TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSA DEMİRKAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6882)
Karar Tarihi: 28/5/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
İsa DEMİRKAYA
Vekili
:
Av. Kamer BEYAZTAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 2007 yılındakatıldığı Kamu Personeli Seçme Sınavı (KPSS) sonuç belgesindeki bilgi vepuanların yeniden değerlendirilmesi yolunda yaptığı başvurunun reddine ilişkinişlemin iptali istemiyle açtığı davanın makul sürede sonuçlandırılmadığınıileri sürerek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/9/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 19/2/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 6/3/2014tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş,Adalet Bakanlığınca 1/4/2014 tarihli yazı ile benzer şikâyetlere ilişkinbaşvurularda sunulan görüşlere atıf yapılarak ayrıca görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, öğretmenkadrolarına yapılacak atamalar için 30/6/2007-1/7/2007 tarihleri arasındadüzenlenen KPSS’ye katılmıştır.
8. Sınav sonuç belgesine görekendisinin tahmini olarak hesapladığı puandan daha düşük bir puan alanbaşvurucu, 22/8/2007 tarihinde Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi’ne (ÖSYM)başvurarak sınav sonucunun yeniden değerlendirilmesi ve hatanın giderilmesitalebinde bulunmuştur.
9. Başvurucunun anılan talebi,herhangi bir hata olmadığı belirtilerek 11/9/2007 tarihli işlemlereddedilmiştir.
10. Başvurucunun söz konusuişlemin iptali istemiyle açtığı dava, Ankara 7. İdare Mahkemesinin 26/12/2008tarih ve E.2007/1296, K.2008/2322 sayılı kararıyla, “ÖSYM tarafından yapılan sınav değerlendirme işlemine esas davacınındoldurduğu sınav cevap kağıdında işaretlenen soru cevaplarında bir hatabulunmaması karşısında optik okuyucu ile yapılan değerlendirme sonucu tesisedilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı”gerekçesiyle reddedilmiştir.
11. Başvurucu tarafından temyizedilen karar, Danıştay 12. Dairesinin 25/4/2012 tarih ve E.2009/4835,K.2012/2599 sayılı kararıyla onanmış, karar düzeltme talebi de aynı Dairenin12/6/2013 tarih ve E.2012/9259, K.2013/5194 sayılı kararıyla reddedilmiştir.Karar, başvurucu vekiline 13/8/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
12. 3/5/2002 tarih ve 24744sayılı Resmi Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçinYapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca hazırlanan 2007Yılı KPSS Kılavuzu’nun 1.21 maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Sınav sonuçlarının incelenmesini isteyen adaylar, busonuçların internet yoluyla açıklanmasından itibaren en geç 30 gün içindeyazılı olarak ÖSYM’ye başvurabilirler. …”
13. Aynı Kılavuz’un 3.7.1maddesi şöyledir:
“Sınavda yer alan test kendi içinde değerlendirmeye tabitutulacaktır. Her testte, örneğin Genel Yetenekte, doğru cevap sayısındanyanlış cevap sayısının dörtte biri çıkarılarak ham puanlar bulunacak, bupuanların ortalama ve standart sapmaları kullanılarak standart puanlarhesaplanacaktır.”
14. 6/1/1982 tarih ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kapsam ve nitelik” kenar başlıklı 1. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri vevergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evraküzerinde yapılır.”
15. 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme”kenar başlıklı 14. maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:
“(3) Dilekçeler, Danıştayda dairebaşkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idareve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üyetarafından:
a) Görev ve yetki,
b) İdari merci tecavüzü,
c) Ehliyet,
d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken birişlem olup olmadığı,
e) Süre aşımı,
f) Husumet,
g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,
Yönlerinden sırasıyla incelenir.
(4) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum;görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecekdava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncüfıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacakişlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeşgün içinde sonuçlandırılır.”
