TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAFKAN AYDOĞDU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7498)
Karar Tarihi: 5/4/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Safkan AYDOĞDU
Vekili
:
Av. Behcet ORHAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hukuka aykırı olarak hürriyetten yoksun bırakılmayarağmen tazminat isteminin kabul edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının, davanın reddedilmesi sonucunda yüksek miktarda vekâletücretine hükmedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, 1998 doğumlu olup olay tarihi itibarıyla 14yaşındadır.
10. Batman Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize SuçlarlaMücadele (KOM) Şube Müdürlüğüne bağlı polisler 10/5/2012 tarihinde saat 14.10’da(diğer bazı kişilerle birlikte) cadde üzerinde bulunduğu tespit edilenbaşvurucunun yanına gitmiş ve başvurucunun bulunduğu yerin yakınında, esrar olduğudeğerlendirilen maddelerin bulunduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine başvurucu,saat 14.30 itibarıyla yakalanmıştır.
11. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 10/5/2012 tarihli yazılıtalimatıyla Batman (KOM) Şube Müdürlüğünden uyuşturucu madde kullanma suçundanhakkında yasal işlem yapılması için başvurucunun Çocuk Şube Müdürlüğüne teslimedilmesi istenmiştir.
12. Başvurucu, aynı gün saat 19.10’da Çocuk Şube Müdürlüğünceailesine teslim edilmiştir.
13. Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 13/12/2012 tarihliiddianamesiyle başvurucunun uyuşturucu madde ticareti yaptığından bahislecezalandırılması istemiyle Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır. Mahkeme E.2012/223 sayılı dosya üzerine görülen davada 8/1/2014tarihinde başvurucunun beraatına karar vermiş, hüküm 16/1/2014 tarihindekesinleşmiştir.
14. Başvurucu 20/2/2014 tarihli dava dilekçesi ile uyuşturucumadde ticareti yapma suçundan 10/5/2012 tarihinde yakalandığını, Savcılıktaifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldığını, isnat edilen suç ile ilgiliolarak yapılan yargılama sonunda beraat ettiğini belirterek yaşadığı acı veelem karşısında 1.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi talebiyle Batman 1. AğırCeza Mahkemesinde Hazine aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, tazminat talebini4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141. Maddesinin(1) numaralı fıkrasının (e) bendine dayandırmıştır.
15. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesineticesinde başvurucunun gözaltında ya da tutuklulukta geçirdiği sürenin olupolmadığının tespit edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda Batman 2. AğırCeza Mahkemesine yazı yazılmıştır. Anılan Mahkemece 4/3/2014 tarihli cevapyazısı ile başvurucunun E.2012/223 sayılı dosya nedeniyle gözaltında ve tutukluhâlde kalmadığı bildirilmiştir.
16. Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29/4/2014 tarihli kararıile başvurucunun “Söz konusu dava nedeniylehaksız hürriyetinden kısıtlanmadığının anlaşıldığı, kişi hakkında dava açılmasıhalinin CMK’nın 141. Maddesinde koruma tedbirinedeniyle tazminat talebi için öngörülen şartlar arasında bulunmadığı ve bunedenle davacının davası bakımından CMK’nın 141. Maddesindearanan şartların oluşmadığı” gerekçesiyle başvurucunun tazminattalebinin reddine karar verilmiştir. Mahkeme başvurucunun, davada kendisinivekille temsil eden davalı Hazineye 3.000 TL avukatlık ücreti ödemesine dekarar vermiştir.
17. Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiş ve hükmünmiktar bakımından kesin nitelikte olduğu kararda belirtilmiştir.
18. Başvurucu 26/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun Hükümleri
19. 5271 sayılı Kanun’un “Tazminatistemi” kenar başlıklı 141. Maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
“Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
…
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veyatutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
…
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler.”
20. 5271 sayılı Kanun’un “Yargılamagiderleri” kenar başlıklı 324. Maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Harçlar ve tarifesine göre ödenmesi gerekenavukatlık ücretleri ile soruşturma ve kovuşturma evrelerinde yargılamanınyürütülmesi amacıyla Devlet Hazinesinden yapılan her türlü harcamalar vetaraflarca yapılan ödemeler yargılama giderleridir.”
21. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Avukatlık ücreti” kenar başlıklı 164. Maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Avukatlık ücreti, avukatın hukukî yardımınınkarşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.”
22. 1136 sayılı Kanun’un “Avukatlıkücret tarifesinin hazırlanması” kenar başlıklı 168. Maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Avukatlık ücretinin takdirinde, hukukîyardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olantarife esas alınır.”
23. 1136 sayılı Kanun’un “Yargımercilerine karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin miktarı”kenar başlıklı 169. Maddesi şöyledir:
“Yargı mercilerince karşı tarafa yükletilecekavukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan az ve üçkatından fazla olamaz.”
24. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe KapsamındakiKamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesineİlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) “Davalardakitemsilin niteliği ve vekâlet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenarbaşlıklı 14. Maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli veidari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimiamirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri veavukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idarelerlehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava veişlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idarelerlehine vekâlet ücreti takdir edilir.”
2. Tarife Hükümleri
25. 28/12/2013 tarihli ve 28865 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren (karar tarihinde yürürlükte bulunan) AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi’nin “Ceza davalarında ücret” kenar başlıklı 13. Maddesinin (3)numaralı fıkrası şöyledir:
“CMK 141 ve devamı maddelerine göre tazminatiçin Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü kısmıgereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücretikinci kısmın ikinci bölümünün onuncu sıra numarasındaki ücretten az olamaz.”
26. Anılan tarifenin ikinci kısım ikinci bölüm onuncu sırasışöyledir:
“10. Ağır CezaMahkemelerinde takip edilen davalar için 3.000,00 TL”
3. Yargıtay Kararları
27. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/3/2007 tarihli veE.2007/8-2, K.2007/63 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
“…
Çözümü gereken uyuşmazlık, haksız tutuklamadandoğan tazminat istemlerinin kısmen kabul kısmen reddi halinde, kendisinivekille temsil ettiren davalı Hazine lehine, reddedilen kısım üzerinden dilekçeyazım ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.
… açılan maddi tazminat davalarında tazminatmiktarının hesaplanıp belirlenmesi, bunlardan yasal bir takımkesintilerin yapılması uzmanlığı gerektirdiğinden, maddi tazminat miktarlarınınçoğu kere uzman bilirkişi incelemesiyle saptanması gerekmektedir. Öte yandan,tazmini gereken manevi zarar da, haksız yakalama veyatutuklamaya maruz kalan kişilerin salt bu yüzden duydukları üzüntü ve acıyakarşılık olup, mahkemece bu zarar tayin ve takdir edilirken, hukukun genelprensiplerinden hareketle, davacının duyduğu acı ve üzüntünün derecesi, haksızolarak tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği süre, günün ekonomik koşulları,paranın satın alma gücü, davacının ekonomik ve sosyal durumu gözönünde bulundurulmaktadır. Bu durumda,gerek maddi gerekse manevi tazminat miktarlarının istem tarihinde davacıtarafından tam olarak bilinmesine olanak bulunmamaktadır. O nedenle, haksıztutuklamadan kaynaklanan tazminat davalarında, davalı lehine avukatlık ücretiödenebilmesi ancak ve sadece davanın tamamen reddi halinde mümkündür.
…”
28. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 30/12/2011 tarihli veE.2011/7516, K.2011/10596 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:
“Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun13.03.2007 gün ve 2-63 sayılı kararında açıklandığı üzere: haksız tutuklamadankaynaklanan tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalıhazine lehine vekâlet ücretinehükmolunacağından,davanın tamamen reddedilmesi karşısında davalı hazine lehine vekâlet ücretinehükmolunması gerektiği halde hükmolunmaması
Kanuna aykırı[dır.]”
B. Uluslararası Hukuk
1. Sözleşme Hükümleri
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Özgürlük ve güvenlik hakkı” kenarbaşlıklı 5. Maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“1. Herkesözgürlükve güvenlik hakkına sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanınöngördüğü usule uygun olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
…
c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmekiçin inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işlediktensonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerinvarlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması vetutulması;
…
5. Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalamaveya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir.”
