TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SALİH SAVRAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/12600)
Karar Tarihi: 28/1/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 4/3/2021-31413
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Salih SAVRAN
Vekili
:
Av. Cemal ŞEKER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, kararın sonucunu değiştirebilecek niteliktekibir iddiaya ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 14/5/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Eskişehir'in Mihalıççık ilçesi sınırlarıdâhilinde bulunan maden arama sahası için tarafına işletme ruhsatı verilmesitalebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüne(Genel Müdürlük) müracaat etmiştir.
9. Başvurucunun talebi kabul edilerek ilgili mevzuatuyarınca işletme ruhsat bedelinin ödendiğine ve vadesi geçmiş borcunbulunmadığına dair mali belgelerin üç ay içinde Genel Müdürlüğe teslim edilmesigerektiği, belgelerin zamanında teslim edilmemesi hâlinde idari para cezasıuygulanacağı hususu Genel Müdürlüğün 25/8/2016 tarihli yazısındabelirtilmiştir.
10. Genel Müdürlüğün anılan yazısı başvurucunun "CeyhunAtuf Kansu Caddesi...Balgat/Çankaya/Ankara" adresine tebliğeçıkarılmış, tebligat evrakında da bu adresin Merkezî Nüfus İdare Sistemi(MERNİS) kayıtlarından alındığı belirtilmiştir.
11. Tebligatın 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı TebligatKanunu'nun 21. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre 8/9/2016 tarihindeyapıldığı, anılan tarih üzerinden üç aydan fazla süre geçmesine rağmen gereklibelgelerin teslim edilmediği gerekçesiyle bu defa başvurucu hakkında GenelMüdürlüğün 4/9/2017 tarihli işlemi ile 21.116 TL idari para cezasıuygulanmıştır.
12. İdari para cezasına ilişkin evrak, başvurucunun "GöktürkMerkez Mahallesi... Eyüp/İstanbul" adresinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
13. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıylatemin edilen belgelere göre başvurucunun "Göktürk Merkez Mahallesi...Eyüp/İstanbul" adresinin MERNİS kayıtlarında görülen beyan vetesciltarihinin 2/3/2016 olduğu anlaşılmıştır.
14. Başvurucu 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin (2)numaralı fıkrası kapsamında MERNİS'te kayıtlı bulunan adresine 8/9/2016tarihinde yapıldığı belirtilen tebligatın esasen MERNİS'te kayıtlı olmayan biradrese yapıldığını, ayrıca bu tebligatın ilgili mevzuatta belirtilen usule deuygun yapılmadığını, dolayısıyla tebligattan haberdar olamadığını, hatalıtebligattan kaynaklanan idari para cezasının kaldırılması gerektiğini ilerisürerek 27/11/2017 tarihinde Ankara Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliğine başvurudabulunmuştur.
15. Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğince 12/2/2018 tarihindeyetkisizlik kararı verilerek dava dosyası, Mihalıççık Sulh Ceza Hâkimliğine(Hâkimlik) gönderilmiştir.
16. Hâkimlikçe 16/2/2018 tarihinde Tensip Tutanağıdüzenlenerek idari para cezasına dayanak teşkil eden bilgi ve belgelerin GenelMüdürlükten istenmesine karar verilmiştir.
17. Genel Müdürlüğün 5/3/2018 havale tarihli cevapyazısında "itiraz konusu idari para cezasının ilgili mevzuatçerçevesinde gerekli incelemeler yapıldıktan sonra uygulandığı" belirtilereksöz konusu cezaya karşı yapılan itirazın reddedilmesi talep edilmiştir. Anılanyazıda başvurucunun tebligatın hatalı yapıldığı iddiasına ilişkin herhangi biraçıklamada bulunulmamıştır.
18. Hâkimliğin 19/3/2018 tarihli kararı ile "işletmeruhsatının düzenlenebilmesi için mali eksikliklerin tamamlanmasına yönelikyapılan bildirimden itibaren üç ay içinde eksikliklerin itiraz eden tarafındantamamlanmadığı, idari para cezasına itiraz edene yapılan tebligatların usulüneuygun yapıldığı, bu bağlamda idari para cezası kararının hukuka uygun olduğu[nun]anlaşıl[dığı]" gerekçesiyle başvurucunun idari para cezasınınkaldırılmasına ilişkin talebi reddedilmiştir.
19. Başvurucu 30/3/2018 tarihli dilekçesi ile özetleidari para cezasına konu tebligatın MERNİS'te kayıtlı adresine yapıldığınınbelirtilmesine rağmen bu adresin MERNİS'te kayıtlı bir adres olmadığını, MERNİSkayıtları kontrol edilmeden yapıldığı anlaşılan tebligata dayalı olarak idariyaptırıma maruz kalmasının hukuka aykırı olduğunu, hatalı adrese tebligatyapıldığına ilişkin itirazının ise Hâkimliğin gerekçeli kararındakarşılanmadığını, adresin tespiti için MERNİS kayıtlarının kontrol edilmesihâlinde maddi gerçeğin ortaya çıkacağını belirterek karara itiraz etmiştir.
20. Eskişehir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/4/2018 tarihlikararı ile "dosya içeriğine göre Mihalıççık Sulh Ceza Hâkimliğinin19/03/2018 tarih ve 2018/12 değişik iş sayılı başvurunun reddine dair verilenkararı usul ve yasaya uygun olup, herhangi bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiylebaşvurucunun itirazı reddedilmiştir.
21. Nihai karar 13/4/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
22. Başvurucu 14/5/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
23. 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Tebligat, tebliğ yapılacak şahsabilinen en son adresinde yapılır.
