TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAİT DUVA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/13961)
Karar Tarihi: 9/10/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Sait DUVA
Vekili
:
Av. Veysel VESEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, güvenlik güçlerince gerçekleştirildiği iddia edilenölüm olayı hakkında etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindensonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, nüfus kaydına göre 5/5/1994 tarihinde ölen A.D.nin oğludur.
9. Başvurucu 15/3/2012 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığına(Cumhuriyet Başsavcılığı) babasının ölümüyle ilgili bir dilekçe vermiştir. Budilekçede başvurucu; babasının 1994 yılı Ağustos ayı içinde bir gün F.Ö. ileŞırnak'ın Güçlükonak ilçesi Bulmuşlar köyünden Güçlükonak-Siirt kara yolunadoğru yürüdüğünü, Taşkonak köyü yakınlarında biryerde babası ve F.Ö.nün askerlerce durdurulduğunu,askerlerden birinin uzun namlulu bir silahla babasına ateş edip onuöldürdüğünü, olayı F.Ö.den öğrendiğini, olaydan sonrababasına ait cesedin askerî bir araçla köye getirildiğini, cesedin göğüsbölgesinde mermi giriş deliği, sırt bölgesinde ise mermi çıkış deliğibulunduğunu, cesedi köylerindeki mezarlığa gömdüklerini, nüfus kayıtlarına göreölümün Güçlükonak İlçe Jandarma Komutanlığınca (Jandarma Komutanlığı)Güçlükonak İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) bildirildiğini ve anılankayıtlarda ölüm nedeninin "Bilinmiyor."olarak yer aldığını ileri sürmüştür. Başvurucu aynı dilekçede;Jandarma Komutanlığına müzekkere yazılarak ölüm bildiriminin neye istinadenyapıldığının öğrenilmesini, babasına ait mezarın açılıp gerekli adli işlemlerinyapılmasını ve babasının ölümüne neden olan kişi/kişiler hakkında soruşturmabaşlatılmasını talep etmiştir.
10. Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun babasının ölümühakkında aynı gün soruşturma başlatıp başvurucunun ifadesini almıştır.İfadesinde dilekçesindeki hususları yineleyen başvurucu; ek olarak babasınıncesedi köye geldiğinde kendisinin koyun otlattığını, cesedin yanına annesi ilekız kardeşleri F. ve H.nin gittiğini, ertesi güncesedi A.G.nin yıkayıp M.E., Ma.Ü.,M.Ü., A.E. ve Ö.E.nin defnettiğini, babasınınmezarını kendisinin tarif edemeyeceğini ancak annesi E.D.nintarif edebileceğini ve açık adreslerini bilmese de isimlerini zikrettiğikişileri Cumhuriyet Başsavcılığında hazır edebileceğini beyan etmiştir.
11. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/3/2012 tarihinde M.G.Ü., A.E. ve M.Ü.nün tanık sıfatıyla ifadelerini almıştır. Anılankişiler ifadelerinde özetle A.D.nin askerlerceöldürüldüğünü F.Ö.den duyduklarını, A.D.nin mezarının yerini tam olarak bilmediklerini beyanetmişlerdir. Ölenin damadı olan A.E., ayrıca kayınvalidesi E.D.nin(A.E.nin beyanına göre A.D.) mezarın yerini bildiğinive Bulmuşlar köyünde hâlihazırda kimsenin yaşamadığını ifade etmiştir.
12. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/4/2012 tarihinde DiyarbakırCumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli) bir müzekkere yazaraksoruşturma kapsamında yapılması istenen hususların bildirilmesini istemiştir.
13. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ile görevli)başvurucunun ifadesinde geçen kişilerin ve özellikle F.Ö.nünifadesinin alınmasını, şüphelilerin tespiti için gerekli araştırmalarınyapılmasını ve ölenin mezarının açılarak ölüm sebebinin ve cesedin ölene aitolup olmadığının tespitini istemiştir.
14. F.Ö.nün ifadesi 2/5/2012 tarihindeJandarma Komutanlığına bağlı Çelik Jandarma Karakolu komutan vekilincealınmıştır. İfadesinde F.Ö., hatırladığı kadarıyla 1994 yılı Haziran ayı içindebir gün Siirt'e gitmek için A.D. ile yola çıktıklarını, yürürlerken askerlerinkendilerini durduğunu, asker giyimli, siyah saçlı bir kişinin yaklaşık 20-30metre mesafeden A.D.yi silahla göğsünden vurupöldürdüğünü, askerî bir aracın kendisini ve A.D.nincesedini köye götürdüğünü, ifadesini köylerindeki okulda geçici olarak kalanbir üsteğmenin aldığını, kendisini ifadeye o zamanki köy korucusu olan G.E.nin çağırdığını, G.E.nin açıkadresini bilmediğini ve A.D.yi olaydan bir gün sonradefnettiklerini söylemiştir.
