TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAMİ ÖZBİL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/543)
Karar Tarihi: 15/10/2014
R.G. Tarih-Sayı: 17/12/2014-29208
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Muharrem İlhan KOÇ
Başvurucu
:
Sami ÖZBİL
Vekili
:
Av. Özlem GÜMÜŞTAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, uzun süre devam eden tutukluluk, baskı altında vemüdafi olmaksızın alınan ifadelerin hükme esas alınması ve hukuka aykırı aramayapılması nedeniyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinde düzenlenen kişihürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 9/11/2012 tarihinde AnayasaMahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 25/12/2012tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından, 12/2/2013 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik ve esas hakkındaki incelemesinin birlikteyapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 15/2/2013tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 16/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 13/5/2013 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu vekili süresinden sonra 30/5/2013 tarihindegörüşe karşı beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığı görüşünde ifadeedildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 15/6/2003 tarihinde terörörgütüne üye olma suçlamasıyla gözaltına alınmış ve 19/6/2003 tarihindeCumhuriyet Savcısı tarafından ifadesi alındıktan sonra yasadışı MLKP (Marksist Leninist Komünist Parti) adlıörgütünün amaçları doğrultusunda anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs suçundan İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi(DGM) tarafından tutuklanmıştır.
9. Başvurucunun 17/06/2003 tarihindegözaltında iken "Benim herhangi bir dernek veya siyasi kuruluşaüyeliğim yoktur. Pasaportum veya ehliyetim yoktur. Bugüne kadar hiç yurt dışınaçıkmadım. Herhangi bir legal alandaki toplantı gösteri yürüyüşlerinekatılmadığım gibi bu hususta gözaltım da olmadı. 1984 Yılında DHKP/C ve 1996yılında TKEP/l'den gözaltına alınıp müebbet cezası aldım ve 2001 yılında cezaertelemesi neticesi tahliye oldum. Ben sosyalist fikirleri benimsiyorum. Benbugüne kadar kendime göre yanlış bulduğum konuları protesto etmek amacı ilemesaj iletmek için eylemlerim olmuştur. Bu eylemleri yaparken birgün önceden eylem koyacağım yere gidip keşif yapıp dahasonra eylemi gerçekleştiriyordum. Bu esnada insanlara zarar gelmeyecek yerepatlayıcı koyup ayrıca uygun bir saat tercih ediyordum" şeklinde beyanda bulunduğu gerekçeli kararda belirtilmektedir.
10. Başvurucunun DGM Cumhuriyet savcısına verdiği ifadesi şöyledir:
“Ben üzerime atılı bulunan suçlan kabuletmiyorum. 1996 yılında İstanbul DGM.de TKEP/L(Türkiye Kominist Emde Partisi-Lenınist)adlı örgüte üye olmak suçlamaları ile yargılandım. Yargılama 2001 yılındabitti. Bana TCK.nun 168.Maddesinden 12 yıl ceza hükmedildi, ölüm orucu eylemleri sürecinde organikbeyin sendromu tanısıyla bana süresiz olarak izin verildi. 2001 yılı sonlarındacezaevinden tahliye edildim. O zamandan bu yana Muğla'daki ailemin yanındakalıyorum. İstanbuldaki İnsan Haklan Vakfi tarafindan da tedavimsürdürülmektedir. Görevliler beni birkaç gün önce Kuşadası Davutlar'dayakaladılar. En son Star Gazetesinin bulunduğu binaya patlayıcı atılması ilebirlikte başka bazı benzer olaylara da karıştığım suçlamalarında bulundular.Ben suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliye olduktan sonra yasadışı herhangi bireylem ve faaliyetim olmamıştır.
Diğer sanık İbrahim Söke'de büyümem nedeniyletanıyorum. Benim babam şu anda bulunduğu Milas'a gitmeden önce Söke'de kireçocağı işletiyordu. 1995 yılma kadar Söke'de oturduk. Daha sonra babam aynı işiMilas ta yapmaya başladı. Sökede akrabalarım davardır. İbrahim'in babası da öğretmendir. Bu nedenle bir arkadaşlığımız sözkonusudur. Ben cezaevinden tahliye edildikten sonra Söke'de öğretmen evindeİbrahim'i sordum. Babası Söke Öğretmenevinin müdürüdür. Bana İzmir'de okuduğunusöylediler. Bu olay geçen yıl geçmiştir. Cep telefonunu aldıktan sonra İzmir'dekendisi ile görüştüm, Bucadaki evine gittik. Bu aradaben İzmir'de akrabalarımın yanında da kalıyordum. Kendisi bana evinde kalabileceğimisöyledi. Sürekli kalmadım. Zaman zaman kalıyordum. Evinin anahtarlarındanbirisini bana vermişti. Kendisi yaz nedeniyle Davutlara gideceği için anahtarıbana verdi. En son bu eve yakalandığım günden bir gün önce gidip kalmıştım.Biraz önce söylediğim gibi sürekli olmamakla birlikte zaman zaman gidipkalıyordum, Çok ihtiyaç hissettiğim bir yer değildi. Nadir olarak bu evdekaldım, Yakalandıktan sonra polisler teni de İbrahim'in evine götürdüler, Benarabada beklerken kendileri ere girip çıktılar. Ben polisler ile birliktesadece iç çamaşırlarımı almak için eve girip çıktım. Evde ne elde ettiklerinide bilmiyorum. Bunu sizden sorabilir miyim dedi. Kendisine ev arama tutanağınıniçeriği okundu.
