TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SALİM ERCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12791)
Karar Tarihi: 27/10/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Salim ERCAN
Vekili
:
Av. Şeref AKÇAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, müştekinin duruşmadadinlenilmemesi ve ifadesinin okunmasıyla yetinilmesi nedeniyle tanık sorgulamahakkının; son duruşmada hazır bulundurulmama, suça konu eşyanın iadesinedeniyle cezada indirim yapılmaması ve nihai kararın tebliğ edilmemesinedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının; temyiz incelemesinin duruşmaaçılmaksızın yapılması nedeniyle duruşmalı yargılanma hakkının; yargılamanınuzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/7/2014 tarihinde Bakırköy13. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde tespit edilen eksikliklertamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/4/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüşbildirilmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. İ.A. isimli kişi 29/10/2000tarihinde polise verdiği ifadesinde, başvurucunun da aralarında bulunduğukişilerin bir büroda kendisini darp ve tehdit ettiklerini, başvurucunun silahlakendisine vurduğunu, aracında bulunan 80 TL parayı aldıklarını, toplamda 30.000TL'lik çek imzalattırdıklarını, ertesi gün iade etmek üzere aracına elkoyduklarını ve şikâyetçi olması hâlinde aracın içine uyuşturucu koyupyakalatacaklarını söylediklerini belirtmiştir. İ.A.,aracının bir hafta sonra geri verildiğini fakat araçtaki bir iki eşyanınalınmış olduğunu, çekleri iptal ettirdiğinden diğer kişilerin çek bedellerinitahsil edemediklerini, tehdit edildiğinden dolayı o tarihe kadar şikâyetçiolamadığını söylemiştir.
8. Aynı gün yapılan teşhis işleminde İ.A.,H. İ. ve H. K.yi teşhis etmiştir.
9. Başvurucu 18/10/2001 tarihindegözaltına alınmış ve 19/10/2001 tarihindetutuklanmıştır.
10. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi CumhuriyetBaşsavcılığının 28/12/2001 tarihli iddianamesi ile H. K.nin kurduğu çıkar amaçlı suç örgütüne üyelikten ve bukapsamda İ.A.ya karşı yağma suçunu işlemekten dolayıbaşvurucu hakkında dava açılmıştır.
11. 12/3/2002 tarihinde, başvurucununyargılamaya konu suçlardan tahliyesine karar verilmiştir.
12. Anılan suç örgütüne yönelik olarak açılan tüm davalar(kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli)E.200/273 sayılı dosyası ile birleştirilmiştir.
13. Başvurucu, çeşitli aşamalarda alınan ifadelerinde çek gaspedilmesi olayına katılmadığını, olay günü arabayla binanın aşağısındabeklediğini, İ.A. ile bazı kişiler arasında içeriğini bilmediği bir tartışmanınolduğunu, bu kişilerin arabaya bindiklerinde "Altıparça çek aldık" şeklinde konuştuklarını söylemiştir.
14. Y. Ö., yargılama aşamasında verdiğiifadesinde H. K.nin mağduru büronun bulunduğu yeregetirmesini söylediğini, başvurucu ve diğer bir kişiyle birlikte şahsı büronunbulunduğu yere getirdiklerini, kendisinin aşağıda beklediğini, bina içindeyaşananlara ilişkin bilgisinin olmadığını ve çek alınması olayına karışmadığınıbelirtmiştir.
15. H.K. ve H. İ. Mahkeme önünde verdikleri ifadelerinde, gasp olayınakatılmadıklarını söylemiş ve polis tarafından alınan ifadelerini kabuletmemişlerdir.
16. M. S. ise H. K. ve İ. A.nın olaygünü işyerinin üst katına geçtiklerini, bir süre sonra tartışma yaşandığını,üst kata çıktığında H. K.nin elinde silah olduğunu ve"Paramı kimseye yedirmem"dediğini belirtmiştir.
17. Başvurucunun, H. K., H. İ. ve Y. Ö.nün dava öncesindeki ifadelerinde gasp olayını doğrularbiçimde beyanda bulundukları ve H. İ.nin başvurucuile H. K.nın elinde silah olduğunu söylediği anlaşılmaktadır.
18. Başvurucu, duruşma tutanaklarını ibraz etmemiştir. UYAPdosyasında, 7/3/2006 tarihinden itibaren gerçekleşenduruşma tutanaklarının bulunduğu görülmüştür.
