TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞAHABETTİN İLYAS YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5636)
Karar Tarihi: 8/9/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat AZAKLI
Başvurucu
:
Şahabettin İlyas YILMAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu,Serik Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayetüzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, karara yaptığı itirazıngerekçesiz şekilde reddedildiğini, 9/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye HukukMahkemesinde açtığı tazminat davasının da reddine karar verildiğini,yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 29/7/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölümtarafından 4/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurukonusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 7/1/2014 tarihli görüş yazısına, başvurucusüresi içinde karşı beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuruformu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilenilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, 9/2/2007 tarihinde Y.D. ve yirmi davalıaleyhine Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı dosyasında açtığıdavada, davalıların Serik Noterliğince düzenlenen vekaletnameye istinaden SerikTapu Müdürlüğü nezdinde on dokuz parça gayrimenkul alım satım işiniyapacaklarını, taşınmazların karşılığı olarak 1.923.000,00 TL’yi davalılaraödediğini, bir kısım taşınmazların satın alındığını, ancak kalan taşınmazlaralınmadığı gibi paranın da iade edilmediğini, davalıların vekaletnameyi kötüyekullandıklarını, toplam 1.769.996,50 TL’nin iade edilmesi gerektiğini ilerisürmüş, fazlaya dair haklarını saklı tutarak 100.000,00. TL’nin tahsilini talepetmiştir.
8. Başvurucu, 16/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye HukukMahkemesinde N.Y. ve Ş.Y. aleyhine açtığı davada, adına taşınmaz alınması içingönderdiği para ile alınan taşınmazların başka şahıs adına tapuya tesciledildiğini, vekaletin kötüye kullanıldığını, mal kaçırmak kastı ile muvazaalıişlem yapıldığını ileri sürerek, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarınıniptalini talep etmiş, Mahkemece, 18/12/2008 tarih ve E.2007/102, K.2008/725sayılı kararla davanın Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı davadosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
9. Başvurucu, 16/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye HukukMahkemesinde V.K. ve İ.Ö. aleyhine açtığı davada, adına taşınmaz alınması içingönderdiği para ile alınan taşınmazların başka şahıs adına tapuya tesciledildiğini, vekaletin kötüye kullanıldığını, mal kaçırmak kastı ile muvazaalıişlem yapıldığını ileri sürerek, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarınıniptalini talep etmiş, Mahkemece, 18/12/2008 tarih ve E.2007/103, K.2008/726sayılı kararla davanın Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı davadosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
10. Başvurucu, 16/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye HukukMahkemesinde M.Ö., N.Y. ve Y.Ö. aleyhine açtığı davada, adına taşınmaz alınmasıiçin gönderdiği para ile alınan taşınmazların başka şahıs adına tapuya tesciledildiğini, vekaletin kötüye kullanıldığını, mal kaçırmak kastı ile muvazaalıişlem yapıldığını ileri sürerek, bir kısım taşınmazların tapu kayıtlarınıniptalini talep etmiş, Mahkemece, 18/12/2008 tarih ve E.2007/104, K.2008/727sayılı kararla Serik 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2007/87 sayılı dava dosyasıile birleştirilmesine karar verilmiştir.
11. Mahkemece, 25/12/2012 tarih ve E.2007/87, K.2012/544sayılı kararla; “Davacı tarafından bir kısımdavalılara havale edilen paraların havale edildiğinin davalılar tarafındankabul edildiği, ancak bir alacak karşılığı olarak havale edildiğinin beyanedildiği, dosyada bulunan havale makbuzlarında gönderilen paraların ne içingönderildiği konusunda kayıt/meşruhat düşülmediği anlaşılmıştır. Davalılar buşekilde gerekçeli/vasıflı ikrarda bulunmaktadırlar. Bunun yanında havalenin birborcun ödenmesi amacıyla yapıldığı hususunda yasal bir karine bulunduğu, bukarinenin tersini ileri sürenin bu iddiasını ispat ile yükümlü olduğu göz önünealındığında; davacının, davalıların vasıflı ikrarları, yani havaleyi kabulederek alacaklarına karşılık aldıkları ikrarı karşısında, davacının herhangibir kayıt içermeyen havalelerini davalılar tarafından kendisine gayrimenkulalınması için yapıldığını kesin delille ispat zorunluluğu olup, davacı buiddiasını ispat edememiştir. Dava konusu edilen taşınmazlar yönünden de bahsigeçen havalelerin niteliği ispatlanamadığından ve tapuya güven ilkesibulunduğu” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
12. Kararın başvurucu tarafından temyizi üzerine, Yargıtay13. Hukuk Dairesinin 5/12/2013 tarih ve E.2013/24218, K.2013/30311 sayılıilamıyla; asıl ve birleşen davalarda hangi gerekçe ile hangi hükmünkurulduğunun açıklanmadığı gerekçesiyle diğer yönlerden incelenmeksizin hükmünbozulmasına karar verilmiştir.
