TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞAMİL İÇYER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3374)
Karar Tarihi: 20/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucular
:
Şamil İÇYER ve diğerleri [bkz. ekli tablonun B sütunu]
Vekilleri
:
Av. Saim BOZKURT
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurular; terör nedeniylekendisi ve hısımlarının yaralanması, mallarına zarar verilmesi durumlarıdikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılanbaşvuruların reddedilmesi nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanma ve mülkiyethaklarının; ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin yargılamaişlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adilyargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular, muhteliftarihlerde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci ve İkinci BölümKomisyonlarınca muhtelif tarihlerde, adli yardım taleplerinin kabulüne kararverilmiştir.
4. Birinci Bölüm ve İkinciBölüm Komisyonlarınca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümlertarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanları tarafındanmuhtelif tarihlerde, başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneğibilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünde,Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
7. Anayasa Mahkemesi tarafından2014/3422, 2014/3425, 2014/3427, 2014/3429 başvuru numaralı dosyaların konuyönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/3374 başvuru numaralı dosya ilebirleştirilmesine, incelemenin 2014/3374 başvuru numaralı dosya üzerindenyürütülmesine ve diğer bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formları veeklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular; terörnedeniyle Şamil İçyer ile M.İ.ninyaralandıklarını, sık sık yol kesen PKK ile yapılan silahlı çatışmalarda çoksayıda kişinin öldüğünü, yerleşim yerinde can ve mal güvenliği olmadığını beyanetmiş ve bu özel durumlarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeniyle köyleriniterk etmek zorunda kaldıklarını iddia etmişlerdir.
10. Başvurucular, ekli tablonunD sütununda belirtilen tarihlerde 5233 sayılı Kanun kapsamına girenzararlarının karşılanması talebiyle Batman Valiliği Zarar Tespit Komisyonuna(Komisyon) başvurmuşlardır.
11. Ekli tablonun E sütunundatarih ve sayıları belirtilen Komisyon kararlarında, terör olayları sonucuoluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan başvurularda, dosyalarda yeralan bilgi ve belgeler uyarınca Sason ilçesi Yücebağköyü boşaltılmadığından; başvurucuların köyü terk etmediği, yaşamlarına devamettiği anlaşıldığından taleplerin reddine karar verilmiştir.
12. Belirtilen ret işlemlerialeyhine ekli tablonun F sütununda belirtilen tarihlerde başvuruculartarafından açılan iptal davalarında, ekli tablonun G sütununda tarihlerigösterilen Batman İdare Mahkemesi kararları ile Yücebağbeldesi Yıldız Mahallesi, Barış Mahallesi, Karşıyaka Mahallesi’nin boşalan yada boşaltılan yerlerden olmadığı ancak Alaçayır,Uğurlar, Tuzaksız ve Golagadomezralarının 1994/1995-2000 yılları arasında tamamen boşaldığı; 1987-2000yılları arasında Yücebağ beldesinde geçici köykorucusu (GKK) ve gönüllü köy korucusu (GÖKK) görevlendirildiği ve koruculuksisteminin olduğu, köy korucu aileleri dışında köyde 105 hanenin bulunduğu; köynüfusunun 1990 yılında 2031, 1997 yılında 1232, 2000 yılında 2796 kişi olduğu,1990 ile 2000 yılları arasında köyde muhtarlık seçiminin yapıldığı, Yücebağ Beldesi İlköğretim Okulunun 1993-1994 yıllarındagüvenlik sebebiyle kapalı olduğu ve diğer yıllarda İlköğretim Okulunun eğitimve öğretime açık olduğu, Yücebağ beldesi halkının birkısmının güvenlik kaygısıyla da olsa köyden göç etmesinden dolayı uğradığızararın anılan köyün tamamen boşalmamış olması, diğer bir ifadeyle anılan köydenesnel güvenlik kaygısının yaşanmamış olması ve başvuruculara yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmaması nedenleriyle 5233 sayılı Kanunhükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanak bulunmadığından bahisledavanın reddine hükmedilmiştir.
13. Başvurucuların temyiziüzerine ekli tablonun H sütununda gösterilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile kararların usul ve hukukauygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararlarınbozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek hükümlerinonanmasına karar verilmiştir.
14. Başvurucuların karardüzeltme istemi, ekli tablonun I sütununda belirtilen tarihlerde Danıştay Onbeşinci Dairesinin ilamları ile reddedilmiştir.