Bu çok saçma ayıp bir komplodur dedi. Ben evinanahtarını değiştirmedim. İbrahim'in bana verildiği anahtarla polisler kapıyıaçmışlardır. Aynı anahtarın bir tanesinin İbrahim'in ailesinde olmasıgerekiyor, denesinler,
Emniyet İfadesi okunup, soruldu, Ben emniyetteifade vermedim, Biraz önce söylediğini rahatsızlığım nedeniyle çok halsiz vegüçsüzüm. Sonradan bana bir belge imzalattırdıklarını söylediler, İçeriğinde neolduğunu bilmiyordum. Bu ifademin içeriğini de kabul etmiyorum, Gözaltında ikenaileme dönük tehditler yapılmıştır. Gözaltında kaybedileceğim belirtilmiştir Bunedenle ifademin içeriğini kabul etmiyorum, Yakalandığım sırada üzerimde elegeçirilen Recep Baysal adına düzenlenmiş kimliği bu işi yapanlardan satınaldım. Hem asker kaçağı olarak aranıyorum hem de tahliye edildiğim mahkeme beniyeniden tutuklamış bunu bu nedenle temin etmiştim,
Bana aktardığınız İstanbul Eyüp'teki AkbankŞubesinin soyulması olayını ben basından takip etmiştim, Ancak olayın adi birsoygun mu yoksa bir örgüt eylemimi olduğu konusunda bilgi yoktu, Bu yönünübilmiyorum ancak olayı duymuştum, Evrak içinde bulunan ve İstanbul EmniyetMüdürlüğünce düzenlenen 17/06/2003 tarihli fotoğrafteşhis tutanağı okunup soruldu, Bu teşhis tutanağı polisin yönlendirmesiolabilir, Ben bu soygun olayına katılmadım. Ben TKEP/L adlı örgüte üye olmaktanhükümlendirildim. Bana söylediğinize göre bu olayıMLKP adlı örgüt gerçekleştirmiş. Bu kadar kısa süre içindeTKEP/L'den yararlanman ve hükümlendirilen kişininMLKP adlı örgüte kabul edilip bu nitelikteki bir soygun olayınıgerçekleştirecek kadar örgüt içinde öne çıkması uygun değildir, Bu hayatınolağan akışına ve hayatın mantık kurallarına aykırıdır, Dedi, Teşhis işleminekatılanlarla ilgili yeniden teşhis yapılmasının mümkün olup olmadığını sordu,Yargılama aşamasında bunun mümkün olduğu kendisine aktarıldı. Buradanifadesinin tespitinden sonra serbest bırakılmayı umduğunu belirtti, Devamlasanık İbrahim'in kendisinden küçük olduğunu, onu en son 1995 yılında gördüğünüson bir yıl öncesinde ilişkisi olmadığı için sanık İbrahim'in o yıllardankendisini hatırlayamayabileceğini söyledi, suçlamaları kabul etmiyorum.”
11. İzmir DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 22/08/2003 tarih ve2003/216 esas sayılı iddianamesi ile başvurucunun anayasal düzeni cebren değiştirmeyeteşebbüs etmek suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 146(1)., 31., 33. ve 40. maddeleri gereğince cezalandırılmasıtalep edilmiştir.
12. Başvurucu hakkında açılan kamu davası İzmir 1 No.lu DGM’nin2003/286 Esas sayılı dosyasında görülmekte iken, 9/12/2003tarihinde “aralarında hukuki ve fiiliirtibat bulunduğu” gerekçesiyle İstanbul 4 No.lu DGM’nin 2003/213Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmiştir.
13. Başvurucu 13/10/2004 tarihindemahkemede yaptığı savunmada “yasadışı MLKPadlı terör örgütüne üye olmadığını, iddianamede belirtilen suçlamaları kabuletmediğini, patlayıcı madde ve gasp olaylarına katılmadığını” beyanetmiştir.
14. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kaldırılmasından sonra 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesiyle görevli İstanbul 12. AğırCeza Mahkemesince yürütülen davada başvurucu 16/7/2002-14/6/2003tarihleri arasında meydana gelen ve MLKP terör örgütü tarafındangerçekleştirilen dokuz ayrı bombalama ve yağma eylemini bizzat işlediği/iştirakettiği iddiasıyla yargılanmıştır.
15. Yargılamanın yürütüldüğü 2003/213 Esas sayılı dosyada diğer 18sanık hakkında 4/5/2011 tarihinde hüküm verilmiş, “başvurucunun duruşmaya gelmediği, başvurucu müdafiinindoktor raporu göndererek duruşmaya gelmediği ve geçici olarak yerine müdafii Av. Z. K.'nın duruşmayageldiği, geçici olarak çıktığı için savunmasını yapamayacağını beyan ettiği,dosyanın geldiği aşama, yargılamanın her celse çeşitli nedenlerle sanık ve müdafiileri tarafından uzatılmaya çalışıldığı, dosyanınyaklaşık olarak iki yıldan bu yana karar aşamasında olduğu ve benzerinedenlerle karara çıkarılamadığı ve yargılamanın gereksiz yere uzadığı,yargılamanın tutuklu devam ettiği, sanık Sami Özbilyönünden dosyanın tefrik edilmesi halinde dahi yargılama bütünlüğününbozulmayacağı anlaşıldığından Sanık Sami Özbilyönünden dosyanın tefriki ile bu sanık yönünden başka bir esas üzerindenyargılama yapılmasına” karar verilerek başvurucu hakkındaki dosya ayrılmıştır.
16. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2011tarih ve E.2011/105, K.2011/131 sayılı kararıyla isnat edilen suç nedeniylebaşvurucu hakkında müebbet hapis cezasına hükmedilmiştir.
17. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2011tarihli mahkûmiyet kararının değerlendirme kısmı şöyledir:
“SanığınA.B. sahte kimliği ile İzmir'de yapılan soruşturma sonucunda yakalandığı, UzunKod adını kullandığı, kendi beyanı ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde 1994 yılında yasadışı DHKP/C örgütü içerisinde yer aldığı,bu süreçte tutuklanıp yargılandığı, 1996 yılı içerisinde TKEP/L örgütü adınaeylem ve faaliyetlerinden dolayı İstanbul emniyet müdürlüğünce gözaltınaalındığı, örgüt adına eylem ve faaliyetleri nedeni ile yargılanıp müebbet hapiscezasına çarptırıldığı, ölüm orucu eylemi nedeni ile sağlığının bozulmasınedeni ile cezasının 6 ay ertelendiği, erteleme sonunda teslim olmayarakyasadışı MLKP örgütü adına İstanbul'da ve İzmir'de faaliyet gösteren örgütmensupları ile tanıştığı ve yukarıda gerekçeleri ile anlatılan aşağıdaki eylemlerekatıldığı kabul edilmiştir.
08/04/2003 tarihindesaat 21:00 sıralarında Bornova ilçesinde bulunan hukuk mahkemelerinin bulunduğubinanın önüne patlayıcı madde atıldığı,
09/04/2003 tarihindeKarşıyaka ilçesinde bulunan M... Kargo Ekspres binasının giriş kapısınapatlayıcı madde atıldığı,
14/06/2003 tarihindeKonak ilçesinde bulunan S. Gazetesi'nin bürosuna bulunduğu iş hanının girişkapısının yanına patlayıcı madde atıldığı,
02.07.2002 günü Beşiktaş İlçesi KuruçeşmeCemil Topuzlu Parkına bomba konulması,
16.07.2002 günü Beyoğlu ilçesi Taksim GeziParkına bomba konulması,
02.09.2002 günü Beşiktaş ilçesi ÇırağanCaddesi Ç. Taksi durağı önündeki çöp bidonuna bomba konulması,
06.09.2002 tarihinde Şişli ilçesi, OkmeydanıMahmut Şevket Paşa Mahallesindeki kıraathaneye bomba konulması,
24.01.2003 günü Eyüp ilçesi Rami Kuru GıdaToptancılar Sitesinde bulunan A. Topçular Şube Müdürlüğünün silahla yağmaedilmesi,
17.03.2003 günü Maltepe ilçesi CevizliMahallesinde A. K. ve H. K.'ye ait silahlarınyağmalanması,
Bu nedenle sanığın işlediği kabul edileneylemlerin sayısı niteliği vehamet arz eden boyutudikkate alındığında yasadışı silahlı MLKP terör örgütü adına TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının tamamını veya bir kısımıbozma veya kaldırmaya cebren teşebbüs etme suçunun subutaerdiği kabul edilmiştir.
Yukarıda ayrıntısı verilen sanık A. A.'nın hücre evi olarak kullandığı örgüt evinde ele geçirilensilahlar bu silahların kullanıldığı eylemler, buna ilişkin cerahimevrakı, ekspertiz raporları, müşteki ve tanıkanlatımları, sanık A. A.'nın dosya kapsamıyla elegeçirilen silah ve dokümanlarla müşteki ve görgü tanıklarının beyanıyla,eylemlerin işleniş şekliyle, yine polis aşamasında beyanda bulunan sanık A. R.K.'ın beyanıyla teyit edilen ve bu nedenle doğrukabul edilen beyanı, sanık Sami Özbil'in İzmirEmniyet Müdürlüğünde dosya kapsamı ile ve İzmir'de işlenileneylemlerle örtüşen beyanları, daha önce hakkında karar verilen Sanık İ. A.'nın emniyet aşamasındaki beyanı ve tüm dosya kapsamı birbütün olarak değerlendirildiğinde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.”
18. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 25/9/2012tarihli ilamıyla mahkûmiyet hükmü onanmıştır.
B. İlgiliHukuk
19. Başvurucunun gözaltında bulunduğu sırada yürürlükte olan 18/11/1992 tarih ve 3842 sayılı Kanun’un 31. maddesininbirinci şöyledir:
“Bu Kanunun4, 5, 6, 7, 9, 12, 14, 15, 18, 19, 20 ve 22 nci maddehükümleri Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına giren suçlardauygulanmaz. Bunlar hakkında 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun budeğişiklikten önce yürürlükte olan eski hükümleri değiştirilmeden öncekihalleriyle uygulanır.“
20. 16/6/1983 tarih ve 2845 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 16. maddesi şöyledir:
“Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanınagiren suçlarda yakalanan veya tutuklanan şahıs, yakalama veya tutulma yerine enyakın mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç en geç kırksekizsaat içinde hakim önüne çıkarılır ve sorguya çekilir.
