TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAMANYOLU HABER YAYINCILIK HİZMETLERİ A.Ş. VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17125)
Karar Tarihi: 26/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportörler
:
Ayhan KILIÇ
Recep KAPLAN
Başvurucular
:
1. Samanyolu Haber Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.
2. Samanyolu Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.
3. SEM Haber Ajansı A.Ş.
4. Yumurcak Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.
Vekili
:
Av. Adnan ŞEKER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucuların sahibi olduğu televizyon kanallarınınbazı yayın platformlarından çıkarılması nedeniyle ifade ve basın özgürlüğününihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucuların sahibi olduğu Samanyolu TV, Samanyolu Haber,Yumurcak TV, Mehtap TV isimli televizyon kanallarının yayınları Digital Platform Teknoloji Hizmetleri A.Ş.nin(Digitürk) 8/10/2015 tarihinde yaptığı aşağıdaki açıklama sonrasında Digitürkyayın platformundan çıkarılmıştır:
"Değerli müşterilerimiz, AnkaraCumhuriyet Başsavcılığı, 'Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar SoruşturmaBürosu' tarafından yapılan bir soruşturma ile ilgili olarak şirketimize resmibir yazı tebliğ edilmiştir. Söz konusu yazının içeriği gereği yasalzorunluluktan dolayı ... Samanyolu TV, Mehtap TV, S Haber, .. Yumurcak TV ve... kanalları platformumuzdan çıkarılmıştır."
7. Başvurucuların sahibi olduğu mezkur televizyon kanalları,Digitürk ile birlikte Teledünya, Tivibu,Turksat Kablo Tv ve Turksat Analog isimli yayın platformlarından daçıkarılmıştır.
8. Başvurucular, bu işlemlere karşı Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına,Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanlığına ve Rekabet Kurumu Başkanlığınabaşvurmuş; ayrıca Digitürk'e bildirim yapan savcıya karşı tazminat davasıaçmış; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna şikâyet dilekçesi vermişlerdir.
9. Başvurucular 9/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
10. 8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair DüzenlemeYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul EdilmesineDair Kanun ile kanunlaştırılan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında AlınmasıGereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme YapılmasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 2. Maddesi ileyukarıdaismi belirtilen televizyon kanallarının kapatılmasına karar verilmiştir.
11. 8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin KabulEdilmesine Dair Kanun ile kanunlaştırılan 670 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler Hakkında KHK ile de, kapatılan özel televizyonlarınbağlı olduğu şirketlerin faaliyetlerinin sonlandırılarak ticari sicilkayıtlarının resen terkin edileceği hükme bağlanmıştır.
12. Anayasa Mahkemesine Bahri Ağaoğlu isimli şahıs tarafındanverilen 25/2/2019 kayıt tarihli dilekçede anılan kişinin başvurucu şirketlerinhâkim hissedarı konumunda olduğu belirtilmiş ve başvurunun takibinde hukukimenfaati olduğu ileri sürülmüştür. Ancak anılan şahsın başvurucu şirketlerinhâkim ortağı olduğu yönündeki iddiasını ispata yarar hiçbir belge AnayasaMahkemesine sunulmamıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
13. 668 sayılı KHK'nın "Alınantedbirler" kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğutespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY)aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan;
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan özel radyove televizyon kuruluşları kapatılmıştır.
...
2 SAYILI LİSTE
TELEVİZYONLAR
...
13 SAMANYOLU TV"
14. 670 sayılı KHK'nın "Devirişlemlerine ilişkin tedbirler" kenar başlıklı 5. maddesinin (3)numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo vetelevizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının bağlı olduklarışirketlerin faaliyetleri sonlandırılarak ticari sicil kayıtları resen terkinedilir."
