TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAMANYOLU YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18554)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportörler
:
Ayhan KILIÇ
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.
Vekili
:
Av. Talha AKSOY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucu Şirketin sahibi olduğu televizyonkanalında yayımlanan bir diziden kaynaklanan nedenlerle başvurucuya müeyyideuygulanmasının ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu Şirketin sahibi olduğu Samanyolu televizyonkanalında 3/8/2011 tarihinde yayımlanan "GereğiDüşünüldü" isimli dizinin ilgili mevzuatı ihlal ettiğigerekçesiyle başvurucuya Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından uyarı cezasıverilmiştir.
7. Başvurucunun bu cezaya karşı açtığı dava Ankara 3. İdareMahkemesince reddedilmiştir.
8. Başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yaptığıtemyiz ve karar düzeltme başvuruları da reddedilmiştir. Karar düzeltmetalebinin reddine dair karar başvurucuya 4/11/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
9. Başvurucu 4/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
10. 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair DüzenlemeYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun ile kanunlaştırılan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınmasıGereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 2. maddesi ile Samanyolu TV'ninkapatılmasına karar verilmiştir.
11. 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin KabulEdilmesine Dair Kanun ile kanunlaştırılan 670 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler Hakkında KHK ile de, kapatılan özel televizyonlarınbağlı oldukları şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicilkayıtlarının resen terkin edileceği hükme bağlanmıştır.
12. Anayasa Mahkemesine Bahri Ağaoğlu isimli şahıs tarafındanverilen 25/2/2019 kayıt tarihli dilekçede anılan kişinin başvurucu Şirketinhâkim hissedarı konumunda olduğu belirtilmiş ve başvurunun takibinde hukukimenfaati olduğu ileri sürülmüştür. Ancak anılan şahsın başvurucu Şirketin hâkimortağı olduğu yönündeki iddiasını ispata yarar hiçbir belge Anayasa Mahkemesinesunulmamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
13. 668 sayılı KHK'nın "Alınantedbirler" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğutespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY)aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan;
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan özel radyove televizyon kuruluşları kapatılmıştır.
...
2 SAYILI LİSTE
TELEVİZYONLAR
...
13 SAMANYOLU TV"
14. 670 sayılı KHK'nın "Devirişlemlerine ilişkin tedbirler" kenar başlıklı 5. maddesinin (3)numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkinedilir."
15. Bireysel başvuru anında tüzelkişiliği haiz olan ancakbireysel başvurunun incelenmesi aşamasında tüzelkişiliğini yitiren ticaretşirketler hakkında yapılan değerlendirmelerde kullanılan ulusal hukukkaynakları için ayrıca bkz. Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No:2013/5016, 12/6/2018, §§ 8-23.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu; uyarı cezası nedeniyle basın özgürlüğünün, davayıkarara bağlayan mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmaması nedeniyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
B. Değerlendirme
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nda taraf ehliyeti bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Türk hukukundataraf ehliyeti 21/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndadüzenlenen hak ehliyetinin varlığına bağlanmıştır. Buna göre ancak hakehliyetine sahip olanlar yargı mercileri önünde taraf statüsü kazanabilir veancak hak ehliyetini haiz olanlar lehine veya aleyhine hüküm kurulabilir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.,§ 32).
19. Özel hukuk tüzelkişilerinin hak ehliyetini haiz olduklarıhususunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla bunların yargı mercileri önündetaraf olma sıfatı vardır. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde de özel hukuk tüzelkişilerinin bireysel başvurudabulunabilecekleri kabul edilmiştir. Ancak özel hukuk tüzelkişilerinin yargımercileri önünde taraf statüsünde bulunabilmeleri için hukuken var olmaları,diğer ifadeyle tüzelkişiliği haiz olmaları zorunludur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 33).
20. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun588. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre şirket, ticaret siciline tescil iletüzelkişilik kazanır. Dolayısıyla henüz ticaret siciline tescil edilmemiş birşirketin tüzelkişilik kazanması mümkün olmadığı gibi ticaret sicil kaydısilinen bir şirketin tüzelkişilik vasfı da sona erer. Başka bir deyişle ticaretsiciline tescil ile tüzelkişilik niteliğini edinen ticari şirketin sicilkaydının silinmesiyle de hukuki varlığı sona erer (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 34).