30. Sözleşme’nin 6. Maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilibölümü şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir…”
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin İçtihadı
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme’nin 5.Maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makamveya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birininihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N.C./İtalya [BD], B. No: 24952/94,18/12/2002, § 49). Sözleşme’nin 5.maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralıfıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzerebaşvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasınauygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink / Hollanda,B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38).
32. AİHM’e göre bir müdahalenin telafiedilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı Mahkemenin sonradan zamanbakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/ Hırvatistan, B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79). AİHM, Korizno/Litvanya (B. No: 68163/01, 28/9/2006)kararında zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce başvurucunungözaltına alınmasının sona erdiğini belirterek Sözleşme’nin 5. Maddesinin (1)numaralı fıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin yanı sıra (5) numaralıfıkrasının ihlal edildiği iddiasını da incelememiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 5/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, yakalandıktan sonra yaklaşık beş saat boyuncaözgürlüğünden yoksun bırakıldığını, yargılandığı davada beraatına kararverildiğini, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilenkişinin hukuka uygun olarak yakalanmış da olsa 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesinin(1) numaralı fıkrasının (e) bendine göre tazminat hakkı olduğunu, bu durumdauygulanan koruma tedbirinin hukuka aykırı hâle gelmiş olacağının kabul edilmesigerektiğini belirterek Anayasa’nın 19. Maddesinin; ayrıca yakalama nedeniyleaçtığı tazminat davasının ilgili ceza dosyası getirtilip incelemeksizingözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin uygulanmadığından bahisle hukukidayanaktan yoksun bir şekilde reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 19. Maddesininson (dokuzuncu) fıkrasının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüşünde başvurucunun bir ihbar dolayısıyla kollukkuvvetlerinin suç işlediğinden şüphelenmesi üzerine yakalandığı ve ilkbelirlemelere göre suç işlediğinden şüphelenilmesi için inandırıcı nedenlerinbulunduğu, çocuk yaştaki başvurucunun kolluğun çocuk birimine getirilmesi,kimliğinin ve suçla ilgisinin bulunup bulunmadığının tespiti, ailesininçağrılması ve bir yakınına teslim edilmesi gibi işlemlerin yürütüldüğü 4 saat 40dakikalık zaman diliminin makul ve orantılı olduğu, bu itibarla tutulmayailişkin şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğu belirtilmiştir.
36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında hakkındagözaltı kararı olmaksızın 4 saat 40 dakika boyunca özgürlüğünden mahrumbırakıldığını; tazminat isteminin gözaltına değil, haksız yakalamaya yönelikolduğunu iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
37. Anayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi iledokuzuncu fıkrası şöyledir:
“… Hâkim kararı olmadan yakalama, ancaksuçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bununşartlarını kanun gösterir.
…
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,Devletçe ödenir.”
38. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin, Anayasa’nın kişihürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. Maddesi kapsamında incelenmesigerekir.
39. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1. Maddesinin (8)numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonrakesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvurularıinceler.”
40. Anılan hüküm gereğince Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisi 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhineyapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenlemekarşısında anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).
41. Somut olayda başvurucu, polis görevlilerince 10/5/2012 günüsaat 14.30’da yakalanmış ve aynı gün saat 19.10’da ailesine teslim edilmiştir.Bu itibarla başvurucunun yakalama suretiyle hürriyetinden yoksun bırakılmasınınAnayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuki olmadığına ilişkiniddiası, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi kapsamında değildir.
42. Başvurucu, ayrıca tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyleAnayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
43. Anayasa’nın 19. Maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikincive üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerinözgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır.Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarında kişihürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunan kişilere tanınan güvencelereilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
44. Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasında ise buesaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararlarıntazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifadeedilmiştir. Anılan fıkrada yer alan “bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişiler” tabiri ile maddenin diğer tüm fıkralarında belirtilen kurallara aykırıbir işleme tabi kılınmanın kişiye tazminat hakkı doğurduğu belirtilmiştir. Bunagöre maddenin ikinci veya üçüncü fıkralarında belirtilen durumlara aykırışekilde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulması ya da kişihürriyeti ve güvenliği hakkına müdahale edilen kimsenin maddenin dördüncü,beşinci, altıncı, yedinci ve sekizinci fıkralarındaki güvencelerdenyararlandırılmaması hâlinde uğranılan zararlar devlet tarafından ödenecektir.