15. Bireysel başvuru anında tüzelkişiliği haiz olan ancakbireysel başvurunun incelenmesi aşamasında tüzelkişiliğini yitiren ticaretşirketleri hakkında yapılan değerlendirmelerde kullanılan ulusal hukukkaynakları için ayrıca bkz. Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., B. No:2013/5016, 12/6/2018, §§ 8-23.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuruincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
17. Başvurucular yayın platformundan çıkarılma işlemi nedeniyleifade özgürlüğünün, ayrımcılık yasağının ve mülkiyet hakkının, bu işlemedayanak olan savcılık kararına karşı dava açma imkânı olmaması nedeniyle demahkemeye erişim hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
B. Değerlendirme
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nda taraf ehliyeti bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Türk hukukundataraf ehliyeti 21/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’ndadüzenlenen hak ehliyetinin varlığına bağlanmıştır. Buna göre ancak hakehliyetine sahip olanlar yargı mercileri önünde taraf statüsü kazanabilir veancak hak ehliyetini haiz olanlar lehine veya aleyhine hüküm kurulabilir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 32).
19. Özel hukuk tüzelkişilerinin hak ehliyetini haiz olduklarıhususunda kuşku bulunmamaktadır. Dolayısıyla bunların yargı mercileri önündetaraf olma sıfatı vardır. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ikinci cümlesinde de özel hukuk tüzelkişilerinin bireysel başvurudabulunabilecekleri kabul edilmiştir. Ancak özel hukuk tüzelkişilerinin yargımercileri önünde taraf statüsünde bulunabilmeleri için hukuken var olmaları,diğer ifadeyle tüzelkişiliği haiz olmaları zorunludur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 33).
20. 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun588. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre şirket, ticaret siciline tescil iletüzelkişilik kazanır. Dolayısıyla henüz ticaret siciline tescil edilmemiş birşirketin tüzelkişilik kazanması mümkün olmadığı gibi ticaret sicil kaydısilinen bir şirketin tüzelkişilik vasfı da sona erer. Başka bir deyişle ticaretsiciline tescil ile tüzelkişilik niteliğini edinen ticari şirketin sicilkaydının silinmesiyle de hukuki varlığı sona erer (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 34).
21. Bu itibarla sicil kaydı terkin edilen bir ticari şirketinyargı mercileri önünde taraf statüsünde bulunması mümkün değildir. Tabiatıylabu durum bireysel başvurular yönünden de geçerlidir. Buna göre tüzelkişiliğiniyitirmiş bir şirketin bireysel başvuruda bulunması mümkün olmadığı gibibireysel başvuruda bulunan bir şirketin tüzelkişiliğini bireysel başvurusürecinin sonuna kadar koruması da gerekmektedir. Dolayısıyla hiç tüzelkişilikkazanmamış veya tüzelkişiliği ortadan kalkmış şirket adına yapılan bireyselbaşvuru ile bireysel başvuru devam ederken tüzelkişiliğini yitiren şirketeilişkin bireysel başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 35).
22. Özetle şirketin bireysel başvuru anında tüzelkişiliği haizolması ve bunu bireysel başvuru sürecinin sonuna kadar koruması şirketlertarafından yapılan başvurunun esasının incelenebilmesi için zorunlu birkoşuldur (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., § 36).
23. Buna karşılık somut olayda 670 sayılı KHK'nın 5. maddesinin(3) numaralı fıkrası çerçevesinde başvurucu şirketlerin sicil kaydı terkinedilmiştir (bkz. § 14).
24. Şirketin ticaret sicil kaydının silinmesi ve tüzelkişiliğiniyitirmesi olgusu bireysel başvurunun esasının incelenmesine engel teşkil eder.Anayasa Mahkemesi, başvurunun incelemesi devam ederken başvuru ehliyetininyitirilmesi durumunda başvurunun düşmesine karar vermektedir (Gümüşdere İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., §§ 38,39).
25. Bununla birlikte somut olayda başvurucu şirketlerintüzelkişiliği ilgili kanunlarda öngörülen sona erme sebeplerinden biriyle sonaermemiş, kamu otoritesince doğrudan 670 sayılı KHK marifetiyle sonaerdirilmiştir.
