TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SANCER EKİM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/27690)
Karar Tarihi: 7/4/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Gökçe GÜLTEKİN YILMAZ
Başvurucu
:
Sancer EKİM
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; ceza infaz kurumunda tek kişilik odadatutulma ile eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin kısıtlanması nedeniyle kötümuamele yasağının, başvurucunun ailesinin yaşadığı yerden uzak bir ceza infazkurumuna nakledilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının, din görevlisi ilegörüştürülmeme nedeniyle de din özgürlüğünün ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 13/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, darbe teşebbüsü sonrasında Fetullahçı TerörÖrgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma suçundan 5/8/2016tarihli kararla tutuklanarak Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunayerleştirilmiştir.
10. Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare veGözlem Kurulunun 20/11/2016 tarihli kararıyla başvurucunun "...kurumiçi yapılan iç istihbarat çalışması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında,tutuklunun barındırılmakta olduğu çok kişilik koğuştan alınarak tek başınabarınabileceği tek kişilik odalardan birine alınmasının kurum güvenliğiyönünden uygun olacağı..." gerekçesiyle tek kişilik odaya alınmasınakarar verilmiştir.
11. Başvurucu 7/4/2017 tarihinde Bolu F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) nakledilmiştir.
12. Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulunun (İdare veGözlem Kurulu) 19/4/2017 tarihli kararıyla başvurucunun tek kişilik odayaalınmasına karar verilmiştir.
13. Başvurucu, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinekatılmasına izin verilmemesine dair karar ile tek kişilik odada tutulmasınadair İdare ve Gözlem Kurulunun kararına itiraz etmiş; yapılan itiraz Bolu İnfazHâkimliğinin 26/7/2017 tarihli kararıyla görevsizlik nedeniyle reddedilmiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklunun tek başınabarındırılması yukarıdaki kanun hükmü çerçevesinde soruşturma evresindeCumhuriyet Savcısının, kovuşturma evresinde Hakim veya Mahkeme kararıyla mümkünolacağı belirtilmektedir. Tutuklu tek başına barındırılmasına yönelik itirazınıkanun hükmü gereğince hakkında bu yönde karar veren soruşturma aşamasındakiCumhuriyet Savcısına, kovuşturma evresinde ise Hâkim veya Mahkemesine bulunmasıgerekmektedir..."
14. Başvurucu, anılan karara karşı itiraz kanun yolunabaşvurmamış ve karar kesinleşmiştir.
15. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulunun sosyalimkânlardan faydalandırılmaması ve tek kişilik odada tutulmasına dair 19/4/2017tarihli kararına karşı 24/4/2018 tarihinde tekrar Bolu İnfaz Hâkimliğinebaşvurmuş; Bolu İnfaz Hâkimliğinin 25/5/2018 tarihli kararıyla başvurucununtalebi hakkında daha önce görevsizlik kararı verildiği gerekçesiyle kararverilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
16. İlgili karara karşı yapılan itiraz Bolu Ağır CezaMahkemesinin 9/7/2018 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
17. Bu karar başvurucuya 13/7/2018 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 13/8/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Başvurucunun 14/12/2018 tarihinde, silahlı terörörgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Hükümle birliktetutukluluk hâlinin devamına karar verilen başvurucu, bu tarihten itibaren Cezaİnfaz Kurumunda hükme bağlı olarak tutulmaktadır.
19. Anayasa Mahkemesi Ceza İnfaz Kurumundan başvurucununbarındırılma koşullarına ilişkin bilgi ve belge talep etmiştir. Ceza İnfazKurumu tarafından gönderilen bilgiler ile Bakanlık tarafından bildirilenlerışığında başvurucunun barınma koşulları şu şekildedir:
i. Başvurucu 30/11/2020 tarihi itibarıyla 1.818 gündürtek kişilik odada barındırılmaktadır.
ii. Başvurucunun tutulduğu tek kişilik odaların kullanımalanı banyo ve tuvalet dâhil olmak üzere 11,40 m2 ile 50 m2 arasındadeğişmektedir.
iii. Başvurucu 30/11/2020 tarihi itibarıyla toplamda 32kez yakınlarıyla, 23 kez avukatıyla görüşmüştür.
iv. Başvurucunun kütüphaneden faydalanma imkânıbulunmaktadır. Ayrıca kurum kütüphanesinde bulunmayan kitapları kendihesabından karşılaması suretiyle temin edebilmektedir.