45. Anayasa Mahkemesinin, Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncufıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edilip edilmediğinibelirleyebilmesi için öncelikle başvurucunun anılan maddenin diğer fıkralarındabelirtilen esaslar dışında bir işleme tabi tutulup tutulmadığını incelemesigerekmektedir. Yapılacak bu inceleme sonucunda başvurucunun Anayasa’nın 19. Maddesininilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabi tutulduğu ve bukapsamda uğradığı zararın devlet tarafından tazminat hukukunun genel prensiplerinegöre ödenmediği tespit edilirse Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncu fıkrasındagüvence altına alınan tazminat hakkının ihlali söz konusu olabilecektir (AİHM’in yaklaşımı için bkz. § 31).
46. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hürriyetinden yoksun bırakılmasınınAnayasa’nın 19. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukuka uygun olupolmadığını inceleyememektedir. Mahkemenin zaman bakımından yetkisinin dışındaolması nedeniyle hukukiliğini inceleyemediği bir hürriyetten yoksun bırakılmahâlini, dolayısıyla başvurucunun Anayasa’nın 19. Maddesinin dokuzuncufıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edildiği iddiasınıincelemesi de mümkün değildir. Anılan şikâyet bakımından da zaman bakımındanyetkisizlik söz konusudur (Aziz Yıldırım(4), B. No: 2014/4476, 16/4/2015, § 34).
47. Zira bireysel başvuruya konu müdahaleyi telafi etmeyiamaçlayan hukuk yollarının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihten sonra olumsuz biçimde sonuçlanması, müdahaleyi her zamanMahkemenin zaman bakımından yetkisi içine sokmaz. Bu bağlamda 5271 sayılı Kanun’un141. Maddesinde öngörülen tazminat yolunun Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvurularda zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten sonra tüketilmişolmasının bir önemi bulunmamaktadır (AİHM’inyaklaşımı için bkz. § 32).
48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının zaman bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
49. Başvurucu, açılan tazminat davasının reddedilmesi sonucualeyhine 3.000 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek bu durumunmahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdeki iddialarınailişkin olarak bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
51. Anayasa’nın 36. Maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
52. Başvurucunun aleyhine hükmedilen yüksek vekâlet ücretinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası, Anayasa’nın 36. Maddesininbirinci fıkrası kapsamında incelenecektir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
53. Anayasa’nın 148. Maddesinin üçüncü fıkrası ve 6216 sayılıKanun’un 45. Maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun incelenebilmesiiçin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvencealtına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme’ye ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
54. Diğer taraftan Sözleşme’nin 6. Maddesinde adil yargılanmayailişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklarınve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Dolayısıylabahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma hakkının ihlali iddiasınadayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında kalacağından bireyselbaşvuruya konu olamaz (Onurhan Solmaz, §§ 23, 24). Bu bağlamda birdavada vekâlet ücretine hükmedilmesine ilişkin uyuşmazlıklar “medeni hak veyükümlülükler” kapsamında Anayasa’nın 36. Ve Sözleşme’nin 6. Maddesinin korumaalanı içinde yer almaktadır.
55. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyeti açıkça dayanaktan yoksundeğildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenide bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı veHakkın Kapsamı
56. Anayasa’nın 36. Maddesinin biricifıkrasında, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
57. Anayasa’nın 36. Maddesine 2001 yılı değişiklikleriyle(3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 14. Maddesi ile) eklenen “adilyargılanma” ibaresine ilişkin gerekçede, taraf olduğumuz uluslararasısözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Bunlardan Sözleşme ile bunun uygulanmasınailişkin AİHM içtihadında yer alan adil yargılanma hakkı güvencelerinden birinimahkemeye erişim hakkı oluşturmaktadır.
58. Anayasa’nın 36. Maddesinde güvence altına alınan davayoluyla hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel hak niteliği taşımasınınötesinde, diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını vebunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Kişilere yargımercileri önünde dava hakkı tanınması adil bir yargılamanın ön koşulunuoluşturur (AYM, E.2010/41,K.2012/19, 9/2/2012).
59. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
60. Kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No: 2013/8896,23/2/2016, § 33).
61. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâletücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkınayönelik bir sınırlama oluşturur (Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 53).