Üç veya daha fazla kişinin bir suça iştirakisuretiyle toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veyafail sayısının çokluğu ve benzeri nedenlerle Cumhuriyet savcısı, bu sürenindört güne kadar uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Soruşturma bu süredesonuçlandırılmazsa Cumhuriyet savcısının talebi ve hakimkararı ile süre yedi güne kadar uzatılabilir.
Anayasanın 120 ncimaddesi gereğince olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde yakalanan veyatutuklanan kişiler hakkında ikinci fıkrada yedi gün olarak belirlenen süreCumhuriyet savcısının talebi ve hakim kararıyla ongüne kadar uzatılabilir.
Tutuklu bulunan sanık, müdafiiile her zaman görüşebilir. Hakim tarafından gözaltısüresinin uzatılmasına karar verildikten sonra gözaltında bulunan kişi hakkındada aynı hüküm uygulanır.”
21. 15/7/2003 tarih ve 4928 sayılı Kanun’un 19. maddesi.
22. 16/6/2004 tarih ve 5190 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü KanunundaDeğişiklik Yapılması Ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kaldırılmasına DairKanun.
23. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 148. maddesi.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 15/10/2014 tarihinde yapmışolduğu toplantıda, başvurucunun 9/11/2012 tarih ve 2012/543 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu,
i. Gözaltında baskı altında ve müdafiolmaksızın alınan ifadelerin hükme esas alındığını,
ii. Avukatve şüphelinin yokluğunda ilgili mevzuatına göre hazır bulunması gerekenlerkatılmadan yapılan aramada bulunan delillerin suçlamaya dayanak yapıldığını,tutanak mümzileri ve arama yapılan yerin sahibidinlenilmeden aramanın hükme esas alındığını,
iii. Aleyhetanıklık yapan ve teşhiste bulunan kişilerin mahkeme huzurunda dinlenilmediğinive sorgulama hakkı tanınmadığını,
iv. Son duruşmada mazeretlerin davayıuzatma amacıyla beyan edildiği kabul edilerek savunmada avukat yardımındanyararlandırılmadığını,
v. Lehe delillerin toplanmasıtaleplerinin değerlendirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının,
vi. Makulsürede yargılanma ve yargılama sürerken salıverilme, özgürlüğün kısıtlanmasıişleminin kanuna uygun yapılıp yapılmadığının kısa sürede bir mahkemeyeinceletme ve zararın tazmininin sağlanmadığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliğinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesine kararverilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik
a. KişiHürriyeti ve Güvenliği Yönünden
26. Başvurucu, kendisine isnat edilen suçlamalar nedeniyle uzun süretutuklu kaldığını, makul sürede yargılanma ve yargılama sürerken salıverilme,özgürlüğün kısıtlanması işleminin kanuna uygun yapılıp yapılmadığının kısasürede bir mahkemeye inceletme ve zararın tazmini haklarına ilişkin Anayasa’nın19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
27. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurucunun tutukluluğa ilişkinşikâyetlerinin, Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun başladığı 23/9/2012 tarihinden öncesine ilişkin olduğu belirtilmiştir.
28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un geçici 1.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler.”
29. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi, 23/9/2012tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireyselbaşvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’nin zaman bakımından yetkisi ancak butarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireyselbaşvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında, anılantarihten önce kesinleşmiş nihaî işlem ve kararları da içerecek şekilde yetkikapsamının genişletilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/832, 12/2/2013,§ 14).
30. Başvurunun kabul edilebilmesi için ihlal iddiasına dayanakteşkil eden nihai işlem veya kararların 23/9/2012tarihinden evvel kesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Nihai işlem veyakararların anılan tarihten önce kesinleştikleri tespit edildiği takdirde ilgilişikâyetler bakımından başvurunun kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin bu tespitin bireysel başvuruincelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 32).
31. Ancak kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilkderece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa, mahkûmiyet tarihi itibarıyla datutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu”olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru incelemesi açısından,tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi arasındaki esaslı fark bunugerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla, isnat olunan suçunişlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bunedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasınahükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve birtutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hali sona ermektedir. Bu açıdanmahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 33).
32. Somut olayda başvurucu 15/6/2003tarihinde gözaltına alınmış ve 19/6/2003 tarihli kararla tutuklanmıştır. Başvurukonusu davada başvurucunun mahkûmiyet kararının verildiği 17/6/2011tarihinde “suç isnadına bağlı olaraktutukluluk” hali sona ermiştir.
33. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun “kişi hürriyeti ve güvenliğinin” ihlal edildiği yönündekişikâyetlerine konu olayda tutuklamaya ilişkin nihai kararın AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012tarihinden önce verildiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının “zaman bakımından yetkisizlik” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. AdilYargılanma Hakkı Yönünden
34. Başvurucu gözaltında baskı altında ve müdafi olmaksızın alınanifadelerin hükme esas alındığını, avukat ve şüphelinin yokluğunda ilgilimevzuatına göre hazır bulunması gerekenler katılmadan yapılan aramada bulunandelillerin suçlamaya dayanak yapıldığını, tutanak mümzilerive arama yapılan yerin sahibi dinlenilmeden aramanın hükme esas alındığını,aleyhe tanıklık yapan ve teşhiste bulunan kişilerin mahkeme huzurundadinlenilmediğini ve soru sorma hakkı tanınmadığını, son duruşmada mazeretlerindavayı uzatma amacıyla beyan edildiği kabul edilerek savunmada avukatyardımından yararlanma hakkının ihlal edildiği, lehe delillerin toplanmasıtaleplerinin değerlendirilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
i. Aramaya İlişkin Şikâyet
35. Başvurucu tutanak mümzileri ve aramayapılan yerin sahibi dinlenilmeden aramada ele geçen eşyalar nedeniylesuçlandığını ve hukuka aykırı aramanın hükme esas alındığını ileri sürmektedir.
36. Adalet Bakanlığı, diğer sanık İ.A.’yaait konutta yapılan aramaya ilişkin tutanakta başvurucunun veya diğer sanığınimzasının olmadığını, ancak sanık İ. A.’nınbeyanlarında arama sonucunda ele geçen delilleri doğruladığını belirtmektedir.
37. Taraflarca ileri sürülen kanıtların kabulü ve değerlendirilmesiöncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu nedenle, açıkça keyfi olmadıkça,belirli bir kanıt türünün kabul edilebilir olup olmadığına, değerlendirmeşekline veya aslında başvurucunun suçlu olup olmadığına karar vermek AnayasaMahkemesinin görevi değildir (B. No: 2013/7800, 18/6/2014,§ 33).
38. İlk derece yargılaması sonunda verilen kararda “İzmir'de peş peşe meydana gelen patlayıcı madde atılması olaylarınınsoruşturmalar sırasında İzmir DGM'de önceden alınan kararlarla sanığın telefongörüşmelerinin takibe alındığı, sanık Sami Özbil'indaha önce hakkında karar verilen diğer sanık İ.A. ile birlikte 15/06/2003tarihinde Aydın ili Kuşadası ilçesinde yakalandıkları emniyet ifadelerinedayanılarak birlikte oturdukları Buca ilçesindeki evlerinin tespit edildiği, R.B. sahte kimliği ile yakalanan Sanık Sami Özbil'debulunan el çantasında elde edilen anahtarla evin kapısının açıldığı, yapılanarama sonunda 1 adet Alman yapımı, 1 adet Rus yapımı olmak üzere 2 adet savunmatipi el bombası, çeşitli örgütsel dokümanlar, yabancı ülke konsolosluklarınınve şirketlerin adreslerinin bulunduğu, 4 adet bilgisayar disketi, ayrıca 1.255lira, patlayıcı özelliği bulunan potasyumnitratmaddesi ele geçirildiği, evde ve maddeler üzerinde tespit edilen parmakizlerine ait ekspertiz raporlarında sanığın parmakizlerinin bulunduğu tespit edildiği” belirtilmektedir.
39. Arama yapılan yerin kiracısı olan diğer Sanık İ.A.'nın16/06/2003 tarihinde nöbetçi hakimliğe verdiğiifadesinde “Ben yakalandıktan sonra Davutlar'danacele gözaltına alınınca evimin anahtarını almadan çıktığım için Sami'ninüzerindeki anahtarı polisler bana verdi, kapıyı ben açtım, benim ona verdiğimanahtarı içeri girince sobanın üstünde değişen göbekle beraber duruyordu, eskigöbek K. markaydı, ancak içeriye girince göbeğin değiştiğini anladım, Sami ilegörüştürülmediğimiz için soramadım, salonda yer minderlerinin altında bir taneel bombası, mutfakta bankonun altında bir tane el bombası, diğer folyo vebenzeri maddeler bulundu, bunları kimin bıraktığını bilmiyorum, ben bu aramadangeriye doğru yaklaşık onbeş gün eve hiç uğramamıştım,anahtarın göbeğini kimin değiştirdiğini ve kaldığım eve malzemeleri kimingetirdiğini bilmiyorum, polislerin söylediğine göre Sami'nin getirdiğisöylendi, onun takip edildiğini söylemişlerdi dedi. Ben Sami Özbilin adını Ahmet olarak biliyordum, ilk tanıştığımızdakendisi adının Ahmet olduğunu söyledi, soyadını ben hiç sormadım.” şeklinde 12/11/2003 tarihli SökeAsliye Ceza Mahkemesince alınan savunmasında,"Ben iddia edildiği gibi patlayıcı madde üretmiş vekullanmış değilim. Ben olay tarihinde Kuşadası Davutlar beldesindebulunuyordum. Evin anahtarını bir vesileyle tanıştığım Sami Özbil'evermiştim. Daha sonra düzenlenen bir operasyonla alındım. Daha önce ayrıldığımeve götürdüler. Benim üzerimde bulunan anahtar ile değil Sami Özbil'in çantasından çıkarttıklarını söyledikleri anahtarlaevimi açtılar. İçeride yapılan aramalarda yakaladıklarını söyledikleripatlayıcıları gösterdiler. Benim evimde bulunan patlayıcılar ile ilgili bilgimve ilgim bundan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunduğu görülmektedir.