16. 2577 sayılı Kanun’un “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı 16.maddesinin (1), (2) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Davadilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmadavacıya tebliğ olunur.
(2) Davacının ikincidilekçesi davalıya, davalının vereceği ikinci savunma da davacıya tebliğedilir. Buna karşı davacı cevap veremez. Ancak, davalının ikinci savunmasında,davacının cevaplandırmasını gerektiren hususlar bulunduğu, davanın görülmesisırasında anlaşılırsa, davacıya cevap vermesi için bir süre verilir.
(3) Taraflar,yapılacak tebliğlere karşı, tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde cevapverebilirler. Bu süre, ancak haklı sebeplerin bulunması halinde, taraflardanbirinin isteği üzerine görevli mahkeme kararı ile otuz günü geçmemek ve birdefaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. Sürenin geçmesinden sonra yapılanuzatma talepleri kabul edilmez.
…”
17. 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi”kenar başlıklı 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Danıştay, bölgeidare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlardabelirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için BaşkanlarKurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konuitibariyle tespit edilip Resmi Gazete'deilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmaksuretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilindebir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettiklerisıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”
18. 2577 sayılı Kanun’un “Tebliğ işleri ve ücretler”kenar başlıklı 60. maddesi şöyledir:
“Danıştay ile bölgeidare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, TebligatKanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretlerilgililer tarafından peşin olarak ödenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 28/5/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 11/9/2013 tarih ve 2013/6882numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, öğretmen olmaamacıyla katıldığı sınavdan sonra cevap anahtarına göre yaptığı kişiselhesaplaması ile ÖSYM tarafından gönderilen sınav sonucu arasında belirgin farkolduğunu, sınav sonucunun hatalı olduğunu, ancak hatanın düzeltilmesi amacıylaaçtığı davanın reddedildiğini, mesleğine daha erken başlayamadığı için maddi vemanevi zarara uğradığını ve davanın altı yıl gibi makul olmayan bir süredesonuçlandırıldığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti iletazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a) Yargılamanın Adil Olmadığı İddiası
21. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
22. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurularkapsamında değerlendirilen kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkinşikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
24. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti, hukuku ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfilik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurularaçıkça keyfilik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (B.No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
25. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, sınav sonrası açıklanan cevap anahtarına göre kendi hesapladığı puanile internet sitesinde açıklanan sonuç arasında belirgin bir fark olduğunu, buderece (16 soru) yanılamayacağı için sınav sonucunun hatalı olarak ilanedildiğinin kuşkusuz olduğunu, ancak açtığı davanın reddedilmesinin adilolmadığını ileri sürmüş, yargılamanın adilliğine ilişkin başka bir şikâyettebulunmamıştır İlk derece mahkemesi, ÖSYM tarafından yapılan sınav değerlendirmeişlemine esas davacının doldurduğu sınav cevap kâğıdında işaretlenen sorucevaplarında bir hata bulunmaması karşısında optik okuyucu ile yapılandeğerlendirme sonucu tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucunun iddialarının yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
26. Adil yargılanma hakkıbireylere dava sonucunda verilen kararının değil, yargılama sürecinin veusulünün adil olup olmadığını denetletme imkânı verir. Bu nedenle, bireyselbaşvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi içinbaşvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı gösterilmediğine, bu çerçevedeyargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendidelillerini ve iddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediğiveya kararın gerekçesiz olduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olanunsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe veyabariz takdir hatasına ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir.Somut olayda başvurucunun yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dairbir bilgi ya da belge sunmadığı, aksine yargılama sonucunda verilen kararıniçeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır (B.No:2013/2767, 2/10/2013, § 22).
27. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, derece mahkemesi kararının açık bir keyfilik veya bariz takdir hatasıda içermediği anlaşıldığından başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b) Davanın Makul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası
28. Başvurucunun yargılamanınuzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikâyetiçin diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bunedenle, başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
29. Başvurucu 26/10/2007tarihinde açmış olduğu davaya ilişkin yargılamanın makul süredesonuçlandırılmayarak Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
30. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamınada girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
31. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
32. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
33. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun veaçık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
34. Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
35. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 39).
36. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde gözardı edilemeyeceğinden, yargılamasüresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferidendeğerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).
37. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
38. Ancak belirtilenkriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyicideğildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı ayrı tespitiile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanıngecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 46).
39. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
40. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir Başvuruya konudavanın, başvurucunun, kamu hizmetine girme amacıyla girdiği sınavın idaretarafından hatalı değerlendirildiğinden bahisle yeniden değerlendirme yapılaraksınav sonucunun düzeltilmesi istemini konu alan bir uyuşmazlık olduğugörülmekle, bu sorunun çözümüne yönelik olan ve 2577 sayılı Kanun’da yer alanusul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğu açıktır.
41. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, bu tarih somut başvuru açısından 26/10/2007 tarihidir. Süreninbitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanınsona erme tarihidir. Somut başvuru açısından bu tarihin, karar düzeltmetalebinin Danıştay 12. Dairesince reddedildiği 12/6/2013 tarihi olduğuanlaşılmaktadır
42. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).
43. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinden, başvurucunun 2007 yılında katıldığı kamu personeliseçme sınav sonucunun kendi hesapladığı sonuçtan farklı olması nedeniyleyeniden değerlendirme yapılarak hatanın düzeltilmesi yolunda yaptığı başvurununreddi üzerine bu işlemin iptali istemiyle ÖSYM Başkanlığına karşı 26/10/2007tarihinde Ankara 7. İdare Mahkemesinde dava açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece31/10/2007 tarihinde dosyanın ilk incelemesinin yapıldığı, bu hususta her hangi bir sorun görülmeyerek dava dilekçesinin davalıidareye tebliğine karar verildiği ve 15/11/2007 tarihinde tebliğingerçekleştirildiği, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevapların süresine riayetedilerek 25/2/2008 tarihi itibarıyla dosyanın tekemmülünün sağlandığı ve26/12/2008 tarihinde ilk derece Mahkemesince dosyanın karara bağlandığıanlaşılmaktadır.
44. Başvurucu tarafından27/4/2009 tarihinde kararın temyiz edilmesi üzerine ilk derece Mahkemesincesüresinde temyiz ilk inceleme tutanağı düzenlenerek ve tekemmülü sağlanaraktemyiz incelemesi için 10/6/2009 tarihinde Danıştay’a gönderilen ve 15/6/2009tarihinde temyiz merciinde kayda alındığı anlaşılan dosyaya ilişkin olarakyaklaşık iki yıl on ay sonra 25/4/2012 tarihinde Danıştay 12. Dairesince onamakararı verilmiştir. Kararın 12/6/2012 tarihinde başvurucuya tebliği üzerinebaşvurucu tarafından yapılan karar düzeltme talebinin 25/7/2012 tarihindeMahkemece Danıştay Başkanlığına gönderildiği, 8/8/2012 tarihinde kayda alınandosya hakkında yaklaşık on ay sonra 12/6/2013 tarihinde Danıştay 12. Dairesincekarar düzeltme talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