62. Somut olayda başvurucunun hukuka aykırı olarak hürriyetindenyoksun bırakıldığından bahisle açtığı tazminat davasının reddedilmesi sonucundamahkeme, başvurucunun davalı Hazineye 3.000 TL vekâlet ücreti ödemesine kararvermiştir. Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik birmüdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
63. Anayasa’nın 13. Maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler … yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar … ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
64. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. Maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. Maddesininihlalini teşkil edecektir.
65. Bu sebeple sınırlamanın, Anayasa’nın 13. Maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanun tarafından öngörülme, meşru biramaca dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
66. Başvurucu tarafından açılan davanın reddedilmesi sonucubaşvurucunun vekille temsil olunan davalı Hazineye vekâlet ücreti ödemesineilişkin mahkeme kararının, 5271 sayılı Kanun’un 324., 1136 sayılı Kanun’un163., 168. Ve 169., 659 sayılı KHK’nın 14. Maddeleri ile kanunun verdiğiyetkiye dayanılarak çıkarılan ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi’ne dayandığı görülmektedir. Bukapsamda somut olayda başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahaleninkanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
(2) Meşru Amaç
67. Anayasa’nın 36. Maddesinde, hak arama özgürlüğü içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa’nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması mümkünolabilir (AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 10).
68. Anayasa’nın 141. Maddesinin son fıkrasında “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.” Denilmek suretiyle davalarınmakul bir süre içinde bitirilmesi gerekliliği açıkça ifade edilmiştir. Bu ilkegereğince devlet, yargılamaların gereksiz yere uzamasınıengelleyeceketkin tedbirler almak zorundadır. Bu bağlamda hukuk sisteminin, yargılamalarınmakul süre içinde bitirilmesini olanaklı kılacak şekilde düzenlenmesi gerekir.Haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakıldığı iddiasıyla Hazine aleyhinetazminat davası açan kişilerin, davanın reddedilmesi hâlinde yargılamagiderlerinden ve bu kapsamda Hazine aleyhine hükmedilen vekâlet ücretindensorumlu tutulmaları, gereksiz şekilde dava açılmasının, dolayısıylamahkemelerin iş yükünün artırılarak genel olarak yargılamaların uzamasınınönlenmesi bakımından meşru bir amaca sahiptir.
(3) Ölçülülük
69. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreyegirecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. Maddesinde ifade edilen “ölçülülükilkesi”dir. Bu ilke, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkate alınmasıgereken bir güvencedir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
70. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre ölçülülük, temel hak veözgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (FatihTaş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 92- 93). Bu noktadamahkemeye erişim hakkına yönelik müdahale teşkil eden eylemin meşru amacı ilebireye düşen fedakârlığın ağırlığının gözönündebulundurulması gerekmektedir. Müdahalenin nedenini oluşturan meşru amaç ilebireyin menfaati arasında adil bir denge bulunmalıdır.
71. Mahkemeye erişim hakkı bakımından gereksiz başvurularınönlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerin meşguledilmeksizin uyuşmazlıkların makul sürede bitirebilmesi amacıyla başvurucularabelli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamuotoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayıimkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi hâlindebaşvurucuya yüklenecek olan avukatlık ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, § 39).
72. Somut olayda başvurucu, uyuşturucu madde ticareti yapmasuçundan dolayı yakalandığını ve yargılama sonunda beraat ettiğini belirterek1.000 TL manevi tazminat istemiyle 5271 sayılı Kanun’un 141. Maddesinedayanarak aynı Kanun’un 142. Maddesi uyarınca görevli kılınan ağır cezamahkemesinde dava açmıştır. Davaya bakan Batman 1. Ağır Ceza Mahkemesi,başvurucunun haksız olarak hürriyetinin kısıtlanmadığını belirterek davayıreddetmiştir. Mahkeme davalı Hazinenin avukatla temsil edilmesi nedeniyleAvukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre hesapladığı3.000 TL maktu vekâlet ücretinin başvurucudan alınarak Hazineye verilmesinekarar vermiştir.
