânının bulunduğunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, zaman bakımındanyetkisinin başladığı tarihten makul kabul edilemeyecek bir süre sonra yapılanbaşvurunun süresinde yapılmış olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.
64. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/5/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.