Bilinen en son adresin tebligataelverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabınadres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresiolarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır."
24. 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrasışöyledir:
"Gösterilen adres muhatabın adreskayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adrestensürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, oyerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veyamemurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtivaeden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnameninkapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 28/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. GerekçeliKarar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
26. Başvurucu, idari yaptırım kararına itirazlarınıngerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
28. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlükararları gerekçeli olarak yazılır”
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genelİlkeler
30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli kararhakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de güvence altına alınanadil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında vurgulamıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (AbdullahTopçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
31. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği, anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
32. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Bu hak, taraflarınmuhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimdeincelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,§§ 31, 34).
33. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ilerisürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğugerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
34. Kanun yolu incelemesi yapan mercinin yargılamayıyapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veyaatıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması bakımındanyeterlidir (Yasemin Ekşi, § 57).
35. Bir davada tarafların -hukuk düzenince- hangi nedenlehaklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için usulüneuygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükme varılırkenmahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren, ifadeleri özenleseçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve bunauyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli karar hakkı yönündenzorunludur (Sencer Başat ve diğerleri, § 38).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
36. Somut olayda başvurucu, aleyhine düzenlenen idariyaptırım kararına itiraz etmiş; MERNİS'te kayıtlı olduğunun tespit edildiğibelirtilen adrese MERNİS adres araştırması yapılmadan tebligat yapıldığını,nitekim MERNİS adres araştırması yapılmış olsaydı tebligatın doğru adreseyapılmış olacağını, dolayısıyla idari yaptırıma konu tebligatın hatalı olduğunuiddia etmiş; Hâkimlikçe bu iddiaları ile ilgili değerlendirme yapılmadanitirazın reddine karar verildiğini belirtmiştir.
37. Hâkimlikçe 16/2/2018 tarihinde tensip tutanağıdüzenlenerek ilgili kurumdan idari para cezasına dayanak teşkil eden bilgi vebelgeler istenmiş ve itiraz incelemesi dosya üzerinden yapılmıştır. Hâkimlikitiraz incelemesinde ilgili kurumdan gelen cevap yazısı, toplanan deliller vetüm dosya kapsamını değerlendirdiğini, itiraza konu idari para cezasının vetebligatların hukuka uygun olduğunu belirterek başvurucunun itirazınıreddetmiştir. İtirazın reddi kararında, idari yaptırım kararına konutebligatların hukuka uygun olduğunun belirtilmesi ile yetinilmiş; başkaca birgerekçeye yer verilmemiştir.
38. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık konusu tebligatın8/9/2016 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca başvurucunun"Ceyhun Atuf Kansu Caddesi...Balgat/Çankaya/Ankara" adresineyapıldığı görülmektedir (bkz. §§ 10, 11). İdare tarafından düzenlenen tebligatevrakında bu adresin MERNİS kayıtlarından alındığı belirtilmiştir. Bununlabirlikte başvurucu; tebliğin çıkarıldığı tarihte MERNİS'te kayıtlı olduğubelirtilen bu adresin esasen söz konusu tarihte MERNİS'te kayıtlı olmadığını,adresin hatalı tespit edildiğini, MERNİS kayıtlarının tetkik edilmesi hâlindebu durumun açıkça görüleceğini yargılamanın tüm aşamalarında ileri sürmüştür.MERNİS kayıtlarına göre de başvurucunun -uyuşmazlık konusu tebligat tarihindenönce olmak üzere- adres taşıma işlemi yaparak 2/3/2016 tarihinde "GöktürkMerkez Mahallesi... Eyüp/İstanbul" adresini beyan ettiği ve aynıtarihte adresin tescil işleminin yapıldığı, söz konusu adresin hâlihazırdabaşvurucunun MERNİS'te kayıtlı adresi olduğu görülmektedir (bkz. §§ 12,13).Buna göre başvurucunun idare tarafından düzenlenen tebligat evrakında MERNİSkayıtlarından alındığı belirtilen adresinin tebliğin çıkarıldığı tarihte MERNİSkayıtlarında mevcut olmadığı yönündeki iddiasının kararın sonucunudeğiştirebilecek nitelikte bir iddia olmasına rağmen Hâkimliğin gerekçelikararında buna ilişkin ayrı ve açık bir cevap verilmediği anlaşılmaktadır.
39. Hâkimliğin itirazın reddi kararının gerekçesinde -başvurucununtüm iddialarını gerekçelendirmek zorunda olmamakla birlikte- başvurucununitirazına temel teşkil eden, sonuca etkili olabilecek MERNİS kayıtlarındamevcut olan adresine değil bu kayıtlarda bulunmayan başka bir adrese tebligatyapıldığı iddiası hakkında değerlendirme yapmayarak bunu yanıtsız bırakmasıverilen kararda yeterli gerekçenin bulunduğunun kabul edilmemesi sonucunudoğuracaktır. Kanun yolu merciinin de bu iddiaya dair bir değerlendirmeyapmadığı, başvurucunun itirazının reddine karar verdiği anlaşılmaktadır. Bunedenle yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunungerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
c. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1)Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
42. Başvurucu, ihlalin tespiti ile tazminat talebindebulunmuştur.
43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
44. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
45. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
46. İncelenen başvuruda Anayasa'nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
47. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Mihalıççık Sulh Ceza Hâkimliğine (2018/12 D.İş) gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
48. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığındantazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Mihalıççık Sulh Ceza Hâkimliğine (2018/12 D. İş) GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminata ilişkin talebin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.