15. Cumhuriyet Başsavcılığı 21/6/2012 tarihinde JandarmaKomutanlığına bir müzekkere yazarak ifadesi alınan kişilerin beyanlarında ismigeçenler ile köyün ileri gelenlerinin yardımı alınarak A.D.ninmezarının tespitini, işlemin kamera kaydına alınmasını, etrafındaki mezarlarıda gösterecek şekilde A.D.nin mezarının bulunduğuyerin krokisinin çizilmesini, mezar yerini gösterecek kişilerin beyanlarınınalınmasını, olay tarihinin tespitine çalışılarak o tarihte, o bölgede hangiaskerî birliğin bulunduğunun araştırılmasını, A.D.ye ateş eden kişininbelirlenmesini ve olay yerinde incelemeler yapılarak delillerin tespitiniistemiştir.
16. Kolluk görevlilerince düzenlenen 5/7/2012 tarihli tutanaktangeçici askerî güvenlik bölgesi içinde bulunan Bulmuşlar köyünün 1994 yılındaboşaltıldığı, köyün hâlen boş olup bölgede terör tehlikesinin bulunduğu, köylebağlantıyı sağlayan asfalt veya stabilize yol olmadığı, köyün Yağızoymak köyü ile bağlantısını sağlayan toprak bir yolbulunmakla birlikte bu yolun araç trafiğine kapalı olduğu, köye ulaşımınhelikopterle sağlanabileceği, mezarın açılması için kapsamlı operasyonel faaliyet gerektiği, bu faaliyetin de terörolaylarının yoğunluğunun azaldığı sonbahar veya kış aylarında yapılmasınınuygun olacağı, A.D.nin öldürülmesiyle ilgili herhangibir belgeye ulaşılamadığı, 1994 yılında Taşkonakköyünde Yağızoymak Jandarma Komando Taburuna bağlıJandarma Komando Bölüğünün görev yaptığı ve A.D.ye ateş ettiği iddia edilenaskerin kimlik bilgilerinin belirlenemediği öğrenilmiştir.
17. Cumhuriyet Başsavcılığı Jandarma Komutanlığına gönderdiği20/11/2012 tarihli yazıyla, ölenin mezarının 19/12/2012 tarihinde açılmasıplanlandığından mezar yerinin başvurucunun annesi ile tanık A.E.ninkayınvalidesinin beyanlarına başvurularak tespitini istemiştir.
18. Bu müzekkereye verilen cevaptan başvurucunun kollukgörevlilerine mezarın bulunduğu yerin birçok kez yakılıp yakıldığını, o bölgeyebirçok kez top atışı yapıldığını ve mezarın yerini tam olarak bilmediğini beyanettiği anlaşılmıştır.
19. Cumhuriyet Başsavcılığı F.Ö.nünbeyanlarına ilişkin tutanağı da ekleyerek Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı(TMK 10. madde ile görevli) ile Eruh Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği3/12/2012 tarihli yazılarla A.D.nin ölümü ile ilgiliherhangi bir soruşturma kaydı bulunup bulunmadığını sormuştur.
20. Müzekkerelere verilen cevaplardan A.D.ninölümü hakkında yürütülmüş bir soruşturma kaydına rastlanmadığı öğrenilmiştir.
21. Güvenlik ve ulaşım için helikopter temin edilememesinedeniyle o ana kadar ölenin mezarının açılması işlemini gerçekleştiremeyenCumhuriyet Başsavcılığı 4/12/2012 tarihinde, 13/12/2012 tarihindegerçekleştirilmesi planlanan bahse konu işlem için helikopter tahsis edilmesiamacıyla Başbakanlıktan talepte bulunmuştur.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı helikopter tahsisine yönelik talebini11/12/2012 tarihinde Bakanlığa da iletmiştir.
