TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SADUN DOĞAN VE AGİT ALPASLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/68)
Karar Tarihi: 11/12/2014
R.G. Tarih-Sayı : 12/5/2015-29353
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucular
:
1- Sadun DOĞAN
2- Agit ALPASLAN
Vekilleri
:
Av. Ziya FIRAT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, uzun bir süreden beri tutuklu olduklarını,haklarındaki suç vasfının değişme ihtimalinin olduğunu, tutuklu bulunduklarısüre dikkate alındığında ölçülülük ilkesi gereği tutuklamanın sonlandırılmasıgerektiğini ve tutukluluk halinin devamına ilişkin kararların gerekçesiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36.maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş ve tahliye edilerek tazminatahükmedilmesini talep etmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, başvurucular tarafından 20/12/2012 tarihinde Gaziantep6. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Yapılan incelemede 2013/72 numaralı başvurunun konu bakımındanaynı nitelikte olması nedeniyle 2013/68 sayılı bu başvuru ile birleştirilmesineve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 9/1/2013 tarihindebaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bölüm, 12/2/2014 tarihinde yapılan toplantıda kabuledilebilirlik ve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına kararvermiştir.
6. Başvuru konusu olay ve olgular 12/2/2014 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 17/3/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 28/3/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığınıngörüşüne karşı beyanlarını 8/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucular, 5/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış olup,Gaziantep 5. Sulh Ceza Mahkemesinin 8/1/2010 tarih ve 2010/2 sorgu sayılıkararıyla “silahlı terör örgütüne üye olma”suçunu işlediği iddiasıyla tutuklanmıştır.
10. Derece Mahkemesi, başvurucuların tutukluluk durumunu 19/10/2010,27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılısuçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, tutuklu kalınan sürenin, verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olmasıgibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
11. Başvurucular, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarih veE.2010/128, K.2012/158 sayılı kararıyla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 62.ve 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu’nun 5. maddesi gereğince örgüte üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası vebaşvurucu Sadun Doğan’ın, ayrıca 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan 1 yıl 3ay hapis ve 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutuklulukhallerinin devamına karar verilmiştir.
12. Başvurucular Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012 tarihlitutukluluk halinin devamına ilişkin kararına itiraz etmiş, itiraz Adana 6. AğırCeza Mahkemesinin 7/11/2012 tarih ve 2012/895 Değişik İş sayılı kararıylareddedilmiştir. Ret kararı başvuruculara 20/12/2012 tarihinde tebliğedilmiştir.
13. Başvurucular 20/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
14. Başvurucuların derece mahkemesinin kararını temyizi üzerineYargıtay 9. Dairesinin 27/11/2013 tarih ve E.2013/9604, K.2013/14412 sayılıkararı ile anılan hüküm bozulmuştur.
15. Başvurucular hakkındaki dava derece mahkemesi önünde derdestolup, 21/3/2014 tarihinde başvurucular tahliye edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
16. 5237 sayılı Kanun’un 314. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 3713sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi ve 6136 sayılı Kanun’un 13.maddesi.
17. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“Tutuklama nedenleri
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununda yer alan;
…
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizincifıkralar hariç, madde 220),
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 20/12/2012 tarih ve 2013/68 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
19. Başvurucular, uzun birsüredir tutuklu olduklarını, 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin EtkinleştirilmesiAmacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenenSuçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun’un geçici 1. maddesihükümleri uygulandığı takdirde haklarında isnat olunan suçun vasfının değişmeolasılığının olduğunu ve bu nedenle temyiz aşamasında beraat etme ihtimalininbulunduğunu, haklarındaki tutukluluk kararının orantısız olduğunu ve adlikontrol hükümlerinin uygulanması gerektiğini, tutukluluk halinin devamına dairkararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ve haklarında yürütülenyargılamanın adil olmadığını ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddesininihlal edildiğini iddia ederek tahliyelarine ve tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
20. Başvurucuların, uzun bir süredir tutuklu olduğuna vetutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yetersizolduğuna ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka birkabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun bu şikâyete ilişkinkısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
21. Başvurucular, uzun bir süredir tutuklu olduklarını vetutukluluğun devamına ilişkin mahkeme kararlarının gerekçelerinin yetersizolduğunu ileri sürmüştür.
22. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucuların, başvuru tarihiitibariyle “mahkûmiyet sonrası hürriyetindenmahrum bırakılmış kişi” statüsünde olduğunu, mahkûmiyet sonrasıhürriyetinden mahrum bırakılmasının hukuka aykırı olmadığını, tutuklulukhalinin devamına ilişkin itirazların incelenmesi aşamasında hukuk kurallarınınyorumlanması yetkisinin Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediğisürece ve hâkimin takdirinde açıkça keyfilik bulunmadıkça derece mahkemelerineait olduğunu belirtmiştir.
