TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞAFİ İÇİĞEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4319)
Karar Tarihi: 7/1/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Şafi İÇİĞEN
Vekili
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru; terör nedeniyle yaralanma, yol kesilerek hısımların öldürülmesi,kaçırılması, can ve mal güvenliği olmaması hususları dikkate alınmadan17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan ZararlarınKarşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvuruların reddedilmesinedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyet hakkının; ret işlemlerinekarşı açılan davalara ilişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması, makulsürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 28/3/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuruformu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurununKomisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3.İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
4.İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasın karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5.Başvuru dilekçeleri ile başvurulara konu yargılama dosyaları içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
6.Başvurucu; terör nedeniyle Ş.İ.nin yaralandığını, PKKtarafından Sason Yücebağ yolunun kesilmesi suretiylehısımlarının öldürüldüğünü veya kaçırıldığını, yerleşim yerinde can ve malgüvenliği olmadığını beyan etmiş ve bu özel durumundan kaynaklanan güvenlikkaygısı nedeniyle köyünü terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.
7.Başvurucu 3/7/2006 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına giren zararlarınınkarşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon)başvurmuştur.
8.Başvurucunun, başvuru kapsamında temin edilen 20/10/2010 tarihli inşaatbilirkişisi raporunda 22.288,80 TL; 20/10/2010 tarihli ziraat bilirkişisiraporunda ise 18.102 TL zararı olduğu tespit edilmiştir.
9.31/12/2010 tarihli ve 2010/1-921 sayılı Komisyon kararında, dosyada yer alanbilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Yücebağ köyümevkiinde ikamet etmekte iken terör olayları sonucu oluşan zararın karşılanmasıtalebiyle yapılan başvuruda “…Bilirkişiheyetince hazırlanan raporda ve keşif tutanağında Yücebağınbelde olduğu Belediye seçimlerinin düzgün yapıldığı belde de yoğun bir nüfusunyaşadığından ödeme yapılmamasına ...” karar verilmiş olmasıgerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
10.Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhine Batman İdare Mahkemesindedava açılmıştır.
11.Batman İdare Mahkemesinin 24/2/2012 tarihli ve E.2011/4563, K.2012/1444 sayılıkararında “...1987-2000 yılları arasında Yücebağ Beldesinde GKK ve GÖKK görevlendirildiği vekoruculuk sisteminin bulunduğu, korucu aileleri haricinde köyde 105 haneninikamet ettiği, köy nüfusunun 1990 yılında 2031, 1997 yılında 1232, 2000 yılında2796 kişi olduğu,...1990-2000 yılları arasında muhtarlık seçimlerininyapıldığı, ancak evrakların imha edilmek üzere SEKA'ya gönderildiği,...Yücebağ Beldesi İlköğretim Okulu'nun 1993-1994 yıllarındagüvenlik sebebiyle kapalı olduğu, diğer yıllarda ilköğretim okulunun eğitim veöğretime açık olduğu,...Yücebağ Beldesinin (YıldızMahallesi) halkının bir kısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göçetmelerinden dolayı uğradıkları zararın, anılan köyün tamamen boşalmamış olmasıdiğer bir ifadeyle anılan köyde nesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması vedavacıya yönelik bir terör tehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığı...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
12.Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 31/1/2013 tarihli ve E.2012/7149, K.2013/754 sayılı ilamıyla hükmünonanmasına karar verilmiştir.
13.Karar düzeltme istemi aynı Dairenin 3/12/2013 tarihli ve E.2013/13141,K.2013/9776 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.
14.Ret kararının 18/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği ve 28/3/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmaktadır.