73. Başvurucunun haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakıldığıiddiasıyla Hazine aleyhine açtığı davanın reddedilmesi üzerine yargılamagiderlerinden sorumlu tutulması ve bu kapsamda vekille temsil edilen Hazineyevekâlet ücreti ödemekle yükümlü kılınması, yukarıda belirtildiği üzere gereksizşekilde dava açmak suretiyle mahkemelerin iş yükünün artırılarak yargılamalarınuzamasına sebebiyet verilmesinin önlenmesi meşru amacına dayanmaktadır.
74. Haksız olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaya ilişkintazminat davalarında yalnızca davanın tümüyle reddedilmesi hâlinde davacıaleyhine vekâlet ücretine hükmedileceği, davanın kısmen kabulü hâlinde isedavalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı yerleşikYargıtay içtihatlarında belirtilmiştir (bkz. §§ 27, 28). Buna göre davacınınvekâlet ücretinden sorumlu olup olmaması bakımından talep edilen tazminatmiktarının ya da tazminat talebinin mahkemece kabul edilen kısmının bir önemibulunmamaktadır.
75. Somut olayın koşulları bir bütün hâlindedeğerlendirildiğinde başvurucu, davanın reddedilmesi durumunda maktu vekâletücreti olan 3.000 TL’yi ödemek durumunda kalacağını öngörebilecek durumdadır.Başvurucunun dava açtığı sırada hürriyetinden yoksun kaldığı sürenin kısaolması nedeniyle talep ettiği tazminat miktarını düşük tuttuğu görülmeklebirlikte sorumlu tutulan vekâlet ücreti bakımından hürriyetinden yoksun kalınansürenin kısa ya da uzun olması, tazminat olarak talep edilen miktarın fazla yada az olması belirleyici değildir. Mahkemece davanın tümüyle reddedilmesinedeniyle başvurucu aleyhine 3.000 TL maktu vekâlet ücretine hükmedildiğianlaşılmaktadır. Bu itibarla anılan vekâlet ücretinin başvurucunun davaaçmasını imkânsız hale getirdiği ya da aşırı derece zorlaştırdığı söylenemez.Dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin ölçülüolduğu sonucuna varılmıştır.
76. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. Maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın zaman bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Adil yargılanma hakkıkapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkinolarak Anayasa’nın 36. Maddesinin birinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun339. Maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetineneden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMASINA OYBİRLİĞİYLE,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNEOYÇOKLUĞUYLA 5/4/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141.maddesine dayanarak yetkili Ağır Ceza mahkemesinde açtığı davanın reddidolayısıyla davalı Hazine’ye 3000 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda kalmasının,mahkemeye erişim hakkının ihlalini oluşturmadığı yolundaki Bölüm çoğunluğugörüşüne katılmamaktayım.
2. Vekâlet ücreti, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164.maddesine göre “… avukatın hukuki yardımınınkarşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder”.
3. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesine göre yapılacaktazminat istemi,tabi olduğuyargı mercii ve yargılama usulü itibariyle Ceza Hukuku disiplini içerisinde yeralmakta ise de, mahiyeti itibariyle bir ceza davası değildir.
4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre iddia vesavunma ile bağlı olmaksızın, resen inceleme esasına göre yargılaması yapılıphükme bağlanan tazminat istemlerinde, davalı taraf olan Hazine’nin avukatınınrolü esasen kısıtlı olup, ağır ceza davalarında çoğu kez tutuklu işlerdegereken cezaevi ziyaretleri, kimi dosyalarda yüzlerce sayfa tanık beyanlarının,bilirkişi raporlarınındeğerlendirilmesi, dilekçelerhazırlanması, kanun yollarına başvurulması gibi mutadolan yoğun ve meşakkatli mesailere ihtiyaç bulunmamaktadır.
5. Nitekim başvurucunun talep ettiği 1000 TL dava konusu, sulhhukuk mahkemesinde görülecek bir davanın konusu olsa vekâlet ücreti aynı asgariücret tarifesine göre 750 TL; asliye mahkemesinde 1500 TL olacaktır.