40. Suçlamaya dayanak olan bir kısım delillerin ele geçirildiğiaramaya ilişkin konutta ikamet eden diğer sanık İ.A.’nınhâkim huzurunda verdiği ifadelerde aramanın yapılmasına ve delillerin eldeedilmesine ilişkin hususlar anlatılmakta olup, bu yerde ikamet eden kişiye aitbeyanlar dikkate alındığında, düzenlenen tutanakta ikamet sahibinin imzasınınbulunmamasının tek başına aramanın ve ele geçirilen delillerin hukuka aykırıkabul edilmesine neden olmayacağı sonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama İlkesi veTaleplerin Reddine İlişkin Şikâyetler
42. Başvurucu aleyhe tanıklık yapan ve teşhiste bulunan kişilerinmahkeme huzurunda dinlenilmediğini ve sorgulama hakkı tanınmadığını, lehedelillerin toplanması taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürmektedir.
43. Adalet Bakanlığı, başvurucunun ileri sürdüğü hususların maddigerçeğin ortaya çıkarılması açısından yargılamaya nasıl katkı sunacağınınbelirtilmediğini, şikâyetlerin gerekçelendirilmesi ve ispatlanmasının kuralolarak başvurucuya ait olduğunu görüşünde belirtmiştir.
44. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un, “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3) ve numaralı fıkrasışöyledir:
“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle ihlal edildiği ilerisürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasa hükümlerinin, ihlalgerekçelerinin, … belirtilmesi gerekir. Başvurudilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlemveya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenineklenmesi şarttır.”
45. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireyselbaşvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlikkararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerdeöngörülen şartların taşınması gerekir.
(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veyatemel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayanve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
46. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3)numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59.maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusuolaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 19).
47. Başvuru dilekçesinde bireysel başvurukapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkingerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).
48. Somut olayda başvurucunun birlikte yargılandığı diğer on sekizsanıkla birlikte, yirmi üç ayrı bombalama, patlayıcı madde bulundurma, yağma,mala zarar verme eylemi ile yasadışı silahlı örgüt üyesi olarak bu eylemlerleanayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışma suçundan yargılandığı, başvurucunundokuz ayrı bombalama ve yağma eylemini gerçekleştirdiği veya bu eylemlereiştirak ettiğinin sabit görüldüğü anlaşılmaktadır.
49. Başvurucu, aleyhe tanıklık yapan ve teşhiste bulunan kişilerinmahkeme huzurunda dinlenmediğini ve kendisine sorgulama hakkı tanınmadığını,lehe delillerin toplanması taleplerinin değerlendirilmediğini ileri sürmekteolup, hangi tanık ve delille ilgili olduğu açıklanmaksızın ve yargılamayaetkisi belirtilmeden genel olarak haklarının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
50. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda ihlaliddiasının dayanağı olan olaylar açıkça gösterilmeli, başvuruyu aydınlatacakişlem ve kararlara ilişkin belgeler sunulmalıdır. Belirli bir işlem ve kararnedeniyle ortaya çıktığı ileri sürülen hak ihlalinin incelemeye imkân verecekbiçimde somut olarak temellendirilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesinin,başvurucunun yerine geçerek genel ve soyut iddialardan hareketle resen herkonuda hukuka uygunluğu denetleme ve temel hakların ihlal edildiğini tespitetme yükümlülüğü bulunmamaktadır (B. No: 2013/276, 9/1/2014,§ 20).
51. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Kovuşturma AşamasındaAvukat Yardımından Yararlandırılmama Şikâyeti
52. Başvurucu son duruşmada mazeretlerin davayı uzatma amacıylabeyan edildiği kabul edilerek savunmada avukat yardımından yararlanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmektedir.
53. Yargılamanın yürütüldüğü davada esasen 4/5/2011tarihinde karar verilmiş ancak başvurucunun duruşmaya gelmediği, müdafiinin doktor raporu göndererek duruşmaya gelmediği vegeçici olarak yerine başka bir avukatın duruşmaya geldiği, duruşmaya girenavukatın geçici olarak çıktığı için savunmasını yapamayacağını beyan ettiğianlaşıldığından dosyanın geldiği aşama, yargılamanın her celse çeşitlinedenlerle sanık ve müdafileri tarafından uzatılmaya çalışıldığı, dosyanınyaklaşık olarak iki yıldan bu yana karar aşamasında olduğu ve benzerinedenlerle karara çıkarılamadığı ve yargılamanın gereksiz yere uzadığı,yargılamanın tutuklu devam ettiği belirtilerek başvurucu hakkında dosya tefrikedilmiştir.
54. Başvurucu hakkında tefrik edilen dosyada hükmün verildiği 17/6/2011 tarihli duruşma başvurucu ve müdafiininsavunmalarını yaptıkları ve yazılı olarak sundukları, Mahkemece bu hususlarınduruşma tutanağında belirtildiği görülmektedir.
55. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
iv. Gözaltında Müdafi YardımındanYararlandırılmama Şikâyeti
56. Başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmadığı vebaşkaca bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı anlaşıldığından kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
57. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
58. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin“Adil yargılanma hakkı” başlıklı6. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve (3) numaralı fıkrasının (c) ve (d)bentleri şöyledir:
“1. Herkes davasının, … cezaialanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil ve kamuyaaçık olarak, … görülmesini isteme hakkına sahiptir...
