TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SALİM DALBUDAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/19507)
Karar Tarihi: 12/12/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Salim DALBUDAK
Vekili
:
Av. Ahmet KILIÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makulsüreyi aşması ve resen yapılan tutukluluk incelemelerinde Cumhuriyet savcısınınve başvurucunun görüşleri sorulmadan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine aykırı olarak tutukluluğun devamına karar verilmesi nedenleriylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; yargılamanın makul sürede bitirilememesinedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca taksirle birden fazlakişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme suçundan başlatılan soruşturmakapsamında gözaltına alınan başvurucu Savcılık tarafından alınan ifadesindeözetle trafik kazasının meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun olmadığınıbelirterek suçlamayı kabul etmemiştir.
7. Başvurucu Bakırköy 1. Sulh Ceza Mahkemesince yapılansorgusunun ardından anılan suçtan 23/11/2013 tarihinde tutuklanmıştır.Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin üzerine atılı suçununniteliği, atılı suçun kanun maddesindeki ceza üst sınırı, olayda birden fazlakişinin ölümüne ilişkin olgu, olaya ilişkin 20/11/2013 tarihli 17.00 saatlitrafik kazası tespit tutanğı içeriği olaya ilişkin20/11/2013 tarih 19.30 saatli olay yeri inceleme raporu ve ekindeki krokiler,kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığı, dosya kapsamı dikkatealındığında adli kontrol hükümlerinin de evrak kapsamına göre yetersiz kalacağıdüşünülmekle CMK'nın 100. ve mütakipmaddeleri uyarınca ... [tutuklanmasına karar verildi]"
8. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 13/12/2013 tarihliiddianamesi ile başvurucu hakkında taksirle birden fazla kişinin ölümüne veyaralanmasına sebebiyet verme suçundan Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinde(Mahkeme) kamu davası açmıştır.
9. Mahkeme 20/12/2013 tarihinde iddianameyi kabul etmiş veE.2013/393 sayılı dosya üzerinden yargılama başlamıştır.
10. Mahkeme 11/11/2015 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu karara yaptığıitirazını ise Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2015 tarihindereddetmiştir.
11. Başvurucu 14/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
12. Mahkeme 24/2/2016 tarihindebaşvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiş, başvurucunun bu karara yaptığıitirazı inceleyen Bakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesi "Sanığın üzerine atılı suçun niteliğine göre (2-15 yıl arası)verilebilecek ceza miktarı, denetimli serbestliğe ayrılma süresi, dosyanınkarar verilme süreci ile tutuklu kaldığı süre değerlendirildiğinde Yargıtaysafhası ile tutukluluğun infazı tamamlamaya varabileceği tutuklanmasınınamacını aşabileceği... " şeklindeki gerekçeyle itirazı kabulederek başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.
13. Mahkeme 23/5/2016 tarihindebaşvurucununanılan suçtan 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir.
14. UYAP ve Yargıtay dosya sorgulama sisteminden yapılanincelemeye göre dava temyiz aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Taksirle öldürme" kenarbaşlıklı 85. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya dabir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişininyaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeşyıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
16. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedenivar sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
..."
17. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya,tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkinkararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüneçıkarılmayan,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 12/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, tutuklamayı gerektirecek somut bir delil olmadığıhâlde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
23. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
24. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
25. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konulduktansonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmekşartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlıolarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
26. Ayrıca kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik birmüdahale, Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkinölçütlerin belirlendiği 13. maddesinde belirtilen koşullara uygun olmadığımüddetçe Anayasa'nın 19. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu sebeplesınırlamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklama tedbirininniteliğine uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nın ilgilimaddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesigerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
27. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgularınniteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 72).
28. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçmayı ya dadelillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir.5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde de tutuklama nedenleri sayılmıştır. Bunagöre şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıransomut olguların bulunması, şüpheli ya da sanığın davranışlarının delilleri yoketme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur yahut başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturmasıhâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıca işlendiğikonusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
29. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan tutuklamayızorunlu kılan ibaresiyle de tutuklamanın ölçülü olması gerektiğineişaret edilmektedir. Bu bağlamda dikkate alınacak hususlardan biri tutuklamatedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacak olan yaptırımın ağırlığıkarşısında ölçülü olmasıdır. Nitekim 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinde;tutuklama tedbirinin işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiriile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemeyeceği ifade edilmiştir (Halas Aslan, § 72).
30. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123).
31. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardakitakdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. AnayasaMahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınaraközellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleriüzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158,26/7/2017, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124). Nitekim 5271 sayılıKanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasında; tutuklamaya ilişkinkararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını vetutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75; Selçuk Özdemir, § 67).