21. Bu itibarla sicil kaydı terkin edilen bir ticari şirketinyargı mercileri önünde taraf statüsünde bulunması mümkün değildir. Tabiatıylabu durum bireysel başvurular yönünden de geçerlidir. Buna göre tüzelkişiliğiniyitirmiş bir şirketin bireysel başvuruda bulunması mümkün olmadığı gibibireysel başvuruda bulunan bir şirketin tüzelkişiliğini bireysel başvurusürecinin sonuna kadar koruması da gerekmektedir. Dolayısıyla hiç tüzelkişilikkazanmamış veya tüzelkişiliği ortadan kalkmış şirket adına yapılan bireyselbaşvuru ile bireysel başvuru devam ederken tüzelkişiliğini yitiren şirketeilişkin bireysel başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 35).
22. Özetle şirketin bireysel başvuru anında tüzelkişiliği haizolması ve bunu bireysel başvuru sürecinin sonuna kadar koruması şirketlertarafından yapılan başvurunun esasının incelenebilmesi için zorunlu birkoşuldur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 36).
23. Buna karşılık somut olayda 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin(3) numaralı fıkrası çerçevesinde başvurucu Şirketin sicil kaydı terkinedilmiştir (bkz. § 14).
24. Şirketin ticaret sicil kaydının silinmesi ve tüzelkişiliğiniyitirmesi olgusu bireysel başvurunun esasının incelenmesine engel teşkil eder.Anayasa Mahkemesi, başvurunun incelemesi devam ederken başvuru ehliyetininyitirilmesi durumunda başvurunun düşmesine karar vermektedir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., §§ 38,39).
25. Bununla birlikte somut olayda başvurucu şirketintüzelkişiliği ilgili kanunlarda öngörülen sona erme sebeplerinden biriyle sonaermemiş, kamu otoritesince doğrudan 670 sayılı KHK marifetiyle sonaerdirilmiştir.
26. 670 sayılı KHK ile resen sicilden terkin edilen şirketindurumunun, ilgili kanunda belirtilen yollarla tüzelkişiliği sona erenşirketlerin durumu ile aynı olmadığı açıktır. Zira ilgili kanunda belirtilenyollarla tüzelkişiliği sona eren şirketlerin tüzelkişiliğinin sona ermesidurumlarında şirket ortaklarının durumu bildikleri veya en azından bilmelerigerektiği söylenebilir. Bu hâlde ortakların kendi menfaatlerini yeteri kadarkolladıkları ve şirketin taraf olduğu bireysel başvuruların düşebileceğiniöngördükleri varsayılabilir.
27. Buna karşılık kamu otoritesince bir şirketin tüzelkişiliğinetek taraflı bir işlemle son verilmesi durumunda bu şirketin taraf olduğu bireyselbaşvurular hakkında düşme kararı verilmesi gerektiğinin kabulü hâlindeortakların öngöremedikleri bir terkin işlemi nedeniyle menfaatlerininzedelenmesi söz konusu olabilir. Nitekim daha önce şirket tüzelkişiliğininbaşvurmasını güçleştiren hukuki sınırlamalar nedeniyle bu şirketlerin ortağı veyöneticisi olduğu anlaşılan başvurucular yönünden doğrudan ve güncel birmağduriyetin söz konusu olduğu sonucuna varılmıştır (Özgür Güleç, B. No: 2014/11503, 1/2/2017, § 37; Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763, 24/5/2018,§ 79). Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin özel hukuk tüzelkişilerinin hukukivarlığının kamu otoritesince tek taraflı işlemle sona erdirilmesi hâline özgüolarak yeni bir yaklaşım geliştirmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
28. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı örneğinde olduğu gibibelli bazı haklarla ilgili başvurularda gerçek kişilerin bireysel başvurudabulunduktan sonra ölmesi durumunda mirasçılarının makul bir süre içindebireysel başvuruya devam etmek istediklerini bildirmeleri hâlinde düşme kararıvermeyip başvuruyu incelemeye devam etmektedir. Bu durumda mirasçılarbaşvurunun tarafı hâline gelmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu konudakiyaklaşımı T.G. (B. No:2017/21163, 9/1/2019, §§ 17-20) kararında da görülebilir:
"17. Anayasa Mahkemesi Asya Oktay vediğerleri kararında (B. No: 2014/3549, 22/3/2017, §§ 18-21) başvurucununbireysel başvurunun yapıldığı tarihten sonra ölmesi durumunda başvurununincelenmesine devam edilip edilemeyeceğine ilişkin ilkelerini belirlemiştir.Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:
'18. Uygulamada hukuk yargılamalarında,taraflardan birinin ölümü halinde dava sonunda verilecek hükmün olumlu veyaolumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi nedeniyle davayamirasçılar tarafından devam edilebileceğinin kabul edildiği hallerde,mahkemelerce mirasçılara usulüne uygun olarak tebligat yapılarak mirasıreddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almalarınınsağlandığı görülmektedir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2015/20127, K. 2015/21189,26/11/2015).