…
3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklarasahiptir:
…
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafiin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak içingerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekligörüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarakyararlanabilmek;
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarınında iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin vedinlenmelerinin sağlanmasını istemek;
…”
59. Başvurucu gözaltında baskı altında ve müdafi olmaksızın alınanifadelerin hükme esas alındığını ileri sürmektedir.
60. Adalet Bakanlığı, ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararınıngerekçesinde başvurucunun kolluk beyanlarının yanında diğer sanıklar A. G. A., İ. A. ve A. R. K.’nınbeyanları, müşteki ve tanık anlatımları, ekspertiz raporları ve aramalarda elegeçen delillere dayandığını belirtmektedir.
61. Başvurucu genel olarak yargılamanın hakkaniyete uygunyürütülmediğini ifade etmektedir. Bu kapsamda esas olarak gözaltında avukataerişim imkânından yararlandırılmadığı sırada baskı altında imzalanan ancakiçeriği kabul edilmeyen tutanaklarda yer alan ifadelere dayanılarakmahkûmiyetine karar verildiğini belirtmektedir.
62. Bir ceza davasında kendi aleyhine beyan ve delil vermeyezorlanmama hakkı, suç isnadını zorla veya baskıyla sanığın isteğine aykırıolarak elde edilen delillere başvurmadan kanıtlamaya çalışmayı gerektirir. Bubakımdan söz konusu hak, AİHS’nin 6/2 maddesinin yer verdiği suçsuzluk karinesiilkesine yakından bağlıdır (Kolu/Türkiye,B. No: 35822/97, 2/8/2005; Salduz/Türkiye (BD), B. No: 36391/02, 27/11/2008).
63. AİHM içtihadına göre, susma hakkı ve onun bir görünümü olankendi aleyhine beyan ve delil vermeye zorlanmama hakkı, AİHS’nin 6. maddesiylegüvence altına alınmış olan ve uluslararası normlar tarafından da kabul edilenadil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biridir. Sanığı, yetkililerinaşırı baskısından koruyan bu güvenceler adli hataların yapılmasından kaçınmakve hakkın amacını yerine getirmek için vardır (Dağdelenve diğerleri/Türkiye, B. No: 1767/03, 14246/04 ve 16584/04, 25/11/2008).
64. Müdafi yardımından yararlanmakla ilgili AİHM içtihadı, adilyargılanma hakkının yeterince uygulanabilir ve etkili olabilmesi için, kuralolarak şüpheliye kolluk tarafından ilk kez sorgulanmasından itibaren avukataerişim hakkı sağlanması gerektiği yönündedir. Bu hakkınancak, davanın kendine özgü koşulları bu hakkın kısıtlanması için zorunlusebepler ortaya çıkarması halinde kısıtlanabileceği, avukata erişim hakkınınkısıtlanmasına istisnai olarak zorunlu sebeplerin gerekçe gösterilmesidurumunda bile, bu kısıtlamanın savunma haklarına zarar vermemesi gerektiği,avukat erişimi sağlanmayan sanığın kolluk soruşturması sırasındaki ifadelerininmahkûmiyet kararında kullanılması durumunda savunma haklarına telafi edilmezbiçimde zarar verilmiş sayılacağı belirtilmektedir (Salduz/Türkiye).
65. Somut olayda, başvurucuya isnat edilen dokuz ayrı eylemden 1.Eylem (8/4/2003 tarihinde saat 21:00 sıralarında Bornova ilçesinde bulunanhukuk mahkemelerinin bulunduğu binanın önüne patlayıcı madde atılması), 2.Eylem (9/4/2003 tarihinde Karşıyaka ilçesinde bulunan M. Kargo binasının girişkapısına patlayıcı madde atılması) ve 3. Eylemle (14/6/2003 tarihinde Konakilçesinde bulunan S. Gazetesi'nin bürosuna bulunduğu iş hanının giriş kapısınınyanına patlayıcı madde atılması) ilgili olarak, “sanığın emniyet aşamasındaki kabulü, bu kabulü geçerli kılan kaldığıevde ele geçirilen patlayıcı maddeler, örgütsel dokümanlar, patlayıcı maddelerve evdeki parmak izlerinin sanığa ait oluşu, aldırılan ekspertizraporları, tüm evrak kapsamı dikkate alındığında sanığın savcılık ve mahkemeaşamasındaki inkara yönelik beyanları inandırıcı bulunmamış, sanığın atılı herüç eylemi de işlediği konusunda tam bir vicdani kanaat hasıl olduğu” gerekçede yer almıştır.
66. Başvurucunun gerçekleştirdiği kabul edilen 4. Eylem (2/7/2002günü Beşiktaş İlçesi Kuruçeşme Cemil Topuzlu Parkına bomba konulması), 5. Eylem(16/7/2002 günü Beyoğlu ilçesi Taksim Gezi Parkına bomba konulması), 6. Eylem(2/9/2002 günü Beşiktaş ilçesi Çırağan Caddesi Ç. Taksi durağı önündeki çöpbidonuna bomba konulması), 7. Eylem (6/9/2002 tarihinde Şişli ilçesi, OkmeydanıMahmut Şevket Paşa Mahallesindeki kıraathaneye bomba konulması) ve 9. Eylem(17/3/2003 günü Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesinde Adem Köse ve Hakkı Köse'yeait silahların yağmalanması) ile ilgili olarak sanıkA. A.'nın emniyet beyanı, kullandığı hücre evinde elegeçirilen silahlar ve bu silahlara ait ekspertizraporları ve tüm dosya kapsamı mahkumiyete esas alınmıştır.