45. Bu kararla birlikteneticelenen yargılama faaliyetinin toplam beş yıl yedi ay on altı gün sürdüğüanlaşılmaktadır.
46. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, ilk derece mahkemesince, taraflarca verilen dava ve temyizdilekçeleri üzerine 2577 sayılı Kanun’un 14. maddesinde öngörülen süreiçerisinde ilk inceleme tutanaklarının tanzim edildiği, cevap, cevaba cevap veikinci cevap aşamalarının sürelerine uygun şekilde tamamlandığı ve dosyanıntekemmülünün sağlandığı, diğer taraftan, 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesindeöngörülen düzenleyici sürenin dört ay kadar aşılarak tekemmül tarihindenitibaren yaklaşık on ay sonra dosyanın karara bağlandığı görülmekle birlikteyargılamanın bir yıl iki aylık bir sürede sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
47. Kanun yolu incelemesinde yeralan süreçlerin değerlendirilmesinde, kararın temyiz edilmesi üzerine, temyizmerciinde kayda alınma tarihi nazara alındığında yaklaşık iki yıl on ay sonraonama kararı verildiği, bu karara yapılan düzeltme talebinin de yaklaşık onayda sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır. Bu haliyle kanun yolu merciinde geçenyargılama süresinin, 2577 sayılı Kanun’un 20. maddesinde öngörülen, Danıştay,bölge idare, idare ve vergi mahkemelerindeki dosyaların, 2577 sayılı Kanun vediğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay içinBaşkanlar Kurulunca; diğer mahkemeler için Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulunca konu itibarıyla tespit edilip Resmî Gazete'deilan edilecek öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliştarihlerine göre inceleneceği ve tekemmül ettikleri sıra dâhilinde bir kararabağlanacağı, bunların dışında kalan dosyaların ise tekemmül ettikleri sırayagöre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılacağıhükmüne rağmen, uzun bir yargılama süresini kapsadığı anlaşılmaktadır.
48. Yargılama sürecininuzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler, yargılamanın süratlesonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesindenkaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden deileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlamayükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerinegetirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 44).
49. Bu kapsamda, yargısisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler sırasındaki aksamalar,hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir mahkemeden diğerinegönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler, yargıç ve personelsayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle yargılamada makul süreninaşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu gündeme gelmektedir (B.No: 2012/1198, 7/11/2013, § 55).
50. Başvuru konusu yargılamasüreci değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince dosyanın karara bağlanmasürecinde gecikme yaşandığı, kanun yolu incelemesinde de benzer şekilde kararınalınması noktasında aksamalar olduğu tespit edilmekle beraber, yukarıda yerverilen tespitler ışığında, özellikle yargı sisteminin yapısından kaynaklananiş yükü ve organizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılamasüresinin uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır.Ancak Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılamasisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlamayükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerinegetirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlu kıldığından, hukuk sisteminde varolan yapısal ve organizasyona ilişkin eksikliklerin yargılama faaliyetininmakul sürede gerçekleştirilmemesini izah edemeyeceği açıktır.
51. Başvurucunun tutumununyargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu tespit edilmemiştir.
52. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu uyuşmazlık, başvurucunun katıldığı KPSS sınavısonucunun hatalı olduğundan bahisle sınav kâğıdının yeniden değerlendirilmesitalebinin reddi işleminin iptali istemine ilişkin olup, Mahkeme kararında dabelirtildiği üzere keşif ve bilirkişi incelemesi ya da maddi gerçeğin ortayaçıkartılması için gerekli bilgi ve belgeleri temin etmek üzere ayrıca resenaraştırma yapılmasını gerektirmeyen ve davada yer alan kişi sayısı da minimumdüzeyde olan başvuruya konu yargılamanın karmaşık olmadığı açıktır. Öte yandanbaşvuruya konu sınav sonucunda alınan puanın bir mesleğe atanıp atanmamayıbelirlediği göz önüne alındığında davanın başvurucu açısından taşıdığı önem deyadsınamaz. Buna göre davaya bütün olarak bakıldığında beş yıl yedi ay on altıgünlük yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
53. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
54. Başvurucu, başvuruya konusınav sonucu neticesinde öğretmenlik mesleğine erken başlayamaması veyargılamanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle maruz kaldığızararların karşılığı olarak 50.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
55. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
56. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesininihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber tespit edilen ihlalle iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
57. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin beş yıl yedi ay on altı günlük yargılama süresi nazaraalındığında, başvurucunun yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyatakdiren 4.150,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
58. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönündeki iddiasının “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 4.150,00 TL MANEVİ TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 harç ve 1.500,00 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
28/5/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.