13. Yargıtay bozma kararı tebliğ aşamasında olup, davadosyası henüz Mahkemenin esasına kaydedilmemiştir.
14. Öte yandan başvurucu, 12/2/2007 tarihinde H.Ö. ve dörtarkadaşı hakkında Serik Cumhuriyet Başsavcılığına şikayettebulunarak, adına taşınmaz alınması için şüphelilere para gönderdiğini,şüphelilerin gönderilen paralar ile kendi adlarına taşınmaz aldıklarını ilerisürerek, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarındancezalandırılmalarını talep etmiştir.
15. Serik Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine SerikSulh Ceza Mahkemesince 12/2/2007 tarih ve 2007/90 Müteferrik İş sayılıkararıyla; başvurucunun şikayet dilekçesindebildirdiği taşınmazların tapu kaydına el konulma şerhi düşülmüştür.
16. Anılan karara şüphelilerin itirazı üzerine Serik SulhCeza Mahkemesinin 3/4/2007 tarih ve 2007/192 Müteferrik İş sayılı kararıyla;suçun işlendiği konusunda yeterli şüphenin bulunmadığı ve olayın hukuki ihtilafniteliğinde olduğu gerekçesiyle taşınmazlara el konulma işlemininkaldırılmasına karar verilmiştir.
17. Anılan karar itiraz edilmeksizin kesinleşmiştir.
18. Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca 26/9/2007 tarih ve2007/479 Soruşturma numarası ile müşteki ile şüpheliler arasındaki fiillerinhukuki çekişmeden ibaret olduğu gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yerolmadığına karar verilmiştir.
19. Başvurucunun karara itirazı üzerine Alanya 1. Ağır CezaMahkemesinin 14/12/2007 tarih ve 2007/542 Değişik İş sayılı kararı ile itirazınreddine karar verilmiştir.
20. Başvurucunun, 22/2/2012 tarihli dilekçesi ile şüphelilerhakkında, yeni delil çıktığı iddiasıyla şikayettebulunması üzerine, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/5/2012 tarih ve 2012/476Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun belirttiği hususların yeni delilmahiyetinde olmadığı gerekçesiyle talebin reddine kesin olarak kararverilmiştir.
21. Başvurucu, 8/2/2013 tarihinde H.Ö. ve altı arkadaşıhakkında Serik Cumhuriyet Başsavcılığına şikayettebulunarak, adına taşınmaz alınması için şüphelilere para gönderdiğini,şüphelilerin gönderilen paralar ile kendi adlarına taşınmaz aldıklarını ilerisürerek güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarındancezalandırılmalarını talep etmiştir.
22. Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca 25/4/2013 tarih ve2013/584 Soruşturma numarası ile müştekinin şikayetlerinin daha öncesoruşturması yürütülen şikayetlerden farklı olmadığı, müştekinin daha öncekesinleşmiş savcılık ve mahkeme kararlarına karşı mütemadiyen itirazda bulunduğuve şikayetçi olduğu, yeniden soruşturma şartının gerçekleşmediği gerekçesiylekovuşturmaya yer olmadığına, karara Alanya Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itirazedilebileceğine, itirazın reddi halinde itirazdan kaynaklanan giderleri ödemeyemahkum edileceğine karar verilmiştir.
23. Karara itiraz üzerine, Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesince8/7/2013 tarih ve 2013/651 Değişik İş sayılı kararı ile kovuşturmaya yerolmadığına dair verilen karardaki gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunmaklaitirazın reddine, itiraz ile ilgili yapılan davetiye ve posta giderlerininitiraz edenden alınmasına kesin olarak karar verilmiştir.