v. Başvurucu her gün düzenli olarak bir saat süreyle tekbaşına havalandırma imkânından faydalandırılmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
20. İlgili hukuk için bkz. Raşit Konya, B. No:2017/26780, 28/6/2018, §§ 15-30; Timur Demir, B. No: 2018/33190,9/5/2019, §§ 14-31; İbrahim Kaptan, B. No: 2017/30510, §§ 15-30;18/7/2018.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 7/4/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tek KişilikOdada Tutulma Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucu, hukuka aykırı şekilde tek kişilik odadatutulması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Bakanlık görüşünde, başvurucunun Bolu İnfaz Hâkimliğitarafından verilen görevsizlik kararına karşı itiraz kanun yolunu tüketmediğibildirilmiş; bunun yanı sıra havalandırma alanını kullanabildiği, telefonlagörüşme hakkı kapsamında aile fertleri ve avukatları ile belli periyotlarlagörüşebildiği, barındırıldığı tek kişilik odanın hücre olmadığı ve odanınyeterli fiziki imkânları olduğu belirtilmiştir. Ayrıca somut olayın özelkoşulları, alınan tedbirin niteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişiüzerindeki etkisi birlikte değerlendirildiğinde başvurucunun tek kişilik odadatutulmasının asgari ağırlık eşiğini aşan bir muamele olarakdeğerlendirilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla başvurucunun şikâyetlerininaçıkça dayanaktan yoksun olduğu görüşü bildirilmiştir.
24. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında tekkişilik odada tutulmasına dair kararların hukuka aykırı ve gerekçesiz olduğunu,bir kısım kararın tebliğ edilmediğini, tutulma koşullarının kötü muamele teşkilettiğini belirtmiştir.
b. Değerlendirme
25. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz;kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
26. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarınıgerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı göstermeyükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 81).
27. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi herhangi bir sınırlamaöngörmemekte ve işkence, insanlık dışı ve onur kırıcı muamele ve cezalarınyasaklanmasının mutlak mahiyetini belirtmektedir. Kötü muamele yasağının mutlakmahiyeti Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında belirtilen savaş veya ulusunvarlığını tehdit eden başka bir genel tehlike hâlinde dahi istisnaöngörmemiştir. Aynı şekilde Sözleşme’nin 15. maddesi benzer bir düzenleme ilekötü muamele yasağına ilişkin herhangi bir istisna öngörmemiştir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 33).
28. Tutulma koşulları, tutulanlara yapılan uygulamalar,ayrımcı davranışlar, devlet görevlileri tarafından sarf edilen hakaretamizifadeler, kişiye normal olmayan bazı şeyleri yedirme, içirme gibi muamelelerkötü muamele olarak ortaya çıkabilir (Cezmi Demir ve diğerleri, §90). Mahpuslar, Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında hukuka uygun olarak kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum bırakılabilirken (İbrahim Uysal,B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) genel olarak Anayasa ve Sözleşme’ninortak alanı kapsamında kalan diğer temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Bununlabirlikte ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçunönlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumunda güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir, makul gerekliliklerin olması durumundasahip olunan haklar sınırlanabilir. Dolayısıyla verilen bir mahkûmiyetveya tutuklama kararının infazında mahkûmlar veya tutuklular için sağlanacakşartlar insan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana,§§ 35, 36).
29. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabuledilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bunlar ceza infaz kurumuidaresi ve görevlilerinin kasıtlı davranışlarından kaynaklanabileceği gibiyönetimsel hatalar veya yetersiz kaynaklar sebebiyle de ortaya çıkabilir. Cezainfaz kurumlarındaki yaşam, mahpuslara sunulan aktivitelerin genişliğindenmahpuslar ve ceza infaz görevlileri arasındaki ilişkilerin genel durumuna kadargeniş bir alanda değerlendirilmelidir. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindekidavranışların mahpusları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olankaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir durumasokmaması gerekir (Turan Günana, §§ 37, 39).
30. Yukarıda ifade edilen tüm hususlara ilave olarak birmuamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesiiçin asgari bir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekir. Her olayda asgarieşiğin aşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsaletkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önemtaşımaktadır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 23).