67. Başvurucunun işlediği sabit görülen 8. Eylem (24/1/2003 günüEyüp ilçesi Rami Kuru Gıda Toptancılar Sitesinde bulunan A. Topçular ŞubeMüdürlüğünün silahla yağma edilmesi) ile ilgili olarak, sanık A. A.'nın emniyetbeyanı, banka çalışanlarının S. D. G., F. K. ve G. E.ile bankada müşteri olarak bulunan N. Y.'ın videokamera görüntülerinde elinde uzun namlulu kaleşnikofmarkalı silah bulunan şahsın sanık Sami Özbilolduğuna ilişkin beyanı ile yine sanık Sami Özbil'inbu beyanlarını doğrulayan babasının emniyetteki beyanı, sanık A. A.'nın kullandığı hücre evinde ele geçirilen silahlar ve busilahlara ait ekspertiz raporları ve tüm dosya kapsamı mahkumiyeteesas alınmıştır.
68. Başvurucunun işlediği kabul edilen 1.,2. ve 3. Eylemlerin sübutunun, başvurucunun daha sonra kabul etmediği kollukbeyanına ve eylemlerle ilgisi belirtilmeksizin arama sonucunda ele geçirilenpatlayıcı maddelere ve diğer malzemelere dayandırıldığı, 4., 5., 6., 7. ve 9.Eylemlerin ise diğer sanık A.A.’nın daha sonraiçeriğini kabul etmediği, müdafi olmaksızın alınan gözaltı ifadelerine ve busanığın ikametinde ele geçirilen malzemelere dayandırıldığı görülmektedir. Başvurucununiştirak ettiği kabul edilen 8. Eylem ile ilgili olarak yine diğer sanık A.A.’nın daha sonra içeriğini kabul etmediği kolluk beyanıyanında tanık ifadelerinin hükme esas alındığı görülmektedir.
69. AİHM, soruşturma aşamasındaki ikrarın, kötü muamele ve işkencealtında verildiğinin belirtilerek hâkim önünde reddedilmesi halinde, esasageçilmeden bu konunun irdelenmeksizin, ikrarın dayanak olarak kullanılmasınıönemli bir eksiklik olarak değerlendirmiştir (HulkiGüneş/Türkiye, B. No: 28490/95, 19/6/2007).
70. Bunun yanında gözaltında şüpheliye avukat erişim imkânınınsağlanmaması yönünde bir kurala dayanan uygulama tek başına adil yargılanmaşartlarının yerine getirilmemesi sonucunu doğurabilir (Salduz/Türkiye).
71. Başvurucunun gözaltında tutulduğu sırada Devlet GüvenlikMahkemelerinin görev alanına giren suçlar yönünden kural olarak müdafi yardımındanyararlanmak ancak belli bir aşamadan sonra mümkün olmaktadır. Anılan tarihlerlerde ilgili mevzuat normal gözaltı süresindeavukata erişim imkânını tanımamaktadır. Başvurucunun belirtilen şartlarda dörtgün gözaltında tutulduğu görülmektedir.
72. Başvurucuya isnat edilen suç kapsamındaki eylemlere ilişkindeğerlendirmede kendisinin ve diğer sanıkların gözaltında müdafi olmaksızın vebaskı altında verildiği iddia edilen beyanlarının delil olarak kabul edildiğigörülmektedir.
73. Başvurucunun diğer deliller yanında müdafi olmaksızın alınan vedaha sonra mahkemede doğrulanmayan ifadesi doğrultusunda anılan eylemelerigerçekleştirmek suretiyle isnat edilen suçtan mahkûmiyetine karar verildiği,gözaltında iken alınan bu ifadelerin mahkûmiyet için belirleyici biçimde kanıtolarak kullanıldığı, sonraki aşamalarda sağlanan müdafi yardımı ve yargılamausulünün diğer güvencelerinin soruşturmanın başında başvurucunun savunmahakkına verilen zararı gideremediği görülmektedir.
74. Yargılama devam ettiği sırada yürürlüğe giren 5271 sayılıKanun’un 148. maddesi, hâkim veya mahkeme önünde doğrulanmayan müdafi yardımısağlanmadan alınan kolluk beyanları bakımından kovuşturma aşamasında savunmanınetkinliğini sağlayacak nitelikte ise de, ilk derece yargılamasında bu husustartışılmamış ve temyiz aşamasında da bu eksiklik telafi edilememiştir.
75. Gözaltı aşamasında avukata erişim imkânı sağlanmaması ve busırada elde edilen ifadelerin mahkûmiyet kararına esas alınması bir bütünolarak yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmemesi sonucunu doğurmuştur.
76. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanunun 50. Maddesi Yönünden
77. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
78. Başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucunavarılmıştır. Adil yargılanmahakkı kapsamındaki ihlalin giderilmesi için en uygun yolun başvurucunun yenidenyargılanması olacağı açıktır.
79. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 başvuru harcı ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiği iddiasının “zaman bakımından yetkisizlik” KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gözaltındaavukata erişim imkânı sağlanmaması şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3.Adil yargılanma hakkına ilişkin diğer şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlalin sonuçlarının ortadankaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgilimahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan172,50 başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
15/10/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.