15. Karar düzeltme istemininreddi kararları başvuruculara tebliğ edilmiş ve başvurucular muhteliftarihlerde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2.,4., 6., 7., 8., geçici 1., geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve2013/5034 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, DanıştayOnuncu Dairesinin 30/12/2008 tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı,Danıştay Onuncu Dairesinin 31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir,B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-28).
17. 5233 sayılı Kanun’un25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesininbirinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:
“Yaralanma, engellihâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;
a) Yaralananlara altıkatı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine göre,
b) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespitedilenlere dört katından yirmidört katı tutarınakadar,
c) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespitedilenlere yirmibeş katından kırksekizkatı tutarına kadar,
d) Çalışma gücükaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak tespitedilenlere kırkdokuz katından yetmişikikatı tutarına kadar,
e) Ölenlerinmirasçılarına elli katı tutarında,
Nakdî ödeme yapılır.
…
Birinci fıkranın (e)bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde 4721 sayılı TürkMedenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 20/1/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular; 5233 sayılıKanun kapsamında yaptıkları taleplerin ve akabinde açtıkları davalarınreddedildiğini, yerleşim yerindeki sağlık ocağı ile okulun güvenlik nedeniylekapatılması, dosyadaki zarar tespitine ilişkin raporlar ve terör örgütümensuplarınca köyde yol kesilmesi, çatışmaya sebebiyet verilmesi, öldürme veyaralama eylemlerinin gerçekleştirilmesi ile resmî tutanak kayıtlarında dabelirtildiği gibi 1993 yılında terör örgütü mensuplarınca köye roket ve uzunnamlulu silahlarla saldırılması dikkate alınmaksızın ve yapılan baskınsonucunda terör örgütü mensupları tarafından başvurucuların ve hısımlarınıntarlalarının su ihtiyacında kullandığı su motorunun bomba ile infilakettirilmesi sonucu Şamil İçyer’in yaralanmasına,başvuruculara ve hısımlarına ait olan traktörün patlatılması ile maddi hasarasebep olunmasına, başvurucuların hısımı M.İ.ninsilahlı çatışmada yaralanmasına dair özel durumları dikkate alınmaksızın köyüntamamen boşalmamış olduğu soyut gerekçesine ve şahıslarına yönelik bir terörtehdidi ya da saldırısının bulunmamasına dayanılarak sundukları belgelerdeğerlendirilmediğini, idare tarafından sunulan belgeler dikkate alındığını,sunulan bu belgeler tebliğ edilmemek suretiyle kendilerine savunma yapma imkânıtanınmadan karar verildiğini ve bu kararın adil olmadığını belirtmişlerdir.
20. Başvurucular; ayrıcakararların yeterli gerekçe ihtiva etmediğini, sundukları belgeler dikkatealınmaksızın idarece sunulan belgelere dayalı olarak karar veren Mahkemenin tarafsızolmadığını, kendi içinde çelişkili ve gerçeği yansıtmayan belgelere dayanılarakkarar verildiğini, aynı yerleşim yerinden önceki bir tarihte başvurudabulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesi yönünde karar verdiği hâldeyargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırma ve inceleme yapılmayarakdavalarının reddine karar verildiğini, bu nedenle makul ve objektif bir sebepbulunmamasına rağmen şahıslarına tazminat ödenmemesi yönünde karar alınarakayrımcılığa maruz kaldıklarını, idarenin can ve mal güvenliğini sağlamayükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu mülkiyet haklarından yoksunkaldıklarını ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalı değerlendirme nedeniylezararlarının tazmin edilmediğini, 5233 sayılı Kanun’da yer almayan bir nedenedayanılarak Komisyon ve yargı makamlarınca taleplerinin reddedildiğini, ayrıcayaptıkları başvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek Anayasa’nın 2., 7., 10., 35., 36., 87., 125.ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişler vemaddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
21. Başvuru dilekçesi ve ekleriincelendiğinde başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazminiamacıyla açtıkları davaların reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 2., 7., 10.,35., 36., 87., 125. ve 141. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğiniiddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, Mahkemece verilen retkararları neticesinde idarenin can ve mal güvenliğini sağlama yükümlülüğünüyerine getirmemesi sonucu maruz kaldıkları mülkiyet hakkından yoksun kalmadurumu karşısında bir giderim sağlanması imkânının kendilerine tanınmadığınıbelirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlaledildiğini iddia etmişlerdir. Anılan ihlal iddiaları, hakkaniyete uygunyargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlıolarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca incelemeyapılmamıştır. Başvurucuların diğer ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altındaincelenmiştir:
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22. Başvurucular, 5233 sayılıKanun kapsamında yaptıkları giderim taleplerinin mukim oldukları köyün tamamenboşaltılmamış olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ancak aynı önceki bir tarihteyerleşim yerinden başvuruda bulunanlar hakkında Komisyonun tazminat ödenmesiyönünde karar verdiğini ve yargı mercilerince bu kararlar konusunda araştırmave inceleme yapılmayarak davalarının reddine hükmedildiğini, bu nedenle makulve objektif bir sebep bulunmamasına rağmen tazminat ödenmemesi yönünde kararlaralındığını belirterek Anayasa’nın 10. maddesinde tanımlanan eşitlik ilkesininihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
23. 5233 sayılıKanun kapsamında yapılan başvurularda, tazminat taleplerinin reddedilmesinedeniyle ayrımcılığa maruz kalındığı iddiası daha önce bireysel başvuruya konuolmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınkendilerine hangi temele dayalı olarak ayrımcılık yapıldığına ilişkin herhangibir beyanda bulunmadıkları gibi belirtilen iddialarını temellendirecek herhangibir somut bulgu ve kanıt da sunmamış oldukları dikkate alınarak başvurucuların anılaniddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 43-48; CahitTekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 39-44).
24. Somut başvurular açısından yapıldığı iddia edilen ayrımcılığın hangi temeledayalı olduğuna dair bir beyanda bulunulmadığı, belirtilen iddialarıtemellendirecek herhangi bir somut bulgu ve kanıt sunulmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmamaktadır.
25. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
26. Başvurucular, idaretarafından sunulan ve kendilerine tebliğ edilmeyen belgelere göre karar verenMahkemelerin tarafsız olmadığını iddia etmişlerdir.
27. 5233 sayılı Kanun kapsamındayapılan başvurularda, benzer iddialar daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konuyargılamalarda hâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracakşekilde yargılamayı yürüten hâkimin taraflardan birine yönelik ön yargılı vetaraflı bir tutumu, kişisel bir kanaati veya menfaati, bu bağlamda kişisel birtaraflılığının söz konusu olduğunu ortaya koyan bir bulgu saptanmadığıanlaşıldığından başvurucuların anılan iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar,§§ 38-41; Cahit Tekin, §§ 34-37).
28. Somut başvurular açısındanhâkimin tarafsızlığına ilişkin karineyi ortadan kaldıracak bir olgu ya da bulgusaptanmadığı gibi farklı karar verilmesini gerektiren bir yön debulunmamaktadır.
29. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların tarafsız mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliği İlkelerininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
30. Başvurucular; sunduklarıbilgi, belge, deliller dikkate alınmaksızın sadece idare tarafından sunulan vekendilerine tebliğ edilmeyen belgelere dayanılarak İlk Derece Mahkemeleritarafından davalarının reddine karar verildiğini belirtmiş, bu nedenleçelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
31. 5233 sayılı Kanun kapsamındayapılan başvurularda, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerininihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuş ve AnayasaMahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurulara konu tazminattaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasındaDanıştay tarafından ihdas edilen içtihadi kriter olan“yerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olması” ölçütündenyararlanıldığı, bu hususun tespiti için de bir kısım idari birimden gelentahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bu belgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya daİlk Derece Mahkemesi kararlarına aktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler veiçeriklerine en geç İlk Derece Mahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğutespit edilmiştir. Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerindebu belgeler ışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ilerisürme imkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil vebeyan dilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafındansunulan belgeler değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkinolarak tetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurudosyaları kapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usuleilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, §§ 74-76; CahitTekin, §§ 70-72).
32. Somut başvuruda, yukarıdadeğinilen ilkeler ışığında yapılan incelemelerde başvurucuların usule ilişkinbir imkândan mahrum bırakılmadığı ve başvurucular açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların çelişmeli yargılanma ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiği iddialarının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
iii. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucular, Mahkemekararlarında talep sonucuna etki eden hususlara dair yeterli gerekçeye yerverilmediğini iddia etmişlerdir.
35. 5233 sayılı Kanun kapsamındayapılan başvurularda, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurucuların hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olanözel durumlarının değerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafındanileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin DereceMahkemeleri kararlarında denetlenerek reddedildiği, bu nedenlerle başvurularınbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (Mesude Yaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin, §§ 75-77).