19. Başvurucunun müdafii 5/12/2006, 7/6/2007, 27/9/2007, 31/1/2008,17/4/2008,17/7/2008, 25/11/2008, 2/7/2009, 24/11/2009, 2/9/2010, 30/12/2010,20/9/2011 ve 5/6/2012 tarihli duruşmalara katılmamıştır. Bu duruşmaların büyükçoğunluğunda diğer bazı sanık veya müdafiler de hazır bulunmamış ya da bazısoruşturma işlemlerinin yapılması beklenilmiştir.
20. 8/11/2012 tarihli duruşmada ve dahaönceki birçok duruşmada Cumhuriyet savcısı, esasa ilişkin önceki mütalaalarınıtekrar etmiş; başvurucunun müdafii de daha önceverdiği savunmalarını tekrarladığını belirtmiştir.
21. Başvurucu, 7/3/2006 tarihindensonraki duruşmalara katılmamıştır. Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının2011/7-5746 numaralı müddetnamesine göre başvurucu, 4/5/2011 tarihinde başka suçlar nedeniyle cezasını çekmeküzere cezaevine alınmıştır. Başvurucunun koşullu salıverilme ile cezaevindençıkış tarihi 9/3/2016 olarak hesaplanmıştır.
22. (Kapatılan) İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250. maddeile görevli), 8/11/2012 tarihli ve E.2000/273,K.2012/277 sayılı kararıyla yağma suçundan dolayı başvurucunun on yıl hapiscezası ile cezalandırılmasına ve örgüt üyeliği suçundan açılan davanınzamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir. Mahkeme, aynı davadayargılanan diğer on üç sanık hakkında da çeşitli hükümler kurmuştur.
23. Mahkeme, uzun süredir aranmasına rağmen bulunamaması nedeniyleve kolluktaki beyanları ile diğer sanıkların ifadelerini yeterli gördüğündenmüşteki dinlenilmeksizin hüküm kurulduğunu kararında açıklamıştır.
24. Kararın mahkûmiyete ilişkin kısmı aşağıdaki gibidir:
"... sanıklar Hasan ... K..., Hüseyin İ..., Ali... E..., Yıldıray Ö... ve Salim E... birliktemüştekiyi ... kredi işini konuşmak bahanesiyle ...dükkana götürdükleri, [s]anıkların bazılarında silah olduğu, bazılarında tahtasopa olduğu, müştekiyi dükkanın üst katına çıkardıkları, burada sanık Hasan...'in müştekiyi tehtit ederek kendisinden ellimilyar para istediği, müştekinin o kadar parasının olmadığını söyleyip çekverebileceğini söylediği, akabinde 6 adet beşer milyarlık toplam 30 milyarlıkçeki sanık Hasan ...'e verdiği, ayrıca 80 milyon TL'de para verdiği, yinesanıkların müştekinin arabasını alarak ona eski model bir araba bırakarak olayyerinden ayrıldıkları, sanık Hüseyin İ...'in, Salim E...,Yıldıray Ö...'ın Hasan ... K...'ınolayın yukarıda anlatıldığı şekilde olduğuna dair beyanlarından, ayrıcabeyanlarında geçen Hüseyin İ...in [S]alim veYıldıray'da[] tabanca olduğuna dair beyanından, Maşallah S...'in Hasan ...'desilah olduğuna dair beyanından, yine müştekinin olaya karışan olarak adı geçensanıkların isimlerini verdiği beyanından, sanıklardan Salim[']de silah olduğunadair, Hasan ...'in kendisini dövdüğüne dair beyanından, sanık Yıldıray ...'ın mahkemedeki kaçamaklı anlatımlarından ve tevilli ikarırından ayrıca olayakatılan olarak sanıkları teşhisinden ve tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır."
25. Başvurucu, bu karara karşı 13/11/2012tarihli dilekçeyle temyiz talebinde bulunmuştur. Başvurucu, 6/12/2012tarihinde verilen gerekçeli temyiz dilekçesinde müştekinin kovuşturmaaşamasında dinlenilmediği ve kolluktaki beyanına dayalı hüküm kurulduğu, kısmiiade nedeniyle cezada indirim yapılması, Mahkemenin yargılama çevresindeki bircezaevinde hükümlü olarak bulunmakta olduğundan duruşmaya getirilip kararınyüzüne karşı verilmesi gerektiği gerekçeleriyle duruşmalı inceleme yapılmasınıve kararın bozulmasını talep etmiştir.
26. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, süresinden sonra yapıldığınıbelirterek duruşma talebini kabul etmemiştir. Yargıtay 28/5/2014tarihli ve E.2013/16913, K.2014/10600sayılı ilamıyla başvurucunun temyiztalebini reddetmiş ve kararı onamıştır. Yargıtay, müştekinin aracına tehditleel konulması ve şikâyetçi olmaması üzerine bir hafta sonra aracın iade edilmesinedeniyle etkin pişmanlık şartlarının oluşmadığı sonucuna ulaşmıştır.
27. Başvurucu, nihai karardan 18/6/2014 tarihinde haberdarolduğunu belirtmiştir.Başvurucunundaha erken bir tarihte Yargıtay ilamını öğrendiğini gösteren bir bilgi vebelgeye dosya içinde rastlanmamıştır.
28. Başvurucu 16/7/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
29. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemeleri Kanunu'nun "Sanığınduruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı 196. maddesinin(5) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hastalık veya disiplinönlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresidışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmişolan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerekgörülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemece karar verilebilir."
.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 27/10/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, müştekinin duruşmadadinlenilmediğini ve kolluğa verdiği ifadesinin delil olarak kabul edildiğini,kendiliğinden şikâyetçi olmasının müştekinin ifadesinin polis zoruylaalındığını gösterdiğini, bu hususun kararda tartışılmadığını, bir mahkemeninyargı çevresindeki cezaevinde bulunan sanıkların son duruşmada hazır edilmesigerekirken kendisinin karar duruşmasına getirilmediğini ve buna yönelik olarakileri sürdüğü temyiz sebebinin karşılanmadığını, iade nedeniyle cezasındaindirime gidilmediğini, temyiz incelemesinin duruşmasız yapıldığını, nihaikararın tebliğ edilmediğini ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek kişihürriyeti ve güvenliği, savunma, adil yargılanma ve gerekçeli karar haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu, bu nedenlerle uğradığı üzüntü ve sıkıntılarnedeniyle 50.000 TL maddi tazminat talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucununmüştekinin duruşmada dinlenmediğine ilişkin iddiasının tanık sorgulama hakkı,son duruşmada hazır edilmediğine ve bu konudaki bozma talebinin Yargıtayilamında karşılanmadığına, cezasında indirim yapılmadığına ve nihai kararıntebliğ edilmediğine yönelik iddialarının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı;temyiz incelemesinin duruşma açılmasızın yapıldığınailişkin iddiasının duruşmalı yargılanma hakkı; yargılamanın uzun sürdüğüneyönelik iddiasının makul sürede yargılanma hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
a. TanıkSorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
33. Başvurucu, müştekinin kovuşturma aşamasındadinlenilmediğini, kollukta verdiği ifadesinin hükme esas alındığı ve beyanının baskıaltında alınıp alınmadığının tartışılmadığı gerekçeleriyle tanık sorgulamahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. HakkaniyeteUygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
35. Başvurucu; karar duruşmasında hazır edilmediği, bu konudakiiddiasının Yargıtay tarafından karşılanmadığı ve nihai kararın tebliğedilmediği gerekçeleriyle hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
36. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmamasıbireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veyaaçık keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu kapsamdadeğildir (Ahmet Sağlam, B. No:2013/3351, 18/9/2013, § 42).
.
37. Başvurucunun hükmedilen cezada gasbedilenmalların iadesi nedeniyle indirim yapılmadığına ilişkin iddiası derecemahkemelerinin maddi olayları ve hukuk kurallarını yorumlama şeklindeki takdiryetkisi kapsamında kalmaktadır. Karar duruşmasında hazır edilmemesi bakımındanise başvurucunun, yargılamayı yapan mahkemenin yargı çevresi dışındaki bircezaevinde (Silivri) tutuluyor olması nedeniyle böyle bir zorunlulukbulunmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucunun, yargılamanın hiçbir aşamasında mahkemeönünde savunma yapamadığı yönünde bir şikâyeti bulunmamaktadır. Öte yandanbaşvurucunun müdafii duruşmalara katılmış vebaşvurucuyu temsil etmiştir. Yargıtay ilamındaki başvurucunun temyizde ilerisürdüğü itirazların reddedildiği şeklindeki gerekçenin, başvurucunun sonduruşmada hazır bulundurulmaması bağlamında yeterli gerekçe sağladığıdeğerlendirilmiştir. Son olarak Yargıtayın verdiğionama kararının tebliğ edilmemesinin herhangi bir hak kaybına yol açtığınailişkin bir iddia dile getirilmemiştir.
38. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. DuruşmalıYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
39. Başvurucu, temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmadığıgerekçesiyle duruşmalı yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesizorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması, busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir(İsmail Buğra İşlek, B.No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
41. Başvurucunun duruşma talebi, süresinde sunulmaması nedeniylereddedilmiştir.
42. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
d. MakulSürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
43. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun sürdüğü gerekçesiylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurucunun iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. TanıkSorgulama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
45. Başvurucu, müştekinin mahkeme huzurunda dinlenilmemesi vekolluktaki ifadelerine dayanılması nedeniyle tanık sorgulama hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
46. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa'da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriğinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)"Adil yargılanma hakkı"kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 22).
47. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
"(3) Bir suç ile ithamedilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir:
…
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veyaçektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altındadavet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;
..."
48. Sözleşme’nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d)bendinde güvence altına alınan haklardan biri, sanığın iddia tanıklarınısorguya çekme veya çektirme hakkıdır. Kovuşturma sırasında bütün kanıtlarıntartışılabilmesi için kural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığınhuzurunda ortaya konması gerekir. Bu kural istinasız olmamakla birlikte eğerbir mahkûmiyet -sadece veya belirleyici ölçüde- sanığın soruşturma veyayargılama aşamasında sorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimsetarafından verilen ifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme'nin 6.maddesindeki güvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur (Atila Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 46).
49. Bir sanığın, hakkında gerçekleştirilen ceza yargılamasısürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıklarınbeyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanınyapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanıkbeyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılamailkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (test edebilecek),tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğu sorularla kendilehine sonuçlar ortaya çıkartabilecek ve yargılama makamının uyuşmazlık konusuolayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değil savunmanınargümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M.,B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).
50. "Tanık" kavramı özerk bir anlam taşıdığındanduruma göre suç ortaklarını, mağdurları ve bilirkişileri de kapsayabilmektedir (AZ. M., § 52; Abdurrahim Balur, B. No:2013/5467, 7/1/2016, § 75).
51. Kural olarak tüm delillerin sanığın huzurunda ortaya konmasıgerekmekle birlikte bu şart, uyuşmazlık konusu kovuşturmanın öncesinde ya daharicinde alınan ifadelerin kesinlikle delil olarak kabul edilemeyeceğişeklinde anlaşılamaz. Tanık ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesi kimidurumlarda, sanık aleyhinde beyanda bulunan kişilerin mahkeme huzurundadinlenmesini imkânsız kılacak bir zorunluluktan (ölüm, adresin tespitedilememesi vs.) kaynaklanabilmektedir. Dolayısıyla savunma haklarına saygıgösterilmek kaydıyla bu ifadelerin yargılamada kullanılması, adil yargılanmahakkına ve özelde tanıkları sorgulama veya sorgulatma hakkına aykırılık teşkiletmez (Aligül Alkaya ve diğerleri [GK], B. No:2013/1138, 27/10/2015, § 159).
52. Somut bir yargılama öncesinde veya haricinde elde edilentanık ifadelerinin delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar veripvermediğini değerlendirmek için üç yönlü bir test uygulanmalıdır. İlk olaraktanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli bir nedene dayanmalıdır. İkinciolarak okunmasıyla yetinilen ifadelerin karara götüren tek ya da belirleyicikanıt olup olmadığına bakılacaktır. Üçüncü aşamada, duruşmada sınanmayanbeyanların kullanılmasından dolayı savunma tarafının karşılaştığı sınırlamayıtelafi eden ve bir bütün olarak yargılamanın adilliğini sağlayan dengeleyiciunsurların mevcudiyetine bakılmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Schatschaschwili/Almanya [BD], B. No: 9154/10, 15/12/2015, § 107. Karşılaştırmak için bkz. Levent Yanlık, B. No: 2013/1189,18/11/2015, § 75; Abdurrahim Balur, § 80).
53. Yukarıda belirtilen üç adım birbiriyle ilişki içindedir vehep birlikte ele alındığında bu üç ölçüt, duruşmada dinlenmeyen tanıkifadelerinin okunmasıyla yetinilmesinin yargılamanın adilliğine halel getiripgetirmediğinin değerlendirilmesine olanak sağlar. Dolayısıyla "geçerlineden" şartının karşılanıp karşılanmadığı önemli bir ölçüt olmaklabirlikte yokluğu tek başına adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle bu üç ölçüt, hak ihlalinin olup olmadığı hususundahangisinin daha belirleyici olduğuna bağlı biçimde farklı bir sıra takipedilerek incelenebilir (Schatschaschwili/Almanya, § 118. Karşılaştırma için bkz. Levent Yanlık, § 76; Abdurrahim Balur, § 81).