32. Başvurucu, 5237 sayılı Kanun'un 85. maddesinde suç olarak düzenlenentaksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına sebebiyet vermesuçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
33. Bu aşamada tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
34. Somut olayda başvurucu, taksirle birden fazla kişininölümüne ve yaralanmasına sebebiyet verme suçundan tutuklanmıştır. Bakırköy 1.Sulh Ceza Mahkemesi; tutuklama kararında isnat edilen suçlamaya ilişkin olaraktrafik kazası tespit tutanağı içeriğine, olay yeri inceleme raporuna veekindeki krokilere değinerek kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucunavarmıştır (bkz. § 7).
35. Buna göre tutuklama kararında gösterilen delillerin suçişlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz olduğusöylenemez.
36. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede somut olayın tüm özellikleri dikkate alınmalıdır.
37. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlediği iddiaolunan suçun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen cezanınağırlığına ve dosya kapsamına göre adli kontrolün yetersiz kalacak olmasınadayanıldığı görülmektedir (bkz. § 7).
38. Somut olayda başvurucunun asli kusuruna bağlı olarak meydanageldiği belirtilen trafik kazası sonucu birden fazla kişi ölmüş veyaralanmıştır. Dolayısıyla somut olayın özelliği ve Mahkeme tarafından verilenkararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle-suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerden yoksun olduğu söylenemez.
39. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
40. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Mahkemenin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımın ağırlığını,işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 7) keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
42. Başvurucu, yargılamayı yapan ve itirazları değerlendirenmahkemeler tarafından yetersiz gerekçelerle tutukluluğunun devamına kararverildiğini ve uzun süredir tutuklu olduğunu belirterek Anayasa’nın 19.maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
43. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin yedincifıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
44. Başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesininyedinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
45. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
47. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
48. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddialarıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).
49. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 4/3/2016 tarihinde tahliyesine kararverilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiaları,5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir.Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğununmakul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucular lehinetazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığısonucuna varılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Silahların Eşitliği veÇelişmeli Yargılama İlkelerine Aykırı Davranıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu -herhangi bir tarih belirtmeksizin- Mahkemeceresen yapılan tutukluluk incelemelerinde Cumhuriyet savcısının ve kendisiningörüşleri sorulmadan karar verildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
52. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanınkanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkilibir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
53. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
54. Somut olayda Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi 7/1/2015,9/12/2014 ve 3/10/2014 tarihli tutukluluk incelemelerinde Cumhuriyet savcısınıngörüşünü sormamıştır. Mahkeme 19/6/2014,15/5/2014, 20/2/2014 ve 20/1/2014tarihli tutukluluk incelemelerinde ise karar vermeden önce Cumhuriyetsavcısının görüşlerini sormuş ve Cumhuriyet savcısı da görüş bildirmiştir.Ayrıca Mahkeme tutukluluk incelemelerini 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesigereğince duruşma açmaksızın dosya üzerinden değerlendirme yaparak karar vermiştir.Anılan tutukluluk incelemelerinde başvurucunun görüşünün sorulduğuna dair dosyakapsamında herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
55. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebepleolursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkındasüratle karar verebilecek ve kişinin tutulması kanuni değilse salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi ve anılan Anayasa hükümleri, esas olarak tutukluluğun yasallığınailişkin itiraz başvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olandavalardaki tahliye talepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarınınincelenmesi açısından bir güvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No:2012/1158, 21/11/2013, § 30).
56. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinde, soruşturma evresindeşüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreleritibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususundaCumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimliği tarafından 100. maddehükümleri gözönünde bulundurularak, kovuşturmaevresinde ise tutuklu sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekipgerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasındaya da en geç otuz günlük süre içinde hâkim yahut mahkemece resen kararverileceği hükme bağlanmıştır.
57. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göre yapılacak değerlendirmeler,resen (ex officio)yapılmakta olup Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ile hürriyetikısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkı kapsamındadeğerlendirilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 32).
58. Bu çerçevede resen gerçekleştirilen tutuklulukla ilgiliincelemeler sonucunda verilen kararlar konu bakımından yetki kapsamı dışındadır(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814,18/6/2014, § 40). Bireysel başvuru kapsamında olmayan bu kararların usulünedâhil alt unsurlar da kararlarla aynı hukuki sonuca tabidir.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
60. Başvurucu, yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
61. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
62. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
63. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınöncelikle hukuk sisteminde mevcut idari merciler ve/veya derece mahkemeleriönünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözümekavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 16).
64. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında;yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği yahut icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihindenönce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Adalet Bakanlığıİnsan Hakları Tazminat Komisyonuna (Tazminat Komisyonu) başvuru imkânının getirilmesineilişkin yolu; ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır.
65. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterligiderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolutüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağısonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel,§§ 35, 36).
66. Mevcut başvuruda, söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırıdavranılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.