36. Somut başvurularınincelenmesinde başvurucuların taleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabuledilip edilmeyeceği noktasında Derece Mahkemelerince yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idari kurumlar tarafından tanzimedilen tutanak ve belgeler kapsamında değerlendirildiği, başvuruculartarafından ileri sürülen ve hüküm sonucunu etkilediği iddia edilen istemlerintartışılarak reddedildiği (bkz. §§ 12, 13), İlk Derece Mahkemelerinceoluşturulan kararlar ve gerekçelerinin hukuka uygun bulunmak suretiyle kanunyolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Bubakımdan başvurucuların, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olanözel durumlarının değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli karar haklarının ihlaledildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesini gerektiren biryön bulunmamaktadır.
37. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların gerekçeli karar haklarının ihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
iv. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
38. Başvurucular, 5233 sayılıKanun kapsamında ileri sürdükleri giderim taleplerinin değerlendirilmesihususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makulsürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
39. 5233 sayılı Kanun kapsamındayapılan müracaatlarda idari yargı makamları nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında; Komisyon veyargılama aşamalarında geçen süreler ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindeKomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamdasekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makulsürede yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
41. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında eklitablonun J sütununda her bir başvuru için ayrı ayrı toplam süreleri belirtilenyargılama süreçlerinde uyuşmazlığın kararabağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle yargılama organlarınaatfedilebilecek bir gecikmenin olduğu tespit edilemediğinden, başvurularaçısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön de bulunmadığından yargılama sürelerinin makul olduğu sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul süreyi aştığınıileri sürdükleri yargılamaların uzunluğu konusunda açık ve görünür bir ihlalsaptanmadığından başvuruların bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
iv. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
43. Başvuru formları ile eklerinin incelenmesi sonucundaaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvuruların bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
44. Başvurucular, 5233 sayılıKanun kapsamında yaptıkları başvuruların ve açtıkları davaların; tarlalarınınsu ihtiyacında kullandıkları su motorunun bomba ile infilak ettirilmesi sonucuŞamil İçyer’in ve başvurucuların hısmıM.İ.nin silahlı çatışmada yaralanmasına dair özeldurumları dikkate alınmaksızın kendilerine yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmaması gerekçesiyle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma haklarının ihlal edildiğiniiddia etmişlerdir.
45. 5233 sayılı Kanun’un 2.maddesinde açıkça terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılanzararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleriterk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararların kapsam dışında olduğubelirtilmiştir.
46. Esasen taleplerin yapıldığıbölge itibarıyla özellikle ekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları vebundan kaynaklanan zararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamındatazmin edilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütünihdas edilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklinde nesnel bir ölçüte dayandırılmasınızorunlu görerek güvenlik kaygısına dayanılarak bir yerleşim yerinin kısmenboşalmış olması hâlinde o yerleşim yerinde güvenli bir şekilde yaşayabilmeolanağını sağlayan asgari güvenlik şartlarının idarece oluşturulduğundanhareketle 5233 sayılı Kanun kapsamında maddi zararların idarece ödenmesineyasal olanak bulunmadığı ilkesini benimsemiştir (Mesude Yaşar, §§ 89, 90; CahitTekin, §§ 84, 85).
47. 5233 sayılı Kanun uyarıncaileri sürülen taleplerin belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğihususu ve Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerininyorumu ile bu hususta içtihadi bir ölçütünbelirlenmesi ve somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındakitakdir, esasen derece mahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanmasıbağlamında daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkinolarak Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde debelirtilen hususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerincedeğerlendirilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu belirtilerek açıkçadayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (SabriÇetin, §§ 45-50; Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Akbayır/Türkiye, B. No: 30415/08, 28/06/2011, §88). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraber derecemahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda anayasal birtemel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında farklıbir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (MesudeYaşar, § 93; Cahit Tekin,§ 88).
48. Başvurucuların ekli tablonunC sütununda yakınlık derecesi belirtilen kişilerin terör nedeniyleyaralanmasından kaynaklanan güvenlik kaygısıyla köylerini terk ettikleri ve buçerçevede oluşan zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesigerektiğini ileri sürdükleri ve belirtilen vakıaya ilişkin tutanaklar ilesoruşturma evrakını derece mahkemelerine ibraz ederek yerleşim yerini terörolaylarından kaynaklanan güvenlik kaygısı nedeni ile terk ettiklerinoktasındaki özel durumlarının dikkate alınmasını talep ettiklerianlaşılmaktadır.
