TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
S. A. K. VE Y. K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13950)
Karar Tarihi: 9/11/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucular
:
1. S.A.K.
2. Y.K.
Vekili
:
Av. Özgür KIZILASLAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, itirazın iptali davasında kararın gerekçesindeçelişkiye düşülmesi, hakkaniyete uygun karar verilmemesi ve yargılamanın makulsürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucular ile M.G. Yatırımları A.Ş. (şirket) arasında16/4/2007 tarihli sponsorluk sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalanmasıile birlikte başvuruculara 150.000 Amerikan doları ödemede bulunulmuştur.
9. Şirket, başvurucuların sponsorluk anlaşması hükümlerineaykırı davrandıkları gerekçesiyle avans olarak ödenen bedelin iadesi istemiyleAnkara 1. İcra Müdürlüğünde başvurucular aleyhine icra takibi başlatmıştır.
10. Başvurucuların itirazı üzerine icra takibi durdurulmuştur.
11. Bu defa şirket icra takibinin devamı talebiyle Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) 14/7/2008 tarihinde başvurucular aleyhineitirazın iptali davası açmıştır.
12. Mahkemenin 22/4/2010 tarihli kararı ile davanın reddinekarar verilmiştir.
13. Temyiz üzerine karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 13/4/2011tarihli kararı ile bozulmuştur. Kararın gerekçesi şöyledir:
"...Mahkemece, “davacınınicra takibi ve itirazın iptali davasını avans olarak ödenen 150.000.00. USD' nın iadesi istemine dayandırdığından sözleşmenin 9. ve 10.maddelerindeki yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğinin tespitinin eldekidavanın konusunu oluşturmadığı, sözleşmenin imzalanması ile birlikte ödenen150.000.00.USD'nın sözleşmeye göre davalılardan iadesinin talep edilemeyeceği”gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Taraflarca sponsordavacının “sosyal aktiviteler sorumluluğu projesi” adını verdiği kurumsal altyapılandırmanın bir parçasını uygulamaya ve hayata geçirilmesi için sponsorluğualan davalıların sözleşmenin imzalandığı 16.04.2007 tarihinden itibaren 1 yılsüreyle ve anlaşma devam ettiği takdirde müteakip 2 yıl içinde atletizm anabranşı adı altındaki ulusal ve uluslar arası yarışmalar ile bu yarışmalarahazırlık amacıyla yapacağı giderlerin karşılanmasına yönelik nakdi sponsorluksözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme gereğince sponsorluk bedeli olan350.000.00.USD'nın 150.000.00. USD'nın sözleşmeimzalandığında avans olarak davalılara ödendiği, 100.000.00.USD'nın, Japonyada 25.08.2007 – 02.09.2007 tarihleri arasındayapılacak Dünya Atletizm yarışmaları sonunda ve bakiye 100.000.00.USD'nınsponsor yönetiminin uygun göreceği bir tarihte ödeneceği, sözleşmenin 9.maddesinde tarafların hakları ve mücbir sebep dışındaki yükümlülükleri, 10.maddesinde sponsorluk iş ve işlemleri ile reklamlarda uyulacak hususlarındüzenlendiği ayrıca sözleşmenin taahhüdün yerine getirilmemesi başlıklı 13.maddesinde; “a) Sponsor ve sponsorluğu alanın mücbir sebepler dışındasözleşmede belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesi veya eksik yerinegetirmesi halinde diğer tarafa 10.000,00 USD tazminat ödemeyi taahhüt eder. b)Sponsor, sponsorluğu alanın bu sözleşmenin 9. ve 10. maddelerinde kiyükümlülüklerini yerine getirmemesi veya aksine bir davranışta bulunmasıhalinde bu sözleşmeden doğan sorumluluklarını dondurma ve/veya durdurma hakkınasahiptir. Bu maddeden doğan sorumlulukların dondurma ve\veya durdurma tarihindenitibaren işbu sözleşme bitimine kadar olan sürede, kalan sponsor ödemelerininde dondurulacağını sponsorluğu alan kabul ve beyan eder” şeklinde düzenlemeyapılmıştır. Bu maddenin (a.) bendinde belirtilen husus, ifaya eklenen cezaişart niteliğindedir. Taraflar, sorumluluklarını mücbir sebepten dolayı ifaetmemişlerse bu cezai şartan sorumlu tutulamazlar.Davacının 22.06.2007 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi durdurduğu ve 30.07.2007tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğine göre, davacının haklı nedenlesözleşmeyi feshedip etmediği yönünden, davacının sözleşmeyi feshetme nedenleribir bütün halinde incelenip, araştırma yapılarak sonucunda şayet davacınınsözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve sponsorluk sözleşmesi nedeniyledavalıların sponsor yararına bir faaliyetlerinin bulunmadığı anlaşıldığıtakdirde davacı ödediği parayı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geriisteyebilecektir. Aksi halin kabulü davalıların sebepsiz zenginleşmesine yolaçacaktır. Mahkemece, az yukarıda yapılan açıklamalar ışığında gerekliaraştırmalar yapılarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirkeneksik inceleme sonucunda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesiusul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir..."
14. Bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin11/2/2013 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüyle Ankara 1. İcraMüdürlüğünün E.2008/6215 sayılı takip dosyasına vaki itirazın 190.620 TL asılalacak üzerinden iptaline, bu tutara takip tarihinden itibaren reeskont faiziyürütülmek suretiyle takibin devamına, fazla istemin reddine karar verilmiştir.Kararın gerekçesi şu şekildedir:
"...Davacının fesihgerekçesi olarak ileri sürdüğü hususlar 30/07/2011 tarihli fesih ihtarnamesininatıf yaptığı 16/07/2007 tarihli 10817 sayılı ihtarnamede
-Davalı S. A.'ınJaponya’daki Dünya Atletizim Şampiyonasına sakatlığınedeniyle katılmayacağının gazetelerden öğrenilmesi, bunun doktor raporuolmadan birkaç kelime ile diğer davalı Y. K. tarafından bildirilmesi,
-Almanya’ya hareket edileceği gün havaalanındadavacıya haber vermeksizin Atletizm Federasyonuna ve sponsorluğa zarar verecekaçıklamada bulunulması,
-S. A. K.'unsakatlığına ilişkin konuda müşterek değerlendirme yapılmadan basın ve medyayaaçıklamalarda bulunulması ve dönüşte NTV canlı yayınına katılınması,
-Sözleşmenin imzalanmasından itibaren hiçbirsponsorluk hizmeti alınamaması,
Vakıları ileri sürülerek sözleşmenin 9/1 ve 11. maddelerine aykırı olduğuiddiasıyla sözleşmenin fesih edildiği anlaşılmaktadır.
Fesih iradesi davalılar yerine vekillerineihtar ile bildirilmiş olması geçersiz ise de tarafların iradelerinin uyuştuğuve bozma gerekçesinde feshin gerçekleştiğinin kabul edildiği gözetilmiştir.
Öncelikle davalı S. A.'ınsunduğu ve davacı tarafça itiraz edilmeyen doktor raporuna göre sakatlığınedeniyle Japonyada’ki Dünya AtletizimŞampiyonasına katılamadığı çekişme dışı kalmıştır. Taraflar arasındakisözleşmede anılan yarışma sözleşmenin asıl unsuru olarak görülmemiş, ödemeninbağlı kılındığı bir husus olarak kararlaştırılmıştır. Sporcu sakatlığının fesihiçin gerekçe olamayacağı gözetildiğinde bu hususun haklı sebep olamayacağıkabul edilmiştir.
Davacının ileri sürdüğü diğer hususların hiçbirisi de davalıların sözleşmeye göre yüklendikleri edimlerin ihlali anlamınada gelmemektedir. Zira sözleşmenin 9.6 maddesi “müsabaka öncesi ve sonrasındayapılacak olan basın toplantılarının sponsor ile koordineli yapılacağını hükmebağlamaktadır. Davacının bahsettiği havaalanındaki açıklama ve NTV canlı yayınakatılma açıklanan anlamda müsabaka öncesi ve sonrası bir basın toplantısıdeğildir. Bu nedenle davacının fesih sebebi olarak ileri sürdükleri hususlarsözleşmedeki fesih sebeplerini oluşturmadığı kabul edilmiş, bu nedenledavacının cezai şart istemi red edilmiştir.
Davacının fesihten sonra gerçekleşen olaylarıveya fesih gerekçesinde belirtmediği hususları ileri sürerek feshin haklıolduğunu iddia etmesi ise kabul edilmemiştir.
Ancak uyulan bozma ilamındaki sebepsizzenginleşme olgusu için fesihten sonra ki takip ve dava tarihine kadar olanzamandaki faaliyetler değerlendirildiğinde, davalıların sponsorluk sözleşmesiile yükümlendikleri iş ve işlemleri yerine getirmedikleri, davacının hiçbirsponsorluk hizmeti alamadığı, aksine davalı S. A.'ınsüreçte hakkında disiplin soruşturması bulunması nedeniyle de bu imkanıntümüyle ortadan kalktığı değerlendirilerek alınan ücretin davacıya iadeedilmesi gerektiği kanısına varılarak 150.000,00 USD’nintakip tarihindeki kur karşılığı olan (150.000,00x1.2708=) 190.620,00 TL asılalacak üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir.