54. Somut olayda öncelikle, müşteki İ.A.nınkolluk ifadelerinin mahkûmiyet hükmünde dayanılan tek ya da belirleyici delilolup olmadığı incelenmelidir. Hükmün yegâne dayanağı olan bir delilinmahkûmiyete götüren tek delil olacağı açıktır. Belirleyici delillerden isedavanın sonucunu tayin edici nitelikteki deliller anlaşılmalıdır (benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. Al-Khawaja ve Tahery/BirleşikKrallık [BD], B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011,§ 131; Schatschaschwili/Almanya, § 123).
55. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunun mahkûmiyetinehükmederken müşteki İ.A.nın duruşmada okunanbeyanlarının yanı sıra başvurucunun ifadesine ve sanıklar H. İ., Y. Ö., H. K. ve M. S.nin olayailişkin olarak verdikleri ve güvenilirlikleri hususunda başvurucunun bir iddiadile getirmediği ifadelerine dayanmıştır. Bu itibarla suçun ispatı bakımındanbelirli bir öneme sahip olmakla birlikte müştekinin okunan ifadelerinin mevcutbaşvuruya konu yargılamanın "tek" ya da "belirleyici"delili olduğu söylenemez. Başvurucunun, müştekinin kolluktaki ifadelerinin zoradayalı alındığı şeklindeki iddiası soyut niteliktedir. Temyiz dilekçesinde buyönde bir itiraz da ileri sürülmemiştir.
56. Geçerli neden şartı bakımından gerekçeli kararda müştekinindinlenilmesi için uzun süre araştırma yapıldığı, fakat bulunulamaması nedeniylekolluktaki ifadesinin okunmasıyla yetinildiği belirtilmiştir. Müştekininduruşmada hazır edilmemesine kamu makamlarının kasıt, ihmal ya da gecikmesininyol açtığına yönelik bir bilgi ve belge de dosya içinde bulunmamaktadır.Başvurucu da böyle bir iddia dile getirmemiştir. Bu itibarla müştekininduruşmada dinlenilmemesinin haklı bir nedene dayandığının kabulü gerekir.
57. Okunmasıyla yetinilen beyanların "tek" ya da"belirleyici" delil niteliği taşımadığı tespiti tek başına veyageçerli nedenin mevcudiyetiyle birlikte dikkate alındığında savunmanın maruzkaldığı sınırlamayı dengeleyici unsurların bulunup bulunmadığının ayrıcaincelenmesine gerek görülmemiştir.
58. Yukarıda belirtilen bilgiler doğrultusunda müşteki İ.A.nın duruşmada dinlenilmemesinin yargılamanın bir bütünolarak adilliğine zarar vermediği ve bunun tanık sorgulama hakkına aykırılıkoluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
59. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan tanık sorgulama hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesigerekir.
b. MakulSürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
60. Başvurucu, yargılama süresi nedeniyle makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
61. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddeside -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
62. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken ölçütlerdir (GüherErgun ve diğerleri, §§ 41-45).
63. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Cezayargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak kararabağlandığı tarihtir (Ersin Ceyhan,B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
64. Başvurucu hakkındaki yargılama 18/10/2001ile 28/5/2014 tarihleri arasında 12 yıl 7 ay 14 gün sürmüştür (bkz. §§ 9, 26).
65. Bu itibarla 12 yıl 7 ayı aşan yargılamada makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır. Başvurucu müdafiibazı duruşmalara katılmamış ise de bu duruşmaların büyük bölümünde bazısoruşturma işlemlerinin yapılmasının beklenildiği görüldüğünden müdafininkatılmamasının yargılamanın uzamasının esaslı nedeni olduğu söylenemez.
66. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Esas incelemesonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine kararverilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
68. Başvurucu, maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Uğranılansıkıntı ve üzüntülere karşılık olmak üzere tazminat talep edildiğibelirtildiğinden başvurucunun isteminin manevi tazminata ilişkin olduğu kabuledilmiştir.
69. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
70. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında ve mevcut başvurunun koşullarında (bkz. § 19)başvurucuya net 16.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılama hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Duruşmalı yargılama hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan tanıksorgulama hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 16.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 27/10/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.