24. Karar, 29/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
25. Başvurucu, 29/7/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
26. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi, 22/4/1926 tarih ve 818 sayılı mülgaBorçlar Kanunu’nun 18., 410., 411., 457., 458. ve 459. maddeleri.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 8/9/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 29/7/2013 tarih ve 2013/5636 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, adına arsa alacakları düşüncesiyle N.Y., A.B.,M.Ö. ve V.K.’ya toplam 1.770.000,00 TL havaleyapıldığını, ayrıca taşınmaz alımı için vekaletname verildiğini, anılanşahısların taşınmazları kendi adlarına alarak tapuya tescil ettirdiklerini,sonrasında da başka kişilere satış yaptıklarını, havale edilen paranın da iadeedilmediğini, 12/2/2007 tarihinde anılan şahıslar aleyhine suç duyurusundabulunduğunu, 26/9/2007 tarihinde Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca kovuşturmayayer olmadığına karar verildiğini, anılan şahısların örgütlü olarak bu işlerigerçekleştirdiklerini ve kendisini dolandırdıklarını, 12/2/2007 tarihinde SerikSulh Ceza Mahkemesince taşınmazlar üzerine el konulma işlemi gerçekleştirildiğihalde 3/4/2007 tarihinde hukuki olmayan gerekçelerle kaldırıldığını, bu nedenlede mağduriyet yaşadığını, 9/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindealacak davası açtığını, bu davanın 25/12/2012 tarihinde reddedildiğini,Mahkemece tanık dinlenilmesine karar verildiği halde dinlenen tanıklarınbeyanlarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, davanın makul süreiçinde sonuçlandırılmadığını, 22/2/2012 tarihinde Serik CumhuriyetBaşsavcılığına yeniden suç duyurusunda bulunarak üç yeni tanıkla iki yenişüphelinin ifadelerinin Savcılık tarafından alınmasını istediğini, buna rağmenSerik Cumhuriyet Başsavcılığınca Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilendosyada Mahkemece 31/5/2012 tarihinde doğru olmayan gerekçe ile ret kararıverildiğini, 4/2/2013 tarihinde yaptığı şikayette Y.Ö.’nün19/3/2007 tarihli savcılık ifadesinde emlak işi yapmadığını bildirmesinerağmen, vekaleten sattığı taşınmaza ilişkin olarak 15/10/2012 tarihindealeyhine dava açıldığını, bunun yeni delil olduğunu, 2/12/2012 tarihlidilekçesinde belirttiği tanıkların ve şüphelilerin ifadelerine başvurulmadığınıileri sürerek, yeni delil ortaya çıktığı iddiasıyla suç duyurusundabulunduğunu, Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca hiçbir araştırma yapılmaksızınkovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, itiraz halinde masraflarınalınacağı yönünde de hüküm kurulduğunu, karara yaptığı itirazın Alanya 1. AğırCeza Mahkemesince 8/7/2013 tarihinde gerekçesiz şekilde reddedildiğini, SerikCumhuriyet Başsavcılığı ve Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevlerini gereğigibi yapmadıklarını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Ceza Soruşturmasının Sonucu İtibarıyla Adil YargılanmaHakkının İhlali İddiası
29. Başvurucu, adına arsa alacakları düşüncesiyle paraverdiği kişiler aleyhine güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarındansuç duyurusunda bulunduğunu, 26/9/2007 tarihinde Serik CumhuriyetBaşsavcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, 4/2/2013tarihinde yaptığı şikayette Y.Ö.’nün 19/3/2007tarihli savcılık ifadesinde emlak işi yapmadığını bildirmesine rağmen,vekaleten sattığı taşınmaza ilişkin olarak 15/10/2012 tarihinde aleyhine davaaçıldığını, bunun yeni delil olduğunu, 2/12/2012 tarihli dilekçesindebelirttiği tanıkların ve şüphelilerin ifadelerine başvurulmadığını ilerisürerek, yeni delil ortaya çıktığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunduğunu,Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca hiçbir araştırma yapılmaksızın kovuşturmayayer olmadığına karar verildiğini, karara yaptığı itirazın Alanya 1. Ağır CezaMahkemesince 8/7/2013 tarihinde gerekçesiz şekilde reddedildiğini, SerikCumhuriyet Başsavcılığı ve Alanya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevlerini gereğigibi yapmadıklarını belirterek, Anayasa'nın 36. maddesinde tanımlanan hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun şikâyetiüzerine Serik Cumhuriyet Başsavcılığınca tüm delillerin değerlendirilerekkovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, başvurucunun iddialarınınCumhuriyet Başsavcılığınca incelendiğini bildirmiştir.
31. Başvurucu karşı beyanında, Serik CumhuriyetBaşsavcılığınca yeterli ve etkin soruşturma yapılmadığını, itiraz merciininitirazı incelemeden karar verdiğini belirtmiştir.