Tarafların beyanları ile uyulan bozma ilamıgereğince taraflar arasındaki sözleşmenin davalıların vekili olan Av. O. B.'a tebliğ edilen 30/07/2007 tarihli ihtarname ile fesihedildiği kabul edilse bile, davalıları temerrüde düşüren ve bizzat davalılarayapılan tebligat bulunmadığından davacının işlemiş faiz talebi kabuledilmemiştir. Her ne kadar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade kararıverilse bile yanlar arasındaki sözleşme nedeniyle ödenen paranın iadesi talepedildiğinden “sebepsiz zenginleşen daima temerrüdhalindedir” kuralı uygulanmamıştır.
Davacının talebi likit ve belirlenebilirolduğundan takip ve itiraz tarihi gözetilerek 05/07/2012 tarihli değişiklikdikkate alınmaksızın % 40 üzerinden davacı lehine inkar tazminatınahükmedilmiştir.
Talep, davacının tacir oluşu ve alacağınkaynağı gözetilerek reeskont faizi yürütülmesine hükmolunmuştur."
15. Başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin6/3/2014 tarihli kararıyla hüküm oy çokluğu ile onanmıştır.
16. Karar düzeltme talebi de Dairenin 30/6/2014 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
17. Nihai karar 24/7/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğedilmiş, 21/8/2014 yasal süre içerisinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucular, kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasındaçelişki bulunduğunu ve bu durumun kararın gerekçesiz olduğunu gösterdiğiniileri sürmüşlerdir.
20. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğuAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868,19/4/2017, § 75).
21. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
22. Somut olayda başvurucular, davacı şirketin sponsorluksözleşmesini tek taraflı feshetmesinin haklı bir nedene dayanmadığını, fesihiradesinin ortaya konulduğu tarihe kadar şirketin sözleşme ile bağlı olduğunu,diğer bir ifade ile ileri etkili bir feshin söz konusu olduğunu savunmuşlardır.Mahkeme, sözleşmenin feshi hususunda tarafların iradelerinin uyuştuğunu kabulederek başvurucuların sponsorluk sözleşmesi ile yükümlendikleri iş ve işlemleriyerine getirmedikleri ve davacı şirketin hiçbir sponsorluk hizmeti alamadığıgerekçesiyle (bkz. § 15) sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre kararınıvermiştir. Dolayısıyla Mahkemenin açıklamaları doğrultusunda kararınındayanaklarını yeteri kadar açık bir biçimde gösterdiği ve verdiği kararın kanunyolu merciince uygun bulunduğu dikkate alındığında başvuru konusu kararıngerekçesiz olduğundan bahsedilemez.
23. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Yargılamanın SonucununAdil Olmadığına İlişkin İddia
24. Başvurucular, eksik inceleme sonucunda hukuk kurallarınınhatalı uygulanması, ve haksız olarak aleyhlerine karar verilmesi nedenleriylemülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı değildir (TahirCanan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, şirket ilearalarındaki sponsorluk sözleşmesi kapsamında şirketin kendilerine ödediğibedelin iadesinin hakkaniyete uygun olmadığını ve hatalı karar sonucundamülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Özel hukuk kişileriarasındaki sözleşme ilişkisinden kaynaklanan davada başvurucuların mülkiyethakkının ihlal edildiği iddiasının, davanın kendine özgü koşulları açısındanmahkemece yapılan değerlendirmelerin sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmıştır.Mahkeme önünde mülkiyet iddiası ispat edilememiştir. Başvurucuların ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüneveya başarılı olma şansının yüksek olduğunu gösteren yerleşik ve istikrarlı biryargı içtihadına dayanan, meşru beklenti olarak nitelendirmeye yeteceksomutlukta bir mülkün varlığını ispat yükümlülüğünü yerine getirdikleri de görülmemektedir.Bu nedenle yargılamanın sonucuna ilişkin iddialar adil yargılanma hakkıkapsamında incelenmiştir.
26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıklailgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancakbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariztakdir hatası veya açık keyfîlik içeren tespit vesonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).
27. Somut olayda Mahkeme, sponsorluk sözleşmesi hükümleriniyorumlayarak ve tarafların sundukları delilleri değerlendirerek kararınıvermiştir.
28. Başvurucular tarafından ileri sürülen iddialar, derecemahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasınailişkin olup Mahkeme kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkatealındığında, ihlal iddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 50, 52).
33. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
34. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 5 yıl 11 ay 16 günlükyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
35. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
37. Başvurucular, toplam 1.500.000 TL maddi ve 300.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
38. Başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
39. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara müştereken net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
40. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucuların uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
41. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gerekçeli karar hakkı ve yargılamanın sonucunun adilolmadığına ilişkin ihlal iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Başvuruculara net 6.000 TL manevi tazminatın MÜŞTEREKENÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 5. Asliye TicaretMahkemesine (E.2011/528, K.2013/63) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.