19. Asli görevi Anayasa'yı yorumlamak, böyleceAnayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin kapsam ve sınırlarını belirlemekolan Anayasa Mahkemesinin (Mahkeme) bireysel başvuru yolunda başvurucularınbaşvuru tarihinden sonra vefat etmeleri hâlinde yukarıda yer verilen usulübenimseyerek4721 sayılı Kanun'un anılan hükümlerindeki tarihleri tespit etme vebuna göre mirası reddetmeyen mirasçıların başvuruya devam etmelerini sağlamayükümlülüğünü üstlenmesinin, Mahkemenin asli görevini yerine getirmesi önündeengel teşkil edecek ve böylelikle Mahkemeyi temel işlevinden uzaklaştırabilecekolması nedeniyle bireysel başvurunun niteliğine uygun düşmediği görülmektedir.
20. İçtüzük'ün 80.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlindebaşvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması,yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya dainsan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesinedevam edilebileceği öngörülmüştür.
21. Yukarıda yer verilen açıklamalardoğrultusunda Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel haklarınkapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gereklikıldığı hâller gibi başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan birsebebin olmadığı kanaatine varıldığı durumlarda, başvurucuların vefat etmesi hâlindebaşvuruya devam edilmesinin sağlanması yönünden öncelikli yükümlülüğünbaşvuruya devam etme hakları olan şahıslarda bulunduğu kabul edilmelidir.'
18. Anayasa Mahkemesi Asya Oktay ve diğerleriiçtihadından sonraki dönemde, bireysel başvuru devam ederken başvurucununölmesi durumunda ölenin mirasçılarına başvuruya devam edip etmeyeceklerihususunda bildirimde bulunma yönünde bir uygulama gerçekleştirmemiş, ölümtarihinden sonra makul bir süre içinde kendiliğinden Anayasa Mahkemesinebaşvurarak başvuruya devam etmek istediğini bildiren mirasçıların-menfaatlerinin bulunup bulunmadığını da gözeterek- başvurularını incelemiştir(örnek kararlar için bkz. Ayten Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018 [ölümdenyaklaşık üç ay sonra]; Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018[ölümden iki ay sonra]). Buna karşılık mirasçıların başvuruyu devam ettirmeyönündeki iradelerini Anayasa Mahkemesine bildirmediği hallerde düşme kararıverilmektedir (örnek kararlar için bkz. Ali Sedat Yücelik ve diğerleri, B. No:2015/2574, 9/5/2018, §§ 22-25; Abbas Çelik ve diğerleri, B. No: 2014/749,7/3/2018, §§ 26-29; Haşim Özpolat, B. No: 2014/3140, 21/9/2017, § 19 Şükran Çopuraslan, B. No: 2014/4695, 14/9/2017, § 22).