32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. …"
33. 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nintaraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından,ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
34. Anılan Anayasa ve Kanun hükmüne göre, Anayasa Mahkemesineyapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücütarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veTürkiye'nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No. 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
35. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
36. Sözleşme'nin "Adilyargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir. …"
37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin, Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesindebelirlenmesi gerekir (B. No. 2012/13, 2/7/2013, § 38).
38. Sözleşme'nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin "medeni hak ve yükümlülükler ile ilgiliuyuşmazlıkların" ve bir "suçisnadının" esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğubelirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Bu ifadeden, hakarama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmekiçin başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığıntarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmişolması gerektiği anlaşılmaktadır (B. No. 2012/917, 16/4/2013, § 21).
39. Bir ceza davasında üçüncü kişilerin suçlanması veyacezalandırılmasını talep eden mağdur, suçtan zarar gören, şikâyetçi veyakatılan sıfatını haiz kişiler, adil yargılanma hakkının koruma alanı dışındakalmaktadır. Bu kuralın istisnaları, ceza davasında medenî hak talebine imkânveren bir sistemin benimsenmiş veya ceza davası sonucunda verilen kararın hukukdavası açısından etkili ya da bağlayıcı olması hâlleridir (B. No. 2013/1845,7/11/2013, § 37; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Perez/Fransa, B. No. 47287/99, 12/2/2004, § 70).
40. Başvuru konusu olayda, başvurucunun Serik CumhuriyetBaşsavcılığına güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçundan yaptığı şikayet üzerine en son 25/4/2013 tarihinde kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmiş, bu karara yapılan itiraz, Alanya 1. Ağır CezaMahkemesince 8/7/2013 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
41. Hukuk sistemimiz açısından, 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun yürürlüğe girmesi ile ceza muhakemesinde şahsi hak iddiasındabulunma imkânı ortadan kalkmış olup, başvurucunun ceza muhakemesi sürecindemedeni haklarını ileri sürme imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca somut olaydabaşvurucunun isteğinin üçüncü kişilerin cezalandırılmasıyla, verilenkovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkilerinin de ceza muhakemesi süreciile sınırlı olduğu ve başvurucunun iddiaları göz önünde bulundurulduğunda hukukyargılaması açısından bağlayıcı bir etkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
42. Açıklanan nedenlerle, Anayasa'nın 36. maddesine dayananihlal iddiasının konusunun, Anayasa'da güvence altına alınmış ve Sözleşmekapsamında yer alan temel hak ve özgürlüklerin koruma alanı dışında kaldığıanlaşılmakla, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin "konubakımından yetkisizlik" nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Serik Sulh CezaMahkemesi Kararı Yönünden Adil yargılanma Hakkının İhlali İddiası
43. 6216 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin (8) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonrakesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvurularıinceler.”
44. Anılan Kanun hükmü uyarınca Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012 tarihi olup, Mahkeme, ancak butarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireyselbaşvuruları inceleyebilir. Niteliği itibarıyla kamu düzenine ilişkin olan bubaşvuru şartını taşımayan bireysel başvuruların incelenebilmesi mümkündeğildir.
45. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi için kesinbir tarihin belirlenmesi ve Mahkemenin yetkisinin geriye yürür şekildeuygulanmaması hukuk güvenliği ilkesinin bir gereğidir (B. No: 2012/51,25/12/2012, § 18).
46. Başvuru konusu olayda, başvurucu, Serik Sulh CezaMahkemesince taşınmazlar üzerine konulan el koyma işleminin 3/4/2007 tarihinde hayaligerekçelerle kaldırıldığını, bu nedenle mağduriyet yaşadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
47. Başvurucu tarafından yapılan şikayet üzerine SerikCumhuriyet Başsavcılığının talebiyle Serik Sulh Ceza Mahkemesince 12/2/2007tarihinde başvurucunun bildirdiği taşınmazlara el konulmasına karar verilmiş,şüphelilerin itirazları üzerine Serik Sulh Ceza Mahkemesince 3/4/2007 tarihindeşüphelilere isnat edilen suçun işlendiği konusunda yeterli şüphenin bulunmadığıve olayın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle el konulma işlemininkaldırılmasına karar verilmiş, itiraz edilmeksizin 3/4/2007 tarihi itibarıylakarar kesinleşmiştir. Bu durumda başvuru, zaman bakımından Anayasa Mahkemesininyetkisi dışında kalmaktadır.