B. İlgili Hukuk
15.5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4.maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı EkiKarar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli veE.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K. 2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
16.5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyledeğişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“Yaralanma, engellihâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altıkatı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespitedilenlere dört katından yirmidört katı tutarınakadar,
c) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespitedilenlere yirmibeş katından kırksekizkatı tutarına kadar,
d) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespitedilenlere kırkdokuz katından yetmişikikatı tutarına kadar,
e) Ölenlerinmirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e)bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı TürkMedenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
17.Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18.Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığıdavanın reddedildiğini, yerleşim yerinin Belde merkezinden 3-4 km uzaklıkta PKKörgütü mensuplarının geçiş güzergâhında olması nedeniyle sık sık çatışmalarınmeydana geldiğini, bugün bile can ve mal güvenliğinin olmadığını, bu nedenlehiç kimsenin bu bölgede yaşamadığını, Yücebağbeldesine bağlı mezraların bir kısmının tamamen boşalmış olduğunun devletyetkililerince düzenlenen resmî belgelerde yer almasına rağmen Yücebağ beldesinin tamamen boşalan ya da boşaltılanbölgeler arasında mevcut olmadığı gerekçesine dayanılarak karar verilmesindehukuki isabet bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca yerleşim yerindeki sağlıkocağı ile okulun güvenlik nedeniyle kapatılması, dosyadaki zarar tespitineilişkin raporlar ve terör örgütü mensuplarınca köyde yol kesilmesi, çatışmayasebebiyet verilmesi, öldürme ve yaralama eylemlerinin gerçekleştirilmesi ileresmî tutanak kayıtlarında da belirtildiği gibi 1993 yılında terör örgütümensuplarınca köye roket ve uzun namlulu silahlarla saldırılması dikkatealınmadığını ifade etmiştir. Köye yapılan baskın sonucunda terör örgütü mensuplarıtarafından, başvurucu ve hısımlarının tarlalarının su ihtiyacında kullanılan sumotorunun bomba ile infilak ettirilmesi sonucu Ş.İ.ninyaralanmasına, başvurucu ve hısımlarına ait olan traktörün patlatılması ilemaddi hasara sebep olunmasına dair durumlar da dikkate alınmadan köyün tamamenboşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahsına yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmamasına dayanılarak tarafından sunulan belgelerdeğerlendirilmeksizin idare tarafından sunulan belgeler dikkate alınarak vesunulan bu belgeler kendisine tebliğ edilmemek suretiyle savunma yapma imkânıtanınmadan verilen kararın adil olmadığını belirtmiştir.
19.Başvurucu, kararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, kendisi tarafındansunulan belgeler dikkate alınmaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarakkarar veren Mahkemenin tarafsız olmadığını, aynı yerleşim yerinden önceki birtarihte başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönündekarar verdiği ve yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve incelemeyapılmayarak davasının reddine karar verildiğini ifade etmiştir. Bu nedenlemakul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen şahsına tazminat ödenmemesiyönünde karar alınarak ayrımcılığa maruz bırakıldığını, idarenin can ve malgüvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet hakkındanyoksun kaldığını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirmenedeniyle zararının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan birnedene dayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca talebinin reddedildiğini dilegetirmiştir. Ayrıca yaptığı başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş vemaddi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20.Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde başvurucu, 5233 sayılı Kanunkapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtıkları davaların reddedilmesinedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıpolay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde idarenin can ve malgüvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu maruz kaldığımülkiyet hakkından yoksun kalma durumu karşısında bir giderim sağlanmasıimkânının kendisine tanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesindetanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlaliddiası, hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesisonucu verilen karara bağlı olarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiasıyönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun diğer ihlal iddialarıaşağıdaki başlıklar altında incelenmiştir:
1. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21.Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı giderim taleplerinin mukimolduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancakaynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvuruda bulunanlar hakkındaKomisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bukararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarak davalarının reddinehükmedildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebep bulunmamasına rağmentazminat ödenmemesi yönünde kararlar alındığını belirterek Anayasa’nın 10.maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda,tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığıiddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarında, başvurucuların kendilerine hangi temele dayalıolarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadıkları gibibelirtilen iddialarını temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt dasunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 43-48; Cahit Tekin, B.No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
23.Somut başvuru açısından yapıldığı iddia edilenayrımcılığın hangi temele dayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı,belirtilen iddiaları temellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıtsunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
24.Açıklanan nedenlerle başvurucunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
a. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
25.Başvurucu, idare tarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgeleregöre karar veren Mahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmiştir.
26.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, benzer iddialar daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarındaki başvurulara konu yargılamalarda, hâkimin tarafsızlığına ilişkinkarineyi ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardanbirine yönelik ön yargılı ve taraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veyamenfaati, bu bağlamda kişisel bir taraflılığının söz konusu olduğunu ortayakoyan bir bulgu saptanmadığı anlaşılmadığından başvurucuların anılaniddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
27.Somut başvuru açısından hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadankaldıracak bir olgu ya da bulgu saptanmadığı gibi farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
28.Açıklanan nedenlerle başvurucunun tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
29.Başvurucu, kendisi tarafından sunulan bilgi, belge, deliller dikkatealınmaksızın sadece idare tarafından sunulan ve kendisine tebliğ edilmeyenbelgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemesi tarafından davasının reddine kararverildiğini belirtmiş; bu nedenle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
30.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında,başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıpkarşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesikararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir. Başvurucuların, temyizve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgeler ışığında yapılan tespitlerekarşı itiraz ve savunmalarını ileri sürme imkânlarının bulunduğu, başvuruculartarafından ibraz edilen delil ve beyan dilekçeleri kapsamında mahkemelerceidare ve başvurucular tarafından sunulan belgeler değerlendirilerekbaşvuruculara dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunmaolanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyaları kapsamından başvurucularınyargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrumbırakılmadığı anlaşılmakla başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar,§§ 74-76; Cahit Tekin, §§ 70-72).