19. Anayasa Mahkemesi, ölenin mirasçılarınınbaşvuruyu devam ettirme iradelerinin ancak makul süre içinde yapılması hâlindegeçerli olabileceğini kabul etmekle birlikte bu süreyi somutlaştırmamıştır.Hukuki belirliliğin sağlanması bakımından mirasçıların başvuruyu devam ettirmeiradelerinin geçerli kabul edilebileceği makul sürenin ne olduğununbelirginleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
20. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5)numaralı fıkrasında öngörülen otuz günlük bireysel başvuru süresinin mirasçılaryönünden de kıyasen uygulanması gerektiği düşünülebilir. Ancak Türk hukukundamirasçıların mirası reddetme hakkını da haiz oldukları gözetildiğinde makulsürenin tespitinde mirası ret süresinin de gözönündebulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 606.maddesinin birinci fıkrasında, yasal ve atanmış mirasçıların mirası üç ayiçinde reddedebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla bireysel başvuruyapıldıktan sonra ölen başvurucuların mirasçılarının başvuruyu devam ettirmeyönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletebilecekleri makul sürenin -haklımazeretler saklı kalmak kaydıyla- ölüm tarihinden itibaren dört ay olaraktespitinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır.''
29. Mirasçıların durumuna benzer bir yaklaşımın kamuotoritesince tüzelkişilikleri resen sona erdirilen özel hukuk tüzelkişilerininilgilileri yönünden de benimsenmesi gerekmektedir. Buna göre hukuki varlıklarıkamu otoritelerinin tek taraflı iradesiyle sona erdirilen özel hukuktüzelkişilerinin tüzelkişilikleri sona ermeden önce yaptıkları bireyselbaşvuruların devamında menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin, bireyselbaşvuruya devam etmek istediklerini makul bir süre içinde Anayasa Mahkemesinebildirmeleri halinde başvurunun incelenmesine devam edilebilir.
30. Kuşkusuz ki başvuruya devam etme iradesini AnayasaMahkemesine makul bir süre içinde bildirme yükümlülüğü, başvurunun devamındamenfaati bulunduğunu iddia eden kişi veya kişilere ait olacaktır. Tüzelkişininyaptığı başvuruyu devam ettirmede menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin buisteklerini bildirmeleri gereken makul sürenin tespitinde bunlarıntüzelkişiliğinin hukuki varlığının sona erdiğini bilip bilmedikleri dikkatealınacaktır. Öte yandan başvurunun devamında menfaati bulunduğunu iddia edenkişilerin bu iddialarını destekleyecek, bunu ispata yarayacak bilgi vebelgeleri Anayasa Mahkemesine iletmeleri gerekir.
31. Bu aşamada kimlerin tüzelkişiye ait başvurunun devamındamenfaat sahibi olduğunun belirlenmesine gerek olmayıp bu hususta her somut olayınkendine özgü koşullarına göre değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.
32. Somut olayda başvurucu Şirketin sicil kaydı, 670 sayılı KHKile resen terkin edilmiştir. 670 sayılı KHK 17/8/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.Dolayısıyla Şirketin hukuki varlığı 17/8/2016 tarihinde sona ermiştir.
33. Somut başvurunun karara bağlandığı tarihe kadar sadece BahriAğaoğlu başvuruyu takip etmek istediğini bildirmiştir. Bahri Ağaoğlu 25/2/2019tarihinde Anayasa Mahkemesine verdiği dilekçesinde, başvurucu Şirketin hâkimhissedarı konumunda olduğunu belirterek başvurunun takibi hususunda hukukimenfaati olduğunu ileri sürmüştür.
34. 6102 sayılı Kanun'un 543. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca anonim şirket ortakları tasfiye payı almaya müstahak olduklarındanbaşvurucu Şirket ortaklarının şirket tarafından tüzelkişiliğin sona ermesindenönce yapılan bireysel başvuruyu devam ettirmede menfaatlerinin bulunduğusonucuna ulaşılmaktadır.
35. Bununla birlikte somut başvuru bağlamında anılan şahsınbaşvurucu Şirketin ortağı olduğu yönündeki iddiasını destekler nitelikteherhangi bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu nedenle Bahri Ağaoğlu'nunbaşvuruyu devam ettirmede menfaatinin bulunup bulunmadığı ve makul bir süreiçinde Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunup bulunmadığı hususunda daha ileribir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
36. Başka bir kimse de başvuruyu devam ettirmek istediğiniAnayasa Mahkemesine bildirmediğinden başvurunun düşmesine karar verilmesigerekir.
37. Bu koşullar çerçevesinde başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılanbir neden kalmadığından başvurunun düşmesinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığından DÜŞMESİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.