TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SALİM ONUR ŞAKAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/2711)
Karar Tarihi: 21/9/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Salim Onur ŞAKAR
Vekili
:
Av. Zuhal BEREKET BAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatıngizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında muvazzaf subaystatüsünde görev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dairisimsiz bir e-posta gönderilmesi üzerine hakkında idari tahkikatbaşlatılmıştır. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde Hava KuvvetleriKomutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından başvurucunun ve bazıpersonelin ifadeleri alınmıştır. Başvurucu, sorulan soruları ayrıntılı olarakyanıtlamış ve 9/2/2012 tarihli ifade tutanağını imzalamıştır.
9. Tahkikat neticesinde düzenlenen raporda başvurucunun HarpOkulunda öğrenci olduğu sırada dönem arkadaşı bir kadın üsteğmen ileilişkisinin olduğu, kıskançlık nedeniyle 14/5/2006 tarihinde bu kişiyi darpettiği, hakkında Askerî Mahkemede dava açıldığı, ancak mağdurun şikâyetindenvazgeçmesi nedeniyle 29/11/2006 tarihli Mahkeme kararıyla davanın düşmesinekarar verildiği, ayrıca 26/4/2007 tarihinde bir başka kadın üsteğmeni telefonlaarayarak cinsel içerikli sözlerle taciz ettiği nedeniyle, Malatya 1. Sulh CezaMahkemesinin 8/4/2008 tarihli kararıyla adli para cezasıyla cezalandırılmasına;ancak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, İnternetüzerinden çok sayıda kadınla tanıştığı ve bir arkadaşlık sitesinde üniformalıfotoğraflarının bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir.
10. İdari tahkikat sonucunda TSK'nın itibarını sarsacak şekildeahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle sıralı sicil üstleri tarafındanbaşvurucu hakkında "Türk SilahlıKuvvetlerinde kalması uygun değildir." ortak kanaatli ayırmasicil belgesi düzenlenerek ayırma işlemi süreci başlatılmıştır. Sonuç olarak7/8/2013 tarihinde 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı KuvvetleriPersonel Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca 22/4/2013 tarihli üçlü kararname ileTSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.
11. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
12. Başvurucu 30/5/2014 tarihinde ayırma işleminin iptalitalebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine AYİM'dedava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, 926 sayılı Kanun'un 50. maddesinin31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu ileyürürlükten kaldırıldığını, olayda bir subay hakkında görevden alma kararıverilmesini gerektiren sebepler bulunmadığını, takdirlerle dolu başarılı birsicile sahip olmasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
13. AYİM Birinci Dairesinin 20/5/2014 tarihli ve E.2013/779,K.2014/514 sayılı kararıyla dava, oyçokluğuyla reddedilmiştir. AYİM kararında6413 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "... Söz konusu yönetmelik yürürlüğe girinceyekadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun 45 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c)bendi ile yürürlükten kaldırılan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmübulunduğu, belirtilen Yönetmeliğin 12/4/2014 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığı, bu nedenle işlem tarihi itibarıylayürürlükte olan 926 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işlem yapılmasının hukukauygun bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca kararda, geçmiş sicil ve disiplin durumuitibarıyla başarılı bir personel olmasına karşın başvurucunun iyi ahlak sahibiolmak vasfını taşımadığı ve tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığışeklinde değerlendirmeler yer almıştır.
14. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif kalan üye, birbaşka dosyada 6413 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin dördüncü fıkrasınakarşı Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldığı, söz konusu başvuru mevcut davayıetkilemekte olduğundan Anayasa Mahkemesine yapılan itiraz başvurusununsonucunun bekletici mesele yapılması gerektiği görüşündedir. Bunun yanı sırabaşvurucu hakkındaki ayırma işleminin 6413 sayılı Kanun'da öngörülen usulleruygulanarak tesis edilmesi gerekirken 926 sayılı Kanun'a göre tesis edilenişlemin hukuka aykırı olduğunu da ileri sürmektedir.
15. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 15/1/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu vekili tarafından 13/2/2015 tarihinde bireysel başvuruyapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. 926 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan 50.maddesi, 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç HizmetKanunu’nun 13. ve 39. maddeleri, 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği’nin işlemtarihinde yürürlükte olan “Disiplinsizlik veahlâkî durum nedeniyle ayırma” kenar başlıklı 91. ve 92. maddeleri.
18. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görevyapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesinedayanak oluşturan mevzuata (G.G.[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkinuluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.
19. 6413 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralıfıkrasında yer alan "... Söz konusuyönetmelik yürürlüğe girinceye kadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun 45 incimaddesinin altıncı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılan hükümlerininuygulanmasına devam olunur.” hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu ilerisürülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 3/7/2014 tarihli ve E.2014/24, K.2014/122sayılı kararıyla itirazın reddine hükmedilmiştir.
20. 6413 sayılı Kanun'un"Kınama cezasını gerektiren disiplinsizlikler" kenarbaşlıklı 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir:
“Meslek etiğine aykırı davranışta bulunmak:Önceden ilan veya tebliğ edilmiş olan mesleki etik davranış kurallarına aykırışekilde tavır ve davranışlarda bulunmaktır."
21. 6413 sayılı Kanun'un"Hizmete kısmi süreli devam cezasını gerektiren disiplinsizlikler"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi şöyledir:
“Uygunsuz davranışlarda bulunmak: Türk SilahlıKuvvetlerine ve temsil ettiği makam, rütbe veya statünün onur ve vakarına uygunolmayan fiillerde bulunmaktır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu; 926 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 6413 sayılıKanun ile yürürlükten kaldırıldığını, dolayısıyla ayırma işleminin kanunidayanağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca TSK'da görevyaptığı sürede çok sayıda takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çokiyi derecede olduğunu, özel hayatına ilişkin unsurların hiçbir şekilde görevineyansımadığını, ayırma işleminin ölçüsüz olduğunu belirtmiştir. Başvurucu, bunedenlerle Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkınınihlal edildiğini iddia etmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinitalep etmiştir.
B. Değerlendirme
24. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın veaile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
26. Mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatınınsorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak kişilerindavranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları, özel hayatıngizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660,21/1/2015, § 37; Bülent Polat,[G.K.], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 63; AtaTürkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 33).
27. Somut olayda başvurucunun davranışları ve cinsel hayatınadair unsurlar nedeniyle TSK'nın itibarını sarsacak şekilde ahlak dışıhareketlerde bulunduğu gerekçesiyle TSK'daki görevine son verilmesi,Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliği hakkına birmüdahale oluşturmaktadır (Ata Türkeri,§ 34; G.G., § 43).
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, .... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
29. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 20. maddesininihlalini teşkil edecektir.
30. Bu sebeple müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığının,Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlartarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönündenincelenmesi gerekir.
i. Kanunilik
31. Başvuruya konu ayırma işlemi ve yargısal incelemenin 926sayılı Kanun’un 50. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (c) fıkrası ile27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan 91.maddesi uyarınca yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
32. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılandeğerlendirmeler neticesinde söz konusu mevzuat hükümlerinin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır (G.G.[GK], §§ 48-50). Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia vetespit de bulunmamaktadır.
33. Başvurucu tarafından 926 sayılı Kanun'un 50. maddesinin 6413sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırıldığı, dolayısıyla ayırma işleminin kanunidayanağının bulunmadığı ileri sürülmüşse de 6413 sayılı Kanun'un geçici 1.maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan "...Söz konusu yönetmelik yürürlüğe girinceye kadar 926 sayılı Kanunun, bu Kanunun45 inci maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendi ile yürürlükten kaldırılanhükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” hükmü uyarınca ve ilgiliYönetmeliğin 12/4/2014 tarihinde Resmî Gazete'deyayımlandığı dikkate alındığında ayırma işleminin tesis edildiği 22/4/2013 tarihinde926 sayılı Kanun'un anılan hükümleri yürürlüktedir. Nitekim6413 sayılıKanun'un geçici 1. maddesinin (4) numaralı fıkrasındayer alan söz konusu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş, AnayasaMahkemesi 3/7/2014 tarihli ve E.2014/24, K.2014/122 sayılı kararıyla itirazınreddine hükmetmiştir.