26. 670 sayılı KHK ile resen sicilden terkin edilen şirketindurumunun, ilgili kanunda belirtilen yollarla tüzelkişiliği sona erenşirketlerin durumu ile aynı olmadığı açıktır. Zira ilgili kanunda belirtilen yollarlatüzelkişiliği sona eren şirketlerin tüzelkişiliğinin sona ermesi durumlarındaşirket ortaklarının durumu bildikleri veya en azından bilmeleri gerektiğisöylenebilir. Bu hâlde ortakların kendi menfaatlerini yeteri kadar kolladıklarıve şirketin taraf olduğu bireysel başvuruların düşebileceğini öngördüklerivarsayılabilir.
27. Buna karşılık kamu otoritesince bir şirketin tüzelkişiliğinetek taraflı bir işlemle son verilmesi durumunda bu şirketin taraf olduğubireysel başvurular hakkında düşme kararı verilmesi gerektiğinin kabulü hâlindeortakların öngöremedikleri bir terkin işlemi nedeniyle menfaatlerininzedelenmesi söz konusu olabilir. Nitekim daha önce şirket tüzelkişiliğininbaşvurmasını güçleştiren hukuki sınırlamalar nedeniyle bu şirketlerin ortağı veyöneticisi olduğu anlaşılan başvurucular yönünden doğrudan ve güncel birmağduriyetin söz konusu olduğu sonucuna varılmıştır (Özgür Güleç, B. No: 2014/11503, 1/2/2017, § 37; Hamdi Akın İpek, B. No: 2015/17763,24/5/2018, § 79). Bu nedenle Anayasa Mahkemesinin özel hukuk tüzel kişilerininhukuki varlığının kamu otoritesince tek taraflı işlemle sona erdirilmesi hâlineözgü olarak yeni bir yaklaşım geliştirmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
28. Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkı örneğinde olduğu gibi bellibazı haklarla ilgili başvurularda gerçek kişilerin bireysel başvurudabulunduktan sonra ölmesi durumunda mirasçılarının makul bir süre içindebireysel başvuruya devam etmek istediklerini bildirmeleri durumunda düşmekararı vermeyip başvuruyu incelemeye devam etmektedir. Bu durumda mirasçılarbaşvurunun tarafı hâline gelmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu konudakiyaklaşımı T.G. (B. No:2017/21163, 9/1/2019, § 17-20) kararında görülebilir:
"17. Anayasa Mahkemesi Asya Oktay vediğerleri kararında (B. No: 2014/3549, 22/3/2017, §§ 18-21) başvurucununbireysel başvurunun yapıldığı tarihten sonra ölmesi durumunda başvurununincelenmesine devam edilip edilemeyeceğine ilişkin ilkelerini belirlemiştir.Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:
'18. Uygulamada hukuk yargılamalarında,taraflardan birinin ölümü halinde dava sonunda verilecek hükmün olumlu veyaolumsuz bir şekilde mirasçıların haklarını etkilemesi nedeniyle davayamirasçılar tarafından devam edilebileceğinin kabul edildiği hallerde,mahkemelerce mirasçılara usulüne uygun olarak tebligat yapılarak mirasıreddetmeyen mirasçıların mecburi dava arkadaşı olarak davada yer almalarınınsağlandığı görülmektedir (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2015/20127, K.2015/21189, 26/11/2015).
19. Asli görevi Anayasa'yı yorumlamak, böyleceAnayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin kapsam ve sınırlarını belirlemekolan Anayasa Mahkemesinin (Mahkeme) bireysel başvuru yolunda başvurucularınbaşvuru tarihinden sonra vefat etmeleri hâlinde yukarıda yer verilen usulübenimseyerek4721 sayılı Kanun'unanılan hükümlerindekitarihleri tespit etme ve buna göre mirası reddetmeyen mirasçıların başvuruyadevam etmelerini sağlama yükümlülüğünü üstlenmesinin, Mahkemenin asli göreviniyerine getirmesi önünde engel teşkil edecek ve böylelikle Mahkemeyi temelişlevinden uzaklaştırabilecek olması nedeniyle bireysel başvurunun niteliğineuygun düşmediği görülmektedir.