23. Cizre Cumhuriyet savcısı tıbbi bilirkişi de dâhil olmaküzere mezar açma işlemi sırasında hazır bulunacak kişilerle birlikte 17/12/2012tarihinde Koçyurdu Jandarma Karakoluna gitmiştir.Ancak Şırnak'tan kalkması gereken helikopter hava muhalefeti nedeniylehavalanamamış, Siirt'ten havalanan helikoptere ise terör örgütü unsurlarıncataciz ateşi açılmıştır. Bölgede güvenlik güçlerinin terör örgütü mensupları ilesıcak temas hâlinde olduğu öğrenilince çevreye örgüt mensuplarının el yapımıpatlayıcı maddeler yerleştirmiş olabileceği değerlendirilmiş ve bu nedenlemezar açma işlemi gerçekleştirilememiştir.
24. Cumhuriyet Başsavcılığınca 19/12/2012 tarihinde beyanınabaşvurulan başvurucu, babasının mezarını bilen tek kişi olan annesi E.A. ilebirlikte 8/12/2012 ve 15/12/2012 tarihinde Bulmuşlar köyündeki mezarlığagittiğini, annesinin A.D.nin gömüldüğü mezarkonusunda emin olamadığını, diyabet rahatsızlığı nedeniyle annesinin bazensağlıklı düşünemediğini, köyün bulunduğu yerin ciddi terör tehdidi altındaolduğunu, güvenlik güçleri ve terör örgütü mensupları arasındaki çatışmalarsırasında kullanılan mühimmat -top ve havan topu mermisi de dâhil- nedeniylemezarlığın harabe vaziyette olduğunu, babasının mezarı olduğunu tahminettikleri yerde başka kişilere ait cesetlerin de bulunabileceğini belirterekmümkün ise mezar açma işlemi yapılmadan soruşturmaya devam edilmesiniistemiştir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığı 30/4/2013 tarihinde JandarmaKomutanlığına bir müzekkere yazarak gerek kendilerince gerekse Çelik JandarmaKarakolu veya Yağızoymak'ta konuşlu askerî birlikçesoruşturmaya konu olay hakkında herhangi bir adli, idari veya askerî işlemyapılıp yapılmadığının araştırılmasını istemiştir.
26. Kolluk görevlilerince düzenlenen 7/6/2013 ve 10/6/2013tarihli tutanaklardan başvurucunun 15/3/2012 tarihinde verdiği ifadesinde ismigeçen M.E.nin on dört ay kadar önce vefat ettiği,ifadede ismi geçenlerden M.Ü. ve Ö.E.nin Yağızoymak'ta değil Cizre'de ikamet ettikleri ve olayhakkında Jandarma Komutanlığında, Çelik Jandarma Karakolunda ve Yağızoymak Piyade Taburunda herhangi bir kayıt bulunmadığıöğrenilmiştir.
27. Kolluk görevlileri 6/10/2013 tarihinde tanık F.Ö.nün ifadesinde ismi G.E. olarak geçen Me.G.E.nin ifadesini almıştır. Me.G.E.ifadesinde, 1994 yılı Mayıs ayı içinde bir gün A.D.ninF.Ö. ile birlikte Cizre'ye yaya olarak gitmek için köyden ayrıldığını, o gününakşamında A.D.nin cesedinin köye geldiğini duyduğunu,cesedi ertesi gün defnettiklerini, A.D.nin nasılöldüğünü görmediğini, o tarihlerde geçici köy korucusu olduğunu, o dönemçevredeki jandarma karakollarının kapalı olduğunu, köylerindeki okulda piyadebölüğünün kaldığını ve bu bölüğe bağlı olarak çalıştıklarını, F.Ö.yü ifade vermek üzere bir yere götürmediğini, konuylailgili olarak ilk kez ifade verdiğini, F.Ö.nünifadesinde geçen üsteğmeni görmediğini ve kendisine köyde G.E. ismiyle hitapedildiğini söylemiştir.
28. Cumhuriyet Başsavcılığı 4/9/2013 tarihinde başvurununifadesinde isimleri geçen M.E. ve Ö.E.nin kimlik veadres bilgilerinin tespiti için Cizre Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkereyazmıştır.
29. Bu müzekkereye verilen cevapta açık adres bildirilmediği,sorulan şahısların kendilerince bilinen kişilerden de olmadığı ve söz konusukişileri tanıyan herhangi bir kişinin tespit edilemediği belirtilmiştir.
30. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/9/2013 tarihinde Cizre JandarmaKomutanlığına bir müzekkere yazarak A.D.ye ait mezarın ölenin ailesi ile definişlemini gerçekleştirenlerin yardımıyla bulunmasını istemiştir.
