TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAİT AYAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/35488)
Karar Tarihi: 30/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Murat GÜVEN
Başvurucu
:
Sait AYAZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 25/11/2016 ve 9/2/2017 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2017/7642 numaralı bireysel başvuru dosyasının kişiyönünden hukuki irtibat nedeniyle 2016/35488 numaralı bireysel başvuru dosyasıile birleştirilmesine karar verilmiştir.
5. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Üçüncü Komisyontarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası bakımından kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, diğer temel hak ve özgürlüklerinihlal edildiğine yönelik iddiaların ise kabul edilemez olduğuna kararverilmiştir. Komisyon ayrıca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararvermiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilenbir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülkegenelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; MehmetHasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
11. Sayıştay Başkanlığında uzman denetçi olarak çalışanbaşvurucu 22/7/2016 tarihinde anılan Kurumdaki görevinden -FETÖ/PDY'ye yönelikyürütülen idari soruşturma kapsamında- uzaklaştırılmıştır. Başvurucu daha sonra15/8/2016 tarihli ve 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevindençıkarılmıştır.
12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanFETÖ/PDY'nin Sayıştaydaki yapılanmasıyla bağlantılı olarak başvurucunun daaralarında bulunduğu şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmıştır.
13. Başvurucu 19/10/2016 tarihinde konutunda yapılanarama sonrasında gözaltına alınmıştır. Bu arama sırasında başvurucunun ceptelefonu ve diğer dijital materyallerine el konulmuştur. Başvurucu, Ankara İlEmniyet Müdürlüğüne (Emniyet) getirilerek 27/10/2016 tarihine kadar buradagözaltında tutulmuştur.
14. Emniyet görevlileri tarafından ifade alma işlemisırasında başvurucuya FETÖ/PDY üyesi olma ve 15 Temmuz darbe girişimi ileilgili isnatlar yöneltilmiştir. Bu işlem esnasında bir müdafi de hazırbulundurulmuştur. Başvurucu 25/10/2017 tarihli ifadesinde özetle SayıştayBaşkanlığınca açılan sınavı 1992 yılında kazandığını, eğitim ve çalışma hayatıboyunca FETÖ/PDY ile bir irtibatının bulunmadığını, Bank Asyadan kredi çekerek2004 yılında Asya Termal isimli tatil köyünden devre mülk aldığını ve bu devremülkü 2010 yılında sattığını, çocuklarını üniversite hazırlık döneminde MaltepeDershanesine gönderdiğini ve onlara deneme sınavı almak için Zaman gazetesineabone olduğunu, 2014 yılında bu aboneliği sonlandırdığını beyan etmiştir.
15. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlıterör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 27/10/2016 tarihinde-başka şüphelilerle birlikte- Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevkedilmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu Hâkimlikçe 27/10/2016 tarihindeyapılmıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya yüklenen suç anlatılmış,başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu,Emniyetteki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamaları kabul etmemiştir.Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair delil bulunmamasınedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.
17. Başvurucu, Hâkimlik tarafından yapılan sorgusununardından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 27/10/2016 tarihindetutuklanmıştır. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"CMK'nın 100 ve devamı maddelerigereğince suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesi altında olduğunugösteren somut olguların bulunması, delilleri yok etme gizleme değiştirmeihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilen suçunniteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşu veatılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşımasıdikkate alınarak ... isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ayrıayrı tutuklanmasına ... [kararverildi.]"
18. Başvurucu 4/11/2016 tarihinde tutuklama kararınaitiraz etmiş, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/11/2016 tarihinde "...tutuklamakararı ve bu karara dayanak dosya kapsamının incelenmesinde, Ankara 8. SulhCeza Hakimliğinin 2016/494 Sorgu sayılı kararında herhangi bir isabetsizlikbulunmadığı..." gerekçesiyle itirazın kesin olarak reddine kararverilmiştir.
19. Başvurucu, anılan kararı 30/1/2017 tarihindeöğrendiğini beyan etmiştir.
20. Başvurucu 9/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur (2017/7642 numaralı başvuru, bkz. § 4).
21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 20/10/2017 tarihindesoruşturmanın geldiği aşamayı ve mevcut delil durumunu değerlendirerekbaşvurucunun tahliyesini talep etmiştir.
22. Başvurucu, Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/10/2017tarihli kararı ile tahliye edilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
" ...şüphelinin sabit ikametgahsahibi olduğu, soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle(toplanan deliller itibariyle şüphelinin BYLOCK kullanıcısı olduğuna dairtespit bulunmaması ve tutuklu kaldığı süre gözetilerek) tutuklama tedbirinindevamının artık gereksiz olduğu kanaatine varılmakla, ... tahliye talebininkabulüne ... [kararverildi.]"