20. İçtüzük'ün 80.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir sebebin olmadığı kanaatine varılması hâlindebaşvurunun düşmesine karar verilebilir. Bununla birlikte İçtüzük'ün80. maddesinin (2) numaralı fıkrası gereği Anayasa'nın uygulanması,yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya dainsan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde başvurunun incelenmesinedevam edilebileceği öngörülmüştür.
21. Yukarıda yer verilen açıklamalardoğrultusunda Anayasa'nın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamınınve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığıhâller gibi başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir sebebinolmadığı kanaatine varıldığı durumlarda, başvurucuların vefat etmesi hâlindebaşvuruya devam edilmesinin sağlanması yönünden öncelikli yükümlülüğünbaşvuruya devam etme hakları olan şahıslarda bulunduğu kabul edilmelidir.'
18. Anayasa Mahkemesi Asya Oktay ve diğerleriiçtihadından sonraki dönemde, bireysel başvuru devam ederken başvurucunun ölmesidurumunda ölenin mirasçılarına başvuruya devam edip etmeyecekleri hususundabildirimde bulunma yönünde bir uygulama gerçekleştirmemiş, ölüm tarihindensonra makul bir süre içinde kendiliğinden Anayasa Mahkemesine başvurarakbaşvuruya devam etmek istediğini bildiren mirasçıların -menfaatlerinin bulunupbulunmadığını da gözeterek- başvurularını incelemiştir (örnek kararlar içinbkz. Ayten Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018 [ölümden yaklaşık üç aysonra]; Fatma Ülker Akkaya, B. No: 2014/18979, 22/2/2018 [ölümden iki aysonra]). Buna karşılık mirasçıların başvuruyu devam ettirme yönündekiiradelerini Anayasa Mahkemesine bildirmediği hallerde düşme kararıverilmektedir (örnek kararlar için bkz. Ali Sedat Yücelik ve diğerleri, B. No:2015/2574, 9/5/2018, §§ 22-25; Abbas Çelik ve diğerleri, B. No: 2014/749,7/3/2018, §§ 26-29; Haşim Özpolat, B. No: 2014/3140, 21/9/2017, § 19 Şükran Çopuraslan, B. No: 2014/4695, 14/9/2017, § 22).
19. Anayasa Mahkemesi, ölenin mirasçılarınınbaşvuruyu devam ettirme iradelerinin ancak makul süre içinde yapılması hâlindegeçerli olabileceğini kabul etmekle birlikte bu süreyi somutlaştırmamıştır.Hukuki belirliliğin sağlanması bakımından mirasçıların başvuruyu devam ettirmeiradelerinin geçerli kabul edilebileceği makul sürenin ne olduğununbelirginleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
20. 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin (5)numaralı fıkrasında öngörülen otuz günlük bireysel başvuru süresinin mirasçılaryönünden de kıyasen uygulanması gerektiği düşünülebilir. Ancak Türk hukukundamirasçıların mirası reddetme hakkını da haiz oldukları gözetildiğinde makulsürenin tespitinde mirası ret süresinin de gözönündebulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir. 4721 sayılı Kanun'un 606.maddesinin birinci fıkrasında, yasal ve atanmış mirasçıların mirası üç ayiçinde reddedebilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıyla bireysel başvuruyapıldıktan sonra ölen başvurucuların mirasçılarının başvuruyu devam ettirmeyönündeki taleplerini Anayasa Mahkemesine iletebilecekleri makul sürenin -haklımazeretler saklı kalmak kaydıyla- ölüm tarihinden itibaren dört ay olaraktespitinin uygun olacağı sonucuna ulaşılmıştır."