31. Cumhuriyet Başsavcılığı aynı gün Genelkurmay Başkanlığınabir müzekkere yazarak konuyla ilgili olarak askerî bir komutanlıkçaidari/askerî bir soruşturmanın yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi verilmesinive 1994 yılı Ağustos ayında bölgede görev yapan teğmen, üsteğmen ve yüzbaşırütbesindeki kişilerin kimlik bilgileri ile iletişim bilgileriningönderilmesini istemiştir.
32. Cumhuriyet Başsavcılığı 24/9/2013 tarihinde, 2/10/2013tarihinde yapılacak mezar açma işlemi için helikopter tahsis edilmesi içinBaşbakanlıktan talepte bulunmuştur.
33. Mezar açma işlemi için gerekli personel ve malzemelerintemini, çevre güvenliğinin sağlanması ve başvurucunun ifadesinde geçen kişilerile mezar yerini bilebilecek kişilerin hazır edilmesi için CumhuriyetBaşsavcılığı 25/9/2013 tarihinde Jandarma Komutanlığına müzekkere yazmıştır.
34. Jandarma Komutanlığı mezar açma işleminin 2014 yılının Ocakveya Şubat ayında yapılmasının uygun olacağını bildirmiştir.
35. Cumhuriyet Başsavcılığı 2014 yılında dava zamanaşımısüresinin dolacağını değerlendirerek anılan işlemin 6/11/2013 tarihindeyapılmasına karar verip helikopter tahsisi için Şırnak 23. Jandarma Sınır TümenKomutanlığından talepte bulunmuştur.
36. Jandarma Komutanlığı 2013 yılı Ekim ayı içinde A.D.nin mezarının yeri konusunda F.Ö., A.Ö. ve Me.G.E.nin ifadesini almıştır. İfadesi alınanlar, A.D.nin defnedildiği mezarı bilmediklerini beyanetmişlerdir. F.Ö., A.D.ye ateş eden askerin eşkâlini hatırlamadığını, rütbesinive ismini bilmediği bir komutanın olayla ilgili sözlü beyanını aldığını yoksaherhangi bir tutanağa imza atmadığını ve kendisini ifade vermeye Ö.E. ile köykorucusu M.A.E.nin götürdüğünü söylemiştir. A.G.nin Siirt'te, Ö.E.ninMardin'in Nusaybin ilçesinde, başvurucu ile A.E., M.E., M.Ü., E.D. vebaşvurucunun kardeşleri F. ve H.nin Şırnak'ın Cizreilçesinde, F.Ö.nün ifadesinde geçen M.A.E.nin ise Aliağa Ceza İnfaz Kurumunda bulunmasınedeniyle bahsi geçen kişilerin ifadeleri alınamamıştır.
37. Jandarma Komutanlığı 28/10/2013 tarihli yazıyla Bulmuşlarköyü bölgesinde terör örgütü mensupları olabileceğini ve mezar açma işlemiöncesinde, sırasında ya da sonrasında çatışma yaşanabileceğini bildirmiştir.
38. 1994 yılı Ağustos ayında Güçlükonak'ta teğmen, üsteğmen veyüzbaşı rütbesiyle görev yapan kişilerin isim listesi ile resimleriniCumhuriyet Başsavcılığına gönderen Genelkurmay Başkanlığı 11/10/2013 tarihliyazılarla, ilgili birimlerden intikal eden yazılarda konuya ilişkin açıklayıcıbilgi yer almadığını, konuya ilişkin araştırmaların devam ettiğini ve yenibilgiler tespit edildiğinde gönderileceğini, 12/12/2013 ve 16/12/2013 tarihliyazılarla da konuyla ilgili herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığınıbildirmiştir.
39. Cumhuriyet Başsavcılığı 9/12/2013 tarihinde, GenelkurmayBaşkanlığınca gönderilen resimleri tanık F.Ö.ye göstererek teşhis işlemiyaptırmıştır. F.Ö. fotoğraftakileri tanımadığını, aradan uzun zaman geçmesinedeniyle hatırlamadığını, olay gecesi M.A.E.nınkendisini tek odalı bir yere götürüp asker üniformalı, rütbesi ile yaşınıtahmin edemediği bir kişiyle görüştürdüğünü, bu kişinin sorması üzerine olayıanlattığını, M.A.E.ninbir ceza infaz kurumundaolduğunu fakat bu ceza infaz kurumunun hangisi olduğunu bilmediğinisöylemiştir.