31. Ceza infaz kurumlarında hükümlü ya da tutuklustatüsüyle tutulan kişilerin hücre hapsine alınmasının ya da diğertutulanlardan ayrılmasının tek başına Anayasa'nın 17. maddesine aykırı birdurum oluşturmadığı Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında belirtilmiştir.Buna göre disiplinin sağlanması, güvenlik gerekçesi veya ayrı tutulan kişiyidiğer tutulan kişilerden korumak kaygısıyla bu tür uygulamalar yapılması mümkündür(Turan Günana § 43; Ahmet Yeter, B. No: 2014/5100, 16/2/2017, §39). Ayrıca tek başına tutma tedbirinin sadece güvenlik veya disiplini sağlamakaygısıyla değil mahpusların devam eden soruşturmalarda hileli iş birliğiyapmalarını veya dışarıdakilerle yeni bir suç işlemek için iş birliğiyapmalarını önleme gibi amaçlarla uygulanması da mümkündür (Raşit Konya,B. No: 2017/26780, 28/6/2018, § 44).
32. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ceza infaz kurumlarında tutulmakoşullarını değerlendirirken başvurucu tarafından ileri sürülen somut olaylarailişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesi ve bukapsamda önlemlerin şiddeti, süresi, amacı ve bireyler için sonuçlarınınbirlikte değerlendirilmesi gerektiğini de kabul etmiştir (Turan Günana,§ 38). Dolayısıyla her başvuruda somut olayın özel koşulları, alınan tedbirinniteliği ve süresi, amacı ve söz konusu kişi üzerindeki etkisideğerlendirilmelidir.
33. Ceza infaz kurumlarında kötü muamele olarak kabuledilecek hususlar farklı şekillerde tezahür edebilir. Bu bağlamda tek kişilikbir odada tutulmaya ilişkin koşullar olayın kendine özgü koşullarına göre kötümuamele yasağı kapsamında gerçek bir sorun olarak ortaya çıkabilir. Bununla birliktebu koşulların söz konusu uygulamanın niteliğinden kaynaklanan ve özgürlüktenmahrum kalmanın doğal sonucu olan kaçınılmaz elem seviyesinin ötesinde asgaribir ağırlık derecesine ulaşmış olması gerekmektedir (Raşit Konya, § 50).
34. Başvurucunun barındırılma koşullarına ilişkin olarakBakanlığın sunduğu ve Anayasa Mahkemesince Ceza İnfaz Kurumundan istenenbilgiler incelendiğinde başvurucunun 4 yıl 1 ayı aşkın bir süredir tek kişilikodada tutulduğu, barındırıldığı tek kişilik odaların kullanım alanının banyo vetuvalet dâhil olmak üzere 11,40 m2 ile50 m2 arasında değiştiği,başvurucunun avukat ve ziyaretçi görüş haklarını kısıtlama olmaksızınkullandığı, tek başına da olsa her gün düzenli olarak havalandırma imkânındanyararlandırıldığı anlaşılmıştır.
35. Koşullar değerlendirildiğinde başvurucunun tutulduğuodanın hücre statüsünde bir oda olmadığı, büyüklüğü, havalandırma penceresi,tuvalet ve duş için ayrılmış uygun ve yeterli bölümleri olduğu dikkatealındığında odanın Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından kabul edilenAvrupa Cezaevi Kurallarına (Raşit Konya, §§ 14-27) uygun olduğuanlaşılmıştır (benzer yöndeki kararlar için bkz. Raşit Konya, § 46; TimurDemir, § 45). Ayrıca başvurucu, açık havaya çıkma imkânından günde ortalamabir saat olmak üzere faydalandırılmıştır.
36. Diğer yandan tutuklu veya hükümlülerin ceza infazkurumu disiplini ve güvenliği ya da ortaya konacak diğer makul gerekçelerleinfaz kurumunda bulunan öteki tutuklu veya hükümlülerle temaslarının kesilmesitek başına kötü muamele yasağının ihlalini teşkil etmez. Ancak bu durumdeğerlendirilirken tutulma koşulları bütün hâlinde incelenerek tutulan kişininduyusal ve sosyal olarak izole edilip edilmediği hususunda bir sonuca varılmasıgerekmektedir (Halil Tarkan, B. No: 2016/70779, 26/2/2020, § 38).
37. Başvurucu, tek başına tutulduğu süre boyunca ailesive avukatı ile açık ve kapalı olarak 55 kez görüş gerçekleştirmiştir. Budurumda yaklaşık 4 yıl 1 ay tek kişilik odada barındırılan başvurucu, yakınlarıve avukatıyla görüşmüş; dış dünyayla bağlantısını sağlamıştır. Sonuç olarakailesiyle ve dış dünyayla iletişimi bütünüyle kesilmeyen başvurucunun duyusalve sosyal olarak izole edildiği sonucuna bu aşamada ulaşılması mümküngörülmemiştir.