ii. Meşru Amaç
34. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin askerî disiplinin ve kamu hizmetinin gereğigibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğin korunması şeklindemeşru amaç taşıdığı (Ata Türkeri,§§ 40-41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58; S.Ş. B. No: 2014/19582, 16/2/2017, §§46-54) anlaşılmaktadır.
iii.Demokratik Toplum DüzenininGereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
35. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri” kavramı, öncelikleözel hayatın gizliliği hakkı üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnaitedbirler niteliğinde olmasını, başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek enson önlem olarak kendisini göstermesini gerektirmektedir. “Demokratik toplumdüzeninin gerekleri”nden olma bir sınırlamanındemokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacınayönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsalihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilsedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarakdeğerlendirilemez (Ata Türkeri, §44).
36. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkına yargısal veyaidari bir müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Başvuru konusu olay bakımındanyapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idarenin vederece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin, özel hayata saygıhakkının unsurlarından olan mahremiyet hakkını kısıtlama bakımından “demokratiktoplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunu inandırıcıbir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (AtaTürkeri, § 45).
37. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazıözel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır.Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırma işlemi tesis edilmesininbaşvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağındanyoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkioluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle geldiğianlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olmasıgerekir (G.G., § 66).
38. Bunun yanı sıra Silahlı Kuvvetlerin faaliyetlerinin disipliniçinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğununikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması hâlinde personelin özel hayatınasaygı hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabuledilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olmasıgereklidir (G.G., § 60).
39. Somut olayda AYİM kararında, başvurucunun TSK'nın itibarınısarsacak derecede ahlak dışı hareketlerde bulunduğu belirtilmiştir. AYİMkararında da belirtildiği üzere askerlik mesleğini icra edenler için ahlakideğerlerin ve özel hayatı da kapsayan yaşam biçiminin büyük önemi vardır.Başvurucunun Harp Okulunda öğrenci olduğu sıradagerçekleştirdiğieylemlerinin özel hayat sınırlarını aşarak göreve yansımalarının olması dadikkate alındığında başvurucuyu istihdam eden TSK tarafından kurum itibarınıolumsuz yönde etkileyen unsur olarak değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
40.Bununla birlikte anılan eylemlerin başvurucunun öğrencilikdöneminde gerçekleştiği, buna rağmen öğrenciliğinin bitiminden sonra subayolarak atamasının yapılmış olduğu, bu süreçte başvurucunun hiçbir disiplinyaptırımıyla da karşılaşmadığı ve istihdam edilmeye devam edildiği, eylemlerinüzerinden uzun zaman geçtikten sonra ayırma işlemi tesis edildiğianlaşılmaktadır. Başvuru dosyası incelendiğinde başvurucunun sicil notlarınınçok iyi düzeyde olduğu, sicil amirlerince daha önce hakkında herhangi birolumsuz kanaat bildirilmediği, isnat edilen hususlarla ilgili disiplincezasının bulunmadığı, çok sayıda takdir ve ödül belgesinin bulunduğuanlaşılmaktadır. TSK'dan ilişiğinin kesilmesi işleminin, başvurucunun meslekihayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyleekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkisi bulunmaktadır. AYİMkararında söz konusu disiplin yaptırımının demokratikbir toplumda gerekli olup olmadığı konusunda somut verilere dayalıdeğerlendirmeler bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bunun yanında AYİM kararında,tesis edilen ayırma işleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumudikkate alınarak ölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ileulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucununkaybı arasında adil bir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliğihakkı üzerindeki sınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğindeolduğu veya başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlemniteliğinde olduğu hususunda bir inceleme yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
42.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
43. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinitalep etmiştir.
44. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
45. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİMBirinci Dairesine(Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ilegetirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının(E) bendi uyarınca AskeriYüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan, anılan bendin (b) alt bendigereğince belirlenecek görevli ve yetkili idare mahkemesine) gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine (anılan Dairenin20/5/2014 tarihli ve E.2013/779, K.2014/514 sayılı kararına ait dava dosyasıile ilgilidir) (Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ilegetirilen geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendi uyarınca AskeriYüksek İdare Mahkemesi kaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendigereğince belirlenecek görevli ve yetkili idare mahkemesine) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.