49. Bu çerçevede bir kısımbaşvurucunun kendisi ve bir kısım başvurucunun en yakın aile fertlerinden olanve ekli tablonun C sütununda hısımlık derecesi belirtilen Şamil İçyer’in ve M.İ.nin terörnedeniyle yaralanması ve bu olaylar hakkında dosyalarındaki somut bulgular,tespit tutanakları dikkate alındığında terör saldırısı neticesinde meydanagelen yaralanmalar üzerine başvurucuların yerleşim yerlerinden ayrıldıklarıiddiası karşısında başvurucuların taleplerinin, 5233 sayılı Kanun kapsamındadeğerlendirilebilmesi için nesnel ölçütten yararlanılması tek başına yeterliolmayıp yerleşim yerlerini terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamındayürütülen faaliyetler nedeniyle terk edip etmedikleri noktasında farklı birkarine veya ölçüt arayışına girilmesi gerekmesine rağmen Derece Mahkemelerinceanılan incelemelerin yapılmadığı tespit edilmiştir. Talepler hakkındadeğerlendirme yapılırken başvurucuların özel durumlarının incelenmesi; Kanun’unamacının yanı sıra yakınları terör örgütü mensuplarınca öldürülenbaşvurucuların, yerleşim yerlerini terör olaylarından kaynaklanan güvenlikkaygısı ile terk edip etmedikleri konusundaki maddi vakıanın tespitine de uygungörülmektedir.
50. Açıklanan nedenlerlebaşvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
51. Başvurucular, başvuruformlarında belirtikleri maddi tazminat miktarlarının kendilerine ödenmesinehükmedilmesini talep etmişlerdir.
52. Mevcut başvurulardaAnayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgili Mahkemelerinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
53. Anayasa Mahkemesinin madditazminata hükmedebilmesi için başvurucuların uğradıklarını iddia ettiklerimaddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır.Başvurucuların bu konuda herhangi bir belge sunmamış olması nedeniyle madditazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
54. Başvurucuların adli yardımtalepleri kabul edildiği ve ihlal kararı verildiği için yargılama giderlerininMaliye Hazinesi üzerinde bırakılmasına ve 1.800 TL vekâlet ücretininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucuların adli yardımtaleplerinin KABULÜNE,
B. 1. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tarafsız mahkemedeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Çelişmeli yargılanma vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğininhakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Batman İdare MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuların tazminattaleplerinin REDDİNE,
F. 1.800 TL vekâlet ücretininBAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
20/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
5
4
3
2
1
Sıra
2014/3429
2014/3427
2014/3425
2014/3422
2014/3374
Başvuru
Numarası
A
Abdülsamet İÇYER
Fadıl İÇYER
Hüsamettin İÇYER
Bahri İÇYER
Şamil İÇYER
Başvurucu
ve
T.C.
Kimlik No
B
Şamil İçyer’in kardeşi
Şamil İçyer’in kardeşi
M.İ’nin kardeşi
Şamil İçyer’in kardeşi
Kendisi
Mağdur ile Yakınlık Derecesi
C
3/7/2006
10.320
3/7/2006
10.318
3/7/2006
10.312
3/7/2006
10.324
3/7/2006
10.322
Komisyona Başvuru Tarihi ve Dosya Kayıt Numarası
D
31/12/2010
2010/1-891
18/3/2011
2011/1-1233
31/12/2010
2010/1-892
18/3/2011
2011/1-1236
18/3/2011
2011/1-1237
Komisyon Karar Tarihi ve Numarası
E
28/4/2011
28/4/2011
28/4/2011
28/4/2011
28/4/2011
Dava
Tarihi
F
24/2/2012
25/11/2011
24/2/2012
25/11/2011
25/11/2011
Yerel Mahkeme
Karar Tarihi
G
31/1/2013
31/1/2013
31/1/2013
31/1/2013
31/1/2013
Temyiz Yolu Karar Tarihi
H
3/12/2013
3/12/2013
3/12/2013
3/12/2013
3/12/2013
Karar Düzeltme Yolu Karar Tarihi
I
7 yıl 5 ay
7 yıl 5 ay
7 yıl 5 ay
7 yıl 5 ay
7 yıl 5 ay
İdari ve Yargısal
Süreçte Geçen Toplam Süre
J