48. Açıklanan nedenlerle, başvuru konusu kararın 23/9/2012tarihinden önce kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının,diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Serik 2. Asliye Hukuk MahkemesindekiYargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı iddiası
49. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
50. 6216sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
51. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
52. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
53. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir (B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19). Buşekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takip edilmeyen temelhak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önündebireysel başvuru konusu yapılamaz.
54. Bireyselbaşvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialar AnayasaMahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayanyeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (B. No:2012/946, 26/3/2013, § 20).
55. Başvuru konusu olayda,başvurucu, adına arsa alacakları düşüncesiyle N.Y., A.B., M.Ö. ve V.K.’ya toplam 1.770.000,00 TL havale yapıldığını, ayrıcataşınmaz alımı için vekaletname verildiğini, anılan şahısların taşınmazlarıkendi adlarına alarak tapuya tescil ettirdiklerini, sonrasında da başkakişilere satış yaptıklarını, havale edilen paranın da iade edilmediğini,9/2/2007 tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davasının25/12/2012 tarihinde reddedildiğini, Mahkemece tanık dinlenilmesine kararverildiği halde dinlenen tanıkların beyanlarına neden itibar edilmediğininaçıklanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
56. Adalet Bakanlığı görüşyazısında, başvurucu tarafından Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davasonucunda verilen kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, dolayısıyla olağankanun yollarının tüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi gerektiğinibildirmiştir.
57. Başvurucu karşı beyanında,ihlal iddialarını tekrar etmiştir.
58. Başvurucunun, 9/2/2007tarihinde Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı alacak davası sonundaMahkemece 25/12/2012 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun temyiziüzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesince 5/12/2013 tarihinde hüküm bozulmuştur.Yargıtay kararının tebliğ süreci devam etmekte olup, dava dosyası henüzMahkemenin esasına kaydedilmemiştir.
59. Başvurucu her ne kadar delilleri değerlendirilmeden davanınreddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüşse de yargılamanın halen devam ettiği, dolayısıyla hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarının henüz tüketilmediği anlaşılmıştır.
60. Açıklanan nedenlerle, hukuk sisteminde düzenlenen başvuruyolları usulüne uygun olarak tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin“başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Serik 2. Asliye Hukuk MahkemesindekiYargılama Süresinin Makul Olmadığı İddiası
61. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
62. Başvurucu, Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığıalacak davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
63. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılama yapılmadığıiddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
64. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanbir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilenadil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkıda yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
65. Davanın karmaşıklığı, yargılamanınkaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindekitutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitindegöz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§41–45).
66. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu alacak davasında, 1086 sayılımülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
67. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 9/2/2007 tarihidir.
68. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anıbaşvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
69. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, başvurucu tarafından 9/2/2007 tarihinde Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesine açılan alacak davasında Mahkemece, yine başvurucutarafından açılan üç ayrı dava dosyası ile birleştirme kararı verilmiştir. Mahkemece,asıl ve birleşen davalarda toplam yirmi bir davalı aleyhine açılan davadayapılan yargılamada, tarafların delileri toplanmış, tanıkları dinlenmiş, keşifyapılarak bilirkişi raporu alınmış ve 25/12/2012 tarihinde davanın reddinekarar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesince5/12/2013 tarihinde hüküm bozulmuştur. Yargıtay kararının tebliğ süreci devametmekte olup, dava dosyası henüz Mahkemenin esasına kaydedilmemiştir.
70. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).
71. Başvuruya konu davadakitaraf sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerininniteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymaklabirlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, mülga 1086 sayılı Kanun ve 6100sayılı Kanun hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuruaçısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı veyaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
72. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
73. Başvurucu, etkin soruşturmayapılmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedeniyle 1.700.000,00TL maddi, 110.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
74. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
75. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin yaklaşık sekiz yıldır devam eden yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya4.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
76. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
77. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
78. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık sekiz yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanmahakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olanbir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Ceza soruşturmasının sonucu itibarıylaadil yargılanma hakkının ihlali iddiasının "konu bakımından yetkisizlik" nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. SerikSulh Ceza Mahkemesi kararı yönünden adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki davanın sonucu itibarıyla adil yargılanmahakkının ihlali iddiasının “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava yönünden makul sürede yargılanmahakkının ihlali iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
5. Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya 4.400,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine,
8/9/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.