38. Tek kişilik odada kalma süresinin uzunluğu ve busürenin tutulan kişi üzerindeki etkilerinin kötü muamele yasağı açısındanaranan asgari eşik seviyesine ulaşıp ulaşmadığı hususu, somut olaya özgükoşullar çerçevesinde başvurucuya veya aynı başvurucunun her başvurusuna göreayrı değerlendirilmektedir. Somut olayda başvurucunun şikâyet ettiği tutulmakoşulları nedeniyle söz konusu asgari eşik derecesinin aşılmadığı sonucunavarılmıştır.
39. Açıklanan gerekçelerle kötü muamele yasağına ilişkinbir ihlalin olmadığı açık olduğundan buna ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Eğitim veİyileştirme Faaliyetlerinin Kısıtlanması Nedeniyle Kötü Muamele Yasağının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
40. Başvurucu, Ceza İnfaz Kurumunda eğitim ve iyileştirmefaaliyetlerine katılamadığını belirterek olumsuz koşullarda tutulduğunu iddiaetmiştir.
b. Değerlendirme
41. Anayasa Mahkemesi söz konusu ihlal iddiasına ilişkintemel ilkeleri ortaya koyduğu ve değerlendirmelerde bulunduğu kararında, butürden bir kısıtlamanın ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz sonucuolarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi ceza infaz kurumundagüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklere dayandığınıbelirtmiştir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, başvurucunun günde en az bir saataçık havada gezinme imkânına sahip olduğunu, bu süre zarfında açık havadaegzersiz yapma gibi sportif faaliyetlerde bulunabileceğini, kitap ve dergidâhil sakıncalı olmayan her türlü süreli ya da süresiz yayına erişme ve bilgiedinme konusunda herhangi bir engellemeyle karşılaşmadığını, söz konusuuygulamanın geçici nitelikte olduğunu, ayrıca başvurucunun hastalıklarınıntedavisi ile ruh ve beden sağlığının korunması hususunda tıbbi destekalamadığına ve dış dünya ile makul ölçüde ilişki kuramadığına dair herhangi biriddiasının da bulunmadığını tespit etmiştir. Tüm bu değerlendirmeler ışığındaAnayasa Mahkemesi, makul gerekliliklere dayanan geçici tedbir mahiyetindeki uygulamanınniteliğinden kaynaklanan ve tutukluluğa ilişkin kaçınılmaz olarak ortaya çıkanelemin ötesinde -Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası yönünden- asgariağırlık derecesinin aşılmadığı sonucuna ulaşarak kötü muamele yasağına yönelikbir ihlalin olmadığına karar vermiştir (İbrahim Kaptan, §§ 49-65).
42. Somut olayda, başvurucunun şikâyeti yönünden anılankarardan ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
44. Başvurucu, ailesinin yaşadığı yerden uzakta bir infazkurumuna nakledildiğini ve nakil işleminin hukuka aykırı olduğunu ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukinitelendirmesini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Somut olaydabaşvurucunun iddiaları aile hayatına saygı hakkı çerçevesindedeğerlendirilmiştir.
46. Anayasa Mahkemesi Y.Ş. (B. No: 2017/37742,18/6/2020) kararında, bir başka ceza infaz kurumuna resen nakilişleminin iptali istemiyle idari yargıda dava açılabileceğini, bir başkaifadeyle ileri sürülen aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddiaların 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2.maddesi kapsamında açılacak iptal davasında incelenmesinin mümkün olduğunubelirtmiştir (Y.Ş., §§ 47-50).
47. Somut olayda başvurucunun resen nakil işlemi üzerineetkili kabul edilebilecek olağan bir başvuru yolu olan iptal davasını açmadığıanlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun şikâyetlerini yetkili idari veyargısal mercilere süresinde iletip iddialarının öncelikle bu makamlartarafından değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması bakımından üzerine düşengerekli özeni göstermediği sonucuna varılmıştır. Öte yandan olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile de bağdaşmamaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Din veVicdan Özgürlüğünün İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
49. Başvurucu, tutuklu olarak bulunduğu ceza infazkurumunda din görevlisiyle görüştürülmediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
50. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
51. Somut olayda başvurucunun hukuk sisteminde mevcutidari ve yargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tek kişilik odada tutulmadan dolayı kötü muameleyasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinin kısıtlanmasındandolayı kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Din ve vicdan özgürlüğünün ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 7/4/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.