40. Cumhuriyet Başsavcılığı 23/12/2013 tarihinde M.A.E.nin kimlik ve adres bilgilerinin tespiti için CizreJandarma Komutanlığına müzekkere yazmıştır.
41. Anılan müzekkereye verilen cevapta, geçici veya gönüllü köykorucusu olduğuna dair kayda rastlanmadığından M.A.E.ninkimlik ve adres bilgilerinin belirlenemediği belirtilmiştir.
42. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/1/2014 tarihinde görevli olmadığıgerekçesiyle görevsizlik kararı verip soruşturma evrakını Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığına (TMK 10. madde ile görevli) göndermiştir.
43. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı (TMK 10. madde ilegörevli) 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun uyarınca 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca kurulan mahkemelerile Cumhuriyet başsavcılıklarının görevine son verildiği ve soruşturmayetkisinin yetkili Cumhuriyet başsavcılığına ait olduğu gerekçesiyle 8/3/2014tarihinde görevsizlik kararı vermiş ve soruşturma evrakını CumhuriyetBaşsavcılığına göndermiştir.
44. Cumhuriyet Başsavcılığı A.D.ninölümü ile ilgili olarak herhangi bir şüphelinin tespit edilip edilmediği veherhangi kamu bir davanın açılıp açılmadığı hususunda Jandarma Komutanlığı veCizre İlçe Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet Müdürlüğü) 2/9/2014 tarihinde müzekkereyazmıştır.
45. Emniyet Müdürlüğü görevlilerince düzenlenen 12/9/2014tarihli tutanaktan Emniyet Müdürlüğünün A.D.ninölümüyle ilgili herhangi bir tahkikat yürütmediği anlaşılmıştır.
46. Jandarma Komutanlığı görevlilerince düzenlenen 4/11/2014tarihli tutanakta herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığı belirtilmiştir.
47. Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucunun babasının ölümühakkında düzenlenen MERNİS Ölüm Tutanağı'nda bahsigeçen Jandarma Komutanlığı yazısının bir örneğinin gönderilmesi için 25/2/2015tarihinde Güçlükonak İlçe Nüfus Müdürlüğüne (Nüfus Müdürlüğü) ve JandarmaKomutanlığına müzekkere yazmıştır.
48. Nüfus Müdürlüğü 5/3/2015 tarihli yazıyla bir örneği istenenyazının arşivlerinde bulunmadığını bildirmiştir.
49. Müzekkereye cevap vermemesi üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı22/4/2015 tarihinde Jandarma Komutanlığına bir yazı daha göndermiştir.
50. Jandarma Komutanlığı talep edilen yazının 1998 yılına aitolduğunu ve kayıtlarında bulunamadığını 8/5/2015 tarihli yazıyla bildirmiştir.
51. Cumhuriyet Başsavcılığı dava zamanaşımı süresinin dolduğugerekçesiyle 10/6/2015 tarihinde kimlik bilgileri tespit edilmeyenşüpheli/şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (kovuşturmasızlıkkararı) vermiştir.
52. Başvurucu, başka hususlar yanında soruşturmaya konu suçuninsanlığa karşı işlenmiş bir suç olması nedeniyle dava zamanaşımı süresine tabiolmadığını da belirtip soruşturmadaki bazı noksanlıklar ve gecikmelere dikkatçekerek kovuşturmasızlık kararına vekili aracılığıyla itiraz etmiştir.