29. Mirasçıların durumuna benzer bir yaklaşımın kamuotoritesince tüzel kişilikleri resen sona erdirilen özel hukuk tüzelkişilerininilgilileri yönünden de benimsenmesi gerekmektedir. Buna göre hukuki varlıklarıkamu otoritelerinin tek taraflı iradesiyle sona erdirilen özel hukuktüzelkişilerinin tüzelkişilikleri sona ermeden önce yaptıkları bireyselbaşvuruların devamında menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin bireyselbaşvuruya devam etmek istediklerini makul bir süre içinde Anayasa Mahkemesinebildirmeleri hâlinde başvurunun incelenmesine devam edilebilir.
30. Kuşkusuz ki başvuruya devam etme iradesini Anayasa Mahkemesinemakul bir süre içinde bildirme yükümlülüğü, başvurunun devamında menfaatibulunduğunu iddia eden kişi veya kişilere ait olacaktır. Tüzelkişinin yaptığıbaşvuru devam ettirmede menfaati bulunduğunu iddia eden kişilerin buisteklerini bildirmeleri gereken makul sürenin tespitinde bunlarıntüzelkişiliğinin hukuki varlığının sona erdiğini bilip bilmedikleri dikkatealınacaktır. Öte yandan başvurunun devamında menfaati bulunduğunu iddia edenkişilerin bu iddialarını destekleyecek, bunu ispata yarayacak bilgi vebelgeleri Anayasa Mahkemesine iletmeleri gerekir.
31. Bu aşamada kimlerin tüzelkişiye ait başvurunun devamındamenfaat sahibi olduğunun belirlenmesine gerek bulunmayıp bu hususta her somutolayın kendine özgü koşullarına göre değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.
32. Somut olayda başvurucu şirketlerin sicil kaydı 670 sayılıKHK ile resen terkin edilmiştir. 670 sayılı KHK 17/8/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girmiştir.Dolayısıyla şirketlerin hukuki varlığı 17/8/2016 tarihinde sona ermiştir.Başvurunun devamında menfaati bulunan kişiler bakımından, Şirketin hukukivarlığının sona erdiği hususunun 670 sayılı KHK'nın Resmî Gazete'deyayımlandığı 17/8/2016 tarihi itibarıyla bilinebilir olduğunu kabul etmek gerekir.
33. Somut başvurunun karara bağlandığı tarihe kadar sadece BahriAğaoğlu başvuruyu takip etmek istediğini bildirmiştir. Bahri Ağaoğlu 25/2/2019tarihinde Anayasa Mahkemesine verdiği dilekçesinde, başvurucu şirketlerin hâkimhissedarı konumunda olduğunu belirterek başvurunun takibi hususunda hukukimenfaati olduğunu ileri sürmüştür.
34. 6102 sayılı Kanun'un 543. maddesinin (1) numaralı fıkrasıuyarınca anonim şirket ortakları tasfiye payı almaya müstahak olduğundan başvurucuşirketlerin ortaklarının şirket tarafından tüzelkişiliğin sona ermesinden önceyapılan bireysel başvuruyu devam ettirmede menfaatlerinin bulunduğu sonucunaulaşılmaktadır.
35. Bununla birlikte somut başvuru bağlamında anılan şahsınbaşvurucu şirketlerin ortağı olduğu yönündeki iddiasını destekler nitelikteherhangi bir belge sunmadığı görülmektedir. Bu nedenle Bahri Ağaoğlu'nunbaşvuruyu devam ettirmede menfaatinin olup olmadığı ve makul bir süre içindeAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunup bulunmadığı hususunda daha ileri birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
36. Başka bir kimse de başvuruyu devam ettirmek istediğiniAnayasa Mahkemesine bildirmediğinden başvurunun düşmesine karar verilmesigerekir.
37. Bu koşullar çerçevesinde başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılanbir neden kalmadığından başvurunun düşmesinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığından DÜŞMESİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.