31.Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerdebaşvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucuaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
32.Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliğiilkelerinin ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizinaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine ilişkin İddia
33.Başvurucu, Mahkeme kararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterligerekçeye yer verilmediğini iddia etmiştir.
34.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarının değerlendirilmesi hariçolmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediğiiddia edilen taleplerinin Derece Mahkemeleri kararlarında denetlenerekreddedildiği, bu nedenlerle başvuruların bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
35.Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucunun taleplerinin 5233 sayılıKanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği hususunda Derece Mahkemelerinceyerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamındadeğerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunuetkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 11-13),İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmaksuretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun, hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmamaktadır.
36.Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
37.Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü giderim taleplerinindeğerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makulsürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
38.5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari yargı makamlarınezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar dahaönce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tümkoşulları, karara bağlanan başvuru sayısı veyargılama sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkatealınarak uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine veözellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamdasekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makulsürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğinekarar verebilir.”
40. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında başvurucununKomisyona başvuru tarihi olan 3/7/2006 tarihi ile nihai karar tarihi olan3/12/2013 tarihli karar düzeltme tarihi arasında geçen 7 yıl 5 aylık süreçte uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamuotoritelerine ve özellikle yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmeninolduğu tespit edilemediğinden başvuru açısından farklı karar verilmesinigerektiren bir yön de bulunmadığından yargılamasüresinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul süreyi aştığınıileri sürdüğü yargılamanın uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
e. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine ilişkin İddia
42.Başvurucu; 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurunun ve açtığı davanın,tarlalarının su ihtiyacında kullandıkları su motorunun bomba ile infilakettirilmesi sonucu Ş.İ.nin yaralanmasına, başvurucuve hısımlarına ait olan traktörün patlatılmasına, Sason ilçesi Yücebağ yolunun kesilerek PKK tarafından hısımlarınınöldürülmesine veya kaçırılmasına dair özel durumları dikkate alınmaksızın mukimolduğu köyün tamamen boşaltılmamış olduğu şeklindeki nesnel ölçütten hareketleMahkemece reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlananhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
43.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
44.6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya daihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınınbireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
45.Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru“ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yola başvurulmadan önce kural olarakolağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
46.Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının uyması gereken birilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşıöncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır (Cemal Ay, B. No: 2013/8674, 16/10/2014, §29).
47. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa'da güvencealtına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangibirinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese, AnayasaMahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Anayasa'nın 148.maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)numaralı fıkrasında ise bireysel başvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasınındayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiğibelirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemeleriningidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar(Necati Gündüz, Recep Gündüz, B.No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20).
48.Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucuların temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idari mercilere vederece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmeleri, bu konuda sahip olduklarıbilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunmaları, aynı zamanda bu süreçtedava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmalarıgerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takipedilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
49.Başvurucu; tarlalarının su ihtiyacında kullanılan su motorunun bomba ileinfilak ettirilmesi sonucu Ş.İ.nin yaralandığını,başvurucu ve hısımlarına ait olan traktörün patlatıldığını, Sason ilçesi Yücebağ yolunun kesilerek PKK tarafından hısımlarınınöldürüldüğünü veya kaçırıldığını belirterek hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de söz konusu iddianın temyiz merciiönünde ileri sürülmesine engel bir durum ya da bu anlamda temyiz incelemesininetkisiz bir yol olduğuna yönelik somut bir veri ortaya konmadığından iddianınöncelikle temyiz mercii önünde ileri sürülmesi gerekmektedir. Ancak olaydaanılan iddiaların olağan kanun yolu olan temyiz merciinde ileri sürülmediğitespit edilmiştir.
50.Açıklanan nedenlerle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yolları, usulüne uygunolarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasınınbireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
51.Başvurucu ayrıca idarenin, can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünü yerinegetirmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
52.Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinin ihlaledildiğini ileri sürdüğü bölümde, 5233 sayılı Kanun kapsamında tanzim edilenbelgelerde maddi zararlarının mevcut olduğu iddia edilmiş fakat idari yargımakamlarının tazminat başvurularına ilişkin söz konusu düzenlemeleri dar vealeyhe yorumlayarak Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiği ilerisürülmüştür.
53.Başvurucu tarafından mülkiyet hakkının ihlal edildiği hususundaki iddialarınyargılamanın sonucuna dayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarakyukarıda yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun delillerini veiddialarını sunma fırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılmaimkânlarının ellerinden alındığına dair bir bulgu da saptanmadığı anlaşılansomut yargılama faaliyetlerinin Derece Mahkemelerince adil yargılanma hakkınıngereklerine uygun şekilde yerine getirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyethakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerekgörülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, § 43).
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B.1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6.Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C.12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin(2) numaralı fıkrası uyarınca başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA
7/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.