23. Anayasa Mahkemesi 24/9/2018 tarihinde, soruşturmamercilerinden başvurucuya yönelik tutuklamaya ve tutukluluğun devamına esasteşkil eden delillerin bildirilmesini istemiş olup Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı 26/9/2018 tarihli cevap yazısıyla başvurucu hakkında verilentutuklama ve tutukluluk hâlinin devamına yönelik kararlar ile tutuklulukhâlinin uzatılmasına dair başvurucunun itiraz dilekçelerini göndermiştir.
24. Başvurucunun konutunda yapılan arama esnasında elkonulan tüm dijital materyallere ilişkin olarak Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda düzenlenen 23/3/2018tarihli bilirkişi inceleme tutanağında; başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlıolunduğunu ortaya koyacak herhangi bir bilgi, belge, kayıt ve şifrelihaberleşme programına rastlanmadığı belirtilmiştir.
25. Başvurucu hakkındaki soruşturma, bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
26. İlgili hukuk için bkz. Özcan Güney, B. No:2017/20709, 15/11/2018, §§ 30-38.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
27. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu; somut suç şüphesi ve somut delillerbulunmadan hukuken geçersiz bir şekilde hakkında tutuklama kararı verildiğini,delilleri karartma ve kaçma şüphesi olmadığı hâlde koşulları oluşmadan verilentutuklama kararı dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkındaki soruşturmayaFETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu değerlendirilerek ve kamu görevinden ihraçedilmesi kararına dayanılarak başlandığı, başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındaincelenmesi ve başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru biramacının olup olmadığı değerlendirilirken tutuklama kararının verildiği andakigenel koşulların göz ardı edilmemesi gerektiği, darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalardadelillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalmasının söz konusu olabileceği, tutuklama kararının gerekçesindenbaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suç şüphesini gösterensomut delillere dayanıldığının anlaşıldığı, tutuklamaya dair verilen kararlarailişkin gerekçeler kapsamında tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağıifade edilmiştir.
30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genelhatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
33. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğunun hukukiolmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. UygulanabilirlikYönünden
34. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinkullanılmasının durdurulması" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetimveya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlardada, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişininyaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din,vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayısuçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ilesaptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
35. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
36. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
37. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığıanlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
3. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
39. Genel ilkeler için bkz. Özcan Güney, B. No:2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,9/1/2020, §§ 38-45.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
40. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, darbeteşebbüsü ve arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubuolduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üyeolma suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtibulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
42. Hâkimliğin tutuklama kararında, başvurucu yönündenkuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna ve tutukluluğunölçülü olduğuna genel olarak değinilmiş; herhangi bir ayrıntıya yerverilmemiştir (bkz. § 17). Tutuklamaya itirazın reddine ilişkin kararda dagenel ifadelerle Hâkimlikçe verilen söz konusu tutuklama kararında usul veyasaya aykırılık görülmediği ifade edilmiştir (bkz. § 18).
43. Anayasa Mahkemesi, soruşturma makamlarındanbaşvurucuya yönelik tutuklamaya ve tutukluluğun devamına esas teşkil edendelillerin bildirilmesini istemiş; gelen cevap yazısında, başvurucu hakkındaverilen tutuklama ve tutukluluk hâlinin devamına yönelik kararlar iletutukluluk hâlinin uzatılmasına dair başvurucunun itiraz dilekçeleriningönderildiği görülmüştür (bkz. § 23).
44. Başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen soruşturmanın bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyladerdest olması nedeniyle soruşturma mercilerinin suçlamaya esas aldıklarıolguları gösteren ve bu olgulara yönelik değerlendirmelerini içeren asılbelgeler olan tutuklama talep yazısı ve tutuklama kararında yer verilentespitler temelinde bir inceleme yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
45. Tutuklama sevk yazısından ve tutuklama kararındananlaşılamamakla birlikte bireysel başvuru formu içeriği ve Bakanlık görüşüdikkate alındığında başvurucu hakkındaki soruşturmanın 672 sayılı KHK ilebaşvurucunun kamu görevinden çıkarılması sonucunda başladığı görülmektedir.