23. Başvurucular, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı, derecemahkemesince verilen kararın Yargıtayca bozulduğunu,dört yıldır tutuklu olduklarını, 21/3/2014 tarihinde tahliye edilmelerinekarşılık, bu tarihe kadar cezaevinde tutuklu kaldıklarını ve özgürlük hakkınınsomut olarak zedelendiğini belirtmişlerdir.
24. Başvurucuların iddialarının Anayasa’nın 19. maddesi kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir.
25. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanan kişilerin, makulsüre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbestbırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılamasüresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamakiçin bir güvenceye bağlanabilir.”
26. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul süredebitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır (B. No: 2012/1137,2/7/2013, § 60).
27. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı konusunun, genel birilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Bir sanığın tutuklu olarakbulundurulduğu sürenin makul olup olmadığı, her davanın kendi özelliklerinegöre değerlendirilmelidir. Anayasa’nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”şeklinde ifadesini bulan masumiyet karinesi, yargılama süresince kişininhürriyetinin esas, tutukluluğun ise istisna olmasını gerektirmektedir.Tutukluluğun devamı ancak masumiyet karinesine rağmen Anayasa’nın 19.maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkından dahaağır basan gerçek bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklı bulunabilir(B. No: 2013/9895, 2/1/2014, § 40).
28. Bir davada tutukluluğun belli bir süreyi aşmamasını sağlamak,öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla, yukarıda belirtilen kamuyararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafındanincelenmesi ve serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarında bu olgu veolayların ortaya konulması gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 62).
29. Tutuklama tedbirine kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetlibelirti bulunmasının yanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla başvurulabilir. Buşartların tutukluluk süresince devam ediyor olması, tutukluluğun devamınınhukuka uygunluğu ve meşruiyeti bakımından olmazsa olmaz bir koşuldur.Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamıiçin yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra, uzatmaya ilişkinkararlarda tutuklama nedenlerinin hâlâ devam ettiğinin gerekçeleriyle birliktegösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler “ilgili” ve “yeterli”görüldüğü takdirde, yargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği deincelenmelidir. Davanın karmaşıklığı, organize suçlara dair olup olmadığı veyasanık sayısı gibi faktörler sürecin işleyişinde gösterilen özenindeğerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm bu unsurların birliktedeğerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusunda bir sonucaulaşılabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 63).
30. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilipedilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbest bırakılma taleplerineilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişiler tarafındanyapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgeler çerçevesindekararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önüne alınmalıdır.Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönündekuvvetli belirti ve tutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devamettiği sürece ilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk halinin makul kabuledilmesi gerekir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, §§ 63-64).
31. Bir kişinin gerekçeden tamamen yoksun bir yargı kararıylatutuklanması ve tutukluluğun uzatılması kabul edilemez. Bununla berabertutukluluğu meşru kılan gerekçeler gösterilerek bir zanlı ya da sanığıntutuklanmasının keyfi olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak aşırı derecedekısa gerekçelerle ve hiçbir yasal hüküm gösterilmeden tutuklama kararı vermekya da tutukluluğu devam ettirmek bu çerçevede değerlendirilmemelidir (B. No:2013/9895, 2/1/2014, § 45). Ayrıca itiraz veya temyiz merciinin, itiraz veya temyizincelemesine konu mahkeme kararına ve bu karardaki gerekçelere katıldığıdurumlarda, buna ilişkin kararını ayrıntılı olarak gerekçelendirmemesi, kuralolarak, gerekçeli karar hakkına aykırılık teşkil etmez (B. No: 2013/9895,2/1/2014, § 46).
32. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı, başvurucunundaha önce yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı tarihtir. Ancak kişinin, tutuklu olarakyargılanmakta olduğu davada mahkumiyetine karar verilmiş ise mahkûmiyet tarihiitibarıyla da tutukluluk hali sona erer (B. No: 2012/237, 2/7/2013, §§ 66-67).
33. Tutukluluk süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önündeyargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişiyargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse, bukişinin hukuki durumu “bir suç isnadınabağlı olarak tutuklu” olmakapsamından çıkmakta ve tutmanın nedeni “ilkderece mahkemesince verilen hükme bağlı olarak tutma” halinedönüşmektedir. Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk süresinindeğerlendirmesinde göz önünde bulundurulamaz. Ancak bozma kararı sonrasındabireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derecemahkemesi önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınacaktır (B. No:2013/338, 2/7/2013, § 41).