53. Cizre Sulh Ceza Hâkimliği (Hâkimlik) başvurucunun itirazını3/7/2015 tarihinde reddetmiştir.
54. Hâkimliğin kararı 9/7/2015 tarihinde başvurucu vekilinetebliğ edilmiş olup bireysel başvuru 6/8/2015 tarihinde yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
55. İlgili hukuk için bkz. YasinAğca (B. No: 2014/13163, 11/5/2017, §§ 86, 87, 91-96) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
56. Mahkemenin 9/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
57. Başvurucu öncelikle olay tarihinde on üç yaşında olduğunu,ailesinin tek erkek çocuğu olması nedeniyle ailesinden hiç kimsenin adlimakamlara olay nedeniyle başvuru yapmadığını, babasının güvenlik güçlerinceöldürüldüğüne ilişkin olarak tanık bulunduğunu ve bu hususun doğruluğu tespitedilemese bile devletin babasının ölümü hakkında etkili bir ceza soruşturmasıyürütmekle yükümlü olduğunu belirtip soruşturmadaki bazı eksiklik vegecikmelere de dikkat çekerek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
58. İkinci olarak başvurucu; etkili başvuru hakkının etkilisoruşturma yükümlülüğünden daha geniş olduğunu, babasının ölümüyle ilgilisavunulabilir bir iddiası olmasına rağmen kamu makamlarının konunun özünü elealabilecek fiilen etkili olan bir başvuru yolu sunamadıklarını, ölenin eşi vediğer çocuklarının ifadesinin alınmaması nedeniyle ölenin yakınlarınınsoruşturmaya etkili katılamadıklarını, görgü tanığı F.Ö.nünifadesinin olayın meydana geldiği Jandarma Komutanlığında görevli askerlercealındığını, olayın faillerinin tespit edilemediğini ve uygun bir tazminat daelde edemediğini ifade ederek yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuruhakkının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
59. Son olarak başvurucu, herhangi bir gerekçe belirtmedenkendisi yönünden kötü muamele yasağı ve bu yasakla bağlantılı olarak etkilibaşvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
60. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun etkili başvuru hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialarının özünün babasının ölümü hakkında yürütülensoruşturmanın etkisizliğine ilişkin olduğunu ve başvurucunun tükettiği başvuruyolunu dikkate alan Anayasa Mahkemesi, anılan ihlal iddialarının da yaşam hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir.
61. Bununla birlikte kötü muamele yasağı ve bu yasaklabağlantılı olarak etkili başvuru hakkının hangi nedenle ve nasıl ihlaledildiğine dair başvuru formunda herhangi bir açıklama yapılmadığından sözkonusu ihlal iddiaları hakkında herhangi bir inceleme yapılmayacaktır.
62. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
" Herkes,yaşama... hakkına sahiptir."
63. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
1. İncelemenin KapsamıYönünden
64. Yaşam hakkının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediğikonusunda bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak nitelikte makulşüphenin ötesinde kanıt Anayasa Mahkemesinin elinde bulunmamaktadır. Bir başkaifadeyle olayın gerçekleştiği koşullar bir değerlendirme yapılmasına imkânsağlayacak nitelikte tespit edilememiştir. Bu sebeple inceleme, yaşam hakkınınetkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutu ile sınırlı olarakyapılmıştır.
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Genel İlkeler
65. Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutu konusundabenimsediği genel ilkelere göre şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen cezasoruşturmasının etkililiği için;
i. Soruşturma makamlarının resen ve derhâl harekete geçerek ölümolayını aydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütündelilleri tespit etmeleri (Serpil Kerimoğluve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 57),
ii. Kamu görevlilerinin karıştığı iddia edilen ölümlere ilişkinsoruşturmaları yürüten soruşturma makamlarının olaya karışmış olabilecekkişilerden bağımsız olması ve soruşturma makamlarının sadece hiyerarşik vekurumsal bağımsızlığının yeterli olmayıp aynı zamanda soruşturmanın fiilen debağımsız olarak yürütülmesi (Cemil Danışman,B. No: 2013/6319,16/7/2014, § 96),
iii. Ceza soruşturmasının fiilen hesap verilebilirliği sağlamakiçin soruşturma sürecinin kamu denetimine açık olması, ayrıca her olayda, ölenkişinin yakınlarının meşru menfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğuölçüde katılmalarının sağlanması (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 58),
iv. Hukuk devletine bağlılığın sağlanması ve hukuka aykırıeylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin engellenmesiamacıyla ceza soruşturması makul bir özen ve süratle yürütülmesi (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013,§ 30) gerekir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
i. SoruşturmaMakamlarının Resen ve Derhâl Harekete Geçmesi Yönünden
66. Başvurucu, babasınınölümü Jandarma Komutanlığının bir yazısı üzerine nüfusa işlendiğinden kollukgörevlilerinin ölüm olayından haberdar olduğunu, ancak CumhuriyetBaşsavcılığına müracaat etmesi üzerine ölüm olayı hakkında soruşturmabaşlatıldığını ve olay tarihindeki yaşının küçüklüğü ve ailenin tek erkekevladı olması nedeniyle diğer aile bireylerinin ölüm olayını adli makamlarabildirmediğini ileri sürmüştür.
67. Evvela somut olayda A.D.ningüvenlik güçlerince öldürüldüğü ileri sürüldüğünden olaya karışan güvenlikgüçleri tarafından ölüm olayının adli makamlara bildirilmesini beklemek makuldeğildir. Ayrıca adli makamların başvurucunun şikâyetinden önce ölüm olayındanhaberdar olduğuna dair bir iddia bulunmadığı gibi bu hususa işaret edenherhangi bir bilgi de mevcut değildir.
68. İkincisi temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözümekavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerininbu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir.Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun ihlal iddialarınıöncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında sunması, dava ve başvurusunutakip etmek için gerekli özeni göstermesi gerekmektedir (Rıfat Bakır ve diğerleri, B. No:2013/2782, 11/3/2015, § 45; Bayram Gök,B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).
69. Başvurucu olay tarihinde on üç yaşında bir çocuk olsa dabaşvurucunun annesi ile reşit olan iki kız kardeşinin olayı adli makamlarabildirme imkânları mevcuttur. Ayrıca başvurucu reşit olduktan sonra da -olanağıbulunmasına rağmen- 15/3/2012 tarihine kadar olayı adli makamlarabildirmemiştir. Başvurucunun konuyu adli makamlara intikal ettirmesinden sonraise Cumhuriyet Başsavcılığınca derhâl soruşturma başlatılmıştır. Bu nedenlesoruşturma makamlarının ölüm olayından haberdar olur olmaz resen hareketegeçmediği söylenemez.
ii. SoruşturmanınBağımsızlığı Yönünden
70. Başvurucu, tanık F.Ö.nünifadesinin olayın meydana geldiği Jandarma Komutanlığında görevli askerlercealındığını belirterek soruşturmanın bağımsız yürütülmediğini ima etmiştir.
71. Başvurucu olaydan yaklaşık on sekiz yıl sonra adli makamlarıhaberdar ettiğinden soruşturmada görev alan kolluk memurlarının olaya karışmışolabilecek kişilerden bağımsız olmaması düşünülemez. Dahası Cumhuriyet savcısıyaptırdığı teşhis işlemi esnasında F.Ö.nün beyanınıtespit etmiş, başvurucunun ve A.D.yi defnettiği iddiaedilen M.G.Ü., A.E. ve M.Ü.nün beyanlarını da bizzatalmıştır. Bu bakımdan başvurucunun babasının ölümü hakkında yürütülensoruşturmanın yeterince bağımsız olduğu sonucuna varılmıştır.
iii. Soruşturmanın Eksiksizliği(Ölüm Olayını Aydınlatabilecek ve Sorumluların Belirlenmesini SağlayabilecekBütün Delillerin Toplanması)Yönünden
72. Başvurucu; Cumhuriyet savcısının olay yerine gidip görgütanıklarını tespit etmediğini, klasik otopsi işlemi için cesedin mezardançıkarılmadığını, olay tarihinde Jandarma Komutanlığında görevli kollukamirlerinin beyanlarının alınmadığını öne sürmüştür.
73. Daha önce de belirtildiği gibi başvurucu, soruşturmamakamlarını babasının ölümünden on sekiz yıl sonra haberdar etmiştir. Bunedenle Cumhuriyet savcısının olayın hemen akabinde olay yerini inceleyip görgütanıklarını tespit etmesi doğal olarak mümkün değildir. Unutulmamalıdır kiolayın gerçekleştiği zamanda ve yerde ilk anda yürütülecek soruşturma işlemleriçok büyük önem arz etmektedir. Geçen zamanla birlikte kaçınılmaz bir şekildedelillerin kaybolması, tanıkların yer değiştirmesi ve yaşananları hatırlamanıngüçleşmesi gibi nedenlerle delil toplama ve olayın gerçekleşme şeklinibelirlemenin giderek zorlaşacağı açıktır (YavuzDurmuş ve diğerleri, B. No:2013/6574, 16/12/2015, § 62).
74. Cumhuriyet Başsavcılığı birkaç kez teşebbüs etmesine rağmen A.D.nin mezarının açılması işlemini gerçekleştirememiş isede 19/12/2012 tarihli beyanında başvurucu, annesinin A.D.ningömüldüğü mezar konusunda emin olamadığını belirtip (bkz. § 24) mezarınbulunduğu mezarlığın harabe vaziyette olduğuna değinerek mümkün ise mezar açmaişlemi yapılmadan soruşturmaya devam edilmesini istemiştir. A.D.yidefnettikleri ileri sürülen ve beyanı saptanan tanıklar da A.D.ninmezarının bulunduğu yeri bilmediklerini ifade etmişlerdir (bkz. §§ 11, 36). Ohâlde somut olayın koşullarında on sekiz yıl önce öldüğü iddia edilen A.D.nin ölüm sebebinin tespiti için mezarın açılamaması bireksiklik olarak kabul edilemez.
75. Soruşturmaya konu olayın tek tanığı olan F.Ö. A.D.ye ateşeden kişinin eşkâlini hatırlamadığını beyan edip (bkz. § 36) Güçlükonak'tateğmen, üsteğmen ve yüzbaşı rütbesiyle görev yapan kişilere ait resimlerebakarak teşhiste bulunamadığından Jandarma Komutanlığında görevli kollukamirlerinin beyanlarının alınmaması da başvuruya konu soruşturma yönünden birnoksanlık değildir.
iv. Ölenin YakınlarınınMeşru Menfaatlerini Korumak İçin Soruşturma Sürecine Yeterli Ölçüde KatılımıYönünden
76. Soruşturmaya etkili biçimde katılamadığına dair bir iddiadabulunmayan başvurucu, annesi ve kardeşlerinin ifadelerinin alınmaması nedeniyleölenin yakınlarının soruşturmaya etkili katılamadıklarından yakınmıştır.
77. A.D.nin eşi ve başvurucu dışındakiçocuklarının soruşturmaya katılımlarının soruşturma makamlarınca engellendiğinedair bir iddianın bulunmadığını vebaşvurunun sadecebaşvurucu tarafından yapıldığını dikkate alan Anayasa Mahkemesi, başvuruya konusoruşturmada meşru menfaatlerini korumak için ölenin yakınlarının soruşturmasürecine yeterli ölçüde katılımı açısından bir eksiklik görmemiştir.
v. Soruşturmanın MakulSürat ve Özenle Yürütülmesi Yönünden
78. Başvurucu; ölümkaydına dayanak teşkil eden belgelerin 2014 yılında Nüfus Müdürlüğündenistendiğini, ilk tanık ifadesinin olaydan yaklaşık yirmi yıl sonra alındığınıve soruşturmanın 19 yıllık süresinin çok uzun olduğu görüşündedir.
79. İlk olarak belirtilmelidir ki başvurucunun soruşturmamakamlarını olay hakkında bilgilendirdiği tarih ile soruşturmanın sonuçlandığıtarih arasında geçen süre yaklaşık 3 yıl 3 ay gibi makul bir süredir.
80. İkinci olarak, ifadesine başvurulan kişiler A.D.nin ölümünün soruşturma makamlarına bildirilmesindensonra kısa bir süre içinde dinlenmiştir.
81. Son olarak ölüm kaydına dayanak teşkil eden belgelerin 2014yılında Nüfus Müdürlüğünden istenmesi hususu tek başına soruşturmanınözensizliğine işaret etmemektedir. Soruşturmanın genel olarak özensizyürütüldüğünü gösteren bir durum da bulunmamaktadır. Bu nedenle başvuruya konuedilen soruşturmanın makul sürat ve özenle yürütülmediğinin söylenemeyeceğisonucuna ulaşılmıştır.
vi. Sonuç
82. 1994 yılında gerçekleştirildiği öne sürülen olaya ilişkin15/3/2012 tarihli şikâyet üzerine yürütülen soruşturma sonucunda yaşam hakkınınihlal edildiği iddialarının gerçekliğinin tespitinin ve varsa sorumlularınbelirlenerek etkili bir şekilde cezalandırılmalarının sağlanamamış olmasında,iddia edilen olay tarihi ile başvurucunun ihbarı sonucunda soruşturmanınbaşlatıldığı tarih arasında geçen on sekiz yıllık sürenin etkili olduğuşüphesizdir. Anılan zaman zarfında başvurucunun savlarını -etkili soruşturmayürütülmesinin mümkün olduğu bir dönemde ve bu konuda resen tespit edilmiş veyabaşvurucu tarafından ortaya konmuş herhangi bir engelleyici durumun mevcudiyetide söz konusu olmamasına rağmen- soruşturma makamlarının önüne taşımamışolmasından bu makamların sorumlu tutulması dolayısıyla yaşam hakkı bağlamındadevlet tarafından etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kabulüolanaklı değildir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. Ahmet Bulut ve Ahmet Bulut, B. No:2014/15696, 17/5/2016, § 30).
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.