46. Anayasa Mahkemesi darbe teşebbüsü sonrasında ilanedilen olağanüstü hâl döneminde alınan kamu görevinden veya meslekten çıkarmatedbirlerinin özellikleri ve bu tedbirlerin uygulanabilmesi için gereklişartların niteliği birlikte dikkate alındığında görevden uzaklaştırma ve/veyameslekten ihraç tedbirlerinin uygulanmasının -tek başına- suç işlendiğine dairkuvvetli bir belirti olarak kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varmıştır (MustafaBaldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 70; Mustafa Açay, B. No:2016/66638, 3/7/2019, § 54; Ali Aktaş, B. No: 2016/14178, 17/7/2019, §53; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, § 104; ZaferÖzer, § 58). Somut başvuruda da anılan kararlarda varılan sonuçlardanayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
47. Öte yandan başvurucunun Emniyette verdiği ifadede;çocuklarını FETÖ/PDY ile bağlantılı bir dershaneye gönderdiğini veörgütle iltisaklı olduğu gerekçesiyle kapatılan Zaman gazetesine abone olduğunubeyan ettiği görülmektedir (bkz. § 14).
48. Terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olanYargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik kararlarında (E.2018/7220, K.2019/3659;E.2018/6390, K.2019/2961; E.2018/5527, K.2019/2206) kişilerin çocuklarınınFETÖ/PDY ile bağlantılı okul veya dershanelere göndermesinin örgütsel birfaaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununFETÖ/PDY'nin illegal yönünü ve çocuklarının öğrenim gördüğü dershane ile buyapılanma arasındaki bağlantıyı bilerek örgüte destek vermek amacıylaçocuklarını bu dershaneye gönderdiğine dair olgular soruşturma mercilerinceortaya konulamamıştır. Buna göre başvurucunun örgütsel bir ilişki içinde ya daörgütün amaçları doğrultusunda hareket ettiğine ilişkin kanaat oluşmasınısağlayacak nitelikteki olgular ortaya konulmadan sadece çocuklarını FETÖ/PDYile bağlantısı olan bir dershaneye göndermesinin suç işlediğine dair kuvvetlibir belirti olarak kabulü mümkün değildir.
49. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik kararlarında(E.2018/5167, K.2019/3211; E.2017/3174, K.2019/2244; E.2019/6400, K.2020/139)kişilerin örgütle bağlantılı gazete veya dergilere (bu kapsamda Zamangazetesine) abone olmalarının örgütsel bir faaliyet olarak kabul edilemeyeceğibelirtilmiştir. Yukarıda dershane hususuyla ilgili yapılan değerlendirmeningazete yönünden de geçerli olduğu söylenebilir. Bu çerçevede kişilerinbaşkalarını Zaman gazetesi abonesi yaptırmaya çalışması hâlinde bunun örgütselbir yönünün olduğu söylenebilir. Ancak somut olayda bu yönde bir tespit ya daiddia bulunmamaktadır. Dolayısıyla anılan hususun kuvvetli suç belirtisi olarakkabulü mümkün görünmemektedir
50. Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındangönderilen belgelerde de başvurucunun isnat edilen suçu işlediğine dairkuvvetli belirti niteliğinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır (bkz. § 23).Öte yandan başvurucudan elde edilen dijital materyaller üzerinde yapılanbilirkişi incelemesinde başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu ortayakoyacak herhangi bir bilgi, belge, kayıt ve şifreli haberleşme programına darastlanmadığı belirtilmiştir (bkz. § 24).
51. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespitve değerlendirmeler kapsamında somut olayda tutuklama için gerekli olan suçişlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığı sonucunavarılmıştır.
52. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
53. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelereaykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
54. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nınolağanüstü dönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını vesınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
4. Anayasa'nın15. Maddesi Yönünden
55. Anayasa Mahkemesi daha önceki pek çok kararında olağanüstühâl döneminde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımınındurdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesinin suç işlendiğinedair belirtilerin varlığı ortaya konulmadan gerçekleştirilen tutuklamalarımeşru kılmadığına, suç işlendiğine dair belirti olduğu ortaya konulmadantutuklama tedbirinin uygulanmasının durumun gerektirdiği ölçüde bir müdahaleolmadığına karar vermiştir (Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092,11/1/2018, §§ 105-110; Mehmet Hasan Altan (2), §§ 152-157; TurhanGünay [GK], B. No: 2016/50972, 11/1/2018, §§ 83-89; Mustafa Baldır,§§ 83-88).
56. Somut olayda bu kararlardan ayrılmayı gerektiren biryön bulunmamaktadır. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındakikişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
57. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiylebirlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
58. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
59. Başvurucu tahliyesine karar verilmesi istemiylebirlikte 250.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
60. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
61. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
62. Başvurucu hakkındaki tutuklamanın hukuki olmamasınedeniyle Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Soruşturma sürecinde 20/10/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesinekarar verilmiştir ve tutukluluk hâli sona ermiştir.
63. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
C. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına (S.2017/171314) GÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.