34. Somut olayda başvurucular, 5/1/2010 tarihinde gözaltına alınmış,8/1/2010 tarihinde tutuklanmış, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/9/2012tarihli kararıyla hapis cezası ile cezalandırılmasına ve “… verilen sonuç ceza miktarı itibarıyla sanıklarınkaçma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamınakarar verilmiştir. İlk defa özgürlüğünden mahkeme kararıyla mahrum bırakıldığı5/1/2010 ile derece mahkemesince hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverildiği 28/9/2012 tarihleri arasında başvurucu “bir suç isnadına bağlı olarak” tutulmuştur.
35. Başvurucular, derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını temyizetmiştir. İlk derece mahkemesinin karar tarihi olan 28/9/2012 ile temyizincelemesi neticesinde Yargıtay tarafından bu kararın bozulduğu 27/11/2013arasında geçen sürede başvurucu, “ilk derecemahkemesince verilen hükme bağlı olarak” tutulmuştur. Başvurucunun, ilk derece mahkemesininmahkûmiyet kararı sonrasında tutulması, tutukluluk olarak nitelendirilemez.Temyiz aşamasında geçen süre, tutukluluk süresinin hesabında dikkatealınmamalıdır.
36. Yargıtayın bozma kararı sonrasında başvurucuların yargılanmasına derecemahkemesinde devam edilmiştir. Başvurucular hakkındaki dava AnayasaMahkemesinin bireysel başvuru incelemesi sırasında derece mahkemesi önündederdesttir. Yargıtay’ın 27/11/2013 tarihli bozma kararı ile Gaziantep 4. AğırCeza Mahkemesinin 21/3//2014 tarihinde verdiği tahliye kararı arasındabaşvurucular yeniden “bir suç isnadına bağlıolarak” tutulmuştur.
37. Buna göre başvurucular, özgürlüğünden mahrum bırakıldığı ilktarih olan 5/1/2010 ile Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesince 21/3//2014tarihinde verilen tahliye kararı arasında, Yargıtay’da temyiz aşamasında geçen1 yıl 1 ay 29 günlük süre çıkarıldıktan sonra, 3 yıl 17 gün bir suç isnadınabağlı olarak özgürlüğünden mahrum kalmışlardır.
38. Derece Mahkemesi, başvurucuların tutukluluk durumunu 19/10/2010,27/12/2010, 26/1/2011, 11/7/2012 ve 13/9/2013 tarihlerinde incelemiş ve atılısuçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamındaki deliller, kuvvetli suç şüphesininvarlığı, tutuklu kalınan sürenin verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olmasıgibi gerekçelerle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
39. Somut olayda başvurucular son olarak Adana 8. Ağır CezaMahkemesinin 28/9/2012 tarihli tutukluluk halinin devamına ilişkin kararınaitiraz etmiş, itirazı “…atılı suçun CMK 100ve devamı maddeleri kapsamında olması, verilen sonuç ceza miktarı ilesanıkların kaçma ihtimali bulunduğu” gerekçesiyle 6. Ağır CezaMahkemesinin 7/11/2012 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
40. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edilipedilmediğinin değerlendirmesinde esas olarak, serbest bırakılma taleplerineilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunan kişilertarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgelerçerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı göz önünealınmalıdır.
41. Somut olayda, Derece Mahkemelerince verilen tutukluluğa itirazve itirazın reddine dair kararların gerekçeleri incelendiğinde, bu gerekçelerintutukluluğun devamının hukuka uygunluğu ve tutulmanın meşruluğunu haklıgösterecek özen ve içerikte olmadığı ve aynı hususların tekrarı niteliğindeolduğu görülmektedir. Somut olaydaki tutukluluk halinin devamına ilişkin bugerekçelerin ilgili ve yeterli olduğu söylenemez. İlgili ve yeterli olmayangerekçelere dayanılarak başvurucuların özgürlüğünden mahrum bırakıldığı dikkatealındığında söz konusu tutukluluk süresi makul olarak değerlendirilemez.
42. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların “tutukluluğun makul süreyi aştığı” ve “tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündeki iddialarına ilişkinolarak Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 sayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
43. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esasinceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancakyerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
44. Başvuruda, Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
45. Başvurucular, uğradığı zarar karşılığında maddi ve manevitazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zararile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. AnayasaMahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddiaettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir.Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminattalebi reddedilmelidir.
46. Başvuruculara, özgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahalenedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevizararının varlığı ve somut olayın özelliklerini dikkate alarak takdiren net 3.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
47. Başvurucular tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 172,50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin her bir başvurucuyaayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden ibaret yargılamagiderinin ise başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
48. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
1. “Tutukluluğun makul süreyiaştığı” ve “tutukluluğun devamınailişkin kararların gerekçelerinin yeterli olmadığı” yönündekiiddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Diğer iddialarının KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
11/12/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.