6. Başvuru konusu olayda başvurucu, uyuşturucu madde ticaretiyapmak suçundan dolayı yakalanan ve yaklaşık 5 saat özgürlüğünden mahrumbırakıldıktan sonra ailesine geri verilen oğlunun Ağır Ceza Mahkemesindeyapılan yargılama sonucunda beraat ettiğini belirterek tazminat istemindebulunmuş, tazminat davasına bakan Ağır Ceza Mahkemesi de bir müzekkere yazmaksuretiyle olayı tahkik ettikten sonra CMK 141. maddesinde belirtilen şartlarınoluşmadığına karar vererek davayı reddetmiştir. Dava bir celsede sonuçlanmış vekarar, duruşmada taraflara tefhim edilmiştir.
7. Bu haliyle, basit yargılama usulüne tabi bir hukuk davasındanfarksız olan tazminat davasında Hazine avukatının üstlendiği vekâlet görevininreel anlamda ağır ceza avukatlığı niteliğinde olduğundan söz edilemez. Budurumda, diğer yargı mercilerinde uygulanan avukatlık ücretine oranla en yüksekderecede belirlenmiş olan ağır ceza mahkemelerindeki asgari avukatlık ücretininbu olayda uygulanması, tarifenin amacına aykırıdır.
8. Kaldı ki, Hazine avukatının mesaisinden ve davanınkarmaşıklığından bağımsız olarak, Hazine lehine hükmedilen vekâlet ücreti,Hazine avukatının kendisine de ödenmemekte; 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılıGenel bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname esasları gereğinceidare lehine hükmedilerek belli esaslara göre taksim olunmaktadır.
9. Bu niteliğiyle olayda hükmedilen 3000 TL vekâlet ücretinin,avukatın hukuki yardımının karşılığı olan vekâlet ücretinden ziyade, davacınınHAZİNEYE ÖDEDİĞİ BİR PARA CEZASI şekline dönüştüğü açıktır.
10. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi(AYM) içtihatlarında adil yargılanma hakkının, mahkemeye erişim hakkını dakapsadığında tereddüt bulunmamaktadır. AYM, dava sonucundaki başarıya göretaraflara vekâlet ücreti yüklenmesinin, mahkemeye erişim hakkı yönündendeğerlendirmesini yaptığı Özkan Şenkararında (2012/791) şunları belirtmiştir:
“53. Dava sonucundaki başarıya dayalı olaraktaraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeyeerişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşrugörülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengeningözetilmiş olması gerekir. Başvuru konusu olayda dava açıldıktan sonra2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile idarenintaraf olduğu davaların, idarenin bünyesinde görev yapan kadrolu hukukmüşavirleri ve avukatlar tarafından takibi öngörülmüş olup, davanın reddihalinde idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır.Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylecemahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul süredebitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Buyükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisiiçindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya daaşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisöylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olanvekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38 - 39).
54. Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığımahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerindenhesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimaliveya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarınıengelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Buçerçevede, davanın özel koşullarıçerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişimhakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.”
11. Oğlu uyuşturucu madde ticareti suçundan şüphelenilerekyakalanan ve beş saat kadar tutulan başvurucunun, açılan davanın da beraatle sonuçlanması karşısında, makul düzeyde (1000 TL)tazminat talebiyle açtığı davanın“gereksiz veya mahkemeleri fuzuli yere meşgul edecek”bir başvuru olarak adlandırılamayacağı açıktır. Ancak kanunla belirlenmiş olanvekâlet ücreti, bu konuda somut olaya ve hakkaniyete uygun bir başka miktarınuygulanmasına imkan vermemektedir.
12. Bu nedenle başvurucunun talebinin reddedilmesi sonucundaHazine’ye 3000 TL vekâlet ücreti ödemek zorunda kalması, ağır cezamahkemelerindeki vekâlet ücretinin avukatlık asgari ücret tarifesinde nispetenyüksek oranlarda tespitinin amaçlarına, somut olaya ve hakkaniyete aykırı birdurum yaratmıştır. Davalı tarafın kendini savunmasına yönelik herhangi birhukuki yardımın karşılığı olarak nitelenemeyecek, adeta para cezasıniteliğindeki 3000 TL vekâlet ücretinin, mahkemeye başvurarak hak aramayı aşırıbiçimde zorlaştırıcı, ölçüsüz bir yaptırım olduğu görülmektedir.
13. Açıklanan nedenlerle başvurucunun mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğine karar vermek gerektiği düşüncesiyle, Bölüm çoğunluğunakatılmıyorum.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT